Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Türk askeri, Suriye’den sonra Libya iç savaşında da mı sahaya iniyor?

Tayyip Erdoğan, Libya’da Ulusal Mutabakat Hükumeti’ni kurtarmak için Türk askerinin sahaya sürülebileceğini açıkladı. “Libya halkından, yönetiminden davet geldiğinde bu bizim için hak doğurur” dedi.

BOLD – Libya’da Türkiye’nin desteklediği, başkent ve çevresine sıkışıp kalan Ulusal Mutabakat Hükumeti zor durumda.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dün akşam TRT yayınında Libya’dan “davet geldiği anda bu bizim için adeta bir hak doğurur”sözleri AKP’nin Türk askerini Libya’da savaşa sürebileceği korkusunu arttırdı.

Nisan ayından beri başkent Trablus’u almak için mücadele eden ve ülkenin 3’te 2’sini kontrol eden muhalif General Halife Hafter güçleri, başkenti almak için hafta sonu saldırılarını yeniden arttırdı. Hafter güçlerinin yılbaşından önce başkent Trablus’a girmeyi planladığı belirtiliyor.

LİBYA İLE ASKERİ VE GÜVENLİK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI

Erdoğan, 27 Kasım’da Dolmabahçe Ofisi’nde Libya Ulusal Mutabakat Hükumeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez el Sarraj’la bir görüşme gerçekleştirmişti.

Bu görüşmede güvenlik ve askeri işbirliğinin genişletilmesine yönelik bir anlaşmanın imzalandığı duyurulmuştu. Aynı görüşmede Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükumeti’nin “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” imzaladığı da bildirilmişti.

“DAVET BİZİM İÇİN HAK DOĞURUR”

Erdoğan’ın dün akşam TRT ortak yayınındaki Libya’ya ilişkin sözleri, Türk askerinin AKP ve Erdoğan’ın her alanda çöken dış politikası sonucu Suriye’den sonra Libya İç Savaşı’nda da sahaya sürülebileceğini gösterdi.

“Libya’nın Birleşmiş Milletler tarafından tanınan meşru hükumeti eğer bir destek isterse Türkiye’den askerimiz Libya’ya gider mi?” şeklindeki soru üzerine, “Böylesine bir çağrı özellikle Türkiye’ye tabii ki bu hakkı tanır. Yani Libya halkından, yönetiminden böyle bir davet geldiği anda bu bizim için adeta bir hak doğurur” diye konuştu.

Erdoğan, Libya ile askeri güvenlik ve denizde hakkaniyet konusunda yapılan anlaşmayı da hatırlattı. Birleşmiş Milletler’in 2011’den beri Libya’ya silah satışının önüne geçen bir ambargo uyguladığını hatırlatarak, “Ancak Libya Ulusal Hükumetinin çağrısı karşısında asker gönderme faaliyeti bu kapsamda yorumlanamaz. Böyle bir davet gelmesi durumunda Türkiye nasıl bir inisiyatif üstleneceğine kendisi karar verecektir” dedi.

“Türkiye, Libya’da faaliyet gösteren gemileri, şirketleri ve insani yardım kuruluşlarını koruma hakkına da sahiptir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı, “Türkiye dışına asker gönderilmesi koşulları ve buna ilişkin olarak mevzuatımız bakımından atılması gereken adımlar var” diye konuştu.

PUTİN İLE LİBYA KONUSUNDA GÖRÜŞME

Erdoğan diğer yandan Rusya’nın Libya’da General Halife Hafter’e destek vermesi ile ilgili olarak, önümüzdeki günlerde Devlet Başkanı Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile bir telefon görüşmesi yapacağını dile getirerek, “Hafter konusu istiyorum ki Rusya ile münasebetlerde yeni bir Suriye doğurmasın” dedi.

Erdoğan, “Ben inanıyorum ki Rusya da Hafter konusunda mevcut tezi gözden geçirecektir” ifadesini kullandı.

TÜRKİYE, MOSKOVA İLE LİBYA’DA DA KARŞIT CEPHELERDE

Libya’nın doğusu General Halife Hafter’in kontrolünde. Hafter’e bağlı güçler, Mısır, Fransa, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından destekleniyor.

Trablus’taki hükumet ise Birleşmiş Milletler ve uluslararası camianın büyük bölümünün desteğini almış durumda. Türkiye ve Katar da Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükumeti’ne destek veriyor.

Rusya, Libya’da Türkiye’nin desteklediği Ulusal Mutabakat Hükumeti’nin karşısındaki General Halife Hafter’i destekliyor. Böylece Türkiye, Rusya ile Suriye’den sonra Libya’daki iç savaşta da karşıt cephelerde saf tuttu.

ABD, RUSYA’YI SUÇLAMIŞTI

ABD Dışişleri Bakanlığı iki hafta önce Rusya’yı General Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu’na destek vermekle suçlamıştı.

Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşleri Genel Sekreter Yardımcısı David Schenker, Rus ordusuna bağlı düzenli birliklerin ve Moskova’nın güdümündeki milis kuvvetlerden oluşan Wagner Group’a mensup paralı askerlerin, Libya Ulusal Ordusu’nu desteklediğini söylemişti.

Batılı kaynaklara göre, daha önce Vladimir Putin’le çalışmış olan Yevgeny Prigozhin’e ait Wagner Group’un yaklaşık 1000 kadar paralı askeri eylül ayından beri Hafter saflarına katılmış durumda.

HAFTER, YIL SONUNA KADAR TRABLUS’A GİRMEYİ HEDEFLİYOR

Bu arada Libya’da General Halife Hafter’e bağlı güçler yıl sonuna kadar Trablus’a girmeyi planladığını açıkladı. Libya’nın doğusunu kontrol eden yönetimin Dışişleri Bakanı Abdulhadi el-Huveyc, zorlu bir operasyon olsa da savaşın son safhasında olduklarını ileri sürdü.

Trablus’un ele geçirilmesinden sonra altı ay içerisinde parlamento seçimi yapacaklarını belirten el-Huveyc, ardından da yeni bir yönetim kadrosu kurulacağını vurguladı.

El-Huveyc, Moskova’da verdiği bir röportajda şehrin kontrolünü sağladıktan sonra Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Başbakan Fayez el Sarraj’ı kanunlar çerçevesinde yargılayacaklarını belirtti.

Libya’da Türkiye’nin desteklediği güçler zorda: Hafter güçleri başkent Trablus kapılarında

Dünya

Orhan İnandı’nın avukatından fotoğraflardaki gizemli kişiye çağrı

Orhan İnandı’nın kaçırıldığı güne dair fotoğraflardaki kişi olduğu sanılan, eski İçişleri Bakanlığı çalışanı Akbarov Ulan’a seslenen İnandı ailesinin avukatı Taalaygul Toktakunova “Gel ve şüpheleri kaldır” dedi.

BOLD – İnandı ailesinin avukatı Taalaygul Toktakunova sosyal medya hesabından, kaçırılan Orhan İnandı için yürütülen arama çalışmaları konusunda bilgilendirilmemekten şikayet etti.

SANKİ BİZ ENGEL OLUYORUZ

Muhatap olduğu insanların Orhan İnandı hakkında yürütülen arama çalışmaları hakkında sorular sorduklarını belirten Toktakunova, “Bu soruya muhatap olan polisin de hep dediği gibi benim de tek bir cevabım var: En iyi uzmanlar onu arıyor. Öyle bir arıyorlar ki, soruşturmanın gizliliği perdesi altında hiç bir bilgi yok, hiç bir bilgi paylaşılmıyor! Sanki biz güvenlik güçlerine engel oluyoruz, en iyi uzmanların arama çalışmalarına müdahale ediyoruz” dedi.

İnandı’nın son fotoğraflarının kendilerinden alındıktan sonra bir daha o fotoğraflara ulaşamadıklarını söyleyen Toktakunova, “Bakan Yardımcısı, savunmanın bunları dağıtma hakkı olmadığını, bu fotoğrafları paylaşmakla soruşturmayı engellediğimizi söyledi. Ondan sonra, sesimizi kısıp fotoğrafların geri kalanını ve fotoğraftakilerin eşgalleri ‘acaba bir ipucu bulurlar mı?’ ümidiyle polise teslim ettik. Ne yazık ki, ‘deliller incelenmek üzere İçişleri Bakanlığı’na götürüldü’ ifadesinin dışında bir bilgi yok” diyerek isyan etti.

FOTOĞRAFLARDAKİ DEVLET GÖREVLİSİ AKBAROV ULAN

Fotoğrafların yayınlandıktan sonra olayın seyrinin değiştiğini söyleyen Toktakunova, “Bazıları, fotoğraftaki yüzleri tanıdığını söyledi. Diğer taraftan, fotoğrafta gözüken, hiç araştırılıp soruşturulmayan bu şahıslar, olayla ilgilerini inkar da etmediler. Orhan İnandı Bey’in ailesi, haklı olarak fotoğraftaki insanların, eğer bu olayla ilgileri yoksa, kendileriyle iletişime geçip Orhan Bey’in endişeli eşini teselli edebileceğine inanıyor” ifadelerini kullandı.

Toktakunova sözlerine şöyle devam etti: “Çeşitli kaynaklardan edinilen bilgiye göre, fotoğraftaki kişilerden biri eski İçişleri Bakanlığı görevlisi olan Akbarov Ulan’dır. Kendisinin nerede olduğu bilinmiyor. Hatta bazıları ülkeyi terk ettiğini söylüyor.

Sevgili Ulan! Eğer, fotoğraftaki şahıs gerçekten sen isen, Orhan İnanda’nın ailesi, onlarla iletişime geçmeni ve en azından onlara Orhan Bey’in kaçırılmasıyla alakan olup olmadığına dair şüpheleri ortadan kaldıran bazı bilgiler vermeni rica ediyor” dedi.

KIRGIZLAR DA KARIŞMIŞ OLABİLİR Mİ?

Bir çok kişinin fotoğrafları dağıtmama konusunda kendisine ısrarla tavsiyede bulunduğunu söyleyen avukat: Akil insanlar, bir şey yaptığında en kötü sonuçların ortaya çıkabileceğini hesap etmen gerekir derler. Ancak, bu durum aile için her geçen gün, her geçen saat, her geçen dakika ve saniye daha da ağırlaşarak üzerlerine geliyor. Beklemek ölümden daha kötü!!! Diğer taraftan, zaman geçtikçe Orhan Bey’in ailesi ‘Acaba, bazı Kırgız vatandaşları Orhan Bey’in kaybedilme olayına karışmış olabilirler mi?’ diye düşünmekten de kendilerini alamıyorlar” diye konuştu.

Orhan İnandı için BM’ye çağrı: Bir şeyler yapmak için henüz geç değil

Okumaya devam et

Dünya

Orhan İnandı için BM’ye çağrı: Bir şeyler yapmak için henüz geç değil

Kırgızistan’da 23 gün önce kaçırılan Orhan İnandı için Birleşmiş Milletler önünde toplanan eylemciler trajik Cemal Kaşıkçı vakasını hatırlatarak, BM’ye Orhan İnandı için harekete geçme çağrısında bulundu.

BOLD – Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi önünde toplanan kalabalık bir grup Kırgızistan’da kaçırılan eğitimci Orhan İnandı için eylem yaptı. Sivillere yönelik silahlı şiddete karşı mücadeleyi simgeleyen kırık sandalye heykelinin bulunduğu meydanda toplanan eylemciler kaçırılan İnandı’nın bulunması için harekete geçilmesi çağrısı yaptı.

Kırgızistan’ın Başkenti Bişkek’te 31 Mayıs’ta kaçırılan Orhan İnandı’nın bulunması talebiyle toplanan kalabalık “Orhan İnandı’yı hemen bulun”, “İnandı’ya özgürlük”, “Orhan İnandı Bişkek Türk Elçiliğinde Gözaltında” yazılı dövizler taşıdı.

Basın açıklamasını okuyan Ali Mübarek, “Cenevre’de, Avrupalı yetkililere ve İsviçreli yetkililere bu acil konuyu gündemlerine almaları ve Orhan İnandı’nın ailesine sağ salim teslim edilmesi için harekete geçmeleri çağrısında bulunuyoruz” dedi.

Başarı bir eğitimci olan Orhan İnandı’nın Kırgızistan’da eğitime katkılarından dolayı Kırgız halkının sevgi ve güvenini kazandığını vurgulayan Mübarek, “Bugün burada eğitimci Orhan İnandı’nın Bişkek’te kaçırılmasına karşı sesimizi yükseltmek üzere bir araya geldik. Yakın zamanda bir saldırıya hedef olabileceği yönünde Kırgız makamları tarafından ikaz edilen İnandı, 31 Mayıs günü ortadan kaybolmuş, muhtemelen aracıyla seyahat ederken kaçırılmıştır. Kaybolmasından bu yana geçen üç hafta içinde kendisinden haber alınamamıştır” diye konuştu.

OTOKRATLARIN UZUN KOLU

Kırgızistan’da güvenlik güçleri ve sevenlerinin İnandı’nın bulunması için seferber olduğunu söyleyen Mübarek, “Eşi Reyhan İnandı, kocasının Bişkek’teki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğinde yasadışı olarak alıkonulduğunu duyurmuştur. Büyükelçilikte işkenceye maruz kaldığı tahmin edilmektedir. Olay İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda vahşice katledilen Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı vakasını hatırlatmaktadır. Bu sefer farklı olan ise şudur: Bir şeyler yapmak için henüz çok geç değil. Türkiye, Suudi Arabistan ve Belarus gibi otoriter rejimlerce sınırlarının ötesinde yapılan böyle pervasız hukuksuzluklara uluslararası toplum tarafından hoşgörü gösterilmemelidir. Bu pratiğin günümüz dünyasında bir yeri olmamalıdır. Ülkelerinin dışında yaşayan savunmasız muhalifler, otokratların uzun kollarına karşı korunmalıdır. Sadece çok uzaklardaki Kırgızistan’da değil, burada, Avrupa’da da; otokratların uzun kolları insan hakları aktivistlerine, gazetecilere ve bazı siyasetçilere ulaşmaya çalışmıştır. Onlar bizi burada, Avrupa’da da susturmak istiyorlar. Bu suistimale karşı koymada herhangi bir çifte standart olmamalıdır. Avrupa Parlamentosunun son yayınlanan Türkiye raporunda da bu husus dile getirilmiştir” ifadelerini kullandı.

Basın açıklamasının ardından Kırgız Elçiliği posta kutusuna, İnandı’nın bulunmasını talep edilen bir mektup bırakıldı.

NE OLMUŞTU

Kırgız vatandaşı olan Orhan İnandı 31 Mayıs’ta evinin önünden kaçırıldı. 23 gündür haber alınamayan İnandı’nın MİT tarafından kaçırıldığı ve Bişkek’teki Türk elçilik binasında tutulduğu sanılıyor. Elçilik binası önünde İnandı’nın serbest bırakılması için eylemler yapılıyor. Kırgız Meclis’i de olayı yakından takip ediyor. Genel Kurul’da sık sık gündeme gelen kaçırılma olayına ilişkin yapılan açıklamalarda milletvekilleri Kırgızistan’ın adam kaçırılmalarla anılan bir ülke olmaması için İnandı’nın bir an önce bulunması gerektiği vurgulanıyor.

Şeriatçılar ‘After party’cilere karşı

 

Okumaya devam et

Dünya

İngiliz Yüksek Mahkemesi’nden ‘adil yargılama’ endişesiyle Türkiye’nin iade talebine ret

İngiltere’de Yüksek Mahkeme, iki cinayette de ismi geçen PKK terör örgütü mensubu bir kişinin Türkiye’de ‘adil yargılanamayacağını’ belirterek iade talebini reddetti.

BOLD – İngiliz Yüksek Mahkemesi, Türkiye’de çifte cinayetten aranan ve PKK terör örgütü destekçisi olduğu iddia edilen Özgür Tanış isimli bir Türk vatandaşının adil yargılanmayacağı gerekçesiyle iade edilemeyeceğine hükmetti.

Karar sonrası konuşan Tanış’ın avukatı Ali Has, Türkiye’de PKK destekçisi olmakla suçlanan herhangi biri için adil yargılanmanın olamayacağını ifade etti.

Has, “Dolayısıyla, Yüksek Mahkeme’nin bu sabah verdiği karar, Türkiye’nin insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı duymadığına dair siciline bir başka kanıttır” dedi.

ÖZGÜR TANIŞ HAKKINDAKİ DAVA SÜRECİ

Özgür Tanış, 1997 yılı Ekim ayında bir otoyolda insanları silah zoruyla soymak ve Nisan 1999’da PKK terör örgütünün “aktif bir üyesi” olarak iki kişiyi boğarak öldürmek iddiasıyla Türkiye tarafından aranıyordu.

Güney Londra’da yaşayan 45 yaşındaki Tanış ise davalarda yanlış şekilde suçlandığını belirterek Türkiye’de terörle mücadele polisi tarafından “ayrılıkçı faaliyetlere” katıldığı için işkence gördükten sonra İngiltere’ye ilk kez 1998’in sonlarında geldiğini söyledi.

Türkiye, Mayıs 2019’da Tanış’ın iadesini talep etti ancak avukatları İngiltere’deki mahkemelerde Kürt olan müvekkillerinin PKK’ya verdiği destek konusunda Türkiye’de adil yargılanamayacağını iddia etti.

Türkiye’deki insan hakları konusunda uzman Profesör Bill Bowring, davada yaptığı açıklamalarda, Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişimi sonrası binlerce avukat ve hakimin kovulduğunu ve ardından tutuklandığını belirterek, Tanış’ın Türkiye’ye iade edilmesi durumunda ‘adil bir yargılanma’ ihtimalinin ‘çok uzak’ olduğunu ifade etti.

Westminster Sulh Ceza Mahkemesi, geçen yıl Ekim ayında Tanış’ın Türkiye’ye iade edilmemesi gerektiğine karar vermişti.

Mahkeme Yargıcı John Zani, Tanış’ın Türkiye’de uzun süreli hücre hapsinde tutulma riski bulunduğunu belirterek, bu durumun insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele teşkil edeceğine karar verdi. Ancak Türkiye karara İngiliz Yüksek Mahkemesi’nde itiraz etti.

ABD’de savcılık SBK’nın mal varlıklarına el konulmasını istedi: Verdiği rüşvetler de gündeme gelebilir

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0