Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Mustafa Ünal özgürlüğü karşılığında yapılan ahlaksız teklifi reddetmiş

Tutuklu gazeteci Mustafa Ünal, doğmamış torununa yazdığı 3. mektubunda tutuklandığı günü anlattı. Ünal, yazısında ayrıntılarını daha sonra paylaşacağı bir tekliften bahsetti.

BOLD- Kapatılan Zaman gazetesinin eski Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal, Silivri Cezaevinden doğmamış torununa mektup yazmaya devam ediyor. 3 mektubunu yazan ve oğlu Enes Ünal’a gönderen Mustafa Ünal, mektubunda tutuklandığı 31 Temmuz 2016 gününü anlattı.

15 Şubat 2020 tarihli mektuba “Neden hapiste olduğumu anlatmadım sana. İnanır mısın suçum nedir, ben neden mahpusun, dört yıla yaklaştı hala çözemedim.” diye başlayan Ünal, ayrıntılarını daha sonra anlatacağını söylediği bir özgürlük teklifinden bahsediyor: “Bir gece yarısı özgürlük bileti gibi bir mesaj geldi. ‘Hayır‘ dedim; hakperestlik çizgisinden sapma… Ayrıntılarını vakti geldiğinde paylaşırım. Sınandım. Kararım karardı.”

DOĞMAMIŞ TORUNUMA MEKTUPLAR 3 – MUSTAFA ÜNAL

Sevgili can kuşum!

Seni bir kuşa benzetseydim turna derdim. Yükseklerden uçuşu şiir gibidir turnaların, seyrine doyum olmaz. Turna avazı gibi gür sesin ola ve hakikati haykırasın. Baban ise bir kartal o da yükseklerden uçar lakin yalnızdır.. Şiirler, şarkılar hep turnalar üzerinedir. Bundan böyle turnalar bana hep seni hatırlatacak.

Dünyamıza turna olarak görünen meleklerin kanatlarında gelesin. Turnalar yoldaşın olsun.

Bu sana zindandan yazdığım üçüncü mektup. İtiraf etmeliyim ki sana yazmak bana iyi geliyor. Mahpusluğumu unutuyorum. Mahzunluğumu gideriyor. Silivri’nin karanlığından senin aydınlığına kanatlanıyorum. Duvarlar, tel örgüler aradan kalkıyor. Mekan ve zaman anlamını yitiriyor.

Bu satırları gece yarısı yazıyorum. Ortama sessizlik hakim. Sağımızda, solumuzda, önümüzde, arkamızda yüzlerce belki binlerce mahpus var. Akşamüzeri yan taraftan, bitişik koğuştan kağıttan flütün resitali yükseldi. Şimdi sükunet zamanı.

Neden hapiste olduğumu anlatmadım sana. İnanır mısın suçum nedir, ben neden mahpusun, dört yıla yaklaştı hala çözemedim. Mahkemede yargıçlara sordum cevap vermediler, onların da bildiğini zannetmiyorum. Yargı sürecini ayrıntılarıyla anlatacağım sana. Kavramlara boğmadan, senin anlayacağın şekilde basit, sade ve yalın dille anlatacağım.

O günle başlayacağım, hürriyetime son veren, gözaltına alındığım o gün, dün gibi canlı… Savcının kararını sabah erkenden öğrendim. 40 kişilik ‘aranan gazeteciler listesi’nde benim de adım vardı. Ülkede olağanüstü hal hüküm sürüyordu. O yüzden pek sürpriz olmadı. Bu topraklarda kalem ve kelam rahat bırakılmaz. Söz ve yazının gücü korkutur. Hayatımda ilk kez karakolla, yargı ile muhatap olacaktım. Hayır, zerre kadar korkmadım. Biraz heyecanlandım. Daha çok meraklandım. Bana ne suç isnat edebilirlerdi ki? Hangi soruları sorabilirlerdi? Hayatı şeffaf yaşamış biriydim. Düşündüğümü yazmış, ekranda konuşmuş bir gazeteciydim. Binlerce yazı, saatlerce konuşma… Hiçbiri yargı konusu olmadı. Hakaret suçu bile işlemedim. Gizli saklı faaliyetim olmadı. Kendimden çok emindim. Polislerin eve gelip beni götürmesini bekledim. Saatler geçti, gelen giden yok. Gözüm pencerede, kulağım kapıda…

Tam 12 saat sonra gün biterken iki polis ellerinde otomatik silahlarla belirdi. “Nerede kaldınız, niye geciktiniz?” diye sordum. “Yoğunluktan…“ dediler. Polisleri beklerken iki karar aldım. İlki; gözümü dört açacak, her şeyi görecek, her fısıltıyı duyacak ve hafızama kaydedecektim. İyi muameleyi de fena tavırları da unutmamalıydım. Tarihin dönüm noktalarından birinin tanığıydım. Şahitliğimin hakkını vermeliydim. İsimler, cisimler, suretler… hiçbirini atlamamalıydım. Başarabildim mi? Evet… O günden itibaren yaşadıklarım hafızama kazındı. Silinmesi, unutulması mümkün değil. Yazıya döküleceği zamanı bekliyor. İkinci kararım ne pahasına olursa olsun doğruyu söylemeliydim. Yalanın beni kurtaracağını, özgürlüğe kavuşturacağını bilsem de doğruluktan ayrılmamalıydım. Ve hakperest olmalıyım. Hiçbir kişi veya kurumun peresti olmamalıyım. Velev ki bedeli mahpusluk olsun… On yıl sonra pişmanlık duyacağım hiçbir söz ağzımdan çıkmamalı, hiçbir hakaret sadır olmamalı… Bu kararıma da sadık kaldım. Bir gece yarısı özgürlük bileti gibi bir mesaj geldi. ‘Hayır‘ dedim; hakperestlik çizgisinden sapma… Ayrıntılarını vakti geldiğinde paylaşırım. Sınandım. Kararım karardı.

Polisler kimlikleri ile birlikte savcının yazısını gösterdiler, Emniyet’e kadar bizimle gel, dediler. Evde arama yapmayacak mısınız, diye sordum. Hayır, diye cevap verdiler. Sadece gözaltı kararı için talimatlandırılmışlar. Cep telefonumu vereyim, dedim. Hayır, almayacağınız, yalnızca seni götüreceğiz, dediler. Suç işleyen insan böyle davranır mı? Ama maalesef yargı sürecinde bu hiç dikkate alınmadı. Yargıçlar tutuklama kararı verirken “delil karartma” ve “kaçma şüphesi” diye yazabildiler. Her kararları onlar ve Ankara için utanç, benim için şereftir. O yüzden hiç yüksünmedim. Emniyet’e doğru giderken polislerle muhabbet ettim. Futbol sohbeti yaptım. Evden iki polisin arasında çıkarken, “Beni düşünmeyin birkaç ay sonra dönerim…” dedim. Umutluydum, iyimserdim. Neye mi güveniyordum? Türkiye’nin demokrasi tecrübesi ve kazanımlarına… Devletin suçlu ile suçsuzu aylar içinde ayırt edeceğine inanmıştım. Türkiye bir hukuk devleti değil miydi? Bu vasfını gösterirdi elbet. Olmadı, toplum adalet trenini rayına oturtur. Sessiz kalmaz. Burası Habibi Neccar’ı çıkarmış, Nemrut’un karşısına İbrahim’i dikmiş bir coğrafya…

Bir gece vakti Emniyet’e bu düşünce ve ruh haliyle, bir filmin başrol oyuncusu gibi ellerim ceplerimde, başım yukarıda girdim.

O gün böyle başladı.

Tutuklu gazeteci Mustafa Ünal’dan mektup: Doğmamış torunma…

Gündem

Türkiye’de korona nedeniyle 22 kişi daha vefat etti, 786 yeni vaka tespit edildi

Korona salgını nedeniyle son 24 saat içerisinde 22 can kaybı yaşandı. 32 bin 325 test uygulamasından 786 yeni vaka tespit edildi.  

BOLD – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’nin günlük korona salgını tablosunu sosyal medya hesabından paylaştı. Sağlık Bakanlığı’nın oluşturduğu verilere göre 22 kişinin daha hayatını kaybettiği salgında toplam can kaybı 4 bin 585’e yükseldi.  

786 yeni vakanın tespit edilmesiyle toplam vaka sayısı 165 bin 555’e tırmandı.  

Sağlık Bakanı Koca, “Toplam test sayımız 2,1 milyonu geçti. İyileşen hasta sayımız 130 bin. Yoğun bakıma ihtiyaç duyan hasta sayımız azalıyor. Gelecek günler, el hijyenine özene; maske + sosyal mesafe kuralının her ikisine uymamıza bağlı. DAHA İYİ TEDBİR, daha iyi sonuçtur.” Mesajını paylaştı.  

10 milyon kişinin test edildiği Wuhan, en güvenilir şehir ilan edildi

Okumaya devam et

Gündem

Koruma Soylu’yu yalanladı: Mermiyi namluya verdim!

CHP Adana Yüreğir İlçe Gençlik Kolları Başkanı Yıldırım hakkındaki iddianame hazırlandı. Kaymakam Bingöl’ün koruması B. Y, silahını çektiğini, mermiyi namluya verdiğini, kimseye doğrultmadığını söyledi. İçişleri Bakanı Soylu, “Silah yok” demişti.

BOLD – Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yüreğir İlçe Gençlik Kolları Başkanı Eren Yıldırım ve 4 kişi hakkındaki iddianamesini hazırladı. Kaymakam Ozan Bingöl’ün mağdur, koruması B. Y.’nin müşteki sıfatıyla yer aldığı iddianamede Yıldırım’a, ‘görevi yaptırmamak için direnme’ ve ‘hakaret’ suçlaması yöneltildi. İlk iddia için 4, ikincisi için 1 yıl hapis cezası istendi. Dört kişi hakkında da kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi.

NAMLUYU KİMSEYE DOĞRULTMADIĞINI YERE TUTTUĞUNU SAVUNDU

14 Mayıs’ta gerçekleşen olaya dair iddianamede ifadesi yer alan koruma B. Y., kaymakamı müdafaa için silahını çektiğini, mermiyi namluya verdiğini söyledi. Namluyu kimseye doğrultmadığını, yere tuttuğunu savundu. Delilleri inceleyen iddianame savcısı özetle şu değerlendirmeyi yaptı: “Kaymakam koruması kalabalık oluşmaması yönünde uyarıda bulunmuş, ilçe kaymakamına gerçekleşebilecek saldırıyı engellemek için uyarılarını devam ettirmiş ancak uzaklaşmayan gruptaki şüpheli Eren tarafından göğüs kısmından sert şekilde vurulması sonucu kesin adli raporundan da anlaşılacağı üzere basit tıbbı müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmıştır. Yaralanma niteliği gereği görevi yaptırmamak için direnme suçunun cebir unsuru sayılmıştır.”

SOYLU “BÖYLE BİR GÖRÜNTÜ DE BÖYLE BİR DURUM DA YOK” DEMİŞTİ

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘PKK’ benzetmesi ardından tutuklanan Yıldırım ailesininin karıştığı olayla ilgili görüntüler yayınlanmıştı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Bir silah hadisesi filan yok. Böyle bir görüntü de böyle bir durum da yok. O esnada kaymakama yönelik bir hal söz konusu olunca koruma polisi orada müdahale ediyor. Sonra orada darbediliyor zaten” ifadelerini kullanmıştı.

CHP’li Eren Yıldırım’ın tutukluluğuna itiraz reddedildi

Okumaya devam et

Gündem

Gökhan Özoğuz’dan günlüğü bin liralık şezlong üzerinden fahiş fiyat tepkisi: Her şey saçma sapanlaştı

Bodrum Türkbükü’nde faaliyet gösteren bir otelin, günlük şezlong için kişi başı bin lira istediği iddiasına tepki gösteren Özoğuz, “Artık halk kıpırdayamıyor” dedi.

BOLD – AKP Hükumetinin normalleşme kararı sonrası, müşterilerini bekleyen turistlik mekanlar da hazırlıklara başladı. Özellikle yerli turistlerin ilgi gösterdiği Bodrum Türkbükü plajında faaliyet gösteren bir otelin biçtiği şezlong kiralama ücreti gündem oldu.

İddiaya göre otel, müşterilerinden günlük şezlonglar için bin lira, aylık da 24 bin lira talep ediyor. Sosyal medyada da gündem olan iddiaya, Athena grubunun solisti Gökhan Özoğuz da tepki gösterdi.

BOYKOT EDECEKSİN

Ülkede hemen her şeyin aşırı pahalılaştığını dile getiren Özoğuz, ”Pahallı olan hiçbir şeyi almayacaksın, kullanmayacaksın. Bak nasıl düşüyor. Her şeyde ama her şeyde Fiyatlar saçma sapanlaştı. Boykot edeceksin . Artık Halk hiçbir şekilde kıpırdayamıyor” ifadelerini kullandı. Özoğuz’a takipçilerinden de destek geldi.

Kadınlardan maden projesi iznine tepki: Nedir bu gavurlardan çektiğimiz

 

Okumaya devam et

Popular