Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

15 Temmuz’dan sonra emekli ettiler göreve çağırıp Libya’ya yolladılar şehit cenazesini sessizce defnettiler

15 Temmuz sonrası emekli edilen Albay Okan Altınay, ‘ihtiyaç var’ denilerek tekrar göreve çağrıldı ve Libya’ya gönderildi. Bombalı saldırıda şehit düştü ama vefatı kamuoyundan gizlendi. İşte Erdoğan’ın “Birkaç tane şehidimiz var” dediği isimlerden Okan Albay’ın hikayesi…

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Libya’da birkaç tane şehidimiz var” diyerek günler sonra şehit haberlerini doğruladı. Yeniçağ gazetesi yazarı Batuhan Çolak, Libya’da gerçekte neler olduğunu Twitter hesabından tek tek anlattı.

SESSİZ SEDASIZ TOPRAĞA VERİLDİ

Libya’nın büyük bir bölümünü kontrol altında tutan Hafter güçlerine karşı Türkiye’nin asker gönderdiğini belirten Çolak, “Libya’ya çok kıymetli subaylarımız da gönderildi. Bunlardan biri Albay Okan Altınay’dı. Görev yaptığı gemi de Hafter güçleri tarafından hedef alındı. Bombalı saldırıda şehit düştü. Cenazesi Türkiye’ye getirildi, sessiz sedasız, törensiz toprağa verildi” dedi.

KAMUOYUNDAN GİZLENDİ

Çolak’ın aktardığı bilgelere göre, Albay Okan Altınay’ın Libya’da şehit düştüğü kamuoyundan gizlendi. Devre arkadaşları ve ailesi tepkiliydi. Kara Harp Okulu 1993 devresi, arkadaşlarının bu şekilde toprağa verilmesini içlerine sindiremedi.

İBRAHİM KALIN YALANLADI

Birkaç gün önce Donanma’ya ait geminin vurulduğuna ilişkin gelen haber Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’a sorulmuştu. Kalın “Gemimiz isabet almadı” diyerek haberi yalanlanmıştı. Çolak, Albay Altınay’ın orada şehit düştüğünü kaydetti.

EN AZINDAN RUHUNU RAHATLATALIM

Albay Okan Altınay’ın 15 Temmuz sonrasında ‘Atatürkçü’ diye emekli edildiğini belirten gazeteci Çolak, sonrasında da ‘ihtiyaç var’ denilerek tekrar orduya alındığını aktardı. Çolak şunları paylaştı: “En zor görevlere gönüllü gider, en sorunlu bölgelerde görevini en iyi şekilde yerine getirirdi. Albayımız Türkiye’deyken de sınırda görev yapmıştı. İşte bu kahraman Türk subayı ‘bir kaç tane şehit’ denilerek kamuoyuna açıklanmıyor. Kahraman şehidimiz Albay Okan Altınay’a yapılmayan şehitlik töreni en kısa zamanda en üst düzey katılımla yapılmalıdır. En azından ruhunu rahatlatalım. Hiçbir siyaset, şehitlerimizden öte değildir.

GERÇEKLERİ YAZINCA TEHDİT YAĞMURU BAŞLADI

Gazeteci Batuhan Çolak, şehit albay ile ilgili paylaşımları sonrası gizli hesaplardan çok sayıda tehdit mesajı aldığını belirtti. “Dedem Kıbrıs’a çıkan ilk Türk birliğinde subaydır, Kıbrıs gazisidir. Dayım Şırnak’ta çatışmış Albay emeklisidir. Şahsım da gazetecidir. Devleti kendinizin sanmayın” diyerek tehditlere cevap verdi. Çolak, Twitter hesabını ele geçirmek için cep telefonuna “şifre sıfırlama” kodları gelmeye başladığını da sözlerine ekledi.

 

Gündem

AİHM Yargıtay’ın 2008’de Fethullah Gülen için verdiği kararı istedi 

AİHM ‘Bylock’ konusunda Türk Hükumeti’nden savunma istedi. Cemaat davalarının seyrini değiştirecek talepte Yargıtay’ın Fethullah Gülen’i terör örgütü kurma ve yönetme suçlamalarından akladığı 24 Haziran 2008 tarihli kararı da yer aldı.

BOLD – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Bylock kullandığı, Bank Asya’da hesabı bulunduğu, dernek ve sendika üyesi olduğu ve KHK ile meslekten ihraç edildiği için 6 yıl 3 ay hüküm yiyen Yüksel Yalçınkaya’nın ihlal başvurusuyla ilgili olarak Türk Hükumeti’ne çok kapsamlı ve net sorular sordu. AİHM’in bu soruları 15 Temmuz 2016 sonrasında Türkiye’de inşa edilen hukuksuz OHAL rejimini de gözler önüne serdi.

YARGITAY’IN 2008 GÜLEN KARARINA VURGU

AİHM tarafından AKP Hükumeti’ne gönderilen belgede, Yargıtay’ın Fethullah Gülen’i terör örgütü kurma ve yönetme suçlamalarından akladığı 24 Haziran 2008 tarihli karara da atıf yapıldı. Yargıtay’ın söz konusu kararının bir örneği hükumetten istendi.

KANUNSUZ CEZA OLMAZ

Mahkeme, başvurucunun gerçekleştirildiği dönemde suç olmayan, bankaya para yatırma, sendika ve derneklere üyelik gibi yasal faaliyetlerle suçlandığına işaret etti. Başvurucu Yalçınkaya’nın bu faaliyetleri nedeniyle yıllar sonra gerçekleşen olayları öngörüp göremeyeceği ve bunun “kanunsuz ceza olmaz” ilkesine uygunluğu da cevaplanması talep edilen sorular arasında yer aldı.

SUÇUN MADDİ UNSURLARI GERÇEKLEŞTİ Mİ?

Ayrıca, silahlı örgüt üyeliği suçunun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği de AİHM tarafından incelemeye alındı. Bunun Türkiye mahkemelerince gereği gibi ortaya konulup konulmadığına dair savunma istendi.

CEMAAT DAVALARINDA İLKE KARARI OLACAK

AİHM’in bu sorular çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6, 7, 8 ve 11. maddelerinden ihlal kararları verebileceği ifade ediliyor. Türk Hükümetinden savunma yapılması istenen hususlar göz önüne alındığında, söz konusu başvuruda verilecek kararın, halihazırda görülmekte olan ve gelecekte AİHM’e taşınacak davaların tamamını etkileyecek nitelikte bir “ilke kararı” olacağı değerlendiriliyor.

ANKESÖR DAVALARI

Yine AİHM’in dosyasına göre yasal saklanma süresi dolmuş HTS kayıtlarının ve internet trafik verilerinin kullanılmasının, özel hayat ve haberleşmeye saygı hakkıyla nasıl bağdaştığı sorgulanıyor. AİHM tarafından bu noktanın sorgulanmasının “ankesörden aranma” gerekçesiyle suçlananların dosyalarını da ilgilendiren bir husus olduğu ifade ediliyor.

AİHM’İN MİLYONLARI İLGİLENDİREN KRİTİK TALEPLERİ
  • Bylock’un elde edilme yönteminin hukuka uygun olup olmadığı
  • Başvurucunun yargılanma sürecinde dile getirdiği hususların neden karşılanmadığı
  • Tutulması gereken verilerin öngörülen sürelerden neden daha fazla tutulduğu
  • MİT’in bu bilgileri elde ettikten sonra nasıl sakladığı
  • İmaj örneğinin başvurucuya neden verilmediği
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ MADDE 6

Adil yargılanma hakkı

  1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir.
  2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.
  3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;

b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak;

c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;

e) Mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanmak.

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ MADDE 7

Kanunsuz ceza olmaz

  1. Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
  2. Bu madde, işlendiği zaman uygar uluslar tarafından tanınan genel hukuk ilkelerine göre suç sayılan bir eylem veya ihmalden suçlu bulunan bir kimsenin yargılanmasına ve cezalandırılmasına engel değildir.
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ MADDE 8

Özel ve aile hayatına saygı hakkı

  1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
  2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ MADDE 11

Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü

  1. Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da içerir.
  2. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarda anılan haklarını kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir.

Okumaya devam et

Gündem

Hrant Dink davası: O aşamaya ilişkin hiçbir sanık yargılanmadı!

Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin 14 yıllık yargı sürecinde bugün açıklanması beklenen karar 26 Mart’a ertelendi. Hrant’ın Arkadaşları, cinayet öncesi sürece dikkat çekerek “Büyük eksiklikler var. O aşamaya ilişkin hiçbir sanık bu davada yargılanmadı” uyarısı yaptı.

BOLD – Agos gazetesi eski genel yayın yönetmeni Hrant Dink’in 2007 yılında sokak ortasında öldürülmesiyle ilgili davada bugün beklenen karar çıkmadı. Dink cinayetine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davada karar 26 Mart’a kaldı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, daha önce bu duruşmada karar verileceğinin açıklandığını ancak dosyaya bakan üye hakimlerden birinin kalp ameliyatı geçirdiğini belirterek hakimin sağlık raporu alması nedeniyle kararı açıklamak üzere duruşmayı 26 Mart’a erteledi.

Duruşmaya, tutuklu sanıklar Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer, gazeteci Ercan Gün, Muharrem Demirkale, Okan Şimşek ve Veysal Şahin ile başka suçtan tutuklu sanıklar Hamza Celepoğlu, Mehmet Uçar, Ali Poyraz, Osman Gülbel, Yavuz Karakakaya, Tamer Bülent Demirel bulundukları cezaevlerinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, eski Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay’ın da aralarında bulunduğu 16 tutuksuz sanık ile müdahil Dink ailesinin avukatı Hakan Bakırcıoğlu da duruşmada hazır bulundu.

10 Şubat’ta yapılan son duruşmada Dink ailesinin avukatları, ‘kasıtlı olarak’ koruma tedbiri almadıklarını iddia ettikleri eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve dönemin İstanbul Emniyeti İstihbarat Şube Müdür Ahmet İlhan Güler ile cinayetin işleneceği yönündeki bilgisini raporlaştırmayan dönemin Trabzon Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç’in “Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi” suçundan cezalandırılmalarını istemişti.

Dink’in ölümünün ardından açılan davada karar beklenirken soruşturma eksik yürütüldüğü için çıkacak kararın adaleti sağlayacağına inanç bulunmuyor.

YARGILANMAYAN SANIKLAR!

Duruşma öncesi adliye önünde basın açıklaması yapan “Hrant’ın Arkadaşları” grubu davanın 2007’den bu yana 14 yıldır sürdüğüne işaret ederek adalet mücadelesinin bu davayla bitmeyeceğini vurguladı. Grup adına konuşan Bülent Aydın, “Hrant Dink, hedef haline getirilerek, sonra asılsız davalardan yargılanarak mahkum edilerek, tehdit edilerek ve peş peşe işleyen organize bir sürecin sonunda adeta tetikçilerin önüne atılarak, öldürülmesi mümkün kılınarak, önceden bütün ayrıntılarıyla bilinen hazırlık sürecinden sonra öldürüldü. Maalesef cinayet öncesi sürece ilişkin büyük eksiklikler var. O aşamaya ilişkin hiçbir sanık bu davada yargılanmadı. Yine Hrant Dink ailesinin avukatlarının ısrarlı hukuk çabalarına rağmen, bu cinayetle ilgili çok sayıda kamu görevlisi hakkında soruşturma açılmadı. İhlal davası Anayasa Mahkemesinde görüldü ve ‘Önce mahkeme aşamasının sona ermesi gerekir’ gibi tartışılacak bir kararla reddedildi, önümüzdeki aşamalarda bu davanın farklı dönemleriyle biz yeniden yüz yüze olacağız” diye konuşmuştu.

İKİ MİT GÖREVLİSİ

Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, iki MİT görevlisi hakkında Türk yargısı tarafından kovuşturmasızlık kararı verilmesi üzerine şikayetini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşıdı. AİHM Ankara’dan savunma istedi. Davaya konu olan olay, Dink’in ölümünden 3 yıl önce Agos’ta yayımlanan bir haber nedeniyle iki MİT mensubunun Hrant Dink ile gerçekleştirdiği görüşmeye dayanıyor.

Okumaya devam et

Gündem

Türkiye’de kadınlar güvende değil!

TÜİK’in 2020 yılı İstatistiklerle Kadın Raporu’nda yer alan verilere göre kadınların yüzde 27,3’ü gece yalnız yürürken kendini güvende hissetmiyor. Kadın istihdamında da tablo içler acısı.

BOLD – Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) hazırladığı ‘İstatistiklerle Kadın 2020 Raporu’ yayımlandı. Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre kadınların yüzde 27,3’ü yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken kendini güvensiz hissediyor. Yaşadıkları çevrede 2020’de yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı toplamda yüzde 19,1 iken bu oran kadınlarda yüzde 27,3, erkeklerde yüzde 10,7 oldu. Kadınların yüzde 48,7’si, erkeklerin ise yüzde 69,9’u yaşadıkları çevrede kendilerini güvende hissetti. Evde yalnız otururken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı 2020 yılında toplamda yüzde 4,8 oldu. Kadınlarda bu oran yüzde 6,2, erkeklerde ise yüzde 3,4 olarak belirtildi. Kadınların yüzde 78,3’ü, erkeklerin de yüzde 85,4’ü evde yalnız otururken kendilerini güvende hissetti.

ERKEK NÜFUSU DAHA YÜKSEK

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre geçen yıl kadın nüfus 41 milyon 698 bin 377 kişi, erkek nüfus 41 milyon 915 bin 985 kişi oldu. Toplam nüfusun yüzde 49,9’unu kadınlar, yüzde 50,1’ini ise erkekler oluşturdu.

Doğuşta beklenen yaşam süresi kadınlarda 81,3 yıl, erkeklerde 75,9 yıl oldu. Doğuşta sağlıklı yaşam süresi de kadınlarda 55,4 yıl, erkeklerde 59,1 yıl.

Ulusal Eğitim İstatistikleri Veri Tabanı sonuçlarına göre 2008-2019 yılları arasında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 81,1 iken 2019 yılında yüzde 91,0 oldu. En az bir eğitim düzeyini tamamlayanların oranı cinsiyete göre incelendiğinde; 2008 yılında, kadınlarda yüzde 72,6, erkeklerde yüzde 89,8 olan bu oran, 2019 yılında sırasıyla yüzde 85,7 ve yüzde 96,4 oldu.

KADIN İSTİHDAMI ERKEĞİN YARISINDAN AZ

Hane halkı işgücü araştırması sonuçlarına göre; 2019 yılında, Türkiye’de 15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin oranı yüzde 45,7 olup bu oran kadınlarda yüzde 28,7, erkeklerde ise yüzde 63,1 oldu.

En yüksek istihdam oranı, 2019 yılında yüzde 53,0 ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesinde gerçekleşti. En düşük istihdam oranı ise yüzde 30,0 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) bölgesinde oldu. En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 38,6 ile TR90 (Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane) bölgesinde iken en yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 71,3 ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesinde gerçekleşti. En düşük istihdam oranı ise kadınlarda yüzde 12,4, erkeklerde yüzde 49,4 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) bölgesinde oldu.

Hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına göre; hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı, 2014 yılında yüzde 59,8 iken 2019 yılında yüzde 58,7 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde; 2019 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 26,7, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 87,3 olduğu görüldü.

Çalışma hayatında kalma süresi, bir kişinin hayatı boyunca işgücü piyasasında aktif olması beklenen yıl sayısı olarak tanımlanır. Hane halkı işgücü araştırması sonuçlarına göre; çalışma hayatında kalma süresi, 2013 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki kadınlarda 16,7 yıl, erkeklerde 37,7 yıl iken 2019 yılında çalışma hayatında kalma süresi kadınlarda 19,1 yıl, erkeklerde 39,0 yıl oldu.

Raporda şu istatistikler de dikkat çekti:

  • Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre; 2020 yılında çalışanların yüzde 62,0’ı işe geliş gidiş için harcanan zamandan memnun olduğunu belirtirken kadın çalışanlarda bu oranın yüzde 64,6, erkek çalışanlarda ise yüzde 61,0 olduğu görüldü.
  • Dışişleri Bakanlığı verilerine göre; kadın büyükelçi oranı 2007 yılında yüzde 9,4 iken bu oran 2020 yılında yüzde 25,0 oldu. Erkek büyükelçi oranı ise 2007 yılında yüzde 90,6 iken 2020 yılında yüzde 75,0 oldu.
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre; 2020 yılında 584 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 101, erkek milletvekili sayısının ise 483 olduğu görüldü. Meclise giren kadın milletvekili oranı, 2007 yılında yüzde 9,1 iken bu oran 2020 yılında yüzde 17,3 oldu
  • Evlenme istatistiklerine göre; resmi olarak ilk evliliğini 2020 yılında yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 25,1 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 27,9 oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 27,6 yaş, erkeklerde 31,3 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu iller ise kadınlarda 22,2 yaş ile Ağrı, erkeklerde 26,0 yaş ile Şanlıurfa oldu.
  • ADNKS sonuçlarına göre; resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2019 yılında kadınların yüzde 40,4’ünün kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu, eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının ise yüzde 15,1 olduğu görüldü. Eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranı yüzde 42,9, eğitim seviyeleri farkı bilinmeyen eşlerin oranı ise yüzde 1,6 oldu.
  • Boşanma istatistiklerine göre; 2020 yılında kaba boşanma hızı binde 1,62 oldu. İllere göre incelendiğinde; kaba boşanma hızının en yüksek olduğu il, binde 2,47 ile Antalya oldu. Bu ili binde 2,45 ile İzmir, binde 2,40 ile Muğla izledi. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu il ise binde 0,24 ile Hakkari oldu. Bu ili binde 0,25 ile Muş ve binde 0,29 ile Şırnak izledi.
  • Hane halkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre; internet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal veya hizmet siparişi veren ya da satın alan 16-74 yaş grubundaki bireylerin oranı, 2019 yılı Nisan ayı ile 2020 yılı Mart ayını kapsayan on iki aylık dönemde yüzde 36,5 oldu. Cinsiyete göre internet üzerinden mal veya hizmet siparişi verme ya da satın alma oranı, kadınlarda yüzde 32,7 iken erkeklerde yüzde 40,2 oldu.
  • Türkiye sağlık araştırması sonuçlarına göre; boy ve kilo değerleri kullanılarak hesaplanan vücut kitle indeksi incelendiğinde; 15 yaş ve üstü obez bireylerin oranı 2008 yılında yüzde 15,2 iken, 2019 yılında yüzde 21,1’e yükseldi. Obez bireylerin oranı cinsiyet ayırımında incelendiğinde, 2019 yılında kadınların yüzde 24,8’inin, erkeklerin ise yüzde 17,3’ünün obez olduğu görüldü.
  • Türkiye sağlık araştırması sonuçlarına göre; her gün tütün kullanan 15 yaş ve üstü bireylerin oranı 2010 yılında yüzde 25,4 iken 2019 yılında yüzde 28,0 oldu. Tütün kullanan bireylerin oranı cinsiyet ayrımında incelendiğinde, 2019 yılında kadınların yüzde 14,9’unun, erkeklerin yüzde 41,3’ünün her gün tütün kullandığı görüldü.
  • Ölüm ve ölüm nedeni istatistikleri sonuçlarına göre; 2019 yılında Türkiye genelinde ölüm nedenleri incelendiğinde ilk sırada yüzde 36,8 ile dolaşım sistemi hastalıkları yer alırken, ikinci sırada yüzde 18,4 ile iyi ve kötü huylu tümörler, üçüncü sırada ise yüzde 12,9 ile solunum sistemi hastalıkları yer aldı. Yaşamını yitiren kadınlar ve erkekler için ilk üç sıradaki ölüm nedenlerinin değişmediği görüldü. Dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirenlerin yüzde 49,8’inin kadın, yüzde 50,2’sinin erkek, iyi ve kötü huylu tümörlerden yaşamını yitirenlerin yüzde 35,5’inin kadın, yüzde 64,5’inin erkek, solunum sistemi hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirenlerin yüzde 43,5’inin kadın, yüzde 56,5’inin erkek olduğu görüldü.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0