Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

AKP, Kanal için Abdulhamit Han’ın diktirdiği ağaçları yok edecek!

Kanal İstanbul için kesilecek ormanlar arasında Terkos Gölü ile Karadeniz arasında kalan ve 1880’li yıllarda Abdulhamit Han zamanında dikilen ağaçlar da yer alıyor.

BOLD – Türkiye Ormancılar Derneği ve Kuzey Ormanları Savunması, “Kanal İstanbul” projesinin hayata geçirilmesi halinde, 1880’li yıllarda dikilen ağaçların da yer aldığı 458 hektarlık ormanlık alanın yok olacağını açıkladı.

KORUMA DEĞERİ EN YÜKSEK ORMANLAR YOK OLACAK

İstanbul’un Kuzey Ormanları’nın, yapılan projelerle sürekli azaldığına dikkat çekilen açıklamada, Kanal İstanbul projesi ile İstanbul’daki orman varlığına büyük bir darbe vurulacağının altı çizildi. Açıklamada, yok olacak ormanların 287 hektarının Türkiye’deki koruma değeri en yüksek olan muhafaza ormanı statüsündeki Terkos Gölü Muhafaza Ormanı sınırları içinde kaldığı ifade edildi.

İSTANBUL’UN ORMAN VARLIĞI HIZLA GERİLİYOR

Türkiye Ormancılar Derneği ve Kuzey Ormanları Savunması tarafından yapılan “Kanal İstanbul’un Kuzey Ormanları Üzerindeki Etkisi” başlıklı açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“İstanbul’un Kuzey Ormanları uzun yıllardır insan baskısı nedeniyle sürekli azalmaktadır. 1971 yılı orman envanterine göre yaklaşık 270 bin ha kadar olan İstanbul’un orman varlığı 2018 yılında 243 bin ha’a kadar gerilemiştir. 47 yılda kaybedilen orman alanı 27 bin ha kadardır. Orman alanlarındaki azalmanın en önemli nedeni Orman Kanunun 16. ve 17. Maddeleri kapsamında orman alanlarından verilen izinlerdir.

KÖPRÜ VE HAVALİMANI İÇİN DE ORMAN YOK EDİLMİŞTİ

Bu maddeler kapsamında verilen izinlerin yaklaşık üçte birine karşılık gelen 8.700 ha’ı 3. Havaalanı ve 3. Köprü bağlantı yollarının yapımı için son 8 yılda verilmiştir. Bunlara ek olarak maden, savunma, çöplük, su, eğitim ve enerji yatırımları gibi faaliyetler için de 20 bin ha’a yakın bir orman alanı vasfını yitirmiştir. Kanal İstanbul ile de 458 ha kadar bir orman alanı tamamen yok olacaktır. Üstelik yok olan bu orman alanlarının 287 ha’ı Türkiye’deki koruma değeri en yüksek olan Muhafaza Ormanı statüsündeki Terkos Gölü Muhafaza Ormanı sınırları içinde kalmaktadır. Özetle İstanbul ili özelinde kitlesel bir ormansızlaşma süreci daha yaşanacaktır.

ABDÜLHAMİT HAN ZAMANINDA DİKİLDİ

Terkos Gölü ile Karadeniz arasında kalan kumul üzerindeki ağaçlandırmalar tarihi öneme sahiptir. Şiddetli kuzey rüzgârları ile taşınarak gölün dolmasını engellemek için söz konusu kumul, 1880’li yıllarda ağaçlandırılmaya çalışılmış olup ülkemizdeki ilk ağaçlandırma örneklerindendir. Çok başarılı olmayan bu ağaçlandırmadan sonra 1950’lerde Terkos Kumulu özel tekniklerle yeniden ağaçlandırılmış ve gölün kumla dolması engellenerek İstanbul’un susuz kalması önlenmiştir.

1961’DE KORUMA ALTINA ALINDI

Bu ağaçlandırma 22.12.1961 tarihinde muhafaza ormanı olarak ilan edilmiştir. Çok sayıda araştırmanın yapıldığı aynı zamanda eğitim amaçlı olarak da kullanılan muhafaza ormanının bir bölümü kanaldan çıkacak hafriyatın dökülmesi için yapılacak yollarla ve kıyı dolgusuyla yok olacaktır. Bu ormanlar, dolgudan kaynaklanacak toz ve gemi ile araç trafiğinden kaynaklanacak hava kirliliğinden de olumsuz etkilenebilecektir. Bu kumul ağaçlandırmasının tamamen kaybedilmesi Terkos Gölünün de içme suyu özelliğinin yok olmasına yol açabilecektir.

EKOSİSTEME BÜYÜK ZARAR VERECEK

İstanbul’un Kuzey Ormanları ile kumul, mera, sulak alan ve fundalık gibi doğal ekosistemleri, sayısı 2500’ü bulan bitki çeşidine, 38 memeli hayvana, 35 kurbağa ve sürüngene ev sahipliği yapmaktadır. Sulak alanlarla birlikte bu doğal karasal ekosistemler 350 kadar kuş türünü de barındırmaktadır. ÇED raporunda da canlıların habitat parçalanmasından zarar göreceği kabul edilmiş olup bitkilerin korunması için endemik olanlarından sadece 5’inin tohumlarının taşınacağı açıklanmıştır.”

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İBB davasında verilen müebbet kararlarının bozulmasını talep etti

Gündem

Bir skandal da Mardin’den: 3 yaşındaki çocuğa sigara içirdiler

Kızıltepe’de yaşanan olaya ilişkin açıklama yapan savcılık, şüpheli M.K. adlı kişinin gözaltına alındığını, mağdur çocuğun rehabilite edilmesi için çalışmaların başlatıldığını bildirdi.

BOLD- Mardin Kızıltepe’de, İstanbul’da önceki gün basına yansıyan bir çocuk istismarı olayın benzeri yaşandı. M.K. adlı şüpheli akrabalık bağı bulunmayan 3 yaşındaki bir kız çocuğuna sigara içirerek sosyal medyada paylaştı. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla görüntülerin izini süren polis, şüpheliyi bularak gözaltına aldı. Kızıltepe Emniyet Müdürlüğü’ne getirilen Mehmet K.’nin sorgusu sürüyor.

REHABİLİTE ÇALIŞMALARI BAŞLADI

Savcılıktan yapılan açıklamada, gözaltına alınan şüpheli M.K.’nın çocukla akrabalık bağının olmadığı, mağdur çocuğun rehabilite edilmesi için çalışmaların başlatıldığını bildirildi.

BENZERİ İSTANBUL’DA YAŞANDI

İstanbul’da, sosyal medya hesabından canlı yayın yapan Betül Aşçı (19) adlı kişi, 3 yaşındaki kuzeni Z.E.K’ye zorla sigara içirmeye çalışmıştı. Sosyal medyada, büyük tepki çeken yayın yüzünden Aşçı’nın bulunması için kampanya başlatıldı. Aşçı, savcılığın talebiyle adresi tespit edilerek gözaltına alınmıştı.

Canlı yayında 3 yaşındaki kuzenine zorla sigara içiren Betül Aşçı gözaltında

 

Okumaya devam et

Gündem

Motosikletle hız yaparken ata çarptı: Ne olacak benim hayvanım

Şile’de emniyet şeridinde hızlı ilerleyen motosikletli önüne aniden çıkan at arabasına çarptı. Motosiklet sürücüsü yaralı kurtulurken at sahibi ölen hayvanı için feryat etti.

BOLD- Şile’deki geçen pazar günü meydana gelen kazada, emniyet şeridinde hızla ilerleyen Serhat A.’nın önüne yolun karşısına geçmeye çalışan at arabası çıktı. Hızlı olan Serhat A. fren yapmasına rağmen ata çarptı ve savruldu. Kazada motosiklet sürücüsü Serhat A. yaralanırken, çarptığı at ise olay yerinde öldü.

Olay yerine gelen ambulansla yaralı sürücüye ilk müdahale yapıldı. Hastaneye kaldırılan sürücünün durumunun iyi olduğu öğrenildi. Kaza anı ve sonrası Serhat A.’nın kask kamerasına yansıdı.

NE YAPIYORSUN KARDEŞİM

Görüntülerde kaza anının yanı sıra, Serhat A. yaralı halde yardım beklerken, at sahibi kadının, Ne yapıyosun kardeşim! Benim hayvanım ne olacak şimdi’ serzenişi yer alıyor.

Üsküdar sahilinde çekirdek çitleme yasaklandı

Okumaya devam et

Gündem

Türkiye’deki 59 gölden 7’si kuruduğu için artık göl değil

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, Türkiye’deki 59 gölden 7’sinin geri dönüşü olmayan bir noktaya geldiğine dikkat çekerek, 36 gölün ise ciddi oranda kuraklık tehdidi yaşadığının altını çizdi.

BOLD – CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, Türkiye’deki göllerle ilgili bir rapor hazırladı. Rapora göre Türkiye’de tüm dünyaya göre göllerin iklim krizi nedeniyle daha büyük zarar gördüğü belirtildi. Zarara uğradığı belirlenen toplam 59 gölden 7’sinin geri dönüşü olmayan bir noktaya geldiğine dikkat çekildi.

7 GÖL KURUDU, 8’İ DE KURUMAK ÜZERE

Cumhuriyet’ten Mahmut Lıcalı’nın haberine göre CHP’li Karaca, Türkiye genelindeki 100’ün üzerindeki gölden 59’unda yaşanan olumsuzlukları tespit etti. CHP MYK’de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na sunulan rapora göre, toplam 59 göl içerisinde toplam 7’si artık geri dönüşü olmayan ya da çok zor olan bir noktada, 8’i planlanmakta olan bir proje ya da yanlış su politikası yüzünden tehlikede, 36’sının ise yaşadığı kuraklık tehdidi ciddi bir noktaya doğru ilerliyor. 8 göldeki kuraklık tehdidi de başlangıç aşamasında bulunuyor.

SU FAKİRLİĞİNE KARŞI POLİTİKALAR GELİŞTİRİLMELİ

CHP Genel Başkan Yardımcısı Karaca, göllerin kuruma tehlikesinden kurtulması için yapılması gerekenlerle ilgili şunları dile getirdi: “Sulak alanların yönetim planları, iklim krizi, su fakirliği, biyoçeşitlilik gibi öncelikler gözetilerek yapılmalıdır. Sulu tarım yerine daha az veya hiç su tüketmeyen ürünlerin havza bazında yaygınlaşması gerekmektedir. Kapalı sistem yeme dayalı hayvancılık yerine açık mera hayvancılığının yaygınlaşması gerekmektedir.”

MEKE GÖLÜ’NDE BİR DAMLA SU BİLE KALMADI

Konya’nın Karapınar ilçesinde, “Dünyanın nazar boncuğu” olarak bilinen krater bir yapıya sahip Meke Gölü’nde bir damla bile su kalmadı. Meke Gölü, 5 milyon yıl önce volkanik patlamayla meydana gelen kraterin, zamanla suyla dolması, 9 bin yıl önce ise gölün ortasında ikinci patlamanın olması ve buranın da suyla dolması sonucu oluştu. Yağışlar nedeniyle ilkbahar aylarında mikroorganizmalardan kaynaklanan, kırmızı renge boyanan ve neredeyse bir avuç su bulunan gölde şimdi sıcaklığın artıp buharlaşmanın etkisiyle bir damla bile su kalmadı.

BİRÇOK GÖL KURUMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA

Rapora göre, göllerin tehdit altında olmalarının ana nedenleri arasında, endüstriyel faaliyetler, havzalar arası su transferi, barajlar ve HES’ler, yanlış tarımsal uygulamalar, çöp doldurma alanları, tehlikeli atık işleme, yapılaşma, maden işleme artığı, kömür işleme yer alıyor. Rapor, Göller Bölgesi’nde yer alan Eğirdir, Beyşehir, Akşehir, Burdur gibi göllerin kuruma ve kirlilik tehdidi ile karşı karşıya olduğu belirtildi.

“Türkiye siyasi tarihinin en önemli ve en muhteşem seçimi olacak”

Okumaya devam et

Popular