Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cezaevlerinde hak ihlalleri raporu: Tecrit, ringle sevk, ayakta sayım, kelepçeli muayene dayatması

İnsan Hakları Derneği, cezaevlerinde yaşanan ihlallere ilişkin rapor hazırladı. Raporda, cezaevi yetkilileri tarafından uluslararası sözleşme ve yasaların ihlal edildiği belirtildi. İşkence ve darp olaylarının sorumluları hakkında soruşturma başlatılması istendi

BOLD – İHD Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu, İç Anadolu Bölgesi’ndeki cezaevlerinde Ekim, Kasım ve Aralık ayında yaşanan hak ihlallerine dair hazırladığı raporunu açıkladı. Dernek binasında düzenlenen toplantıda İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen konuştu.

img

Çevirmen, raporu Bolu F Tipi, Kırıkkale F Tipi, Sincan Kadın, Sincan 2 Nolu F Tipi, Tokat T Tipi Kapalı cezaevlerinden gelen mektuplar, avukat ziyaretleri ve aileleri tarafından yapılan başvurular sonucunda hazırladıklarını söyledi.

Çevirmen, cezaevlerinde, yetkililer ve cezaevi müdürlerinin uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve Anayasa’dan alan yasal düzenlemelere aykırı işlemler ve uygulamalar yaptığını vurguladı. BM Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 10’uncu Maddesinde “Özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişiler insani muamele ve insanın doğuştan kazandığı insan onuruna saygılı davranış görme hakkına sahiptir” denildiğini hatırlatan Çevirmen, “Oysa ki; İç Anadolu Bölgesindeki cezaevlerinde insanlık onuruna yakışır muamele yapılmamakta ve mahpuslar şiddet, hakaret ve kötü muameleye ve hak ihlallerine maruz kalmakta, hasta olanların tedavileri aksatılmakta, iletişim ve bilgi edinme hakları engellenmektedir” dedi.

Çevirmen, taleplerini şöyle sıraladı:

“Cezaevlerinde son dönemlerde artış gösteren işkence ve darp vakalarına son verilmeli, sorumlu olan kişiler hakkında soruşturma açılmalı ve cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.

Hastaların havasız, kışın soğuk, yazın sıcak ringler ile hastaneye sevk edilmesi, hastane önlerinde ringler içerisinde saatlerce bekletilmesi uygulamalarına son verilmelidir. Hastaların ring araçları ile değil, ambulanslar ile hastanelere sevkleri sağlanmalıdır. Hastaların revire çıkarılmaları, hastaneye sevkleri hızlandırılmalıdır. Teşhis, tedavi ve kontrollerinin uzman doktorlar tarafından yapılması sağlanmalıdır.

Kelepçeli muayene ve tedavi yöntemi uygulamasından vazgeçilmelidir. Bu uygulama nedeniyle birçok hasta mahpusun tedavisi yapılamamaktadır.

Yasaklama kararı olmayan kitap, gazete ve dergilerin mahpuslara verilmesinin önündeki engeller kaldırılmalı, haber alma hakkına saygı gösterilmelidir.

YAKIN CEZAEVİNE NAKİL TALEBİ

Ailelerinden uzakta olan mahpusların, maddi koşullar ve hastalıklar nedeniyle ziyarete gelemeyen ailelerine yakın cezaevlerine nakil talepleri kabul edilmelidir.

Hapishanelere bağımsız sağlık kurumlarının girmesine ve inceleme yapmasına izin verilmelidir. Hapishanelerin denetiminde başta meslek kuruluşları ve insan hakları örgütleri olmak üzere ilgili kuruluşların yer alacakları şekilde yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

İnfaz sistemi ve hukuk sistemi bir bütünlük içinde ele alınarak değerlendirilmeli, insan haklarına, evrensel hukuk ilkelerine uygun çözümler üretilmelidir.

Hapishanelerde yaşanan tüm hak ihlallerine ve sağlığa erişim engellerine karşı Adalet Bakanlığını, İç İşleri Bakanlığını, Sağlık Bakanlığını, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunu, Kamu Denetçiliği Kurumlarını ve ilgili tüm kurum ve kuruluşları göreve davet ediyoruz.”

HAK İHLALLERİ

İç Anadolu Bölgesi’ndeki cezaevlerinde 134 hasta tutuklu bulunduğunu ve bunların 31’ninin ağır hasta tutuklu olduğunu vurgulayan Çevirmen, 73 kişinin kendilerine başvuruda bulunduğunu belirterek, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini de şöyle sıraladı:

“-Hastane sevklerinin sık sık ertelenmesi, iptal edilmesi ve genel olarak geç yapılıyor

-Hastalandıklarında hapishane revirine geç çıkarılmakta

-Hastanelerde yapılan tahlil sonuçlarının ve çekilen filmlerin cezaevi görevlerince alınıp doktora götürdüğü, bu nedenle doktorun öneri, uyarı ve kararlarından haberleri olmuyor

-Sağlık raporları tutuklulara verilmiyor

-Tecrit, izolasyon ve baskı amaçlı olarak devreye sokulduğunu iddia ettikleri ve astım gibi rahatsızlıkları da olumsuz etkilediğini belirttikleri tek hücreli ring araçlarıyla hastane sevkleri yapılıyor

-Hem hastaneye götürülmeleri sırasında hem hastane önünde gün boyu ring aracı hücresinde kelepçeli olarak tutuluyor ve tuvalet, yemek, su gibi zorunlu temel ihtiyaçlarını karşılarken dahi kelepçeleri çıkarılmıyor

-Hastanelerde kelepçeli olarak muayenenin ve tedavinin dayatılıyor. İl dışı hastane sevklerinde cezaevi idaresinin günlük su ve yiyecek ihtiyaçlarını yeterince karşılamıyor.

-Tutukluların il dışı sevklerde ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yasal olarak kendi hesaplarından 100 liraya kadar para verilmesi gerekirken, talep etmelerine rağmen verilmiyor.

-Yasak olmamasına rağmen Yeni Yaşam gazetesi mahpuslara verilmemektedir.

-Hapishanelerde kitap sayısının sınırlandırılması uygulaması devam etmekte, süreli yayınlar düzensiz verilmekte, mektuplar engellenmekte, radyolar geri verilmemekte; kantinde satılan ürünler çeşitlendirilmemekte, pahalı satılmakta; yemekler özensiz ve yağlı yapılmakta, az miktarda verilmektedir.

AYAKTA SAYIMI KABUL ETMEYENE HÜCRE CEZASI

-Tokat T Tipi Cezaevinde askeri nizam şeklinde ayakta sayım uygulaması getirilmiş, bu uygulamayı kabul etmeyen mahpuslara 13 gün hücre cezası, 54 kişiye de iletişim, haberleşme ve görüş yasağı cezası verilmiştir.

-Mahpuslar gerek hücrelerinde yapılan aramaların gerek hapishane içinde ve dışında üzerlerinin aranmasının provakatif biçimde yapıldığını, aramaların amacı dışına çıkılarak taciz boyutuna vardığını, giysi ve diğer eşyalarının tahrip edildiğini ifade etmektedirler.

-Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum mahpusların en çok yakındıkları konu ise, hasta dahi olsalar, havalandırmaya çıkarılma süresinin bir saat olarak uygulanmasıdır; bu mahpusların ‘en az bir saat havalandırmaya çıkarılmalarına’ dair yasal düzenleme, genel olarak ‘en az’ süre üzerinden yani bir saat olarak uygulanmaktadır

-Gene bu dönemde mahpusların hapishanelerde hakarete uğradıklarına, tehdit ve darp edildiklerine, işkence gördüklerine dair başvurularında artış mevcuttur. Mahpusların darp edildiklerine ve işkence gördüklerine dair şikayetleri maalesef hemen her zaman sonuçsuz kalmakta; etkili ve etkin soruşturma yapılmamaktadır

-Ağırlaştırılmış hükmü olmadığı halde bazı mahpuslar tek başlarına tutulmaktadır. Bu konu ile ilgili olarak yapılan başvurular cevapsız kalmaktadır”

Çevirmen, genel hak ihlallerini sıraladıktan sonra cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini de başlık başlık şöyle sıraladı:

BOLU F TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

-Sağlık sorunları çözülmemekte, hastalar revire çıkarılmamakta, çıkarıldıklarında da tanı konulmadan verilen ilaçlarla geçiştirilmeye çalışılmakta ve sağlık sorunları kronik bir hale gelmektedir.

-10 saat olması gereken sohbet hakları 3 saatle sınırlandırılmış, sohbet gurupları 6 ay-1 yıla kadar değiştirilmeyerek yeni bir tecrit yöntemine dönüştürülmüştür.

-Daha önce haftada bir olan spor faaliyeti, ayda iki kez ile sınırlandırılmıştır ve grupları sohbet gurubuyla aynı olup, sohbet süresi boyunca değiştirilmemektedir. Kütüphaneye çıkarılmamaktadırlar ve daha önce az da olsa yararlanabildikleri saz, bilgisayar ve resim atölye faaliyetleri tamamen ortadan kaldırılmıştır.

-Odalar değiştirilmemekte; dört beş yıldır oda değiştirmemiş mahpusların oda değişim talebi dahi ‘niçin oda değiştirmek istiyorsun’ biçiminde sorgulamalara tabi tutulmaktadır. Cezaevindeki odaların yarısı hiç güneş görmemektedir. Sinüzit vb. rahatsızlıkları olanlar böylesi odalarda çok zorlanmakta ancak bu sağlık gerekçeleri bile dikkate alınmamaktadır.

MEKTUPLAR ENGELLENİYOR

-Aramalarda yazılarına el konulmakta, mektupları engellenmekte, dilekçelerine zamanında cevap verilmemektedir. Mahpuslar, yazdıkları dilekçelerinin yanıtını almak için yeni dilekçeler yazmak zorunda kalmaktadır.

İŞKENCE İDDİASI

-5 Kasım 2019 tarihinde Bolu F Tipi Cezaevi’nde kalan Mehmet Manas Doğanay ve Ayberk Demirdöğen’in koğuşlarına girilerek ağır işkencenin yapıldığı, mahpusların kafalarının duvarlara vurulup, yüzlerine tekmeler atılarak dövüldüklerini ve sonrasında tekli hücrelere konulmuşlar.

-Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinden kalan Nurullah Semo aylardır tek tutulduğunu, üç kişilik bir odaya geçmek için bugüne kadar gösterdiği tüm çabalara, girişimlere rağmen sonuç alamadığını yazmış.

KIRIKKALE F TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

-Doktorlar kelepçeli muayene dayatıyor, Astım gibi rahatsızlıkları olumsuz etkileyen tek hücreli ring araçlarıyla hastane sevklerinin yapılması ve hastane sevklerinin sık sık ertelenmesi, iptal edilmesi ve genel olarak geç yapılıyor.

-Hastane girişi, muayene işlemleri, randevu gibi işlemlerinin yapılması için cezaevi idaresi tarafından ‘sağlıkçı gardiyan’ görevlendirilmesi yapılmadığından, askerin ‘bizim işimiz değil’ gerekçesiyle hastane giriş işlemlerini yapmadığını ve tedavileri yapılmadan cezaevine getirildiklerini belirtmektedir.

-İl dışı hastane sevklerinde cezaevi idaresinin günlük su ve yiyecek ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığını, hijyene özen gösterilmeksizin yalnızca iki domates, biber, reçel ve bir ekmekle geçiştirildiğini, normal günlük yiyecek içeceklerinin karşılanmadığı gibi il dışı sevklerde ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için yasal olarak kendi hesaplarından 100 liraya kadar para verilmesi gerekirken, talep etmelerine rağmen verilmediğini aktarmıştır.

-Kelepçeli muayenenin dayatıldığını, kelepçeyi açtıran doktora rastladıkları istisnai durumlarda da jandarmanın kelepçeyi açtırmamak için doktora yönelik gözdağı, üstü kapalı tehdidiyle kelepçelerin açtırılmayarak muayene ve tedavilerinin engellendiğini, Kırıkkale Üniversite Hastanesi, Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi, Kırıkkale Diş hastanesine yapılan sevklerinde bu sorunları yaşadıkları için muayene ve tedavinin imkansız hale geldiğini, özellikle de Diş Hastanesi’nde kelepçeli muayene ve tedavi dayatması nedeniyle diş tedavilerini yaptıramadıklarını, aylardır diş ağrısı çeken ve her defasında kelepçeli tedavi dayatması yapıldığı için tedavi olmayan arkadaşlarının olduğunu, Diş Hastanesindeki bu uygulamaya son verilmesi için yaptıkları bütün girişimlerin sonuçsuz kaldığını ifade etmiştir.

-Kitap sayısı sınırlanmakta, yayınlar düzensiz verilmekte, mektupların engellenmektedir.

-Ziyaret günlerinde ziyaret yerine koğuşlardan yiyecek içecek götürme yasaklanmaktadır.

SİS BAHANESİYLE HAVALANDIRMA AÇILMIYOR

-Havalandırmalarda kamera bulundurulmakta, her yanı kameralar ile çevrili olmasına rağmen sisli havalarda sis bahane edilerek havalandırma kapıları açılmamaktadır.

-Kantinde satılan ürünlerin çeşitlendirilmemekte, bulunan ürünler pahalı satılmakta, yemekler özensiz ve yağlı yapılmakta, az miktarda verilmektedir.

SİNCAN KADIN KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

– Son olarak, gerek başvurucunun koğuşunda gerekse diğer koğuşlarda sevk talebinde bulunanların dilekçelerinin Adalet Bakanlığı’na gönderilmemesinden şikayet ediliyor. Çünkü sevk isteyenlere Adalet Bakanlığından gelen herhangi bir cevap tebliğ edilmiyor; bunun yerine idarenin el yazısıyla ret cevapları veriliyor.

TOKAT T TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

-Sohbet, resim, atölye, bilgisayar gibi faaliyetlerin olmadığını, sadece haftada 45 dakika spor olduğunu, aynı davadan kişilerin ‘oda boyanacak’ denilerek ayrı ayrı bloklara verildiğini, tüm haberleşme araçlarının ellerinden alındığını, bir radyo için 13 gün hücre cezası verildiğini

AYAKTA TEKMİL CEZASI

-Ayakta tekmil için dayatmanın olduğunu, ayakta tekmil vermedikleri için 54 kişiye iletişim, haberleşme ve görüş cezası verildiğini, 4 ayrı dosyadan 4 ay iletişim ve haberleşme cezaları verildiği aktarmıştır.”

 

Gündem

Türkiye’de hayatını kaybeden kişi sayısı 812’ye vaka sayısı 38 bin 226’ya yükseldi

Koronavirüs salgını nedeniyle son 24 saat içerisinde 87 kişi daha hayatını kaybetti. 24 bin 900 test sonuçlarından 4 bin 117’sinin enfekte olduğu öğrenildi.

BOLD-Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın her gün sosyal medya hesabından yaptığı açıklama da yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle son 24 saat içerisinde 87 kişinin hayatını kaybettiği ve toplam vefat sayısının 812’ye çıktığını belirtildi.

Yapılan müdehaleler sonucunda 264 kişinin iyileştiği ifade edilen açıklamada son 24 saat içersinde 4 bin 117 kişinin koronavirüs test sonuçlarının pozitif çıktığı aktarıldı. Toplam vaka sayısının 38 bin 226’ya tırmandığı vurgulandı.

Sağlık Bakanı Koca yaptığı paylaşımda “Hastalarımızdan 264’ü daha iyileşti. Yoğun bakım ve entübe hasta sayımızdaki artış hızı düşme eğiliminde. Başarımız izolasyona bağlı. Virüs, gücünü temas ortamından alıyor. Virüse bu fırsatı tanımayalım. Evde kalalım” uyarısında bulundu.

İstanbul Tabip Odası: Enfekte olan hekim sayısı bini aştı!

Okumaya devam et

Gündem

Karantinadan kaçanlar, GSM ile takip edilecek

Korona ile mücadele için hazırlanan ‘Pandemi İzolasyon Takip Projesi’ne göre evde izole kişiler dışarı çıkarsa telefonlarına uyarı mesajı gelecek. Kendileri ile hemen irtibat kurulup yerlerine dönmeleri istenecek.

BOLD – Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıkladığı ‘Pandemi İzolasyon Takip Projesi’nin ayrıntılarına ilişkin açıklama yaptı.

SAĞLIK BAKANLIĞI VE GSM OPERATÖRLERİ İŞİN İÇİNDE

Proje için kanuni yetki çerçevesinde gerekli izinler alınarak Sağlık Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı ile tüm GSM operatörlerinin uygulamaya alındığı açıklandı.

Özellikle pozitif vakaların, kendilerinin, yakınlarının ve bütün toplumun sağlığı için gerekli izolasyon kuralına uyup uymadıklarının takibi planlanıyor.

YOL KONTROLÜ YAPAN POLİSLER İHLAL SORGULAMASI YAPABİLECEK

İletişim Başkanlığı’nın konuyla ilgili açıklamasında şu noktalar öne çıktı:

Risk sebebiyle evde izolasyon altında bulunması gereken kişiler evi terk ederse, telefonlarına uyarı mesajı gelecek. Otomatik çağrı teknolojisi ile anında iletişime geçilecek ve geri dönmeleri istenecek. Uyarıya riayet etmeyip ihlali sürdürenler ilgili emniyet birimleriyle paylaşılacak, gerekli idari önlem ve yaptırım uygulanması sağlanacak. Yol kontrolü yapan emniyet ekipleri, kişinin bilgilerini sorgulayarak izolasyon ihlali yapıp yapmadığını öğrenebilecek.

VERİLER RİSKİN SONA ERDİĞİ TARİHTE İMHA EDİLECEK SÖZÜ

Karantina altındakilerin ve bölgelerin hareketliliği gözlemlenebilecek, salgının yayılmasının bu yolla önüne geçilecek.

Proje kapsamında elde edilen veriler, salgınla mücadele dışında hiçbir amaçla kullanılmayacak ve salgın riski sona erdiği tarihte imha edilecek. Verilerin başka amaçla kullanılamaması devlet güvencesinde ve sistemin güvenliği sıkı şekilde kontrol edilecek.

Katar uçakları Türkiye’ye ne taşıyor? Turhan Bozkurt yorumladı

Okumaya devam et

Gündem

İstanbul Tabip Odası: Enfekte olan hekim sayısı bini aştı!

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu, sahadan aldıkları bilgilere göre İstanbul’da Koronavirüs’ten enfekte olan sağlık çalışanı ve hekim sayısının bini geçtiğini açıkladı.

BOLD-Geçen hafta Bilim Kurulu Toplanıtısı sonrası açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye genelinde enfekte sağlık çalışanı sayısının 601 olduğunu söylemişti.

Sağlık Bakanlığı’nın ayrıntılı verileri kamuoyu ile paylaşmamasını eleştiren İstanbul Tabip Odası’ndan yapılan açıklamada, “Pandemiye karşı yersiz, yanlış, hatalı politikalarınızın, başarısızlığınız apaçık ortadayken ‘başarı hikayesi yazma’ çabalarınızın kurbanı olmak istemiyoruz! Hayatlarımız politikalarınızdan değerlidir!” ifadesine yer verildi.

İstanbul Tabip Odası’ndan yapılan açıklama şöyle:

Covid-19 pandemisi ne yazık ki yüzlerce insanımızı hayattan kopararak devam ediyor.

Baştan beri ısrarla talep etmemize rağmen Sağlık Bakanlığı pandemiyle ilgili ayrıntılı verileri kamuoyuyla paylaşmamakta ısrar ediyor. Türkiye’deki vakaların yüzde 56’sının İstanbul’da olduğunu, İstanbul’un göz göre göre nasıl vahim bir duruma sürüklendiğini ancak 1 Nisan tarihinde öğrenebildik.

BAKANLIK SADECE POZİTİF VAKALARI AÇIKLIYOR

Dünya ve Türkiye tıbbı bu süreçte Covid-19 teşhis ve tedavisinde sadece PCR testine dayanarak karar verilemeyeceğini çoktan öğrendi. Oysa Sağlık Bakanlığı sadece, hala daha yeterli sayıda yapılmayan PCR testlerinde pozitif çıkan vakalarla ilgili rakamları açıklıyor. Yapılan açıklamalarda toplam test, vaka, vefat, yoğun bakımda yatan hasta, entübe hasta sayıları verilirken hastanelerde Covid-19 teşhisiyle tedavi edilen hasta sayıları bile açıklanmıyor. Bu arada test yapıl(a)madan ya da test sonucu pozitif gelmeden hayatını kaybeden hastalara istatistiklerde yer verilmiyor. (Oysa Dünya Sağlık Örgütü COVID-19 pandemisi sırasında ölüm kayıtları için “U07.1: COVID-19, virüs tanımlanmış (laboratuvar testi (PCR) ile kesinleştirilmiş olgular”) ve “U07.2: COVID-19, virüs tanımlanmamış” şeklinde iki farklı uluslararası kod önermektedir.)

VEFAT SAYILARI DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR

Netice itibarıyla, Covid-19 vaka ve vefat sayılarını olduğundan çok daha düşük gösteren bu yaklaşıma karşı İstanbul Tabip Odası olarak sahadan topladığımız verilerle gerçek tabloyu raporlaştırıyor ve kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Covid-19 vakalarının yüzde 80’inin hastalığı semptomsuz olarak ya da ayakta geçirdiğini, ancak yüzde 20’sinin hastaneye yatırıldığını dünya ve ülke deneyimlerimizden biliyoruz.

İSTANBUL’DA COVİD-19’LU SAĞLIK ÇALIŞANI SAYISI BİNİ GEÇTİ

İstanbul’da Covid-19 teşhisiyle hastanelerde takip ve tedavi edilen hastaların sayısı çoktan binleri geçti. (İstanbul’da 45 gün içinde iki hastanenin yapılacağının açıklanması da durumun vahametini gösteriyor.) Hastanelerimiz Covid-19’lu hastalarla dolup taşıyor, artık aynı odada iki hasta birlikte yatırılmak zorunda kalınıyor. İstanbul’da eskiden bu yana çok sıkıntılı olan yoğun bakım yataklarıyla ilgili sıkıntı da hızla kendini gösteriyor.

Öte yandan Sağlık Bakanı 1 Nisan 2020 tarihindeki basın toplantısında Türkiye’de Covid-19’lu sağlık çalışanı sayısını 601 olarak açıkladı. (Sonraki açıklamalarında yeni bilgiye yer vermedi.) Oysa bizim sahadan topladığımız bilgiler sadece İstanbul’daki Covid-19’lu hekim, sağlık çalışanı sayısının çoktan 1.000’i geçtiğini gösteriyor.

KURBAN OLMAK İSTEMİYORUZ

Daha önceki raporlarımızda açıkladığımız gibi, Covid-19 pandemisi göz göre göre gelmesine rağmen maske, önlük, eldiven gibi gerekli kişisel koruyucu malzemelerin bile yerinde ve yeterli miktarda temin edilmemesi, triyaj uygulamasının birçok sağlık kurumunda yapılmaması, sağlık çalışanlarının sağlığını koruyucu tedbirlerin -başta düzenli test yapılması olmak üzere- alınmaması; kısacası İstanbul’daki sağlık kurumlarında gerekli hazırlığın zamanında yapılmamış olmasının bedelini ne yazık ki hekimler, sağlık çalışanları ödüyor. Salgınlara karşı mücadelede en önemli faktörün hızlı davranmak olduğu bilindiği halde Sağlık Bakanlığı yöneticilerinin yapılması gerekenleri haftalarca gecikmeyle yapmaları ise tabloyu kurtarmıyor.

Pandemiye karşı yersiz, yanlış, hatalı politikalarınızın, başarısızlığınız apaçık ortadayken ‘başarı hikayesi yazma’ çabalarınızın kurbanı olmak istemiyoruz!

Hayatlarımız politikalarınızdan değerlidir!

Cezaevinde koronadan babasını kaybeden Ferhat Yeter: Ders çıkarılsın!

Okumaya devam et

Popular