Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Aracıyla 8 kişiyi ezen, hakim-savcı çocuğu suç makinesi Görkem’in tahliyesine itiraz reddedildi

Bakırköy’de darp ettiği kız arkadaşını korumak isteyenleri ezmeye çalışan, hakim anne ve savcı babanın oğlu Görkem Sertaç Göçmen’in tahliyesine yapılan itiraz reddedildi.

BOLD- İstanbul Bakırköy’de kız arkadaşını darp ettikten sonra kendisine müdahale etmek isteyen kalabalığın üzerine aracını sürerek yaralayan hakim anne ve savcı babanın çocuğu Görkem Sertaç Göçmen, tahliye edildi. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Görkem Sertaç Göçmen ve tarafların avukatları da katıldı. Duruşmada, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının avukatı da hazır bulundu.

AYAĞIMI EZDİ BAŞIMI VURDUM SONRASINI HATIRLAMIYORUM

Olayın mağdurları mahkemede söz alarak geçen sene meydana gelen olayı anlattı. Müşteki Esranur Abacı, olay gününde dershaneden çıkarak, kaldırımda yürüdüğünü, telefonuyla oynadığını, bir ara önünden bir aracın caddenin ortasından dönmeye çalıştığını daha sonra bu aracın kaldırıma çıktığını gördüğünü söyledi. Abacı, arabanın kendisine doğru geldiği sırada arkadan itiş kakış ve paniğe kapılan insanların seslerini duyduğunu ifade ederek, “Araç ben kaldırımdayken ayağımın üzerinden geçti. Ayrıca düşerken de kafamı yere vurdum. Diğer kısımlarını hatırlamıyorum, şikayetçiyim” dedi.

ZORLA ALIKOYMADIM GİDEBİLİRDİ

Müştekilerin ardından sanık Görkem Sertaç Göçmen, savunma yaptı. Göçmen ilk olarak, darp ettiği araçtaki kız arkadaşı ve aynı zamanda müşteki olan A.A’ya yönelik “hürriyeti tahdit” suçu ile ilgili iddialara cevap verdi. Göçmen, “Olay günü aracımdan inip, 10-15 kişi ile tartışıp, kavga ettiğim sırada müşteki isterse araçtan inerek gidebilirdi. Kendisini zorla alıkoymuş değilim” diyerek kendini savundu.

SAVCI TUTUKLULUĞUN DEVAMINI İSTEDİ AMA

Müşteki avukatları ve davanın savcısı Cumhuriyet Savcısı Ercan Ateş, uzlaştırma raporunun dönüşünün beklenmesine ve sanığa atılı bütün suçların niteliği, delil durumu dikkate alınarak, tutukluluk halinin devamını talep etti. Oğlunu savunabilmek için hakimlikten emekliliğini isteyerek ayrılan ve avukatlık yapan anne Aynur Göçmen, sanığın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını talep etti.

TAHLİYESİ YÖNÜNDE KARAR ÇIKTI, SAVCILIK ÜST MAHKEMEYE İTİRAZ ETTİ

Mahkeme heyeti, uzlaştırma raporunun dönüşünün beklenmesine ve sanık Görkem Sertaç Gökmen’in tutuklulukta geçirdiği süre, delillerin büyük oranda toplanmış olması nedeniyle tahliyesine karar verdi. Heyet, sanık Göçmen hakkında adli kontrol tedbirlerinin yeterli kalacağından hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve karakola imza verilmesi şeklinde adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına hükmetti.

SAVCILIĞIN İTİRAZI REDDEDİLDİ

Mahkemenin kararının ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, Göçmen’in tahliyesine itiraz edildi. İtiraz kararını değerlendiren bir üst mahkeme, delillerin büyük oranda toplanmış olması ve kaçma şüphesi bulunmaması sebebiyle savcılığın itirazını reddetti

OĞLUMUN GELECEĞİ KÖTÜ ETKİLENDİ

Oğlunu savunmak için hakimliği bırakan Aynur Göçmen, duruşma sonrası adliye önünde basın açıklaması yaptı. Olayda basit yaralama suçu bulunduğunu belirten avukat Göçmen, ”Maalesef oğlum ölen hiç kimse olmadığı halde 16 ayını tutuklu geçirdi. Benim oğlum iki üniversite okuyordu, bu 16 ay onun geleceğini çok kötü etkiledi fakat bugün aldığımız tahliye kararı için hepimiz çok mutluyuz.

Tahliye kararının ardından mahkemeye teşekkür eden Göçmen, adil bir yargılanma süreci içerisinde adaletin ve hakkın yerini bulacağına inandığını söyledi. Oğlunun kız arkadaşına şiddet uygulamadığını iddia eden Göçmen, ”Oğlum, 4 yıldır kız arkadaşıyla birlikteydi. Eğer şiddet uygulasaydı bir insan birkaç kez şikayet edilirdi” diye konuştu

31 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, olay yerinde 8 kişiyi yaralayıp 1 kişinin malına zarar verdiği gerekçesiyle Göçmen’in, “kasten öldürmeye teşebbüs”, “silahla birden fazla kişiye karşı kasten yaralama”, “birden fazla kişiye karşı yaralama” ile “mala zarar verme” suçlarından 14 yıldan 32 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

TAM BİR SUÇ MAKİNASI

Savcı Alpay Göçmen’le eski hakim Aynur Göçmen’in oğlu Görkem Sertaç Göçmen’in, 6 Eylül 2017 tarihinde Ataköy’de bulunan hakim ve savcılar lojmanından dışarıya pompalı tüfekle ateş ettiği iddiasıyla da yargılanıyor.

KAMU GÖREVLİSİNE HAKARET

Görkem Sertaç Göçmen’in 30 Ocak 2017’de ise Bakırköy Dr. Sadi Konuk Hastanesi acil servisine tedavi olmak için gittiği burada hemşire Leyla K.’ya ‘canımı haddinden fazla yakarsan o iğneyi …. sokarım’ dediği ve bu nedenle ‘kamu görevlisine hakaret’ suçundan 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanmasına devam edildiği öğrenildi.

BIÇAKLI SALDIRI

Görkem Sertaç Göçmen’in 10 Şubat 2017’de ise bir alışveriş merkezinde kıyafet denemek için soyunma kabinine girdiği, bu sırada Oğuzhan B.’nin perdesini araladığı bu nedenle yaşanan tartışmada Göçmen’in Oğuzhan B.’ye sin-kaflı küfürler ettiği ve o sırada orada bulunan Oğuzhan Beyler’in arkadaşı Atakan H’ye sustalı bıçak ile saldırdığı ancak bıçağın kavgayı ayırmak isteyen Muhammet K.’yi yaraladığı öğrenildi.

Sibel Ünli için ‘İntihar edeceğine telefonunu satabilirdi’ dedi ve kovuldu

Okumaya devam et
Reklamlar

Gündem

Ölüme sürüklenen gazeteci Mevlüt Öztaş’ın cezaevi günlükleri

Cezaevinde kanser olduktan sonra sayısız hak ihlaline maruz kalan ve hayatını kaybeden gazeteci Mevlüt Öztaş’ın tarihe not düştüğü cezaevi günlükleri yayınladı.

BOLD – Kapatılan Cihan Haber Ajansının (CHA) muhabiri Mevlüt Öztaş, örgüt üyesi olduğu iddiasıyla Şubat 2018’de tutuklandı. Önce Uşak Cezaevine konuldu daha sonra Afyon’a sevk edildi. Şubat 2019’da Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 9 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Öztaş, Nisan 2020’de cezaevinde pankreas kanserine yakalandı. Teşhis konulmadan önce ve sonra birçok hak ihlaline uğradı.

Öztaş tutuklu bulunduğu süre içinde önce fıtık, sonra safra kesesi ameliyatı oldu. Cezaevi şartlarından dolayı böbrek ve karaciğer yetmezliği, hipertansiyon ortaya çıktı. Astım hastalığı ilerledi. Sağlık durumunu gerekçe göstererek defalarca şartlı tahliye etmesine rağmen dilekçeleri kabul edilmedi. Nisan 2020’de kansere yakalandı. Tahliyesi için verilen uzun uğraşlar sonuçsuz kalan Öztaş, 4. evreye ulaşan kanser bütün vücuduna yayılınca 23 Haziran’da tahliye edildi. Fakat tedavi için artık çok geç kalınmıştı. Mevlüt Öztaş tahliyesinden 57 gün sonra, 19 Ağustos 2020 tarihinde hayata veda etti.

Kronos’ta 3 bölümde yayınlanacak günlüklerde Mevlüt Öztaş, bir gerekçe göstermeden nasıl hapiste tutulduğunu, uğradığı sistemli psikolojik işkenceyi ve bile bile ölüme gönderilişini anlatıyor.

MEVLÜT ÖZTAŞ’IN GÜNLÜĞÜ…

15 MART 2018 (mahkemeye verdiği dilekçeden) – MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) raporu, suçsuzluğumu ispat etmektedir. Çünkü orada belirtildiği üzere, ben sadece Uşak Gazeteciler Cemiyeti ve Uşak Yayıncılar Birliği’ne üyeyim. Bunun haricinde herhangi bir örgüte üyeliğim bulunmamaktadır.

İki kızım üniversitede bir kızım da lisede okumaktadır. Üç buçuk yaşında bakıma muhtaç bir oğlum var. [Öztaş’ın oğlu Ali Yekta’da, babasının cezaevine konulmasından sonra konuşma problemi baş gösterdi.] Eşime 2013’te Hepatit teşhisi konuldu. Eşim rahatsızlığı sebebiyle herhangi bir işte çalışmaması gerekirken, hem ailemizin hem de benim ihtiyaçlarım için, iş bulabilirse gündelik işlerde çalışmaktadır. Bu sıkıntılı günlerinde onlara destek olmak istiyor ve tahliyemi talep ediyorum.

10 TEMMUZ 2018 – 160 gündür tutukluyum. Evli ve dört çocuk babasıyım. Eşim hasta. Ailemin bir geliri yok. Aile bütünlüğümüz bozuldu. Çocuklarımı uzun zamandır göremediğim için psikolojileri bozuldu.

12 TEMMUZ 2018 – Rahatsızlığım sebebiyle doktora gittim.

26 TEMMUZ 2018 – Doktora gittim ve tahlil için kan örneği verdim.

27 TEMMUZ 2018 – Rahatsızlıklarım sebebiyle göz, üroloji ve nefroloji doktorlarında muayene oldum. Muayene sırasında kelepçelerimin çıkarılması ve doktor-hasta mahremiyeti gereğince doktorla yalnız görüşme taleplerim reddedildi.

30 TEMMUZ 2018 – Hastalıklarımın teşhisi için kan ve idrar numuneleri verdim ve ultrason çektirdim.
Cezaevi şartları çok kötü. Sular sık sık kesiliyor, koğuş hijyenik değil. Sıcak su, günlük sadece 45 dakika akıyor ve koğuştaki 21 kişi bu kadar sürede banyo yapmak zorunda. 8 kişinin kalabileceği koğuşta 21 kişi kalıyoruz. Tuvalet ihtiyacı için bir saat sıra bekliyoruz. Kıyafetlerimi ve şahsi eşyalarımı koyabilecek bir dolabım yok. Koğuşta toplam beş dolap var.

Doktor sol kasığımdaki fıtık sebebiyle ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Fakat aynı koğuşta kaldığımız bir arkadaşım, hastane şartlarının çok kötü olması sebebiyle, ameliyat sonrası enfeksiyon kaptığını ve felç olma tehlikesi olduğunu beyan etti. Bu endişe ve korku sebebiyle ameliyat olmak istemiyorum.

1 KASIM 2018 – Kronik böbrek yetmezliği ve hipertansiyon hastalığı teşhisi konuldu. Sağ böbreğim işlevini yitirdi, sol böbreğim ise yüzde 87 kapasite ile çalışmakta.

2 KASIM 2018 – Doktora gittim. Yarın tekrar gelmemi ve diyetisyene sevk edeceğini söyledi. Bunu talep ettiğim zaman cezaevi sağlık görevlisi Turgay isimli kişi tedaviye gitmemi engelledi ve beni doktora göndermedi.

17 OCAK 2019 – Doktora gittim. Tansiyon ve mide ilacı aldım.

1 ŞUBAT 2019 – Rahatsızlığım sebebiyle doktora gittim. Ürikoliz ilacı verildi.

14 ŞUBAT 2019 – Tansiyon için doktora gittim. Tansiyon ve demir ilacı aldım.

28 ŞUBAT 2019 – Rahatsızlığım sebebiyle doktora gittim. Tansiyon: 11/6, Kilo: 69.

7 MART 2019 – Rahatsızlığım sebebiyle doktora gittim.

14 MART 2019 – Doktora gittim. Tansiyon: 90/50, Kilo: 72. Mide ilacı aldım.

28 MART 2019 – Doktora gittim. Kasık fıtığı ameliyatı için Afyon Kocatepe Üniversitesi’ne sevk edildim.

10 HAZİRAN 2019 – ‘Silahlı terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla tutukluyum. Fakat bu suçlamaya delil oluşturabilecek silah, mermi, teçhizat, örgüt şeması, yaptığım bir silahlı terör eylemi, bilerek işlediğim bir suç gösterilememiştir. Çünkü yoktur. Çalıştığım Cihan Medya valilik, belediye, emniyet müdürlüğünün protokol listesinde bulunan ve sürekli basın daveti ve bilgilendirme gönderilen, Turkuaz Medya, Doğan Medya ve Demirören Medya gibi ‘yasal’ bir kuruluştu.

30 EYLÜL 2019 – Rahatsızlığım sebebiyle doktora gitmek istiyorum. (Not: Talebime cevap verilmedi.)

30 EKİM 2019 – Hakkımdaki iddialar şunlar: 1) Haber amaçlı yaptığım görüşmeler. 2) Cihan Medya’da çalışmış olmam. 3) Hükümete karşı muhalif haber yapmam. 4) Haber amaçlı, adliye önündeki protesto eylemini takip etmem. 5) Yaptığım haberlerin sosyal medyada paylaşılması. 6) Hazırladığım bazı eğitim haberleri. 7) Haber amaçlı yaptığım telefon görüşmeleri. 8) Çalışmamın karşılığı olarak maaşımın, devlet onaylı bir banka olan, Bank Asya’ya yatırılması.

1 KASIM 20019 – Kurum müdürüne yazdığım ve cevap alamadığım dilekçelerim: 3 Aralık 2018 tarihli battaniye talep dilekçesi, 25 Mart 2019 tarihli dilekçe, 13 Mayıs 2019 tarihli dilekçe, 22 Mayıs 2019 tarihli dilekçe, 11 Temmuz 2019 tarihli dilekçe, 18 Ekim 2019 savunmamın aileme verilmesiyle ilgili dilekçe, 31 Ekim 2019 battaniye talep dilekçesi.

11 KASIM 2019 – Yönetimden mahkeme savunmamın çıktısını yazıcıdan alabilmek için 17 Eylül, 20 Eylül, 2 Ekim ve 10 Ekim 2019 tarihlerinde olmak üzere dört kere dilekçe verdikten sonra çıktı alabildim. Lakin bu da işe yaramadı çünkü savunmamı gönderdiğim zaman hakkımda karar verilmişti bile.

“Bakmaya doyamadığım babamı el birliğiyle öldürdüler”

Okumaya devam et

Gündem

Kadirova’nın annesi kızının mezarının başında feryat etti: Şirin Ünal sen bir katilsin!

AKP’li Şirin Ünal’ın evinde şüpheli şekilde hayatını kaybeden Nadira Kadirova’nın annesi Rano Kadirova, kızının mezarını ziyaret etti. “Benim canım kızımı öldürdün Şirin Ünal sen bir katilsin” diyerek gözyaşı döktü.

BOLD – Türkiye’deki şüpheli can kaybı listesinin en bilinen vakalarından AKP’li Şirin Ünal’ın evinde ölü bulunan Nadira Kadirova’nın annesi Rano Kadirova, kızının mezarını ziyaret etti. Özbekistan’daki kabrin başında gözyaşı döken anne Kadirova, “Benim canım kızımı öldürdün Şirin Ünal sen bir katilsin. Bu dünyada da öbür dünyada da benim canımı aldın. Benim kızımı öldüreceğine beni öldürseydin. Benim melek gibi kızımı öldürdün” dedi.

İNTİHAR DEDİLER TACİZ İDDİASI ORTAYA ÇIKTI

Kadirova, bir yıldır bakıcılık yaptığı AKP’li emekli general Ünal’ın evinde, 23 Eylül 2019 akşam üstü silahla vurulmuş vaziyette bulundu. Ölümün üzerinden 2 gün geçmişken Ankara Emniyeti ‘intihar’ açıklaması yaptı. Cenaze de kısa sürede Özbekistan’a gönderildi. Bilgisine başvurulan Ünal da ‘intihar’ iddiasını dillendirdi. Kadirova’ın İstanbul’da yaşayan Özbek arkadaşı ise ‘Şirin Ünal’ın Nadira’yı taciz ettiği’ni savundu.

YENİ GÖRÜNTÜLER BOĞUŞMA İZLENİMİ VERDİ

Öte yandan yeni çıkan olay yeri incelemesine ilişkin kamera kayıtlarında ise Nadira Kadirova’nın kaldığı odanın dağınıklığı dikkat çekti. Ailenin avukatı İlyas Doğan, tabloya ilişkin “Boğuşma yaşandığını düşündürüyor” açıklaması yaptı.

Yardıma muhtaç Türkiye!

Okumaya devam et

Gündem

Türkiye’ye girecek girip aşısı dozu ‘ticari sır’ gerekçesiyle açıklanmadı

Sağlık Bakanlığı, Türkiye’nin grip aşısı üreten firmalardan hangi tarihte, kaç doz aşı sipariş ettiği yönündeki verileri ‘ticari bilgiler’ gerekçesiyle paylaşmaktan kaçındı.

BOLD – AKP iktidarında sık sık başvurulan ‘ticari sır’ kalkanı bu defa Sağlık Bakanlığınca kullanıldı. CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut’un Türkiye’nin grip aşısı üreten firmalardan hangi tarihte, kaç doz aşı sipariş ettiği sorularına ‘ticari bilgiler’ gerekçesi ile cevap verilmedi. Bu tutumun toplumda güvensizliğe yol açtığına dikkat çeken Bulut, “Süreç kapalı yürütülüyor” eleştirisi yaptı.

CHP Milletvekili Burhanettin Bulut

BAKANLIK İLAÇ FİRMALARINI İŞARET ETTİ

TBMM Sağlık Komisyonu Üyesi CHP’li Milletvekili, grip aşılarından kaç dozunun salgınla mücadele eden çalışanlar için ayrıldığını da sordu. Bakanlık ise “Başvurunuzda yer alan bilgiler, ticari bilgileri kapsadığından sistem üzerinden cevap verilememektedir” mukabelesinde bulundu. Alınan aşı dozuna ilişkin bilgi talebinin ilaç firmalarına bildirileceğini belirterek tabir yerindeyse topu şirketlere attı.

IFLC için hazırlanan Kovid-19 temalı video BM panelinde gösterildi

Okumaya devam et

Popular