Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

İsviçre Gazetesi Erdoğan’ın Gülen Hareketi’nin okullarına açtığı savaşı yazdı

İsviçre’nin en büyük gazetelerinden Neue Zürcher Zeitung, Erdoğan’ın Gülen Hareketi’ne karşı açtığı savaşla ilgili geniş kapsamlı bir analiz yayınladı.

BOLD – İsviçre’nin önemli gazetesi Neue Zürcher Zeitung, “Erdoğan bütün dünyada Gülen Hareketi’ne karşı savaş açtı” başlığıyla tam sayfa analiz yayınladı. Dört gazetecinin hazırladığı analizde, okullara el konmasından, dünyadaki okulların kapatılmasına kadar tüm detaylar yeraldı.

“Bir zamanlar Erdoğan Gülen Hareketi’nin eğitim faaliyetlerini destekliyordu. Kavgasından sonra okullarına karşı faaliyetler yürütüyor. Almanya’da tartışmalar başladı.

Erdoğan’ın yurt dışında okul açma çabaları Gülen-Hareketinin eğitim ağına karşı bir faaliyet. Senelerdir Balkanlarda, Afrika’da, Güney Asya’da Gülen okullarını kapatmaya çalışıyor.

Kapatması mümkün olmayan yerlerde Maarif Vakfı ile okullar okullar açmaya çalışıyor -ve bunu başararak- şu ana kadar 100 okula kadar açabildi, ayrıca 220 eski Gülen okulunu ele geçirdi. Almanya’da yeni Türk okullarının açılacağı duyuruldu. (Erdoğan tarafından) Okullar Köln, Berlin ve Frankfurt’ta açılacak. Nisan 2019’da bunun için Köln’de Maarif Vakfı’nın Almanya koluna benzer bir yapı kuruldu.

Ankara bu okulları Almanların, Türkiye’nin İstanbul, Ankara ve İzmir’deki okullarının Türk versiyonu olarak gösteriyor. Eğer Almanya okullara onay vermezse Türkiye’de Almanların bu okulları Ankara’nın tehdidi altında olacak. Tehdidin ciddiye alınması için 2018’de İzmir’deki okul kısa dönem kapatılmıştı. Neden olarak Türk makamları ruhsat sorunundan sözetmişlerdi.

GLOBAL KONTEKS ÇOK ÖNEMLİ

Almanya bu durumu Almanya ile Türkiye arasındaki bir sorun olarak görüyor. Berlinli antropolog Kristina Mashimiye’ye göre; global kontekstin görülmemesi büyük sorun. Mashimi senelerdir Berlin Üniversitesinde Afrika’daki Gülen okullarını araştırıyor ve Erdoğan’ın yaptıklarını Gülen Hareketi’ne karşı harp olarak görüyor.

Erdoğan Hükümeti Gülen okullarını destekliyordu. Türkiye’nin kültürel etkisini dünyada artırmak için. Bilhassa fakir ülkelerde ve bu ülkelerin elitlerinde çok sevildi. 2013’te kavga başlarken Erdoğan bu okulları ele geçirmeye çalıştı. Darbeden kısa süre önce 2016’da bunun için Maarif Vakfı’nı kurdu.

Siyasi baskı ve ekonomik teşvikler ile ülkelerde okulları, üniversiteleri ve yurtları kapattırmaya çalışıyor. Amerika ve AB ülkeleri bunu reddederken ve bunu siyasi motivasyonlu cadı avı olarak görürken, Balkanlar, Afrika ve Asya’daki birçok ülke buna karşı koyamıyor.

Bunlar Gülen Hareketini ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakıyor. Çünkü bunlar sayesinde finansman ve yeni üyeler kazanılıyor. Türkiye’den korunabilmek için bu okullar kendilerini artık Türk okulu değil, lokal kurum olarak gösteriyor. Araştırmacı Mashimiye göre bu strateji bazı yerlerde başarılı oldu. Ancak pekçok kez Ankara hukuk ile oyalanamıyor. Kosovo örneğinde olduğu gibi.

ANKARA İÇİN ÖĞRETMENLER TEHLİKELİ TERÖRİST

2019 acil bir şekilde Kosova’daki Mehmet Akif Okullarında 5 öğretmen ve 1 doktor özel uçak ile Türkiye’ye getirildi. Koordinasyonunu MİT yaptı. Haksız yere birçok kişi bunun adını kaçırma olarak koymadı. Priştina’da bunun yüzünden Hükümet krizi oluştu. İçişleri Bakanı ve istihbarat şefi istifa etmek zorunda kaldı.

Başka ülkelerden de Türkiye Gülencilerin iadesini istiyor. En çarpıcı aksiyonların; fakir, elitleri yolsuzluğa bulaşmış ve sistemin zayıf olduğu ülkelerde olması şaşırtıcı değil. Eylül 2018’de Moldova’dan MİT yardımı ile 7 öğretmen Türkiye’ye götürüldü. Türkiye bu ülkelerde bazı projelerin finansörlüğünü yapıyor ve Başkanlık saraylarının tamirat ve tadilatını yapıyor.

Erdoğan’ın Bosna gezisine kısa kala 4 Türk vatandaşının oturumları iptal edildi. Medyada çıkan haberlere göre ekonomik işbirliğinin ön şartıydı bu. Romanya’da noelden kısa süre önce hakimin biri Gülen yakınlığı ile bilinen Lümin Okulunun müdürünün Türkiye’ye iade edilmesini durdurdu. Hükümet değiştikten sonra bu ülkede, adalet reformu sonrası oluşan hukuk devleti olmama düşüncelerini püskürtmeye çalışıyor.

Kosova, Bosna ve Moldova’daki Türk öğretmenlerini çıkarılması/kaçırılması Balkanların Türkiye’nin baskısı altında olduğunu/baskı yapabildiğini gösteriyor. Ama Ankara bu ülkelerdeki hiçbir okullu kapattıramadı veya Maarife geçiremedi. Sadece Bosna’da Gülen yakınlığı tahmin edilen 15 tane eğitim kurumu var. Bu okullar ülkenin en iyileri. Elitlerde çocuklarını bu okullara gönderiyor.

Bosna, Makedonya ve Arnavutluk Maarife okul açma izni veriyor. Gülen okullarını ama kapatmadılar. Hükümetler, Türkiye’nin emir kulu olarak görünmek istemiyorlar. Kapatılırsa okullar Brüksel’in (AB) hukuk devleti raporlarında kötü yansıması olur korkusu var. Türkiye ile kendilerinin dayanışmada olduğunu söylüyorlar ve Gülen Hareketini kınıyorlar ama Gülen’in eğitim ağına karşı somut adımlar atmıyorlar.

ZİYARET İÇİN SINIR DIŞI ETME HEDİYESİ

Gülen Okulları’na karşı savaşında Türkiye, Balkanlardan daha büyük başarıyı Güney Asya devletlerinde aldı. 2019 başında Pakistan’da 28 Pak Türk okulunun kontrolü Maarifin kontrolüne geçti. 1995’e kurulan yurtdışı okullarının 10.000 öğrencisi vardı okulların Gülen Hareketi’yle ilişkisi bitirildi. 2016’da İslamabad bunu başlatmıştı.

Pakistan, Ankara istediği için hukuk devleti prensiplerini ortadan kaldırdı. 27.9.2016’da sabah saatlerinde sivil polisler Lahor’da bir eve baskın düzenledi ve içinde yaşayan 4 kişiyi yataklarında aldılar ve arabalarına soktular. Bunlar Lahor’daki okulun müdür yardımcısı Mesut Kaçmaz, eşi ve iki kızlarıydı. Mahkeme bu kişiler ülkelerinde tehlike altında demelerine rağmen aileyi Türkiye’ye gönderdiler.

Bir kaç ay sonra Erdoğan ülkeyi ziyaret edeceği için diğer öğretmenler ülkeyi terk etmelerini söylediler. 100 öğretmene 3 gün zaman tanıdılar. 12/2018’de başbakan İmran Khan Erdoğan’ın isteğini yerine getirdi ve Gülen Hareketini Terör Örgütü olarak kabul etti. Karşılık olarak da Türkiye Keşmir sorununda BM önünde Hidsitan’ı ağır biçimde eleştirdi.

TEŞVİK VE TEHDİTLERİN KARIŞIMI

Türkiye Afghanistan’da çift strateji uyguluyordu. Bir taraftan eğitim bakanına iyi davranıyordu ve eğitim sistemi için destek vaadlerinde bulunuyorlardı, eğer ATÇE okulların anahtarlarını ele geçirirse, diğer taraftan ise iyi ilişkilerin sonar ermesi ile tehditler ediliyordu. Türkiye 2001’den sonar enerji ve lojistik sektörüne para yatırdı. Türk inşaat şirketleri ayrıca yıkılmış şehirleri tadilatlarını bir kısmını yapıyor.

Kapanmalara karşı velilerin ve öğrencilerin direnişler çok büyüktü. Afganistan’da 13 tane ATÇE okulu vardı ve en iyi zamanlarında 8.000 öğrencisi vardı. 150 Türk öğretmen tarafından ders veriliyordu. Bilhassa ülkenin elitleri tarafından okullar çok seviliyordu. Akademik profili, spor ve kültür faaliyetleri ülkenin en iyilerindendi.

2018’in başlarında Ankara’nın baskısı çok büyüdü ve okullar maarif vakfına devredildi. Bundan dolayı protestolar oldu. Veliler 1 milyon imza topladı ve okullara bir daha olmamasını istedi. Ancak velilerin ve öğrencilerin protestosu başarısız oldu. 2019 okulların yönetimi devredildi.

HER ÜLKE BASKINA BOYUN EĞMİYOR

Afrika’ya da Türkiye büyük ekonomik baskılar uyguladı. Senegal’de 2017’de okullar Maarif’e devredildi. 2007’de kurulan Yavuz Selim Okulları çok seviliyordu. Bu ise diz çökme gibi oldu. 250 milyonluk ticari ilişki var iki ülke arasında. Havalimanı işleten Türk şirketleri gibi. “Senegal Türkiyenin dostu olduğunu ispatladı” dedi Erdoğan.

2017’de Erdoğan Tanzanya, Mocambique ve Madagaskar’ı ziyaret ettiğinde Gülen okulları büyük konuydu. Türkiye’nin şansı büyüktü, çünkü Türk yatırımları bekleniyordu. O zaman Tanzanya’da kredi görüşmeleri vardı tren yolları için ve bunların Türk şirketlerine yaptırılmasıyla ilgili. Yalnız Daressalem’deki Hükümet Türkiye’nin baskısına boyun eğmedi. Gülen okulları bugüne kadar var.

Etyopya’da Türk stratejisi başarılı olmadı. 2.000 öğrenci Gülen okullarına gidiyor. Elitler Nejashi Ethio Türk okullarını seviyor, aynı anda Ankara ülkenin önemli partneri. 150 Türk şirketinin 30.000 çalışanı var. Askeri işbirliği de var. Erdoğan baskıları yüzünden Etyopya hukümeti sorunlar yaşadı. Ama okulları Maarif Vakfı’na devredileceği sırada Berlin’den Gülen’e yakın olan Alman-Türk yatırımcılarına satıldı. Artık bu okullar Alman okulu sayılıyor. Türkiye artık karışamıyor.

GENÇ NESİL DEĞİŞİKLİK BEKLİYOR

Etyopya örneği Gülen Networku’nun Türkiye’nin uluslararası baskılarından nasıl kaçındığını ve kurtulduğunu gösteriyor. Onun için Berlinli antropolog Mashimi, Gülen hareketinin var oluşunu tehlikede görmüyor: “Tabiki okulların devredilmesi Gülen Hareketinin aktivitelerini ve finanslarını etkiliyor,” diyor Mashimi ancak kalan okulların yine de sevildiğini ve beğenildiğini belirterek, hareketin devam edeceğini belirtiyor.

Öğretmenlere yapılan zulüm çok büyük endişelere yol açıyor ve içte reformlar beklentisine yol açıyor. “Hareket içinde büyük tartışmalar var, bilhassa Almanya’da. Burada hareketten olan birçok kişi sığındı,” diyor Mashimi. Bilhassa genç nesil değişiklikler istiyor, şeffaflık istiyor ve kadınlar daha çok katılmasını/bağlanmasını/söz sahibi olmasını istiyor. Bir çok kişi ise zulmü imtihan olarak görüyor ve sıkı şekilde yönetimin arkasında.

Dünya

İngiltere ve Galler Barosundan Türk hükumetine acil çağrı

İngiltere ve Galler Barosu, TBMM gündemine gelen infaz yasası nedeniyle bir açıklama yaparak, AKP hükumetini uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye ve tutuklular da dahil olmak üzere siyasi mahkumları derhal serbest bırakmaya çağırdı.

BOLD – İngiltere ve Galler Barosu (BHRC) İnsan Hakları Komitesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine gelen infaz yasası ile ilgili açıklama yaptı. BHRC, koronavirüs salgını nedeniyle erken tahliye veya tutuklamanın diğer uygun alternatiflerinin en erken zamanda uygulanması çağrısında bulundu.

GAZETECİ VE SİYASİ TUTUKLULAR KAPSAM DIŞI BIRAKILMASIN

BHRC açıklamasında, tutukluların erken tahliye, ev hapsi ve tutuklamanın diğer alternatifleri ile serbest bırakarak ceza ve tutukevlerinde koronavirüs salgınının yayılmasını engellemeyi amaçlayan yasa tasarısının avukat, yargıç, insan hakları savunucuları, gazeteciler ve akademisyenler dahil olmak üzere siyasi mahsupları toptan kapsam dışında bırakmasına dair derin kaygılar taşıdıklarına dikkat çekti.

DERİN KAYGILAR TAŞIYORUZ

BHRC’nin mevcut kamu sağlığı salgınında cezaevlerindeki kapasite üstü kalabalığın azaltılmasına ilişkin yasa tasarısını memnuniyetle karşıladığına vurgu yapılan açıklamada, tasarıyla ilgili derin kaygılar taşınan yönler şöyle sıralandı:
“Altta yatan sağlık durumlarından veya COVID-19 enfeksiyonuna karşı savunmasızlıkları dikkate alınmaksızın, terörizm suçlamalarından hüküm giymiş binlerce mahkumun toptan olarak kapsam dışında tutulması, sayılarının şu anda 43.000 olduğu tahmin edilen tutukluların bırakılması için tedbirler sağlanmamış olması.

KANIT EKSİKLİKLERİNE RAĞMEN HAPSEDİLDİLER

Türkiye, Temmuz 2016’daki darbe girişiminden bu yana binlerce devlet memuru, avukat, politikacı, aktivist ve gazeteciyi yasadışı silahlı gruplarla ve özellikle de terörist grup ilan edilen Gülen Hareketi ile bağlantılı oldukları iddiaları ile gözaltına aldı, kovuşturdu ve mahkum etti. BHRC, bu kişilerin çoğunun temel ve endişe verici kanıt eksikliklerine rağmen yetkililer tarafından soruşturulduğu ve hapsedildiğine dair ciddi endişelere sahiptir.

TÜRKİYE ULUSLARARASI HUKUK KAPSAMINDA YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMELİ

BHRC, Türkiye Hükumeti’ni uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye ve tutuklular da dahil olmak üzere siyasi mahkumların derhal serbest bırakılmasını ve bu tür tedbirlerin uygulanmasında ayrımcılık yapmama ilkesinin uygulanmasını sağlamaya çağırmaktadır. Ayrıca, COVID-19 enfeksiyonu veya bulaşımı yoluyla spesifik risklerle karşı karşıya olanlar için erken tahliye veya tutuklamanın diğer uygun alternatifleri en erken zamanda öncelemelidir.”

https://www.boldmedya.com/wp-admin/post-new.php

Okumaya devam et

Dünya

Koronavirüs Günlüğü: Merkel karantinadan çıktı, Johnson iyileşemedi

İspanya’da son 24 saat içinde can kaybı 932 kişi daha artarak, 10 bin 935’e ulaştı. Bu yüksek sayıya karşın, ülkede 26 Mart tarihinden bu yana, bir önceki güne göre sürekli artış gösteren ölü sayıları ilk kez düşüş gösterdi.

BOLD – Koronavirüs salgınının en etkili olduğu ülkelerden İspanya’da, son 24 saat içinde 932 kişi daha hayatını kaybetti.

İspanyol yetkililer perşembe günü de 950 kişinin aynı süre zarfında öldüğünü duyurmuştu. Bu veriler ışığında İspanya’da korona krizinin başlamasından bu yana ilk kez, bir günde ölen hasta sayısında, bir önceki güne düşüş yaşanmış oldu. Ülkedeki tescilli vaka sayısı ise 117 bin 710.

İRAN’DA ÖLÜ SAYISI 3 BİN 2942E YÜKSELDİ

Salgının en yaygın olduğu ülkelerden İran’da açıklanan verilere göre son 24 saatte 134 kişi daha hayatını kaybetti.

Böylece İran’da resmi rakamlara göre ölü sayısı 3 bin 294’e yükseldi. Ülke genelinde açıklanan toplam vaka sayısı da 53 bin 183’e ulaştı.

ALMANYA’DA ÖLÜM ORANI YÜZDE 0,4’TEN 1,2’YE YÜKSELDİ

Almanya’da koronavirüs vakalarındaki tehlikeli tırmanış henüz önlenemedi. Ülkede vaka sayısı, Robert Koch Enstitüsü’nün sayılarına göre son 24 saatte, 6 bin 174 kişi artarak 79 bin 696’ya çıktı. Uzmanlar hasta sayısının en geç gelecek hafta başında 100 bine ulaşacağını tahmin ediyor.

Ülke genelinde korona virüsü salgını nedeniyle ölenlerin sayısı da düne güne göre 145 kişi artarak psikolojik sınır olarak tanımlanan bini aştı ve 1 107’ye yükseldi.

Tespit edilen vakalarda ölüm oranının son 10 günde yüzde 0,4’den, yüzde 1,2’ye yükseldiği de açıklandı.

MERKEL KARANTİNADAN ÇIKTI

Görüştüğü bir doktorda koronaviüs tespit edilmesinin ardından kendisini karantina altına alan Almanya Başbakanı Merkel iki haftanın ardından görevinin başına döndü.

Merkel 22 Mart’tan bu yana karantina altındaydı.

Hükumet Sözcüsü Steffen Seibert, Başbakan Merkel‘in 14 günlük ev karantinasının ardından bugün yeniden başbakanlığa gelerek, çalışmalarını ofisinden yürütmeye başladığını bildirdi.

Merkel, koronovirüs testelerinin negatif çıkmasına rağmen tedbir amaçlı olarak ev karantinasında kalmayı tercih etmişti.

İNGİLTERE BAŞBAKANI TAM OLARAK İYİLEŞMEDİ

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, karantinada 7 gününü doldurdu. Başbakanlık Sözcüsü hastalık belirtilerinin hafif devam etmesine rağmen halen Johnson’ı etkilemeye devam ettiğini açıklamıştı.

Bugün de ateşinin düşmemesi halinde İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın gönüllü izolasyonu uzayacak. Johnson son olarak dün akşam, sağlık personelinin alkışlandığı ortak ulusal eyleme katılmıştı.

İNGİLTERE’DE 2 HEMŞİRE HAYATINI KAYBETTİ

İngiltere’de 36 yaşındaki Areema Nasreen ve Aimee O’Rourke isimli iki hemşire, koronavirüs rahatsızlığı tedavisi gören hastaların bulunduğu çalıştıkları hastanelerde, gösterdikleri belirtiler nedeniyle tedavi altına alınmışlardı.

Solunum cihazına bağlı olmasına rağmen durumu kötüleşen üç çocuk annesi Nasreen hemşire ve başka bir hastanede görevli O’Rourke bugün hayatlarını kaybettiler. İngiltere’de sağlık personelleri uzun süredir salgına müdahale esnasında gerekli tıbbi malzemelerin ihmalinden şikayet ediyorlar.

HİNT POLİSİ KORONAVİRÜS KILIĞINDA SOKAKLARDA

25 Mart’ta 21 günlük sokağa çıkma yasağı ilan edilen Hindista’da polis koronavirüs kılığında sokağa çıktı.

Hindistan’ın Haydarabad kentindeki emniyet güçleri, koronavirüs tehdidine karşı farkındalığı artırmak için, virüs kılığında sokaklarda geziyor.

KADINLAR VE ERKEKLER FARKLI GÜNLERDE SOKAĞA ÇIKACAK

Güney Amerika’da koronavirüs salgınını önlemek için sokağa çıkma yasağı ilan eden ilk ülkelerden olan Peru’da, haftanın 3 günü kadınların, 3 günü de sadece erkeklerin dışarı çıkmasına izin verilecek.

Pazar günleri ise kimsenin sokağa çıkmasına izin verilmeyecek.

Devlet Başkanı Martin Vizcarra, yaptığı açıklamada erkeklerin pazartesi, çarşamba ve cuma günleri, kadınların da salı, perşembe ve cumartesi günleri, sadece zorunlu ihtiyaçlar için sokağa çıkabileceğini duyurdu.

Uygulama 12 Nisan’da başlayacak. Cinsiyete dayalı sokağa çıkma düzenlemesi daha önce Orta Amerika ülkesi Panama’da da ilan edilmişti.

Johns Hopkins Üniversitesi’ne göre 32 milyon nüfuslu Peru’da 1414 kişide koronavirüs teptil edildi, 55 kişi hayatını kaybetti.

WFP’DEN AFRİKA’YA ACİL YARDIM KORİDORU

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), koronavirüs küresel salgını nedeniyle çok sayıda ülkenin sınırlarını kapatması üzerine Afrika’nın güneyine gıda yardımı için bir koridor açıldığını duyurdu.

Program Direktörü Lola Castro, Güney Afrika’nın Zimbabve, Malavi, Botsvana ve Namibya’ya kendi kıyıları üzerinden gıda maddeleri yardımı ulaştırılmasına onay verdiğini aktardı.

Yaklaşık 45 milyon insanın geçen sene yaşanan kuraklık ve hortum nedeniyle halihazırda açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu bölgede salgının durumu daha da kötüleştirebileceğinden endişe ediliyor.

YUNAN KRUVAZİYER KARANTİNADA

İspanya ve Türkiye’deki bazı limanlara uğradıktan sonra Yunanistan’ın Pire Limanı’na gelen Eleftherios Venizelos isimli kruvaziyer gemide 20 mürettebat ve yolcuda Kovid-19 tespit edilmesinin ardından karantinaya alındı.

Daha sonra yapılan testlerde gemide en az 119 kişide Kovid-19 tespit edildi.

Gemide farklı ülkelerden 260 yolcunun Atina yakınlarındaki otellere sevk edildiği, önümüzdeki günlerde ülkelerine geri gönderileceği bildirildi.

34 mürettebat, toplam 383 kişinin bulunduğu gemide Türk vatandaşlarının da olduğu açıklandı. Yunan ANEK şirketine ait geminin Türk firmalar tarafından kiralandığı ve Türkiye – İspanya arasında sefer yaptığı ifade edildi.

Venizelos kruvaziyerinin bağlı olduğu şirket, gemide Kovid-19 hastası olmadığını ve bu konudaki haberlerin gerçeği yansıtmadığını öne sürdü.

Kruvaziyerin bağlı olduğu Amerika Florida merkezli “Miray İnternational” ve “Miray Cruises” gemicilik şirketinden yapılan açıklamada, “Gerek Yunan sağlık makamlarınca gerekse de gemi armatörü tarafından şirketimize yapılan herhangi bir Covid-19 vakası olduğuna dair bir bilgilendirme ve teyit olmamıştır” ifadelerine yer verildi.

SURİYE’DE SOKAĞA ÇIKMA YASAĞININ KAPSAMI GENİŞLETİLİYOR

Suriye hükumeti, kendi kontrolü altındaki bölgelerde uygulanan sokağa çıkma yasağının kapsamını genişletiyor.

Ülkede hafta sonu tatili olan cuma ve cumartesi günleri öğlen 12’den sabah 6’ya kadar kimse sokağa çıkamayacak.

Başkent Şam’da Şiilerin ibadet yerlerinden olan Seyide Zeynep Türbesi de geçici olarak kapatılıyor. Türbe, hem İran’dan hem Suriye’nin farklı yerlerinden binlerce ziyaretçiyi ağırlıyordu.

Hükümet bugüne kadar 16 kişide koronavirüs tespit edildiğini, 2 kişinin de hayatını kaybettiğini duyurdu.

Mekke ve Medine’de sokağa çıkma yasağı ilan edildi

Okumaya devam et

Dünya

Fransa cezaevlerinde koronavirüsten 2 ölüm

Fransa’da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) cezaevlerine sıçradı. 48 mahkuma Kovid-19 teşhisi konan ülkede 1 mahkum ve 1 çalışan hayatını kaybetti.

BOLD – Fransa’da aralarında Uluslararası Hapishaneler Gözlemevi’nin de bulunduğu (OIP) birçok kurum, hapishalalerin aşırı kalabalık olması nedeniyle salgının mahkumlar için büyük risk teşkil ettiği uyarısında bulundu. Fransa’da şimdiye kadar 48 mahkuma Kovid-19 teşhisi kondu.

Uluslararası Hapishaneler Gözlemevi’nin Fransa bölümü (OIP), Mahkum Haklarını Savunmak için Barolar Birliği (A3D), Yargıçlar Birliği Sendikası (SM) ve Fransız Avukatlar Birliği Sendikası (SAF) salgının bütün ülkeye yayıldığını belirterek mahkumların koruma altına alınmasını talep ediyor.

Söz konusu kurumlar tutukluluk süresi bitmek üzere olan mahkumların serbest bırakılmasını, diğerlerine ise el temizleme jeli ve maske verilmesini istiyor.

Fransa’da bugüne kadar bir mahkum ve bir cezaevi çalışanı Kovid-19’dan hayatını kaybetti.

Cezaevi İdaresi Müdürlüğü’nün son verilerine göre (DAP) mahkumların 48’i koronavirüse yakalandı. 925 mahkum ise karantinada.

Uluslararası Af Örgütü: Türkiye-Yunan sınırında iki sığınmacı öldürüldü

Okumaya devam et

Popular