Bizimle iletişime geçiniz

Politika

AKP’de ‘fitneci’ kavgası; Metiner ile Elitaş bir birine girdi!

AKP’li Mustafa Elitaş ile Mehmet Metiner arasında ‘fitneci’ kavgası alevlendi. Elitaş, katıldığı canlı yayında Metiner’i bombaladı. Metiner’de sosyal medya hesabından Elitaş’a yüklendi.

BOLD-AKP’de 26. Dönem Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ile AKP eski Milletvekili Mehmet Metiner birbirine girdi. TV Kayseri’de dün bir programa katılan Mustafa Elitaş, programda Mehmet Metiner’i hedef alarak, “Kayseri’yi Pensilvanya gibi gösteren Mehmet Metiner haddini aşmıştır. İki tane bozuntu adam var onlardan bilgi alıyor. Her devirde fitne sokmaya çalışan iftira eden adamlarla sen düşüp kalkamazsın. Kayseri’ye çamur atmak senin haddine değil” ifadelerini kullandı.

“200 FABRİKANIN HESAPLARI DONDURULDU”

Kayseri’de bir şebekenin bazı iş adamlarını cemaate yakın olmakla itham ederek korkuttuğunu ifade eden AKP’li Elitaş, “Buradan suç duyurusunda bulunuyorum. Bu tehditleri yapanlar takibe alınsın” dedi. 15 Temmuz’dan sonra şebekenin iftirası üzerine Organize Sanayii Bölgesi’ndeki 200 fabrikanın hesaplarının dondurulduğunu belirten Elitaş, AKP’li Mehmet Metiner’i bu şebekenin iftiralarıyla hareket etmekle suçladı.

METİNER’DEN “FİTNE FÜCUR” CEVABI

AKP’li Elitaş’ın sözlerine sosyal medya hesabından tepki gösteren AKP’li Mehmet Metiner ise, “Asıl sen haddini aşıyorsun Elitaş efendi! Sen Pensilvanya metaforu üzerinden yaptığım analizi ya anlayacak kapasitede değilsin ya da başka kuyruk acın var senin! Kiminle düşüp kalktığına asıl sen dikkat et! Halktaki karşılığın belli! Her tarafından fitne fücur akıyor!” diyerek cevap verdi.

Politika

DEVA Partisi, Dünya Hukuk Gününde uyardı: ‘Siyah Transporter’la insan kaçırma utanç verici!

DEVA Partisi Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Dünya Hukuk Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada işkence ve insan kaçırmalara tepki gösterdi. “Siyas transporter araçlarla kaçırılan insanlar 21. yüzyılın Türkiye’sinde hukuk adına utanç vericidir” dedi.

BOLD –  KHK’lar ile oluşturulan mağduriyetlere son verilmesi gerektiğini belirten Yeneroğlu,  “Yargı kararlarıyla suçsuz bulunmuş yahut haklarında idari ve adli bir soruşturma bulunmayan KHK’lıların hak ve itibarlarının iadesi sağlanmalıdır” ifadesini kullandı.

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, Dünya Hukuk Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı uyarısı yaptı. Yeneroğlu, “Türkiye, TBMM’nin torba kanunlarla ve Cumhurbaşkanı Kararlarıyla etkisizleştirildiği, yasamanın ve yargının etki altına alındığı kuvvetlerin bir kişide toplandığı bir yönetim anlayışıyla yönetilmektedir” dedi.

15 Temmuz’un ardından artan işkence ve insan kaçırma iddialarının 90’lı yılların “Beyaz Toroslar”ını hatırlattığına dikkat çeken Yeneroğlu, “Onlarca kişinin gözü önünde siyah transporter araçlara bindirilerek kaçırılan ve kendisinden haber alınamayan insanlar 21. yüzyılın Türkiye’sinde hukuk adına utanç vericidir” dedi.

DEVA Partisi olarak kuvvetler ayrılığının ve hukukun üstünlüğünün esas alındığı, demokrasinin güçlendiği ve evrensel standartlarda bir özgürlük anlayışının hakim olduğu bir Türkiye ideali için mücadele etmeye devam edeceklerini kaydeden Yeneroğlu, şunları belirtti:

“Bugün, Cenevre Hukuk Yoluyla Dünya Barışı Konferansı’nın yıl dönümü olması nedeniyle sadece ülkemizde kutlanan Dünya Hukuk Günü’dür. Böyle bir tarihi kutlayan tek ülke olan ülkemizin, ne yazık ki en büyük sorununun hukuksuzluk olması çok üzücüdür. Ülkemiz, gelinen noktada ulusal ve uluslararası normların demokratik hukuk devletine yüklediği yükümlülüklere uymak ve bir hukuk devleti olmak yerine, adeta hukuku ezmekle övünen otoriter bir anlayışla yönetilmektedir.

Freedom House’un hazırladığı “Dünyada Özgürlükler 2020” raporuna göre özgür olmayan ülke kategorisinde yer alan ülkemiz, son 10 yılda dünya genelinde özgürlüklerin en çok gerilediği ikinci ülkedir. Türkiye, World Justice Project’in 2020 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 128 ülke içinde 107., “hükümet yetkilerinin kısıtlanması” alanında 124. ve “temel haklar” alanında 123. sıradadır. Sosyal Demokrasi Vakfı’nın 2019 yılındaki “Yargı Bağımsızlığı ve Yargıya Güven” anketine göre ülkemizde yargıya güvenenlerin oranı sadece yüzde 38’dir. ORC’nin yapmış olduğu ankette ise yargıya güvenmeyenlerin oranı yüzde 68’dir. Ankete katılanların sadece yüzde 11,7’si yargıya güvendiğini söylerken, yüzde 20,3’ü ise “kısmen” cevabını vermektedir.

ÖZGÜR BASIN CEZALARLA ENGELLENİYOR

Türkiye AİHM’in 2019 yılında vermiş olduğu kararlarda tüm ülkeler arasında ifade özgürlüğünü en çok ihlal eden ülke konumundadır. Oysa ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun asli unsurudur. Demokratik bir toplumda, yeni ve farklı düşüncelerin dile getirilmesinin, düşüncelerin özgürce yayılmasının ve hakikatin ortaya çıkmasının en etkili aracı ifade özgürlüğüdür. Öte yandan siyaset alanını sorgulayacak, halkı bilgilendirecek ve bu yolla ülkeyi yönetenleri gözetim ve dengede tutacak olan özgür basın, ne yazık ki keyfi cezalar ile engellenmek istenmektedir. Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2019 Raporuna göre basın özgürlüğü konusunda 180 ülke arasında 154. sırada olup; en çok tutuklu gazetecinin bulunduğu ülkelerden biridir. Medya organlarını kontrol etme ve baskı altında tutma çabalarının yanı sıra sosyal medyanın sınırlandırılmasına ve yasaklanmasına imkan verecek düzenlemelerin tartışılması tabloyu daha da endişe verici hale getirmektedir.

ÇOKLU BARO HUKUKA CİDDİ ZARAR VERECEK

Diğer taraftan, toplumun ihtiyacı olan adaleti tesis etmek ve demokrasiyi güçlendirmek yerine yargı bağımsızlığı, adil yargılanma hakkı ve savunma hakkına ciddi zararlar verecek olan çoklu baro sistemiyle halihazırda toplumda var olan güvensizliği ve kutuplaşmayı derinleştirecek adımlar atılmaktadır. Hükûmetin, paydaşların hiçbir itirazını dinlemeden hızlı bir şekilde meclis gündemine getirdiği bu konuda izlediği yöntem dahi uzlaşmadan, çoğulculuktan ve katılımcılıktan ne kadar uzaklaşıldığının açık bir kanıtıdır.

KHK’LILARIN İTİBARI İADE EDİLMELİ

Son dönemde sıklıkla gündeme gelen işkence ve insan kaçırma iddiaları 90’lı yılların “Beyaz Toroslar”ını hatırlatmaktadır. Onlarca kişinin gözü önünde siyah transporter araçlara bindirilerek kaçırılan ve kendisinden haber alınamayan insanlar 21. yüzyılın Türkiye’sinde hukuk adına utanç vericidir. Hiç şüphesiz ki devlet terörle etkin bir şekilde mücadele etmelidir; fakat terörle mücadele hukuk içinde ve hukukun üstünlüğü ilkesi gözetilerek yürütülmelidir. Aksi takdirde toplumun hukuka olan inancı tamamen yok olur ve bu durum en çok terör örgütlerinin işine yarar. Bu minvalde, KHK’lar ile oluşturulan mağduriyetlere son verilmeli ve yargı kararlarıyla suçsuz bulunmuş yahut haklarında idari ve adli bir soruşturma bulunmayan KHK’lıların hak ve itibarlarının iadesi sağlanmalıdır.

KUVVETLERİN BİR KİŞİDE TOPLANDIĞI BİR YÖNETİM…

Demokratik hukuk devletinin var olabilmesi, halk iradesinin tam olarak yansıdığı bir meclis ve bu meclisteki demokratik süreçlerin ardından vücut bulan yasaların; adil, şeffaf ve evrensel standartlarda bir demokrasi ve hukuk anlayışıyla uygulanmasıyla mümkündür. Ancak Türkiye, TBMM’nin torba kanunlarla ve Cumhurbaşkanı Kararlarıyla etkisizleştirildiği, yasamanın ve yargının etki altına alındığı kuvvetlerin bir kişide toplandığı bir yönetim anlayışıyla yönetilmektedir. Öte yandan, kanunlarda adrese teslim olarak nitelendirilebilecek değişiklikler yapılarak vakıf üniversiteleri ile kurucu vakıf arasındaki ilişki zayıflatılmakta ve sadece bir Cumhurbaşkanı Kararı ile üniversite kapatılmaktadır.”

Hizmet Hareketine ait yurt binasına Saray el koydu

Okumaya devam et

Politika

İyi Partili Özeren, 5 yıl önceki twitinden dolayı gözaltına alındı

levent özeren iyi parti

İyi Partili Levent Özeren, Eski Başbakan Binali Yıldırım’ın eşi Semiha Yıldırım hakkında 2015 yılında sosyal medyadan yaptığı bir paylaşım nedeniyle Bursa’da gözaltına alındı.

BOLD – İyi Partili Levent Özeren, sosyal medya hesabından açıklama yaparak, “Başta Binali Bey ve değerli eşi olmak üzere, incinen herkesten, annelerden, kadınlardan özür dilerim” dedi.

Özeren’in 2015 yılında sosyal medya hesabında Binali Yıldırım’ın eşi Semiha Yıldırım için yaptığı paylaşım yeniden gündeme getirilmişti. Özeren bu paylaşımı nedeniyle Bursa’da gözaltına alındı.

DHA’nın haberine göre; Özeren 5 yıl önceki paylaşımı nedeniyle Bursa Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince  ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme’ suçlamasıyla saat 22.30 sıralarında evinde gözaltına alındı.

SEMİHA YILDIRIMDAN ÖZÜR DİLEDİ

Özeren, Twitter hesabından bir açıklama yaparak, “2015 yılına ait tweeti ‘tüm samimiyetimle söylüyorum’ attığımı hatırlamıyorum. O tarihlerde birkaç kez hesabım çalınmıştı. Her şartta böyle bir duruma sebep olmak beni çok üzdü. Başta Binali Bey ve değerli eşi olmak üzere, incinen herkesten, annelerden, kadınlardan özür dilerim” ifadesini kullandı.

Özeren’in Bursa Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.

 

Okumaya devam et

Politika

Başkanlık sistemi geldikten sonra ne oldu raporu: Dip yaptık

Başkanlık Sistemi geldikten sonra ülkenin, ekonomi, eğitim, özgürlükler, yargı, dijitalleşme gibi konulardaki değişimi raporlaştırıldı. Hemen her alanda dip var.

BOLD – CHP, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 10 Temmuz 2018’de yemin ederek kabinesini açıkladığı başkanlık sisteminde geçen 2 yılda Türkiye’de yaşananları ortaya koydu. Rapora göre, Türkiye ekonomi, yargı ve özgürlüklerde rekor seviyede geriledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel’in hazırladığı raporda, başkanlık sistemiyle yönetilen Türkiye’nin özgür olmayan ülkeler statüsüne girdiği belirtildi. Türkiye, hukukun üstünlüğü sıralamasında 50 sıra birden gerileyerek, 126 ülke arasında 109’ncu oldu.

Bu sürede ekonomi geriye giderken, Türk Lirası 4 kat değer kaybetti. Gıda ve enerji fiyatları artarken, basın özgürlüğü sıralamasında 154’ncü sıraya geriledi.

CHP’li Açıkel, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde geçen başkanlık sisteminin 2 yıllık bilançosunu çıkardı. Cumhuriyet’in haberine göre Açıkel, yeni sistemin esasen bir hükümet sistemi olmaktan çok, kişiselleşmiş bir siyasetle şekillenen dar bir aile, ahbap ve zümre kabinesi olduğuna; kendi içinde dahi yeterince tartışılmadan kararlar alındığı için kararların millete ve gelecek kuşaklara maliyetinin gün geçtikçe arttığına dikkat çekti.

Türkiye’nin ekonomi, özgürlükler ve yargı alanında gerilemeye dikkat çeken CHP’li Açıkel’in raporunda şunlar kaydedildi:

TÜRKİYE ÖZGÜR OLMAYAN ÜLKELER ARASINA GİRDİ

Freedom House’un 2019 yılı raporunda Türkiye, 100 üzerinden 31 puan alarak özgür olmayan ülkeler statüsünde değerlendirilmiş ve temel özgürlükler bakımından, Pakistan, Irak gibi ülkelerden daha az özgür olarak nitelendirilmiştir.

SİYASAL HAKLAR SIRALAMASINDA OECD’DE SONUNCU

Türkiye, siyasal hak ve özgürlükler bakımından 41 OECD ülkesi arasında son sırada yer almaktadır. İfade özgürlüğü konusunda ise 149 ülke arasında 129. sırada bulunmaktadır.

YARGI BAĞIMSIZLIĞINDA 50 SIRA BİRDEN GERİLEDİ

Türkiye, hukukun üstünlüğü sıralamasında 126 ülke arasında 109. sıradadır. Yargı bağımsızlığı sıralamasında 2007’de 50. sıradayken 2019’da 104. sıraya gerilemiştir. Basın özgürlüğü konusunda Türkiye 2002’de 100. sıradayken, 2020’de 154. sıraya gerilemiştir.

EKONOMİ TEPETAKLAK

Türk lirası, son 13 yılda 124 ülkenin para birimine karşı değer kaybetmiştir. AKP döneminde Türk Lirası, Avro ve dolar karşısında yaklaşık 4 kattan fazla değer yitirmiştir. Makroekonomik göstergelerin istikrarına dair yapılan sıralamada Türkiye, son dokuz yılda 64. sıradan 129. sıraya gerilerken, enflasyon endekslerinde 141 ülke içerisinde 131. ülke konumuna kadar düşmüştür.

GIDA ENFLASYONU EN YÜKSEK ÜLKE

Ekonominin kötü yönetimi, gıda ve enerji fiyatlarında büyük artışlara neden olmuştur. Türkiye, 35 OECD ülkesi içerisinde 2018’de gıda enflasyonu en yüksek ülke oldu. AKP’nin belirlediği asgari ücret, açlık sınırı seviyesindedir. Türkiye’deki asgari ücret, Avrupa’daki 30 ülke arasında en düşük 4. asgari ücrettir.

GELİR ADALETSİZLİĞİ ARTTI

Türkiye, Dünya Bankası’nın yaptığı beşli sınıflamaya göre, gelir dağılımında en kötü dördüncü grupta, 38 OECD ülkesi arasında ise 34. sırada yer almaktadır. AKP, sosyal devlet anlayışından uzaklaşmakta, yoksullaşan halk kesimlerinin toplumdan kopuşunu önlemek için bir politika geliştirmemektedir. Türkiye, sosyal adalet bakımından 41 OECD ülkesi arasında 40. sıradadır.

ÜNİVERSİTELİ İŞSİZ REKORU

Üniversite mezunu işsizlerin sayısı 2020 yılı itibarıyla 1,5 milyona yaklaşmış ve artmaya devam etmektedir. Çalışan her 3 üniversite mezunundan 1’i ise eğitimini aldığı alanda iş bulamamaktadır.

DİJİTAL REKABETTE ÜRDÜN’ÜN GERİSİNDE

Türkiye, dijital rekabet gücü sıralamasında 63 ülke arasında Meksika ve Ürdün’den sonra 52. sırada yer almaktadır. OECD ülkeleri arasında yüksek teknoloji ihracatı en düşük olan ülke Türkiye’dir.

BARIŞÇIL ÜLKE DEĞİL

AKP Türkiyesi artık barışçıl bir ülke olmaktan uzaklaşmıştır. Türkiye, Küresel Barış Endeksi’nde 163 ülke arasında 152. sırada yer almıştır.

BAŞKANLIK SİSTEMİ DÖVİZE YARADI

Çalışmada rakamlarla ekonomide yaşanan gerilemeye de yer verildi. Buna göre 9 Temmuz 2018’de 4,53 TL olan dolar kurunun 9 Temmuz 2020’de 6,86 TL olduğu; 2 yıl önce 183 TL olan gram altının bugün 400 TL olduğu; dört kişilik bir ailenin açlık sınırının bin 783 TL’den bugün 2 bin 431 TL’ye çıktığı ifade edildi. Çalışmada, genç işsizlik oranının yüzde 17,7’den yüzde 24,6’ya çıktığı da belirtildi.

İktidar yanlısı yazar Basri Yalçın, ısrara dayanamadı Erdoğan’ın yerine geçecek iki ismi açıkladı

Okumaya devam et

Popular