Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Emekli Büyükelçi Loğoğlu’ndan Lozan hatırlatması

Kanal İstanbul’un yapılması halinde Türkiye’nin zarar göreceğini belirten Emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu, Kanal İstanbul projesi nedeniyle tartışmaya açılan Montrö Sözleşmesi’nin beraberinde Lozan Barış Anlaşması’nı da tartışmaya açabileceğini savundu.

BOLD – Emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu, Kanal İstanbul konusunda Türkiye’nin zarar görebileceğini söyledi. Kanal İstanbul projesi nedeniyle Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açıldığını aktaran Loğoğlu, Lozan Barış Anlaşması’nı da tartışmaya açabileceğini ifade etti.

TÜRKİYE BEKA SORUNU İLE KARŞI KARŞIYA KALACAK

İyi Parti tarafından Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Kanal İstanbul Projesi ve Ardındaki Gerçekler” konulu panelde konuşan emekli büyükelçi Faruk Loğoğlu çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kanal İstanbul projesi ile Türkiye’nin gerçekten bir beka sorunu ile karşı karşıya olduğunu vurgulayarak “Neden? Çünkü Montrö, Kanal İstanbul nedeniyle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Montrö, Lozan Antlaşması ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin iki sütunudur. Bu sütunlarla, bu kolonlarla oynadığınız takdirde cumhuriyetin temelleri ile oynamış olursunuz” dedi.

KALBİNE KURŞUN SIKMAKLA EŞ DEĞER

ABD’nin Karadeniz’e erişim sağlama isteğine ve sıcak sulara inmek isteyen Rusya’ya dikkat çeken Loğoğlu, “Yani iki türlü baskı var. Bu hala değişmiş değil. Montrö bunu frenleme açısından da önemli” dedi. Kanalın Montrö’nün sorgulanmasına yol açacağını belirten Loğoğlu, Kendi elleriyle gündeme getirmesi kendi ayağına kurşun sıkması demek. Hatta daha da kötü doğrudan kalbine kurşun sıkması ile eş değer” dedi.

MONTRÖ TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİNİN SİGORTASI

Montrö’nün Türkiye’nin güvenliği açısından sigorta olduğunu belirten Loğoğlu, “Montrö, ticari ve savaş gemilerine getirdiği geçiş düzenlemeleri ile boğazlar ve Marmara Denizi üzerinde Türkiye’nin tam egemenliğini sağladı. Dolaylı olarak da Türkiye’nin Karadeniz ve Ege’de de kısmi egemenliğini sağlar. 1936 yılından beri değişen uluslararası koşullara rağmen Montrö Sözleşmesi varlığını sürdürmüş ve Karadeniz’i barış ve istikrarı koruyarak ulusal güvenliğimize hizmet etmiş ve etmeye devam etmektedir” dedi.

Kanal İstanbul tartışması büyüyor: Tayyip Erdoğan ‘bırakmıyor’ İmamoğlu ‘yaptırmıyor’

Gündem

Yarbay ile polis ağız dalaşına girdi: Sen kimsin lan, aramızda kaç gömlek var…

Konya’da polislerinin yaptığı yol kontrolüne takılan bir yarbay, kendisini durduran polisle ağız dalaşına girdi. Diğer polislerin kaydettiği görüntüler sosyal medyada gündem oldu.

BOLD – Konya ilinde 31 Martta çekilen görüntülerde yol kontrolü yapan polisler asker olduğunu iddia eden bir kişinin de içerisinde bulunduğu otomobili durdurdu. Polisin ‘Nereden geliyorsunuz’ sorusu sonrası sinirlenen asker “Ben yarbayım benle konuşurken dikkatli olacaksın” diye çıkıştı.

Polisin cevap vermesi üzerine tartışma tarafların hakarete varan ağız dalaşına döndü. Tartıştığı polise ‘lan’ diye hitap eden yarbay “Ben de askerlik yaptım, hem de şerefli bir şekilde” diye karşılık veren memura “Maaşın kaç para, ederin kaç para” diyerek hakaret etti.

Yarbay otomobildeki eşinin ısrarları sonrası araca binerek yoluna devam etti. Diğer polislerin kaydederek paylaştığı görüntüler sosyal medyada gündem oldu.

“Düşünceyi terör kapsamında gören paket ağır bir insan hakkı ihlalidir”

Okumaya devam et

Gündem

Tabipler Birliği: “Hayatın normale dönmesi 9-11 haftayı bulur”

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, hayatın 9-11 haftaya kadar normale döneceğini ifade etti.

BOLD – Prof. Dr. Sinan Adıyaman, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Tarafsız Haber Ajansı’ndan Mehtap Gökdemir’in haberine göre Adıyaman, başta üç büyük şehir olmak üzere Türkiye’nin dört bir tarafından kendilerine bilgiler geldiğini vurguladı.

Baskılama yöntemi olması gerektiğini ifade eden Adıyaman, şunları aktardı: “Bir yandan siz 65 yaş üstünü ve 20 yaş altını sokağa çıkma yasağı veriyorsunuz, sonra bir gün bir genelgeyle 18-20 yaş arası çalışanları tekstil ve tarımda çalışan, inşaatta çalışanları çıkabilir diyorsunuz. Baskılama yöntemi yapılması lazım artık. Bir strateji olarak bunun uygulanması lazım. Onun için de hayatı birazcık yavaşlatmak gerekiyor. Siz hem insanlara dışarı çıkmayın derseniz hem de milyonlarca İstanbullu ya da Türkiye’nin dört bir yanından milyonlarca insan, 18-20 yaş arası genç ya da 20-65 yaş arası olan orta yaşlı insanlar dışarı çıkıp çalışırlarsa bu salgını önlemeniz mümkün değil.”

Toplumsal hareketliliğin ciddi ölçüde yavaşlatılması gerektiğini vurgulayan Prof. Adıyaman, “Katı bir izolasyonun uygulanması gerekiyor” dedi.

YAZ ETKİSİ

Adıyaman, “Bizim danışmanlarımız var, uzmanlık derneklerinden, ekiplerimiz var; onların söylediğine göre hayatın normale dönmesi 9 haftayı bulur” diye konuştu.

Adıyaman şöyle devam etti:

“İlk defa bir koronavirüs pandemisiyle karşılaşıyor insanlık. Dolayısıyla virüsün nasıl bir yol izleyeceğini tam bilinmiyor. Burada bilgi eksikliği var. Onun için diğerlerinden farklı olabilir. Normal şartlar altında yaz ayına gelirken sönümlenirdi, ufak tefek şeyler kalırdı ama bunu bilemiyorlar onun için de bizim arkadaşlarımız bunun 9 haftaya hatta 11 haftaya kadar uzayabileceğini söylüyorlar. Bunu zaman gösterecek.”

Okumaya devam et

Gündem

Şakran Cezaevinde bir doktor daha pozitif çıktı

İHD ve TİHV, Şakran Cezaevi’nde bir doktorun daha koronavirüs testinin pozitif çıktığını açıkladı. Doktorun hafta önce koğuşlarda temasta bulunduğu tutuklulara test yapılmıyor.

BOLD – İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İzmir şubeleri, yaptığı ortak yazılı açıklamayla Şakran Cezaevi’nde bir hekimin daha koronavirüs testinin pozitif çıktığını duyurdu.

Salgına karşı riskli grupların göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilen açıklamada, “Cezaevleri kişisel alan ve hijyenin en sınırlı olduğu kapalı kurumlardır. Bu tür salgınların yayılması için oldukça elverişli ortamlardır” denildi.

Şakran Cezaevi’nde ikinci bir hekimin de koronavirüs bulgusu ön tanısıyla hastanede tedavi altına alındığı bilgisi verilen açıklamada, “Özel olarak Şakran Cezaevi, genel olarak da tüm cezaevlerine yönelik her düzeydeki önlemlerin hızla alınması gereğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu önlemlerin başında, hekimlerin temas ettiği tüm tutukluların ve personelin en uygun koşullarda karantinaya alınması, testlerinin derhal yapılması ve Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT), 20 Mart 2020 tarihli koronavirüs pandemisi bağlamında özgürlüklerinden yoksun bırakılan kişilere yönelik muameleye ilişkin ilkeler bildirisinde yer alan önlemlerin en uygun şekilde sağlanması gelmektedir” ifadelerine yer verildi.

BM AÇIKLAMASI HATIRLATILDI

Türkiye’deki cezaevlerindeki başta ağır hastalar, çocuk ve kadınlar olmak üzere nüfusun hızla azaltılması talep edilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet‘in, 25 Mart 2020 tarihli açıklamasında yer verdiği, ‘Hükümetler şimdi siyasi mahpuslar ve sadece eleştirel veya muhalif görüşlerini ifade ettiği için alıkonulanlar da dahil olmak üzere yeterli yasal dayanak olmadan alıkonulan herkesi serbest bırakmalı’ şeklindeki önerisinin de gereğinin yapılması her geçen gün daha da önem arz etmektedir.”

ERTAŞ: DOKTOR TUTUKLULARLA TEMASTA BULUNDU

Ege Tutuklu ve Hükümlü Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (Ege TUHAY-DER) Eşbaşkanı Ahmet Ertaş da, ailelerin kendilerine yaptığı başvurular kapsamında Şakran 1 No’lu ve 3 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi doktorlarının koronavirüsüne yakalandığına dair bilgisinin kendilerine ulaştığını söyledi. Ertaş, ailelerin bilgileri doğrultusunda yaptıkları çalışmalar kapsamında cezaevi doktorunun koronavirüs testinin pozitif çıktığının net bilgisine ulaştıklarını aktardı.

TEMASTA BULUNDUĞU TUTUKLULARA TEST YAPILMIYOR

Ertaş, “Aileler tutuklularla yaptığı telefon görüşmesinde, tutukluların bu durumdan haberleri yoktu. Tutuklular cezaevi gardiyanlarına doktorun nerede olduğunu sorduklarında ise başka yere sevkinin çıktığı bilgisini vermişler. Oysa cezaevi doktoru yaklaşık 1 hafta önce cezaevinde bulunan hasta tutukluların koğuşlarına giderek temasta bulunmuştu. Buna rağmen cezaevi yetkilileri tutuklulara koronavirüs testi yapmadı. Bu da bizde kuşku ve korkuyu büyütüyor. Kabul edeceğimiz bir durum değil. Hükümetin, bir an önce bu düşmanca olan hukuk politikasından vazgeçmesini ve bütün siyasi tutukluları serbest bırakmasını talep ediyoruz” çağrısı yaptı.

Batman Cezaevindeki isyanın raporu: Darp ve hakaret

Okumaya devam et

Popular