Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Fethullah Gülen’den İsviçre ve Alman medyasına ortak röportaj: ‘’Kadınlar toplumun her alanında olmalı”

Fethullah Gülen’in İsviçre medyasından Le Matin Dimance’a verdiği röportaj Almanya’da yayınlandı. Gülen, Hizmet Hareketi’nin geleceği, dış politika ve kadın haklarındaki sorulara yanıt verdi..

BOLD – İsviçre pazar günü gazetesi ‘Le Matin Dimance ve partner kuruluşu Almanya’nın önemli gazetelerinden Welt, Fethullah Gülen’le röportaj yaptı. Allain Jourdain’in soruları daha çok Erdoğan’ın dış politikasıyla ilgiliydi.

Röportajın tam çevirisi şöyle:

‘’Erdoğan’ın sonu Hitler veya Stalin gibi olacak’

WELT: Erdoğan sizden niçin bu kadar nefret ediyor? Siz bir zamanlar müttefiktiniz. 

Fethullah Gülen: Hizmet Hareketi hiçbir zaman kendisiyle yakın bir ilişki içerisinde olmadı. Erdoğan bizim demokrasi anlayışımızı paylaşıyor gibi görünmüştü. Hepsi bu kadar. Aynı şeyler için mücadele veriyordu. Ancak gücü eline alınca bambaşka bir yüzünü gösterdi. Bizim okullarımız eğitim alanında öyle bir vizyonu takip ediyor ki, kendisinin içerisine düştüğü otoriterlikle bağdaşamaz. Örneğin biz Kürt vatandaşların dillerini Türkçe diliyle birlikte kullanma haklarınının korunmasını destekliyoruz. Kendisi beni düşmanı olarak görüyor, ben kendisini hiçbir zaman düşman olarak görmedim. 

Ben kendisinden sadece verdiği sözleri tutmasını rica ettim. Kendisinin temel düşmanı kendisidir. Kendisini dünyanın en akıllı insanı olarak görüyor, ancak gerçekte duygular, kıskançlık, nefret ve intikam ile yönlendirilmekte. Hükümeti paranoya içerisine batmış durumda. Ablam kaçak yaşamak zorunda, benimle aynı soyismi taşıyan kişiler tutuklanıyor. 

Welt: Eğer sizi doğru anladıysak, görüş farklarınızın temeli Kürt meselesinde yatıyor.

Gülen: Erdoğan benimle aynı dünya görüşünü paylaşmıyor. Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal başbakan olduğu dönemle bu sorunu, hükümetine Kürt, sosyal demokrat ve farklı siyasi kesimlerden bakanları dahil ederek kısmen çözmüştü. Ben daha çok özgürlüklerin sağlanması gerektiğini ve Kürtçenin okullarda serbest bırakılmasının doğru olduğunu düşünüyorum. Bunun için daha çok merkezden yönetilmeyen bir devlete ihtiyaç var. Eğer bir gün bir reform olacaksa vatandaşlara daha çok özgürlük sağlayan ABD Anayasası’nı baz almayı önerirdim. 

Welt: Sizin özgürlükle alakalı karşı konsept tasarınız nedir? Erdoğan, kadınların yerinin mutfak olduğunu düşünüyor. Bu da sizin aranızın açılmasına sebep olan konulardan biri mi? 

Gülen: (Gülüyor.) Ben şahsen ataerkil bir modelden yana değilim, zira bu İslamiyet’in tarihteki başlangıçlarına göre geri bir adımdır. Kadınlar toplumun her yerinde dahil olmalı. Bir kadın hakim veya pilot olmak istiyorsa, kendisini hiçbir şeyin tutmaması gerekir. 

Welt: Erdoğan uluslararası ve coğrafi sahnede de yer almayı arzuluyor. 2019 yılının sonunda Suriye’de gerçekleştirmiş olduğu askeri müdaheleyi nasıl yorumluyorsunuz? 

Gülen: O gündem değiştirme hareketiydi. İnsanların ilgilerini Türkiye’deki iç sorunlardan başka yöne çevirmek istedi. Ayrıca bu, kendini Müslüman dünyasında güçlü adam olarak lanse etmek için yeni bir fırsattı. Ancak Suriye’deki sonucu net şekilde görüyoruz. Gerçekçi olmayan bir kalkışmayı destekleyerek katil oldu. Kendisinin tüm olanlarda büyük sorumluluğu var. Binlerce ölü, milyonlarca mülteci… Eli büyük ölçüde kanlı. Eski bakanlarından biri Suriye krizindeki çıkış yolunun ne olduğunu bana sormuştu. Bende bir anlaşma sağlanması gerektiğini ve böylece adım adım demokrasiye ulaşmanın gerektiğini söylemiştim. 

Suriye’de adım adım demokrasiye doğru giden bir süreci desteklemek gerektiğini, hatta ihtiyaç duyulursa Esad’a da bir veya iki dönem başkan olarak kalmasında destek sağlanabileceğini, ancak bu durumda her toplumsal kesimin, azınlık olsun, çoğunluk olsun, parlamentoda temsilcisinin olması gerektiğini söylemiştim. Ancak benim tavsiyemi duymazdan geldiler. 

Welt: Erdoğan’ın Libya’daki duruma müdahale etmesi de bir hata mı?

Gülen: Libya’da her zaman çeşitli bölgeler arasında gerilimler vardı. Burada da Erdoğan belirli gruplara destek vermesi hasebiyle olumsuz bir rol üstlenmiş durumda. Erdoğan dünyada İslami topluluğun lideri olma teşebbüsünde, fakat sünniler arasında çatışmaya yol açan müdahalelerde bulunan bir kişi nasıl böyle bir konumu üstlenebilir ki? Gittikçe kendi çelişkilerinde daha da batıyor. Hitler ve Stalin örneklerinde olduğu gibi, tüm narsist tiranlar kötü bir son bulur. Hepsinin hükümdarlığı öfkede sonuçlanır. Onlarla aynı kaderi yaşayacak.

Welt: Erdoğan batıya NATO’dan ayrılmak tehditi ile baskı kurmaya devam ediyor. Bunu gerçekten yapacağını tahmin ediyor musunuz?

Gülen: Erdoğan, Rusya ve Şangay organizasyonuna işbirliği için yaklaşıyor gibi. Ama bu bir blöf. Bir nevi şantaj denemesi esasında. Batıdan vazgeçemez. Kendi güvencesi için ona ihtiyacı var. Bu üslubu kendi takipçilerini ikna etmek için kullanıyor. Benim şahsi fikrim, Türkiye’nin NATO ve Avrupa ile ilişkilerini ayakta tutması gerektiği yönünde. 

Welt: Ne var ki Türkiye’nin AB üyeliği gündeminin iyice ortadan kalktığı görülmekte. Bundan dolayı üzgün müsünüz?

Gülen: Şu an, böyle totaliter bir hükümet ile nasıl AB üyesi olunur, bunu pek mümkün görmüyorum. Kendini şiddet, nefret ve intikam ile iktidarda tutan birilerinden bir şey beklenmez. Fransa ve Almanya gibi ülkeler zaviyesinde Türkiye tüm inandırıcılığını yitirdi. Bizim hareketimiz her zaman AB ile yakınlaşma yönünde mücadele gösterecektir, çünkü onlardan öğrenip istifade edebiliriz.

Welt: Erdoğan Müslüman Kardeşlere yakınlaşıyor gibi gözüküyor. Ne dersiniz?

Gülen: O bir makyavelist. Eğer Müslüman Kardeşlere yakınlık gösteriyorsa yalnızca bir hesaptan ötürüdür. Eğer onların etkisi azalırsa onları da terk edip bırakacaktır.

Welt: Hareketinizin ileriye yönelik rolünü nasıl görüyorsunuz? 

Gülen: Hizmet gelecekte de insani bir vakıf olmaya devam edecek. Çünkü bu bizim öncelikli gayemiz. Maalesef bu durum bu olumsuz bağlamda zorlaştırılıyor. Biz çok küçük bir hareketiz, ama buna rağmen sosyal harmoni, karşılıklı saygı, hoşgörü ve çeşitlilik konseptimizi savunmaya devam edeceğiz. Benim inancım, insani evrensel değerler birbirimizi dini ayrışmaların ötesinde bir araya getirebilir. Yakın zamanda bir hastanede tedavi oldum. Orada bir Müslüman hastaya yüksek saygı ile muamele eden Hıristiyan ve Yahudi doktorlar ile karşılaştım. Allah insanlara amelleri üzere muamele eder, suretlerine göre değil.

Bu röportaj ‘Welt’in partner medyası olan ve Fransızca yayın yapan İsviçre pazar günü gazetesi ‘Le Matin Dimance’ için yapılmıştır. 

 

Cezaevlerinde hak ihlalleri raporu: Tecrit, ringle sevk, ayakta sayım, kelepçeli muayene dayatması

Gündem

Milletvekilleri duruşmaya alınmadı, kim, neyi gizliyor?

AKP’li milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın korumaları ve yakınlarının saldırıları sonucu üç kişinin hayatını kaybettiği Şenyaşar ailesinin duruşmasına HDP’li milletvekilleri alınmadı.

BOLD – Urfa’nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018’de meydana gelen saldırılarda yaşamını yitiren Hacı Esvet Şenyaşar, oğulları Celal ve Adil Şenyaşar’ın ölümüne ilişkin açılan davanın ikinci duruşması dün Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

2’si tutuklu 13 kişinin, “öldürme”, “öldürmeye teşebbüs”, “yaralama”, “mala zarar verme” ve “ateşli silah bulundurma” suçlamalardan yargılandığı davanın 15 Nisan’daki ilk duruşması koronavirüs salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında görülememiş, Nöbetçi Malatya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yapıp erteleme kararı vermişti.

Saldırıda yaralı kurtulup, 2 yıldır tutuklu bulunan Fadıl Şenyaşar ile AKP’li vekil Yıldız’ın yakını Enver Yıldız, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBIS) üzerinden bağlanırken, tutuksuz 11 sanık salonda hazır bulundu.

İDDİANAME YILDIZ AİLESİNİ KORUMAYA YÖNELİK

Şenyaşar ailesinin avukatı Bülent Duran’ın, Urfa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamenin Yıldız ailesini korumaya yönelik olduğunu söylediği duruşmaya mahkeme başkanının kararıyla Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ile Urfa Milletvekili Ayşe Sürücü alınmadı. Gergerlioğlu daha sonra aile ile canlı bir Youtube yayını gerçekleştirdi.

 

Mahkeme başkanını adliyedeki Adalet Komisyonu’na şikayet eden Gergerlioğlu, Şenyaşar ailesine karşı yapılanların herkes tarafından bilindiğini, yine de geçen 2 yıllık süre içerisinde adaletin yerini bulmadığını söyledi.

“MAHKEME BAŞKANI BİZİ ALMAMAK İÇİN DİRETTİ”

Gergerlioğlu, “Urfa’da yaşanan bu olayın davası Malatya’ya alınarak dava görülmeye başlandı. Duruşmaya katılmak için Ankara’dan Malatya’ya geldik. Duruşma öncesi ailenin duygu ve düşüncelerini almak için kısa bir canlı yayın yapmak istedik. Ama hemen müdahaleye uğradık. Yayın yapmamız engellendi. Ardından mahkeme salonuna girmek istedik, bir kez daha engellendik. Mahkeme başkanı taraflar dışında başka kimseyi duruşma almayacağını söyledi. Biz milletvekili olarak, milletin adına duruşmaya katılmak istedik. Mahkeme başkanı bizi almama noktasında diretti. Bu durumu Adliye Adalet Komisyonu başkanlığına bildirdik. Fakat o da ‘bu konu beni aşar’ diyerek, başvurumuzu geri çevirdi. Sonuçta mahkeme salonuna giremedik. Bu durum ailenin adalet konusundaki kaygılarını arttırmıştır” dedi.

Şenyaşar ailesinin kamuoyuna duruşmaya katılım çağrısı yaptığını hatırlatan Gergerlioğlu, kendisinin de partisi tarafından bu adalet arayışına destek olmak için görevlendirildiğini dile getirdi.

“SON DERECE VAHİM BİR DURUM”

Gergerlioğlu, karşılaştıkları engellemeyi “Bu duruşmayı izlemememizin ne manisi olabilir? Kim neyi gizliyor? Ben bunu açıkça soruyorum; Biz neden içeri alınmadık? Tamam, mahkeme başkanının böyle bir kararı olabilir. Ama biz de milletvekiliyiz ve milletin adına gelmişiz. Tüm bunlara baktığımız zaman belli ki önceden alınmış kararlar var. Daha önce hiç karşılamadığımız bir durum. Yine duruşmayı izlemek için ille de milletvekili olmak da şart değil. Yani mahkemelerin ‘aleniyet ilkesi’ çiğnenmiş oldu. Onun için bunu son derece vahim bir durum olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.

SÜRÜCÜ: AMAÇ GERÇEKLERİN ÜSTÜNÜ ÖRTMEK

MA’nın haberine göre Duruşma salonuna sokulmayan partili bir diğer isim Urfa Milletvekili Ayşe Sürücü de, olayın Urfa’da yaşandığını, bu yüzden duruşmaların da orada görülmesi gerektiğini dile getirerek dava dosyasının Malatya’ya taşınmasını eleştirdi. Sürücü, “ Gerçeklerin ortaya çıkmasını istemiyorlar. Yine kamuoyunun olaydan haberdar olmasını istemiyorlar. Amaçları gerçeklerin üstünü örtmek” dedi.

NE OLMUŞTU?

24 Haziran 2018 genel seçimlerinin hemen öncesinde Urfa’nın Suruç ilçesinde, 14 Haziran’da AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın korumaları ve yakınlarının Şenyaşar ailesine ait iş yerine yönelik saldırısı, yaralıların kaldırıldığı hastanede devam etmiş ve baba Hacı Esvet Şenyaşar ile çocukları Celal ile Adıl Şenyaşar yaşamını yitirirken, Ferit, Memet, Fadıl Şenyaşar’ın da aralarında olduğu 9 kişi ise yaralanmıştı. Olaydan sonra tedavi edildikleri hastanelerde gözaltına alınan yaralı kardeşlerden Fadıl Şenyaşar, “öldürmek” ve “yaralamak” iddialarıyla tutuklanmıştı.

AKP’li Yıldız’ın ağabeyi Mehmet Şah Yıldız’ın da yaşamını yitirdiği olaya dair somut ifadeler ve görüntüler olmasına rağmen, Yıldız ailesinden kimseye dokunulmamış, 17 ay sonra Enver Yıldız koruma ordusu ile geldiği Urfa Adliyesinde tutuklanmıştı.

Savcılık tarafından olaydan 18 ay sonra hazırlanan iddianamede ise Şenyaşarlara yönelik asıl saldırının yaşandığı hastane boyutu iddianame dışı bırakılmasının yanı sıra sağlam şekilde girdiği hastaneden kafası ezilmiş halde ölü olarak çıkan Esvet Şenyaşar’a dair tespite yer verilmedi.

Okumaya devam et

Gündem

Hizmet Hareketine ait yurt binasına Saray el koydu

Ankara Çukurambar’daki yaklaşık 25 katlı Hizmet Hareketi’ne ait yurt binasına Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı logosu yerleştirildi. Yurt olarak inşa edilen bina ve şirkete 15 Temmuz sonrası el konulmuştu.

BOLD – Ankara’nın Çukurambar semtindeki yaklaşık 25 katlı binaya Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı logosu yerleştirildi. Hizmet Hareketi’ne ait Atlantik AŞ’ye ait olan binaya 15 Temmuz sonrası el konulmuştu.

BİNAYA LOGO ASILDI

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Çukurambar semtinde bulunan yaklaşık 25 katlı binaya, halihazırda Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün eski binasında bulunan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ismi ve logosu asıldı. 15 Temmuz sonrası binaya el konulması ile birlikte söz konusu alanın mülkiyetinin Hazine’ye geçtiği; binanın kullanımının ise Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nda olduğu öğrenildi.

Dink’i tehdit eden MİT’çiler mahkemede dinlenmeyecek

Okumaya devam et

Gündem

Erdoğan’dan nikah hediyesi Cumhurbaşkanı Danışmanlığı oldu

Danışman sayısı ile gündem oluşturan Saray’a iki yeni danışman daha atandı. Geçen aylarda AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın nikah şahidi olduğu Hamza Gedikoğlu da Saray’a danışman yapıldı.

BOLD – Cumhurbaşkanı Danışmanlığına iki yeni atama Resmi Gazete’de yayımlandı. Karara göre Ayhan Oğan ve Hamza Gedikoğlu AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan imzasıyla, Cumhurbaşkanı Danışmanlığına atandı.

ERDOĞAN NİKAH ŞAHİDİ OLMUŞTU

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararlara göre, Ayhan Oğan ve Hamza Gedikoğlu Cumhurbaşkanı Danışmanlığına atandı. Erdoğan, geçtiğimiz aylarda Hamza Gedikoğlu’nun nikah şahitliğini yapmıştı. Erdoğan, Eşi Emine Erdoğan ile Üsküdar Belediyesi Nikah Salonu’nda Öznur Hacıosmanoğlu ile Hamza Gedikoğlu çiftinin nikah törenine katılmıştı.

Türkiye’de 18 kişi daha koronavirüsten öldü: Bin 24 yeni vaka tespit edildi

Okumaya devam et

Popular