Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Hafter, ateşkes anlaşmasındaki Türkiye’nin rolüne itiraz ediyor

Arap basını, Libya’nın doğusunu kontrolü altında tutan General Halife Hafter’in Türkiye ve Rusya arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasını Trablus’un durumu ve Türkiye’nin rolüyle ilgili taleplerini karşılamadığı için imzalamadığını yazdı.

BOLD Libya’nın doğusunu kontrol altında tutan General Halife Hafter, Rusya’da hafta başında yapılan müzakereler sonucunda hazırlanan ateşkes anlaşmasını imzalamadan Moskova’dan ayrıldı.

Rusya Savunma Bakanlığı,dün Hafter’in ateşkes anlaşmasına olumlu baktığını ancak yerel istişareler için iki gün süre istediğini açıkladı.

HAFTER’İN TÜRKİYE KONUSUNDAKİ İTİRAZLARI

Suudi Arabistan’a ait olan ve Dubai’den yayın yapan Al Arabiya kanalında yer alan habere göre, Hafter yaptığı açıklamada, “Taslak anlaşma, Libya Ulusal Ordusu’nun taleplerinin birçoğunu gözardı ediyor” dedi.

Sky News’un Arapça yayın yapan kanalı da, Moskova’da Pazartesi günü yürütülen görüşmeler sırasında Hafter’in kendisine bağlı Libya Ulusal Ordusu’nun başkent Trablus’a girmesi ve kurulacak milli birlik hükumetinin de kendi yönetimi altındaki Tobruk’ta bulunan parlamentodan güvenoyu alması gerektiği konusunda ısrarcı olduğunu bildirdi.

Kanal haberinde, Moskova’da yapılan görüşmeler sırasında Hafter’in ateşkesi denetlemek için Türkiye’nin dahil olmadığı uluslararası bir izleme heyetinin kurulmasını ve “Türkiye ile Suriye’den gelen paralı askerlerin” geri gönderilmesini şart koştuğunu da öne sürdü.

Hafter’e bağlı Libya Ulusal Ordusu’ndan üst düzey bir yetkili, Libya’da yayın yapan özel haber sitelerinden El Marsad’a yaptığı açıklamada, Hafter’in anlaşmayı imzalamasının esas nedeninin “Türkiye’nin kendisini bu anlaşmanın bir parçası haline getirerek, Serrac hükumeti ile yaptığı anlaşmaları meşrulaştırmaya çalışması” olduğunu söyledi.

HAFTER GÜÇLERİNDEN TRABLUS’A SALDIRI

Rusya ve Türkiye’nin ateşkes konusundaki girişimleri devam ederken Libya’da da çatışmalar sürüyor.

Libya’da General Halife Hafter’e bağlı güçler başkent Trablus’un güneyindeki Salahaddin ve Er-Ramle bölgelerine roket saldırısı düzenledi.

Ulusal Mutabakat Hükumeti, Hafter yanlısı paralı askerlerin bölgede konuşlandığını ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ait insansız hava aracının (İHA) da Trablus semalarında uçuş yaptığını ifade etti.

AKAR: LİBYA’DA MUHABATAMIZ RUSLARDIR

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Libya’da “ateşkese dair metinlerde bir tartışma olmadığını” söyledi. Ateşkes için ise Hafter tarafının zaman istediğini, konunun 19 Ocak’ta Berlin’de yapılacak toplantıda netliğe kavuşabileceğini savundu.

Akar, “Bundan sonra Putin ve ekibinin çalışmalarının sonuçlanmasını bekliyoruz. Libya’da muhattabımız Ruslardır” dedi.

“ATEŞKESİN BİTTİĞİNİ SÖYLEMEK İÇİN ÇOK ERKEN”

Libya’dan gelen çatışma haberleri için ise Bakan Akar, “Ateşkesin bittiğini söylemek için çok erken. Sahada bunun karşılığı yok” dedi.

Akar, Trablus kentinde kurulu Ulusal Mutabakat Hükumete (UMH) askeri destek vermek için görevlendirilecek birliğin isminin “Libya Eğitim İşbirliği Timi” olacağını da söyledi.

MERKEL’DEN LİBYA ZİRVESİNE DAVET

Bu arada Almanya Başbakanı Angela Merkel, 19 Ocak’ta Libya zirvesi için 12 ülkenin devlet ve hükumet başkanını Berlin’e davet etti.

Federal Hükumet’ten salı günü yapılan açıklamada zirvenin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in onayı ile devlet ve hükumet başkanları düzeyinde gerçekleşeceği kaydedildi.

Libya zirvesine ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Kongo Cumhuriyeti, İtalya, Mısır ve Cezayir ile Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Afrika Birliği ve Arap Birliği davet edildi.

Libya Ulusal Mutabakat Hükumeti lideri Fayiz es Serrac ile General Halife Hafter de Berlin’e davet edildi. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Rusya Devlet Başkanı Putin’in Berlin’deki zirveye katılmalarına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın gelip gelmeyeceği henüz kesinlik kazanmadı.

Rusya, Hafter’in ateşkes anlaşması için 2 gün süre istediğini açıkladı

Dünya

ABD’deki Halkbank davasında Başsavcı Berman’dan dikkat çeken talep!

New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, Halkbank’ın hakkında açılan davaya dahil olmadığı her bir gün için bir milyon dolar para cezasına çarptırılmasını, katılmama konusunda ısrarcı olması halinde para cezasının katlanarak arttırılmasını talep etti.

Türkiye’nin yakından takip ettiği fakat Halkbank’ın katılmadığı ‘Halkbank Davası’nda New York Güney Bölgesi Başsavcısı Geoffrey Berman’dan mahkemeye dikkat çeken bir talep geldi. Başsavcı Berman, Halkbank’ın davaya katılımı reddetmesi halinde önerilen bir milyon dolarlık cezanın her gün iki katına çıkartılarak katlamalı olarak uygulanmasını imzaladığı talep yazısıyla istedi.

VOA Türkçe’nin haberine göre, New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, mahkemeye bugün yaptığı ekleriyle birlikte yaklaşık 1100 sayfalık başvuruda, Halkbank’ın İran’a yönelik yaptırımların delinmesi konusunda şimdiye kadar sergilediği tutumla yaptırımların delinmesinde odak noktası haline geldiğini belirtti.

Savcılığın mahkemeye sunduğu başvuru dilekçesinde Halkbank’ın eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın suçlu bulunarak hüküm giydiği kaydedildi.

Halkbank’ın İran’a yönelik yaptırımların delinmesi konusunda öncü bir rol üstlendiğini kaydeden savcılık, bankanın Amerika Maliye Bakanlığı’na da yalan söylediği kaydedildi.

Savcılık, Halkbank’ın İran’ın ABD’nin ekonomik yaptırımlarından kurtulmasına yardımcı olduğunu kaydetti. Savcılık, bankanın yaptırımların uygulandığı bu ülkeye yaklaşık 20 milyar dolarlık bir girdinin sağlanmasına aracılık ettiğini belirtti. Halkbank’ın 15 Ekim tarihinde itibaren aleyhlerine açılan davayı kasten görmediği ve adaletten kaçtığı belirtilerek, Halkbank’ın hakkındaki davayı kabul etmeyip adaletten kaçtığı her gün için katlamalı olarak cezalandırılması gerektiğini kaydedildi.

Davutoğlu’nun kurucusu olduğu Bilim ve Sanat Vakfı’na kayyum atandı

Okumaya devam et

Dünya

İklim değişikliğini tetikleyen gaz seviyesinde ürküten yükseliş

Dünyanın ısısının yükselmesinde etkili sera gazlarından hidroflorokarbon seviyesi önlemlere rağmen rekor seviyede yükseldi. Hidroflorokarbonu en çok yayan ülkeler Çin ve Hindistan.

BOLD En tehlikeli sera gazlarından hidroflorokarbon (HFC-23) salımına sınırlamalar getirilmesine rağmen rekor seviyede yükseldi. Bilim insanları, bir ton hidroflorokarbon emisyonunun, 12 bin ton karbon salımına eşit olduğunu açıkladı.

ÇİN VE HİNDİSTAN TAMAMEN  DURDU DEMİŞTİ

Zehirli gazın önemli ölçüde kaynağı konumundaki Çin ve Hindistan 2017’de, naylon, havalandırma ve buzdolabı fabrikalarına takılan filtreler aracılığıyla salınımın tamamen durdurulduğunu açıklamıştı.

Bilim insanları geçen iki yıllık sürede, hidroflorokarbon miktarında yüzde 90 oranında bir düşüş bekliyordu.

Ancak yapılan son araştırma, seviyelerde düşüş yerine şoke edici miktarda bir yükseliş tespit etti.

AÇIKLANDIĞI KADAR TUTULMADIĞI KESİN

Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırmada bilim insanları, elde edilen sonuçların beklenenin tam aksi olduğunu, problemin bulmacaya dönüştüğünü belirtti.

Araştırmada yer alan Kieran Stanley, “Çin’in, HFC-23 gazının azaltılmasında, açıklandığı kadar başarılı olmadığı akla en yatkın çıkarım” değerlendirmesini yaptı.

Stanley, Hindistan’ın açıkladığı kesinti programını başarılı ile uygulayıp uygulamadığını anlamak için de hesaplamaların yapılması gerektiğini savundu.

FİLTRELEME BAŞARILI OLURSA RAHATLAMA OLACAK

Bilim insanları, hidroflorokarbon emisyonunda açıklandığı gibi bir filtreleme başarılmış olsa, 2015 – 2017 arasında İspanya büyüklüğünde bir ülkenin ürettiğine denk, karbon salımının engellenebileceğini hesaplıyor.

Hidroflorokarbonlar, dünyanın ısısının yükselmesinde etkili olan sera gazları arasında başlarda gösteriliyor.

Meksika’da son 20 yılın cinayet rekoru kırıldı: Bir yılda 35 bine yakın kişi öldürüldü

Okumaya devam et

Dünya

Meksika’da son 20 yılın cinayet rekoru kırıldı: Bir yılda 35 bine yakın kişi öldürüldü

Meksika’da işlenen cinayet sayısı 2019 yılında 34 bin 582’ye çıkarak yeni bir rekor kırdı.

BOLD – 2019’da Meksika’da işlenen cinayetlerin sayısı son 20 yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Resmi verilere göre, 130 milyon nüfuslu ülkede geçen yıl toplam 34 bin 582 kişi öldürüldü. 2018’de işlenen cinayet sayısı 33 bin 743 olmuştu.

Aslında Meksika’da cinayet sayısı son beş yıldır sürekli artış gösteriyor ve son yılların cinayet artış oranlarına bakıldığında 2019’da artış eğiliminde bir azalma dahi görülüyor. 2019’da cinayetlerin artış oranı yüzde 2,5 oldu. Bu oran, önceki yıllarda yüzde 17 ve 28 olmuştu.

Cinayetlerin büyük çoğunluğu uyuşturucu kartellerinin faaliyetleri ve aralarındaki mücadele ile bağlantılı.

CUMHURBAŞKANI BAŞARISIZLIĞINI KABUL ETTİ

Devlet başkanlığı görevinde bir yılını dolduran Andres Manuel Lopez Obrador’un seçim kampanyasındaki baş vaatlerinden biri, ülkedeki şiddet olaylarını azaltmaktı.

Obrador, yeni rakamları açıklarken hükumetinin şiddet olaylarını azaltmada başarılı olamadığını kabul etti.

ŞİDDETLE MÜCADELE

Meksika 2006 yılından beri uyuşturucu çeteleri ile mücadeleyi polis yerine askeri güçlerle yürütüyor. Fakat o tarihten beri yakalanan ya da öldürülen üst düzey çete liderlerine rağmen uyuşturucu ticaretini ya da çetelerin birbirleri arasındaki çatışmaları azaltmakta başarılı olamadı.

Obrador, ülkedeki şiddet olaylarını azaltmak üzere, uyuşturucu kartelleriyle askeri yöntemlerle mücadele etmeye öncelik veren eski hükumetlerden farklı bir strateji izleyeceğini açıklamış, ordu, donanma ve polis memurlarından oluşan bir Ulusal Muhafız Birliği kurmuştu.

Buna ek olarak gençlere yönelik eğitim ve istihdam programları, uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele stratejileri oluşturuldu.

ABD’ye gitmek isteyen 3 bin Orta Amerikalı Meksika’ya girmeye çalıştı

Okumaya devam et

Popular