Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Felçli Yavuz Selim Öğretmen 950 gündür cezaevinde tutsak!

Yüzde 54 ortopedik engelli, kulağı duymayan ve ileri derecede böbrek hastası olan Yavuz Selim Burgu, 950 gündür Kayseri Bünyan Cezaevinde tutuklu.

BOLD – Davası görülürken hakimin “Sakatsın ayağa kalkamıyorsun zaten, otur” dediği matematik öğretmeni Yavuz Selim Burgu’nun eşi Rukiye Burgu, bir engelli eşi olarak yaşadıklarını sosyal medyadan paylaştı.

“Keşke sosyal medyada sevgi pıtırcıklı, engelli adayıyız tweetleri ile sorun çözülse. Yüzde 54 ortopedik engelli, kulağı duymayan, ileri derecede böbrek hastası 950 gündür cezaevinde. 950 gün uzun bir zaman. Engelli bir adam için daha uzun. 5275 sayılı yasa ne zaman uygulanacak” dedi.

Eşinin cezaevinde 3 kez düştüğünü ifade eden Rukiye Burgu, ciddi bir sorun oluşmadığı için şükrettiğini ifade etti.

YERİNDEN KALKIP ÇAY BİLE ALAMIYOR

Dünya Engelliler Günü ile ilgili oğluna verilen ödevi görünce çok üzüldüğünü ve uzun süre etkisinden kurtulamadığını belirten Rukiye Burgu, “Oğlumun ödevi #dünyaengellilergünü ile ilgiliydi. Konusu engellilerin karşılaştıkları sorunlar ve yaşadıkları mağduriyetler. Yerinden kalkıp çayını bile alamayan, buna rağmen 32 aydır tutuklu, felçli bir babanın çocuğu olarak ne yazdı ödevine cesaret edip bakamadım.” ifadelerini kullandı.

5276 sayılı Ceza İnfaz Kanuna göre cezaevinde hayatını yalnız idame ettiremeyen tutukluların cezası ne olursa olsun hasta iyileşinceye kadar ertelenmesi gerekiyor. Yavuz Selim Burgu, Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklandı ve 8 yıl 9 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onaylandı. Yavuz Selim Burgu’nun cezaevinde yaşadıklarını ilk insan hakları savunucu ve HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu gündeme getirmişti.

Cezaevinde üç kez düşen Yavuz Selim Burgu, çayını bile alamayacak kadar hasta bir tutuklu.

Ortopedik engelli Yavuz Selim Burgu 2023’e kadar cezaevinde kalacak

Gündem

Uşak Valisi vatandaşları azarladı: “Sosyal mesafeyi ayarlayın sosyal mesafeyi…”

Uşak Valisi Funda Kocabıyık, sokağa indi ve vatandaşa sosyal mesafe ayarı verdi. Dip dibe yürüdüğü ekibine bakmadan sokaktaki Uşaklıları birbirlerine yakın durdukları gerekçesiyle azarladı.

BOLD – Uşak’taki işlek caddelerde denetim yapan Uşak Valisi Funda Kocabıyık ve yardımcılarının vatandaşlara ve görevli polis memurlarına tavrı tepki çekti. Vali Kocabıyık cadde üzerinde birbirine yakın yürüyen vatandaşları ‘Sosyal mesafeyi ayarlayın sosyal mesafeyi. İnsanlar çok dip dibe” diyerek azarladı. Kocabıyık daha sonra polislere yönelerek, ‘Düzeltin oraları. Hadi! Herkes!’ diye emirler yağdırdı.

‘MESELEYİ YANLIŞ ANLAMIŞSINIZ’

Sosyal medyada dolaşıma giren görüntüler tepki topladı. Gazeteci Yıldıray Oğur, vatandaşları ve polisleri çocuk azarlar gibi azarlayan Vali Kocabıyık’ı, ”Uşak sadece ilin adı Vali hanım, tamamen yanlış anlamışsınız meseleyi!” sözleriyle eleştirdi.

Kıvanç Tatlıtuğ koronavirüs şüphesiyle hastaneye yatırıldı

Okumaya devam et

Gündem

Doğu Türkistan feryadı: “İki abim, iki ablam ve engelli annemden haber alamıyorum”

Doğu Türkistan’daki insan hakkı ihlalleri bitmek bilmiyor. İki yıldır ailesinden haber alamayan Ömer Hamdullah, Çin’in 100 milyon dolardan fazla mallarına el koyduğunu söyledi.

BOLD – 2017 yılında İstanbul’a yerleşen Ömer Hamdullah,  tekerlekli sandalyeye mahkum olan annesi, iki ablası ve iki abisiyle ilgili bir video hazırlayıp sosyal medya hesabından yayınladı.

Ömer Hamdullah, “Anam, iki ağabey ve iki ablamla Doğu Türkistan’ın Korla şehrinde yaşıyorduk. Yaşıyorduk, diyorum çünkü şu an kim, nerede tam bir bilgi almak güç, hatta imkansız. 43 yaşındaki abim Rozi Hamdullah, 37 yaşındaki abim Muhammed Hamdullah ile birlikte emlak işinde çalışıyor ve evin geçimini temin ediyorlardı. Abilerim Ekim 2017 ve Aralık 2017’de tutuklanıp 25 ve 15 yıl hapse mahkum edildiler” dedi.

2013 yılında Medine İslam Üniversitesi İlahiyat bölümünü kazanan ve babasıyla Suudi Arabistan’a yerleşen Ömer Hamdullah, abileri tutuklandıktan sonra bitmek üzere okulunu bırakıp İstanbul’a yerleşmeye karar verdiğini söyledi. Babasının da Arabistan’da hayatını kaybettiğini belirtti.

ABİLERİM TÜM MAL VARLIKLARINA EL KONULDU

Ailesinin tutuklanması için hiçbir gerekçe olmadığını belirten Hamdullah, “Abilerimin sahip oldukları tüm mal varlıklarına el konuldu. Restoranlar, inşaatlar, ev, banka birikimleri… Devlet 100 milyonda dolardan fazla malımıza el koydu. Yapım aşamasındaki inşaat tesisleri kapatıldı” ifadelerini kullandı.

TEK SUÇU UYGUR TÜRKÜ OLMALARI

Hamdullah şöyle devam etti: “Onların tek suçu Uygur Türkü olmaları ve helal ticaret yoluyla servet sahibi olmasıdır. Hiçbirinin gözümde zerre değeri yok, yaşıyor olduklarını bilsem yetecek. Hücrelerde Çinli gardiyanların önü alınamaz öfke ve nefreti ile baş başa kaldılar. Orada ne ile karşı karşıya olduklarını, ne gibi işkencelere maruz kaldıklarını bilmek bile istemiyorum. Siz de belki bilmiyorsunuz ancak ben hep duyardım dillere destan o ünlü Çin işkencesini. ”

ANNEM BAKIMA MUHTAÇ, ENGELLİ

Hensahan Samet Hamdullah (60)

Ömer Hamdullah, ablaları ve annesiyle ilgili ise şöyle konuştu:

“Büyük ablam Zeynigül Hamdullah 35 yaşında. kinci ablam Havagül Hamdullah 33 yaşında. Ağabeylerim tutuklandıktan sonra ailemin bu diğer fertlerinden hiç haber alamadım. Diri ya da ölüler mi? Bir kampta ya da bir fabrikadalar mı? Çok acı çekiyorlar mı? Neler yaşamak zorunda kaldılar, hiçbir şey bilmiyorum. O kadar yoruldum ki acı çekmekten… Artık bilmek de istemiyorum. Anacığım… Altmış yaşında, tekerlekli sandalyeye bağımlı. Bakıma muhtaç, engelli. Birinin desteği olmadan hayatta kalamayacak durumda. Nerede, ne durumda bilmiyorum.

“BEN UYGUR TÜRKÜYÜM, SİZDEN BİRİYİM”

Biliyor musunuz, tüm bunlar yaşanmadan önce tüm gençler gibi benim de hayallerim, yaşam hedeflerim vardı. Nedense yarını bile düşünmek gelmiyor içimden. Geçmişini yitiren, geleceğine sarılamıyor ne yazık ki… Ben Türk’üm! Ben Uygur Türk’üyüm. Sizden biriyim. Şu anda tüm ülkelerdeki ilgili kurum ve yetkililerden ailemden haber alma konusunda araştırma yardımında bulunmalarını, sebebsiz tutuklanan ağabeylerim için Çin hükümetinden, onların özgürlüğünü geri vermeleri ve ailemle iletişim engelini iptal edilmesini talep ediyorum.”

Muhammed Hamdullah (37)

Rozi Hamdullah (43)

Ömer Hamdullah (30), hazırladığı videoyu Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere 3 dilde yayınladı.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA NE OLUYOR?

Sincan bölgesinde ve Çin’in değişik yerlerinde gerçekleşen saldırıların ardından bu eylemlerden Uygurları sorumlu tutan Çin hükümeti, 2014 yılından itibaren ‘teröre karşı halk mücadelesi’ adı altında yeni bir süreç başlattı. Birleşmiş Milletler’e (BM) göre 1 milyon civarında Müslüman Uygur Türkü Çin’in ‘eğitim merkezi’ olarak dünyaya tanıttığı toplama kamplarında tutuluyor.

Müslüman Uygur Türklerini kamplarda topladığı yönündeki suçlamaları reddeden Pekin, Doğu Türkistan genelinde inşa edilen söz konusu yapıları, dünyaya “eğitim merkezi”, “rehabilitasyon merkezi” ya da “mesleki eğitim merkezi” olarak lanse ediyor.

Uydu görüntüleri, Doğu Türkistan çöllerinde inşa edilen ve içinde yüz binlerce Uygur Türkü’nün tutulduğu toplama kamplarının son bir yılda tam 3 katı büyüdüğünü ortaya koyuyor.

Çin’in 1949 yılından bu yana hakimiyeti altında tuttuğu Doğu Türkistan’ın kırsal kesimlerinde etrafı yüksek duvarlarla çevrili inşaatlar devam ediyor. Reuters, BBC gibi ajanslar bu kampları ziyaret etti ve sadece izin verilen bölümlerin görüntüleri çekilebildi. Etrafı kalın duvarlarla çevrili eğitim kamplarında güvenlik kulübesinden gözetleme kulelerine ve dikenli tellere her şey mevcut.

Kamplarda Uygurlara yönelik kültürel ve dini kısıtlama ve baskılar 2009 yılından itibaren giderek hız kazandı. Erkeklerin sakal bırakması ve kadınların uzun kıyafet giymesi kısıtlanırken halkın düğünlerde alkol kullanmaya zorlanması da bu uygulamalardan bazıları.

Doğu Türkistan’ın koronavirüsten ne kadar etkilendiği bilinmiyor: Devlet Sırrı!

Okumaya devam et

Gündem

Diyanet’ten Erdoğan’ın ‘yardım’ kampanyasına fetvalı destek!

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘zekatlarınızı verebilirsiniz’ dediği korona kampanyası ile ilgili Diyanet’ten açıklama: “Zekatların bugünlerde ulusal düzeyde başlatılan dayanışma kampanyaları vasıtasıyla toplanıp hak sahiplerine ulaştırılması caizdir.”

BOLD – Koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele kapsamında dünya geneli devletler vatandaşlarına ekonomik destek paketleri açıkladı.

RAMAZAN GELMEDEN ZEKATLARI VEREBİLİRSİNİZ

Türkiye’de ise AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Zekatlarınızı da Ramazan gelmeden verebilirsiniz” diyerek yardım kampanyası başlattı.

Muhalefet partilerinden ve toplumun genelinden eleştiri alan kampanya ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) açıklama yaptı.

ÇOK SAYIDA SORU GELDİĞİ İÇİN AÇIKLAMA YAPILMIŞ

DİB’in açıklamasında “Zekatların bugünlerde ulusal düzeyde başlatılan dayanışma kampanyaları vasıtasıyla toplanıp hak sahiplerine ulaştırılması caizdir” denildi.

İşte o açıklamadan bazı bölümler:

– Bütün dünya ile birlikte ülkemizi de etkisi altına alan Kovid-19 salgını sebebiyle mağdur olan dar gelirli vatandaşlarımıza destek olmak üzere ilan edilen dayanışma kampanyalarına zekât ile katkıda bulunabilme hususunda çok sayıda soru yöneltilmesi üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur:

YOKSULLARA, DÜŞKÜNLERE, BORÇLULARA VERİLMESİ ŞART

– Zekât, şartlarını taşıyan Müslümanların yılda bir defa yerine getirmekle yükümlü oldukları mali bir ibadet olup geçerli olması bir takım şartlara bağlanmıştır. Verilen zekâtın geçerli olması için zekât niyetiyle Kur’an-ı Kerim’de belirtilen yoksullar, düşkünler, borçlular gibi ihtiyaç sahiplerine aynî veya nakdî olarak verilmesi gerekir. (Tevbe, 9/60)

AÇILAN HESAPLARA ZEKAT NİYETİYLE YATIRILMALI

– Zekât, söz konusu kimselere mükellefler tarafından doğrudan verilebileceği gibi aracı bir organizasyon vasıtası ile vekâleten de ödenebilir. Açılan zekât hesabına zekât niyetiyle para yatırmakla da vekâlet gerçekleşmiş sayılır. Bu çerçevede zekâtların bugünlerde ulusal düzeyde başlatılan dayanışma kampanyaları vasıtasıyla toplanıp hak sahiplerine ulaştırılması da caizdir.

İHTİYAÇ SAHİPLERİNE ULAŞTIRMADA HASSASİYET GEREKLİ

– Burada dikkat edilmesi gereken husus, bu tür kampanyalara zekâtını yatıran mükellefin yatırdığı meblağın zekât olduğunu belirtmesi, yetkililerin de zekât fonunda toplanan bu paraların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması konusunda gereken hassasiyeti göstermesidir.

NEFSİNİ YÜCELTECEK KALBİNİ HUZURLA DOLDURACAK

– Yüce Allah’ın kendisine lütfettiği malını başkalarıyla cömertçe paylaşması, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu güçlendirecek, sıkıntıları hafifletecek, bela ve musibetlerin kalkmasına vesile olacak, toplumsal dayanışmaya büyük katkıda bulunacak, kuşkusuz malını bereketlendirecek, nefsini yüceltip arındıracak ve kalbini huzurla dolduracaktır.

Korona krizinde de vatandaşı borçlandıracaklar

Okumaya devam et

Popular