Bizimle iletişime geçiniz

Politika

TFF ve Kulüpler, yeni futbol yasası için saraya çıktı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, futbol camiası temsilcilerini kabul etti. Toplantıda TFF Başkanı Nihat Özdemir’in yanısıra Ali Koç, Ahmet Ağaoğlu, Anmet Nur Çebi ve Mustafa Cengiz’de yer aldı.

BOLD – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir, Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Mehmet Sepil ve kulüp başkanlarını kabul etti. Toplantıda Türk futbolunun harcama limitleri konusu ve sorunlarının yanı sıra yakında TBMM’ye sunulacak Spor Kulüpleri ve Federasyonları Yasası görüşülecek.

MEHMET SEPİL: UZUN YILLAR SONRA BİR ARAYA GELMENİN FAYDASI VAR

Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Mehmet Sepil, Ankara’da süren Spor Kulüpleri ve Federasyonları Çalıştayı’nın ikinci günü öğle arasında, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Nihat Özdemir ile basın birlikte mensuplarına açıklamada bulundu.

TÜM KULÜPLERİN TEMSİLCİLERİ SORUNLARI TARTIŞTI

Çalıştayın çok yararlı geçtiğini ifade eden Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Mehmet Sepil, “Süper Lig, 1., 2. ve 3. Lig kulüplerinin katılımıyla uzunca çalıştık. Çok yararlı bir çalışma oldu. Dün öğleden sonraki panellerde bakanlığımız yuvarlak masa toplantısı düzenledi. Tüm liglerdeki kulüplerimiz aynı masada Türk futbolunun sorunlarını tartıştılar. Özellikle stratejik konuların neler olduğu ve burada yapılması gereken değişiklikler tartışıldı. Bir Süper Lig başkanı olarak diğer liglerle oturmamız bize deneyim kazandırdı. Herkes görüşlerini ifade etti. Önümüzdeki günlerde de bu çalışmalarımız sürecek. Ama ilk günden şunu gördük ki uzun yıllar sonra bir araya gelmenin ve herkesin görüşlerini ifade etmesinin çok büyük faydası var. Samimiyetle buradan çok iyi sonuçların çıkacağını ve Türk futbolunun, Türk sporunun yararlanacağını düşünüyorum” diye konuştu.

Politika

Ali Babacan’dan partili Cumhurbaşkanı eleştirisi: O gün bugündür dikiş tutmuyor ülke!

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi durumuyla ilgili, “Ülkenin itibarı ve ekonomi mahvolmuş durumda. Ne zaman ki Cumhurbaşkanlığı forsu ile bir parti logosu yan yana konuldu, o gün bugündür dikiş tutmuyor ülke” dedi.

BOLD – Ülkenin kötü yönetilmesiyle ilgili Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemini gösteren Babacan, “Bunun sebebi; işini bilen insan sayısı çok çok azaldı ve aynı zamanda kararların dar bir çevrede bir aile içinde ya da tek bir kişinin alması. Ne zaman ki Cumhurbaşkanlığı forsu ile bir parti logosu yan yana konuldu, o gün bugündür dikiş tutmuyor ülke. Bir partinin genel başkanı olan ve karşı tarafı düşman gören ve bunu her gün çıkıp söyleyen birinden tarafsızlığa uymasını nasıl bekleyeceğiz?” dedi.

Demokrasi ve Atılım Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Halk TV’de gazeteci Özlem Gürses’in sorularını yanıtladı. Hükumete yakın medyanın partisini yok saydığını ifade eden Babacan, “Ana akım medya bizi görmüyor, bizi yok varsayıyor. Bizim şu anda sosyal medyada yaptığımız en ufak bir etkinlik sosyal medyada ciddi izlenirken, takip edilirken, haber değeri çok yüksek şeyler olurken ana akım medya bunu görmüyor. Biz gereğini yapacağız gören görecek, görmeyen görmeyecek” dedi.

Başbakan yardımcılığı dönemle ilgili de konuşan Babacan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

SENİN NE İŞİN VAR DİYE ÇOK TEPKİ ALDIM

“Aslında o dönemle bu dönem çok benziyor. O dönem siyaset benim için bir mecburiyet haline gelmişti. Toplumsal sorumluluk gereği siyasete başlamıştım. Ülkenin durumu çok kötüydü, ekonomik kriz yaşanıyordu. Ben o zaman iş dünyasındaydım ve rasyonel ekonomi ve finans perspektifinin devlet yönetimine yansıması gerektiğini bana söylediler. Öyle ikna ettiler beni, o sorumluluk gereği siyasete girdim. Yakın çevremden çok tepki aldım. ‘Siyaset karışıktır, kirlidir. Senin ne işin var orda?’ diye. Ülke için bir mecburiyet bildim açıkcası, iyi de oldu. İyi ki yapmışım diyorum.

ENFLASYONU TEK HANEYE İNDİRDİK

2002-2004 yılları arasında Türkiye’nin çehresi çok hızlı şekilde değişti. İki yılda enflasyon tek haneye indirdik. Düşünün ki 34 yıl boyunca çift hane ya da üç haneli enflasyon var ülkede para sürekli değer kaybediyor, en küçük para birimimiz 1 milyon TL’idi. Sıfırları sayıyordu insanlar. O dönemden alıp paradan altı sıfırı atmak, enflasyonu tek haneye indirmek, refah seviyesini çok hızlı bir şekilde yükseltmek büyük bir tatmin duygusu verdi. Sanki ülkeme olan borcumu önemli bir ölçüde ödedim hissi güzel bir his. Bugün de aynı şekilde hissediyorum doğrusu.

EKONOMİK KRİZİN TAM ORTASINDAYIZ

Bugünde de ülkenin şartları çok kötü, ekonomik krizin tam ortasındayız. Yine özgürlükler sınırlandırılmış durumda, insanlar rahat konuşamıyorlar. Bir korku iklimi var, içinde bulunduğumuz coğrafya karışık ve Türkiye’nin o coğrafyayı düzeltmek için en ufak bir katkısı yok. Yine aynı hissiyatla, bu ülke için bir şeyler yapma hissiyatı ile bu siyasi partiyi kurduk. Yeniden Türkiye’yi ayağa kaldırabilmek için yeniden Türkiye için yeni bir şeyler yapabilmek için. Ekibimizle birlikte yoğun bir şekilde çalışıyoruz.

YAKIN ÇEVREMDEN KARŞINIZDA KOSKOCA DEVLET GÜCÜ VAR DEDİLER

Yine yakın çevremizden uyarılar geldi. “Karşınızda koskoca devlet gücü var” dediler. “Yargıyı da içine alan bir devlet gücü var.” dediler. Niyetimiz iyi olduğu ve geçmişimiz tertemiz olduğu için, korkacak bir şeyimiz olmadığı için her şeyi göze aldım. Ülke bu durumdayken bir şeyler yapmamaya içimiz el vermedi.

DOST BİLDİĞİM KİM VARSA AYNEN DEVAM EDİYOR

Bakanlık döneminde arkadaş, dost seçerken bütün bu görevler bittikten sonra da konuşabileceğimiz insanlar mı bunlar diye? Şimdi bakıyorum hala dostuz. O dönemde kiminle mesafeliysek zaten mesafe daha da açıldı. Çünkü devlette bir görevimiz olmayınca işi düşmüyor kimsenin işi düşmeyince de aramıyor olabilirler.

DÜZELTMEK İÇİN MÜCADELE VERDİM

13 yıllık bakanlık döneminde benim toplum önümde yaptığım konuşmalar, TV programları.. O günlere dönün bakın bugün dönüp yine altına imza atabilirim. Fakat düşündüğüm her şeyi toplum önünde konuşmadım, çünkü bir yapının içindesiniz mümkün olduğunca o yapıyı korumak ve içinden düzeltmenin mücadelesini vermeye çalıştım ben. İçerde yaşanılan fikir ayrılıklarını dışarıya yansıtmamaya çalıştım. Ciddi çatışmaları dışarıya yansıtmadım. Bakanlığın bitiş zamanında bu görüş ayrılıkları o kadar büyüdü ki basına da yansıdı. Konuştuğum her şey inandığım şeyler oldu.

AK PARTİ KENDİ ELİ İLE İNŞA ETTİĞİNİ YIKIYOR

Ülkem adına çok üzülüyorum. Kendim adına da üzülüyorum çünkü yılların emeği var. AK Parti kendi eli ile inşa ettiğini, kendi eli ile yıkıyor. O kadar inşa edilmiş başarıyı tekrar kendi elleri ile teker teker maalesef mahvediyorlar. Ülkenin itibarı mahvolmuş durumda, ekonomi mahvolmuş durumda. Bunun olmasında iki önemli sebep görüyorum. Birincisi insan kalitesi, işini bilen insan sayısı çok çok azaldı ve aynı zamanda kararların dar bir çevrede bir aile içinde ya da tek bir kişinin alması. İki tane önemli teşhis var burda. Biz tedavi için uğraştık ama olmadı, o bünyede tedaviyi imkansız gördüğümüz için yeni bir siyasi parti başlattık.

GRUPLAŞMA, HEMŞEHRİCİLİK OLMAZ

Devlet yönetiminde hiçbir grubun ağırlığına imkan vermemeniz gerekir. Hiçbir birimde gruplaşma, hemşehricilik olmaz. Devlet buna izin vermemeli, olamaz. Tarikatlar ile bir pazarlığa girmek gibi bir ilişki şekli olmamalı. Biz dar bir ideolojinin partisi olmak istemedik. Türkiye’deki farklı eğilimlerin ortak bir gelecek altında buluşabileceğini gördük. Geçmişte mutabakat zor ama gelecekte mutabakat daha kolay. Özgürlük sınırlandırılmasından herkes şikayetçi… Gençlerin hepsi biz kendimizi ifade etmekten korkuyoruz diyorlar. Gelecekte ne arzu ediyoruz? Öncelikle özgürlüklerin doyasıya yaşanması ve devletin bunun teminatı olmasını istiyoruz. Gelecek konusunda farklı düşünen yok. Biz partiyi ortak gelecek ittifakı üzerine bir anlayışla oluşturduk.
Kurucularımız incelediğinizde daha önce çok farkı görüşleri savunmuş arkadaşlarımız var. Her kesimden insanlar var.

ÖYLE YANLIŞ BİR SİSTEM OLDU Kİ…

Parlamenter sistem varken Türkiye’de her siyasi parti seçime girerdi. Tek bir parti çoğunluğu sağlayamazsa bir koalisyon olurdu. Koalisyonda da şartlar olurdu. Olmazsa yeniden seçime giderdi. Dolayısıyla her parti kendi olarak seçime girebiliyordu. Bu yeni Cumhurbaşkanlığı sistemi öyle bir yanlış sistem oldu ki seçim öncesi ittifaka mecbur bıraktı. Bana özel soran insanlara bu sistemin yanlışlarını anlattım. Rejim tek bir makamda bütün gücün buluşmasını getirdi. Meclis önemsizleşti. Yargıda atamalar iktidar partisinin başındaki insana kaldı. Böyle olursa bağımsız yargı kalmaz Türkiye’de.

CUMHURBAŞKANLIĞI FORSU İLE PARTİ LOGOSU YAN YANA GELDİĞİNDEN BERİ DİKİŞ TUTMUYOR ÜLKE

Ne zaman ki Cumhurbaşkanlığı forsu ile bir parti logosu yan yana konuldu o gün bugündür dikiş tutmuyor ülke. Mevcut anayasanın hükümlerine aykırı bu. Anayasada Cumhurbaşkanlığı tarafsızdır diyor. Cumhurbaşkanı tarafsızlık yemini ediyor. Bir partinin genel başkanı olan ve karşı tarafı düşman gören ve bunu her gün çıkıp söyleyen birinden tarafsızlığa uymasını nasıl bekleyeceğiz? Sistem kendi içinde çelişkiler ile dolu. Bu sistemle Türkiye’nin devam etmesi mümkün değil. Geçmiştekini yıkın yerine daha iyisini getirmeyin sonra Türkiye’yi yeniden inşa etmeye çalışın, bu mümkün değil. Türkiye’nin itibarı çok düşmüş durumda.

TÜRKİYE’NİN KAYNAĞI YOK, PARA BİTTİ

Covid-19 öncesinde de Türkiye’nin ekonomisi hızla zayıflıyordu, kurumlarımız zayıflamıştı. Bütçenin durumu çok kötüydü, bunu kapatmak için Merkez Bankasının yedek akçelerini bir günde bitirdiler. Biz Covid öncesinde de krizden bahsediyorduk. Genç işsizliğin rekorunu biz virüsten önce de gördük. Zaten problemlerimiz çok büyükken şu anda bir de salgının etkilerini yaşıyoruz. Bu salgının ne kadar süreceği, aşının ya da ilacın ne zaman bulunacağı bilinmeyenler. Bunlar bilinmeyen olduğu sürece ekonomiye etkisinin ne kadar süreceği de belli değil açıkcası. En kötüye hazır olmak lazım. Bütün dünya çok hızlı adımlar attı. Biz ortalama bir G20 ülkesi olsak milli gelirin yüzde 8’i kadar doğrudan bütçe harcaması yapmamız gerekiyor. Bunu Türkiye yapamadı, kaynak yok. Para bitti. İsraf, har vurup harman savurma. Türkiye’nin düzeleceği ihtimalini görmediğim için ve ekip olarak da görmediğim için yeni bir çalışma başlattık.”

SİYASETE GİRMEME VESİLE OLAN KİŞİ SAYIN GÜL’DÜ

Siyasetin bir özü oluyor bir de dedikodusu oluyor. Benim siyasete girmeme vesile olan kişi Sayın Gül’dü. Yeni siyasi parti kurulurken 2001’de, oturup konuştuk ve o şekilde girdim. Abdullah Bey, düzgün bir devlet adamı. Bütün güç sınavlarından geçip kendini ve ahlakını koruyabilmiş bir insan. Türkiye’nin yeni bir siyasi partiye ihtiyacı olduğunu gördü, bizi de cesaretlendirdi, böyle bir şeyi yapın dedi. Desteğini de kamuoyu önünde açıkladı. Şu süreçte yüz yüze görüşemiyoruz ama ortalama ayda bir telefonla konuşuruz.”

AKP’deki son bir yılını anlattı: Çocuklarımın yüzüne utanmadan bakamıyordum!

Okumaya devam et

Politika

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemini uygulamak için 3 yıllık vaktimiz var!”

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ni hazmedemeyenlerin insanlarımızı zehirlemesine izin vermeyeceğiz. Önümüzde programlarımızı uygulamak için 3 yıllık bir vakit var” dedi.

BOLD – Video konferans yöntemiyle AKP’nin 81 il teşkilatı ile bayramlaşan Erdoğan, erken seçim iddialarına da cevap verdi. Erdoğan, “Önümüzde hem programlarımızı uygulamak hem milletimizle gönül bağımızı güçlendirmek için 3 yıllık bir vakit var” dedi.

Erdoğan, konuşmasında Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemini savundu. Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ni ve ülkemize katkılarını hazmedemeyenlerin insanlarımızı zehirlemesine izin vermeyeceğiz” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin koronavirüsle mücadelesini başarıyla yönettiğini ve sonuca yaklaştıklarını savunan Erdoğan, “Attığımız normalleşme adımları sonrasında ortaya çıkan tablo doğru yolda ilerlediğimizi gösteriyor” şeklinde konuştu.

ÖNÜMÜZDE 3 YILLIK BİR VAKİT VAR

Erdoğan, şunları söyledi: “Önümüzde hem programlarımızı uygulamak hem milletimizle gönül bağımızı güçlendirmek için 3 yıllık bir vakit var. Yıllarca sağlık alanında yaptığımız yatırımları eleştirenlerin ne kadar içi boş siyaset yaptıkları, son 2,5 ayda yaşananlarla ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin son 18 yıldaki tüm reformlarına, kalkınma hamlelerine, zaferlerine imza atan AK Parti, önümüzdeki yeni dönemin de lokomotifi olmayı sürdürecektir.”

Kılıçdaroğlu’ndan AKP’ye Çav Bella tepkisi: CHP’nin üzerine gidiyorsan, bunu sen yaptın demektir!

Okumaya devam et

Politika

Hulusi Akar’dan isim vermeden Cihat Yaycı göndermesi!

Terörle mücadele ilgili konuşan Milli Savunma Bakanı Akar’ın TSK’nın kurumsal yaklaşımının daima ‘ben’ değil ‘biz’ olduğunu vurgulaması Cihat Yaycı’nın görevden alınma sürecindeki yaşananlara gönderme olarak yorumlandı. 

BOLD – Terörle mücadele son rakamları paylaşan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar “1 Ocak’tan itibaren bugüne kadar Irak’ın, Suriye’nin kuzeyindeki operasyonlarda bin 458 terörist etkisiz hale getirildi” açıklamasında bulundu.  

Bakan Akar, beraberinde TSK Komuta Kademesi ile 10. Tanker Üs Komutanlığı ziyareti sonrasında 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığında incelemelerde bulundu. 222’nci Filo Komutanlığını ziyaret eden Akar, burada personelle bayramlaştı. 

Ardından Akar, yaptığı konuşmada “TSK bu milletin bağrından çıkmış bir kurumdur, yani asil milletimizin bağrından çıkan TSK, kurumsal bir yaklaşımla daima, ‘ben’ demeden ‘biz’ diyerek akıl ve bilim ışığında anayasa ve yasalar çerçevesinde Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda milletinin emrinde, görevinin başındadır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.” dedi.   

“İDLİB’DE HER TÜRLÜ GAYRETİ GÖSTERDİK” 

5 Mart’ta Rusya ile varılan mutabakatın ardından İdlib’de sağlanan ateşkes ve istikrarın kalıcı olmasına yönelik gayretlerinin devam ettiğini ifade eden Akar “İdlib’de siyasi bir çözüm bulunması için bizler elimizden gelen her türlü gayreti gösterdik, göstermeye devam ediyoruz. Orada birtakım küçük ihlaller olsa da genel anlamda ateşkese uyuluyor. Sağlanan ateşkes sonucunda bölgeye yaklaşık 300 bin Suriyeli kardeşimiz de güvenli ve gönüllü şekilde evlerine dönebildi” dedi. 

NE OLMUŞTU? 

Milli Savunma Bakanı Akar’ın, burada yaptığı konuşmadaki ‘TSK, kurumsal bir yaklaşımla daima, ‘ben’ demeden ‘biz’ diyerek akıl ve bilim ışığında anayasa ve yasalar çerçevesinde Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda milletinin emrinde, görevinin başındadır’ sözleri ise Cihat Yaycı’nın görevden alınma sürecindeki yaşananlara gönderme olarak yorumlandı. 

Geçen hafta Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, görevden alınmıştı.  

TSK içindeki FETÖ’yle mücadelenin önemli aktörlerinden biri olarak gösterilen Yaycı, aynı zamanda Libya ile imzalanan Deniz Yetki Anlaşması’nın da mimarı olarak lanse edilmişti.  

Yaycı’nın medyada çok fazla öne çıkmasının bakanlık ve komuta katında rahatsızlık doğurduğu iddia edilmiş, görevden alınmasında da bu iddiaların önemli bir rol oynadığı öne sürülmüştü. 

Canlı Yayın: Cihat Yaycı ve Sedat Peker buluştular

Okumaya devam et

Popular