Bizimle iletişime geçiniz

Medya

Gazeteci Aziz Oruç’a kitap, kıyafet ve mektup yasağı

Tutuklu gazeteci Aziz Oruç, ailesiyle görüşmesinde yaşadığı hak ihlallerini anlattı. Kitap ve mektup yasağı dışında sağlık sorunları da var.

BOLD – Patnos L Tipi Cezaevi’ndeki tutuklu gazeteci Aziz Oruç, tutuklandığı günden bu yana kendisine kitap ve kıyafet verilmediğini, tüm tutuklulara ise mektup verilmediğini iletti.

Gazeteci Aziz Oruç, 5 Şubat günü ailesiyle yaptığı açık görüşte cezaevindeki hak ihlallerini aktardı. Kendisiyle dayanışma içinde olan, duyarlılık gösteren meslek örgütleri ve arkadaşlarına selam gönderen Oruç, aynı duyarlılık ve desteğin sürdürülmesini talep etti. Oruç, sağlık durumunun iyi ve moralinin de yerinde olduğunu ifade etti.

Cezaevine gelen mektupların kendisi dahil cezaevindeki tüm tutuklulara verilmediğini kaydeden Oruç, gönderdikleri mektuplara da kimi zaman tek bir kelimeden kaynaklı el konulduğunu anlattı. Oruç, “Şimdiye kadar ulaşan bir mektup yok. Muhtemelen gönderdiğim mektuplar da ulaştırılmıyor. Özellikle gazeteci olduğum için dışarı ile bağım kesilmeye çalışılıyor. Tutuklandığım günden bu yana bana kitap ve kıyafetler verilmiyor” dedi.

CEZAEVİNDE KAŞINTI SALGINI VAR

Başka cezaevlerinde olduğu gibi son zamanlarda Patnos Cezaevi’ndeki tutuklularda da bir kaşıntının baş gösterdiğini söyleyen Oruç, hijyen koşullarına dikkat etmelerine rağmen bu durumun devam ettiğini belirtti. Söz konusu durumun mevcut koşullarla bir ilgisinin olmadığına dikkat çeken Oruç, kullandıkları su ya da bilmedikleri başka bir şeyin bu soruna neden olabileceğine işaret etti.

Oruç, yaşanan hak ihlalleri ve sağlık sorununa ilişkin duyarlılık çağırısında bulundu.

Medya

İmamoğlu, yandaş medyadan 3 isim hakkında suç duyurusunda bulundu

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, koronavirüsün en çok görüldüğü İstanbul’da sokağa çıkma yasağı talebini talebini ‘terör eylemi’ olarak yansıtan AKP medyasından Ersoy Dede, Fuat Uğur ve Murat Çiçek hakkında suç duyurusunda bulundu.

BOLD – İmamoğlu’nun avukatları, “hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” iddiasıyla Türkiye Gazetesi yazarı Fuat Uğur, Star Gazetesi yazarı Ersoy Dede ve Kanal 24 Genel Yayın Yönetmeni Murat Çiçek hakkında Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu dilekçesi verdi.

Dilekçede Uğur, Dede ve Çiçek hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak cezalandırılmaları için haklarında kamu davaları açılması talep edildi.

HEDEF GÖSTERİLDİ

Fuat Uğur’un sosyal medya hesabından yaptığı “İstanbul’da OHAL ilan ettirmek için her türlü tezgahı yapan Ekrem İmamoğlu ve arkasındaki aklın ‘yerel hükümet’ modeli. Eve kapatılmış İstanbul’da sokakları aportta bekleyen PKK’lılarla Gezici kalıntısı sol örgütlere teslim edip FETÖ desteğiyle PDY kurmak. Hiç tavsiye edilmez” paylaşımı suç duyurusuna konu yapıldı. Uğur’un hiçbir somut dayanak göstermeksizin gerçek dışı bilgiler paylaşarak İmamoğlu’nu hedef göstererek suç isnat ettiği vurgulandı.

AMAÇ GÜVENİRLİĞİ ZEDELEMEK

Şüphelinin, İmamoğlu’nu terör örgütleriyle ortak terör eylemi içerisinde olduğunu iddia ettiği belirtilerek şöyle denildi: “Bu durumda müvekkil, hükümet üyelerinin her zaman faydalandırıldığı hukuki korumadan eşitlik ilkesi gereğince yararlanabilmelidir. COVID-19 salgınının getirdiği bir ortamda dahi milleti bölen, kişisel hırs ve nefretler yüzünden hem kamuoyunu manipüle edip hem de karşıt olduğu kişileri terörize eden bir anlayışın topluma ve kişilere verdiği zararın önüne ancak etkin bir soruşturma ile geçilebilir. Böylece kişiler, sadece hükümete yakın olduğu için herkesi her şeyle itham edebileceğini, Türk milleti ve adalet adına verilen kararlardan kendilerinin muaf olduğunu düşünmekten vazgeçeceği gibi adalet duygusunu zedeleyen cezasızlık algısının gittikçe artmasının da önüne geçilebilecektir. Amaç müvekkili kamuoyundaki güvenilirliğini zedelemekten başka bir şey değildir”

SÖZLERİ HUKUKA AYKIRI OLARAK ÇARPITILDI

İmamoğlu’nun katlanarak artan virüs vakalarının yüzde 60’ının İstanbul’da olması sebebiyle tamamen toplum sağlığını korumak amacıyla sokağa çıkma kısıtlanması talebinin, şüphelinin sözleriyle hukuka aykırı olarak çarpıtıldığına vurgu yapıldı. Uğur’un medya yoluyla kamu görevlisine hakaret suçundan cezalandırılması istendi.

TEHDİT DE İÇERİYOR

Star Gazetesi yazarı Ersoy Dede’nin de 2 Nisan tarihli yazısında, İmamoğlu’nun bu talep ile 15 Temmuz darbe girişiminden yarım kalan işlerini tamamlamak istediğini yazdığı belirtilerek, “İmamoğlu terör örgütüyle ilişkilendirmiş, başının belada olduğunu söyleyerek müvekkili tehdit etmiştir” denildi.

KÖTÜ BİR AMAÇ VARMIŞ GİBİ GÖSTERİLDİ

Kanal 24’te “Günün Manşeti” programını sunan Murat Çiçek’in “Bu adamlar sokağa çıkma yasağı uygulansın diyorlarsa mutlaka bunun altında bir çapanoğlu vardır. Mutlaka bunun altında sinsi bir amaçları vardır. Bundan dolayı söylüyorlardır” sözleri nedeniyle de suç duyurusunda bulunuldu.

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a yanıt: “Devletin ta kendisi”

Okumaya devam et

Medya

Didem Arslan Yılmaz aleyhine Twitter’da ‘Çilingiroğlu’ kampanyası

Sunucu Didem Arslan’ın canlı yayında Prof. Mehmet Çilingiroğlu ile tartışmasını ve “Kendisi terk etmeseydi ben gönderecektim” ifadesini gerekçe gösteren trol hesaplar sosyal medyada Habertürk televizyonu aleyhine kampanya başlattı.

BOLD – Habertürk televizyonunda önceki gece yayınlanan programı kendisine yeterli süre verilmediğini öne sürerek terk eden Prof. Dr. Mehmet Çilingiroğlu’na cevap verirken sosyal medyadaki trollere de tepki gösteren sunucu Didem Arslan Yılmaz’a karşı kampanya başlatıldı.

ERDOĞAN’I DESTEKLEDİĞİ İÇİN KESTİ İDDİASI

Duvar’ın haberine göre Twitter’da ‘Habertürk izlemiyoruz’ başlığıyla yapılan paylaşımlarda Yılmaz hakkında, ‘Çilingiroğlu’nun konuşmasını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı desteklediği için kestiği’, ‘kendisini solculara karşı koruyanlara trol dediği’ ve ‘Habertürk’ü Halk TV yapmaya çalıştığı’ gibi mesajlar yazıldı.

45 DAKİKA KONUŞTU AÇIKLAMASI YAPTI

Türkiye’nin Nabzı programı moderatörü Didem Arslan Yılmaz ise Çilingiroğlu’na yeterince söz vermediği eleştirilerine dün konuşma sürelerini açıklayarak cevap verdi.

Yılmaz, “Prof. Dr. Mehmet Çilingiroğlu ABD’den katıldı. Sözünün kesildiğini söylemişti, konuşması 45 dakika. Erdoğan’la ilgili konuştuğunda sesini kesmedim” dedi.

YAYINI TERK ETTİYSE OTURUP AĞLAYACAK HALİMİZ YOKTU

Ünlü sunucu ayrıca şu ifadeleri kullandı:

“Prof. Dr. Mehmet Çilingiroğlu Türkiye’yi terk edip 27 yıldır ABD’de sırça köşkünde yaşıyor. Burada Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu gibi ondan 10 misli değerli hekimler şehit oluyor. 600’ü enfekte olmuş durumda. Türkiye’yi sevme konusunda buradaki hekimlerimize kimse oralardan, ABD’den ders vermeye kalkmasın. Ama hangi ruh halinde olduğunu bilemediğim Çilingiroğlu buna rağmen yayını terk ettiyse oturup ağlayacak halimiz yoktu.”

Muhalif belediyelere ‘yasak’ AKP yanlısı İsmailağa’ya ‘serbest’

Okumaya devam et

Medya

Altan’ın avukatından çağrı: Terör örgütüne yardım suçu da kapsama dâhil olmalı

15 Temmuz sonrası yürütülen cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Ahmet Altan’ın avukatı Figen Çalıkuşu, ‘İnfaz Yasası’ değişikliğine ‘Terör örgütüne yardım’ suçunun edilmesini talep etti.

BOLD-AKP ve MHP’nin TBMM Adalet Komisyonu’na sunduğu ‘İnfaz Yasası’ değişikliği teklifinde ‘Terör Suçları’ kapsam dışında bırakılması, on binlerce siyasi ve düşünce tutuklularının koronavirüs riski ile karşı karşıya kalacak olmalarına birçok kesimden tepki geldi.

Gazeteci-Yazar Ahmet Altan’ın Avukatı Figen Çalıkuşu, Terörle Mücadele Yasası’nın bütünüyle kapsam dışında bırakılmasına tepki göstererek, “Terör örgütüne üyesi olmamakla birlikte yardım” suçunun, bu dönemin düşünce suçu olduğunu, bu suçun infazında da yarı oranında indirim yapılması, denetimli serbestlik ve koşullu salıverme uygulamalarının geçerli olması gerektiğini vurguladı.

Ahmet Altan’ın, “terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım suçu” nedeniyle 10 yıl 6 ay ceza aldığını ifade eden Çalıkuşu, kararla birlikte tahliye olduğunu ancak Türk yargı sisteminde örneği olmayan bir biçimde, itiraz yoluyla yeniden cezaevine konulduğunu hatırlattı.

Çalıkuşu’nun açıklaması şöyle;

“Bu dönemin düşünce suçu maddesi TCK 220/7. maddesi olmuştur. Bu maddeye göre düşünce en ağır şekli ile cezalandırılmaktadır. Örgüte yardım eden hiyerarşik yapıya dahil değildir. Örgüt ile birlikte hareket etmez. Yardım ettiğine dair örgütün bilgisi dahi olmayabilir.

Bu özelliklerine göre TCK 220/7. maddesi düşünce suçu için çok elverişli bir madde olarak kullanılmaya başlanmıştır bu dönemde. Çünkü maddi delile ihtiyaç yok. Ama şimdi Korona var ve Ahmet Altan 71 yaşında. 3 yazı ile 10.5 yıl hapis. Kapsam dışı demek kolaydır ama vicdan ister vebali vardır.

Örgüte yardım eden terör örgütünün üyesi olmadığına göre sıradan infaz rejimine tabi olmalı, cezası 1/2 oranında indirilmeli ve 3 yıllık denetim süresi uygulanmalı. O zaman Ahmet Altan de diğer düşünce suçluları da hükümlü olmasa da yattıkları süreye göre tahliye olurlar. İnfazda eşitlik ve adalet sağlanır.”

Abdullah Gül’den ceza indirimi çağrısı: Düşünce suçlarını ve gazetecileri de kapsamalı

Okumaya devam et

Popular