Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Alman siyasilerden Merkel’e Türkiye ziyaretinde ‘insan hakları’ çağrısı

Alman siyasetçiler, Merkel’in ziyaretinde Türkiye’deki insan hakları ihlallerini gündeme getirmesini ve Erdoğan’ı uyarmasını talep etti. Bu arada Güney Kıbrıs Rum Kesimi de Merkel’den Lefkoşa ve Ankara arasında arabuluculuk yapmasını istedi.

BOLD – Almanya Başbakanı Angela Merkel’in bugün gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti için Alman siyasetçilerden Merkel’e “insan hakları” çağrısı geldi.

Muhalefetteki Hür Demokrat Parti’nin (FDP) dış politika uzmanı Alexander Graf Lambsdorff, Merkel’in AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la açık bir şekilde konuşması gerektiğini belirterek “Cumhurbaşkanı Erdoğan, iç siyasette insan haklarını ayaklar altına alıyor. Parlamentonun da gücü elinden alındı, yargı hükumetin kontrolü altında, medya da susturulmuş durumda” şeklinde konuştu.

CEM ÖZDEMİR: TÜRKİYE’YE GİDEMİYORUM

Muhalefetteki Yeşiller Partisi’nden Cem Özdemir, Merkel’in Türkiye ziyaretinde kendisini yanına almamasını eleştirdi.

Özdemir, Alman Federal Meclisinde 2016 yılında kabul edilen Ermeni soykırımı kararında belirleyici rol oynayan bir milletvekili olduğunu ve o tarihten bu yana da Türkiye’ye gidemediğini dile getirdi.

MERKEL’İN VERECEĞİ MESAJLAR

Merkel’in, ziyaret sırasında hukuk devleti ve insan hakları konularında mesaj vermesi bekleniyor.

Merkel’in, Erdoğan’a, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi yönünde somut adımların atılması beklentisini bir kez daha iletmesi bekleniyor.

Türkiye’de tutuklu Alman vatandaşları ve Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği’ne hukuki danışmanlık hizmeti veren avukat Yılmaz S’nin geçen yılın Eylül ayından bu yanan “casusluk” suçlamasıyla cezaevinde bulunması, gerilime yol açan konu başlıkları arasında yer alıyor.

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili Andreas Nick, “Alman vatandaşları ve Almanya’yı temsil edenlerin durumu, Merkel’ın Türkiye ziyaretinin gündeminde yer alacaktır” dedi.

Merkel’in, demokrasi karnesi zayıf, hak ihlallerine ilişkin dosyaları kabarık olan Türkiye’de ayrıca Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri ve hukukçularla da bir araya gelmesi bekleniyor.

MERKEL’İN İSTANBUL PROGRAMI

Merkel, bugün İstanbul’da AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilecek.

Merkel ve Erdoğan’ın gündemindeki konular arasında Libya, Suriye ve Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilim olması bekleniyor.

Erdoğan ile birlikte Türk-Alman Üniversitesi’nin (TAU) yeni kampüsünün açılışına katılacak olan Merkel’in iş insanlarının yanı sıra sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle de görüşmesi bekleniyor.

STEINMEIER, AÇILIŞA GELMEYİ REDDETTİ

İki ülke arasında imzalanan anlaşmayla 2011 yılında kurulan, 2013-2014 eğitim yılında hizmet vermeye başlayan TAU, Türk yükseköğretim mevzuatına tabi bir devlet üniversitesi.

Kampüs açılış töreninin, Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier tarafından yapılması gündemdeydi. Ancak Steinmeier, yargı bağımsızlığı, insan hakları ve basın özgürlüğü konularında devam eden sorunlar nedeniyle yakın gelecekte bir Türkiye ziyaretine yeşil ışık yakmadı.

RUMLAR, ALMANYA’DAN ARABULUCULUK İSTEDİ

Bu arada Güney Kıbrıs Rum Kesimi lideri Nikos Anastasiadis Türkiye’yi ziyaret eden Merkel’den Lefkoşa ve Ankara arasında arabuluculuk yapmasını istedi.

Anastasiadis, ziyaret öncesi Angela Merkel’le bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Anastasiadis, görüşmede Merkel’den Erdoğan’a Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz arama faaliyetlerini durdurması mesajını iletmesini de istedi. Anastasiadis, Avrupa Birliği’nin de (AB) bu talebi desteklediğini belirtti.

Uluslararası Af Örgütü’nden Türkiye’yi ziyaret edecek Merkel’e Osman Kavala çağrısı

Dünya

Trump Dünya Sağlık Örgütü ile ilişkileri bitirdi

Donald Trump, Dünya Sağlık Örgütünü (DSÖ) suçladı. Örgütün, ABD’nin “esaslı reform” taleplerini yerine getirmediğini savundu. “Bugün Dünya Sağlık Örgütü ile ilişkimizi sonlandırıyoruz” dedi.

BOLD – ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Sağlık Örgütü ile ilişkilerini sonlandırma kararı aldıklarını açıkladı. Trump, Çin yönetimine yönelik atılacak yeni adımları duyurmak için Beyaz Saray’da bir basın toplantısı düzenledi. Çin’in uzun yıllardan beri ABD’den yararlandığını ve bunun da bir önceki Başkan Barack Obama döneminde arttığını belirtti. Çin’in Dünya Ticaret Örgütünde gelişmekte olan ülke konumunda bulunmasının da bu ülkeye birçok avantaj sağladığını söyledi.

Trump, Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki tutumuna ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Çin’in Pasifik Okyanusu’nda hukuksuz yollarla hak iddia ettiği topraklar, seyrüsefer serbestisini ve uluslararası ticareti tehdit ediyor. Ayrıca Çin, Hong Kong’un otonomluğunun korunmasına ilişkin dünyaya verdiği sözü de tutmadı.”

ABD’nin, Çin ile “açık ve yapıcı” bir ilişki istediğini ancak bunu yaparken de ulusal çıkarları koruması gerektiğini belirten Trump, “Çin hükumeti sürekli olarak bize ve birçok başka ülkeye verdiği sözü tutmadı. Bu aşikar gerçekler görmezden gelinemez ya da bir kenara itilemez” görüşünü paylaştı.

Trump ayrıca, ABD’nin “fikri mülkiyetini” de korumak istediklerini vurgulayarak, “Ülkemizin önemli üniversite araştırmalarını daha iyi korumak için, potansiyel güvenlik tehdidi olarak gördüğümüz Çin’den gelen bazı yabancı vatandaşların da ülkeye girişini askıya alıyoruz” bilgisini verdi.

Trump, koronavirüs salgınından dolayı da Çin’i sorumlu tuttu. “Çinli yetkililer, DSÖ’ye karşı bildirim yapma sorumluluklarını yerine getirmedi ve dünyayı yanlış yönlendirmesi için DSÖ’ye baskı uyguladı” dedi. Salgının başlarında DSÖ’yü dinlemeyerek Çin’e seyahat yasağı uyguladığını anımsatan Trump, şöyle konuştu: “Çin’in DSÖ üzerinde mutlak bir hakimiyeti var. ABD, DSÖ’ye yılda neredeyse 450 milyon dolar fon sağlarken, Çin sadece 40 milyon dolar ödedi. DSÖ’den esaslı reformlar yapmasını istedik ancak onlar harekete geçmeyi reddetti. DSÖ, oldukça ihtiyaç duyulan reformları yapmadığı için biz de bugün DSÖ ile ilişkimizi sonlandırıyoruz. Bu örgüte sağlanan fonları, hak eden acil küresel sağlık durumlarına aktaracağız.”

Okumaya devam et

Dünya

Siyahi George Floyd’u boğarak öldüren polis tutuklandı

ABD’de siyahi George Floyd’un boynuna dizini basarak ölümüne sebep olan polis Derek Chauvin tutuklandı.

BOLD – Minnesota Halk Güvenliği Departmanı Müdürü John Harrington, polis memuru Derek Chauvin’in Floyd’un ölümüyle bağlantılı olarak tutuklandığını açıkladı.

Dolandırıcılıkla ilgili bir şikayet üzerine pazartesi günü George Floyd’u gözaltına alırken dizini ensesine basarak nefessiz kalmasına ve ölümüne sebep olan Chauvin ve beraberindeki 3 polisin işine son verilmişti. Yoldan geçen vatandaşlar tarafından videoya alınan gözaltı sırasındaki polis şiddeti ülke genelinde büyük tepkilere neden olmuştu. Olaya karışan polislerin tutuklanıp yargı önüne çıkarılması için başta Minnesota olmak üzere ABD’nin değişik yerlerinde protesto gösterileri sürüyor.

Polis şiddeti sonucu ölen George Floyd

Okumaya devam et

Dünya

AİHM’in yeni Başkanı Spano’dan 15 Temmuz davalarına ilişkin Anayasa Mahkemesi açıklaması

AİHM’in yeni Başkanı Robert Spano, Türkiye’deki Anayasa Mahkemesini ‘etkili bir hukuki çözüm yolu’ olarak gördüklerini açıkladı. Ancak bu içtihadın mahkemenin önüne gelen dosyalara bakarken yeniden değerlendirileceğini vurguladı.

BOLD – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) yeni başkanı Robert Ragnar Spano, Danimarka’daki Kopenhag Hukuk Fakültesi’nin bir programına katılarak video konferans yöntemiyle ilk kez açıklamalarda bulundu. Gelen soruları da cevaplandıran Spano, AİHM’in Türkiye’deki Anayasa Mahkemesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 5. madde (tutukluluklar) konusunda hala etkili bir çözüm yolu olarak gördüğünü vurguladı. Bu içtihadın 15 Temmuz öncesine gittiğini belirtti. Devlet memurlarının memuriyetten atılması ile ilgili Türkiye’de ulusal düzeydeki çözümleri de etkin bir hukuki çözüm yolu olarak gördüklerini belirten AİHM Başkanı, “Mevcut içtihat budur. Ancak bu şartlara bağlı bir değerlendirmedir ve bugün veya önümüzdeki birkaç ay içinde bunu sorgulayan başvurular geldiğinde mahkeme uygun görürse bu içtihadı yeniden değerlendirecektir” ifadelerini kullandı.

HAKİM VE SAVCILARLA İLGİLİ 5 BİNDEN FAZLA BAŞVURU YAPILDI

AİHM Başkanı Robert Spano, 15 Temmuz 2016 sonrası Türkiye’den çok sayıda başvuru aldıklarını söyledi. Hakim ve savcıların tutuklulukları ile ilgili bin 279 ve memuriyetten atılmaları ile ilgili 3 bin 973 başvuru yapıldığını belirten Spano, hakim ve savcılarla ilgili toplam 5 bin 252 başvuru olduğunu açıkladı.

“ÖNDE GELEN VE EMSAL DAVALAR ÜZERİNDEN MESAJ”

Davaların çokluğu nedeniyle ‘önde gelen’ (leading case) ve ’emsal’ (test case) niteliğindeki davalara öncelik verdiklerini ve bu davalar üzerinden vermek istedikleri mesajı verdiklerini belirten AİHM Başkanı, bu bağlamda Anayasa Mahkemesi eski Üyesi Alparslan Altan davasında 2019 yılı Mayıs ayında karar verdiklerini ve tutukluluk konusunda ihlal tespit ettiklerini belirtti. Spano, Alparslan Altan kararı üzerinden buna benzer, hakim ve savcı tutukluluklarına ilişkin 546 davada istedikleri mesajı verdiklerini ifade etti. Daha alt düzeydeki bir hakime ilişkin Hakan Baş davasında da benzer yönde bir sonuca vardıklarını ifade eden Spano, ancak bu kararın kesinleşmediğini belirterek daha fazla ayrıntıya girmedi. Spano, davaların çokluğu nedeniyle önceliklerinin “önde gelen” ve “emsal” niteliğindeki davaları belirleyerek bulunacak bu davalar ve mahkeme tarafından verilecek kararla elden geldiğince çok davanın kapsanmış olmasının öncelikleri olduğunu kaydetti.

“PROSEDÜRLERİ YERİNE GETİRMEK ZORUNDAYIZ”

Davalara nasıl baktıkları ile ilgili açıklamalarda bulunan AİHM Başkanı Spano, mahkemenin başvuruların kabulü noktasında katı kuralları olduğunu belirtti. Spano, “AİHM bir mahkeme. Bir izleme organı değil. Bir siyaset organı değil. Bir sivil toplum kuruluşu değil. Kararlarının siyasi sonuçları olabilir. Doğru ancak AİHM bir mahkeme. Ve bir mahkeme olarak AİHM, konvansiyondaki (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) prosedürle ilgili kurallara uymak zorunda” dedi.

“ULUSAL PROSEDÜRLERİN YERİNE GETİRİLMESİ”

Başvuruların kabulü noktasında baktıkları ilk kuralın ve hareket noktasının ulusal prosedürlerin yerine getirilmesi  (exhaustion of domestic remedies) olduğunu belirten AİHM Başkanı, başvurulara bakışta bunun temel bir esas olduğunu söyledi.

“15 TEMMUZ SONRASI AİHM’E 38 BİNDEN FAZLA BAŞVURU YAPILDI”

Türkiye’den 15 Temmuz sonrası yaklaşık 38 bin 500 civarında başvuru aldıklarını açıklayan Spano, bunların yüzde 30’dan fazlasının memuriyetten atılmalar ilgili olduğunu belirtti. OHAL kararnameleri ile atılan kişilerin başvurması için kurulan OHAL Komisyonuna başvuranların ardından İdare Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesine gittiklerini söyledi. AİHM’in Köksal davasında verdiği kararı hatırlatan Spano, Strasbourg Mahkemesi’nin bu mekanizmayı “ulaşılabilir” ve “etkili bir çözüm” olarak gördüğünü söyledi.

“ELEŞTİRİLERİ ANLIYORUM VE TAMAMEN TAKDİR EDİYORUM”

Memuriyetten atılan kişilerin başvurularında temel şikayet konusunun OHAL kararnameleri ile atılma nedeniyle ulusal düzeyde mahkemelere erişimin olmaması olduğunu aktaran AİHM Başkanı Spano, “Bu grup davalara ilişkin dile getirilen eleştirileri anlıyorum ve tamamen takdir ediyorum” diye konuştu. AİHM’in önüne konan çerçeveye göre fonksiyonlarını yerine getirdiğini belirten Robert Spano, ancak mahkemenin gelecekte ulusal düzeyde belirecek duruma göre bu çerçevenin sorgulanabileceğini söyledi. Spano, “(Ulusal düzeydeki) çözüm yolunun etkinliğinin korunup korunmadığı saptanacak ve elbette aynı grup için gelecekte mahkemeye başvurular eğer yapılırsa, yapıldığında bu durum göz önünde bulundurulacaktır” dedi.

1 Kasım 2013’ten beri AİHM’de yargıç olarak görev yapan İzlanda-İtalya asıllı Robert Spano, 18 Mayıs’ta AİHM Başkanlığı’nı Yunan yargıç Linos-Alexandre Sicilianos’tan devraldı.

“TUTUKLAMALAR KONUSUNDA AZAMİ SÜRATLE ÇALIŞIYORUZ”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Türkiye’den 15 Temmuz sonrası yapılan başvurular konusunda tutuklulukla ilgili başvurular ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin diğer maddeleri bağlamında yapılan başvurular arasında net bir ayrım yaptıklarını belirten Robert Spano, “Bu davalarla (tutukluluk) ilgili başvurular mahkemede mümkün olan en hızlı şekilde ilerlemektedir. Mahkeme bu davalarla ilgili mümkün olduğunca çok davayı kapsayan çözümler ve sonuçlar geliştirmek için uğraşmaktadır” diye konuştu. AİHM’de 47 yargıç ve 200’den az sayıda avukat bulunduğunu hatırlatan Spano, 60 binden fazla dosyanın bulunduğu ve tek ülkeden 7 bin civarında dosyanın geldiği bir durumda kısa bir süre içinde bu davalarla ilgilenmenin zor olduğunu kaydetti.

Bu davalara ulusal düzeydeki etkili hukuk yolları ile çözüm bulunması gerektiğini ifade eden Spano, ancak Türkiye’deki mahkemelerin etkili bir çözüm olup olmadığı konusunda anlaşmazlık bulunduğunu ve anlayışla karşıladığını söyledi. Spano şöyle devam etti: “Mahkemenin mevcut içtihadı şudur. Bu içtihat hükmü elbette yeniden bir değerlendirmeye açıktır çünkü hukuk yollarının etkinliği mahkeme huzurunda deliller ortaya konulunca tekrar gözden geçirilebilen ve devam eden değişken bir konudur. Bu deliller bize hükümlerimizi geri çekmemize imkan verecektir.” 

Okumaya devam et

Popular