Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

4X4’lük kayıp nesil!

Eğitimde 4+4+4 modeliyle okullaşma oranını yüzde 100’e çıkarmayı planlayan AKP’nin hesapları tutmadı. Lisede okuması gereken neredeyse 1.4 milyondan fazla genç kayıp…

BOLD – AKP’nin uygulamaya soktuğu 4+4+4 eğitim sistemi çöktü. Birgün’den Mustafa Kömüş’ün haberine göre Lise çağındaki 15-19 yaş aralığında olan gençlerin sayısı, TÜİK’in verilerine göre 6 milyon 95 bin… Bu gençlerden 3 milyon 155 bini (yüzde 51,76) eğitimine devam ediyor. Okuduğu halde çalışanların sayısı 705 bin, okul yerine işe gidenlerin sayısı da 860 bin. Okula ve çalışmaya gitmeyenlerin sayısı ise tam 1 milyon 375 bin. Bunların ne yaptığı bilinmiyor.

ÇOCUK YAŞTA EVLİLİĞİN ETKİSİ

TÜİK rakamlarına göre 15-19 yaş arasındaki gençlerin 3 milyon 144 binini erkekler oluşturuyor. Kızların sayısı ise 2 milyon 952 bin. Eğitimde kızlar, istihdamda ise erkeklerin sayısı fazla. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerde de kızların sayısı daha fazla. Erkeklerin yüzde 18.8’inin, kızların ise yüzde 26,5’inin ne yaptığı bilinmiyor. Çocuk yaştaki evlilikler değerlendirildiğinde kızlarda bu oranın yüksek olmasının nedeni ortaya çıkıyor.

Ne yaptığı bilinmeyenlerin yanında çalışmak zorunda kalan gençlerin de sayısı oldukça fazla. Sadece istihdamda olanlar ve hem eğitimde hem istihdamda olanların toplamına baktığımızda bu sayı 1 milyon 565 bini buluyor. Yani diğer bir deyişle okulda olması gereken 1 milyon 565 bin genç çalışmak zorunda kalıyor.

BU ÇOCUKLARI NEDEN BULAMIYORLAR?

Bu gençlerin nerede olduğunun bilinmediğini aktaran Eğitim Uzmanı Ali Taştan, “Ülkemizde zorunlu eğitim 4+4+4 ile 12 yıla çıkarıldı. 6 yaşında okula başlayan çocuklar en erken 18 yaşında zorunlu eğitimi tamamlayabiliyor. Eğitim çağında olmasına rağmen neredeyse 5 gençten biri liseye gitmiyor. 15-19 yaş aralığında bulunan 1 milyon 375 bin öğrencinin yaklaşık 1,1 milyonunun orta öğretim kurumlarında olması gerekiyor” dedi. Milli Eğitim Bakanlığı’na sorulduğunda, “Eğitim öğretim çağına gelmiş tüm bireyler eğitim öğretim kurumlarında kayıt altındadır” şeklinde cevap alındığını aktaran Taştan şunları aktardı: “Liselerdeki okullaşma oranı neden yüzde 83,5? MEB bu çocukları neden bulamıyor? 12 yıllık eğitimin zorunlu olması nedeniyle okullaşma oranlarının yüzde yüze yakın olması gerekiyordu. Ancak 4+4+4 süreci ile ilk ve ortaokullarda okullaşma oranlarının ciddi oranda düştüğü görülüyor.”

Türkiye ile Sudan arasında yerli üreticiyi bitirecek anlaşma!

Gündem

Aşı karşıtı aile sayısı 23 bine ulaştı, kızamık vaka oranı 5 kat arttı

Türk Tabipleri Birliği verilerine göre, çeşitli gerekçelerle çocuğuna aşı yaptırmayan aile sayısı 23 bine çıktı. 2019’un ilk 9 ayında kızamık vakaları önceki yıla göre 5.2 kat artıp 2 bin 666’ya ulaştı.

BOLD – Türkiye’de ve dünyada çocuklarını farklı sebeplerle aşılatmayan aile sayısı hızla artıyor. Türk Tabipleri Birliği (TTB) verilerine göre, söz konusu durumdaki aile sayısı yedi yılda 183’ten 23 bine yükseldi. 2019’un ilk dokuz ayında kızamık vakaları önceki yılın aynı dönemine kıyasla 5.2 kat arttı ve 2 bin 666 oldu.

POST MODERNLER VE BAZI DİNİ GRUPLARIN ORTAK NOKTASI

Gazete Duvar’dan Müzeyyen Yüce’nin haberine göre TTB Aile Hekimliği Kolu Başkanı Dr. Filiz Ünal, aşı reddinde iki grubun etkili olduğunu belirtti. “Biri dini gruplar, günah sebebiyle, diğeri aşının güvenli olduğuna yönelik soru işaretleri bulunan post modernler” dedi.

BAKANLIK İLE DSÖ VERİLERİ UYUŞMUYOR

TTB Başkanı Sinan Adıyaman, Sağlık Bakanlığı’nın bulaşıcı hastalıklara ilişkin ‘sorun yok’ açıklamalarıyla Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) kızamığa dair verilerinin uyuşmadığını söyledi.

Türkiye’de 2017 itibarıyla kızamık vakalarının sayısı 69’du. 2018’da sayı 510’a, 2019’un ilk dokuz ayında önceki senenin aynı dönemine oranla 5,2 kat artarak, 2 bin 666’ya ulaştı.

ZAMAN KAYBETMEDEN GEREĞİ YAPILMALI

Herhangi bir müdahalede bulunulmadığında daha da büyüyebilecek bir kızamık salgını bulunduğuna dikkat çeken TTB Başkanı Adıyaman, “Sağlık Bakanlığı’nı daha fazla zaman kaybetmeden, muhataplarını da bilgilendirerek, gereğini yapmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

Uzmanlar, “Nesneleştirmeye yol açan aşı reddine, çocuğun üstün yararı gözetilerek karar verilmeli” diyor.

2,7 MİLYON ÇOCUK RİSK ALTINDA BULUNUYOR

DSÖ’ye göre 2013 ve 2015’deki kızamık salgınında hastalananların çoğu aşısız çocuklardı. Aşı yapılmadığında yılda 2,7 milyon çocuğun kızamık komplikasyonlarına bağlı ölüm riski bulunuyor.

ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI GÖZETİLMELİ

Aşı konusunda hukuki boşluktan da bahseden Adıyaman, “Ebeveynin yararını oluşturmak için çocuğun nesneleştirilmesine neden olan aşı reddi tercihine, çocuğun üstün yararı gözetilerek karar verilmeli” tavsiyesinde bulundu.

PROSEDÜRDE AKSAMALAR YAŞANABİLİYOR

Öte yandan Dr. Filiz Ünal, Türkiye’de aşı oranında görülen düşüşün diğer bir sebebini de okul çağında yaşanan kırılmalar diye açıkladı. “”Ya okuldaki prosedürler nedeniyle bir aksama yaşanıyor ya da aileler okul döneminde yapılan aşıları reddediyor” bilgisini paylaştı.

TEİAŞ’ta yatırımlar durdu; elektrik krizi kapıda

Okumaya devam et

Gündem

Hrant Dink öldürülmesinin 13. yılında anılıyor

Hrant Dink cinayetinin üzerinden 13 yıl geçti. Türkiye ve dünyada çeşitli etkinliklerle anılan Dink için öldürüldüğü yerde ve mezarı başında bir anma programı gerçekleştirilecek.

BOLD- 19 Ocak 2007’de silahlı suikast sonucu öldürülen Agos Gazetesi Kurucusu ve eski Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, ölümünün 13. yılında Türkiye ve dünyada çeşitli etkinliklerle anılıyor. Hrant Dink Vakfı tarafından bugün saat 15.00’te Osmanbey’de Halaskargazi Caddesi Sebat Apartmanı önünde bir basın açıklaması yapılacak. Saat 12.00’de ise Balıklı Mezarlığındaki mezarı başında anılacak.

BAŞINIZI KALDIRMAYI UNUTMAYIN

Dink için, 17 Ocak cuma akşamından beri Sebat Apartmanı üzerine ışıklı bir enstelasyon çalışması yapıldı. Akşam 18.30 ile 24.00 arasında gösterilen enstelasyonda Hrant Dink’in fotoğrafı üzerinden havalanan güvercinler uçuyor. Enstelasyon bu akşama kadar izlenebilecek.

İstanbul’da düzenlencek anma organizasyonları çerçevesinde bir de konser düzenlencek. Vomank grubu, pazar akşamı Beyoğlu Hancı Sahne’de Dink için bir konser verecek.

Ankara’da İSE saat 15.00’te Adakale Sokak’ta düzenlenecek bir törenle anılacak. Saat 16.00’da Ankara Hrant Dink Anma İnisiyatifi, SES Ankara Şube Salonu’nda sinevizyon ve söyleşisi düzenliyor. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri 19 Ocak Pazar günü 15.00’te Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanacak.

ABD VE KANADA’DA HRANT DİNK

Aktivist Zoravik grubu, 19 Ocak saat 19.30’da Harvard’da Boylston salonunda yer alacak bir anma töreni düzenleyecek. 2008 yapımı “İki Ulusun Kalbi Hrant Dink: Nouritza Matossian ile Görüşme” isimli Hrant Dink’in hayatını anlatan belgeselin gösterimi ile başlayacak törende daha sonra, Agos köşe yazarı ve tarihçi Dr. Ohannes Kılıçdağı ile interaktif bir konuşma gerçekleştirilecek.

Los Angeles’ta ise İstanbul Ermenileri Organizasyonu tarafından bir anma töreni düzenlenecek. Aktivist Garo Ghazarian, Hrant’ın Arkadaşları organizasyonu üyesi Tamar Nalcı, avukat Roy Arakelian, Agos yazarı Pakrat Estukyan konuşmacı olarak yer alacağı etkinlik yerel saatle 18’de başlayacak.. Etkinlikte Estukyan’a “Hrant Dink Özgürlüğün Ruhu ve Adalet Madalyası” da teslim edilecek.

Hrant Dink Adına 19 Ocak’ta Kanada’da Montreal’de pazar günü sabah ayini sonrası İstanbul Ermenileri Kültür Derneği’nde can yemeği ve Sevan Değirmenciyan’ın “Hrant Dink’in mirası ve günümüz Türkiye’si” başlıklı konuşması olacak.

AVRUPA’DA HRANT DİNK

İngiltere’nin başkenti Londra’da Surp Yeğişe Ermeni Kilisesi, pazar günü saat 18.00’de “Hrant Dink’in Hatırası: Acı Umuda Dönüşüyor” başlıklı bir etkinlik düzenleyecek. Etkinlikte Hrant Dink Vakfı’nın çalışmalarının yanısıra 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekanı da konuşulacak.

Almanya’da ise Berlin Maxim Gorki Tiyatrosu’nda saat 20.30’da düzenlenecek anma etkinliğinde Türkiye, Gürcistan ve Ermenistan kökenli müzisyenler sahne alacak. Maximillian Popp tarafından yönetilecek panelde ise Hrant Dink Vakfı’ndan Zeynep Taşkın ve Houshamadyan sitesinden Vahe Tachjian konuşmacı olarak yer alacak.

Avusturya’nın başkent Viyana’da  aynı gün Surp Hıripsime Ermeni Kilisesi’nde Hrant Dink anısına bir Hokehankist ayini gerçekleştirilecek.

Hollanda Amsterdam’daki Surp Hoki Kilisesi’nde Nouritza Matossian’ın 2004-2007 yılları arasında Hrant Dink ile gerçekleştirdiği söyleşilerin video kayıtlarından oluşan ‘Hrant Dink; İki Milletin Kalbi’ belgeseli gösterilecek. Belgesel, 2008 Toronto Pomegranate Film Festivali‘nde İzleyici Ödülü’ne layık görülmüştü. Etkinlikte ayrıca avukat Onur Feyzioğlu ve Nor Zartonk’un kurucularından Sayat Tekir de konuşmacı olarak yer alacak.

BİRİLERİ SENİN İNSANLIĞINI GÖRMÜYOR

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Hrant Dink için bir mektup yazdı. Agos gazetesinde yayınlanan mektupta Demirtaş, 2001 yılında yaşadığı Dink ile ilgili bir anısını paylaştı:

“Değerli dostum,
Hatırlar mısın bilmiyorum, 2001’de Diyarbakır’a gelmiştin, bir konferans için. Ben o sıralar İHD Diyarbakır şubesinde görev yapan genç bir avukattım. E haliyle sen de çok gençtin 🙂 OHAL devam ediyordu, kaldırılmamıştı daha. Panel, konferans izni almak çok zordu. Yine de o konferans için izin koparılmıştı. 
Zar zor ikna etmiştik seni.

O zamanlar, bütün konuşmacıların nüfus kayıt örneklerinin, ikametgah senetlerinin ve sabıka kayıtlarının etkinlikten önce emniyet müdürlüğüne verilmesi gerekiyordu. Bürokratik işlemlerle ben uğraşıyordum. Arayıp senden de bu evrakları istemiştik. Yadırgamıştın önce. “Öyle şey mi olur” demiştin. Zar zor ikna etmiştik seni. Diyarbakır’da misafirimiz olmanı, konferansa katılmanı çok istiyorduk çünkü.

Tüm konuşmacıların evrakları gelince de başvuru için Emniyet’e gitmiştik. Polis amiri evraklara şöyle bir bakıp “Bir Ermeni’yi de mi çağırıyorsun” demişti. Yüzünde bir küçümseme, belki de tiksinti ifadesi vardı. Öfkeden kulaklarıma kadar kızardığımı hissediyordum. Aramızda bir tartışma, bir kavga çıksa etkinliği yasaklayacak adam. Derin bir nefes alıp “O Ermeni’yi özellikle çağırıyoruz. Zamanınız olursa gelip dinleyin, belki siz de bir şeyler öğrenirsiniz” demiştim. Bu sözlerim üzerine, adam bana da iğrenerek bakmıştı. Birileri senin insanlığını görmüyor.”

Tutuklu kadınlar için yürüdüler

 

Okumaya devam et

Gündem

Yargıtaydan ‘kıro’ kararı

Yargıtay, kendisine ‘kro ve şerefsiz’ dediği için, eşinden tazminat kazanan koca ile ilgili kararı, kocanın eşine attığı tokat yüzünden, tarafları eşit kusurlu sayarak, bozdu.

BOLD- Bursa’da şiddetli geçimsizlik yaşayan bir çift, kısa bir süre önce, evde çıkan tartışma yüzünden mahkemelik oldu. İddiaya göre; öfkeli adam, kayınvalidesini evden kovan karısına tokat atarak boğazını sıktı. Kavga sırasında kadın ise kocasına, ‘Kıro, şerefsiz’ diyerek hakaret etti. Çift, karşılıklı boşanma davası açtı. Davacı koca, boşanmak istediği eşinin aleyhinde, maddi ve manevi tazminat talebinde de bulundu.

YARGITAY TARAFLARI EŞİT KUSURLU SAYDI

Aile Mahkemesi, boşanma davasını kabul ederek, ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle kadının, kocasına maddi ve manevi tazminat ödemesi gerektiğine hükmetti. Karara itiraz eden kadın temyize gitti. Kararı bozan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşine şiddet uyguladığı iddia edilen koca ile eşine hakaret eden kadını eşit kusurlu saydı.

KOCA ŞİDDET UYGULADI, EŞİ HAKARET ETTİ

Yargıtay kararını şöyle, “Davalı-karşı davacı erkeğin eşine iki ayrı olayda tokat atmak ve boğazını sıkmak suretiyle fiziki şiddet uyguladığı, eşine ‘vicdansız, terbiyesiz, hayâsız’ diyerek hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Buna karşılık davacı-karşı davalı kadının da, ortak çocukların doğumundan sonra müşterek konuta gelen kayınvalidesini evden kovduğu, abisine ait silahla eşini öldüreceğini söylediği, eşine ‘şerefsiz, kıro’ diyerek hakaret ettiği ve eşini aşağıladığı anlaşılmaktadır” denildi.

‘TAZMİNATA HÜKMOLUNMAZ’

Tarafların eşit kusurlu olduklarının belirtildiği kararın devamında, “Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmolunamaz. O halde, davalı-karşı davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir” ifadeleri kullanıldı.

Babasına hasretini böyle anlattı: ‘Demir parmakların ardında cehennemi tattım’

Okumaya devam et

Popular