Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Prototip AKP hukukçusu Yargıtay Üyesi Aydıner hakkında çete kurmaktan suç duyurusu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, Yargıtay üyesi Ömer Faruk Aydıner, eski MİT mensubu olduğu belirtilen Mehmet Ali Bal, Nizamedin K.’nin çete kurarak bir iş kadınının hisselerini ve parasını almaya çalıştıkları iddiasıyla soruşturma başlattığı öğrenildi.

BOLD-17/25 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının ardından yargı camiasında yürütülen görevden alma döneminde yıldızı parlayan Ömer Faruk Aydıner hakkında çete kurmak ve haksız kazanç elde etmek gibi suçlamalarla hakkında soruşturma açıldığı öğrenildi. Aydıner’in kurduğu iddia edilen çetede iki eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Mehmet Ali Bal, Nizamedin K. isimli şahıslarında olduğu öğrenildi.

T24’de yer alan skandal suçlamada Yargıtay Üyesi Aydıner’in bir iş kadının hisselerini Nizamedin K.’ye devretmesi için kendi el yazısıyla sözleşme hazırladığı ve iş kadınından para aldığı iddiaları sıralandı. Bu konudaki whatsapp yazışmalarına suç duyurusunda yer verildi. Suçlanan isimler ise mali güçlük çeken iş kadınının rızasıyla hisse devri yaptığını, mali sıkıntısının sona ermesinden sonra ise hisselerini kurtarmak için iftira yolunu seçtiğini öne sürdü. T24’ün ulaştığı Aydıner, iddiaları reddederken, karşı dava açacağını söyledi, iddia sahiplerinin amacının konuyu medyaya taşımak olduğunu belirterek, bu nedenle açıklama yapmayacağını ifade etti.

İzmir’de yaşayan bir iş kadını avukatı aracılıyla bir dönem İzmir Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Yargıtay Üyesi Ömer Faruk Aydıner ve MİT mensubu olduğu belirtilen arkadaşları hakkında suç duyurusunda bulundu. Savcılığın dilekçeyi almamak için direndiği fakat sancılı bir sürecin ardından alınan suç duyurusu, işleme alınarak bir savcı soruşturma yapmak amacıyla dosyaya atandı.

Savcılığın ısrarla, dilekçede ismi yer alan Yargıtay üyesi Aydıner hakkında Yargıtay’a şikâyet başvurusu yapılmasını istemesine rağmen dilekçede “çete” suçlaması yer aldığı için ve çete bağlantılar söz konusu olduğu gerekesiyle başvuruyu kabul etmek zorunda kaldı. Savcılık tarafından suç duyurusu Yargıtay Başkanlığı’na da verildi. Başkanlığın henüz bir işlem başlatmadığı ifade edildi.

T24’de yer alan haber şu şekilde;

Dilekçede, çete kurmakla itham edilen isimler Yargıtay üyesi Ömer Faruk Aydıner, eski MİT mensubu olduğu belirtilen Mehmet Ali Bal, geçmişte uyuşturucu suçundan yargılanan Nizamedin K. ve avukatları.

Dilekçede, İzmirli iş kadını A.K.,’nin eşinden boşandıktan sonra hissedarı olduğu şirketi yönettiği, bir süre sonra mali sıkıntı yaşadığı anlatılıyor. Bu süreçte A.K.’nin İzmir’de şirketi bulunan Nizamedin K. ile tanıştığı ve sık görüşmeye başladıkları, Nizamedin K.’nin, A.K.’nin şirketinin yaptığı daireleri almak istediğini söylediği aktarılıyor.

Bundan sonrası ilginç… Nizamedin K.’nin eski İzmir Başsavcısı, Yargıtay üyesi Ömer Faruk Aydıner ve eski MİT mensubu Mehmet Ali Bal’la da yakın arkadaş olduğu,  A.K.’nin güvenini bu şekilde kazandığı, sonra da “emanet para” vermeyi teklif ettiği ifade ediliyor.

“EMANET PARA” AKTARIMI

Buna göre, A.K.’nin şirketinin ekonomik sorun yaşadığı dönemde Nizamedin K., 31 Ekim 2018 ila 31 Aralık 2018 tarihleri arasında 1 milyon 88 bin TL’yi şirkete aktarıyor. 1 Ekim 2018’de 200 bin Euro, 7 Şubat 2019’da da 90 bin dolar emanet para daha şirkete veriliyor. Toplamda borç olarak verildiği söylenen miktar, dilekçeye göre, 2 milyon 942 bin 310 TL.

“YÜZDE 25’İ BENİM”

Dilekçede, bir süre sonra A.K.’yi evine çağıran Nizamedin K.’nin, “Ben borç para vermedim. Şirketin yüzde 25’i benim. Burada halledilmeden buradan çıkılmayacak” dediği, A.K.’yi evden ayrılmak istemesi üzerine tartakladığı, bu sırada avukat Fatih Turhan’ın, “Bu seni burada öldürür, en iyisi senet falan imzala, kurtul” dediği iddiası yer alıyor. A.K.’nin uzun konuşmalardan sonra imza atmadan evden ayrılmayı başardığı söyleniyor.

200 BİN DOLARI AYDINER’İN

Dilekçede Nizamedin K.’nin, telefonla aramayı sürdürerek, “Yolladığım paranın 200 bin dolarını Ömer Faruk Aydıner’e vermen lazım. O gün bu miktarı ondan aldım” dediği, A.K.’nin de bir süre sonra tehdit telefonlarının artması üzerine Aydıner’e giderek yardım istediği ifade ediliyor.

Dilekçeye göre, Yargıtay üyesinin olayla ilgisi bundan sonra başlıyor. Aydıner’in durumu çözeceğini söylediği, İstanbul’da Mehmet Ali Bal’ın evinde bir toplantı düzenleyeceğini ilettiği, A.K.’nin de 30 Haziran 2019’da bu toplantıya çağrıldığı anlatılıyor. Bu toplantının yapıldığını yalanlayan kimse yok.

Toplantıya Nizamedin K. de katılıyor. Dilekçede, toplantıda yaşanan, “A.K., yine baskı altında kalmıştır. Ömer Faruk Aydıner, müvekkilime, ‘Bir devir sözleşmesi yapalım. Ama Mehmet Ali Bal adına olsun. Şimdilik böyle yazalım kurtul’ diyerek baskı altına almıştır” deniliyor. İddiaya göre Aydıner, el yazısıyla hisse devri sözleşmesi hazırlıyor ve A.K.’ye bu el yazısı sözleşme imzalatılıyor. Sözleşmenin bir örneği soruşturma dosyasında var.

SÖZLEŞMEYİ KENDİSİ HAZIRLADI

Dilekçede de bu durum için “Bir dönem Uyuşturucu Maddelerle Mücadele Üst Kurulu’nda çalışan yargı mensubu bir kişinin geçmişi bu kadar şaibeli olan Nizamedin K.’nin faydasına çalışarak, görevini ve görevinin getirdiği ahlaki sorumlulukları unutmuş olması manidardır. Müvekkilim oradan can havliyle çıkmıştır” ifadeleri kullanılıyor.

DEVİR SÖZLEŞMESİ

Ancak olaylar bitmiyor. A.K.’ye İzmir’e döndükten sonra bu kez sözleşmenin gereği olarak noter kanalıyla yüzde 25 hissesini devretmesi söyleniyor. Mehmet Ali Bal, yanına aldığı noter görevlisi ile ofisine geliyor ve 26 Temmuz 2019’da A.K., sözleşmeyi kendi ofisinde imzalıyor. Dilekçeye göre, baskı ve tehditle.

ÇOCUKLARIYLA TEHDİT

Dilekçede bu konuda, Nizamedin K.’nin, A.K.’nin çocuklarını takip ettirdiği, bu korku atmosferinde sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığı anlatılıyor.

200 BİN DOLAR VE 500 BİN TL KÂR

Ancak bununla da bitmiyor. Dilekçede, Mehmet Ali Bal’ın bir süre sonra A.K.’ye, Aydıner’in parası olan 200 bin doları ödemesi için baskı yaptığı, Aydıner’in de A.K.’ye cep telefonundan mesaj gönderdiği ifade ediliyor. Bu mesaj örnekleri dosyada yer alıyor.

Aydıner’in parayı nakit istediği, mümkün olmadığı yanıtını alınca iban numarası verdiği ancak A.K.’nin, “Paranın şirket hesabından verileceği, gönderen hesabın Nizamedin K.’ye ait olduğu, ancak o hesaba geri gönderilebileceği” yanıtını verdiği ifade ediliyor. Aydıner’e ait paranın Nizamedin K. hesabından niye gönderildiği belirsiz ancak bunun da dekontları var. Bu konuda Aydıner ile A.K. arasındaki whatsapp mesajlaşmaları bulunuyor.

Aydıner’in, mesajlarında, “O zaman şöyle yapalım, 1 milyon TL gönderdiğim parayı Nizam’a gönderirsiniz, kâr olan 500’ü yukarıdaki hesaba gönderirsiniz’ dediği, neyin kârı olduğu anlaşılamayan parayı bulamayan A.K.’nin ise daire vermeyi teklif ettiği iddia ediliyor.

Dilekçeye göre, bu konuda anlaşılamaması üzerine paranın bir kısmı bankadan, kalan 500 bin TL ise elden veriliyor. Aydıner, parayı aldığına dair belge imzalıyor. Dilekçede, A.K.’nin, Aydıner’e, “Keşke adaleti temsil eden bir insan olarak size bu davranışı zorlayan kişinin de kim olduğunu ve ne sözler verip ne noktaya geldiğini de sorgulasanız…” mesajını gönderdiği, Aydıner’in ise “Karşında aptal yok. Benim hukukçuluğumu sorgulamak ise haddin değil. Kusura bakma insan paradan daha kıymetlidir. Sadece polemik yapıyorsun. Ben borç göndermedim. Daire aldım, dükkan aldım. Bunların hiçbirini zamanında yerine getirmedin. Sen zor gününde yanında olan kişiyi feraha erince sattın. Ve biz de sana yardımcı olmaya çalıştık ama geldiğim nokta, insanları kullanıp atıyorsunuz” karşılığını verdiği anlatılıyor. Bu mesaj örnekleri de dosyada yer alıyor.

Avukat Öztaşdönderen, “Bir Yargıtay üyesinin bir toplantıya katılıp, eline kalem kağıt alıp hukuki danışmanlık yapması normal mi? Bunun izahı bize göre yoktur. Bir de nasıl bir ticari ilişki kurmuş ki 500 bin kâr elde etmiş Sayın Aydıner?  Yargıtay üyelerine has serbestlikler mi söz konusu?” ifadelerini kullanıyor.

Dilekçede, tüm isimler hakkında çete suçundan işlem yapılması talep edildi. Başsavcılık da soruşturma başlatarak bir savcıyı görevlendirdi.

Prototip bir AKP hukukçusu: Ömer Faruk Aydıner’in Yargıtay’a yükselişi

Gündem

Prof. Dr. Müftüoğlu’ndan salgın yorumu: “İpin ucunu kaçırdık ya da kaçırmak üzereyiz”

Sağlık Bakanlığı pandemiye dair her şeyin kontrol altında tutulduğu imajı vermeye çalışsa da uzmanlar kaygılı. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, gelinen noktayı şöyle değerlendirdi: “Salgının iki ucu var: Sağlık ve ekonomi. İpin iki ucunu da ya kaçırdık ya kaçırmak üzereyiz.”

BOLD –  Koronavirüs bulaş hızının artması ülke geneli endişeleri tetikledi. Sağlık Bakanlığı problem olmadığı yönünde açıklamalarla süreci yönetme çabasında. Ancak uzmanlar, tablodan korkuyor. Hürriyet yazarı Prof. Dr. Osman Müftüoğlu ‘İpin ucu kaçıyor mu’ başlıklı yazısında korkuları haklı çıkartacak değerlendirmede bulundu: “Başlıktaki soruyu yanıtlamak pek kolay değil ama günlük vaka rakamlarına bakıldığında ipin ucunu kaçırmak üzere olduğumuzu söyleyebilirim.”

Sağlık Bakanlığı verilerine göre dünkü Türkiye geneli vaka sayısı bin 185, can kaybı 15.

TURPUN BÜYÜĞÜ HEYBEDE BİZİ BEKLİYOR

Tedbirlere uymaktan başka çare olmadığını vurgulayan Müftüoğlu, şu ifadeleri kullanarak ikaz etti: “Daha önce de yazdım, pandemi ipinin iki ucu var. Uçlardan birini sağlık, diğerini ekonomi oluşturuyor. Son rakamlara bakılırsa işimiz biraz zor. Baştan beri çok sıkı tuttuğumuz ipin iki ucunu da ya kaçırdık ya da kaçırmak üzereyiz. İşte bu nedenle aklımızı başımıza almaktan, işi sıkı tutup önlemlere harfiyen ve eksiksiz uymaktan başka çaremiz yoktur. Aksi takdirde bilelim ki turpun büyüğü heybede bizi bekliyor.”

Okullar korona tehdidi altında açılıyor: Veliler ve eğitimciler kaygılı

Okumaya devam et

Gündem

10 yaşındaki Hüseyin ailesine para bulabilmek için evden kaçtı

Şanlıurfa Eyyübiye’de kaybolan ve 5 gün sonra Gaziantep’te bulunan 10 yaşındaki Hüseyin Alpak, para kazanmak için evden ayrıldığını söyledi: “Kardeşlerime yiyecek, eve televizyon, kendime de bisiklet almak istiyordum.” Yedi çocuklu ailede Hüseyin’in eve gelişinin sevinci yaşanıyor.

BOLD – Alpak ailesi 5 gündür 10 yaşındaki oğulları Hüseyin’i arıyordu. Yüzleri güldüren haber Gaziantep’ten geldi. Şanlıurfa Eyyübiye’deki evlerinden yola çıkan Hüseyin, otobüsle geldiği Antep’te polislerce bulundu ve 5 gündür devam eden endişeli bekleyiş sona erdi.

10 yaşındaki Hüseyin, 7 çocuklu Alpak ailesine maddi yardım için evden ayrıldığını belirtti.

BEŞ GÜNDÜR YAŞADIKLARIMIZI ANLATAMAM

Baba Salih Alpak, oğlunun evin geçimine katkı sağlama düşüncesiyle Eskişehir’e gitmeye çalıştığı bilgisini verdi. “Bana destek için Eskişehir’e gidip çalışmak istediğini anlattı. Maddi durumumuzun iyi olmadığını evde televizyon olmadığını kendisinin de istediği bisikleti almak için ve kardeşlerine elbise almak için çalışıp para kazanmak istediğini anlattı. Bunları sorun yapmamasını ve çalışıp alacağımı, bunu bir daha tekrarlamamasını istedim o da bana bir daha evden ayrılmayacağını söyledi. Oğlumuz geldiği için çok mutluyuz. 5 günde yaşadıklarımızı anlatamam” dedi.

OTOBÜSTEN HERKES İNİP BEN TEK KALINCA ALIP POLİSE GÖTÜRDÜLER

10 yaşındaki Hüseyin de serüvenini şu sözlerle dile getirdi: “Para kazanıp kardeşlerime yiyecek, eve televizyon kendime de bisiklet almak istiyordum. Evden ayrıldıktan sonra otogarda bir otobüse gizlice bindim. Otobüs Gaziantep’te durunca herkes indi ve tek ben kalınca nereye gideceğimi sordular ben de Eskişehir’e gitmek isteğimi söyleyince beni polise teslim ettiler. Bir süre çocuk yurdunda kaldım ve sonrasında aileme kavuştum çok mutluyum.”

Girmediği ameliyatlarla vurgun yapan eski rektör ‘Bunlar fetö taktiği’ diyerek kendini savundu

Okumaya devam et

Gündem

Okullar korona tehdidi altında açılıyor: Veliler ve eğitimciler kaygılı

Özel okullar 15 Ağustos, devlet okulları 31 Ağustos’ta yüz yüze telafi eğitimine başlayacak. Salgının etkisini artırdığı ortamda alınan karardan veliler ve eğitimciler endişeli. Veli-Der Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci, “Kaygılıyız” derken Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, “Her okulda sağlık görevlisi bulundurulması zorunlu” hatırlatması yaptı.

BOLD – Koronavirüs pandemisi Türkiye genelinde son dönemde yayılımını artırdı. Birçok ilde vaka sayılarındaki yükseliş uzmanları korkutuyor. Tam da bu ortamda Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), okulların açılacağını ilan etti. Buna göre özel okullar 15, devlet okulları 31 Ağustos itibarıyla yüz yüze telafi eğitimine başlayacak. Fakat karar velileri ve eğitim camiasının çoğunluğunu endişeye sevk etti.

ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİSİ SÜREÇTEN OLUMSUZ ETKİLENDİ

Duvar’dan Serkan Alan’a konuşan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, hazırlıkların tamamlanmadığını belirtip “Her okulda sağlık görevlisi bulundurulması zorunlu” dedi. Veli-Der Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci’ye göre ise öğrencilerin psikolojisi süreçten olumsuz etkilendi: “Çocuklarımıza da bizlere de bu travmayı yaşatmaya kimsenin hakkı yok.”

İLGİLİ TÜM KESİMLER BİR ARAYA GELİP GÖZDEN GEÇİRMELİ

Eğitim sezonunun başlamasına değil, okulların, bilim insanlarının onayladığı ölçüde gerekli önlemler alınmadan açılmasına karşı olduklarını kaydederek “Derslerin, teneffüslerin süreleri ve derslerin içerikleri eğitim sendikaları ve öğretmenlerle yeniden düzenlenmeli. Özel okullarda yüz yüze telafi eğitimi kararı tekrar ilgili tüm kesimlerin bir araya geldiği, başta TTB, hızlı şekilde değerlendirilmeli” tavsiyelerini dillendirdi.

MEVCUT FİZİKİ YAPI YETERSİZ KURALLAR UYGULANAMAZ

Okulların açılışına dair Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu’nca yayımlanan ‘Kovid -19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi’ndeki kuralların, mevcut fiziki yapının yetersizliği sebebiyle uygulanmasının mümkün olmadığını söyleyen Veli-Der Ankara Şube Başkanı Deveci de, “Dört metrekareye bir kişi ve sosyal mesafeye uyma kurallarını uygulayabilecek okullarda alan yok. Atölyeler, kütüphaneler, sosyal alanlar dersliğe dönüştürülüyor. Pek çok okul hâlâ ikili eğitim veriyor. Bu koşullarda okulların açılması biz veliler için kabusa dönüşmüş durumda” ifadelerini kullandı.

Koronavirüs salgınında son 24 saat: 1185 yeni tanı 15 ölüm

Okumaya devam et

Popular