Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Libya’da ateşkes mutabakatını Trablus hükümeti imzaladı, Hafter ise süre istedi

Türkiye ve Rusya’nın ortak girişimiyle sağlanan ateşkes süreci mutabakatı için bir taslak metin ortaya çıkartıldı. Metni imzalayan ilk taraf Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayiz es-Serrac oldu. Hafter Güçleri’nin ise Salı sabahına kadar süre istediği belirtildi.

BOLD-Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Libya’da ateşkes için taslak bir metin ortaya çıkardıklarını, metni Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayiz es-Serrac’ın imzaladığını, Hafter tarafının ise yarın sabaha kadar süre istediğini bildirdi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Libya’da ateşkesi öngören anlaşma üzerinde ilerleme kaydedildiğini belirterek “Umarız onlardan da (Hafter) olumlu bir karar çıkacak” dedi.

ULUSAL MUTABAKAT HÜKÜMETİ METNİ İMZALADI

Görüşmelerin sonunda Rus mevkidaşı Lavrov ile ortak bir basın toplantısı düzenleyen Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 8 Ocak’ta Libya’da ateşkesin sağlanmasına yönelik çağrılarının ardından Rusya ve Türkiye tarafından bir taslak metin hazırlandığını ifade etti. Libya Ulusal Ordusu Komutanı General Halife Hafter ise ateşkes metni üzerinde bazı değişiklikler önerdiğini ve bu talebin anlayışla dikkate alındığı vurgulandı.

HAFTER YARIN SABAHA KADAR SÜRE İSTEDİ

Ateşkes metninin nihai hale geldiğini ve Libya Ulusal Mutabakat hükümeti tarafından imzalandığını belirten Çavuşoğlu, “Bu metin üzerinde Hafter tarafından gelen değişiklik önerilerini de dikkate aldık. Metin nihai hale geldikten sonra Sarraj metni imzalayarak bize teslim etti. Hafter tarafı ise yarın sabaha kadar süre istedi. Hafter tarafı da bu metni imzalarsa, iti taraf da iki başkanın çağrısına uyarak ateşkese uyacaklarını taahhüt edeceklerdir. Ateşkesin devamı ve siyasi sürecin hızlanması, neticeye ulaşılması için biz Rusya’yla birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid El Meşri ise yaptığı açıklamada “Ateşkes anlaşmasını taviz vermeden imzaladık ve Moskova’dan ayrılmaya hazırlanıyoruz. Dünyaya, irademizin ateşkesi reddeden Arap başkentlerinden değil, halkımızdan geldiğini gösterdik.” ifadesini kullandı.

Türkiye’den Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, MİT Başkanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Rusya’dan da Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu öncülüğünde bir araya gelen taraflar görüşürken, Libya’da çatışan iki taraf, General Halife Hafter ve Birleşmiş Milletler’in meşru kabul ettiği Trablus hükümetinin başkanı Feyyaz el Sarraj da Moskova’daydı.

Halife Hafter ve Fayez el Sarraj’ın orduları, ateşkes çağrısına yanıt vermiş ve 12 Ocak’ta ateşkes yürürlüğe girmişti. Ancak iki taraf da birbirini ateşkesi ihlâl etmekle suçladı.

Alman Anayasa Mahkemesi, dış istihbaratı BND’nin dinlemelerini gündemine aldı

Dünya

ABD’deki Halkbank davasında Başsavcı Berman’dan dikkat çeken talep!

New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, Halkbank’ın hakkında açılan davaya dahil olmadığı her bir gün için bir milyon dolar para cezasına çarptırılmasını, katılmama konusunda ısrarcı olması halinde para cezasının katlanarak arttırılmasını talep etti.

Türkiye’nin yakından takip ettiği fakat Halkbank’ın katılmadığı ‘Halkbank Davası’nda New York Güney Bölgesi Başsavcısı Geoffrey Berman’dan mahkemeye dikkat çeken bir talep geldi. Başsavcı Berman, Halkbank’ın davaya katılımı reddetmesi halinde önerilen bir milyon dolarlık cezanın her gün iki katına çıkartılarak katlamalı olarak uygulanmasını imzaladığı talep yazısıyla istedi.

VOA Türkçe’nin haberine göre, New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, mahkemeye bugün yaptığı ekleriyle birlikte yaklaşık 1100 sayfalık başvuruda, Halkbank’ın İran’a yönelik yaptırımların delinmesi konusunda şimdiye kadar sergilediği tutumla yaptırımların delinmesinde odak noktası haline geldiğini belirtti.

Savcılığın mahkemeye sunduğu başvuru dilekçesinde Halkbank’ın eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın suçlu bulunarak hüküm giydiği kaydedildi.

Halkbank’ın İran’a yönelik yaptırımların delinmesi konusunda öncü bir rol üstlendiğini kaydeden savcılık, bankanın Amerika Maliye Bakanlığı’na da yalan söylediği kaydedildi.

Savcılık, Halkbank’ın İran’ın ABD’nin ekonomik yaptırımlarından kurtulmasına yardımcı olduğunu kaydetti. Savcılık, bankanın yaptırımların uygulandığı bu ülkeye yaklaşık 20 milyar dolarlık bir girdinin sağlanmasına aracılık ettiğini belirtti. Halkbank’ın 15 Ekim tarihinde itibaren aleyhlerine açılan davayı kasten görmediği ve adaletten kaçtığı belirtilerek, Halkbank’ın hakkındaki davayı kabul etmeyip adaletten kaçtığı her gün için katlamalı olarak cezalandırılması gerektiğini kaydedildi.

Davutoğlu’nun kurucusu olduğu Bilim ve Sanat Vakfı’na kayyum atandı

Okumaya devam et

Dünya

İklim değişikliğini tetikleyen gaz seviyesinde ürküten yükseliş

Dünyanın ısısının yükselmesinde etkili sera gazlarından hidroflorokarbon seviyesi önlemlere rağmen rekor seviyede yükseldi. Hidroflorokarbonu en çok yayan ülkeler Çin ve Hindistan.

BOLD En tehlikeli sera gazlarından hidroflorokarbon (HFC-23) salımına sınırlamalar getirilmesine rağmen rekor seviyede yükseldi. Bilim insanları, bir ton hidroflorokarbon emisyonunun, 12 bin ton karbon salımına eşit olduğunu açıkladı.

ÇİN VE HİNDİSTAN TAMAMEN  DURDU DEMİŞTİ

Zehirli gazın önemli ölçüde kaynağı konumundaki Çin ve Hindistan 2017’de, naylon, havalandırma ve buzdolabı fabrikalarına takılan filtreler aracılığıyla salınımın tamamen durdurulduğunu açıklamıştı.

Bilim insanları geçen iki yıllık sürede, hidroflorokarbon miktarında yüzde 90 oranında bir düşüş bekliyordu.

Ancak yapılan son araştırma, seviyelerde düşüş yerine şoke edici miktarda bir yükseliş tespit etti.

AÇIKLANDIĞI KADAR TUTULMADIĞI KESİN

Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırmada bilim insanları, elde edilen sonuçların beklenenin tam aksi olduğunu, problemin bulmacaya dönüştüğünü belirtti.

Araştırmada yer alan Kieran Stanley, “Çin’in, HFC-23 gazının azaltılmasında, açıklandığı kadar başarılı olmadığı akla en yatkın çıkarım” değerlendirmesini yaptı.

Stanley, Hindistan’ın açıkladığı kesinti programını başarılı ile uygulayıp uygulamadığını anlamak için de hesaplamaların yapılması gerektiğini savundu.

FİLTRELEME BAŞARILI OLURSA RAHATLAMA OLACAK

Bilim insanları, hidroflorokarbon emisyonunda açıklandığı gibi bir filtreleme başarılmış olsa, 2015 – 2017 arasında İspanya büyüklüğünde bir ülkenin ürettiğine denk, karbon salımının engellenebileceğini hesaplıyor.

Hidroflorokarbonlar, dünyanın ısısının yükselmesinde etkili olan sera gazları arasında başlarda gösteriliyor.

Meksika’da son 20 yılın cinayet rekoru kırıldı: Bir yılda 35 bine yakın kişi öldürüldü

Okumaya devam et

Dünya

Meksika’da son 20 yılın cinayet rekoru kırıldı: Bir yılda 35 bine yakın kişi öldürüldü

Meksika’da işlenen cinayet sayısı 2019 yılında 34 bin 582’ye çıkarak yeni bir rekor kırdı.

BOLD – 2019’da Meksika’da işlenen cinayetlerin sayısı son 20 yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Resmi verilere göre, 130 milyon nüfuslu ülkede geçen yıl toplam 34 bin 582 kişi öldürüldü. 2018’de işlenen cinayet sayısı 33 bin 743 olmuştu.

Aslında Meksika’da cinayet sayısı son beş yıldır sürekli artış gösteriyor ve son yılların cinayet artış oranlarına bakıldığında 2019’da artış eğiliminde bir azalma dahi görülüyor. 2019’da cinayetlerin artış oranı yüzde 2,5 oldu. Bu oran, önceki yıllarda yüzde 17 ve 28 olmuştu.

Cinayetlerin büyük çoğunluğu uyuşturucu kartellerinin faaliyetleri ve aralarındaki mücadele ile bağlantılı.

CUMHURBAŞKANI BAŞARISIZLIĞINI KABUL ETTİ

Devlet başkanlığı görevinde bir yılını dolduran Andres Manuel Lopez Obrador’un seçim kampanyasındaki baş vaatlerinden biri, ülkedeki şiddet olaylarını azaltmaktı.

Obrador, yeni rakamları açıklarken hükumetinin şiddet olaylarını azaltmada başarılı olamadığını kabul etti.

ŞİDDETLE MÜCADELE

Meksika 2006 yılından beri uyuşturucu çeteleri ile mücadeleyi polis yerine askeri güçlerle yürütüyor. Fakat o tarihten beri yakalanan ya da öldürülen üst düzey çete liderlerine rağmen uyuşturucu ticaretini ya da çetelerin birbirleri arasındaki çatışmaları azaltmakta başarılı olamadı.

Obrador, ülkedeki şiddet olaylarını azaltmak üzere, uyuşturucu kartelleriyle askeri yöntemlerle mücadele etmeye öncelik veren eski hükumetlerden farklı bir strateji izleyeceğini açıklamış, ordu, donanma ve polis memurlarından oluşan bir Ulusal Muhafız Birliği kurmuştu.

Buna ek olarak gençlere yönelik eğitim ve istihdam programları, uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele stratejileri oluşturuldu.

ABD’ye gitmek isteyen 3 bin Orta Amerikalı Meksika’ya girmeye çalıştı

Okumaya devam et

Popular