Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Erdoğan’ın uzun kolu Arnavutluk’ta: Bir öğretmen daha Türkiye’ye iade edildi

Öğretmen Harun Çelik, mahkeme kararına rağmen Arnavutluk’tan yasa dışı biçimde Türkiye’ye iade edildi. Arnavut polisinin hukuksuz şekilde uçağa bindirdiği Çelik, İstanbul’a götürüldü.

BOLD – Öğretmen Harun Çelik, Arnavutluk İçişleri Bakanlığı tarafından mahkeme kararına rağmen Türkiye’ye teslim edildi. Çelik gece İstanbul’a götürüldü ve hakkında 4 gün gözaltı süresi çıkarıldı.

41 yaşındaki öğretmen, Türkiye’nin iade talebi üzerine 5 buçuk ay önce Arnavutluk’ta tutuklandı. Tüm bu süreyi hapishanede geçiren Çelik hakkında geçtiğimiz hafta mahkeme serbest bırakılması kararı verdi.

Dün (1 Ocak 2020) hapishaneden serbest bırakılan Harun Çelik’i karşılamaya giden arkadaşları bir şokla karşılaştılar. Polis hapishane çıkışında Çelik’i gözaltına alarak doğrudan Rinas Airport Havalimanına götürdü. Türkiye’ye deport edilmek istenen Çelik’in gönderilmesine karşı çıkan arkadaşlarıyla polis arasında arbede çıktı.

Çelik Arnavutluk’a itlica talebinde bulunmuş ancak 5 aydır bu talebi işleme konmamıştı.

Arnavutluk polisinin, mahkeme kararı olmadan ve yasal prosedürleri takip etmeden Harun Çelik’i Türkiye’ye deport etmeye çalıştıkları öğrenildi.

Harun Çelik’in Air Albana uçağıyla Türkiye’ye gönderilmek istendiğini belirten arkadaşları, Arnavutluk makamlarını yasa dışı deport kararına karşı durmaya çağırdı.

Gülen Hareketi’ne bağlı okullarda öğretmenlik yaptığı için Erdoğan Rejimi tarafından terör suçlusu olarak görülen Harun Çelik, Arnavut polisi tarafından gece zorla havalimanına götürüldü. Gece İstanbul’a götürülen Çelik hakkında 4 gün gözaltı süresi verildi.

Erdoğan Rejimi, son iki yılda 100’den fazla Gülen Hareketi gönüllüsünü yasa dışı biçimde kaçırdı. Kosova ve birçok Afrika ülkesinden yapılan kaçırmalarda Erdoğan Rejimi’nin yerel polisle çalıştığı ortaya çıktı.

Dünya

Din istismarına dayalı popülizmin kaçınılmaz sonu: Otoriterlik

Brüksel merkezli Avrupa Popülizm Araştırmaları Merkezi’nin (ECPS) “Asya’da Dinsel Popülizm, Siber Uzay ve Otoriterlik” başlığıyla yayınladığı rapor, Hindistan, Endonezya, Malezya, Pakistan ve Türkiye’nin demokratik yönetimle taçlanabilecek çoğulcu kültürel birikiminin din istismarcısı otoriter popülist iktidarlar tarafından nasıl yok edildiğini ortaya koyuyor.

BOLD – Dördü Müslüman, biri Hindu çoğunluklu beş Asya ülkesinde yapılan bir akademik araştırma İslamcı ya da Hinduist olması fark etmeksizin din istismarına dayalı popülist siyasi hareketlerin hızla otoriterliğe kaydığını akademik verilerle gözler önüne seriyor.

Resmen 2021 Eylül ayında Brüksel’de kurulan Avrupa Popülizm Araştırmaları Merkezi (ECPS), “Asya’da Dinsel Popülizm, Siber Uzay ve Otoriterlik” başlığıyla 40 sayfalık bir rapor yayınladı. Hindistan, Endonezya, Malezya, Pakistan ve Türkiye’yi kapsayan raporda, yüzyıllara dayalı çoğulcu yönetim yapısına ve oldukça heterojen toplum özelliklerine sahip olmalarına rağmen, bu beş ülkenin hak ve özgürlükleri önceleyen köklü demokratik kültürünün ve liberal demokratik bir siyasi yapıyı garanti edecek birikiminin dinci popülistler eliyle nasıl aşındığı verilerle ortaya konuyor.

DİN VE MİLLİYETÇİLİK SÖMÜRÜSÜ

Liderliği Avustralya’nın Deakin Üniversitesi’nden Prof. Dr. İhsan Yılmaz tarafından yapılan 5 ülkeden 6 akademisyen ve araştırmacı tarafından gerçekleştirilen çalışmada, yakın zamana kadar Latin Amerika ve bazı Avrupa ülkelerine has bir politik olgu olduğu düşünülen otoriter popülizmin din ve milliyetçilik sömürüsünü esas alan İslamcı ve Hinduist siyasi hareketler eliyle Asya ülkelerini de tesir altına aldığı kaydediliyor. Kitlelerin siyasi amaçlarla harekete geçirilerek seferber edilmesinde dinsel söylemlerin gücüne dikkat çekilen raporda, inanç ile popülizm buluşmasının oluşturduğu hiper gerçekliğin hem dijital hem de gerçek dünyada sosyo-politik olayların cereyan ettiği bir alana dönüştüğüne dikkat çekiliyor.

Özellikle, dinsel popülizmin dijital alandaki etkilerine odaklanan ECPS raporu, Batı ve Güney Asya’da otoriter dinci-popülist siyasi hareketlerin iktidarda olduğunun, Doğu Asya’da ise bu tarz otoriter dinci-popülist siyasi hareketlerin şimdilik parlamento dışında olduğunun altını çiziyor. Bu ülkelerde Internet ve dijital mecraların yönetilme şeklinin mukayese edildiği raporda, vatandaşların Internet’e erişimlerinin ve bu mecralarda kendilerini ifade etmelerinin önündeki sorunlar “erişim engeli,” “içerik sınırlaması” ve “kullanıcı haklarının ihlali” şeklinde üç kategoride sınıflandırılıyor. Bütün otoriter sistemlerin kullandığı bu yasakçı paketin uygulanmasında incelenen ülkeler arasındaki farklılıkların ve benzerliklerin mukayese edildiği raporda, bu ülkelerde muhaliflerin ve demokrat seslerin alanının sürekli daraltıldığı, otoriter dinci-popülist söylemlerin alanının ise sürekli genişletilerek seslerinin yükseltildiği bulgusuna yer veriliyor.

DİNCİ SİYASETİN ROLÜ

Rapor, Türkiye’nin da aralarında bulunduğu dijital otoriter popülizmin baskın olduğu bu 5 Asya ülkesinde, otoriter dinci-popülist iktidarların ve hareketlerin takip, sansür, dezenformasyon kampanyaları, Internet’in kısmen ya da toptan kapatılması ve organize siber saldırıların yanı sıra tutuklamalar ve dijital alanda şiddetin yayılması gibi yöntemlerin ortak özellikler olduğu kaydediliyor. Bu ülkelerde İslamcı ya da Başbakan Narendra Modi örneğinde olduğu gibi Hinduist iktidarların siber uzayın kontrolü konusunda toplumdaki dinci-popülist güçlerle koordineli çalıştıklarına işaret edilen raporda, dijital otoriterliğin tesisinde milliyetçiliğin yanı sıra dinci siyasetin rolü akademik verilerle gözler önüne seriliyor.

İncelenen 5 Asya ülkesinde iktidarda olan siyasi liderlerin çoğunun Internet yasaklarını dinsel argümanlarla meşrulaştırma yoluna gittiğine değinilen raporda, dini liderlerin de “ahlaki hastalıklar” ve “inançsızlık” salgınını sınırlama argümanıyla bu tür yasakları destekledikleri ifade ediliyor. “Halk” adınaymış gibi hareket edilerek temel hakları ve sivil özgürlükleri kısıtlayan politika değişikliklerinin arkasındaki itici gücün dinci popülizm olduğu kaydedilen raporda, dijital alanın kısıtlanmasının asli dini duyguların değil, dinsel temalarla popülist dilin birleşiminin oluşturduğu hibrit tarzın sonucu olduğunun altı çiziliyor.

Raporda, Türkiye, Pakistan, Malezya ve Endonezya’daki İslamcı trollerin, Hindistan’da ise Hindutva trollerinin son yıllarda daha önce hiç olmadıkları kadar kendilerini muktedir ettiklerini, fiziken görmeksizin hedefe koydukları kurbanlarına telafisi imkânsız büyük duygusal ve psikolojik zararlar verdiklerine özellikle vurgu yapılıyor.

Ankara Barosu TEM şubede devam eden işkencelerle ilgili harekete geçti

Okumaya devam et

Dünya

AP Türkiye Raportörü’nden Erdoğan’a: Aşk mektubu değil, pratikte uygulama bekliyoruz

DW Türkçe’ye konuşan Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avrupa’ya bağlılık konusundaki ifadelerini olumlu bulduklarını ancak somut reformlar beklediklerini söyledi.

BOLD – Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa’ya bağlılık konusundaki ifadelerini olumlu bulduklarını ancak somut reformlar beklediklerini söyledi. İspanyol parlamenter, “Söylemlerinizin eylemlerinizle ahenk içinde olduğunu kanıtlamalısınız” diye konuştu.

Amor, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’yi, bir kez daha, Avrupa Birliği tarihine, kültürüne ve politik alanına bağlayan son açıklamalarını olumlu buluyorum ancak biz Türk makamlarından pratik uygulama bekliyoruz. ‘Daha fazla aşk mektubu göndermeyin, sadece pratik uygulama gönderin’ diyorum. Söylemlerinizin eylemlerinizle ahenk içinde olduğunu kanıtlamalısınız. Reform da AİHM kararlarını yerine getirmek ve AB yoluna pratik uygulamalarla yaklaşmaya çalışmaktan geçiyor.”

“TÜRKİYE’NİN AİHM’LE İLGİLİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMESİNİ İSTİYORUZ”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın salıverilmesi ile ilgili kararları ve bu kararları AKP hükumetinin uygulamamasını değerlendiren Avrupalı parlamenter,

“Türkiye Avrupa Konseyi üyesi ve AİHM kararlarını yerine getirmekle yükümlü. Bizim siyasi bir tutum olarak talepte bulunmamız söz konusu değil. Ülkenin imajı söz konusu. Şayet uluslararası yükümlülüklerinizi yerine getirmiyorsanız dünyadaki ortaklarınızın güvenini kaybedersiniz. Bu nedenle ısrar ediyorum.” diye konuştu.

Türkiye’nin Kavala ve Demirtaş davalarıyla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesinin Türkiye-AB ilişkilerine etkisini değerlendiren Amor, “Kavala, Demirtaş ve diğer birçok davayı Türkiye’de demokratik standartlardaki muazzam gerilemenin kurbanı ve imajı olarak görüyoruz. Türkiye gerçek ve samimi bir aday ülke olmak istiyorsa başta insan hakları ve hukukun üstünlüğü olmak üzere birçok alanda Avrupa standartlarıyla yakınlaşmak zorunda.” dedi.

AMOR, BU YIL DA MÜZAKERELERİN ASKIYA ALINMASINI İSTEYECEK

Geçen yılki raporda Türkiye ile Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını isteyen Amor, bu yıl aynı talebi yineleyeceklerini söyledi.

Amor, şöyle devam etti:

“Türkiye’den aday ülke olarak bir şeyler istiyorsak, net ve dürüst olmalıyız. Türkiye sonuçta kriterleri yerine getiriyorsa -ki o noktadan henüz çok uzaktayız- kültürel, dini, kimliksel mücadele olamaz. Burası çok net. Teklifimiz işin en başında samimi olmalı zira ancak bu şekilde Türkiye’den taleplerde bulunabiliriz. Türkiye insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında gerekeni yapmadı, çok net gerileme var, bu kaygı verici durum tüm uluslararası raporlarda dile getiriliyor. Müzakerelerin resmen askıya alınmasını istiyoruz çünkü Türk makamlarının bu alanlarda ilerleme kaydetme konusunda siyasi iradeye sahip olmadığı kanaatine vardık. Bu nedenle, artık yeni bir eylem planı okumak istemiyorum. Savcıların sadece bir tweet attıkları için üniversite öğrencileri hakkında suç duyurusunda bulunmadıklarına dair haberler okumak istiyorum. Ya da terörist kavramının çok geniş çerçevede herhangi bir kişiye karşı yargı tarafından kullanılması veya broşür yayımlayan bir kişinin Cumhurbaşkanına fiziki saldırıdan suçlanması gibi. Biz bu konularda ilerleme istiyoruz, sadece daha fazla belge, daha fazla plan ya da reform taslağı değil.”

Ceza hukukçusu Özgenç: KHK’lıların mağduriyetleri kanunla telafi edilmeli

Okumaya devam et

Dünya

Erdoğan hayranı El Salvador Başkanı’na IMF’den Bitcoin uyarısı

IMF, kripto para Bitcoin’i yasal ödeme aracı olarak kabul eden El Salvador’a uyardı. Uluslararası Para Fonu, bir kripto para biriminin resmi para birimi olarak kabul edilmesinin finansal bütünlük ve istikrar ile tüketicinin korunması açısından büyük riskler taşıdığını vurguladı.

BOLD – Geçtiğimiz hafta AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın konuğu olarak Ankara’ya gelen El Salvador Başkanı Nayip Bukele, radikal bir karar alarak kripto parayı ödeme aracı yaptı. IMF, Bitcoin konusunda El Salavador Başkanı Bukele’yi uyardı.

Eylül ayında El Salvador’un ABD dolarının yanında Bitcoin’i de ödeme aracı olarak kabul etmesi tartışmalara sebep olmuştu. El Salvador’un bunun üzerinde kara para aklayacağı uyarısı yapıldı.

1,3 MİLYAR  DOLARI VERMEYEN IMF YENİ KREDİ DE VERMEYECEK

Son olarak IMF yetkilileri de El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele’yi kripto para biriminin ülkeye getirdiği riskler konusunda uyardı. Bu gidişle El Salvador’un IMF’den kredi almasının zor olacağını vurguladı. El Salvador geçtiğimiz yıl 1,3 milyar dolarlık bir IMF kredisi istemiş ancak görüşmeler IMF’nin Bitcoin endişeleri nedeniyle engellenmişti.

IMF dün yaptığı açıklamada Bitcoin’in “finansal istikrar, finansal bütünlük ve tüketicinin korunması” üzerindeki riskleri vurguladı. IMF yetkilileri El Salvador’u Bitcoin’in yasal para birimi statüsünün kaldırarak Bitcoin yasasının kapsamını daraltmaya çağırdı.

BİTCOİN’İ RESMİ TEDAVÜLE SOKAN TEK ÜLKE

Geçtiğimiz eylül ayında El Salvador Bitcoin’i ülkede yasal ödeme aracı olarak kabul etmeye başladı. Ülke, geçen yıl 50 bin dolar civarında işlem görürken Bitcoin almaya başladı ve en az 1801 Bitcoin satın aldı. Boomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Bitcoin’in zirveden yüzde 45’lik bir kayıp yaşaması nedeniyle El Salvador’un 20 milyon dolar kaybettiği tahmin ediliyor. Orta Amerika ülkesi, yasal para birimi olan ABD dolarının yanı sıra tüketicilerin tüm işlemlerinde Bitcoin kullanılmasına olanak veriyor.

Bitcoin’i resmen tedavüle sokarak dünyada bir ilke imza atan El Salvador, volkan enerjisiyle Bitcoin madenciliği yapma, Bitcoin Şehri kurma ve Bitcoin tahvili çıkarma gibi girişimleriyle kripto para alanındaki adımlarını hızlandırmıştı.

BİTCOİNCİ BAŞKANIN TÜRKİYE İLGİSİ DİKKAT ÇEKİYOR

El Salvador Başkanı Nayib Bukele’nin başta Bitcoin olmak üzere uyguladığı pek çok politika tartışmalara sebep oldu. 35 yaşındaki lider aynı zamanda Twitter’da yaptığı paylaşımlarla da kendinden söz ettiriyor. Bukele, 19-21 Ocak’ta gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya gelmişti. Bukele, Erdoğan’a övgüler yağdırmıştı.

Bukele son olarak Twitter hesabından Türkiye ziyaretinden görüntülerin yer aldığı bir video paylaştı. Bukele paylaşımında, “Ah Türkiyem! Güzel insanların güzel ülkesi… Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine, Osmanlı İmparatorluğu’nun hazinesine bu denli sahip çıkılmasına şahit olmak beni hem mutlu etti hem de gururlandırdı” ifadelerini kullandı.

ABD-Rusya arasında Ukrayna krizi: Biden, Putin’i yaptırımla tehdit etti

Okumaya devam et

Popular

Shares