Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

“Yakışıklı” kod Komiser Turgay Atılır: Fason bir kahramanın hikayesi

“Yakışıklı” lakaplı komiser Turgay Atılır; “kaçakçılık”tan ihraç edildi, kumpas mağduru olarak döndü, 15 Temmuz’da kahraman madalyası verildi, çete üyeliğinden tutuklandı.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL – Turgay Atılır 2005 yılında Polis Akademisinden mezun oldu ve Emniyet bünyesine katıldı. Van’da görev yaptığı sırada kaçakçılık operasyonunda tutuklandı ve ihraç oldu.

Atılır’ın da içinde bulunduğu polisler Van Başkale’de 107 koli kaçak sigara paketine el koymuş ancak bunu tutanaklara 41 olarak geçirmişlerdi. Kalan 66 koliyi satmak isterken yakalanmışlardı.
Savcılık olayı derinleştirdiğinde bunun bir şebeke şeklinde ve sürekli olarak yapıldığını, bazı polislerin işi suç örgütü haline çevirdiklerini tespit etti. Komiser yardımcısı Turgay A., polis memuru Numan K. ile Mehmet Ali Ş. bu suç nedeniyle sigara kaçakçısı Mehmet S. ile beraber suçüstü yapılarak tutuklandılar.

YILLAR SONRA MAĞDUR OLDU

17/25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra Emniyet kadroları altüst edildi, binlerce polis sürgüne gönderildi, yüzlerce polis açığa alındı. Bu süreçte “kumpas” sözcüğü Türkiye’nin gündemine hemen her alanda sokuldu.

(Milliyet gazetesinde 2013 yılında konuyla ilgili yayınlanan haber. Turgay Atılır sağ başta görünüyor)

TSK’dan sonra Emniyet’te de kumpasa uğrayanlar olduğu iddia edildi ve “kumpas mağduru emniyetçiler” denilerek, daha önce Emniyet’ten çeşitli suçlamalarla ihraç edilmiş kişiler geri alındı.
Kaçakçılıktan ceza almış ve ihraç olmuş Turgay Atılır da bunlardan biriydi.  2013’te kaçakçılıktan ihraç olduğu emniyete 2015’te kumpas mağduru olarak döndü.

Turgay Atılır, en büyük atılımını ise 15 Temmuz’la yaptı.

15 Temmuz’da Marmaris’te Erdoğan’ı kaçırmaya çalıştığı iddia edilen askerlerle çatıştığı hikayesiyle kamuoyunun önüne çıktı.

Ardından madalya ile ödüllendirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından verilen “Devlet Övünç Madalyası” Ödülü, 2018 Yılında Muğla Valisi Esengül Civelek tarafından Turgay Atılır’a törenle takıldı.

KAHRAMANLIK HİKAYESİYLE PARA BASMAYA BAŞLADI VE YİNE TUTUKLANDI

Turgay Atılır, Marmaris Davası’nda birbirinden şaibeli ifadeleri ve tutarsızlıklarıyla tartışılan sözde kahramanlık hikayesiyle, tutuklu askerler aleyhine de şahitlik yaptı. Askerler polislerle çatışmadıklarını söylediler ve balistik inceleme talep ettiler. Ancak o inceleme reddedildi.

Turgay Atılır artık bir kahramandı. Ve hayatı özellikle ekonomik anlamda büyük değişim yaşamaya başladı. Sözde kahramanlığının sağladığı krediyi sonuna kadar kullanmaya kararlı olan Atılır’ın eski alışkanlıklarına geri dönmesi uzun sürmedi.

18 Şubat 2020’de “Kurt Kapanı” adı verilen ve 4 ilde düzenlenen operasyonda, internet üzerinden yasa dışı bahis oynattıkları iddiasıyla 14 şüpheli gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlardan biri Marmaris Emniyetinde görevli komiser yardımcısı “yakışıklı” lakabıyla bilinen Turgay Atılır’dı. Çete üyelerinin banka hesaplarında 60 milyon liralık hareket tespit edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “Devlet Övünç Madalyası” ile ödüllendirilen 15 Temmuz’un kahramanı üst düzey çete üyeliği suçlamasıyla tutuklandı.

Çete üyeliğinden tutuklanan komiser yardımcısı Turgay Atılır’ın Erdoğan tarafından verilen Devlet Övünç Madalyası henüz geri alınmış değil.

Ancak “yakışıklı”nın hikayesi polis-kaçakçı-komiser-çete lideri şeklinde hem “mesleki” dünyada hem “yeraltı dünyasında” ilerlemeyi sürdürüyor…

BOLD ÖZEL

Virüs nedeniyle ablamın bipolar bozukluğu nüksetti, ilaç kullanıyordu ama o intihar etmez

Eşi ve babası tutuklu Halime Çalışkan dün balkondan düşerek hayatını kaybetti. Daha önce bipolar bozukluğu tedavisi gören Çalışkan’ın hastalığı 3 hafta önce nüksetmişti.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Çanakkale merkezdeki evlerinin 4. katından dün öğlen saatlerinde düşerek hayatını kaybeden 29 yaşındaki Halime Gelir Çalışkan’ın erkek kardeşi M. F. Gelir (23), olayın ayrıntılarını BOLD Medya’ya anlattı.

“ÇOK ZOR ŞEYLER YAŞADI”

M. F. Gelir “Ablama 20’li yaşlarda bipolar bozukluk teşhisi konulmuştu. Dönem dönem oluyordu bu hastalık. İlaçla geçiyordu. Virüs salgının başlamasıyla nedeniyle üç hafta önce yeniden nüksetti. Ben doktora götürdüm. Bu hastalık ağır bir olay yaşandığında ortaya çıkıyor. Her hafta cezaevindeki eşini ziyarete gidiyordu. Gidemeyecek olması onu bayağı üzdü, moralini bozdu. O gün donuk bakmaya başladı. Bunalma girdi. Yaşadıkları zaten çok ağırdı. Annemle benim yanımda kalıyordu. Babam da yok. Ama Ablam inançlı bir insandı, intihar ettiğini düşünmüyoruz. Kullandığı ilaçlar nedeniyle başı dönüyordu. Korkuluk da kırılmış. Ya dengesini kaybetti ya da kaydı.” dedi.

Olay dün öğlen saatlerinde oldu. Çanakkale merkezde yaşıyoruz. Ablamın geçmiş dönemde psikolojik rahatsızlığı vardı. 20’li yaşlarında çıktı. Bipolar bozukluk. Ama bu rahatsızlık her zaman olmuyordu. Bir iki defa olmuştu. Çok sessizleşiyor, yatıyordu. Babam ilgileniyordu daha çok kendisiyle. Babam içeri girdi. Bu rahatsızlığı 3 yıldır olmuyordu. Eşi de 2,5 yıl önce tutuklandı. Eşi içerideyken tutuklandı. O zaman ben de tutukluydum. Hamile haliyle hem bana hem babama hem enişteme geliyordu.

“DOKTOR KENDİNE ZARAR VERDİ Mİ DİYE SORMUŞTU”

Dün 11.00-11.30 gibi yeğeni Zehra’yı uyuttuğunu ve odasına çekildiğini belirten M. F. Gelir, “Annem oturma odasında Kuran okuyordu. Ablam da mutfakta Yasin okumuş galiba. Bu rahatsızlıkta ablamda karamsar bakma olayı oluyor. Doktor bana ‘kendine zarar verme durumu oldu mu’ diye sormuştu. Doktor böyle söyleyince ben de açıkçası endişelendim. Zehra var, Allah korusun bir şey olmasın diye. İçine kapanıyordu ablam, olumsuz düşünüyordu, benim yüzümden oluyor bu olaylar diyordu. Saf, temiz, masum, namazında niyazında bir insandı (ağlıyor).” ifadelerini kullandı.

“MUTFAKTA YASİN OKUYORDU”

G. şöyle devam etti: “Yasin okuduktan sonra balkona çıkmış. Artık orada ne oldu bilmiyoruz. Kapıyı açarken mi kaydı, balkon dar biraz. Koltuk var. Balkonda korkuluk var ama çok yüksek değil. Çamaşır askılığı var. O da kırılmış, ablam belki geriye doğru sırt üstü düşmüş olabilir ya da bakayım derken ileriye doğru başı dönmüş olabilir. Bu ilaçların etkisiyle başı dönüyordu. Biz de bilmiyoruz ki… Ben zaten yatıyordum. Annem ses duymuş. İçeri girecek sanmış. Sonra merdivenlerden aşağıya yanına koştum. Ağzından kan gelmişti. Ambulans geldi…”

Eşi ve babasının cenazeye katılabilmesi için izin almaya gittiğini söyleyen F. Gelir, “Bir saat sonra cenaze kalkacak. Onlar da gelecekler sanırım.” diye konuştu.

EŞİ ÖĞRETİM GÖREVLİSİ, BABASI İMAM

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği mezunu olan Halime Çalışkan’ın hem eşi hem de babası tutuklu. Bir dönem kardeşi de tutuklandı ve üçüne birden cezaevine ziyarete gidip gelmek zorunda kaldı, oldukça zor günler geçirdi.

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde öğretim görevlisi olan eşi Hidayet Çalışkan, Ekim 2017’de  Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanıp Çanakkale Cezaevine gönderildi. 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan Çalışkan’ın dosyası İstinaf’ta bulunuyor.

Çanakkale merkezde imamlık yapan babası Hüseyin Gelir ise 3,5 yıldır hapiste. 7,5 ceza verilen Gelir’in dosyası ise Yargıtay tarafından onaylandı.

CENAZE BUGÜN DEFNEDİLDİ

Elif Zehra adında 2 yaşında bir kızı bulunan Halime Çalışkan’ın cenazesi bugün öğle namazından sonra Çanakkale merkezde defnedildi.

2 yaşındaki Elif Zehra dün gece dayısı ve anneannesiyle birlikte uyudu ama hep annesini aradı.

İntihar mı kaza mı? Eşi ve babası tutuklu bir kadın Çanakkale’de öldü

Okumaya devam et

Analiz

Türkiye ekonomisini çöküşten kurtaracak reçete…

Gerçek bir yargı reformu, hiçbir para çıkışı olmadan Türkiye’ye çok önemli faydalar sağlayacak: “İçeride büyük bir sosyal barış atmosferi oluşturacak. AB ile ilişkiler olumlu bir yola girecek. IMF’den güçlü bir finansal destek alma kapıları açılacak. Ekonomik çöküş yavaşlayacak. Kovid-19 sorununa karşı etkin tedbir alınacak.”

BOLD ANALİZ – IMF Başkanı, son yaşadığımız Küresel Finans Krizinin etkilerinin görüldüğü 2009’dan daha kötü veya en az onun kadar kötü bir ekonomik durgunluğa girdiğimizi, olumlu şartlar gerçekleşirse 2021’de toparlanma başlayabileceğini söyledi. IMF Başkanı, devamında, dünya ekonomisinin aniden durmasının iflas dalgası riski ve devamındaki işten çıkarmaların daha sonra ekonomik toparlanmayı da zorlaştıracağı hatta toplumsal yapıya zarar vereceğini belirtti.

IMF, virüsün yayılmasına bağlı olarak, gelişmekte olan ülkelerde ekonominin durması, sermaye çıkışları ve ihracatçılar için fiyat şokları gibi bir dizi problemin ortaya çıkacağını, pek çok gelişmekte olan ülkede daralma ve buna bağlı olarak döviz kurlarında kritik hareketler olacağını öngörüyor. Tüm bu öngörüleri birer birer yaşıyoruz. Örneğin, döviz kurlarında ciddi değişimler ve TL’nin değer kaybı oranları çok yüksek seyrediyor.

IMF, Türkiye gibi ülkelerin (emerging markets) kendi rezervlerinin ve iç kaynaklarının yetersizliğine karşı 2,5 trilyon dolar finansman ihtiyacı olduğunu tahmin etmektedir. Türkiye’nin açıkladığı paket ise sadece 15 milyar dolar civarındadır. Türkiye’nin, bundan çok daha fazla desteğe ihtiyacı olduğu açıktır. Üstelik, Türkiye’nin dış borçların çevirebilmesi için, dövize ihtiyacı var. Ülke ekonomisinin yavaşladığı ve virüs yayılımının hızla arttığı bu dönemde, ekonominin seçenekleri çok kısıtlı. Bazı ekonomistler, para basılabileceğini belirtiyor. Ancak bu çok yüksek bir enflasyona yol açar ve yerel paranın değerini daha da düşürür. Üstelik yerel para ile döviz girdisi sağlanamayacağı için yine döviz açığı olma riski var. Türkiye ekonomisi bu nedenle, kısır döngü içerisine girmiş durumunda.

Türkiye’yi en çok zorlayacak gerçeklerden biri de IMF, Dünya Bankası gibi çok uluslu ekonomik kuruluşlardan destek alma olasılığının düşük olması. Destek alması veya almaması bir kenara, bu kapının kapalı olması bile ekonomiye zarar verir. Türkiye’nin IMF, Dünya Bankası gibi çok uluslu ekonomik kuruluşlardan destek alma olasılığı, hapisteki gazeteciler ve siyasi tutuklular nedeniyle çok düşük. Bu tabloyu tersine çevirmek, siyasi tutukluların özellikle bu virüs ortamında serbest bırakılmasına bağlı. Ardından da bir yargı reformu yapılması durumunda, para kapılarının açılması olasılığı gündeme gelebilir.

TÜRKİYE ÇOK TEHLİKELİ BİR EKONOMİK ÇÖKÜŞE IŞIK HIZIYLA İLERLİYOR

Yapıcı bir yaklaşım gösterilmezse, geri dönüşü olmayan bir çöküş kaçınılmazdır. Türkiye ekonomisinin döviz darboğazı ve riskini döviz kurları göstermektedir. Ancak ülkenin ekonomik riskini gösteren ve dünya genelinde takip edilen bir başka gösterge (CDS) şu an alarm düzeyindedir. “Credit Default Swap-CDS” bir ülkenin riskini gösteren ve günlük olarak değişebilen uluslararası bir piyasa verisidir. Aşağıdaki grafik, Türkiye’nin risk seviyesinin 600 puanın üzerine çıktığını gösteriyor. Bunun (CDS) 300’ün üzerine çıkması ciddi sorunlara işaret eder. Türkiye için 600’ün üstünde olan bu veri Almanya için 25 civarında ve Yunanistan için 220 dolayındadır.

Bu verinin 600 olması, tümüyle Kovid-19 sorunundan kaynaklanmıyor. Virüs sorununun en yüksek olduğu iki ülke İtalya ve İspanya’dır. Bunların risk değeri, 185 ve 105 civarındadır. Risk düzeyi tüm dünya ülkeleri içerisinde ele alınınca Türkiye, en riski ülkeler içerinde yer almaktadır. Türkiye, ekonomik dar boğaza ve kısır döngüye girdiği için, şu anki risk seviyesi son on yılın en yüksek seviyesidir. Kısır döngü, yapıcı bir politika ile tersine çevrilmezse, çok ama çok ağır sonuçların kısa sürede ortaya çıkması kaçınılmaz görünüyor.

Bu bağlamda hükumet, ekonomik sıkıntıları ‘maliyetsiz hafifletmek’ için gerçek bir yargı reformu yapmak zorundadır. Hükumetten kimse jest istemiyor. Olması gerekeni istiyor. Bunu yapmayacak hükumet, önümüzde bekleyen ağır ekonomik sorunları üstel (exponential) olarak artıracaktır. Bu da zaten hükumetin kaçınılmaz sonu olacaktır.

Şunu da belirtmek gerekir ki, IMF’nin işaret ettiği gibi, önümüzdeki aylarda peş peşe batışlar kaçınılmazdır. Bunun ekonomideki adı ‘sistemik risk’ yani domino taşları gibi devrilme riskidir. Şu an hükumetçe atılmayan her pozitif adım, bu riskin gerçekleşme hızını ve dalga boyutunu artıracaktır. Aylar hatta yıllar önce atılmayan adımlar hem yurt içinde hem de uluslararası platformda Türkiye’de ağır maliyetlere yol açmaktadır. Maalesef Kovid-19 sorunu bu süreci ışık hızına çıkarmaktadır.

Özetle, yargı reformu hiçbir para çıkışına yol açmadan şu faydaları sağlayacaktır:

  • İçeride büyük bir sosyal barış atmosferi oluşturacaktır.
  • AB ile ilişkilerde olumlu bir yola girilmiş olur.
  • IMF’den güçlü bir finansal destek alma kapılarını açar.
  • Ekonomik çöküş yavaşlar, ekonomik zararların yaralarının sarılması kolaylaşır.
  • Kovid-19 sorununa karşı daha etkin tedbir alma imkanı doğar.

Sonuç olarak hükumet bir saniye bile beklemeden, öldürme, şiddet kullanma, uyuşturucu ve cinsel saldırı suçları gibi suçlar kapsamında olmayan ve tutuksuz olarak yargılanabilecek, öncelikle hasta, yaşlı, hamile ve çocuklular olmak üzere tüm tutukluları serbest bırakmalı, ardından ciddi bir yargı reformu ile içinde bulunduğumuz ağır şartlarda bir nebze olsun rahatlama sağlamalı, temel insan haklarına ve demokrasiye doğru adım atarken Kovid-19 ile mücadelede ve ekonomiyi olası büyük çöküşlerden korumada rasyonel politikalara geri dönmelidir.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Cezaevleri kantinlerinin kapısına kilit vuruldu: Tutuklular korona günlerinde meyve ve sebzesiz

Mecliste infaz yasası görüşmeleri sürerken cezaevlerinden kötü haberler geliyor. Kantinler kapatıldı. Tutuklular korona günlerinde sebze, meyve ve ek gıda alamayacak.

CEVHERİ GÜVEN
BOLD ÖZEL – Korona salgınının bazı cezaevlerine sıçradığı haberleri gelirken, şimdi de tutukluların bağışıklık sistemlerini güçlendirebilecek gıdalar almada tek seçenekleri olan cezaevi kantinlerinin de kapatıldığı haberi geldi.

Tutuklular, yakınlarıyla yaptıkları görüşmelerde cezaevi kantininin kapatıldığı bilgisini verdiler. Cezaevlerinde yiyeceklerin yetersiz olması nedeniyle, kantinden yiyecek alınmaması durumunda aç kalmak söz konusu.

Aynı şekilde sebze ve meyve de yalnızca kantinden temin edilebiliyor.

Tutuklulara cezaevi kantinin 1 ay süresince kapalı olacağı, 1 aylık alışveriş yapmaları yönünde bildirimden sonra kantinlerin kısa süre içerisinde kapatıldığı bildirildi.

40 kişiye varan koğuşlarda alınan gıdaları koyacak yer ve saklayacak yeterli buzdolabı olmaması nedeniyle 1 aylık alışverişin mümkün olmadığı bildiriliyor. 1 aylık sebze ve meyve stoklamak ise cezaevi şartlarında imkansız.

DIŞARIDAN VİTAMİNE İZİN YOK

Korona nedeniyle bağışıklık sistemlerinin güçlenmesi için tutuklu yakınlarının ulaştırmak istediği vitamin hapları da cezaevi yönetimleri tarafından kabul edilmiyor.

Yeterli güneş ışığı alamamak nedeniyle tutukluların bağışıklık sistemlerinin zayıf olduğunu belirten yakınları, kantin yasaklarıyla birlikte tutukluları daha zor günler beklediğini belirtirken, infaz yasasının eşit olarak uygulanmasını talep ediyorlar.

DÖNER SERMAYEYLE ÇALIŞIYOR

Cezaevi kantinleri, cezaevi yönetimi tarafından döner sermaye sistemiyle çalışıyor. Tutuklular ve mahkumlar haftalık olarak ürün listesi doğrultusunda form dolduruyorlar. Kantinden haftada bir kez alışveriş yapma hakkı var. Kantinler dışarıya göre fahiş fiyatla ürün satılması nedeniyle sık sık eleştiri konusu olmuştu.  Yemeklerin yetersiz verilmesi nedeniyle tutukluların kantine yönlenmek zorunda kalmaları da başka bir eleştiri konusuydu.

Okumaya devam et

Popular