Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Afganistan’da Japon yardım görevlilerinin aracına saldırı: 6 ölü

Afganistan’ın doğusundaki Nangarhar vilayetinde Japonya’ya ait bir yardım kuruluşu Peace Medical Service’in (PMS) aracına düzenlenen silahlı saldırıda 6 kişi hayatını kaybetti. Ölenler arasında PMS Başkanı Tetsu Nakamura da bulunuyor.

BOLD – Afganistan’da silahlı bir kişinin saldırısı sonucu aralarında Japon bir sivil toplum kuruluşunun yöneticisinin de olduğu 6 kişi hayatını kaybetti. Saldırı Afganistan’ın Celalabad şehrinde yaşandı.

Yetkililer saldırının ardından silahlı kişinin olay yerinden kaçtığını henüz saldırıyı üstlenen kimsenin olmadığını belirttiler.

Japonya’nın Peace Medical Service (PMS) adlı yardım kurumu, Nangarhar vilayetinde 2008 yılından beri su ve tarım yönetimi alanında faaliyet gösteriyor.

73 yaşındaki PMS Başkanı Tetsu Nakamura, ülkede yıllarca yaptığı yardımlarla biliniyor.

ABD, Uygur politikası nedeniyle Çin’e yaptırım öngören tasarıyı onayladı

Dünya

Rus diplomatlar Kuzey Kore’yi tren yolunda drezin iterek terk etmek zorunda kaldı

Kuzey Kore’den ayrılması gereken bir grup Rus diplomat, ülkedeki sıkı koronavirüs önlemleri nedeniyle demiryolunda drezin iterek ülkeyi terk edebildi.

BOLD – Kuzey Kore’de görev sürelerini tamamlayan Rus diplomatların, ailelerini de içeren sekiz kişi, iki ülke arasındaki köprüde Rusya sınırına kadar bir kilometre drezin itti.

Kuzey Kore koronavirüs önlemleri kapsamında neredeyse tüm toplu taşıma araçlarını kullanımdan kaldırmış durumda.

Ülkede bugüne kadar tek bir vaka bile olmadığı açıklansa da gözlemciler bu iddianın gerçeği yansıtmadığı görüşünde.

Kuzey Kore’den uluslararası seyahatler de neredeyse tamamen yasaklandı.

Bu yüzden ülkelerine dönmek isteyen Rus diplomatların önünde bu sıra dışı yolculuk dışında bir seçenek yoktu.


Olayı Facebook sayfasında paylaşan Rusya Dışişleri Bakanlığı, “Sınırlar bir yıldan uzun süredir kapalı olduğu ve seyahat de yasaklandığı için eve dönüş için uzun ve zorlu bir yolculuk gerekti” ifadelerini kullandı.

Bakanlığın paylaştığı fotoğraflarda diplomatların valizleriyle doldurdukları bir drezini ittiği görülüyor.

Bakanlık ‘drezinin motoru” konumundaki kişinin üçüncü katip Vladislav Sorokin olduğu açıklandı.

Sorokin’in ittiği drezin, Tumen Nehri’ni geçerek Rusya’ya ulaştı.

32 SAAT TREN, 2 SAAT OTOBÜS YOLCULUĞU

Yolculuğun tek zorlu kısmı bu değildi.

Sorokin’in üç yaşındaki kızı Varya’nın da yer aldığı grup, Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’dan kendilerini bekleyen drezine ulaşabilmek için 32 saatlik bir tren yolculuğunun ardından iki saat de otobüse binmişti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilileri grubu sınırda karşılayarak otobüsle Vladivostok Havalimanı’na götürdü.

Pandeminin başlamasının ardından pek çok yabancı diplomat Kuzey Kore’yi terk etti, bazı Batılı ülkeler büyükelçiliklerini kapattı.

Tüm uçuşlar durdurulduktan sonra Mart 2020’de Almanya, Rusya, Fransa, İsviçre, Polonya, Romanya, Moğolistan ve Mısırlı diplomatları taşıyan bir uçak Kuzey Kore’den Vladivostok’a uçarak diplomatların drezine mecbur kalmamasını sağlamıştı

Suriye’de sular ısınıyor: ABD İran destekli milisleri, Rusya IŞİD’i vurdu

Okumaya devam et

Dünya

AB liderleri harekete geçti: Aşı pasaportu nedir, kimler destekliyor, endişeler neler?

AB Liderler Zirvesinin ilk günü sona erdi. En tartışmalı gündem maddesi olan aşı pasaportu konusunda henüz detaylı bir karara varılamasa da hazırlık adımlarının atılması kararlaştırıldı.

BOLD – AB liderleri, aşı pasaportu için 3 ay sürecek teknik ve siyasi düzeyde görüşmeler yapılması konusunda anlaştı. Bunun için gelecek üç ay boyunca teknik ve politik açıdan konunun netleştirilmesi adına Brüksel’deki daimi temsilciler birlikte çalışacak. Bu şekilde aşı sertifikalarının yaz aylarında devreye girmesi söz konusu olabilecek.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel

HASSAS KİŞİSEL BİLGİLER OLMAYACAK

Zirve sonrası konuşan Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen aşı pasaportlarının hayata geçmesi halinde bu sertifikalarda asgari gerekli verinin bulunacağını, hassas kişisel bilgilerin ise sadece o kişinin vatandaşı olduğu ülkede tutulacağını kaydetti.

Buna göre sertifikalarda öncelikle hangi aşının vurulduğu, kaç doz yapıldığı ve kişinin bağışıklık seviyesini belirten bir kategori yer alacak. Örneğin kişinin hali hazırda hastalanıp hastalanmamış olduğu, en son testini ne zaman yaptırmış olduğu gibi bilgiler de bulunacak.

Ursula von der Leyen, “Önemli olan ortaya çıkacak olan sistemin bir Avrupa sistemi olması ve uluslararası bir standart ile iş görmesidir. Google ve Apple gibi oyuncuların bu konuda oluşan vakumu görüp Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte çalışmak için girişimlerde bulunduğunu görüyoruz. Ancak bunlar son derece hassas kişisel veriler.” dedi.

MART ZİRVESİNDE YENİDEN ELE ALINACAK

Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel de, “Üye ülkeler AB daimi temsilcilerini konu üzerinde gerekli çalışmaları yapmaları için görevlendirdi. Mart zirvesine kadar bu alanda önemli bir ilerleme sağlamış olacağımızı tahmin ediyorum” dedi.

Almanya Başbakanı Angele Merkel

Almanya Başbakanı Angela Merkel de gelecek üç ay içinde AB nezdinde geçerli, ortak, dijital aşı pasaportu geliştirilmesini beklediğini söyledi. Aşı pasaportunun şu anda az sayıda kişi aşılandığı için seyahat serbestisi bakımından bir rol oynamayacağını söyleyen Merkel ancak buna hazırlanmak gerektiğini belirtti.

Pasaportun aşılananlara kimi avantajlar sağlayabileceğini söyleyen Merkel, pasaportun seyahat serbestisi konusunda tek başına belirleyici olamayabileceğini ifade etti.

AŞI PASAPORTU NEDİR?

Aşı pasaportu, Kovid-19 salgını döneminde ülkeler arası seyahat kısıtlamaları ve salgın tedbirleri sonrası seyahat ve diğer hizmetlere ulaşımın kolaylaştırılması için gündeme geldi.

Avrupa Birliği, uluslararası seyahatlerde aşı pasaportunu isterken, Dünya Sağlık Örgütü, bu uygulamayla ilgili soru işaretleri olduğunu duyurdu.

Aşı pasaportu, restoran, sinema, bar gibi alanlara girişte ve uçaklara erişimde Kovid-19 aşısı olduğunuzu ispatlamak için istenebilecek.

‘Pasaportların’ insanları aşılanmış ve aşılanmamış olmak üzere iki sınıfa ayıracağı için özellikle aşılara erişimin hala çok zor olduğu birçok ülkede haksızlıklara neden olabileceği uyarısı yapılıyor.

AB ÜLKELERİ AŞI PASAPORTU İÇİN NE DİYOR?

Ekonomilerinde turizmin büyük yer tuttuğu ve pandemi nedeniyle turizm sektörleri büyük yara alan Yunanistan, İtalya, İspanya ve Portekiz gibi ülkeler, AB çapında aşı pasaportlarının savunucuları arasında yer alıyor.

İzlanda, Ocak ayında dijital pasaportları dağıtmaya başladı. Danimarka, iş seyahatinde olanlar için basit bir koronavirüs pasaportunun şubat ayı sonuna kadar hizmete gireceğini duyurdu. İsveç de yaza kadar aşı pasaportu çıkaracak. Yunanistan da geçtiğimiz günlerde dijital aşı sertifikası vermeye başladı.

İspanya turizm sektörünün iyileşmesine yardımcı olmak için vatandaşlarına bir aşı pasaportu üzerinde çalışıyor.

Estonya, geçen ay başlatılan bir pilot programla ‘akıllı sarı kart’ olarak bilinen bir e-aşı sertifikası oluşturmak için Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte çalıştı.

Macaristan, ikinci doz aşısını yaptıran vatandaşlarına, ülkedeki bazı kısıtlamalardan muaf tutacak bir aşı pasaportu çıkaracağını duyurdu.

Polonya aşı pasaportu için planları olmadığını söylese de aşılanmış vatandaşların ülkeye girerken karantinayı atlamasına izin veren bir QR kodu uygulama sistemi kullanıyor.

AŞI PASAPORTU İLE İLGİLİ SORU İŞARETLERİ

Bazı ülkeler, aşı pasaportlarının, hamile kadınlar ve bağışıklık sorunları veya alerjik reaksiyonları olan kişiler gibi aşı olamayanlara karşı ayrımcılık yapan bir sisteme neden olabileceğini ifade ediyor.

AB’nin en büyük nüfusa ve ekonomiye sahip olan iki ülkesi Almanya ve Fransa, aşı olan bir kişinin hastalıktan korunmasına rağmen virüsü bulaştırıp bulaştıramayacağı konusunda yeterli veri olmadığını ve bu yüzden henüz böyle bir karar almanın doğru olmayacağını düşünüyor.

Berlin ve Paris ayrıca aşı pasaportlarının belirli vatandaş sınıfları için ayrıcalıklı muamele anlamına geleceğini dile getiriyor. Almanya’nın etik konseyi, aşılananlara hiçbir özel koşul tanınmamasını tavsiye etti ve aşılanmış kişilerin virüsü hala yayıp yayamayacağına dair kanıt eksikliğine işaret etti.

Öte yandan aşı olan bir azınlık serbestçe seyahat edebilirken aşılamada öncelikli olmayan gençlerin uluslararası seyahatinin kısıtlanmasının da ayrımcılık olacağını düşünenler de var.

Tedbirlerle ilgili gizlilik endişeleri de var. Geçtiğimiz aralık ayında, İngiltere’de Exeter Üniversitesi, dijital sağlık pasaportlarının veri gizliliği ve insan hakları üzerindeki etkisine ilişkin endişeleri dile getiren bir rapor yayınladı.

İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya’daki gibi varyantların dolaşımının artmasıyla aşıların etkisinin azalacağı ve insanların yenilenmiş bir doz aşıya daha ihtiyaç duyacağına dair endişeler de bu fikrin önündeki bir diğer engel.

Uluslararası seyahatlerde ‘dijital seyahat kartı’ zorunluluğu

Okumaya devam et

Dünya

Suriye’de sular ısınıyor: ABD İran destekli milisleri, Rusya IŞİD’i vurdu

ABD’de göreve gelen Joe Biden yönetiminin Suriye’de ilk sahaya yansıması görüldü. Pentagon, Suriye’de İran destekli milislere hava saldırısı düzenledi. Bu arada Rusya’da bu hafta IŞİD hedeflerine hava saldırıları düzenledi.

BOLD – ABD Suriye’de İran destekli milislere hava saldırısı düzenledi. Pentagon sözcüsü John Kirby saldırıyla ilgili, “ABD Başkanı Biden’ın emriyle ordu, Suriye’nin doğusunda İran destekli milislerin kullanmakta olduğu altyapıyı hedef aldı” ifadelerini kullandı.

Kirby, saldırının niçin gerçekleştirildiğine ilişkin ise, “Bu saldırı son dönemde Irak’ta Amerikan ve Koalisyon güçlerine yapılan saldırılara misilleme olarak düzenlendi” diye konuştu.

IŞİD’LE MÜCADELENNİ YENİDEN CANLANMASI BEKLENİYOR

Eski Başkan Donald Trump döneminde IŞİD’in yenilgiye uğratıldığının açıklanmasının ardından ABD, Suriye’deki güçlerini ülkenin doğusuna çekmiş ve petrol bölgelerinin korunmasına odaklanmıştı.

ABD’deki Joe Biden yönetimin Suriye’de özellikle IŞİD’le mücadelede yeniden daha aktif bir politika uygulanması bekleniyor. Bu kapsamda, YPG’ye ve YPG ile bağlantılı Suriye Demokratik Güçleri’ne ABD’nin desteğinin artacağı ifade ediliyor.

Bugüne kadar Suriye’deki İran destekli gruplara karşı çok fazla saldırı düzenlemeyen ABD’nin bu grupları hedef alması da Washington’un politikasının değişeceğinin göstergelerinden birisi.

SOHR: 17 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Cuma gecesi Irak sınırında gerçekleştirilen hava saldırılarında İran yanlısı Haşdi Şabi milislerine mensup en az 17 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

İran yanlısı milislere yönelik düzenlenen hava saldırısı Biden’ın beş hafta önce göreve başlamasından bu yana ABD Ordusu’nun Ortadoğu’daki ilk harekatı oldu.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, saldırılar sonucunda Irak’tan Bukamal şehrinin güneyindeki gayri resmi bir Suriye sınır karakoluna gelen üç mühimmat kamyonunun imha edildiği bilgisini paylaştı.

Pentagon sözcüsü John Kirby, saldırının Suriye sınır karakolunun altyapısını hedef aldığını ve bölgedeki çeşitli tesislerin imha edildiğini belirti.

Kirby, söz konusu tesislerin aralarında Kataib Hizbullah’ın bulunduğu Haşdi Şabi’ye ait yapılanmalar tarafından kullanıldığını savundu.

“AÇIK BİR MESAJ”

Kirby, askeri operasyonlarla Biden’ın Ortadoğu’daki ABD birliklerini ve müttefiklerini korumak için harekete geçeceği konusunda ‘açık bir mesaj’ gönderdiğini vurgulayarak, saldırıları orantılı olarak nitelendirdi.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ise hava saldırıları hakkında Pentagon’un doğru hedefi seçtiğinden emin olduğunu belirterek, son zamanlardaki roket saldırılarından sorumlu olan milislerin vurulduğunu belirtti.

IRAK’TA AMERİKAN HEDEFLERİNE YÖNELİK SALDIRILAR

ABD’nin Irak’taki pozisyonlarına, uzun bir aradan sonra roketli saldırılar düzenlenmişti. Son üç saldırıda can kayıpları da meydana gelmişti.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’deki havalimanında bulunan ABD üssüne 15 Şubat’ta düzenlenen roketli saldırıda bir sivil askeri personel hayatını kaybetmiş, bir ABD’li asker ve 5 Iraklı personel yaralanmıştı. Havalimanı çevresinde roketlerin isabet ettiği yerleşim yerlerinde de yaralanan siviller olmuştu. O saldırıdan günler sonra da ABD askerlerinin Bağdat’taki bir üssü hedef alınmıştı.

ABD Hükumeti saldırıdan Kataib Hizbullah’ı sorumlu tutuyor. Ancak, Kataib Hizbullah saldırıları üstlenmemişti.

NEDEN SURİYE’DEKİ HEDEFLER SEÇİLDİ?

Reuters ajansı ABD’nin hava saldırısını Suriye ile sınırlı tutup Irak’ta bir saldırı düzenlememesinin, bu saldırılara dair bir soruşturma yürüten Irak hükümetini zor duruma düşürmeme amacını taşıdığını aktardı.

Reuters’a konuşan adını açıklamak istemeyen bir ABD yetkilisi, bu şekilde verilen bir yanıt ile bir yandan milisleri cezalandırırken bir yandan da bölgedeki gerilimi daha fazla artırmamasının gözetildiğini söyledi.

RUSYA’DA SURİYE’DE HAVA SALDIRISI DÜZENLEDİ

Bu hafta Suriye’de hava saldırısı düzenlendiğini açıklayan tek ülke ABD olmadı.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Rusya’nın bu hafta Suriye’deki IŞİD hedeflerine onlarca hava saldırısı düzenlediğini aktardı.

Saldırıların Humus ile Deyr ez Zor arasındaki yolun güvenliğini sağlamak için operasyon başlatan Suriye ordusuna destek olmak amacıyla yapıldığı belirtiliyor.

Gözlemevine göre Salı ve Çarşamba günleri düzenlenen saldırılarda en az 10 IŞİD militanı öldürüldü.

Birleşmiş Milletler, IŞİD’in bölgesel hakimiyetini kaybetmesine rağmen Irak ve Suriye’de 10 bin aktif militanı olduğunu tahmin ediyor.

Tayyip Erdoğan’ın ABD’den beklediği telefon hala gelmedi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0