Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Prof. Görür uyardı; Bir sonraki afetin Kahramanmaraş’ta olabileceğini söyledi

Elazığ depremini önceden tahmin eden Prof. Naci Görür, sonraki büyük afetin Kahramanmaraş Türkoğlu’nda olabileceğini açıkladı. Oysa ilçede tedirginlik yok aksine geleneksel binalar yerine yüksek apartmanlar dikiliyor.

BOLD – Sivrice depremini öncesinde tahmin edebilen Prof. Naci Görür, Kahramanmaraş Türkoğlu yöresinde büyük bir deprem olabileceği uyarısında bulundu.

Sözcü’nün haberine göre, Prof. Naci Görür’ün, “6.6’lık deprem uyumakta olan, uzun dönemdir aktif olmayan Doğu Anadolu fayının uyanışını gösteriyor” dedi ve ikaz etti. Ayrıca Görür, “Sivrice’yi işaret etmiştim. Bu özel yetenek sahibi olduğumu göstermiyor. Her yer bilimci bunu bilebilirdi. Şimdi aynı fay üzerinde yine deprem olma olasılığı bulunan başka yerler de var. Kahramanmaraş Türkoğlu yöresi. Orada en son deprem 1513’te oldu. Dolayısıyla uzun süre geçmiş. Orada da deprem olabilir.” uyarısında bulundu.

GELENEKSEL EVLER YERİNE APARTMANLAR

Ancak Prof. Naci Görür’ün uyardığı yörede yaşayanlar da depreme dair tedirginlik bulunmuyor. Ötesinde olası afete karşı yeterli tedbir de alınmış değil. Hatta tam tersine 6-7 yıldır geleneksel 2-3 katlı evlerin yerine yüksek apartmanlar dikilmeye başlanmış.

BURADA BİR SAÇMALIK VAR

Fatih Mahallesi Muhtarı Muhammet Karaca: Türkoğlu’nun fay hattı üzerinde olduğu en bilinen şey. Herhangi bir şey de yapmadık, yapmıyoruz. Şu ana kadar devlet kurumlarının bize yansıyan güçlendirme, halkın eğitimi gibi bir şey yok. 6-7 yıldan bu yana yüksek apartmanlar yapılmaya başlandı. 6 kata çıktı. Burada da bir saçmalık var. Deprem bölgesi ana caddeye 6 kat vermişler. Bir arkasına 3 kat vermişler. Çürükse her taraf çürük, sağlamsa her taraf sağlam. Türkoğlu’nda önüne gelen müteahhit, 20 tane müteahhit var belki!

DEPREMLE İLGİLİ EĞİTİM FALAN VERİLMEDİ

İstasyon Mahallesi Muhtarı Tevfik Ateş: Bizde hiç öyle bir panik yok. Kahve ful dolu. Hepimiz okey oynuyoruz. Deprem tehlikesini eskiden beri biliyoruz. 1975’te falan da burada depremler oldu. Apartman sistemi Türkoğlu’nda yeni başladı. Genelde 2 katlıdır, benim mahallemde 3 katlı yok. Evlerin çoğu 45-50 yıllık. Bize depremle ilgili bir eğitim falan verilmedi, belediyenin bir çalışmasını görmedik, Allah’a emanet yaşıyoruz. Benim evim de 2 katlı… Sağlam mı diye baktırmadım. Bizim mahalle 10 bin kişi var. Depremle ilgili bir hazırlık yapan duymadım.

ELAZIĞ’DAN SONRA TOPLANMA YERLERİ PAYLAŞILDI

Ceceli Mahallesi Muhtarı Mehmet Yılmaz: Biliyorduk, burada da fay hattı varmış. Riskliymiş, tehlikeliymiş. Ama halkta öyle bir tedirginlik de yok açıkçası. Takdir Allah’ın… Ne diyeceksin, ne yapacaksın. Korksa da korkmasa da insanlar evini terk edemiyor tabi ki. Allah’ı var, belediye (Elazığ’daki depremden sonra) bir şey olursa toplanma yerlerini paylaştı. Bunun dışında yapılan bir şey yok. İleriye doğru olur mu bilmiyorum. Belki de bundan sonra bizi toplarlar konuşurlar.

BİZİMKİ DAĞ KÖYÜ SIKINTI YOK

Dedeler Köyü Muhtarı Kahraman Güneş: 250 hanem var. Genelde tek katlı. Beton da var, taş ev de var. Vatandaşlarımızın bir tedirginliği yok, lafını bile etmiyorlar. Özel bir hazırlığımız yok. Belediye Elazığ’daki depremden sonra herhangi bir sıkıntı olduğunda belediyenin açık olduğunu söyledi. Jandarma da arayıp aynısını söyledi. Köy biraz dağınık. Ben de birkaç kişiyi aradım. Benim mahallemde hiçbir sıkıntı yok çok şükür. Bizimki dağ köyü.

EVİME SAĞLAM MI DİYE BAKTIRMADIM

Osman Okumuş (Emekli): İki üç günden beri televizyonları dinliyoruz. Ne yapalım… Allah’a emanet. Ömrümüzün yettiği kadar oturacağız. Koskoca kasaba… Göçücü değil, yıkıcı değil, başa gelen çekilir. Burada genelde iki katlıdır. 4-5 blok var yüksek. Benim evim 3 katlı. Sağlam mı diye baktırmadım. Neyine baktıracağım. Devletin depremle ilgili bir çalışması var mı bilmiyorum. Türkoğlu’nda hiç kimse tedirgin değil.

Sivrice ve 60 köye yardım ulaşmadı iddiası

BOLD ÖZEL

Üniversite sınavında derece yaptı ancak ‘terörist’ iftirasıyla eğitim hakkını elinden aldılar

Hukuk fakültesini derece yaparak kazanan tutuklu öğrenci Emine Altın’ın sınavlara girmesine izin verilmiyor. CİMER’in gerekçesi: “Toplumun güvenliğini tehlikeye düşürebilir!”

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – İzmir Şakran Cezaevinde 14 Şubat 2018’den bu yana tutuklu bulunan Emine Altın, 2019 üniversiteye giriş sınavında derece yaptığı halde okumasına izin verilmiyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Altın İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi sınavlarına giremiyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi ile (CİMER) 4-5 kez yazışma yapan aileye 7 Ocak 2020’de gelen en son cevaba göre Altın ‘toplum güvenliğini tehlikeye atabilir’ diye sınavlara alınmıyor.

Cevapta şöyle deniliyor: “Ceza infaz kurumu düzeni ile toplum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, terör örgütü veya diğer suç örgütü üyelerinin örgütsel amaçlı faaliyet ve haberleşmelerine imkân sağlayabileceği, yol, kalınacak ceza infaz kurumu ya da sınav merkezi veya okulda güvenlik açısından sakınca bulunabileceği değerlendirildiği takdirde Cumhuriyet Başsavcılığınca sınırlama…”

BEBEĞİNİ KAYBETTİ, TUTUKLANDI, EŞİ İLE GÖRÜŞTÜRMÜYORLAR

Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan “Kimse eğitim öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz” hükmü hiçe sayılarak eğitim hakkı elinden alınan Emine Altın’ın annesi Fadime Mersin, yaşanan hukuksuzluğa tepki gösterdi.

Mersin, “Tutuklu olanların okumasına müsaade eden okullar arasında İstanbul Üniversitesi olduğu için bu hukuk fakültesine kayıt yaptırdık. Şimdi sınavlara girmesine izin vermiyorlar. Kızınız terörle yargılanıyor, öğrencilere zarar verir. Mesuliyet alamayız. Burada okutamayız diyorlar. İlk başta devlet izin verirse, masrafları da siz karşılarsınız sınavlara girebilir demişlerdi. Şimdi devlet evlet izin vermiyor diyorlar. Madem okumasına izin verilmeyecekti neden sınava girmesine izin verildi. Hem sevindik hem de sevincimiz kursağımızda kaldı” dedi.

Kayıt sürecinde de çok uğraştıklarını belirten Mersin, “Vekalet için cezaevi ile noter arasında gidip geldik. İki ay son dakikaya kadar uğraştırdılar. Onu halledince bu sefer okul ile sorumuz başladı. Okul ilk önce önce sınavı kazanıp sonra içeri girseydiniz sizi kabul edebiliriz ama içerideyken kazandığınız için kaydınızı alamıyoruz dediler. Derslerine girmediğiniz için sınavlara kabul edemiyoruz dediler. Türkiye’de sadece 5 üniversitede dışarıdan eğitim almak özgürlüğüne sahipsiniz. Bunlardan biri de İstanbul Üniversitesi. O zaman bu ibareyi kullanmasınlar.” ifadelerini kullandı.

Kızının Manisa Turgutlu Rabia Hatun Lisesinden mezun olduğunu ifade eden Mersin, “İlk bine girdi kızım ve böyle şartlar altında okuyan bir çocuk. Görüşe gittiğimde, derece yapan senin kızın mı, o senin kızın mı diye soruyorlar bana. O kadar üzdüler ki bizi anlatamam. Çok mağduriyetler yaşadı” diye konuştu.

Emine Altın, İzmir Şakran Cezaevi

İKİNCİ ÜNİVERSİTESİ

Emine Altın aslında matematik öğretmeni. İzmir 9 Eylül Üniversitesi Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun. İkinci üniversitesini Türkiye derecesi yaparak kazandı. Okulu bitirdikten bir yıl sonra evlenen Altın’ın maden mühendisi eşi Armağan Altın da Kasım 2017’den beri aynı cezaevinde tutuklu. Eşi tutuklandığında hamile olan Altın, 1,5 aylık bebeğini o süreçte kaybetti. Dört ay sonra da kendisi tutuklandı. Evlilik aşamasındayken de gözaltına alınan Emine Altın, o dönemde serbest bırakılmıştı.

İÇ GÖRÜŞ YAPTIRMIYORLAR

Yeni evli çifte, Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklandıkları için 2 yıl içinde sadece iki kere kapalı görüş hakkı tanındı. Cezaevinde sağlık sorunları başlayan Armağan Altın’ın aile yakınları “Kan tahlili vermesi gerekiyor ama bir türlü almadılar. 3-4 defa dilekçe yazıp talep etmiş, ama ilgilenilmemiş. Normalde kalp kapakçığından dolayı ameliyat olmuştu. Onun için de kontrol istedik. Uzun süre sonra kontrole götürdüler.” dedi.

Emine-Armağan Altın, 2016.

Tutuklu anne: Kızım intihara teşebbüs etti, oğlum manik depresif oldu

Okumaya devam et

Gündem

100 bin liralık koltuğu kaybetmemek için yönetmeliği değiştirdi

Üç dönem AKP Bilecik Milletvekilliği yaptıktan sonra Tarım Kredi Kooperatifleri genel müdürlüğü görevine tartışmalı şekilde atanan Fahrettin Poyraz’ın, kendisi için yönetmelik değişikliği yaptırdığı öne sürüldü.

BOLD 1 milyon 100 bin çiftçi ortağının sahibi olduğu Tarım Kredi Kooperatifleri’nin iki yıldır mevzuatlara aykırı bir şekilde yönetildiği ortaya çıktı. Mevzuata aykırı bir şekilde atanan genel müdürün, kendine özel yönetmelik değişikliği yaptırdığı ve aylık gelirinin 100 bin lirayı bulduğu öne sürüldü.

ATAMASI YÖNETMELİĞE AYKIRI

Milli Gazete’de yer alan habere göre, çiftçiye pahalı gübre ve yüksek faizle gündeme gelen Tarım Kredi Kooperatifleri, şimdi de büyük bir hukuk skandalı ile çalkalanıyor. 1581 sayılı özel kanunla yönetilen ve bu kanuna dayanarak hazırlanan insan kaynakları yönetmeliğine göre, Tarım Kredi Kooperatifleri’nde yaşlılık aylığı almaya hak kazananlar istihdam edilemiyor. Ancak Genel Müdür Fahrettin Poyraz’ın milletvekili emeklisi olmasına rağmen Tarım Kredi Kooperatifleri’nin insan kaynakları yönetmeliğine aykırı bir şekilde bu göreve atandığı ortaya çıktı.

AYLIK GELİRİ 100 BİN LİRAYI BULUYOR

Genel Müdür Poyraz’ın mevzuata aykırı atamanın üstünü örtmek için de 2019 yılında yapılan genel kurulda, insan kaynakları yönetmeliğinde kişiye özel bir değişiklik yaptırarak, kendisiyle ilgili emeklilik şartını kaldırttığı da ortaya çıktı. Poyraz’ın aylık geliri, milletvekili emeklisi olduğu için 15 bin lira emekli maaşı, 30 ile 40 bin lira arasında genel müdür maaşı, üç ayda bir ikramiye, ortalama üç maaş tutarında yılda bir teşvik primi, Gübretaş’tan aylık 9 bin lira huzur hakkı ücreti ve yurt dışı, yurt içi harcırahlarla birlikte asgari 100 bin lirayı buluyor.

YAPILAN DEĞİŞİKLİK GERİYE İŞLEMİYOR

İnsan kaynakları yönetmeliğinde yapılan kişiye özel bu değişiklik, geriye işlemeyeceği için Tarım Kredi Kooperatifleri iki yıldır hukuka aykırı bir şekilde yönetilmeye devam ediyor. Mevcut yönetmeliğe göre genel müdürün istifa ederek, değişiklik yapıldıktan sonra yeniden atanması gerekiyordu. Ancak değişikliğin ortaya çıkacağı endişesiyle bu istifanın ve yeniden atamanın yapılmadığı öne sürülüyor.

Öte yandan Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, hakkındaki iddialara yanıt vermedi.

Barolar, hükumetin yargıya baskısını protesto için el feneriyle Yargıtay’a yürüyecek

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tutuklu anne: Kızım intihara teşebbüs etti, oğlum manik depresif oldu

İki yıldır tutuklu Nesibe Nur Akkaş, intihara kalkışan kızını, manik depresif teşhisi konulan oğlunu ve tutukluluk sürecinde ailece yaşadıklarını yazdı…

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 3 Temmuz 2018’den bu yana Manisa E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan 3 çocuk annesi Nesibe Nur Akkaş, intihara kalkışan kızını, manik depresif teşhisi konulan oğlunu ve ailece yaşadıkları sıkıntıları anlattı.

KIZIM İNTİHARA TEŞEBBÜS ETTİ

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na 6 sayfalık mektup yazan Akkaş, büyük kızının aşırı dozda anti-depresan aldığını ve ölümden döndüğünü söyledi. Akkaş, “Büyük kızım 12 yaşında. 42 ay önce babasının tutuklanmasının ardından geçirdiği travmayla aşırı derece kilo almaya başladı. Ben kızımı Celal Bayar Üniversitesi Hastanesine tedaviye götürüyordum. Zaten 7 yaşından beri ‘Dikkat Eksikliği-Dürtüsellik’ hastalığından dolayı kırmızı reçete ile tedavi gören kızım, 10 yaşında antidepresan kullanmaya başladı. Maruz kaldığı sıkıntılar ve yaşadığı travmalar yüzünden 2018 Kasım ayında tedavisi için doktorun verdiği depresan ilaçları aşırı derece içerek İNTİHAR teşebbüsünde bulundu.” dedi.

NEFESİM DARALMAYA BAŞLIYOR ANNE

Akkaş, kızının Mart 2019’da kendisine gönderdiği ilk ve son mektubunun bir bölümüne de kendi mektubunda yer verdi:

“Anne var ya senin bana verdiğin kolye şu an elimde olan kolye ben onu okula takınca sanki böyle siz beni evde bekliyormuşsunuz gibi bir cesaret doluyordum. Ama önceki hafta okulda kolye, bileklik vs takılması yasaklandı. Bir anda içimi dolduran şey çıkıp gitti. Sanki birisi gücümü almaya çalışıyormuş gibi sanki sizin cezaevleriniz her bir saniyede daha da uzaklaşıyor gibi, sanki açık görüşler hiç gelmeyecek gibi, yüzünüzü, o güzel tebessümle bakan yüzünüzü çok az görecekmişim gibi sanki biri kalbimi sıkıştırıyor ama bırakmıyor anne, size o kadar çok ihtiyacım var ki… Anne biliyor musun ben geceleri kolyeyi alıp seninle konuşa konuşa ağlıyorum. Anne hani ben zehirlendim ya boru soktukları yer böyle üzülünce ama çok üzülünce sanki boğazımda bir şey var da nefes almama izin vermeyecekmiş gibi oluyor ondan sonra gerçekten nefesim daralmaya başlıyor ve nefes alamamaya başlıyorum… Ve artık bu çok sık oluyor.”

İki kızı, bir oğlu bulunan Nesibe Nur Akkaş çocuklarıyla bir görüş gününde.

OĞLUMA MANİK DEPRESİF TEŞHİSİ KONULDU

Tutuklandığından bu yana 16 yaşındaki oğlunun İzmir’de şizofren anneannesi ile kaldığını belirten Nesibe Nur Akkaş, “15 tatilde çok ısrar etmemin üzerine doktora götürülen oğluma doktor manik depresif teşhisi koymuş, düzenli muayeneye çağırmış. Şu an doktora götürebilecek kimse yok maalesef. Çünkü doktoru Turgutlu’da, okulu İzmir Çiğli’de, annemin evi İzmir’in Evka 4’ünde. Hepsi çok ters yerlerde. Devamsızlık ve derslere odaklanma, katılım problemi yaşayan oğlum çoğu zaman öz bakımını yapmakta bile zorluk çekiyor.”

Nesibe Aktaş, sadece çocuklarının değil kendisinin sağlık sorunları yaşadığını da ifade ediyor. Gözaltına alındıktan bir gün sonra hastalıkları nedeniyle İzmir Kadın Doğum Hastanesi ve Turgutlu Devlet Hastanesinde operasyon göreceğini söyleyen Akkaş, “Gözaltına alındığım günün ertesi kadın hastalıklarından operasyon geçirecektim. Cezaevi şartlarından dolayı hastalıklarım ilerledi, bazıları tedavi edilmiyor. Damar ameliyatı olmam gerekiyordu, bu şartlarda çok riskli olduğu için olamadım. Kalp-damar, kadın hastalıkları, üroloji, KBB, fizik tedavi (bel fıtığı oluştu, sağ bacağım uyuşuyor) beyin cerrahisi, Nüroloji gibi bölümlerle ilgili tedaviler görüyorum. Doktorlar tarafından şartlar değişmedikten sonra iyileşmemin çok mümkün olmadığı ifade edilmekte.” diye yazdı.

OĞLUMU 6 AY HİÇ GÖRMEDİM

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Nesibe Nur Akkaş’ın eşi de 42 aydır tutuklu. Dosyası Yargıtay’da bulunan Akkaş, mektubunu çocuklarının ruhen kan kaybettiğini, dayanma gücünün kalmadığını söyleyerek bitiriyor ve “Ne olur sesimi duyun” diyor.

“Kızlarımı sadece ayda 1 veya 2 ayda bir görüşüme gelince görebiliyorum. Oğlumu ise 6 ay hiç görmedim. Çocuklarımdan sağlıklı bilgi ve haber alamıyorum. Ciddi manada ruh ve beden sağlıkları ile eğitim hayatları adına endişe etmekteyim. Çocuklarım aile kavramını yitirmiş durumdalar. Bir daha bir araya gelemeyeceğimizi sanıyorlar. Psikolojileri çok kötü durumda. Aile Birlik ve Bütünlüğümüz Parçalanmış durumda. Bu yaşadığım durumları anlatabilecek kimsem olmadığı için sesimi sizin aracılığınızla vicdan sahiplerine sesleniyorum. Çocuklarım ruhen kan kaybediyorlar. Yaşları belki çok küçük gibi gelmiyordur belki size ama emin olun kundaktaki bebekten daha kötü ve annelerine ihtiyaçları olan aciz bir durumdalar. Anlatmaya çalıştığım mağduriyetler artık dayanma gücünün tükenmesine sebep oluyor. Ne olur sesimi duyun.”

NESİBE NUR AKKAŞ’IN ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ MEKTUBUN ORİJİNALİ

Tutuklu anne Elif Güven: 40 ay önce dağılan yuvamın hüznünü yaşıyorum

 

Okumaya devam et

Popular