Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Toplumun her kesiminden gelen tepkiler AKP’ye geri adım attırıyor

İktidar, son dönemde tepkilere yol açan yeni vergiler ve kısılan sosyal haklardan bazılarında geri adım atmak zorunda kaldı. Değerli Konut Vergisi’nde yeniden düzenleme, GSS borçlularına sağlık hizmetlerinden 1 yıl daha faydalanma hakkı bunlardan sadece ikisi.

BOLD – Ekonomik kriz sebebiyle yeni kaynak arayışlarını sürdüren AKP hükumeti, özellikle yeni vergiler ve kısılan sosyal haklarla kendini rahatlatmaya çalışıyor.

Ancak toplumda oluşan tepki, iktidarı bazı açılımlarında geri adım atmaya zorladı. Son bir buçuk ayda bazı yeni vergi ve kısılan sosyal haklarda başladığı noktaya dönmek zorunda bıraktı.

DEVLET BÜTÇESİNDE DEVASA AÇIK SÖZ KONUSU

Son dönemde Dijital Hizmet Vergisi, Değerli Konut Vergisi gibi kamuoyunda sıkça tartışılan kalemlerin arka planında devlet bütçesindeki devasa açık var. İhtiyat akçesi, imar affı ve bedelli askerlik gibi tek seferlik gelirler de bütçede beklenen artışı çıkarmıyor. Yurt dışı çıkış harcına yapılan astronomik zam da bütçe gelirlerine deva olacak gibi değil.

TASARRUF İÇİN VATANDAŞIN KAPISI ÇALINDI

Hal böyle olunca devlet tasarruf için vatandaşlara sunduğu sosyal hakları geri alıyor. Bugün 65 yaş üstü vatandaşların ücretsiz toplu taşıma kullanma haklarının kısılması gündemde. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ücretsiz taşınan yaşlı vatandaşlar için belediyelere bir ödeme yapıyordu. Belli ki artık bu ödemede sıkıntılar bulunuyor.

GSS’DE GERİ ADIM MİLLETE BİR YIL KAZANDIRDI

Hükumet bir yandan gittiği tasarruf önlemlerinde sosyal hakları kısarken son dönemlerde atılan geri adımlar da dikkat çekiyor.

2020’ye girmeye sayılı günler kala yapılan açıklamalarda Genel Sağlık Sigortası (GSS) borcu bulunan vatandaşların sağlık hizmetlerinden artık faydalanamayacakları bildirildi. 5 milyona yakın vatandaşın devlet hastanelerinden faydalanma imkanı bitiyordu. Tepkiler sebebi ile hükumet süreyi uzattı. Böylece vatandaş GSS borcu olsa bile bir yıl daha ücretsiz sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek.

BİÇİLECEK DEĞERE BELEDİYE DEĞİL BAKANLIK KARAR VERECEK

Değerli Konut Vergisi (DKV) taslağı geçen yılın son çeyreğinden bu yana tartışılıyor. Babadan kalma evde oturan vatandaş bir anda ödeyemeyeceği astronomik rakamlarla karşılaştı. Eve biçilecek değerin belediyedeki değer üzerinden değil Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılacak olması mağduriyetleri katlıyordu.

ERDOĞAN MÜDAHALE ETMEK ZORUNDA KALDI

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın müdahalesi ile DKV düzenlemesinde büyük ölçüde geri adım atıldı. Değeri 5 milyon liraya kadarlık evler için vergi alınmayacak. Rakamı aşan evlerden ise geçen kısmı için binde 3, 6, ve 10’luk vergi alınacak.

GELİR 2 MİLYARDAN 200 MİLYON LİRAYA DÜŞTÜ

Erdoğan’a yeniden değerleme oran artışında yetki verildi. Önceden bütçeye 2 milyar liradan fazla gelir kaydedecek bu vergiden atılan geri adımla gelir yaklaşık 200 milyon liraya indirildi. Yine de öncesinde olmayan bir vergi vatandaşın hayatına girdi.

YEMEK ZAMMI İNTİHAR SONRASI GERİ ÇEKİLDİ

İstanbul Üniversitesi öğrencileri için 1,5 liralık yemek ücretinin ikinci yemekte 17,5 liraya çıkması büyük protestolara yol açtı. Üniversite öğrencisi Sibel Ünli’nin intiharı öncesi “Yemekhane kartımda para kalmamış sadece bir liram var” paylaşımında bulunması Türkiye’yi yasa boğmuştu. Ardından yemekhane zammı geri alındı.

Cari açıkta rekor artış: Yüzde 162

Ekonomi

AKP’den yeni bankacılık yasası: Ekonomi sopayla yönetilecek

Bankalara ekonomi yönetiminin istemediği işlemler yapmaları durumunda ağır yaptırımlar getiren, ekonomiyi eleştirmeyi imkansız hale getiren yeni bir yasa hazırlandı.

BOLD – İktidarı oluşturan AKP-MHP’nin ortak imzasıyla bankacılık sektörünü yeniden düzenleyen bir kanun hazırlandı.

Bir süredir Tayyip Erdoğan tarafından ekonomiyi eleştiren kişiler “vatan hainliği” ile suçlanıyor. Yeni değişiklikle bu durum yasal olarak da suç haline geliyor.

Yasa teklifi, ekonomi alanında yeni suçlar tanımlarken, mevcut suçların cezalarını da çok ağırlaştırıyor. Teklif ile “manipülatif ve yanıltıcı işlemler” yapan bankalara ceza verilmesi öngörülüyor. “Bankacılık sistemini tehlikeye düşüren işlemler” yapan bankacılara da ağır cezalar getiriliyor.

Hangi işlemlerin “manipülatif” olduğu, “yanıltıcı işlem”in ne olduğu, “bankacılık sistemini tehlikeye düşüren işlemler”in hangileri olduğu ise yasada tanımlanmıyor. Yorum tamamen ekonomi yönetiminin eline bırakılıyor.

Ekonomist Erdal Sağlam’a konuşan bir bankacı, “Örneğin tasarruf sahibinin ‘Gerçeğe aykırı şekilde yönlendirilmesi’ kapsamına sosyal medyada ‘Ekonomi iyi yönetilmediği için TL değer kaybedecek’ yazan birileri, dolar sonraki aylarda artmadığında yanıltıcı yönlendirme yapmış sayılacak mı?” diye sordu.

Bankacılar bu nedenle tedirgin. Ekonomi üzerindeki baskılar nedeniyle birçok uluslararası şirket ve UniCredit gibi büyük bankalar Türk Finans sisteminden çıktılar.

HDP MUHALEFET ŞERHİ DÜŞTÜ

Halkların Demokratik Partisi (HDP), değişikliğe karşı.

HDP’ye göre kanunla birlikte; özel bankalar iktidarın ekonomi politikalarına tam destek vermeye zorlanacak: “Örneğin, bu kanun teklifiyle AKP, arzu ettiği oranda kredi musluğunu açmaya yanaşmayan özel bankalara baskının dozunu artırabilecektir. Bankalar üzerine siyasi baskılar kurulabilecek.”

KREDİ MUSLUKLARI ZORLA AÇILACAK

“Yönetim herkese kredi açılmasını istiyor ama bankalar batık hale geleceği belli olan kredileri açmaya yanaşmıyor” diyen bir bankacı, özel bankaların tüketici kredilerini artırdıklarını ama bunun yönetimi tatmin etmediğini söyledi. Yasal değişiklikle birlikte bankalar bu kredileri vermeye mecbur bırakılacak. Ayrıca ticari kredilerde bankaların ne oranda komisyon alacağına bankanın kendisi değil ekonomi yönetimi karar verecek.

Özellikle hükümete yakın büyük müteahhitlerin son dönemde kredi bulamadığı düşünülürse, yeni yasayla bankalar bu kredileri ekonomi yönetiminin öngördüğü komisyonlarla vermek zorunda kalacak.

HÜKÜMET DOLARI FRENLEYEMİYOR

Öte yandan Merkez Bankası, yılbaşından bu yana doların Türk lirası karşısında değerlenmesini frenlemek için ekonomistlerin eleştirdiği yöntemler kullanıyor. Özel bankalar üzerinden piyasaya 17 milyar dolar satıldı. Libya’ya asker gönderme karşılığında alınan 1 milyar dolar da buna dahil. Merkez Bankasının döviz rezervlerindeki erime, döviz cinsinden borçlu olan Türkiye için oldukça riskli bir durum. Ancak Erdoğan yönetimi, inşaat sektörünün çökmemesi için doları 6 TL’de tutmakta kararlı.

Kuru 6 TL’de tutabilmek için Libya’dan gelen paralar dahil 17 milyar dolar satıldı

Okumaya devam et

Ekonomi

Kuru 6 TL’de tutabilmek için Libya’dan gelen paralar dahil 17 milyar dolar satıldı

Ekonomi yönetimi özel bankalara pompalama yöntemiyle yılbaşından bu yana kuru frenlemek için toplam 17 milyar dolar sattı. Libya’dan gelen paralar da içinde.

BOLD – Ekonomide işler iyi gidiyor görüntüsü vermek için geçen yıl kamu bankaları aracılığıyla 40 milyar doların üzerinde döviz satışı yaparak kurlara müdahale eden Merkez Bankası bu yıla da hızlı başladı. Dolar yılbaşından bu yana artış eğilimini korurken, Merkez Bankası’nın 6 TL’lik psikolojik eşik civarında yaptığı toplam müdahalenin en az 13 milyar doları bulduğu anlaşılıyor.

Can Teoman’ın analizine göre; Söz konusu rakam Merkez Bankası’nın kendi bilançosundan çıkan veriler ışığında hesaplanırken, medyaya yansıyan haberlere göre Ocak sonunda Libya’dan da 4 milyar dolar düzeyinde döviz yardımı eklenirse satış tutarının 17 milyar doları bulması mümkün.

Merkez Bankası geçen yıldan itibaren iç piyasadaki bankalarla swap işlemlerine başlarken, verilerin gecikmeli servis edilmesi ve piyasadan ödünç alınan dövizlerin pasif tarafına yazılmadan doğrudan rezervlere eklenmesi ile birlikte bilançoda şeffaflık kaybolmuştu. Ayrıca resmi olarak döviz satış işlemi yapmayan Merkez Bankası’nın, kamu bankalarını muhabir olarak kullanarak, piyasadaki kur seviyesini kontrol etmek için yaptığı satışlar da belirsizliğin artmasında bir başka nedendi.

Piyasadaki işlemciler bazı günlerde kamu bankalarının kur seviyesini düşürmek için milyarlarca dolarlık satış yaptığını belirtirken, bu satışların toplamda ne kadara ulaştığını hesaplamak giderek zorlaştı.

Yine de bazı ipuçlarını göz önünde bulundurarak Türk Merkez Bankası’nın piyasaya yaptığı müdahaleleri kabaca hesaplamak mümkün. Örneğin brüt döviz rezervleri temel alınarak yapılacak bir hesap, 2020 başından beri doları 6 TL’nin altında tutmaya çalışan ancak bunda pek de başarılı olamayan Merkez Bankası’nın müdahaleleri hakkında bir bilgi verebilir.

Merkez Bankası’nın son açıkladığı rakamlara göre ülkenin toplam brüt döviz rezervleri 7 Şubat’ta 74 milyar 420 milyon dolar oldu. Bu rakam 27 Aralık 2019’da 81 milyar 240 milyon dolardı. Bu, brüt döviz rezervlerinde doğrudan 6.8 milyar dolarlık bir düşüşü ifade ediyor.

Ancak bu rakam tek başına bütünün tamamını oluşturmuyor. Çünkü Merkez Bankası bu yıl içinde zorunlu karşılık uygulamalarında iki kez değişikliğe gitti ve bunlar rezervlere 3.2 milyar dolarlık katkı yaptı. Keza banka reeskont kredileri karşılığında ihracatçıdan 2 milyar doların üzerinde döviz geliri elde etti (1.8 milyar doları Ocak ayında).

Tüm bunlara ek olarak Merkez Bankası’nın net döviz pozisyonuna göre 7-13 Şubat arasında en az 1 milyar dolar tutarında döviz satışı daha gerçekleşti. Bu veriler Merkez Bankası’nın yeni yılda yaptığı döviz satışlarının kabaca 13 milyar doları bulduğunu gösteriyor. Aradan geçen sürede brüt döviz rezervlerini etkileme açısından kamunun döviz mevduatında önemli bir değişim olmadığını da belirtelim.

Diğer taraftan Merkez Bankası’nın döviz satışlarının bilançodan tahmin edilenin daha üzerinde olabileceğine ilişkin bir başka gelişme de Libya’dan geldiği iddia edilen 4 milyar dolarlık havale. Daha önce Katar Merkez Bankası’yla yapılan bir yardım anlaşması çerçevesinde, Türk Merkez Bankası rezervlerini güçlendirmek adına bu ülkeyle 5 milyar dolarlık uzun vadeli swap işlemi yapıyor. Şimdi benzer bir anlaşmanın Libya ile de yapıldığına ilişkin iddialar var.

Londra’da yayınlanan Al Arab gazetesinde yer alan bilgilere göre, Türkiye’nin askeri yardımda bulunduğu Libya’daki UMH iktidarı, ülkenin yurtdışı varlıklarından 4 milyar dolarlık bir bölümü Türk Merkez Bankası’na emanet olarak aktardı. Gazete iddiayı Libya Merkez Bankası Likidite Kriz Komitesi Başkanı Ramzi Al-Agha’nın açıklamalarına dayanarak verdi.

Hatta geçen hafta içinde bankanın 1 milyar dolar tutarındaki yeni bir mevduatı daha Türk Merkez Bankası’na yatırmayı planladığı belirtildi. Söz konusu rakamlar Türk Merkez Bankası hesaplarına geçmesine rağmen rezervlerde bir artışa neden olmadı. Bu da Merkez Bankası’nın gelen para miktarındaki dövizi piyasalara sattığı yönündeki kanıyı güçlendirdi.

Türk Merkez Bankası geçen yıl 40 milyar doları aşan bir tutarda döviz satışı yaparken bu dövizlerin büyük bölümü iç piyasadaki döviz yatırımcısı tarafından satın alınmıştı. Türk yatırımcıların talebi ülkedeki dolarizasyon oranını yüzde 46’dan yüzde 55’lere kadar yükseltirken, uzun yıllar sonra ilk kez bankalardaki mevduatın yarısından fazlası döviz hesaplarında korunur hale geldi. Dolarizasyon her ne kadar kötü olsa da, bankaya yatırılan her döviz mevduatı Merkez Bankası’nın döviz rezervleri açısından rahatlatıcı bir etki de yarattı.

Örneğin bankalardaki döviz mevduatı arttıkça Merkez Bankası’nın zorunlu karşılıklar yoluyla piyasadan çektiği döviz otomatik olarak yükseldi. Aynı şekilde bankaların döviz likiditesinin yükselmesi Merkez Bankası’nın swap yoluyla piyasadan rahatlıkla döviz borçlanmasını sağladı. Kısacası iki etken de döviz rezervleri için dolaylı da olsa bir konfor sağlamış oldu.

Buna karşın 2020 yılında bu trendin değiştiği anlaşılıyor. Çünkü Merkez Bankası’nın sattığı yüksek miktardaki dövize karşın bu kez Türk yatırımcıların döviz mevduatlarında belirgin bir artış yok. Banka’nın açıkladığı verilere göre Aralık sonundan 7 Şubat’a kadar ülkedeki döviz hesaplarında yaşanan artış sadece 2 milyar dolar. Bu da dövizlerin bu kez çoğunlukla yabancı yatırımcılar tarafımdan alındığı ya da borç ödemeleri ve yeniden artmaya başlayan ithalatı finanse etmek için kullanıldığını gösteriyor.

Bütün bunlara ek olarak Merkez Bankası’nın yaptığı tüm satışlara rağmen dolar kurunun 6.05’i TL’yi geçerek geçen yılın sonuna göre 10 kuruş yüksekte işlem gördüğünü de hatırlatmakta fayda var.

Okumaya devam et

Ekonomi

CHP’li Toprak: Vatandaş ‘çocuklarım aç’ diye feryat ediyor, ekmeği kredi kartıyla alıyor

CHP’li Erdoğan Toprak, vatandaşların ekonomik kriz nedeniyle kendini yakacak noktaya geldiğini belirterek, “Vatandaşlar ‘Çocuklarım aç’ diye feryat ediyor, evine ekmeği kredi kartıyla alıyor” dedi.

BOLD – CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, ekonominin son 10 yıllık durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu.

Ekonomideki gidişatın buhrana dönüştüğünü söyleyen Toprak, “İktidarı gerekli yapısal önlemleri almaya, geçici çözümlerden medet ummamaya davet ediyorum. Toplumun ruh sağlığı tehlikede. Çünkü iktidardakilere göre krizin sorumlusu işçi ve emekli” dedi.

DEVLETİN BORCU ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR

AKP’nin iktidara geldiği günden bugüne kadar Türkiye’nin borçla büyümeye devam ettiğini vurgulayan Toprak, “Devlet borçlu ve bu çığ gibi büyümeye devam edecek. Faturası da acı olacak. Ancak son 10 yıllık verilere baktığımızda hiçbir önlem almayan, üretime yönelmeyen iktidar faturanın daha da kabarmasından başka bir işe yaramıyor” diye konuştu.

VATANDAŞ ‘ÇOCUKLARIM AÇ’ DİYE FERYAT EDİYOR

Sözcü’ye konuşan Toprak, “İşsizlik ve enflasyon resmi verilerde bile trajik bir hal almış durumda. İnsanlar artık kendilerini yakacak noktaya geldiler ve ‘Çocuklarım aç’ diye feryat ediyorlar. Vatandaş evine ekmeği kredi kartıyla götürüyor. Takipteki tüketici kredisi ve kredi kartlarının tutarı 2009-2019 tarihleri arasında 8.2 milyar lira seviyesinden 20.7 milyar seviyesine çıkmış durumda. Banka borçlarında da inanılmaz bir artış var ve aynı zaman diliminde 129.8 milyar liradan 590.4 milyar liraya ulaşmış durumda. Bu borçlar bu yıl da katlanmaya devam ediyor.”

Anne mezara, baba cezaevine… Çocuklar yine ortada kaldı

Okumaya devam et

Popular