Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

İstanbul’da 7 katlı bina çöktü

İstanbul Bahçelievler’de 7 katlı bir bina çöktü. Olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edilirken enkaz altında kalan olup olmadığı araştırılıyor.

BOLD – İstanbul Bahçelievler’de çöken 7 katlı binanın boş olduğu ancak yoldan geçenlerin olduğu belirtildi.

Ekipler enkaz altında kalan olup olmadığını araştırıyor. Bina çökme sebebi ise henüz açıklanmadı. Bina çökerken yanındaki binaya da zarar verdiği aktarıldı.

Gündem

AKP’ye göre cezaevlerindeki sorun duvardaki saatin durmasına kadar indirgendi

AKP Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, 1980’li, 1990’lı yıllarda insan hakları ihlalleri ve işkence iddialarıyla gündeme gelen cezaevlerinde bugün sorunun saatin durmuş olması olmasının alınan mesafeyi gösterdiğini kaydetti.

BOLD – TBMM Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu Başkanı AKP Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, 1980’li, 1990’lı yıllarda insan hakları ihlallerinden ve işkence iddialarından bugün bir cezaevindeki saatin durmuş olmasına gelmiş olmasının alınan mesafeyi gösterdiğini söyledi.

İNSAN HAKKI VE ONURU ÖNPLANDA TUTULUYOR

TBMM Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu toplantısında konuşan Yayman, çalışırken parti rozetlerini bir kenara bırakarak, insan hakkını, onurunu ve şerefini önde tutan bir çalışma içerisinde olmayı prensip edindiklerini söyledi. Komisyonda kabul edilen Elazığ Ceza İnfaz Kurumları İnceleme Raporu’nda görüş yerindeki saatin durmasına kadar ayrıntılı bir husustan başlayarak, cezaevindeki tutukluların sayısının fazla olması, yemeklerin niteliği, annesiyle beraber kalan çocukların durumu gibi birçok değerlendirmelerin bulunduğunu belirtti.

SORUN SAATİN DURMASINA KADAR İNDİRGENDİ

1990’lı, 1980’li yıllardaki insan hakları ihlallerinden ve işkence iddialarından bir cezaevindeki saatin durmuş olmasına gelmiş olmasının Türkiye’nin bu meselede aldığı mesafeyi gösterdiğini öne süren Yayman, “Bu çok önemlidir. Eksiklikler, hatalar olabilir. Bizim de görevimiz bu eksiklikleri söylemek ve Meclisin denetim yetkisiyle bu sorunların giderilmesi için çalışmak” dedi.

 

Mustafa Ünal özgürlüğü karşılığında yapılan ahlaksız teklifi reddetmiş

Okumaya devam et

Gündem

Mustafa Ünal özgürlüğü karşılığında yapılan ahlaksız teklifi reddetmiş

Tutuklu gazeteci Mustafa Ünal, doğmamış torununa yazdığı 3. mektubunda tutuklandığı günü anlattı. Ünal, yazısında ayrıntılarını daha sonra paylaşacağı bir tekliften bahsetti.

BOLD- Kapatılan Zaman gazetesinin eski Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal, Silivri Cezaevinden doğmamış torununa mektup yazmaya devam ediyor. 3 mektubunu yazan ve oğlu Enes Ünal’a gönderen Mustafa Ünal, mektubunda tutuklandığı 31 Temmuz 2016 gününü anlattı.

15 Şubat 2020 tarihli mektuba “Neden hapiste olduğumu anlatmadım sana. İnanır mısın suçum nedir, ben neden mahpusun, dört yıla yaklaştı hala çözemedim.” diye başlayan Ünal, ayrıntılarını daha sonra anlatacağını söylediği bir özgürlük teklifinden bahsediyor: “Bir gece yarısı özgürlük bileti gibi bir mesaj geldi. ‘Hayır‘ dedim; hakperestlik çizgisinden sapma… Ayrıntılarını vakti geldiğinde paylaşırım. Sınandım. Kararım karardı.”

DOĞMAMIŞ TORUNUMA MEKTUPLAR 3 – MUSTAFA ÜNAL

Sevgili can kuşum!

Seni bir kuşa benzetseydim turna derdim. Yükseklerden uçuşu şiir gibidir turnaların, seyrine doyum olmaz. Turna avazı gibi gür sesin ola ve hakikati haykırasın. Baban ise bir kartal o da yükseklerden uçar lakin yalnızdır.. Şiirler, şarkılar hep turnalar üzerinedir. Bundan böyle turnalar bana hep seni hatırlatacak.

Dünyamıza turna olarak görünen meleklerin kanatlarında gelesin. Turnalar yoldaşın olsun.

Bu sana zindandan yazdığım üçüncü mektup. İtiraf etmeliyim ki sana yazmak bana iyi geliyor. Mahpusluğumu unutuyorum. Mahzunluğumu gideriyor. Silivri’nin karanlığından senin aydınlığına kanatlanıyorum. Duvarlar, tel örgüler aradan kalkıyor. Mekan ve zaman anlamını yitiriyor.

Bu satırları gece yarısı yazıyorum. Ortama sessizlik hakim. Sağımızda, solumuzda, önümüzde, arkamızda yüzlerce belki binlerce mahpus var. Akşamüzeri yan taraftan, bitişik koğuştan kağıttan flütün resitali yükseldi. Şimdi sükunet zamanı.

Neden hapiste olduğumu anlatmadım sana. İnanır mısın suçum nedir, ben neden mahpusun, dört yıla yaklaştı hala çözemedim. Mahkemede yargıçlara sordum cevap vermediler, onların da bildiğini zannetmiyorum. Yargı sürecini ayrıntılarıyla anlatacağım sana. Kavramlara boğmadan, senin anlayacağın şekilde basit, sade ve yalın dille anlatacağım.

O günle başlayacağım, hürriyetime son veren, gözaltına alındığım o gün, dün gibi canlı… Savcının kararını sabah erkenden öğrendim. 40 kişilik ‘aranan gazeteciler listesi’nde benim de adım vardı. Ülkede olağanüstü hal hüküm sürüyordu. O yüzden pek sürpriz olmadı. Bu topraklarda kalem ve kelam rahat bırakılmaz. Söz ve yazının gücü korkutur. Hayatımda ilk kez karakolla, yargı ile muhatap olacaktım. Hayır, zerre kadar korkmadım. Biraz heyecanlandım. Daha çok meraklandım. Bana ne suç isnat edebilirlerdi ki? Hangi soruları sorabilirlerdi? Hayatı şeffaf yaşamış biriydim. Düşündüğümü yazmış, ekranda konuşmuş bir gazeteciydim. Binlerce yazı, saatlerce konuşma… Hiçbiri yargı konusu olmadı. Hakaret suçu bile işlemedim. Gizli saklı faaliyetim olmadı. Kendimden çok emindim. Polislerin eve gelip beni götürmesini bekledim. Saatler geçti, gelen giden yok. Gözüm pencerede, kulağım kapıda…

Tam 12 saat sonra gün biterken iki polis ellerinde otomatik silahlarla belirdi. “Nerede kaldınız, niye geciktiniz?” diye sordum. “Yoğunluktan…“ dediler. Polisleri beklerken iki karar aldım. İlki; gözümü dört açacak, her şeyi görecek, her fısıltıyı duyacak ve hafızama kaydedecektim. İyi muameleyi de fena tavırları da unutmamalıydım. Tarihin dönüm noktalarından birinin tanığıydım. Şahitliğimin hakkını vermeliydim. İsimler, cisimler, suretler… hiçbirini atlamamalıydım. Başarabildim mi? Evet… O günden itibaren yaşadıklarım hafızama kazındı. Silinmesi, unutulması mümkün değil. Yazıya döküleceği zamanı bekliyor. İkinci kararım ne pahasına olursa olsun doğruyu söylemeliydim. Yalanın beni kurtaracağını, özgürlüğe kavuşturacağını bilsem de doğruluktan ayrılmamalıydım. Ve hakperest olmalıyım. Hiçbir kişi veya kurumun peresti olmamalıyım. Velev ki bedeli mahpusluk olsun… On yıl sonra pişmanlık duyacağım hiçbir söz ağzımdan çıkmamalı, hiçbir hakaret sadır olmamalı… Bu kararıma da sadık kaldım. Bir gece yarısı özgürlük bileti gibi bir mesaj geldi. ‘Hayır‘ dedim; hakperestlik çizgisinden sapma… Ayrıntılarını vakti geldiğinde paylaşırım. Sınandım. Kararım karardı.

Polisler kimlikleri ile birlikte savcının yazısını gösterdiler, Emniyet’e kadar bizimle gel, dediler. Evde arama yapmayacak mısınız, diye sordum. Hayır, diye cevap verdiler. Sadece gözaltı kararı için talimatlandırılmışlar. Cep telefonumu vereyim, dedim. Hayır, almayacağınız, yalnızca seni götüreceğiz, dediler. Suç işleyen insan böyle davranır mı? Ama maalesef yargı sürecinde bu hiç dikkate alınmadı. Yargıçlar tutuklama kararı verirken “delil karartma” ve “kaçma şüphesi” diye yazabildiler. Her kararları onlar ve Ankara için utanç, benim için şereftir. O yüzden hiç yüksünmedim. Emniyet’e doğru giderken polislerle muhabbet ettim. Futbol sohbeti yaptım. Evden iki polisin arasında çıkarken, “Beni düşünmeyin birkaç ay sonra dönerim…” dedim. Umutluydum, iyimserdim. Neye mi güveniyordum? Türkiye’nin demokrasi tecrübesi ve kazanımlarına… Devletin suçlu ile suçsuzu aylar içinde ayırt edeceğine inanmıştım. Türkiye bir hukuk devleti değil miydi? Bu vasfını gösterirdi elbet. Olmadı, toplum adalet trenini rayına oturtur. Sessiz kalmaz. Burası Habibi Neccar’ı çıkarmış, Nemrut’un karşısına İbrahim’i dikmiş bir coğrafya…

Bir gece vakti Emniyet’e bu düşünce ve ruh haliyle, bir filmin başrol oyuncusu gibi ellerim ceplerimde, başım yukarıda girdim.

O gün böyle başladı.

Tutuklu gazeteci Mustafa Ünal’dan mektup: Doğmamış torunma…

Okumaya devam et

Gündem

Metin Feyzioğlu: Cezaevleri çok dolu, infaz indirimi yapmalıyız

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, ceza infaz indirimiyle ilgili açıklama yaptı, cezaevlerinin kapasitesinin çok fazla olduğu söyledi.

BOLD-  Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, ceza infaz indirimiyle ilgili sürpriz bir açıklama yaptı. Sosyal medya hesabından cezaevlerindeki kapasite sorununu gündeme getiren Feyzioğlu, bir reformun gerekli olduğunu savundu ve bir defaya mahsus infaz indirimi yapılmasını önerdi.

TBB Başkanı, kalıcı bir infaz reformuna ihtiyaç olduğunu belirtirken, kapsam dışı bırakılan suçtan sabıkası olanı kapsam dışı bırakmanın doğru olacağını ifade etti. Feyzioğlu’nun açıklaması şöyle: “Cezaevleri kapasitesinin çok üzerinde dolu.Islah imkanı yok.Hem acilen bir defaya mahsus infaz indirimi yapmalıyız hem de kalıcı bir infaz reformu. Mükerrir herkesi kapsam dışı bırakmak yerine, kapsam dışı bırakılan suçtan sabıkası olanı kapsam dışı bırakmak daha yerinde olacaktır.”

335 CEZAEVİ, 282 BİN 703 TUTUKLU

Adalet Bakanlığı, Kasım 2019’da TBMM’ye gönderdiği 2020 bütçe raporunda Türkiye’de 355 hapishanede, 282 bin 703 mahkûm bulunduğunu, 2019 sonunda 28 modern cezaevinin daha yapılacağını bildirmişti.

Sürgün gazeteci Arslan ve Bilici ABD’de ayakta alkışlandı

Okumaya devam et

Popular