Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

“Suriye hava sahasını ihlal eden uçakları vuracağız”

Suriye Ordusu, ülkenin hava sahasını ihlal eden uçakların vurulacağını açıkladı. “Suriye’nin hava sahasını ihlal eden her uçak, bizim semalarımızda bulunmasına izin verilmeyen düşman hedefi olarak değerlendirilecek” denildi.

BOLD – Suriye ordusu, ‘hava sahası ihlallerinin askeri müdahale olarak ele alınacağını’ duyurdu. Suriye devlet ajansı SANA’nın aktardığı haberde Suriye ordusu, hava sahasını ihlal eden uçakların vurulacağı ifade edildi.

Suriye silahlı kuvvetleri komuta merkezinden yapılan açıklamada, hava savunma birliklerine, ülkenin hava sahasını yasalara aykırı olarak ihlal eden hava araçlarına doğrudan ateş açma emri verildiği belirtildi.

​Açıklamada, “Suriye’nin hava sahasını ihlal eden her uçak, bizim semalarımızda bulunmasına izin verilmeyen düşman hedefi olarak değerlendirilecek. Tespit edilir edilmez takip edilecek ve hava sahamızı ihlal eder etmez yok edilecek” ifadelerine yer verildi.

Dünya

Sisi’ye dostluk eli: Ankara ile Kahire arasındaki gerilim yumuşuyor

Mısır’ın Akdeniz’de doğalgaz ile ilgili çıktığı ihalede Ankara’nın hassasiyetlerini gözetmesi Türkiye ve Mısır arasında son bir yılda olumlu yönde değişen havayı yumuşattı. AKP’nin politikaları sonucu bölgede yalnızlığa itilen Türkiye, Sisi yönetimine dostluk eli uzattı.

BOLD – Mısır’ın Doğu Akdeniz’de hidrokarbon faaliyetleri için çıktığı ihalede ilan ettiği alanı 28. meridyenin doğusunda, yani Türkiye’nin 2019’da Birleşmiş Milletler’e bildirdiği Türk kıta sahanlığının güney sınırında sınırlandırması Ankara ve Kahire arasında buzları iyice yumuşattı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, çarşamba günü Gürcistan Dışişleri Bakanı David Zalkalian ile düzenlediği basın toplantısında, bir soru üzerine, “Doğu Akdeniz’de en uzun karası ve kıyıları olan iki ülke olarak ilişkilerimizin seyrine göre biz de yarın deniz yetki alanları konusunu Mısır’la müzakere edebiliriz, kendi aramızda da ileride bir anlaşma imzalayabiliriz” dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Mısır’ın Türkiye’nin kıta sahanlığına saygı gösteriyor olmasını olumlu karşıladıklarını kaydederken, Kahire’nin bu tavrını geçen sene Yunanistan ile imzaladığı deniz yetkilendirme anlaşması sırasında da gösterdiğini anımsattı.

“BİZ GÖRÜŞMÜYORUZ İSTİHBARAT TEŞKİLATI GÖRÜŞÜYOR”

Türkiye ile Mısır arasında görüşmeler, geçen yıl başladı. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen yıl Ağustos ayında yaptığı bir açıklamayla Türkiye ve Mısır istihbarat servisleri arasında görüşmeler yapıldığını duyurmuştu.

Erdoğan, atadığı bürokratların ve ‘sır küpü’ olarak adlandırdığı Hakan Fidan’ın başında bulunduğu istihbarat teşkilatının Mısır’la yaptığı görüşmelerde de kendisini ve AKP hükumetini işin dışında tuttu.

Yıllardır hakaret ettiği ve BM’nin Genel Kurul toplantısı sırasında aynı masada yemek yemeyi reddettiği Abdülfettah Sisi hükumeti ile yürüttüğü görüşmeleri tabanına ve kamuoyuna açıklamakta zorlanacak olan Erdoğan, PKK’yla yürütülen görüşmelerde olduğu gibi aynı sözleri kullandı: “Biz görüşmüyoruz istihbarat teşkilatı görüşüyor. Biz görüşmüyoruz devlet görüşüyoruz.”

ÇAVUŞOĞLU-ŞÜKRİ GÖRÜŞMESİ

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da Mısır’la normalleşme açısından bazı girişimlerin olduğunu kaydetmiş ve hatta Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri ile 2020’de yapılan İslam Konferansı Örgütü toplantısı sırasında yüz yüze görüştüğünü ve ilişkileri normalleştirmek için bir yol haritası üzerinde çalışma teklifinde bulunduğunu bildirmişti.

Türkiye’nin tepkisine neden olan 6 Ağustos 2020 tarihli anlaşmayla Yunanistan ve Mısır, Doğu Akdeniz’de deniz sınırlarını belirlemiş ancak Kahire yönetimi Atina’nın girişimlerine karşın sınır çiziminin Meis Adası’ndan başlatılmasına karşı çıkmıştı. Yunanistan da böylece adaların otomatik olarak kıta sahanlığı yarattığı tezinden geri adım atmış olmuştu.

Bakan Çavuşoğlu geçen sene yaptığı açıklamalarda da Mısır’ın Türk kıta sahanlığının güney sınırını kabul ediyor olmasından Ankara’nın memnuniyet duyduğunu kayda geçirmişti.

TÜRKİYE, MISIR’A YÖNELİK VETOLARI KALDIRDI

Bu temaslar neticesinde Türkiye ve Mısır karşılıklı jestler yaptılar ve birbirlerini uluslararası örgütlerde engellemekten vazgeçmeye başladılar. En somut adım ise Türkiye’den geldi. Türkiye, Mısır’ın NATO toplantılarına katılımına koyduğu vetoyu 2020 içerisinde kaldırdı.

TÜRKİYE-MISIR İLİŞKİLERİ

Türkiye, Mısır’da 2013 yılının Temmuz ayında Abdülfettah es-Sisi’nin Muhammed Mursi’yi darbeyle devirmesine en sert ve en uzun tepki veren ülkeler arasında yer almıştı. Türkiye ve Mısır, darbeden sonraki süreçte diplomatik ilişkilerini maslahatgüzar seviyesine çekmişler ve temaslarını en alt düzeye indirmişlerdi.

Erdoğan, Mısır’daki darbe yönetimini ve Sisi’yi hakarete varan sözlerle eleştirmiş, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2014 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun gerçekleştiği New York’ta, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un verdiği yemeğe Sisi’yle aynı masaya verildiği için katılmamış ve “Aynı masaya oturup darbecileri meşrulaştıramam” diyerek tepki göstermişti.

Erdoğan, 2018 ve 2019 yıllarında da Sisi’ye yönelik BM toplantılarında aynı tavrını sürdürmüştü.

TÜRKİYE, BÖLGEDE YALNIZLIĞA İTİLDİ

Türkiye’nin darbeye karşı çıkması, Sisi’yi ağır dille eleştirmesi Mısır’ın yeni yönetiminin en büyük destekçileri olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) de tepkisine neden olmuş ve Ankara’nın bölgesel ilişkilerinde olumsuz sonuçlar doğurmuştu.

Türkiye’nin Filistin meselesi nedeniyle İsrail’le de ilişkilerin bozulması ve bu genel olumsuz durumun Yunanistan ve Güney Kıbrıs tarafından Doğu Akdeniz hidrokarbon zenginlikleri açısından Ankara’ya karşı kullanılması Türkiye’yi bölgede yalnız bırakmıştı. Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı bloğa Fransa, İtalya ve Ürdün de dahil olmuştu.

Erdoğan, son dönemde bu yalnızlığı gidermek için İsrail’e yeniden dostluk eli uzattı. Ancak Doğu Akdeniz2de ve Orta Doğu’da şartlar değiştiği için daha önce Ankara’nın uzattığı dostluk eline hemen karşılık veren İsrail bu kez Ankara’ya temkinli bir karşılık verdi.

Ankara, bu yalnızlık dolayısıyla son olarak Fransa’ya dostluk elini uzattı ve Erdoğan ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, beş aydan sonra ilk kez geçtiğimiz günlerde telefonda görüştü.

MISIR’IN NORMALLEŞME İÇİN 3 ŞARTI BULUNUYOR

Türkiye’nin Mısır ile ilişkileri normalleştirme çabasına Kahire genel prensip olarak olumlu bakıyor. Temasların devam ediyor olması da bunun somut bir göstergesi olarak görülüyor. Ancak Kahire, normalleşmeyi bir süreç olarak ve Ankara’nın atacağı adımların bir sonucu olarak değerlendirme niyetinde.

Kahire’nin Ankara ile ilişkileri düzeltme sürecinde üç temel koşulu bulunuyor. Bunlardan en önemlisi Erdoğan başta olmak üzere Türk devlet yöneticilerinin Mısır Devlet Başkanı Sisi’ye dönük ağır eleştiri içeren konuşmaları durdurmaları. Erdoğan’ın son dönemde Mısır liderliğini hedef almaktan vazgeçmesi bunun bir karşılığı olarak görülüyor.

İkinci bir koşul ise darbeden sonra Mısır’dan kaçarak Türkiye’ye yerleşen Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerin Kahire yönetimine karşı faaliyetlerine izin verilmemesi. İstihbarat kurumları arasında en çok konuşulan konuların başında Mısır’ın bu rahatsızlığı olduğu kaydediliyor.

Üçüncü önemli bir unsur ise Türkiye’nin Libya’daki askeri varlığı. Mısır’ın komşusu Libya’da Trablus hükümetini destekleyen Türkiye, Suriye’den çok sayıda radikal silahlı unsuru bu ülkeye getirmekle suçlanıyor. Bu konudaki en son açıklamayı Mısır Dışişleri Bakanı Şükri, 3 Mart’ta yapılan Arap Birliği toplantısında yaptı.

Mısır basınında çıkan haberlere göre, Arap Birliği dışişleri bakanlarının Türkiye’nin bölgedeki askeri müdahalelerini ve bazı Arap ülkelerindeki asker konuşlandırmalarını tamamen reddettiğini açıklayan Şükri, Türk politikalarının daha fazla kutuplaşma ve anlaşmazlıktan başka bir şeye hizmet etmediğini belirtti.

KÖRFEZ ÜLKELERİNİN KATAR’LA İLİŞKİLERİ YUMUŞATMASI

Ankara-Kahire ilişkileri açısından olumlu etki yapacak bir gelişme de başta BAE ve Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkelerinin Katar’a uyguladıkları blokajı kaldırmaları ve ilişkileri yeniden tesis etmeleri oldu. Katar ile Körfez arasındaki yumuşamanın Türkiye’nin de genel olarak hem Körfez hem de Arap ülkeleriyle ilişkilerine olumlu yansıması bekleniyor.

BİDEN ETKİSİ

Türkiye’nin son dönemde tavrını değiştirmesinde önemli etkenlerden birisi de ABD’de Joe Biden’ın iktidara gelmesi.

Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Güney Kıbrıs üzerinden Avrupa Birliği (AB) ile de sorun yaşayan Türkiye, son dönemde ‘pozitif gündem’ söylemi ile AB ile ilişkilerini de düzeltmek istiyor.

Foreign Policy: Türkiye-ABD ilişkileri ‘diplomatik mayın tarlası’

Okumaya devam et

Dünya

Foreign Policy: Türkiye-ABD ilişkileri ‘diplomatik mayın tarlası’

ABD’de Joe Biden, 20 Ocak’ta başkanlığı Donald Trump’tan devraldı. Ancak 45 gün geçmesine rağmen Biden ile AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında herhangi bir görüşme gerçekleşmedi. Ünlü Amerikan dış politika dergisi ABD’nin Türkiye ile ilişkilerini ‘diplomatik mayın tarlasına’ benzetti.

BOLD – ABD’de dış politika alanında önde gelen yayınlardan Foreign Policy (FP), Başkan Joe Biden’ın göreve başlamasından bu yana henüz AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmemiş olmasının arkasında yatanları ve yeni yönetimin Türkiye’ye yaklaşımını inceleyen bir analiz yayımladı.

“DAHA SERT BİR ÜSLUP BENİMSEYECEĞİNİN GÖSTERGESİ”

Analizde, 10’dan fazla yetkili, Kongre üyesi ve diğer uzmanlarla yapılan mülakatlar, ABD Başkanı’nın sessizliğinin, Amerika’nın Türkiye’ye yönelik daha sert bir üslup benimseyeceğinin bir göstergesi olduğunu ortaya koydu.

Dergi, “Ankara’nın eylemlerini değiştirmemesi ve bunu hızlı bir şekilde yapmaması halinde bu soğuk tavır da devam edecek” yorumunu yaptı.

45 GÜNDE ÜST DÜZEYDE İKİ TEMAS

Biden yönetimi, resmen 20 Ocak’ta göreve başladı. Biden, göreve başlamasının ardından birçok dünya lideri ile telefonda görüşmeler gerçekleştirdi. Ancak bir buçuk ay geçmesine rağmen henüz Biden ile Erdoğan arasında bir telefon görüşmesi yapılmış değil.

Türkiye ile ABD arasında Biden’ın yönetime gelmesinden sonra ilk diplomatik temas, Şubat ayı başında ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın arasında yapılan telefon görüşmesi oldu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu da Şubat ayı ortasında görüştü. Bu görüşmede, ABD, Türkiye’nin Irak’ın Gara bölgesine düzenlediği operasyonda hayatını kaybedenlerle ilgili başsağlığı diledi.

“DİPLOMATİK MAYIN TARLASI”

Türkiye ile ABD ilişkilerini ‘diplomatik mayın tarlası’ olarak nitelendiren Foreign Policy, Biden’ın bir yandan kadim bir NATO müttefiki ile ilişkileri onarırken, diğer yandan da Erdoğan’ın giderek artan otoriterleşme eğilimini dizginleyip dizginleyemeyeceğini ortaya koyması gerektiği ve bunun da dış politika programının önemli bir sınavı olacağını belirtti.

Analizde, “Türkiye’nin lideri, son yıllarda Washington’da ciddi sıkıntılar yarattı. Ancak ilişkilerin daha da kötüleşmesine izin vermenin felaket sonuçları olur. Şu ana kadar Biden yönetimi, Türkiye’nin sorunlu davranışının karşılıksız kalmamasını sağlayarak, dengeli bir tutum arayışındaymış gibi görünüyor” denildi.

CAATSA YAPTIRIMLARI, EKONOMİYE ZARAR VERECEK ŞEKİLDE TASARLANMADI

Yazıda, Türkiye’de bazı kurum ve kişilerin, Rusya’dan S-400 füze savunma sisteminin satın alınmasından dolayı halihazırda yaptırım uygulandığı ancak eski yetkililerin bu cezaların ekonomiye zarar verecek şekilde tasarlanmadığını söyledikleri ifade edildi.

ABD, Aralık ayında Türkiye’ye CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) kapsamında yaptırım uygulamaya başladı. Savunma Sanayii Başkanlığı ve aralarında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in de olduğu dört yetkili yaptırım listesine alındı.

“ERDOĞAN’IN RUSYA İLE YAKINLAŞMASI GEÇİCİ”

Foreign Policy, “Biden yönetiminin önündeki sıkıntı Türkiye üzerindeki baskıyı sürdürürken, 10 yıllardır devam eden askeri işbirliğini de korumak. Bazı eski ABD’li yetkililer, Türkiye’nin halen NATO’nun güney kanadında kritik bir konumda olduğu ve Erdoğan’ın Rusya ile yakınlaşmasının geçici olduğu gerekçesiyle Biden’ın başkanlığının başında izlediği stratejiden duydukları rahatsızlığı dile getiriyor” dedi.

FP’ye konuşan eski bir yetkili, Türkiye’yi Rusya’nın ‘doğal hasımı’ ve İran’ın Orta Doğu’da etki alanını genişletme çabalarına karşı potansiyel bir odak olarak nitelendirdi.

POMPEO, 29 EKİM MESAJI YAYINLANMASINI ENGELLEDİ

Analizde, Türkiye’ye yönelik sıkıntıların yalnızca Biden yönetimine özgü olmadığını, eski Başkan Donald Trump’ın Erdoğan ile kurduğu yakın ilişkiye rağmen eski yönetim döneminde de bu rahatsızlıkları dile getirenler bulunduğu öne sürüldü.

Dergi, eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun 2020 yılında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Türkiye ile ilgili bir kutlama mesajının yayınlanmasını engellediğini kaydetti.

Derginin analizinde, “Eski yönetimden kıdemli bir yetkili, Mike Pompeo’nun mevkidaşı Çavuşoğlu’nu birlikte çalışması zor biri olarak tanımladığını söyledi. Yetkili, bu durumun yanı sıra Türkiye’nin Erdoğan’ın Müslüman Kardeşlere yakınlığı nedeniyle bölgede zorba bir güce dönüştüğünü öne süren Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen baskılar da ikili ilişkileri zedeledi. Bunun bir örneği Ekim 2020’nin sonunda yaşandı. Dışişleri Bakanlığı, Cumhuriyet Bayramı nedeniyle her yıl yaptığı gibi bir kutlama mesajı hazırladı. Ancak konuya yakın yetkililerin verdiği bilgiye göre, bu açıklamanın yayınlanması Pompeo’nun makamından gelen talimatla engellendi. ABD Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili yorum yapmayı reddetti.”

“Biden terörle mücadele söylemini kötüye kullanan Erdoğan’ı neden durdurmalı?”

Okumaya devam et

Dünya

AB’ye yönelik ‘geri itme’ iddiaları aklandı geride yanıtsız sorular kaldı

Ege Denizi’nde Türkiye’ye geri itilen göçmenler konusunda soruşturulan Avrupa Birliği’nin sınır teşkilatı Frontex, uzmanlar tarafından aklandı. Ancak 5 olaydaki bazı temel iddialar yanıtsız kaldı.

BOLD – Avrupa Birliği’nin (AB) dış sınırlarından sorumlu kurumu Frontex, Ege Denizi’nde göçmenlerin Türkiye’ye yasa dışı olarak geri itilmesiyle ilgili açılan iç soruşturmada mültecilerin haklarının ihlal edildiğine dair kanıt bulunamadığı sonucuna varıldı. Ancak resmi raporlarda yer alan 5 olayla ilgili iddialara cevap verilmedi.

Brüksel merkezli EU Observer internet sitesi, Frontex’ten temin ettiği belgelerle Atina yönetiminin, Yunan Sahil Güvenliğine sığınmacıları Türk kara sularına geri itme yönünde talimat verdiğini ortaya koymuştu. Almanya’nın Der Spiegel dergisi de benzer iddiaları haberleştirmesinin ardından 7 Avrupa ülkesinden uzmanlardan oluşan özel bir çalışma grubu durumu inceleyerek rapor hazırladı.

BEŞ OLAYLA İLGİLİ İDDİALAR YANITSIZ BIRAKILDI

Raporda, Frontex’in Ege’de göçmenlerin Yunanistan tarafından Türkiye’ye geri itilmesinde temel hakları ihlal ettiğine dair kanıt bulunmadığı kaydedildi. Kurum içi yapılan soruşturmada, suçlamalara konu olan 8 vakada Frontex’in kusuru bulunmadı. Ancak diğer 5 şikayetle ilgili makul şüphenin ötesinde olayların tamamen çözülmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldı.

“KANITLARA DAYALI SONUÇ BULUNAMADI”

AB Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı (Frontex) Direktörü Fabrice Leggeri, Avrupa Parlamentosunda Frontex ile ilgili inceleme grubu üyelerinin sorularını yanıtladı.

Leggeri, “Nihari raporda Frontex’in temel hakları ihlal edilmesine katıldığına veya bu tür ihlallerde bulunduğuna dair kanıtlara dayalı bir sonuç bulunmamaktadır.” dedi.

Frontex’in temel haklarla ilgili bir politikaları bulunduğunu ve buna bağlı olarak çalıştıklarını dile getiren Leggeri, ajansın hazırladığı raporda doğrudan veya dolaylı olarak bu politikaların ihlal edildiği sonucuna varılmadığını söyledi.

SORUŞTURMALARIN ODAĞINDAKİ FRONTEX

Brüksel merkezli EU Observer internet sitesi, Frontex’ten temin ettiği belgelerle Atina yönetiminin, Yunan Sahil Güvenliğine sığınmacıları Türk kara sularına geri itme yönünde talimat verdiğini ortaya koymuştu.

Almanya’nın Der Spiegel dergisinin araştırmasında da Yunan sınır muhafızlarının, mültecileri Yunanistan’a ulaşmamaları için açık denize geri ittikleri ve Frontex’in de uluslararası hukuka aykırı bu operasyonlarda yer aldığı ifade edilmişti.

Frontex tarafından kullanılan bir uçağın mültecileri durdurduğu, uçaktaki kamera görüntülerinin Varşova’daki Frontex Genel Merkezine canlı olarak aktarıldığı ancak Frontex’in söz konusu bölgeye mültecilerin kurtarılması için yardım göndermediği belirtilmişti.

Spiegel’in ve başka medya kuruluşlarının zorla geri göndermelerin birçoğunu tam olarak belgelemiş olmasına rağmen Yunan hükümeti, mültecilerin Türkiye’ye zorla geri gönderildiğini reddediyor.

Uluslararası medyada Yunanistan’ın kendi kara sularında bulunan sığınmacıları Türkiye’ye geri ittiği yönünde çıkan haberlerin ardından AB Yolsuzlukla Mücadele Ofisi (OLAF) ve AB Ombudsman Kurumu da Frontex hakkında soruşturma başlatmıştı.

Yunanistan, mülteci kampındaki 13 Afgan’ı zorla bota bindirip Türkiye’ye geri itti

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0