Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cezaevlerinde hak ihlalleri raporu: Tecrit, ringle sevk, ayakta sayım, kelepçeli muayene dayatması

İnsan Hakları Derneği, cezaevlerinde yaşanan ihlallere ilişkin rapor hazırladı. Raporda, cezaevi yetkilileri tarafından uluslararası sözleşme ve yasaların ihlal edildiği belirtildi. İşkence ve darp olaylarının sorumluları hakkında soruşturma başlatılması istendi

BOLD – İHD Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu, İç Anadolu Bölgesi’ndeki cezaevlerinde Ekim, Kasım ve Aralık ayında yaşanan hak ihlallerine dair hazırladığı raporunu açıkladı. Dernek binasında düzenlenen toplantıda İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen konuştu.

img

Çevirmen, raporu Bolu F Tipi, Kırıkkale F Tipi, Sincan Kadın, Sincan 2 Nolu F Tipi, Tokat T Tipi Kapalı cezaevlerinden gelen mektuplar, avukat ziyaretleri ve aileleri tarafından yapılan başvurular sonucunda hazırladıklarını söyledi.

Çevirmen, cezaevlerinde, yetkililer ve cezaevi müdürlerinin uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve Anayasa’dan alan yasal düzenlemelere aykırı işlemler ve uygulamalar yaptığını vurguladı. BM Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 10’uncu Maddesinde “Özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişiler insani muamele ve insanın doğuştan kazandığı insan onuruna saygılı davranış görme hakkına sahiptir” denildiğini hatırlatan Çevirmen, “Oysa ki; İç Anadolu Bölgesindeki cezaevlerinde insanlık onuruna yakışır muamele yapılmamakta ve mahpuslar şiddet, hakaret ve kötü muameleye ve hak ihlallerine maruz kalmakta, hasta olanların tedavileri aksatılmakta, iletişim ve bilgi edinme hakları engellenmektedir” dedi.

Çevirmen, taleplerini şöyle sıraladı:

“Cezaevlerinde son dönemlerde artış gösteren işkence ve darp vakalarına son verilmeli, sorumlu olan kişiler hakkında soruşturma açılmalı ve cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.

Hastaların havasız, kışın soğuk, yazın sıcak ringler ile hastaneye sevk edilmesi, hastane önlerinde ringler içerisinde saatlerce bekletilmesi uygulamalarına son verilmelidir. Hastaların ring araçları ile değil, ambulanslar ile hastanelere sevkleri sağlanmalıdır. Hastaların revire çıkarılmaları, hastaneye sevkleri hızlandırılmalıdır. Teşhis, tedavi ve kontrollerinin uzman doktorlar tarafından yapılması sağlanmalıdır.

Kelepçeli muayene ve tedavi yöntemi uygulamasından vazgeçilmelidir. Bu uygulama nedeniyle birçok hasta mahpusun tedavisi yapılamamaktadır.

Yasaklama kararı olmayan kitap, gazete ve dergilerin mahpuslara verilmesinin önündeki engeller kaldırılmalı, haber alma hakkına saygı gösterilmelidir.

YAKIN CEZAEVİNE NAKİL TALEBİ

Ailelerinden uzakta olan mahpusların, maddi koşullar ve hastalıklar nedeniyle ziyarete gelemeyen ailelerine yakın cezaevlerine nakil talepleri kabul edilmelidir.

Hapishanelere bağımsız sağlık kurumlarının girmesine ve inceleme yapmasına izin verilmelidir. Hapishanelerin denetiminde başta meslek kuruluşları ve insan hakları örgütleri olmak üzere ilgili kuruluşların yer alacakları şekilde yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

İnfaz sistemi ve hukuk sistemi bir bütünlük içinde ele alınarak değerlendirilmeli, insan haklarına, evrensel hukuk ilkelerine uygun çözümler üretilmelidir.

Hapishanelerde yaşanan tüm hak ihlallerine ve sağlığa erişim engellerine karşı Adalet Bakanlığını, İç İşleri Bakanlığını, Sağlık Bakanlığını, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunu, Kamu Denetçiliği Kurumlarını ve ilgili tüm kurum ve kuruluşları göreve davet ediyoruz.”

HAK İHLALLERİ

İç Anadolu Bölgesi’ndeki cezaevlerinde 134 hasta tutuklu bulunduğunu ve bunların 31’ninin ağır hasta tutuklu olduğunu vurgulayan Çevirmen, 73 kişinin kendilerine başvuruda bulunduğunu belirterek, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini de şöyle sıraladı:

“-Hastane sevklerinin sık sık ertelenmesi, iptal edilmesi ve genel olarak geç yapılıyor

-Hastalandıklarında hapishane revirine geç çıkarılmakta

-Hastanelerde yapılan tahlil sonuçlarının ve çekilen filmlerin cezaevi görevlerince alınıp doktora götürdüğü, bu nedenle doktorun öneri, uyarı ve kararlarından haberleri olmuyor

-Sağlık raporları tutuklulara verilmiyor

-Tecrit, izolasyon ve baskı amaçlı olarak devreye sokulduğunu iddia ettikleri ve astım gibi rahatsızlıkları da olumsuz etkilediğini belirttikleri tek hücreli ring araçlarıyla hastane sevkleri yapılıyor

-Hem hastaneye götürülmeleri sırasında hem hastane önünde gün boyu ring aracı hücresinde kelepçeli olarak tutuluyor ve tuvalet, yemek, su gibi zorunlu temel ihtiyaçlarını karşılarken dahi kelepçeleri çıkarılmıyor

-Hastanelerde kelepçeli olarak muayenenin ve tedavinin dayatılıyor. İl dışı hastane sevklerinde cezaevi idaresinin günlük su ve yiyecek ihtiyaçlarını yeterince karşılamıyor.

-Tutukluların il dışı sevklerde ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yasal olarak kendi hesaplarından 100 liraya kadar para verilmesi gerekirken, talep etmelerine rağmen verilmiyor.

-Yasak olmamasına rağmen Yeni Yaşam gazetesi mahpuslara verilmemektedir.

-Hapishanelerde kitap sayısının sınırlandırılması uygulaması devam etmekte, süreli yayınlar düzensiz verilmekte, mektuplar engellenmekte, radyolar geri verilmemekte; kantinde satılan ürünler çeşitlendirilmemekte, pahalı satılmakta; yemekler özensiz ve yağlı yapılmakta, az miktarda verilmektedir.

AYAKTA SAYIMI KABUL ETMEYENE HÜCRE CEZASI

-Tokat T Tipi Cezaevinde askeri nizam şeklinde ayakta sayım uygulaması getirilmiş, bu uygulamayı kabul etmeyen mahpuslara 13 gün hücre cezası, 54 kişiye de iletişim, haberleşme ve görüş yasağı cezası verilmiştir.

-Mahpuslar gerek hücrelerinde yapılan aramaların gerek hapishane içinde ve dışında üzerlerinin aranmasının provakatif biçimde yapıldığını, aramaların amacı dışına çıkılarak taciz boyutuna vardığını, giysi ve diğer eşyalarının tahrip edildiğini ifade etmektedirler.

-Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum mahpusların en çok yakındıkları konu ise, hasta dahi olsalar, havalandırmaya çıkarılma süresinin bir saat olarak uygulanmasıdır; bu mahpusların ‘en az bir saat havalandırmaya çıkarılmalarına’ dair yasal düzenleme, genel olarak ‘en az’ süre üzerinden yani bir saat olarak uygulanmaktadır

-Gene bu dönemde mahpusların hapishanelerde hakarete uğradıklarına, tehdit ve darp edildiklerine, işkence gördüklerine dair başvurularında artış mevcuttur. Mahpusların darp edildiklerine ve işkence gördüklerine dair şikayetleri maalesef hemen her zaman sonuçsuz kalmakta; etkili ve etkin soruşturma yapılmamaktadır

-Ağırlaştırılmış hükmü olmadığı halde bazı mahpuslar tek başlarına tutulmaktadır. Bu konu ile ilgili olarak yapılan başvurular cevapsız kalmaktadır”

Çevirmen, genel hak ihlallerini sıraladıktan sonra cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini de başlık başlık şöyle sıraladı:

BOLU F TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

-Sağlık sorunları çözülmemekte, hastalar revire çıkarılmamakta, çıkarıldıklarında da tanı konulmadan verilen ilaçlarla geçiştirilmeye çalışılmakta ve sağlık sorunları kronik bir hale gelmektedir.

-10 saat olması gereken sohbet hakları 3 saatle sınırlandırılmış, sohbet gurupları 6 ay-1 yıla kadar değiştirilmeyerek yeni bir tecrit yöntemine dönüştürülmüştür.

-Daha önce haftada bir olan spor faaliyeti, ayda iki kez ile sınırlandırılmıştır ve grupları sohbet gurubuyla aynı olup, sohbet süresi boyunca değiştirilmemektedir. Kütüphaneye çıkarılmamaktadırlar ve daha önce az da olsa yararlanabildikleri saz, bilgisayar ve resim atölye faaliyetleri tamamen ortadan kaldırılmıştır.

-Odalar değiştirilmemekte; dört beş yıldır oda değiştirmemiş mahpusların oda değişim talebi dahi ‘niçin oda değiştirmek istiyorsun’ biçiminde sorgulamalara tabi tutulmaktadır. Cezaevindeki odaların yarısı hiç güneş görmemektedir. Sinüzit vb. rahatsızlıkları olanlar böylesi odalarda çok zorlanmakta ancak bu sağlık gerekçeleri bile dikkate alınmamaktadır.

MEKTUPLAR ENGELLENİYOR

-Aramalarda yazılarına el konulmakta, mektupları engellenmekte, dilekçelerine zamanında cevap verilmemektedir. Mahpuslar, yazdıkları dilekçelerinin yanıtını almak için yeni dilekçeler yazmak zorunda kalmaktadır.

İŞKENCE İDDİASI

-5 Kasım 2019 tarihinde Bolu F Tipi Cezaevi’nde kalan Mehmet Manas Doğanay ve Ayberk Demirdöğen’in koğuşlarına girilerek ağır işkencenin yapıldığı, mahpusların kafalarının duvarlara vurulup, yüzlerine tekmeler atılarak dövüldüklerini ve sonrasında tekli hücrelere konulmuşlar.

-Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinden kalan Nurullah Semo aylardır tek tutulduğunu, üç kişilik bir odaya geçmek için bugüne kadar gösterdiği tüm çabalara, girişimlere rağmen sonuç alamadığını yazmış.

KIRIKKALE F TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

-Doktorlar kelepçeli muayene dayatıyor, Astım gibi rahatsızlıkları olumsuz etkileyen tek hücreli ring araçlarıyla hastane sevklerinin yapılması ve hastane sevklerinin sık sık ertelenmesi, iptal edilmesi ve genel olarak geç yapılıyor.

-Hastane girişi, muayene işlemleri, randevu gibi işlemlerinin yapılması için cezaevi idaresi tarafından ‘sağlıkçı gardiyan’ görevlendirilmesi yapılmadığından, askerin ‘bizim işimiz değil’ gerekçesiyle hastane giriş işlemlerini yapmadığını ve tedavileri yapılmadan cezaevine getirildiklerini belirtmektedir.

-İl dışı hastane sevklerinde cezaevi idaresinin günlük su ve yiyecek ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığını, hijyene özen gösterilmeksizin yalnızca iki domates, biber, reçel ve bir ekmekle geçiştirildiğini, normal günlük yiyecek içeceklerinin karşılanmadığı gibi il dışı sevklerde ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için yasal olarak kendi hesaplarından 100 liraya kadar para verilmesi gerekirken, talep etmelerine rağmen verilmediğini aktarmıştır.

-Kelepçeli muayenenin dayatıldığını, kelepçeyi açtıran doktora rastladıkları istisnai durumlarda da jandarmanın kelepçeyi açtırmamak için doktora yönelik gözdağı, üstü kapalı tehdidiyle kelepçelerin açtırılmayarak muayene ve tedavilerinin engellendiğini, Kırıkkale Üniversite Hastanesi, Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi, Kırıkkale Diş hastanesine yapılan sevklerinde bu sorunları yaşadıkları için muayene ve tedavinin imkansız hale geldiğini, özellikle de Diş Hastanesi’nde kelepçeli muayene ve tedavi dayatması nedeniyle diş tedavilerini yaptıramadıklarını, aylardır diş ağrısı çeken ve her defasında kelepçeli tedavi dayatması yapıldığı için tedavi olmayan arkadaşlarının olduğunu, Diş Hastanesindeki bu uygulamaya son verilmesi için yaptıkları bütün girişimlerin sonuçsuz kaldığını ifade etmiştir.

-Kitap sayısı sınırlanmakta, yayınlar düzensiz verilmekte, mektupların engellenmektedir.

-Ziyaret günlerinde ziyaret yerine koğuşlardan yiyecek içecek götürme yasaklanmaktadır.

SİS BAHANESİYLE HAVALANDIRMA AÇILMIYOR

-Havalandırmalarda kamera bulundurulmakta, her yanı kameralar ile çevrili olmasına rağmen sisli havalarda sis bahane edilerek havalandırma kapıları açılmamaktadır.

-Kantinde satılan ürünlerin çeşitlendirilmemekte, bulunan ürünler pahalı satılmakta, yemekler özensiz ve yağlı yapılmakta, az miktarda verilmektedir.

SİNCAN KADIN KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

– Son olarak, gerek başvurucunun koğuşunda gerekse diğer koğuşlarda sevk talebinde bulunanların dilekçelerinin Adalet Bakanlığı’na gönderilmemesinden şikayet ediliyor. Çünkü sevk isteyenlere Adalet Bakanlığından gelen herhangi bir cevap tebliğ edilmiyor; bunun yerine idarenin el yazısıyla ret cevapları veriliyor.

TOKAT T TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

-Sohbet, resim, atölye, bilgisayar gibi faaliyetlerin olmadığını, sadece haftada 45 dakika spor olduğunu, aynı davadan kişilerin ‘oda boyanacak’ denilerek ayrı ayrı bloklara verildiğini, tüm haberleşme araçlarının ellerinden alındığını, bir radyo için 13 gün hücre cezası verildiğini

AYAKTA TEKMİL CEZASI

-Ayakta tekmil için dayatmanın olduğunu, ayakta tekmil vermedikleri için 54 kişiye iletişim, haberleşme ve görüş cezası verildiğini, 4 ayrı dosyadan 4 ay iletişim ve haberleşme cezaları verildiği aktarmıştır.”

 

Gündem

Haluk Levent’ten Ahmet’e destek: Elimizden ne gelirse yapacağız

Ahmet Burhan Ataç’ın annesine uygulanan yurt dışı yasağına Ahbap Platformunun kurucusu şarkıcı Haluk Levent, yaşanan adaletsizliğe sessiz kalmadı. Ahmet’e destek olacağını söyleyen Levent, “Elimizden ne gelirse yapacağız” dedi.

4’üncü evre kanser teşhisi nedeniyle Almanya’ya tedaviye annesiz gitmemesi için 9 yaşındaki Ahmet Burhan Ataç’a sosyal medyadan destek çığ gibi büyüdü. Anne Zekiye Ataç’a uygulanan yurt dışı yasağına tepki gösteren sosyal medya kullanıcıları, Haluk Levent’ten destek istedi.

Ahbap Platformunun kurucusu ünlü şarkıcı Haluk Levent, yaşanan adaletsizliğe sessiz kalmayarak Ahmet’in annesine destek olacaklarını söyledi. Levent yaptığı paylaşımda “Elimizden ne gelirse yapacağız. Adalet bakanlığına gitmiştim yakında bir kez daha gideceğim. Bir yol buluruz inşallah..” dedi.

Okumaya devam et

Gündem

Sosyal medyada tepkiler çığ gibi büyüdü: AhmetiYaşat Türkiye!

Kemik kanseri tedavisi gören 9 yaşındaki Ahmet Burhan Ataç’ın annesiz Almanya’ya gitmemesi için sosyal medyada “AhmetiYaşat Türkiye” etiketiyle destek kampanyası başladı.

BOLD-15 Temmuz sonrası yürütülen tenkil sürecinde tutuklanan Harun Reha Ataç ve tutuksuz yargılanan eşi Zekiye Ataç çiftinin kanser teşhisi nedeniyle tedavi gören 9 yaşındaki oğulları Ahmet Burhan Ataç, tedavi için Almanya’ya annesiz gitmiş ve anne özlemi nedeniyle tedaviyi yarıda kesip dönmek zorunda kalmıştı.

Almanya’ya ikinci kez tedavi için gidecek olan Ahmet Burhan Ataç’ı, annesiz bırakmamak adına yapılan girişimler sonucunda anne Zekiye Ataç için uygulanan yurtdışı yasağının kaldırılmasına yönelik başvuru Mersin 7’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti.

Ahmet ve annesi Zekiye, bu karar üzerine çok sevinmiş ve Almanya’ya birlikte gitme hazırlıkları yaptıkları sırada mahkemenin verdiği karara itiraz edildiği ve anne Zekiye Ataç’a yeniden yurtdışı yasağı konulduğu öğrenildi.

Ağır bir tedavi süreci geçiren Ahmet’in, en çok ihtiyacı olan moral bir hak ihlali sonucu yargı tarafından gasp edildi.

9 yaşındaki Ahmet’i cezalandıran adalete tepki gösteren sosyal medya kullanıcıları, “AhmetiYaşat Türkiye” etiketiyle paylaşımda bulundu.

Okumaya devam et

Gündem

AfSV: Temel prensibimiz barışa sadakat, şiddetin her türlüsünü red

AKP iktidarına yakın medyada gündem haline getirilen ‘darbe girişimi söylentileri’ üzerine Hizmet Hareketine yakınlığı ile bilinen AfSV, hareketin bu tartışmalarda hedef haline getirilmesi üzerine bir açıklama yayınladı.

BOLD-Merkezi ABD’nin New York kentinde bulunan Türkçe adı ‘Paylaşılan Değerler İttifakı’ Alliance for Shared Values (AfSV) son günlerde Hizmet Hareketi’nin de içine dahil edildiği ‘darbe söylentileri’ tartışmaları üzerine açıklamada bulundu.

AfSV’nin açıklaması şöyle;

Son günlerde, Türkiye’de çeşitli haber kanalları  ve sosyal medya platformlarında iktidar yanlısı bazı çevreler tarafından ‘muhtemel bir askeri darbe söylentisi’ yeniden dile getirilmeye başlanmıştır.

Türkiye’de parlamentonun işlevsizleştirildiği, gücün tek elde toplandığı ve hukukun üstünlüğünün tamamen askıya alındığı fili bir dikta rejimine kapı aralayan mel’un 15 Temmuz girişimi öncesinde de buna benzer iddialar gündeme getirilerek kamuoyu hazırlanmış bir nevi şartlar olgunlaştırılmıştı.

Üzerindeki sır perdesinin aralamasına ısrarla engel olunan 15 Temmuz girişimi sonrasında Türkiye, ne yazık ki tüm insan hakları uzmanları, Birleşmiş Milletler Raportörleri ve Avrupa Birliği gözlemcileri tarafından en üst seviyede kınanan bir keyfilikle milyonlarca insanı mağdur eden geniş çaplı bir cadı avına sahne olmuş, yapılan hukuksuzluklar insanlığa karşı suç boyutuna ulaşmıştır. 16 Temmuz sabahı başlayan toplu cezalandırma süreci, aradan geçen üç buçuk yıla rağmen en ağır şekilde devam etmekte ve doğrudan ya da dolaylı olarak milyonlarca insanın mağduriyetine neden olmaktadır.

Dolayısıyla, yeni bir kumpasla benzer sonuçlar doğurması ihtimaline binaen şu anki tartışmalara azami temkinle yaklaşılması, atılacak adımlara soğukkanlılık ve basiretle hareket edilmesi ihtiyacı ortadadır.

Bu seferki tartışmalarda Hizmet camiası doğrudan hedef alınmasa ve öncelikli hedef başta anamuhalefet partisi ve tabanı olarak gösterilse de daha önceki sayısız hadisede günah keçisi haline getirilmiş bir camia olarak askeri darbeler konusundaki duruşumuzu kamuoyuna yeniden hatırlatma ihtiyacı hissetmekteyiz.

Seçimle iş başına gelen iktidarın seçimle görevinden ayrılması demokrasinin tek olmasa da en temel esasıdır. Ne askeri darbe ne de herhangi başka bir şiddet eyleminin ülkeye kazandıracağı hiçbir şey yoktur.

Bu tartışmaların dönüp dolaşıp tekrar Hizmet Hareketi’ni hedef haline getirmesi ihtimaline binaen yinelemek isteriz ki barışa sadakat ve şiddetin her türlüsünü red, Hizmet Hareketi’ne gönül verenlerin en temel prensiplerindendir.

Bu vesileyle herkesi bir kez daha temkin ve sağduyuya davet ediyor, son dönemde yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin bir an evvel sona erdirilmesini, yeni ihlallerin bir daha asla yaşanmamasını ve Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olarak bölgesinde imrenilen bir ülke haline gelmesini temenni ediyoruz.

Beraat ve tahliyeden sonra Osman Kavala hakkında gözaltı kararı!

 

Okumaya devam et

Popular