Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Davutoğlu’ndan AKP ekonomisine eleştiri: TÜİK rakamlarıyla oynayarak ekonomi iyi gitmez!

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “TÜİK rakamlarıyla oynayarak ekonominin çok iyi gittiğini iddia ediyorlar.” AKP iktidarının ekonomi politikalarını eleştirdi.

BOLD-Eski Başbakan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesaplarından yayınladığı ‘Davutoğlu ile Samimi Cesur Gelecek’ programında açıklamalarda bulundu. AKP iktidarında TÜİK rakamlarıyla oynanarak ekonominin iyi gittiğinin iddia edildiğini açıklayan Davutoğlu, “Tapuların neredeyse fermanla el değiştirdiği bir dönemde, güvenin olmadığı bir Türkiye’de ekonomi düzelmez” sözüyle eleştirdi.

“BENİM DÖNEMİMDE HİÇBİR GAZETECİ BASKI ALTINA ALINMADI”

AKP’de Genel Başkanlık ve Başbakanlık yaptığını anlatan Ahmet Davutoğlu, “Erdoğan’ın iktidarını zayıflatmak isteseydim Başbakanlığı bırakmaz, AK Parti’de kriz çıkarırdım” dedi. Kendisinin Başbakanlığı döneminde hiçbir gazetecinin yaptığı haber veya yazdığı yazı nedeniyle telefonla aranarak baskı altına alınmadığını ileri süren Davutoğlu, “Aranarak baskı altına alındığını iddia edebilecek tek bir gazeteci varsa çıkıp söylesin” dedi.

“SURİYE KONUSUNDA SOĞUK KANLI OLUNMALI”

“Türkiye, on yıldır süren Suriye iç savaşında sicili en temiz ülkedir” diyen Davutoğlu, “Suriye’de çok sayıda insan Türkiye’ye güvenerek İdlib’e geldi. Türkiye, Suriye mevzusunda soğukkanlı olmalıdır. Diplomaside dikkatli konuşmak gerekiyor. Türkiye (Allah rahmet eylesin) şehitlerimizin hesabını sormalı. Diplomatik retoriğin de sahadaki mücadeleyle orantılı olması gerek.” şeklinde konuştu.

“Yolsuzluğa, rüşvete karşı mücadele verdim” diyen Davutoğlu, “Bazı arkadaşlarımız karşımızda durdular. Başbakanlık dönemim için tüm olumsuzlukları bana yüklemeye çalıştılar. Ben doğru işleri yapabildiğim zaman oradaydım, doğru işleri yapamadığım zaman ayrıldım.” dedi.

“VATANDAŞI AÇKEN TOK YATAN DEVLET ADAMI BİZDEN DEĞİLDİR”

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” Hadis’ini hatırlatan Davutoğlu, “hep söyleriz ya, vatandaşı açken tok yatan devlet adamı da bizden değildir.” sözleriyle ekonominin iyi gitmediğini vurguladı.

“TÜİK rakamlarıyla oynayarak ekonominin iyi gittiğini iddia ediyorlar” diyen Davutoğlu, “Genç işsizlik yüzde 25, ortalama gelir asgari ücrete doğru geriledi, istihdam artmıyor. Bu tablo sürdürülemez, başarı görüntüleriyle örtülemez. Bu insanların feryadına kulak vermek lazım. TÜİK rakamlarıyla oynayarak ekonominin çok iyi gittiğini iddia ediyorlar. Tapuların neredeyse fermanla el değiştirdiği bir dönemde, güvenin olmadığı bir Türkiye’de ekonomi düzelmez.” dedi.

Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) hakkında da açıklamalarda bulunan Davutoğlu, “Bir adaletsizliğe yol açılmışsa, bu adaletsizliğin maliyeti ekonomik maliyetten daha ağırdır. Devlet halkına bir söz verdiğinde bunu tutmalıdır. EYT mağdurları taleplerinde haklıdır. EYT konusu partimizin gündemindedir. Yakın zamanda bununla ilgili bir raporu kamuoyuna açıklayacağız.” ifadesini kullandı.

Berat Albayrak istedi Kanal İstanbul’daki arazisiyle ilgili haberlere aynı gün yasak geldi

Politika

Doğu Perinçek bile Tayyip Erdoğan’dan umudu kesti

Tayyip Erdoğan’a her fırsatta desteğini açıklayan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek net konuştu: “Türkiye artık böyle gitmez denilen bir noktaya geldi.”

BOLD – Orhan Sarıkaya’nın Youtube programına katılan Doğu Perinçek, ekonominin kötü durumda olduğunu vurguladı. Türkiye’n in her yıl katlanarak artan dış borcuna dikkat çekti.

Perinçek, “Türkiye’nin 500 milyar dolara yaklaşan bir dış borcu var. Ve her yıl ciddi bir dış ticaret açığı, ödemeler açığı var. Ve dış borç da bu yüzden büyüyor. İflas noktasına geldi. Üzerine koronavirüs bizi zor durumlarla karşı karşıya bıraktı. İşsizlik artıyor. Biz Türkiye’nin buradan üretim devrimiyle çıkacağı kanısındayız” diye konuştu.

Sarıkaya, Perinçek’e “Cumhur İttifakı içerisinde yer alma ihtimaliniz var mı?” sorusunu da yöneltti. Perinçek bu soruya “Biz destekçi olmayız ama Türkiye’yi yönetmekte sorumlulukları paylaşırız. Biz destekçi bir parti değiliz. Biz Türkiye’yi yönetmek için kurulmuş bir partiyiz ve şimdi Türkiye artık bu şekilde devam edemeyeceği böyle gitmez denilen bir noktaya geldi” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Politika

Türkiye pandemi döneminde kayyum, gözaltı ve işkencede 90’lı yıllara döndü

HDP’nin açıkladığı ‘Salgın Döneminde Kürt Düşmanlığı’ adlı rapora göre, 3,5 ayda Kürt halkı ve siyasi partilere yönelik kayyum, işkence ve gözaltılarda patlama yaşandı.

BOLD – Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetimi, yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgın dönemini kapsayan, ‘Salgın Döneminde Kürt Düşmanlığı’ adlı bir rapor hazırladı. HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede ile HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu tarafından açıklanan raporda, “kayyum, gözaltı ve işkence vakalarında artış gözlemlendiği” kaydedildi.

HALKA VE PARTİLERE BÜYÜK BASKI

Kürt seçmene hitap eden partilere ve Kürt halkına yönelik saldırıların arttığının ifade edildiği raporda, halkın sağlık, eğitim ve tarım olmak üzere birçok alanda büyük baskılara ve ötekileştirici uygulamalara maruz kaldığı belirtildi.

14 BELEDİYEYE KAYYUM ATANDI

Raporun açıklandığı HDP Genel Merkezi’ndeki toplantıda konuşan Kerestecioğlu, salgının başlangıcıyla HDP belediyelerinin tedbirler açısından hızlıca harekete geçtiğini fakat iktidarın hedefi olmaktan kurtulamadıklarını ifade etti. Rapora göre pandemi döneminde 14 HDP belediyesine kayyum atandı.

HÜKUMET PANDEMİ TEDBİRLERİNİ DE ENGELLEDİ

Kerestecioğlu, AKP iktidarına yakın basın organlarının, pandemi sürecinde HDP’nin başlattığı ‘Kardeş Aile Kampanyası’ projesini hedef gösterdiği ve hükumetinde projeyi engellemeye çalıştığını vurguladı.

PANDEMİDE 84 İŞKENCE VAKASI KAYDEDİLDİ

Raporda öne çıkan veriler şöyle, ”Salgının en yoğun yaşandığı 3,5 ayda en az 84 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kaldı. 387 kişi gözaltına alındı, 93 kişi tutuklandı. HPG’Li Agit İpek’in cenazesi Adli Tıp’tan ailesine kargo ile gönderildi. Çatışmalarda hayatını kaybedenlerin mezarlıkları parçalandı, en az 13 mezarlık defalarca tahrip edildi, 282 cenazenin kaldırıma gömüldüğü ortaya çıktı. Cezaevlerinde maske, sıcak su, gıda, hijyen malzemelerine ulaşılamadı, başta politik mapuslar olmak üzere yüzbinlerce mahpus cezaevlerinde ölüme terk edildi.

70 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ

En az 70 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Kürt ve göçmen kadınların sağlık hizmetlerinden yararlanması pandemi döneminde çok daha zorlaştı. 3 ayda gönderilen 93 fezlekenin 84’ü HDP’li milletvekilleri için hazırlandı.
90’lı yıllarda uygulanan politikalar iktidar tarafından tekrar edildi. Federe Kürdistan Bölgesi’nde sivillerin yerleşim yerleri bombalandı, sadece 10 günde 9 sivil hayatını kaybetti. Engelliler, mülteciler, anadili Türkçe olmayanlar uzaktan eğitime erişim sorunu yaşadı. Diyarbakır’da EBA’ya giriş yapan öğrencilerin oranı yüzde 20’yi geçmedi. 6 çocuk/genç Kürt illerinde ya da Kürt kimliği nedeniyle hayatını kaybetti.

İzmir’de ilk çoklu baro başvurusu AKP’li eski vekilden geldi

Okumaya devam et

Politika

Gergerlioğlu: 15 Temmuz gecesi yapılan pazarlıklar bilinmiyor

15 Temmuz’un lanetli bir gece olduğunu söyleyen Ömer Faruk Gergerlioğlu, o gece ne tür pazarlıklar yapıldığının bilinmediğini ve aydınlatılmayan çok nokta olduğunu söyledi.

BOLD – OHAL döneminde yayınlanan KHK’lar ile ihraç edilen isimler arasında yer alan HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu Artı TV’de yayınlanan Gün Başlıyor programında Nazım Alpman’ın konuğu oldu. 15 Temmuz’dan sonra yaşananların aydınlatılamadığına dikkat çeken Gergerlioğlu, darbe gecesi yapılan pazarlıkların bilinmediğini söyledi. İlan edilen OHAL ile birlikte binlere insanın mağdur olduğunu söyleyen Gergerlioğlu, “Bir gece darbe yapılmaya çalışıldı, ama darbenin devamı dört yıl sürdü” dedi. 15 Temmuz gününe ait HTS kayıtlarının ortaya çıkarılmadığını ve darbenin yeterince araştırılmadığını vurgulayan Gergerlioğlu’nun değerlendirmeleri:

“DARBEDEN EN ÇOK ZARAR GÖREN DEMOKRATLAR VE HUKUKA İNANANLAR OLDU”
  • 15 Temmuz 2016 gecesi lanetli bir geceydi. Sonrasında da yüz binlerce kişinin mağdur olduğu bir geceydi. Demokrasi ve hukukun sadece o gece değil, daha öncesinden ayaklar altına alındığı, darbe mekaniğinin başlatıldığı bir dönemi yaşıyorduk. İktidar ve kol kola girdiği ilişkiler ve gelişen gerginlikler 15 Temmuz’u getirdi. 15 Temmuz’da hukuk ve demokrasiye yönelik darbe sesi vardı. Bizler iktidarı eleştirsek de iktidarın askeri yollarla düşürülmesine ilk andan itibaren karşı çıktık ve darbeyi lanetledik. Sonrasında ise darbeden en çok zarar görenler demokratlar, hukuka inanalar oldu.
“AYDINLATILMAYAN ÇOK NOKTA VAR”
  • 15 Temmuz 2016’da bir darbe girişimi yapıldı, ama darbenin karanlıkta kalan yönleri oldu. Cuma günü saat 14:00 ile 20:00 arasındaki HTS kayıtları ortada yok ve aydınlatılamayan çok nokta var. Kamuoyu vicdanı rahat değil, ne gibi pazarlıklar o aşamada yapıldı bilen yok; ama önemli şüpheler ve iddialar var. İlan edilen OHAL ve sonrası ise bir başka darbe dönemini yaşattı. 15 Temmuz’da bir darbe girişimi yaşandı, 20 Temmuz’da ise bir başka darbe yapıldı. OHAL ile beli kırık olan demokrasi yere serildi. Zorbaca uygulamalar yapan iktidarın niyetinin ne olduğu ortaya çıktı. Darbe tartışması üstünde kendi iktidarını sağlamlaştırmaya çalışan bir iktidarın olduğunu son dört yılda görmüş olduk. İktidar her kendisini eleştireni ‘vatan haini, darbeci’ diye niteledi. Hukuk ayaklar altına alındı. Hukuku ayaklar altına alanlar cezalandırılmalıydı, ama bu hukuksuz bir biçimde yapıldık. Anayasaya aykırı olan KHK’lar ile kurumlar kapatıldı, insanlar ihraç edildi ve çaresiz bırakıldı.
‘BİR GECE DARBE YAPILMAYA ÇALIŞILDI, DEVAMI 4 YIL SÜRDÜ’
  • HDP’nin kazandığı belediyelerden sadece 10 belediye kaldı. Kimi kamudan ihraç edildiği için mazbatası elinden alındı kimine kayyum atandı. Toplumun her kesimine yönelik hukuksuzluk furyası başladı. Ellerine büyük bir gerekçe ve Allah’ın lütfu geçmişti. Bunu da gülerek dile getirmişlerdi. Bir gece darbe yapılmaya çalışıldı, ama darbenin devamı dört yıl sürdü.

“İNSANLARIN CEZAEVLERİNE İSTİFLENDİĞİNİ GÖRDÜK”

Türkiye tarihinin en büyük beyin göçünün yaşandığı zamanları yaşadık. Akademi de ihraçlar ile iktidarın denetimindeki kuruma dönüştü. Üniversiteler üniversite olmaktan çıktı. Hukuk fakültesine veteriner dekanlar atanmaya başlandı. Bilim üretimi yüzde 30 oranında düşüş gösterdi. Sadece OHAL mağdurları ve yakınları kaybetmedi, bütün bir toplum kaybetti. Toplumda önemli bir depremin yaşandığını görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti tarihin en büyük cezaevi doluluk oranları bu dönemlerde gördük. Türkiye’de 120 bin kişilik kapasite olmasına rağmen, 300 bin kişinin cezaevlerine doldurulduğunu gördük. İnsanların cezaevlerine istiflendiğini gördük.

“KENDİ MAHALENİZDEN ÇIKIN”

Tüm topluma ‘İktidarın hukuksuz uygulamalarına karşı bir araya gelelim’ diyoruz. Bunlar KHK Platformları kurduk ve her kesimden insanların katıldığı platformlar oldu. Bizler bir demokrasi mücadelesi veriyoruz ve herkese ‘Kendi mahallelerinizden çıkın’ diyoruz. Bunların yapılması ile bu karanlık günlerin geçeceğine inanıyoruz. Bizim çağrımız bir demokrasi çağrısıdır, ön yargıları bırakıp birbirimize temas etmeliyiz diyoruz. İstikbale yönelik umutsuz bakmıyoruz ve umut doluyuz.”

Okumaya devam et

Popular