Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Rusya-Batı arasında yeni Skipral krizi: Almanya’da bir cinayette Rus istihbaratı şüphesi

Almanya’nın Berlin kentinde ağustos ayında bir Gürcistan vatandaşının öldürülmesinde Rus istihbaratının parmağı olabileceğine inanan Alman federal savcılar davayı yerel yetkililerden devraldı. Berlin, cinayet dolayısıyla 2 Rus diplomatı sınır dışı etti.

BOLD – Alman basınına yansıyan haberlere göre cinayette yabancı bir istihbarat örgütünün rol aldığına dair delillere ulaşıldı.

Söz konusu cinayetin ardından tutuklanan zanlının, cinayeti Rus makamlarının yönlendirmesi ile işlediği üzerinde duruluyor.

YENİ BİR SKİPRAL KİRİZİ

Davayla ilgili federal inceleme başlatılması ve diplomatların sınır dışı edilmesi, eski Rus ajan Sergey Skripal’in İngiltere’de zehirlenmesi ile Moskova ve batılı başkentler arasında başlayan gerilimin daha yükselmesine neden olabilir. Skipral’ın öldürülmesi sonrasında AB ülkeleri 16 AB ülkesi 33 Rus diplomatı, 8 ülke de 27 Rus diplomatı sınır dışı etmişti.

Olay, Soğuk Savaş sonrasında Batı ile Rusya arasındaki en büyük kriz olarak adlandırılmıştı.

BAĞLANTI TESPİT EDİLDİ

Der Spiegel, cinayetten kısa bir süre sonra gözaltına alınan bir zanlının pasaport numarasından Rus istihbarat servisleriyle bağlantısı olduğunun tespit edildiğini yazdı.

Olaydan kısa süre sonra silahı Spree nehrine atarken yakalanan Rusya vatandaşı zanlı hala tutuklu bulunuyor.

Son gelişmeyle ilgili Rusya’dan bir açıklama gelmedi. Fakat ağustos ayındaki cinayetten sonra Kremlin olayla Rus hükumeti arasında bir bağlantı olduğu iddialarını bütünüyle reddetmişti.

BERLİN, 2 RUS DİPLOMATI SINIR DIŞI ETTİ

Alman Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü, Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergej Netschajew’in bugün sabah bakanlığa çağrılarak, resmi nota verildiğini, ayrıca büyükelçilik bünyesinde çalışan ve Rus askeri istihbaratı (GRU) üyesi olduğu iddia edilen iki diplomatın infazla bağlantılarının saptandığını açıkladı. Bu kişilerin ‘persona non grata (istenmeyen kişi)’ ilan edildikleri ve Berlin’i terk etmeleri için yedi gün mühlet verildiği belirtildi.

Sözcü, soruşturmanın gidişatına göre Almanya’nın önümüzdeki günlerde Rusya’ya karşı başka önlemler de alabileceğini bildirdi.

Alman Dışişleri Bakanlığı, Rus makamlarının cinayetin aydınlatılmasıyla ilgili soruşturmada iş birliği yapmaması üzerine böylesi bir adım atıldığını açıkladı.

Açıklamada, “cinayetin aydınlatılması için üst düzeyden ve ısrarlı bir biçimde defalarca yapılan çağrıya rağmen, yeterince çaba göstermedikleri” için söz konusu şahıslar hakkında bu kararın alındığı bildirildi.

RUSYA: KARŞILIK VERECEĞİZ

Rusya ise Berlin’in bu suçlamalarını kesin bir dille reddediyor.

Konu ile ilgili bir açıklamada bulunan Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, iddiaları “tamamen dayanaksız spekülasyon” olarak nitelendirdi.

Alman medyasının konuyu bu yönde şişirdiğini ifade eden Peskov, ancak bunun olayların böyle geliştiği anlamına gelmediğini belirtti. Dimitri Peskov ayrıca, Rus makamlarının ciddi anlamda bu cinayet ile ilişkilendirildiğine de inanmadığını ifade etti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da Berlin’in kararını “düşmanca” ve “temelsiz” olarak nitelendirdi.

İddiaları yalanlayan Rus Dışişleri Bakanlığı ayrıca, Almanya’nın bu adımına karşılık verileceğini bildirdi.

RUSYA VE ÇEÇENİSTAN ŞÜPHESİ

Konuyu soruşturan Alman savcılık makamı, daha önce yaptığı açıklamada, cinayete kurban giden Selimhan Hangoşvili isimli Gürcistan vatandaşının Rusya Federasyonu ya da özerk Çeçenistan Cumhuriyeti tarafından verilen bir görev doğrultusunda öldürüldüğüne dair ipuçlarına ulaşıldığını bildirdi.

Maktul Selimhan Hangoşvili geçtiğimiz Ağustos ayında kent merkezindeki bir park alanında, bisikletli bir saldırganın açtığı ateşle başından ve gövdesinden vurularak öldürülmüştü.

CİNAYET VE SONRASI

Diplomatik krize neden olan olay, geçen 23 Ağustos’ta yaşanmıştı. Bisikletle Cuma namazı için bir camiye giderken öldürülen Gürcistan vatandaşı Selimhan Hangoşvili’nin güpegündüz infaz edilmesinin sorumlusu olarak olaydan iki gün sonra bir Rus vatandaşı tutuklanmıştı. Katil zanlısının cinayet sırasında kullandığı tahmin edilen susturuculu Glock tabancayla, olay yerinden kaçmak için kullandığı bisiklet ve tanınmamak için taktığı peruk yakınlarındaki nehirden çıkarılırken, zanlının evinde yapılan aralamalarda önemli miktarda para ele geçirilmişti.

Öldürülen Selimhan Hangoşvili’nin, 2001 ila 2005 yılları arasında Ruslar’a karşı savaşan Çeçen lider Aslan Meşhedov’un emrinde Çeçen birliklere komutanlık yaptığı, daha sonra 2013’te önce Avusturya’ya, 2016’da da Almanya’ya gelerek siyasi iltica başvurusunda bulunduğu, buradan Gürcistan’daki muhaliflerle bağlantı kurduğu öğrenildi. Alman basınında, Rus askeri istihbaratı tarafından ‘terörist’ olarak aranan Selimhan Hangoşvili’nin Gürcistan istihbaratına çalıştığı da iddia edildi.

Başsavcılıktan kaynaklar, katil zanlısının daha önce de suikast olaylarına adı karışan ve Rus istihbaratı adına çalıştığı tahmin edilen 49 yaşındaki Rus vatandaşı Vadim Krasikov olduğunu öne sürdü. Rus yetkililerin Almanya’ya giriş yapabilmesi için kendisine başka bir isim taşıyan sahte bir pasaport verdikleri ve yakalandıktan sonra iki Rus diplomatın kendisini cezaevinde ziyaret ederek, görüştüklerini öne sürerek, Rus yetkililere yönelik ağır suçlamalar yöneltildi.

İstanbul’da istihbarat oyunları: Rusya’nın İngiliz ajanı olmakla suçladığı Mesurier ölü bulundu

Dünya

Afganistan’da aynı televizyon çalışanı 3 kadın silahlı saldırıda öldürüldü

Afganistan’ın doğusundaki Nangarhar eyaletinin Celalabad kentinde faaliyet gösteren özel kanal Enikass TV’de çalışan 3 kadın personel uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü.

BOLD – Afganistan’ın Celalabad kentinde, Enikass TV çalışanı 3 kadın silahlı saldırıya uğradı. Nangarhar Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Farid Han, kadın personellerin kimliği belirsiz bir kişinin silahlı saldırısına uğradığını doğruladı. Han, saldırıda 3 kadının öldüğünü, saldırganın bölgeden kaçtığını belirtti.

Kanal Direktörü Zalmai Latifi, çalışanların, ofisten yürüyerek eve giderken iki ayrı saldırıda hayatını kaybettiğini söyledi.

Enikas televizyonundan yapılan açıklamada da öldürülen kadınların televizyon kanalının seslendirme bölümünde çalıştığı bildirildi.

İLK SALDIRI DEĞİL

Öte yandan Aralık 2020’de de aynı televizyon kanalında çalışan kadın gazeteci Malalai Meyvand, uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirmişti. Gazeteciler Koruma Kurumunca yapılan bir araştırmaya göre ise, ülke genelinde son 4 ayda 5 gazeteci öldürüldü.

Müge Anlı’nın eskort gafı ve ‘Madde 438’

Okumaya devam et

Dünya

Almanya’da Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Veliaht Prens hakkında suç duyurusu

Sınır Tanımayan Gazeteciler, Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili olarak Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman hakkında Almanya’da suç duyurusunda bulundu. ABD istihbaratının geçen hafta açıklanan raporu cinayetle alakalı olarak Veliaht Prens’i işaret etmişti.

BOLD – Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün Almanya birimi, Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinden sorumlu tutulan Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman hakkında Almanya’da suç duyurusunda bulundu.

Başsavcılığa iletilen suç duyurusunda Veliaht Prensin Kaşıkçı cinayeti ve 30’u aşkın Suudi gazetecinin tutuklanmasında baş sorumlu olduğu şüphesine işaret edilerek, bin Selman ‘insanlığa karşı suç işlemekle’ itham edildi. Veliaht prensin yanı sıra dört üst düzey Suudi yetkili hakkında da suç duyurusunda bulunuldu.

ALMAN MAHKEMELERİNİN YARGI YETKİSİ

RSF, Almanya’da 2002 yılında yürürlüğe giren Devletler Hukuku Ceza Kanunu uyarınca söz konusu suçların aydınlatılabilmesi için Başsavcılığı inceleme başlatmaya çağırdı. Kanun, Alman mahkemelerine, suçun nerede işlendiği ya da zanlının milliyetinden bağımsız olarak soykırım, savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar konusunda yargılama yetkisi veriyor.

EVRENSEL YARGI YETKİSİ İLKESİ NEDİR?

Almanya’da, 2002 yılında, savaş suçları ve soykırım gibi uluslararası suçların soruşturulması ve kovuşturulmasını kapsayan evrensel yargı yetkisi ilkesi kabul edildi.

Bu adımla Almanya’da mahkemelerin yargılama yetkisi, ‘uluslararası toplumu bir bütün olarak etkileyen en önemli suçları’ da kapsayacak şekilde genişletilmiş oldu. Bu nedenle bu suçların failleri, suçun işlendiği yer, sanığın uyruğundan bağımsız olarak, Alman mahkemelerinde yargılanarak cezalandırılabilir.

Almanya’da evrensel yargı yetkisini kullanan hakimler, 2015 yılında, Ruandalı Hutu lideri Ignace Murvanashkaya ve yardımcısını yargılamış, insanlığa karşı suç işlediklerine hükmetmişti. Karar itiraz eden Murvanashkaya, yeniden yargılanmayı beklerken, 2018 yılında hayatını kaybetmişti.

Federal Savcılık, bu kanuna dayanarak Suriye’deki savaş suçlarının yargıya taşınmasında öncü rol oynamıştı.

Koblenz Eyalet Yüksek Mahkemesinde 24 Şubat’ta karar duruşması yapılan davada, Suriye’de devlet eliyle işlenen cinayet ve işkence suçlarıyla ilgili dünyadaki ilk yargılama gerçekleştirildi. Davada Suriye’de tutuklulara işkence yaptığı gerekçesiyle yargılanan ve Almanya’da mülteci olarak bulunan Eyad A. adlı sanık 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

RSF: BAŞ ZANLILAR HALA CEZALANDIRILMADI

RSF, Kaşıkçı cinayetinde baş zanlıların hala cezalandırılmadığına işaret ederek suç duyurusuna konu olan vakaların, gazetecilerin yaşamı ve özgürlüklerini tehdit eden bir sistemi ortaya koyduğunu vurguladı.

Kaşıkçı’nın, nikah işlemleriyle ilgili 2 Ekim 2018’de girdiği İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda öldürüldüğü ve cesedinin parçalara ayrıldığı tespit edilmişti. Kaşıkçı’nın cesedine bugüne kadar ulaşılamadı.

Uluslararası baskılar karşısında Suudi Arabistan’da yapılan yargılamada ismi açıklanmayan beş sanık idam cezasına, üç kişi de ağır hapis cezalarına çarptırılmıştı. Dokuz ay sonra idam cezaları 20 yıla varan hapis cezalarına çevrildi.

ABD’de Biden yönetimi, Kaşıkçı’nın ölümüyle ilgili istihbarat raporunu Perşembe günü kamuoyuyla paylaşmıştı. Raporda Kaşıkçı cinayetinin Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman’ın bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştirildiği değerlendirmesinde bulunulmuştu.

ABD Cemal Kaşıkçı cinayetiyle suçladığı Veliaht Prens Selman’a karşı neden adım atmıyor?

Okumaya devam et

Dünya

Karşılıklı hakaretler ve suçlamalar unutuldu: Macron ile Erdoğan yeniden görüşüyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu akşam video konferans yoluyla görüşme gerçekleştirecek. İki lider son olarak Eylül ayında bir görüşme gerçekleştirmişti.

BOLD – Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği askeri operasyondan bu yana yaşanan derin diplomatik anlaşmazlıklar nedeniyle gerginleşen Ankara-Paris ilişkisinde yumuşama adımları atılıyor. Fransa ve Türkiye liderleri, eylül ayından bu yana Paris-Ankara hattında artan diplomatik gerginliğin ardından ilk kez görüşecek.

Beş ay sonra video konferans aracılığıyla yapılacak bu ilk görüşmede iki ülke arasında krize yol açan pek çok konu ele alınacak.

Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada, iki liderin görüşmesinde öncelikli olarak ikili ilişkiler, bölgesel sorunlar ve Avrupa Birliği ile ilişkiler ele alınacak.

Görüşme, Türkiye ile Fransa arasında Libya, Suriye, Doğu Akdeniz veya Paris’in ‘İslam dininin Fransa’ya uyarlanması’ girişimi ile ‘Türkiye’nin Fransa’daki Müslümanlar üzerindeki etkisi’ gibi çeşitli konularda çatışma yaşanan derin diplomatik anlaşmazlıkların gölgesinde gerçekleşecek.

“MACRON’UN ZİHİNSEL TEDAVİYE İHTİYACI VAR”

Ankara-Paris hattındaki gerginlik, Macron’un, Hz. Muhammed ile ilgili karikatürleri ‘ifade özgürlüğü’ bağlamında değerlendirmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “Bu zatın İslam ile Müslümanlar ile derdi nedir? Macron’un zihinsel olarak tedaviye ihtiyacı var.” ifadeleri ile Ekim ayında en tepe noktaya ulaşmıştı.

Ayrıca Erdoğan, Macron’un ‘Fransa İslamı’ söylemi ve ‘İslam’ın yapılandırılmasından söz etmesi’ üzerine, “Bu sözler hadsiz ve edepsizliktir. Sen kim oluyorsun ki İslam’ın yapılandırılması sözünü ağzına alabiliyorsun” ifadelerini kullandı.

Erdoğan Türk vatandaşlarını Fransız ürünlerini boykot etmeye çağırmış ve Fransa Cumhurbaşkanı’nı ‘İslamofobi’ ile suçlamıştı. Buna karşın Paris, istişareler için Ankara’daki büyükelçisini geri çağırmıştı.

Galatasaray’da ders veren öğretim görevlileri de siyasi tartışmaların ortasında kaldı. Hatta sınır dışı edilme ihtimalleri de bulunuyor. Türkiye, Galatasaray’da ders veren yabancı eğitimcilerden B2 seviyesinde Türkçe bilmesini istiyor.

İLK ÇATLAK BARIŞ PINARI HAREKATI İLE ORTAYA ÇIKTI

İki ülke arasındaki ilişkiler Türkiye’nin 2019 sonbaharında Suriye’nin kuzeyine düzenlediği Barış Pınarı Harekatı ile bozulmaya başladı. Macron, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın harekata karşı çıkmaması ve konunun ittifak içerisinde istişare edilmemesi üzerine “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” ifadelerini kullandı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi öncesi Macron’un açıklamalarına, “Türkiye’yi NATO’dan çıkarmak, çıkarmamak… Bu senin haddine mi? Böyle bir şeyin kararını senin verme yetkin var mı? … Sayın Macron bak, Türkiye’den sesleniyorum, NATO’da da söyleyeceğim, önce sen kendi beyin ölümünü bir kontrol ettir. Çünkü bu ifadeler ancak senin türündeki beyin ölümü gerçekleşmiş olanlara yakışır” diye karşılık verdi. Erdoğan’ın bu sözleri o dönem Elysee Sarayı’nda büyük rahatsızlık oluşturdu.

DOĞU AKDENİZ, LİBYA VE DAĞLIK KARABAĞ

İki ülke arasındaki ihtilaflı meselelerden bir diğeri de Doğu Akdeniz. Türkiye’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynaklarını arama faaliyetleri ile ilgili yaşadığı krizde Paris, açık bir şekilde Yunanistan ve Rum tarafını destekledi.

Bölgeye uçak gemisi, fırkateynler ve savaş uçakları göndererek Yunanistan ve Rum Kesimi’nin yanında olduğunu net bir şekilde gösterdi.

Aralık ayında, Avrupa ülkeleri, Doğu Akdeniz’deki ‘tek taraflı’ sondaj faaliyetleri nedeniyle Ankara’ya yaptırım kararı aldı. Bu kararın başını Fransa çekti. Ancak AB’yi ikiye bölen karar daha sonra ertelendi.

Türkiye, Libya’da Trablus merkezli hükümetin yanında yer alırken Fransa lideri Macron, Halife Hafter’i destekledi. Macron, Ankara’nın Trablus hükumetine BM silah ambargosuna rağmen silah gönderdiğini açıkladı.

İki ülke savaş gemileri, Akdeniz’de karşı karşıya geldi. Fransa, Türk fırkateyninin bir savaş gemisine radar kilidi attığını açıkladı. Konu NATO’ya kadar taşındı.

Keza Ankara, Dağlık Karabağ’daki Ermenistan ile silahlı çatışmada Azerbaycan’ı destekledi Fransa ise Erivan’a güçlü destek sundu.

Hatta Fransa Senatosu, bağlayıcı olmayan, Erivan lehine bir kararla, ‘Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını’ tanıdı.

Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca Türkiye’yi, Suriye’den militanları Dağlık Karabağ’daki savaşa götürmekle itham etti, Türkiye ve Azerbaycan ise buna sert tepki gösterdi.

Ankara ve Bakü, Fransa’nın ‘tarafsız olmayan duruşu’ nedeniyle Minsk Grubu’ndaki ara bulucu rolünü tartışmaya açtı.

‘YENİ SAYFA’ AÇMA SÖYLEMİ

ABD’de Başkan Joe Biden’ın göreve gelmesi ile paralel şekilde AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği ile ‘yeni bir sayfa’ açmak istediklerini dile getirdi.

Ayrıca, Akdeniz’deki kaynakların kullanımı adına müzakerelere devam etmek için Atina’ya zeytin dalı uzattı.

KARŞILIKLI MEKTUPLAŞMA BUZLARI ERİTTİ

Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Fransa İslam’ına şahsi olarak da sert söylemlerle karşı karşıya gelen iki lider, Macron’un Aralık ayında koronavirüse yakalanması nedeniyle mektuplaşmıştı.

Macron, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘geçmiş olsun’ mektubuna ‘Sevgili Tayyip’ başlığıyla yanıt yazmıştı. Erdoğan’ın mektubunda, ikili ve bölgesel konuları konuşma önerisine Macron, “Önümüzdeki günlerde video konferans yöntemiyle olabilir” yanıtını vermişti.

ÜST DÜZEYLİ DİYALOGLAR GÖRÜŞME ZEMİNİNİ HAZIRLADI

Ardından gelen üst düzeyli görüşmeler hem havayı daha fazla yumuşattı hem de liderler arsındaki görüşmenin zemini hazırladı.

Dışişleri Bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian, Türkiye’ye yaptırım uygulaması beklenen AB’nin 10 Mart zirvesinden önce telefonda görüştü. Aylar süren gergin açıklamaların ardından ilk ılımlı açıklamalar bu görüşmeden sonra geldi. Türkiye’ye yaptırım ve Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi konusu 24 Mart zirvesine ertelendi.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, Macron’un diplomasi baş danışmanı Emmanuel Bonne ile telefonda görüşerek, liderlerin yapacağı video konferansa ön hazırlık yaptı.

Şubat ayı başında Atlantik Konseyi’ne konuk olan Emmanuel Macron, “Türk Cumhurbaşkanı’nın ses tonundaki değişmeden çok mutlu olduğunu” belirterek, “Şimdi Suriye ve Libya’daki Türk askerlerinin geri çekilmesi, Dağlık Karabağ’da gerilimin azaltılması gibi pek çok konuda sonuç elde edeceğimizi umuyorum” dedi.

BM araştırma komisyonu: Suriye’de savaşan bütün gruplar savaş suçu işledi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0