Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Kanal İstanbul’un ÇED raporundan Kanal Çanakkale çıktı

Kanal İstanbul için hazırlanan ÇED raporunda Çanakkale’ye de bir kanal açılmasının önerildiği ortaya çıktı. Kanal Çanakkale’nin Zincirbozan-Gelibolu mevkii ile Saros Körfezi arasında yapılması planlanıyor.

BOLD – Kanal İstanbul’un NATO’nun Karadeniz’e çıkma planı olduğunu savunan Cumhuriyet yazarı Mehmet Ali Güller, ÇED raporunda yer alan önemli bir ayrıntıya dikkat çekti. “ÇED Raporu, Kanal İstanbul dışında bir de ‘Kanal Çanakkale’ açılmasını öneriyor” dedi.

İşte Güller’in o yazısı:

16 Aralık’ta bu köşede yazdık: “Kanal İstanbul: Karadeniz’e NATO yolu”dur!

Özetle, ABD’nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedeniyle Karadeniz’e istediği gibi giremediğini, geride kalan yıllar içinde bu sözleşmeyi devre dışı bırakmaya yönelik kimi hamleler yaptığını, Kanal İstanbul’un ABD’ye Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni (Bulgaristan ve Romanya üzerinden) delme fırsatı yaratacağını belirttik.

Ve yine özetle ABD’nin, Karadeniz’in batısındaki Bulgaristan ve Romanya’yı NATO ve AB’ye üye yaparak, Karadeniz’in doğusundaki Gürcistan’da “turuncu darbe” yaparak ve Karadeniz’in kuzeyinde Ukrayna’yı NATO’ya üye yapmaya çalışarak, geçmiş yıllarda bu denizi kuşatmaya çalıştığını, fakat başaramadığını belirttik.

Kanal İstanbul’u destekleyenlerin bu konudaki temel argümanı ise şu oldu: Montrö Boğazlar Sözleşmesi bir bütündür, Marmara Denizi ile İstanbul ve Çanakkale boğazlarını kapsar. Bir gemi, Çanakkale Boğazı’ndan geçtiği için, sonrasında İstanbul Boğazı yerine Kanal İstanbul’u kullansa bile, o bütünlük nedeniyle Montrö Sözleşmesi’ne tabi olacaktır.

Ancak mesele şu ki, Kanal İstanbul ile o bütünlük bozulacak ve “ikili bir hukuk sistemi” oluşacaktır. Bu da Montrö’yü delmek isteyenlere, sözleşmeyi feshedip yeni sözleşme yapma fırsatı doğuracaktır. Yeniden bir konferans toplandığında da, Deniz Hukuku Sözleşmesi artık meselenin zemini olacağından, Türkiye’nin egemenlik hakkı zayıflayacak ve ABD’ninkiler dahil her gemiye “transit geçiş hakkı” doğacaktır.

Bu arada ÇED Raporu’nu inceledikçe daha vahim konularla karşılaşıyoruz.

ÇED Raporu, Kanal İstanbul dışında bir de “Kanal Çanakkale” açılmasını “öneriyor”!

Evet, yanlış okumadınız; ÇED Raporu’nun 1426. sayfasında (6. bölümünün 155. sayfasında) “Zincirbozan-Gelibolu mevkiinden Saros Körfezi’ne bir kanal açılması” öneriliyor!

Yani Ege’den Marmara Denizi’ne girecek bir geminin Çanakkale Boğazı’nı kullanması yerine, boğazı devre dışı bırakarak Ege Denizi-Saros Körfezi-Marmara Denizi yolunu izlemesi isteniyor!

Yani Ege’den Karadeniz’e geçecek bir askeri gemiye İstanbul Boğazı dışında Çanakkale Boğazı’nı da kullanmama olanağı sağlanmış oluyor!

Montrö Sözleşmesi’nin Kanal İstanbul’la delinmeyeceğini, çünkü Çanakkale Boğazı’nın da Montrö’ye tabi olduğunu söyleyenler ne der şimdi bu duruma?

Bir askeri gemi Ege Denizi’nden Çanakkale Boğazı yerine Kanal Çanakkale’yi kullanarak Marmara Denizi’ne girerse, oradan da İstanbul Boğazı yerine Kanal İstanbul’u kullanarak Karadeniz’e girerse, Montrö Boğazlar Sözleşmesi iyice tehlikeye girmiş olmaz mı?

Olur, hem de iki kat olur!

“Kanal Çanakkale, ÇED Raporu’nda yer alan bir öneriden ibarettir” denilemez, zira gerçekte toplam bir planlamaya işaret etmektedir.

Daha önce de belirttiğimiz üzere, Erdoğan’ın 2016’da NATO’yu Karadeniz’e çağırmasından bu yana ittifak her toplantısında adım adım Karadeniz’e ilgisini artırmış, en sonunda da Karadeniz’i NATO için “mücadele alanı” olarak belirlemiştir!

ABD’nin Doğu Avrupa ve Kafkasya üzerinden Rusya’ya karşı “işe yarayan” bir basınç oluşturabilmesi için Karadeniz’i kullanabilmesi kritik önemdedir. ABD bu amaçla Karadeniz’e Montrö’ye takılmadan sınırsız girmek, deniz üssü kurarak Rus filosuna karşı bir filo konuşlandırmak istemektedir.

Dolayısıyla Kanal İstanbul, ulusal güvenliğimize ve Karadeniz’i bir barış denizi olarak koruyabilmemize karşı açık bir tehdittir!

Türkiye’yi Ege’de, Doğu Akdeniz’de “fiilen” kuşatmış olan ABD’ye bir de kuzeyimizde “kuşatma” olanağı vermek, büyük gaflet olacaktır!

Ulusal ekonomiyi çökerterek, kamu kurumlarını satarak elde avuçta bir şey bırakmayanlar, şimdi iktidarlarını sürdürebilmek için toprak satmaya başlamıştır! ÇED Raporu’nda da görüleceği üzere Kanal İstanbul AKP için öncelikle bir “gayrimenkul projesi”dir!

Fakat iktidarını sürdürebilmek adına para bulma öncelikli hazırlanmış bu proje, ABD ve NATO’ya Karadeniz yolu açmaktadır!

O nedenle bu proje kesinlikle kabul edilemez ve hayata geçirilemez!

Gündem

Cezaevinde bir ölüm daha: Koğuştaki yatağında cansız bedenini buldular

Bir hasta tutuklu daha cezaevinde hayatını kaybetti. Kahramanmaraş Cezaevinde tutuklu olan Ümit Erdinç, bu sabah yatağında ölü bulundu. Erdinç’in ölüm nedeni kalp krizi.

BOLD – Kahramanmaraş Cezaevinde tutuklu bulunan şeker hastası Ümit Erdinç bu sabah kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Yatağında ölü bulunan Erdinç 37 yaşındaydı. Tutuklu hastanın ölüm haberini HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu sosyal medya hesabından duyurdu.

CENAZESİ AİLESİNE VERİLDİ

Gergerlioğlu, “Kahramanmaraş Cezaevinde bir mahpus öldü. Mahkum bu  sabah yatağında ölü bulundu. Şeker hastasıymış. Cenaze aileye verildi. Adı Ümit Erdinç (37). Kalp krizi diye açıklama yapmışlar.” dedi.

Okumaya devam et

Gündem

Yardımların tek merkezden dağıtıldığı PTT önlerindeki izdiham tehlike saçıyor

İhtiyaç sahiplerine verilecek bin liranın sadece PTT merkezlerinden dağıltılması büyükşehirlerde özellikle de koronavirüs vakalarının yüzde 60’ının görüldüğü İstanbul’da salgına davetiye çıkarıyor.

BOLD – Hükumetin koronavirüsle mücadele kapsamında ihtiyaç sahibi ailelere biner lira dağıtma kararı almıştı. PTT’nin ihtiyaç sahiplerine bu paraları tek bir merkezden dağıtmaya çalışması İstanbul, İzmir ve Ankara gibi metropollerde izdihama neden oldu. Sosyal mesafenin hiçe sayıldığı para çekme kuyruklarında adeta salgına davetiye çıkarıldı.

 

POLİSİN ÇABASI YETMEDİ

Özellikle de Türkiye’deki koronavirüs vakalarının yüzde 60’ının görüldüğü İstanbul’da, para dağıtan Esenyurt PTT binası önünde binlerce insan hiçbir önlem almadan sıraya geçti. Zabıta ve polis önlem almaya çalışsa da kalabalığa söz geçiremedi. Binlerce ihtiyaç sahibi sıralardan ayrılmadan dip dibe bekledi.

Koronavirüsle mücadele ederken hayatını kaybeden hocaların hocası için saygı duruşu

Okumaya devam et

Gündem

Dört tıp profesörü koronavirüs nedeniyle yaşama veda etti

Türkiye’de ilk koranavirüs tanısı konulan hastayı muayene eden İstanbul Çapa Tıp Fakültesinde bir hafta içinde 3, Cerrahpaşa’da 1 doktor hayatını kaybetti.

BOLD – Koronavirüsü salgınının Türkiye’de başladığı günden bugüne İstanbul Çapa Tıp Fakültesinden 3, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden 1 profesör koronadan öldü. Çapa’dan Prof. Dr Fevzi Aksoy, Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu ve Prof. Dr. Sedat Tellaloğlu ölürken, İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi emekli öğretim üyesi ve patoloji uzmanı Prof. Dr. Feriha Öz hayatını kaybetti.

BİR DOKTOR DA YOĞUN BAKIMDA

Çapa’dan bir doktor ise yoğun bakımda bulunuyor. İnfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Murat Dilmener makinaya bağlı yaşam mücadelesi veriyor. Dün akşam CNN Türk’te yayınlanan Tarafsız Bölge programına katılan İç Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Ziya Mocan “Diğer doktorlarımızdan da çok kayıp var” dedi.

GEOTHE ENSTİTÜSÜNÜN KURUCULARI ARASINDAYDI

Fevzi Aksoy

29 Mart 2020’de hayatını kaybeden Fevzi Aksoy 90 yaşındaydı. Goethe Enstitüsü kurucularından olan Aksoy, bir dönem Alman Hastanesi Yönetim Kurulu başkanlığı yaptı. Alman ve Avusturya hükümetleri tarafından sağlık alanındaki hizmetlerinden dolayı devlet üstün nişanına layık görüldü. Fevzi Aksoy, Milliyet gazetesinin spor yazarları arasındaydı. Prof. Dr. Aksoy’un eşinin ve kızının da koronavirüs tedavisi gördüğü ileri sürülmüştü.

VİRÜSE YAKALANAN İLK DOKTORDU

Cemil Taşçıoğlu

Türkiye’de virüse yakalanan ilk sağlık çalışanı olan Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu (68) dün hayatını kaybeti. Dahiliye doktoru Taşçıoğlu, ateş, öksürük ve nefes darlığı şikayetleriyle 16 Mart 2020’de İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesine yatırıldı. 15 gündür korona tedavisi görüyordu.

Ölmeden önce hakkında birçok kez ölüm haberi yayılan Cemil Taşçıoğlu, Sağlık Bakanı Dr.Fahrettin Koca’nın da hocasıydı. Öğrencileri ve meslektaşları tarafından çok sevilen Cemil Taşçıoğlu’nu Türkiye’nin her yerinden hekimler ve sağlık çalışanları 1 dakikalık saygı duruşuyla andı.

İSTANBUL’DAKİ İLK BÖBREK NAKLİNİ YAPAN DOKTORDU

Sedat Tellaloğlu

Üroloji uzmanı Prof. Dr. Sedat Tellaloğlu ise dün gece hayatını kaybetti. 85 yaşında hayatını kaybeden Sedat Tellaloğlu, 1983 yılında İstanbul’da ilk böbrek naklini gerçekleştiren ekibe başkanlık eden doktor olarak tanınıyor. Henüz resmi bir açıklama yapılmamakla birlikte Sedat Tellaloğlu’nun koronadan ölmediği, ürolojisi tedavisi gördüğü belirtiliyor.

DÜNYACA ÜNLÜ BİR PATALOG

Feriha Öz

Bu sabah hayatını kaybeden patalog Prof. Dr. Feriha Öz, vefatını İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa (İÜC) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sait Gönen, Twitter hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.

Eski Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feriha Öz, 2000 yılında emekli oldu. 1960-2011 yılları arasında 100’den fazla bilimsel çalışma ve yayın yapan Öz’ün eserleri, yurt içi ve yurt dışında faaliyet gösteren birçok dergide yayımlandı.

Bir süredir Edirne’de yaşan emekli doktor korona tedavisi görüyordu.

 

Avrupalı 1 milyon avukattan Tayyip Erdoğan’a ‘tahliye’ mektubu

Okumaya devam et

Popular