Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Demirtaş: Korkunun sürmesinin nedeni faşizmin yeteneği ve başarısı değil, muhalefetin acizliği ve korkaklığıdır

Hapishanede geçirdiği rahatsızlığın ardından konuşan Selahattin Demirtaş, cezaevinden verdiği röportajda korku ikliminin diri kalmasının nedenlerini, muhalefeti de eleştirerek analiz etti.

BOLD – Tutuklu muhalif lider Selahattin Demirtaş, cezaevinde bilinç kaybına neden olan hastalığının ardından ilk kez konuştu.

Artı Gerçek’ten gazeteci Mehveş Evin’in yazılı sorularını yanıtlayan Demirtaş’ın sorulara verdiği yanıtlar özetle şöyle:

-Hükümlü bulunduğunuz dosyadan tahliye edildiniz. Fakat başka bir dosyadan hakkınızda tutuklama kararı verildi. Benzer şekilde Figen Yüksekdağ ve Abdullah Zeydan da tahliye kararlarına rağmen cezaevinde tutuluyor. HDP milletvekilleri fiziksel olarak da saldırıya uğruyor, yalnızlaştırılıyor. Özellikle HDP yöneticilerine ve HDP’ye yönelik bu sistematik hukuksuzluğa sizce “alışıldı” mı? Sessizliğin bir nedeni, ana muhalefet partisinin tutumu olabilir mi? AİHM’in ilgili kararları yok sayılıyor. İktidar hukuk tanımayan tavrını sizce nasıl sürdürebiliyor?

İktidarın bunca hukuksuzluğu sürdürebilmesinin tek bir nedeni yok. Bu bir süreç şeklinde ele alınmalı ve birbirini izleyen olaylar silsilesinin sonucu olarak okunmalı. Aksi taktirde toplumun şu anda içine sürüklendiği sosyo-psikolojik durumu izah edemeyiz.

2013-2015 arasında yaşanan “çözüm süreci”nin yarattığı rahatlama, yumuşama, umut ve ekonomik iyileşme, toplumun ekseriyetinde gevşemeye yol açtı. Tabiri caizse toplum “savunma kalkanlarını” indirdi. 7 Haziran 2015 seçim sonuçları ise umutların tavan yapmasına yol açtı. Elbette normal bir toplum bunları hissetmekte haklıdır, toplumun bunda bir suçu yok.

Fakat devlet yönetimini demokratik muhalefete kaptıracağını anlayan Türk milliyetçisi, Avrasyacısı, ulusalcısı, faşisti, kontrgerillacısı, ne kadar statükocu güç varsa tamamı AKP liderliği ile anlaşarak onu iktidarda tutma kararına vardılar. AKP de bu desteğe karşılık olarak Kürtler başta olmak üzere bütün muhalefeti acımasızca, hukuk falan dinlemeden ezme sözü verdi. Suruç ve Ankara Gar katliamları bundan sonra oldu. Cizre ve Sur yıkımları bundan sonradır. Arkasından kanlı bir darbe girişimi ve bu girişimin Allah’ın bir lütfu kabul edilerek OHAL rejimine geçiş için fırsata dönüştürülmesi, hep bu kararın sonrasında yaşanan gelişmelerdir. Kitlesel tutuklamalar, işten atmalar, linçler, fişlemeler, polis şiddeti, işkenceler, mülkiyete el koymalar…

Bütün bunlar halkın gözü önünde yaşanırken ne yasama (TBMM) ne de yargı (mahkemeler) hiçbir şey yapmadı, yapamadı. Bilakis bu hukuksuzlukların payandası oldular. Bütün bu olanlar bir filmde bile yaşansa insan gerilir, değil mi? Oysa bu toplum son dört yılda bizzat bu gerçeklerin mağduru oldu. Dolayısıyla toplumun şu andaki reflekssizliğini, donakalma halini iyi anlamak gerekir. Bunca ağır ihlalden sonra kayyum atanması, milletvekilinin tartaklanması toplum açısından şok edici değil maalesef. Ölü çocuk bedenleri buzdolabında saklandı, 11 çocuk annesi 60 yaşındaki kadının cenazesi günlerce sokak ortasında kaldı, çürüdü, yine de kıyamet kopmadı, bir şey yapamadık. Var mı ötesi?

Faşizm, yarattığı korkuyu her an her gün canlı, diri ve gerçek kılarak sürdürmeye çalışır. Bunun için kesintisiz bir tutuklama, gözaltı, polis şiddeti, fişleme, linç etme uygulamasına ihtiyaç duyar. Şu andaki İçişleri Bakanı’na verilen görev budur. O da buna layık olabilmek için canla başla, panikle çalışıyor işte.

Öte yandan, bunu sürdürebilmelerinin nedeni faşizmin yeteneği ve başarısı değil, muhalefetin acizliği ve korkaklığıdır. Zulmün karşısında dik duruş göstermezsen ortalık çakallara kalır. Korkunun panzehiri salt teori değil, pratiğe geçmiş cesarettir, bu kadar net. Gerisi laf kalabalığıdır.

HDP TALEPKAR DİLİ BIRAKMALI

-Partiniz, erken seçim çağrısında bulundu. Sizce bu çağrının hem seçmen hem siyasi partiler nezdinde karşılığı nedir? HDP için sine-i millet, demokratik alanlardan çekilme bir alternatif olabilir miydi?

HDP’nin erken seçim çağrısı meşru ve doğrudur. Bundan sonra bunun altını dolduracak mücadeleyi örgütlemek, büyütmek ve demokratik iktidar alternatifini güçlü, inandırıcı ve ikna edici argümanlarla halkın önüne koymak gerekir. Yani HDP’nin hedefi artık kayyum atamalarını durdurmak için mücadele etmek değil, bizzat iktidara gelerek tüm sorunları çözmektir. HDP demokrasi ilkeleri çerçevesinde istisnasız tüm kesimlerle işbirliği ve ittifak yapmaya hazır olmalı ve ülke yönetimine aday olduğunu ortaya koymalıdır. Tüm söylemini, eylemini, kadrosunu ve ittifaklarını buna göre konumlandırmalıdır. Faşizmle mücadele etmek önemlidir ama daha da önemlisi faşizm sonrası oluşacak siyasi boşluğu demokrasi lehine doldurabilmektir.

Bu nedenle HDP siyaset alanını terk etmemekle doğru bir karar vermiştir. Şimdi yapılması gereken, büyük siyasi hamlelerle faşizmi yerle bir etmek ve iktidara yürümektir. HDP artık “benim sorunlarımı çözün lütfen” diyen talepkar dili bırakmalı, “sorunları ben çözeceğim” özgüveniyle kitlelerin önüne yeni bir hedef koyarak mücadeleyi büyütmelidir.

AKP’DE AKP KALMADI

-AKP içindeki çatlakları, yeni siyasi oluşum söylentilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? AKP içinden kopuşlar, siyaseten bir fark yaratabilir mi?

AKP’de ne olduğu ne olacağı bizi çok ilgilendirmiyor, çünkü artık AKP bir parti değil tek bir adamdan ibaret monolitik bir yapıdır. Bitmiş, tükenmiş, geleceği ve vizyonu olmayan siyasi bir meftadır.

Durumu AKP’den bir kopuş olarak değerlendirmiyorum. AKP komple AKP’den ayrıldı. Geriye bir kişi ve onun etrafında kümelenmiş niteliksiz ve kabiliyetsiz rantiyeciler kaldı. Birazcık vicdanı, ahlakı, aklı olan hiç kimse orda durmuyor, duramıyor artık. Dolayısıyla yeni oluşumlar mevcut AKP’yi zaten resmi olarak üçe bölmekle kalmayacak, tüm tabanını vakum gibi kendine de çekecek gibi görünüyor.

Yeni oluşumlar demokrasi için fark yaratabilirler mi, bu ayrı konu. Gelişmeleri hepimiz yakından izleyeceğiz. Her türlü sorunun demokratik ve barışçıl çözümü için toplumun bütün kesimlerinin el ele vermesi gerektiğine inanıyorum. Demokrasiye geçiş sürecinde önyargılar, kamplaşmalar, kutuplaşmalar bir kenara bırakılmalı ve asgari demokratik ilkeler etrafında en geniş toplumsal işbirliği mutlaka sağlanmalıdır. Eminim HDP de böylesi bir işbirliğinin, böylesi bir toplumsal dayanışmanın en önemli unsurlarından biri olacaktır.

-Bugün hem kayyımlar hem yerel yönetim yasasıyla ilgili gündeme gelen değişikliklere bakınca, ‘seçim yapmanın artık bir anlamı var mı’ sorusu da gündeme geliyor. Küskün seçmen konusu daha evvel de konuşulmuştu. Gelinen noktayı, seçmen açısından nasıl görüyorsunuz? Son röportajınızda Suriye operasyonuna muhalefetin verdiği desteği eleştirerek “Hiç kimse bugünleri de unutmayacaktır elbette. Günü geldiğinde kimse bağrına taş falan basmayacaktır, o bir kere olur” demiştiniz. Sizce Kürtlerin, küskünlerin bir kez daha “bağrına taş basmaları” istenecekse ne yapılmalı?

Genel seçimlerde kimse bağrına taş basarak oy kullanmaz. Herkes vereceği oyun sonucunda elde edeceği demokratik kazanımı somut olarak görmek ister. Bu da az önce ifade ettiğim asgari ilkeler etrafında kurulacak demokrasi bloğu ile sağlanabilir ancak.

TOPLUM NEZDİNDEKİ KARŞILIĞIMIN FARKINDAYIM

-AKP’nin 19 Kasım’da yaptırdığı bir ankette, “en beğenilen siyasetçi kim” sorusuna verilen cevaplarda ilk sırada Erdoğan, ikincide İmamoğlu, üçüncü sırada ise sizin isminiz yer alıyor. Sizden sonra Bahçeli, Akşener, daha gerilerde de Kemal Kılıçdaroğlu var. Bu anketi doğru kabul edersek… Üç yılı aşkın zamandır hapishanedesiniz ancak isminizin Cumhurbaşkanı ve İBB Başkanı’ndan sonra gelmesi size ne düşündürdü? Genel olarak ankette çıkan sonucu nasıl değerlendirirsiniz?

Toplum nezdindeki karşılığımın farkındayım. Bu beni ne şımartır ne de bozar. Sorumluluklarımı artırır sadece. Yeri ve zamanı geldiğinde ben de bu sorumluluklarıma denk bir tutum almaya gayret ediyorum. Halkın ve demokrasinin çıkarına olmayan hiçbir süreçte yer almadım, almam. Kişi olarak da herkesle her konuda diyaloğa ve uzlaşmaya açık oldum ama zulme ve haksızlığa da kimden gelirse gelsin boyun eğmedim. Ben kendimi dev aynasında görmeyecek kadar ne olduğumun farkındayım ancak beni yok sayanlara, yok etmek isteyenlere de pabuç bırakacak değilim. Siyasette yaptığım, yapacağım her şeyi de partimiz HDP ile birlikte örgütlülük bilinci ve sorumluluğuyla yaptım, yaparım. Ben öz be öz halkın evladıyım, halktan başka gücüm yok, gerek de yok. Halk özgürlüğünü kazandığında, halkın bir evladı olarak ben de kazanmış olacağım. Siyasette ne başka hedefim ne hevesim de de hırsım var. Halk kazanacak, biz kazanacağız. Buna yürekten inanıyorum.

MUHALEFETİN HESAP SORMADA ETKİN OLMADIĞI BİR GERÇEK

-Türkiye ekonomisi daralırken yoksul daha da yoksullaşıyor, orta sınıf eriyor, genç işsizlik tavan yaptı, enflasyon rakamları bile gizleniyor. Muhalefet, halkın sıkıntılarına cevap verebilecek etkin bir söylem, ekonomi politikası üretebiliyor mu? Halkın sorunlarından kopuk siyaset, iktidara has mı?

Olup bitenin ilk sorumlusu elbette AKP-MHP iktidarıdır. Halka hesap vermesi gerekenler bunlardır. Ama muhalefetin de hesap sorma noktasında yeterli derecede etkili olamadığı bir gerçek maalesef. Muhalefet, demokratik barışçıl gösteri hakkını kullanmaktan men edilmiş durumda. Oysa bu anayasal bir haktır ve iktidarları denetlemenin, hesap sormanın en etkili yollarında biridir. Sokağa her çıkanı darbeci, uluslararası güçlerin piyonu, terörist ilan etmek iktidarların işine geliyor. Ama muhalefet de buna razı gelerek dolaylı olarak onay vermiş oluyor. Elbette şiddetten ve provokasyondan uzak durulmalı ama demokratik gösteri hakkını kullanmaktan çekinen, korkan bir muhalefet fazlaca da etkili olamaz.

Kadın cinayetlerine, çevre katliamlarına, termik santrallara, savaşa, adaletsizliğe, işsizliğe, yolsuzluklara karşı miting yapmanın nesi demokrasiye, nesi Anayasa’ya aykırıdır. Gerekirse tüm muhalefet ortak mitinglerle her ilde halkın sesini, taleplerini görünür kılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken şey, şiddet ve provokasyonlara karşı dikkatli ve örgütlü hareket edebilmektir. Bu konuda halka güvenmek zorundayız. 82 milyon yurttaşımızın her birinin, kendi ülkesinin iyiliği, geleceği ve yararı için hareket ettiğine, edeceğine inanmalı ve güvenmeliyiz. Zaten düzenli ve yasal mitingler yapılması önünde kimse kolay kolay engel de çıkaramaz. Yani sonuç olarak, halkın şikâyet ve taleplerinin miting meydanlarında da görünür olması, demokratik mücadelenin, muhalefetin hem hakkı hem de görevidir.

Erdoğan NATO toplantısı öncesi neden kriz çıkardı toplantıda neden tüm talepleri kabul etti

Politika

‘Katarla devam eden uçuşların Kanal İstanbul’la ilgisi mi var?’

Uçuş trafiğini canlı veren flightradar24’den aldığı verileri paylaşan CHP’li Ağbaba, ”Yasak neden Katar’a uygulanmıyor, ayrıcalığın Kanal İstanbul ihaleleriyle ilgisi var mı?” diye sordu.

BOLD- Koronavirüs önlemleri kapsamında tüm dünya ile beraber Türkiye de yurt dışına kapılarını kapattı. Havayolları uçuşlarını sonlandırırken gümrük kapıları ve sınırlarda da önlemler üst seviyeye çıkarıldı.

UÇUŞLAR DEVAM EDİYOR

Öte yandan CHP Malatya Milletvekili Vali Ağababa Katar ile uçuşların devam ettiğini gösteren görseller paylaştı. Ağbaba’nın paylaştığı flightradar24 adlı sitenin Live Air Traffic (Canlı hava trafiği) fotoğraflarında 26,27,28,29,30 ve 31 Mart tarihlerinde yapılan ve yapılacak Doha-İstanbul seferleri görülüyor.

‘KARANTİNAYA ALINIYORLAR MI ?’

Fotoğrafları paylaşan Ağbaba yakın zamanda yapılan Kanal İstanbul ile ilgili ilk ihaleye atıfta bulunarak, ”Yurtdışı uçuş yasağına rağmen Qatar Airways’in İstanbul-Doha uçuşları hala devam ediyor. Herkese uygulanan yasak neden Katar’a uygulanmıyor? Katar’dan gelenler karantinaya alınıyor mu? Katarlılara tanınan bu ayrıcalığın Kanal İstanbul ihaleleriyle bir ilgisi var mı?” diye sordu.

Avustralya kanalından dikkat çeken Türkiye analizi: ‘Virüs tüm ülkelerden daha hızlı yayılıyor’

 

Okumaya devam et

Politika

Kılıçdaroğlu: İşten çakarma yasaklansın, köprü geçiş garantisi askıya alınsın

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, koronavirüs salgını sürecinde işten çıkarmaları önleyecek her türlü teklife destek vereceklerini söyledi. Hazine garantili projelerde geçiş garantisinin askıya alınmasını istedi.

BOLD – CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, koronavirüsle ilgili işten çıkarmaların yasaklanmasını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Gerek vatandaşların geçim ihtiyaçları, gerek sektörlerin ekonomik destek ihtiyaçları konusunda, daha önce önerdiğimiz önlemlerin de derhal alınması zorunludur” dedi.

Sözcü Gazetesi’nden Saygı Öztürk’e konuşan Kılıçdaroğlu, Hazine garantili köprü, tünel, yol, hastane, havalimanı vb. işletmelerin işleticilerinin de fedakarlık yapmasını beklediğini söyledi. Kılıçdaroğlu, “Bu kapsamda döviz kuruna endeksli ödemelerin doğrudan Türk lirasına çevrilerek bir yıl süreyle ertelenmesi, geçiş garantisinin askıya alınması işleticilerin de yapmak isteyeceği bir fedakarlıktır” ifadelerini kullandı. “Doğalgaz ve elektrik dağıtım şirketlerinin yapması gereken fedakarlık da unutulmamalıdır” diyen Kılıçdaroğlu, “Bu kapsamda abonelerinin fatura ödemeleri, faizsiz olarak salgının kontrol altına alındığı tarihe kadar ertelemeli” çağrısında bulundu.

Kılıçdaroğlu, evinden çıkmamaya özen gösteriyor, CHP’li belediye başkanlarıyla sürekli temas içinde bulunuyor. Geçmişte Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Genel Müdürlüğü yapması nedeniyle çok sayıda doktor tanıdığı olan Kılıçdaroğlu, bilgi alıyor ve belediyelerin yapması gerekenler konusunda başkanlar arasında eşgüdüm sağlıyor. Genel merkeze zorunlu olmadıkça gitmeyen, gidince de çok kısa sürede ayrılan Kılıçdaroğlu, “Sosyal mesafe” kuralına da uyulmasına özen gösteriyor.

SALGINLA İLGİLİ RAPORLARI OKUYOR

Kılıçdaroğlu koronavirüs sonrası yaptıklarıyla ilgili şunları söyledi: “Evde boş oturmuyor, genel merkezdeymişim gibi çalışmalarımı yürütüyorum. Salgınla ilgili olarak raporları okuyor, diğer ülkelerdeki gelişmeleri de yakından takip ediyorum. Yerel yönetimlere salgınla mücadele konusunda önemli görevler düşüyor. Bu konuda başkanlarımızla konuşuyoruz. Bu sorunu da dayanışmayla, birlikte hareket etmeyle aşacağımıza inanıyorum. Vatandaşlarımızı mağdur etmeden önce onlara her türlü desteği vermek durumundayız. CHP olarak biz halkımız arasında hiçbir ayrım yapmadan üzerimize düşeni yapıyoruz, yapacağız.”

İKTİDAR ÖNLEM ALMAKTA ZAFİYET GÖSTERDİ

Olağanüstü Hal ilan edilmesine karşı olduklarını, sokağa çıkma yasağının İl İdaresi ve Hıfzıssıhha Kanunlarıyla mümkün olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:  İktidar maalesef bu güne kadar salgın ile ilgili önlem almakta önemli zafiyetler göstermiştir. Testlerin yaygınlaştırılmasındaki gecikmeler, sınırların kapatılmasındaki gecikmeler, ulaşım kısıtlamalarındaki gecikmeler bunlara örnek verilebilir. Bugün geldiğimiz noktada; geniş, yaygın ve etkin bir sokağa çıkma yasağı ve karantina ihtiyacı olduğu açıktır” dedi.

NİÇİN “EVDE TUT”

Evde kalanların geçimlerini sağlayacak ekonomik önlemlerin de doğrudan iktidar tarafından alınması gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Gerek vatandaşların geçim ihtiyaçları, gerek sektörlerin ekonomik destek ihtiyaçları konusunda, daha önce önerdiğimiz önlemlerin de derhal alınması zorunludur. Süreç içinde yasal bir desteğe ihtiyaç duyulması halinde (örneğin; salgın hastalık süresince işçi çıkarma yasağı öngören bir düzenlemenin Parlamentoya gelmesi gibi…) Parlamentoda bu kararların alınması için tam destek vermeye de hazırız. olduğumuzu belirtmek isteriz. Artık sorun ‘evde kal’ aşamasından ‘evde tut’ aşamasına geçmiştir. Bir an önce iktidarın bu önlemleri alması gerekmektedir.”

Yeni bakanın ‘Erdoğan’a layık olacağım’ biadı sosyal medyayı salladı

Okumaya devam et

Politika

TBMM’de görevli doktorda koronavirüs şüphesi; muayene ettiği kişiler telefonla uyarıldı

Meclis Hastanesi’nde görevli bir doktorda ateş ve boğaz ağrısı görülmesi üzerine koronavirüs testi yapıldı. Testin negatif çıktığı belirtilirken, doktorun son 14 günde muayene ettiği kişiler telefonla aranarak uyarıldı.

BOLD – Meclis doktorunda koronavirüs görüldüğü iddiaları üzerine TBMM Başkanlığı açıklama yaptı. TBMM’den yapılan açıklamada, ”Test sonucu negatif çıkmıştır” denildi.

TBMM’den paylaşılan bilgi notunda şu ifadeler kullanıldı:

”Meclis Hastanesi’nde görevli bir doktorda ateş ve boğaz ağrısı belirtilerinin görülmesi üzerine şehir hastanesinde test yaptırılmış ve test sonucu negatif çıkmıştır. Kendisi tedbir amaçlı olarak hastanede tutulmaya devam edilmektedir. Ancak son 14 günde muayene ettiği kişiler telefonla aranarak,bilgilendirilmiş ve tedbir amaçlı olarak kendilerini izole etmeleri istenmiştir.”

CHP’li Ağbaba koronadan ölenlerin sayısının gizlendiğini belgeledi

Okumaya devam et

Popular