Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Cezaevinde omurgası kırılan Tahsin Manav’ın kızı: Babamın felç geçirme riski var

Omurgası iki yerinden kırılan Tahsin Manav’ın felç geçirme riski bulunuyor. Daha önce Behçet hastalığı geçiren, kalp kapakçığı değiştirilen, hapisteyken Zona’ya yakalanan Manav’ın sağlığından ailesi çok endişeli.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Koğuşta düşerek omurgası kırılan Tahsin Manav’ın durumu oldukça kötü. Kızı H. Manav, dün yaptıkları açık görüşte babasının tekerlekli sandalye ile yanlarına getirildiğini, 45 dakika boyunca ağlamaktan konuşamadığını söyledi. İki yıldır Kırşehir E Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan 70 yaşındaki Tahsin Manav, sağlık sorunlarına rağmen ne tahliye ediliyor ne de ev hapsi verilerek bırakılıyor.

Tahsin Manav, Behçet hastalığı nedeniyle erken emekli edilmiş, daha sonra kalp kapakçığı değiştirilmiş, sürekli kan tahlili yapılarak Coumadin adı verilen ilacı kullanması gereken bir hasta. Üç hafta önce de Zona hastalığına yakalanan Tahsin Manav’ın omurgası ise geçen hafta koğuşta düşünce iki yerinden kırıldı ve tekerlekli sandalyeye mahkum oldu.

Manav’ın kızı “Babamın sağlık sorunlarını daha önce mahkemede anlattık. Ev hapsi istedik ama bizi anlayan olmadı. 27 aydır hapiste. Son iki hastalık da üst üste geldi. Üstelik omurgasının kırılması bizi bitirdi. Omurgada çökme olduğu için felç riski olduğunu öğrendik. Şu an ne yapacağız, ne edeceğiz bilmiyoruz.” dedi.

Babasının hapse girdiğinden beri sağlık problemi yaşadığını söyleyen H. Manav, “Babamın kalp kapağı değiştirilmişti. Coumadin denilen kanının akışkanlığı için bir ilaç kullanmak zorunda. Bu ilaç biraz tehlikeli. Her zaman kan tahlili vermesi gerekiyor ki, ilacın dozajı ona göre ayarlansın. Bazen yarım oluyor, bazen artırıyorlar. Kanı çok sıvılaşırsa burnundan çok büyük kanaması oluyor, bir yeri kesilirse kanı durmayabiliyor. Kanı pıhtılaşırsa da beynine pıhtı atabiliyor. Sürekli takip altında olması lazım. Cezaevinde kan vermeye götürmüyorlardı. O hafta bu hafta derken sürekli sıkıntı yaşadı. Bir kez kanı koyulaştı, gözüne pıhtı attı. Gözünde kanlanma oldu.” diye konuştu.

CİLDİ HEP OYUK OYUK OLMUŞ

Son bir aydır babasının daha da kötüleştiğini, Zona’ya (bir deri hastalığı) yakalandığını belirten H. Manav, “Zona çıkarttığından beri mahvoldu babam. Zona çok ağrılı ve yangılı (iltihaplı) bir hastalıktır. Bütün parmak aralarından başlayıp omzuna kadar sardı. Cildi hep böyle oyuk oyuk olmuş. Geceler boyu uyuyamıyorum, kıyafet giyemiyorum, sürtülünce ağrıyor dedi. Çarşamba günü (1 Ocak 2020) doktora götürmüşler. İlacını cuma vermişler.” ifadelerini kullandı.

O GECE İKİ KERE HASTANEYE GÖTÜRÜLDÜ

Hülya Manav, iki yıldır 15 kişilik koğuşta kalan babasının, cezaevindeki tüm tutukluların etkilendiği gıda zehirlenmesinden sonra düşüp omurgasının nasıl kırıldığını ise şöyle anlattı:

“3 Ocak 2020 Cuma gününü cumartesiye bağlayan gece yarısı saat 2,5-3 gibi bir bulantı ile uyandığını söyledi. Böyle bir mide bulantısı hiç başına gelmediğini söyledi. Koğuş arkadaşları yardım etmişler aşağı indirmişler, 3 gibi hastaneye götürmüşler. Ufak bir serum vermişler. İyisin deyip geri yollamışlar.

Saat beş buçuk, altı gibi tekrar kötü olmuş. Gene aynı şekilde mide bulantısı ile kalkmış. Ama böyle bir mide bulantısı yok, hiç başıma gelmedi, gözüm karardı dedi. Koğuştakilerden birinin yardımıyla merdivenlerden inerken kendinden geçmiş, eli ayağı boşalmış, sonrasını hatırlamıyor zaten. Yanındaki kişi babamın sadece başını tutabilmiş. O sırada dili içine kaçmış, babamı öldü zannetmişler. Babam buna çok üzülmüştü. Açık görüşte hep bunları anlattı, ağlayarak. Bir veteriner vardı koğuşunda, o hemen karnından sıkmış, o şekilde kendine gelmiş. Tekrar hastaneye götürmüşler. Röntgen çekilmiş, düştüğü için beyin tomografisi çekilmiş, MR’a girmiş, kanını almışlar.

TEHLİKELİ BİR KIRIK

Omurgada iki kırık tespit edilmiş. Biri kırık, diğeri çökme kırık adı verilen bir durum. Çökme kırığın çok tehlikeli olduğunu, devamlı gözetim altında olması gerektiğini söylüyorlar. Babam tekrar ne zaman doktora götüreceklerini bilmiyorum dedi. Normalde haftaya tekrar hastaneye götürülüp tekrar röntgen çektirilip durumuna bakılması gerekiyor. Çünkü omurilik bildiğiniz gibi beyinle ilgili oluyor. Sağlık durumu hiç iyi değil.

SANDALYEYİ KESİP TUVALET YAPTILAR

Babamı şu an merdivenli koğuştan alıp başka bir koğuşa koymuşlar. Yanına iki refakatçi verilmiş. Tuvalet ihtiyacımı gideremedim, arkadaşlar sandalyeyi kestiler, dedi. Banyomu dün akşam başka bir arkadaşım yaptırdı, çorabımı başka biri giydiriyor, dedi. Moralmen de sağlık açısından da çok kötü. Hastanede iki gün serum verdiler, ilaç verdiler, yatak iyiydi dedi. Jandarma kalmasın, çıkart bunu demiş doktora. Doktor hayır kalması gerekiyor demiş. İnsanı manen yıkıyorlar. Sağlığı zaten yıkık bir de insan gibi davranmıyorlar.”

BANK ASYA’DA HESABI VAR DİYE…

Cemaat soruşturmaları kapsamında 10 Ekim 2017’de tutuklanan Tahsin Manav, Bank Asya’da hesabı olduğu ve bir ifadede adı geçtiği için 3 Nisan 2018’de 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da. 1976’da Hollanda’ya işçi olarak giden Tahsin Manav, 10 yıl çalıştan sonra Behçet hastalığından dolayı oradan erken emekli edilmiş ve memleketi Kırşehir’e yerleşmişti.

TAHSİN MANAV’IN CEZAEVİNE GİRMEDEN ÖNCE VE SONRAKİ HALLERİ FOTOĞRAFLARA BÖYLE YANSIMIŞ

Tahsin manav ve eşi.

70 yaşındaki tutuklu cezaevinde zehirlendi, omuriliği kırıldı, tekerlekli sandalyeye mahkum oldu

BOLD ÖZEL

Erzurum’daki koronavirüs karantinasından ilk görüntüler

Koronavirüs nedeniyle karantinaya alınan Erzurum’daki hastanelerden ilk görüntülere Bold ulaştı. Özel kıyafetli hastane görevlileri alarmda, hastalar ise panik içinde…

BOLD – İran ve Afganistan’da hızla yayılan hastalığın göçmenlerle birlikte Türkiye’ye gelmesinden endişe ediliyordu. Erzurum’da bulunan bazı hastaneler, koronavirüs nedeniyle karantina altına alındı.

Şehirdeki farklı hastanelerde çekilen bu görüntülerin Türkiye’de ortaya çıkan ilk koronavirüs vakaları olmasından korkuluyor. Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çekildiği belirtilen görüntülerde karantina uygulamasına ilişkin ayrıntılar yer alıyor. Hastanede özel kıyafetli görevlilerin hastaları servislere naklettiği görülüyor.

Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Hastanesinde ise 12 tır şoföründen 7’sinde koronavirüs tespit edildiği ve hastaların karantinaya alındığı bilgisi bulunuyor.

Koronavirüs taşığından şüphelenilen İran’dan gelen bazı hastaların şu an karantina altındaki Şehir Hastanesinde oldukları bildirildi. SSK Hastanesinin ise boşaltıldığı öne sürüldü.
Palandöken Hastanesinde de sadece acil servisin çalıştığı ve diğer servislerin boşaltıldığı kaydedildi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Üniversite sınavında derece yaptı ancak ‘terörist’ iftirasıyla eğitim hakkını elinden aldılar

Hukuk fakültesini derece yaparak kazanan tutuklu öğrenci Emine Altın’ın sınavlara girmesine izin verilmiyor. CİMER’in gerekçesi: “Toplumun güvenliğini tehlikeye düşürebilir!”

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – İzmir Şakran Cezaevinde 14 Şubat 2018’den bu yana tutuklu bulunan Emine Altın, 2019 üniversiteye giriş sınavında derece yaptığı halde okumasına izin verilmiyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Altın İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi sınavlarına giremiyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi ile (CİMER) 4-5 kez yazışma yapan aileye 7 Ocak 2020’de gelen en son cevaba göre Altın ‘toplum güvenliğini tehlikeye atabilir’ diye sınavlara alınmıyor.

Cevapta şöyle deniliyor: “Ceza infaz kurumu düzeni ile toplum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, terör örgütü veya diğer suç örgütü üyelerinin örgütsel amaçlı faaliyet ve haberleşmelerine imkân sağlayabileceği, yol, kalınacak ceza infaz kurumu ya da sınav merkezi veya okulda güvenlik açısından sakınca bulunabileceği değerlendirildiği takdirde Cumhuriyet Başsavcılığınca sınırlama…”

BEBEĞİNİ KAYBETTİ, TUTUKLANDI, EŞİ İLE GÖRÜŞTÜRMÜYORLAR

Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan “Kimse eğitim öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz” hükmü hiçe sayılarak eğitim hakkı elinden alınan Emine Altın’ın annesi Fadime Mersin, yaşanan hukuksuzluğa tepki gösterdi.

Mersin, “Tutuklu olanların okumasına müsaade eden okullar arasında İstanbul Üniversitesi olduğu için bu hukuk fakültesine kayıt yaptırdık. Şimdi sınavlara girmesine izin vermiyorlar. Kızınız terörle yargılanıyor, öğrencilere zarar verir. Mesuliyet alamayız. Burada okutamayız diyorlar. İlk başta devlet izin verirse, masrafları da siz karşılarsınız sınavlara girebilir demişlerdi. Şimdi devlet evlet izin vermiyor diyorlar. Madem okumasına izin verilmeyecekti neden sınava girmesine izin verildi. Hem sevindik hem de sevincimiz kursağımızda kaldı” dedi.

Kayıt sürecinde de çok uğraştıklarını belirten Mersin, “Vekalet için cezaevi ile noter arasında gidip geldik. İki ay son dakikaya kadar uğraştırdılar. Onu halledince bu sefer okul ile sorumuz başladı. Okul ilk önce önce sınavı kazanıp sonra içeri girseydiniz sizi kabul edebiliriz ama içerideyken kazandığınız için kaydınızı alamıyoruz dediler. Derslerine girmediğiniz için sınavlara kabul edemiyoruz dediler. Türkiye’de sadece 5 üniversitede dışarıdan eğitim almak özgürlüğüne sahipsiniz. Bunlardan biri de İstanbul Üniversitesi. O zaman bu ibareyi kullanmasınlar.” ifadelerini kullandı.

Kızının Manisa Turgutlu Rabia Hatun Lisesinden mezun olduğunu ifade eden Mersin, “İlk bine girdi kızım ve böyle şartlar altında okuyan bir çocuk. Görüşe gittiğimde, derece yapan senin kızın mı, o senin kızın mı diye soruyorlar bana. O kadar üzdüler ki bizi anlatamam. Çok mağduriyetler yaşadı” diye konuştu.

Emine Altın cezaevinde açılan kursa devam edip saz çalmayı da öğrenmiş, İzmir Şakran Cezaevi.

İKİNCİ ÜNİVERSİTESİ

Emine Altın aslında matematik öğretmeni. İzmir 9 Eylül Üniversitesi Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun. İkinci üniversitesini Türkiye derecesi yaparak kazandı. Okulu bitirdikten bir yıl sonra evlenen Altın’ın maden mühendisi eşi Armağan Altın da Kasım 2017’den beri aynı cezaevinde tutuklu. Eşi tutuklandığında hamile olan Altın, 1,5 aylık bebeğini o süreçte kaybetti. Dört ay sonra da kendisi tutuklandı. Evlilik aşamasındayken de gözaltına alınan Emine Altın, o dönemde serbest bırakılmıştı.

İÇ GÖRÜŞ YAPTIRMIYORLAR

Yeni evli çifte, Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklandıkları için 2 yıl içinde sadece iki kere kapalı görüş hakkı tanındı. Cezaevinde sağlık sorunları başlayan Armağan Altın’ın aile yakınları “Kan tahlili vermesi gerekiyor ama bir türlü almadılar. 3-4 defa dilekçe yazıp talep etmiş, ama ilgilenilmemiş. Normalde kalp kapakçığından dolayı ameliyat olmuştu. Onun için de kontrol istedik. Uzun süre sonra kontrole götürdüler.” dedi.

Emine-Armağan Altın, 2016.

Tutuklu anne: Kızım intihara teşebbüs etti, oğlum manik depresif oldu

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tutuklu anne: Kızım intihara teşebbüs etti, oğlum manik depresif oldu

İki yıldır tutuklu Nesibe Nur Akkaş, intihara kalkışan kızını, manik depresif teşhisi konulan oğlunu ve tutukluluk sürecinde ailece yaşadıklarını yazdı…

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 3 Temmuz 2018’den bu yana Manisa E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan 3 çocuk annesi Nesibe Nur Akkaş, intihara kalkışan kızını, manik depresif teşhisi konulan oğlunu ve ailece yaşadıkları sıkıntıları anlattı.

KIZIM İNTİHARA TEŞEBBÜS ETTİ

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na 6 sayfalık mektup yazan Akkaş, büyük kızının aşırı dozda anti-depresan aldığını ve ölümden döndüğünü söyledi. Akkaş, “Büyük kızım 12 yaşında. 42 ay önce babasının tutuklanmasının ardından geçirdiği travmayla aşırı derece kilo almaya başladı. Ben kızımı Celal Bayar Üniversitesi Hastanesine tedaviye götürüyordum. Zaten 7 yaşından beri ‘Dikkat Eksikliği-Dürtüsellik’ hastalığından dolayı kırmızı reçete ile tedavi gören kızım, 10 yaşında antidepresan kullanmaya başladı. Maruz kaldığı sıkıntılar ve yaşadığı travmalar yüzünden 2018 Kasım ayında tedavisi için doktorun verdiği depresan ilaçları aşırı derece içerek İNTİHAR teşebbüsünde bulundu.” dedi.

NEFESİM DARALMAYA BAŞLIYOR ANNE

Akkaş, kızının Mart 2019’da kendisine gönderdiği ilk ve son mektubunun bir bölümüne de kendi mektubunda yer verdi:

“Anne var ya senin bana verdiğin kolye şu an elimde olan kolye ben onu okula takınca sanki böyle siz beni evde bekliyormuşsunuz gibi bir cesaret doluyordum. Ama önceki hafta okulda kolye, bileklik vs takılması yasaklandı. Bir anda içimi dolduran şey çıkıp gitti. Sanki birisi gücümü almaya çalışıyormuş gibi sanki sizin cezaevleriniz her bir saniyede daha da uzaklaşıyor gibi, sanki açık görüşler hiç gelmeyecek gibi, yüzünüzü, o güzel tebessümle bakan yüzünüzü çok az görecekmişim gibi sanki biri kalbimi sıkıştırıyor ama bırakmıyor anne, size o kadar çok ihtiyacım var ki… Anne biliyor musun ben geceleri kolyeyi alıp seninle konuşa konuşa ağlıyorum. Anne hani ben zehirlendim ya boru soktukları yer böyle üzülünce ama çok üzülünce sanki boğazımda bir şey var da nefes almama izin vermeyecekmiş gibi oluyor ondan sonra gerçekten nefesim daralmaya başlıyor ve nefes alamamaya başlıyorum… Ve artık bu çok sık oluyor.”

İki kızı, bir oğlu bulunan Nesibe Nur Akkaş çocuklarıyla bir görüş gününde.

OĞLUMA MANİK DEPRESİF TEŞHİSİ KONULDU

Tutuklandığından bu yana 16 yaşındaki oğlunun İzmir’de şizofren anneannesi ile kaldığını belirten Nesibe Nur Akkaş, “15 tatilde çok ısrar etmemin üzerine doktora götürülen oğluma doktor manik depresif teşhisi koymuş, düzenli muayeneye çağırmış. Şu an doktora götürebilecek kimse yok maalesef. Çünkü doktoru Turgutlu’da, okulu İzmir Çiğli’de, annemin evi İzmir’in Evka 4’ünde. Hepsi çok ters yerlerde. Devamsızlık ve derslere odaklanma, katılım problemi yaşayan oğlum çoğu zaman öz bakımını yapmakta bile zorluk çekiyor.”

Nesibe Aktaş, sadece çocuklarının değil kendisinin sağlık sorunları yaşadığını da ifade ediyor. Gözaltına alındıktan bir gün sonra hastalıkları nedeniyle İzmir Kadın Doğum Hastanesi ve Turgutlu Devlet Hastanesinde operasyon göreceğini söyleyen Akkaş, “Gözaltına alındığım günün ertesi kadın hastalıklarından operasyon geçirecektim. Cezaevi şartlarından dolayı hastalıklarım ilerledi, bazıları tedavi edilmiyor. Damar ameliyatı olmam gerekiyordu, bu şartlarda çok riskli olduğu için olamadım. Kalp-damar, kadın hastalıkları, üroloji, KBB, fizik tedavi (bel fıtığı oluştu, sağ bacağım uyuşuyor) beyin cerrahisi, Nüroloji gibi bölümlerle ilgili tedaviler görüyorum. Doktorlar tarafından şartlar değişmedikten sonra iyileşmemin çok mümkün olmadığı ifade edilmekte.” diye yazdı.

OĞLUMU 6 AY HİÇ GÖRMEDİM

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Nesibe Nur Akkaş’ın eşi de 42 aydır tutuklu. Dosyası Yargıtay’da bulunan Akkaş, mektubunu çocuklarının ruhen kan kaybettiğini, dayanma gücünün kalmadığını söyleyerek bitiriyor ve “Ne olur sesimi duyun” diyor.

“Kızlarımı sadece ayda 1 veya 2 ayda bir görüşüme gelince görebiliyorum. Oğlumu ise 6 ay hiç görmedim. Çocuklarımdan sağlıklı bilgi ve haber alamıyorum. Ciddi manada ruh ve beden sağlıkları ile eğitim hayatları adına endişe etmekteyim. Çocuklarım aile kavramını yitirmiş durumdalar. Bir daha bir araya gelemeyeceğimizi sanıyorlar. Psikolojileri çok kötü durumda. Aile Birlik ve Bütünlüğümüz Parçalanmış durumda. Bu yaşadığım durumları anlatabilecek kimsem olmadığı için sesimi sizin aracılığınızla vicdan sahiplerine sesleniyorum. Çocuklarım ruhen kan kaybediyorlar. Yaşları belki çok küçük gibi gelmiyordur belki size ama emin olun kundaktaki bebekten daha kötü ve annelerine ihtiyaçları olan aciz bir durumdalar. Anlatmaya çalıştığım mağduriyetler artık dayanma gücünün tükenmesine sebep oluyor. Ne olur sesimi duyun.”

NESİBE NUR AKKAŞ’IN ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ MEKTUBUN ORİJİNALİ

Tutuklu anne Elif Güven: 40 ay önce dağılan yuvamın hüznünü yaşıyorum

 

Okumaya devam et

Popular