Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

“AKP’li Fatma Betül Sayan, günlük 70 TL’ye mahkemelere adam getirtti”

Melek Çetinkaya, polis sorgusunda yaşadıklarını anlattı. AKP’li Fatma Betül Sayan’ın askeri öğrenci davaları izlemeye gelenlere günlük 70 TL dağıttığını söyledi.

BOLD – Müebbet hapis cezasına çarptırılan askeri öğrencisi Taha Furkan Çetinkaya’nın annesi Melek Çetinkaya geçen hafta Ankara TEM Şube’de geçirdiği 3 günü anlattı. Tutuklu bulunan tüm Harbiyeli öğrenciler için 19 Ocak’ta Adalet Yürüyüşüne başlayan Çetinkaya 3. gün evinin kapısının alınarak Ankara TEM’e götürüldü.

KAPI ÖNÜNDE “PROVOKATÖR” YALANI

DW’den Nevşin Mengü’nün Bire Bir programına konuk olan Çetinkaya, o gün evde arkadaşıyla kahvaltı yaptıklarını ve onu evine bırakmak için otoparktan çıkınca polislerle karşılaştığını söyledi: “Otoparktan çıktım. Evimin önünü trafik polisinden tut, çevik kuvvet, sivil polis hepsi mahalleyi doldurmuştu. Ne oluyor dedim. ‘Melek hanım yaptığınız Adalet Yürüyüşüne karşın provokatörler de karşı bir eylem yapacakları ihbarını aldık. Sizi sadece güvenlik amaçlı şubeye götürüyoruz dediler. Fakat beni TEM’e götürdüler.”

BİR POLİS SİGARASINI YÜZÜME ÜFLEDİ

TEM’e ilk gittiğinde polislerin tavrından çok korktuğunu ifade eden “Odaya girdim, çıkar şunu diye bağırdılar. 1,5 saat ayakta duvara dönük durdum, kimseyi görmemem gerekiyormuş. Hatta bir ara üşüdüm elimi cebime koydum. Çıkar elini burası güvenli şube değil diye bağırdılar. Polisin biri geldi, sigarasını yüzüme üfledi. Biri geldi, bir karış da boyun varmış, niye doğru durmuyorsun sen diye bağırdı. Bir karış da herhalde yerin altında var gibi.” dedi.

“Hukuk devleti değil miyiz? Siz oraya gelen insanın terörist mi değil mi olduğunu daha bilmiyorsunuz nedir, bu muamele anlayamadım doğrusu. Biri geldi, sen sosyal medya kullanmayı nereden öğrendin, ne zamandır kullanıyorsun gibi sorular sordu” diyen Çetinkaya şöyle devam etti: “Gerçekten o kadar korktum ki, herhalde bu akşam işkence odasına götürüleceğim dedim.”

Daha sonra 5 kadının da bulunduğu bir nezarete konulduğunu belirten Çetinkaya, kendisine verilen bir ince sünger ve battaniye aldıktan sonra işkence odasına götürülmediği için sevincinden ağladığını ifade etti.

“MERAK ETMEYİN PARALARINIZ ÖDENECEK”

Melek Çetinkaya, askeri öğrencilerin davaları devam ederken AKP’li belediyelerin duruşmalara otobüs otobüs adam getirdiğini, Silivri Cezaevi önünde mutfak kurularak onlara öğle yemeği dağıtıldığını hatta gelenlerin ellerine AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan’ın bilgisi dahilinde 70 TL para verildiğini söyledi:

“AK Parti belediyeleri, Ümraniye Belediyesi ve diğer belediyeleri mahkeme günlerimizi Twitter’dan ‘gelin hainlere cezasını verelim’ diye duyuru yaptılar. Bedava otobüsler kaldırdılar. Bir de Silivri Cezaevinin önüne mutfak kurdular. Onların yemeklerini verdiler. Tatlısına, tuzlusuna, etlisine varıncaya kadar. Günlük 70 TL para verdiler. Fatma Betül Sayan, bu paraları o insanlarla konuşurken biz kulaklarımızla duyduk. Bunun şahitleri de var. İnsanlar paralarını isterken, ‘Merak etmeyin, paralarınız ödenecek’ dedi. Mahkemeyi izlemeye gelmiyorlar onlar, bizim çocuklarımıza hakarete geliyor. Hainler diye bağırmak için geliyor. Bu mahkemeye gerek yok ki… Siz kararınızı vermişsiniz çoktan. Eğer adaleti, adalet saraylarında değil de ‘ak saray’da arayacaksak o zaman bu adliyeleri kapatın gitsin.”

AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan

BOLD ÖZEL

Üniversite sınavında derece yaptı ancak ‘terörist’ iftirasıyla eğitim hakkını elinden aldılar

Hukuk fakültesini derece yaparak kazanan tutuklu öğrenci Emine Altın’ın sınavlara girmesine izin verilmiyor. CİMER’in gerekçesi: “Toplumun güvenliğini tehlikeye düşürebilir!”

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – İzmir Şakran Cezaevinde 14 Şubat 2018’den bu yana tutuklu bulunan Emine Altın, 2019 üniversiteye giriş sınavında derece yaptığı halde okumasına izin verilmiyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Altın İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi sınavlarına giremiyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi ile (CİMER) 4-5 kez yazışma yapan aileye 7 Ocak 2020’de gelen en son cevaba göre Altın ‘toplum güvenliğini tehlikeye atabilir’ diye sınavlara alınmıyor.

Cevapta şöyle deniliyor: “Ceza infaz kurumu düzeni ile toplum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, terör örgütü veya diğer suç örgütü üyelerinin örgütsel amaçlı faaliyet ve haberleşmelerine imkân sağlayabileceği, yol, kalınacak ceza infaz kurumu ya da sınav merkezi veya okulda güvenlik açısından sakınca bulunabileceği değerlendirildiği takdirde Cumhuriyet Başsavcılığınca sınırlama…”

BEBEĞİNİ KAYBETTİ, TUTUKLANDI, EŞİ İLE GÖRÜŞTÜRMÜYORLAR

Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan “Kimse eğitim öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz” hükmü hiçe sayılarak eğitim hakkı elinden alınan Emine Altın’ın annesi Fadime Mersin, yaşanan hukuksuzluğa tepki gösterdi.

Mersin, “Tutuklu olanların okumasına müsaade eden okullar arasında İstanbul Üniversitesi olduğu için bu hukuk fakültesine kayıt yaptırdık. Şimdi sınavlara girmesine izin vermiyorlar. Kızınız terörle yargılanıyor, öğrencilere zarar verir. Mesuliyet alamayız. Burada okutamayız diyorlar. İlk başta devlet izin verirse, masrafları da siz karşılarsınız sınavlara girebilir demişlerdi. Şimdi devlet evlet izin vermiyor diyorlar. Madem okumasına izin verilmeyecekti neden sınava girmesine izin verildi. Hem sevindik hem de sevincimiz kursağımızda kaldı” dedi.

Kayıt sürecinde de çok uğraştıklarını belirten Mersin, “Vekalet için cezaevi ile noter arasında gidip geldik. İki ay son dakikaya kadar uğraştırdılar. Onu halledince bu sefer okul ile sorumuz başladı. Okul ilk önce önce sınavı kazanıp sonra içeri girseydiniz sizi kabul edebiliriz ama içerideyken kazandığınız için kaydınızı alamıyoruz dediler. Derslerine girmediğiniz için sınavlara kabul edemiyoruz dediler. Türkiye’de sadece 5 üniversitede dışarıdan eğitim almak özgürlüğüne sahipsiniz. Bunlardan biri de İstanbul Üniversitesi. O zaman bu ibareyi kullanmasınlar.” ifadelerini kullandı.

Kızının Manisa Turgutlu Rabia Hatun Lisesinden mezun olduğunu ifade eden Mersin, “İlk bine girdi kızım ve böyle şartlar altında okuyan bir çocuk. Görüşe gittiğimde, derece yapan senin kızın mı, o senin kızın mı diye soruyorlar bana. O kadar üzdüler ki bizi anlatamam. Çok mağduriyetler yaşadı” diye konuştu.

Emine Altın, İzmir Şakran Cezaevi

İKİNCİ ÜNİVERSİTESİ

Emine Altın aslında matematik öğretmeni. İzmir 9 Eylül Üniversitesi Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun. İkinci üniversitesini Türkiye derecesi yaparak kazandı. Okulu bitirdikten bir yıl sonra evlenen Altın’ın maden mühendisi eşi Armağan Altın da Kasım 2017’den beri aynı cezaevinde tutuklu. Eşi tutuklandığında hamile olan Altın, 1,5 aylık bebeğini o süreçte kaybetti. Dört ay sonra da kendisi tutuklandı. Evlilik aşamasındayken de gözaltına alınan Emine Altın, o dönemde serbest bırakılmıştı.

İÇ GÖRÜŞ YAPTIRMIYORLAR

Yeni evli çifte, Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklandıkları için 2 yıl içinde sadece iki kere kapalı görüş hakkı tanındı. Cezaevinde sağlık sorunları başlayan Armağan Altın’ın aile yakınları “Kan tahlili vermesi gerekiyor ama bir türlü almadılar. 3-4 defa dilekçe yazıp talep etmiş, ama ilgilenilmemiş. Normalde kalp kapakçığından dolayı ameliyat olmuştu. Onun için de kontrol istedik. Uzun süre sonra kontrole götürdüler.” dedi.

Emine-Armağan Altın, 2016.

Tutuklu anne: Kızım intihara teşebbüs etti, oğlum manik depresif oldu

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tutuklu anne: Kızım intihara teşebbüs etti, oğlum manik depresif oldu

İki yıldır tutuklu Nesibe Nur Akkaş, intihara kalkışan kızını, manik depresif teşhisi konulan oğlunu ve tutukluluk sürecinde ailece yaşadıklarını yazdı…

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 3 Temmuz 2018’den bu yana Manisa E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan 3 çocuk annesi Nesibe Nur Akkaş, intihara kalkışan kızını, manik depresif teşhisi konulan oğlunu ve ailece yaşadıkları sıkıntıları anlattı.

KIZIM İNTİHARA TEŞEBBÜS ETTİ

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na 6 sayfalık mektup yazan Akkaş, büyük kızının aşırı dozda anti-depresan aldığını ve ölümden döndüğünü söyledi. Akkaş, “Büyük kızım 12 yaşında. 42 ay önce babasının tutuklanmasının ardından geçirdiği travmayla aşırı derece kilo almaya başladı. Ben kızımı Celal Bayar Üniversitesi Hastanesine tedaviye götürüyordum. Zaten 7 yaşından beri ‘Dikkat Eksikliği-Dürtüsellik’ hastalığından dolayı kırmızı reçete ile tedavi gören kızım, 10 yaşında antidepresan kullanmaya başladı. Maruz kaldığı sıkıntılar ve yaşadığı travmalar yüzünden 2018 Kasım ayında tedavisi için doktorun verdiği depresan ilaçları aşırı derece içerek İNTİHAR teşebbüsünde bulundu.” dedi.

NEFESİM DARALMAYA BAŞLIYOR ANNE

Akkaş, kızının Mart 2019’da kendisine gönderdiği ilk ve son mektubunun bir bölümüne de kendi mektubunda yer verdi:

“Anne var ya senin bana verdiğin kolye şu an elimde olan kolye ben onu okula takınca sanki böyle siz beni evde bekliyormuşsunuz gibi bir cesaret doluyordum. Ama önceki hafta okulda kolye, bileklik vs takılması yasaklandı. Bir anda içimi dolduran şey çıkıp gitti. Sanki birisi gücümü almaya çalışıyormuş gibi sanki sizin cezaevleriniz her bir saniyede daha da uzaklaşıyor gibi, sanki açık görüşler hiç gelmeyecek gibi, yüzünüzü, o güzel tebessümle bakan yüzünüzü çok az görecekmişim gibi sanki biri kalbimi sıkıştırıyor ama bırakmıyor anne, size o kadar çok ihtiyacım var ki… Anne biliyor musun ben geceleri kolyeyi alıp seninle konuşa konuşa ağlıyorum. Anne hani ben zehirlendim ya boru soktukları yer böyle üzülünce ama çok üzülünce sanki boğazımda bir şey var da nefes almama izin vermeyecekmiş gibi oluyor ondan sonra gerçekten nefesim daralmaya başlıyor ve nefes alamamaya başlıyorum… Ve artık bu çok sık oluyor.”

İki kızı, bir oğlu bulunan Nesibe Nur Akkaş çocuklarıyla bir görüş gününde.

OĞLUMA MANİK DEPRESİF TEŞHİSİ KONULDU

Tutuklandığından bu yana 16 yaşındaki oğlunun İzmir’de şizofren anneannesi ile kaldığını belirten Nesibe Nur Akkaş, “15 tatilde çok ısrar etmemin üzerine doktora götürülen oğluma doktor manik depresif teşhisi koymuş, düzenli muayeneye çağırmış. Şu an doktora götürebilecek kimse yok maalesef. Çünkü doktoru Turgutlu’da, okulu İzmir Çiğli’de, annemin evi İzmir’in Evka 4’ünde. Hepsi çok ters yerlerde. Devamsızlık ve derslere odaklanma, katılım problemi yaşayan oğlum çoğu zaman öz bakımını yapmakta bile zorluk çekiyor.”

Nesibe Aktaş, sadece çocuklarının değil kendisinin sağlık sorunları yaşadığını da ifade ediyor. Gözaltına alındıktan bir gün sonra hastalıkları nedeniyle İzmir Kadın Doğum Hastanesi ve Turgutlu Devlet Hastanesinde operasyon göreceğini söyleyen Akkaş, “Gözaltına alındığım günün ertesi kadın hastalıklarından operasyon geçirecektim. Cezaevi şartlarından dolayı hastalıklarım ilerledi, bazıları tedavi edilmiyor. Damar ameliyatı olmam gerekiyordu, bu şartlarda çok riskli olduğu için olamadım. Kalp-damar, kadın hastalıkları, üroloji, KBB, fizik tedavi (bel fıtığı oluştu, sağ bacağım uyuşuyor) beyin cerrahisi, Nüroloji gibi bölümlerle ilgili tedaviler görüyorum. Doktorlar tarafından şartlar değişmedikten sonra iyileşmemin çok mümkün olmadığı ifade edilmekte.” diye yazdı.

OĞLUMU 6 AY HİÇ GÖRMEDİM

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Nesibe Nur Akkaş’ın eşi de 42 aydır tutuklu. Dosyası Yargıtay’da bulunan Akkaş, mektubunu çocuklarının ruhen kan kaybettiğini, dayanma gücünün kalmadığını söyleyerek bitiriyor ve “Ne olur sesimi duyun” diyor.

“Kızlarımı sadece ayda 1 veya 2 ayda bir görüşüme gelince görebiliyorum. Oğlumu ise 6 ay hiç görmedim. Çocuklarımdan sağlıklı bilgi ve haber alamıyorum. Ciddi manada ruh ve beden sağlıkları ile eğitim hayatları adına endişe etmekteyim. Çocuklarım aile kavramını yitirmiş durumdalar. Bir daha bir araya gelemeyeceğimizi sanıyorlar. Psikolojileri çok kötü durumda. Aile Birlik ve Bütünlüğümüz Parçalanmış durumda. Bu yaşadığım durumları anlatabilecek kimsem olmadığı için sesimi sizin aracılığınızla vicdan sahiplerine sesleniyorum. Çocuklarım ruhen kan kaybediyorlar. Yaşları belki çok küçük gibi gelmiyordur belki size ama emin olun kundaktaki bebekten daha kötü ve annelerine ihtiyaçları olan aciz bir durumdalar. Anlatmaya çalıştığım mağduriyetler artık dayanma gücünün tükenmesine sebep oluyor. Ne olur sesimi duyun.”

NESİBE NUR AKKAŞ’IN ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ MEKTUBUN ORİJİNALİ

Tutuklu anne Elif Güven: 40 ay önce dağılan yuvamın hüznünü yaşıyorum

 

Okumaya devam et

Gündem

Erdoğan: “Suriye’de sıkıntımız hava sahasını kullanamıyor oluşumuzdur”

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İdlib’le ilgili konuştu. “Şu anda en büyük sıkıntımız hava sahasını kullanamıyor oluşumuzdur. İnşallah yakında buna da bir hal çaresi bulacağız” dedi.

BOLD Mecliste partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, İdlib’deki son durumla ilgili konuştu. Suriye’deki en büyük sıkıntının ‘hava sahası kullanımı’ olduğunu belirten Erdoğan, “İnşallah yakında buna da bir hal çaresi bulacağız” dedi.

RUSYA İNSANİ HASSASİYETİ KABUL ETMEK İSTEMİYOR

Erdoğan, şunları söyledi: “İdlib’de ortaya çıkan büyük insani krizi önlemek için sahada aktif müdahale dahil her yolu deniyoruz. Talebimiz rejimin saldırılarını sona erdirip gözlem noktalarımızın gerisine çekilmesidir. Rusya insani hassasiyeti kabul etmek istemiyor. Gözlem kulelerimizi kuşatanlara verdiğimiz süre doluyor. Şu anda en büyük sıkıntımız hava sahasını kullanamıyor oluşumuzdur. İnşallah yakında buna da bir hal çaresi bulacağız. Sınırlarımız dışında biz macera aramıyoruz. Sınırlarımızı güven altında tutmak, huzurla yaşayabilmemizi temin edebilmek için mücadele yürütüyoruz. Bunun için bize düşen bir olmak, iri olmak,i diri olmak, kardeş olmak, hep birlikte Türkiye olmaktır.”

Erdoğan’ın konuşmasından başlıklar şöyle:

SİYASET CAHİLİSİN

Bu İdib’deki sen o yavruları sen televizyon ekranlarında izlemiyor musun? O yavruların ahı sana yeter ya! O anneler, o babalar, o çamur deryaları içerisinde başlarını sokacakları bir çadır dahi bulamıyorlar. Bu katil Esed’in insafına mı bırakacağız bunları? Bana yaptığı teklife bak ya, git görüş diyor. Yahu sen Esed’i görmediğin zaman ben onunla görüşüyordum zaten. Ama biz ona hangi teklifi yaparsak yapalım ama adam olmadığını gördük. Bunda insaf diye bir şey yok. Bugün bizim karşımıza dikilen benim Kürt orijinli kardeşlerim Suriye’nin Kuzey Doğusunda şu anda terör örgütüne destek verenler onlara pasaport dahi vermiyordu. Ben de kendisine tavsiyede bulunuyordum neden vermiyorsun diye. Bay Kemal kalkıyor şimdi bize bu noktada ahkam kesiyor. Ya sen siyaseti bilmiyorsun, siyasetin cahilisin. Bunları tanımıyorsun. Bunlar cibilliyet fukarası.

GAYRİ MİLLİLİĞİN TEMSİLCİSİ

Şu anda Apo’nun ortaklarıyla da zaten ortaklığı var. Yürüyüşleri beraber yaptılar. Ankara’dan İstanbul’a beraber yürüdüler. Bunla da kalmadılar AP’de dirsek dirseğe oturdular, oradan da yine ülkemize saldırdılar. Bunlarda bu ülkenin menfaatlerini savunmak diye bir şey yok. Kalkıp da AK Partiyi AP’de Türkiye düşmanlarına şikâyet etmek kadar alçalmak olabilir mi? İşte millilik, yerlilik derken savunduğumuz ama gayri millilik derken işte temsilcisi bunlar.

LİBYA’DA TÜRK AŞİRETLERİ VAR

Libya’da ülkemizin ne yapmaya çalıştığını anlamamış bir kişinin söyledikleri deryada damla hükmünde değildir. Gazi Mustafa Kemal’in Trablusgarp’ta ne işi vardı? Neden oralara gitti? Biz tarihimizi inkar eden değil onunla beraber geleceğe yürüyen bir siyasi partiyiz. Bugün Libya’da Türk aşiretleri var. Ama sorun bilmez. CHP’in 15 yıllık geçmişini de bilmez.

AKP’de ‘ağabey’ kabinesi gündemde

Okumaya devam et

Popular