Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Bahçesaray’da 41 kişiyi çığ değil yolsuzluk öldürdü: Tüneli çaldılar

Çığ bölgesine yapılacak iki tünel ihalesini alan firma, farklı yere tek tünel yaptı: Çığ düşmeyen Cumhurbaşkanı Başdanışmanının ailesinin arazisine. Belgeleriyle…

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL- Bahçesaray’da 41 kişinin hayatını kaybettiği çığın altından da yolsuzluk çıktı. Kar tüneli ihale edilen arazi yerine Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan’ın ailesinin arazisine yapılmış.

Van’ın Bahçesaray ve Çatak ilçelerini birbirine bağlayan karayolunda 4 Şubat akşamı 5 kişinin yaşamını yitirdiği bir çığ meydana geldi. Çığ altında kalanları kurtarmaya çalışanlar da çığın altında kaldı ve toplamda 41 kişi hayatını kaybetti, 75 kişi ise yaralandı. Ölenlerden 12’si jandarma görevlisiydi.

Çığ 65-50 Karayolu’nun 23. kilometresinde meydana geldi. Bu noktaya oldukça yakın 26. Kilometrede Karabet Geçidi isimli bir kar geçidi var. Ancak iki çığ da bu geçidin olduğu bölgede yaşanmadı. Geçidin yanlış yere yapıldığı tartışıldı. Belgeler, bunun yanlışlık değil yolsuzluk olduğunu gösteriyor. İhale şartnamesine göre bölgede sürekli çığ olan iki noktaya iki ayrı tünel planlandı ve ihale iki tünel için yapıldı. İhaleyi alan firma, iki tünel yerine; Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan’ın ailesine ait farklı noktadaki araziye tek tünel yaptı. Kimse tünellerin sayısının teke düşürülmesi ve yerinin kaydırılmasını sorgulamadı ve yolsuzlukla gelen facia 41 can aldı. Oysa Orhan ailesinin arazisi güneş alan düzlük bir alandı. Ve karla mücadeleyle temizlenebilecek noktadaydı. İhalesi yapılan ancak inşa edilmeyen iki tünel ise, kenarlarında çığ yapan dağların bulunduğu kuzey cepheli iki noktaydı.

KARABET TÜNELİNDE GARABET İŞLER

Karabet Kar Tünelinin ihale aşaması mercek altına alındığında büyük bir usulsüzlüğün yapıldığı ortaya çıkıyor.

Karayolları 11. Bölge müdürlüğü tarafından 2011 yılında Van Bahçesaray yolunda (65-50) karayolu ekiplerince tespit edilen ve sürekli çığ düşen iki noktaya iki ayrı tünel yapılması için ihale ilamı yayınlandı.

Buna göre 2011/90268 numaralı ihalede 65-50 (başlangıç noktası Çatak, Bahçesaray yol ayrımında başlıyor) karayolunun 23,100 kilometresinde 200 metrelik kar tünelinin yapılmasına; ikinci kar tünelinin ise 29,800 kilometresinde 1,800 metre uzunluğunda yapılması kararlaştırıldı. Yani toplamda 2000 metrelik iki ayrı tünel.

Mayıs 2012’de Fermak İnşaat Taahhu T A.Ş. firması 51 milyon 798 bin 300 TL’ye ihaleyi kazandı ve hemen yapım işine başladı.

Ancak yükleyici firma ihale şartlarının tamamen dışına çıkarak iki tünel yerine tek tünel yaptı. Yapılan bu tünel daha sonra Karabet Kar Tüneli 2016 adını aldı. Sonuç olarak tünellerin karayolları ekiplerince ihale şartlarında belirlenen kilometrelere yani çığ noktaları yerine 26. Kilometreye yapıldığı resmi belgelerle anlaşıldı.

(Parsellerin tapulardaki görüntüsü)

TÜNELİN YAPILDIĞI BÖLGE ORHANLAR’A AİT

Çığ faciasından sonra ismi en çok duyulan kişi iki dönem AKP Milletvekilliği yapmış ve halen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olan Gülşen Orhan’dı.

Tek tünelin ihale şartnamesi ihlal edilerek kaydırıldığı bölge Gülşen Orhan’ın ailesine ait.

Hatta Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü sistemi üzerinden bölge incelendiğinde; Bahçesaray’ı her yıl dünyadan kopartan karayolu üzerindeki şahsa ait parselli tek arazi olduğu görülüyor. O arazi, Gülşen Orhan’ın ailesine ait.

Çığ nedeniyle palanlanan iki ayrı tünel yeri ise kamuya ait mera arazisi.

Dolayısıyla tünel kaydırıldığında, Orhan ailesinin kırsal alandaki arazisinin başına devlet kuşu konmuş oluyor.

Bahçesaray’ın her yıl kapanan ve dünyayla irtibatını kesen sarp yolundaki tek parselli arazi Orhan ailesine ait. Tapu Kadastro Parsel Sorgulama sistemi sorgu sonucunda arazi görülebiliyor (kırmızılı alan).

Kamulaştırma bedeli olarak hazinenin Orhan ailesine ne kadar ödediği bilinmiyor. Ancak Fermak A.Ş.’ye iki tünel yapmış gibi ödeme yapılıyor.

Üstelik, 2 ayrı tünel için; 51.798.300 TL‘ye ihale yapılmışken, tek tünele 58 Milyon TL ödendi. İhalede belirtilen iki tünel daha sarp yerlerdeydi ve iki ayrı şantiye kurulması gerekiyordu. Tünelin yapıldığı AKP’li Orhan ailesine ait parsel ise düz arazi ve tek şantiyede inşaat bitirilebildi. Bunlar maliyeti düşürecek kolaylıklar ama aksine maliyet yaklaşık 7 milyon TL artırıldı.

Planlanan iki tünel (sol ve sağ başta) ve yapılan tünel (ortada).

GÜLŞEN ORHAN’IN AMCA ÇOCUKLARI

Tünelin yapıldığı çayırlık alanının mülkiyeti Cumhurbaşkanı Danışmanı Gülşen Orhan’ın akrabalarına ait. Arsalar; Muhli Orhan, Nazmi Orhan, Mehmet Akif Orhan ve Fahri Orhan adına kayıtlı.

Öte yandan tünel yapımı için ihale hazırlıklarının sürdüğü 2011 yılında eş zamanlı mevcut tünelin yapıldığı çayırlık alan da Kadastro çalışmasıyla arsaların bu şahıslar adına kaydedildiği iddia ediliyor.

Adını vermek istemeyen bir kaynak, bu mülkiyetlerin Koçerlere ait olduğu, daha sonra Orhanların ilk kadastro çalışması sırasında kendi mülkiyetlerine aldıkları ve şuan davalık olduğunu belirtti.

Planlanan kar tünelinin ilkinin iki boyutlu harita üzerinde görünümü. Arazi daha önce de çığ düşen dik dağların yanında.

ORHANLAR ARAZİSİNE KAYDIRMA CAN ALDI

Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün sistemi üzerinden yapılan incelemede çığ tünelleri, ihale şartlarında belirtildiği gibi yapılmış olsaydı, ilk kar tüneli 41 kişinin canına mal olan çığ felaketinin yaşandığı nokta olan 23. kilometreye yapılmış olacak ve bu kadar can kaybı yaşanmayacaktı.

İhale Şartnamesinde iki ayrı tünelin yapılacağı yer şöyle belirtiliyordu:

Yapılacağı yer: 65-51 K.K.Nolu İl Yolunun 23+100-23+300 ve 29+800-31+600 km’leri.

İhale edilen ikinci kar tünelinin de çığ olasılığı iki boyutlu haritadan görülebiliyor.

İHALEDE ÖNGÖRÜLEN TARİH İHLAL EDİLDİ

Şartnameye göre 450 günde bitmesi gereken projenin 18 Eylül 2013’te bitirilmesi gerekiyordu. Ancak ihale edilen iş 2016‘da tamamladı. Tünelin isminden de bu görülebiliyor.

Sözleşmeye göre başlangıç-bitiş ve bedel bilgileri şöyle:

4) Sözleşmenin
a) Tarihi : 22.06.2012
b) Bedeli : 51.798.300,00 TRY
c) Süresi : 26.06.2012 – 18.09.2013

İhale sözleşmesinde iki tünelin yapılması gerektiği ve kilometreleri “3.2” maddede açıkça görülebiliyor.

İsmini vermek istemeyen kaynak, tünelin geciktirilmesinin sebebinin, Orhanlar ailesinin bölgeden arsa toplaması olduğunu ileri sürüyor. Bölgede arsalar toplandıktan sonra tünelin yeri ihale şartnamesinin dışına çıkılarak kaydırılıyor.

İki tünelin yerine yapılan ve Orhan ailesinin arazisinin yer aldığı bölge ise düz ve güneş alabilen, karla mücadeleyle temizlenebilecek bölgede.

TEMSİLCİYE ÖZÜR DİLETTİLER

Karabet tünelinin ihalesi ve bitiş dönemi, Türkiye’de ismi sık sık yolsuzluklarla anılan Binali Yıldırım’ın ulaştırma bakanlığı dönemine denk geliyor. Yıldırım, yapılan tünelle ilgili „Tünel Kanada modeli kar tüneli sistemiyle yapıldı. Bahçesaray’ın yolu da bahtı da artık hep açık olacak” demişti.

AKP’nin bölgedeki kilit ismi, dönemin Van milletvekili olan ve şimdinin Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarından Gülşen Orhan’ın çığ yaşandığı andan itibaren konuya doğrudan müdahil olması dikkat çekiciydi. O kadar ki çığa davetiye çıkaranlardan olduğu iddia edildi. AKP’ye yakınlığıyla bilinen HaberTürk Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir, Tv canlı yayınında “Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve eski AKP milletvekili Gülşen Orhan bölgede partisinin etkinliğindeydi, uyarıları dinlemeyip yanına iş makinaları alıp yolu aça aça yola çıktı. İş makinaları ile yolu açtırdı. Yüksek desibel çığı tetikledi ve minibüs çığın altında kaldı” dedi.

Gülşen Orhan çığın altında kalarak yaralandı, şoförü ise hayatını kaybetti.

Gülşen Orhan, iddiaları yalanladı. Kendisinin yol çalışmalarını görmek için bölgeye gittiğini, bu sırada çığın kendisi dahil herkesin üstüne düştüğünü iddia etti. AKP cenahından gelen sert tepki üzerine Bülent Aydemir tekrar ekrana çıktı ve Gülşen Orhan’dan “Bilgileri teyit etmeden açıkladım” diyerek özür diledi.

Zorla kaçırılan Gökhan Türkmen’in ‘9 ay boyunca işkence gördüm’ sözleriyle ilgili mahkemeden suç duyurusu

BOLD ÖZEL

63 yaşındaki hasta tutuklu Fatma Yurt: Yaşamımdan endişeliyim

Komşularına mukabele okuduğu ve dini sohbet yaptığı için tutuklanan 63 yaşındaki Fatma Yurt, cezaevinde hastalandığını ve hayatından endişelendiğini söyledi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Gözaltına alınmadan önce belini ve kolunu sakatlayan hasta tutuklu Fatma Yurt, sağlık sorunları nedeniyle cezaevinde zor günler geçiriyor. Astım bronşit, ülseratif kolit hastası olan, bel ve boyun fıtığı ilaçları kullanan Yurt, geçirdiği kaza nedeniyle çatlayan kolunun 3,5 ay geçmesine rağmen koğuş şartlarından dolayı iyileşmediğini ifade etti. Soğuk bir koğuşta, yerde yatmak zorunda kalan Yurt, cezaevinde hastalıklarının arttığını belirtti.

“HALİMİ, MUHTAÇLIĞIMI ANLATMAYA KARAR VERDİM”

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek sesinin duyulmasını isteyen Yurt, “Size yazmaya ve halimi, muhtaçlığımı anlatmaya karar verdim. Sesimi duyacağınızı ve bana yardımcı olacağınız inancı ile size yazıyorum. Annenizle veyahut babaannenizle ilgileniyor gibi düşünürseniz beni çok mutlu edersiniz” dedi. Gergerlioğlu’na iki kez mektup gönderen Yurt ilk mektubunda hastalıklarını, ikincisinde ise dosyasındaki ‘gücüne giden, canını yakan’ iddiaları anlattı.

“OĞLUMU DİKİŞ DİKEREK OKUTTUM”

10 Mart 2020’de İstanbul’daki evinde gözaltına alınan Fatma Yurt, 2 gün İstanbul’da, 1 gün de Manisa Çocuk Şube’de gözaltına tutukladıktan sonra 13 Mart 2020’de tutuklanıp Manisa E Tipi Cezaevine gönderildi. Bir çocuk sahibi Fatma Yurt, mektubunda kendisini ilkokul mezunu bir kadın, oğlunu dikiş dikerek okutmuş bir anne, yatalak annesine bakmış bir evlat olarak tanıtıyor. Hapse gönderilmeden önce oğlu ve gelini ile yaşadığını ve torununa baktığını ifade ediyor.

“BU HASTALIKTAN AİLEMDE ÖLÜMLER OLDU”

Doktora gidemeden alındığını söyleyen Fatma Yurt, “Koğuş çok soğuk olduğu için astım bronşitim arttı. Yerde yatmaktan dolayı belimdeki ağrı arttı. Ayrıca ileri derecede ülseratif kolit hastalığım var. Ailemde bu hastalıktan dolayı ölümler olduğu için ağır risk grubundayım. Maalesef cezaevi şartlarından dolayı hastalıklarım artıyor” dedi.

“KARANTİNA NEDENİYLE HASTANEYE GİDEMİYORUM”

Koronavirüs salgını cezaevindeki hastaların hayatını daha da zorlaştırdı. Bazı cezaevleri doktor randevularını iptal etti, bazı tutuklular da hastane dönüşünde 14 gün karantinada kalma zorunluluğu olduğu için kendileri hastaneye gitmek istemedi. Kişisel ihtiyaçlarını koğuş arkadaşlarının yardımıyla giderdiğini söyleyen Fatma Yurt, “Hastaneye gidersem tekrar 14 gün tek başıma karantina mecburiyeti olduğu için gidemiyorum. Yaşamımdan ciddi endişeliyim” diye yazdı.

“ÇOK SOĞUK ORTAMDA YERDE YATTIM”

Fatma Yurt, hapse girdiğinde 14 gün tek başına kaldığını ve çok zor şartlarla karşılaştığını söylüyor: “Tabanı muşamba kaplı sıcak suyu olmayan, çok soğuk ortamda yer yatağında yattım. Bir hafta imkan oluşturulmadığı için sıcak çay bile içemedim. Kronik hastalıklarımdan dolayı yemeklerin çoğunu geri gönderdim.”

İLK MAHKEMESİ 10 TEMMUZ’DA

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Fatma Yurt’un ilk mahkemesi 10 Temmuz 2020’de Manisa’da görülecek. Fatma Yurt, iddianamesinde ne olduğunu soran Gergerlioğlu’na ikinci mektubunda şöyle cevap veriyor:

“MUKABELE OKUYAN HALKTAN BİRİYDİM”

“Maalesef iddianamemde itirafçı denilen ama yaptıkları şeyden dolayı iftiracı ifadesi daha uygun olan insanların ifadelerinden başka bir şey bulunmuyor. Ülkemizde birçok insanın da olduğu gibi mazbut bir ailenin Kuran Kursu eğitimi almış ve bildiklerini konu komşu ile doğal olarak paylaşan, sesim uygun olduğu için Ramazan’da mukabele ve mevlüt okuyan halktan biriydim. Maalesef iftiracı insanlar sohbet hocası ifadesini kullanmış. Bu ifadeler ile terörist olduğum iddia edilmekte maalesef. İmanıyla, ülke sevdasıyla yaşamış ve yaşayan bir insan olarak bu ifadelerle anılmak çok gücüme gidiyor, çok canımı yakıyor. Hayatımda hiçbir derneğe üye olmadım. Hiçbir sebeple okul-dershane-yurt denilen yerlerle bir irtibatım olmadı. Sigortam da yok. Bylock denilen medya aracılığıyla herkes ile beraber duydum. Yaşım itibariyle teknoloji ile ilgili bilgim olmadığı için nasıl bir şey olduğunu bile kestiremiyorum maalesef. Hac parası için Bank Asya’da hesap açtırdım.”

EVİNE TEDBİR KONULDU

Ailesinin verdiği bilgiye göre Fatma Yurt’un babasından kalan Manisa’daki 80 metrekarelik evine de tedbir konuldu.

FATMA YURT’UN ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ MEKTUPLAR

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Eşi de tutuklu hapisteki babanın feryadı: Yarın geç olabilir

Dokuz ay önce tutuklanan öğretmen Hüseyin Kaya, anneleri de tutuklu iki küçük kızının yaşadığı travmaları anlattı ve yardım istedi: “Feryadımızı paslanan gönüllere duyurun, yarın geç olabilir.”

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Anne ve babaları birlikte tutuklanan çocukların yaşadığı travmaların boyutu gün geçtikçe büyüyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında 6 ay önce tutuklanan Hüseyin Kaya İzmir Buca Kırıklar Cezaevine, eşi Hilal Kaya Gebze Kadın Kapalı Cezaevine gönderildi. Sümeyye (5,5) ve Sarenur (1,5) adlı iki küçük kızları ise Şanlıurfa’da yaşayan 70 yaşındaki babaannelerinin yanında kaldı.

Yol uzun, maddi imkan yeterli olmayınca çocuklarını göremeyen Hüseyin Kaya, koronavirüs salgını başlamadan önce Mart 2020’de kızlarıyla yaptığı son görüş gününü ve sonrasında yaşadığı acıyı kaleme döktü. Büyük kızının terk edilme korkusu yaşadığını söyledi, küçük kızının ise kendisini artık tanımadığını, her gördüğünü anne, babası zannettiğini belirtti.

“AĞLAYARAK KAÇIYOR BENDEN”

Hüseyin Kaya’nın, kızları Sümeyye ve Sarenur ile yaptığı en son görüş günü. 3 Mart 2020, İzmir Buca Kırıklar Cezaevi.

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek derdine çare arayan Kaya, “Büyük kızım terk edilme korkusuyla asi söz dinlemez olmuş maalesef. Küçük kızım her gördüğüne anne-baba demekte. En acısı bu ay görüşüme geldi. Kucağıma alıyorum, ağlayarak kaçıyor benden. Bıraktığımda benden ayrılmayan, her dışarı çıktığımda kağıda dakikalarca ağlayan kızım beni tanımıyor. Annelerini de görmeye gittiler, aynı şeyi anneleri de yaşamış.” dedi.

“FERYADIMIZI PASLANMIŞ GÖNÜLLERE DUYURUN”

“Ne olur yavrularımın sesini duyun. Eşimin sesini duyun. Yarın geç olabilir.” diyen Kaya, “Bir anne babanın en zor imtihanı yavrularının onları tanımaması. Rabbim kimseye böyle bir acı yaşatmasın. Ben adam öldürmedim. Vatanıma ihanet etmedim. Tek suçum 2 yıl bir dershanede çalışmak. Kimse feryadımızı duymuyor. Feryadımızı paslanmış gönüllere duyurursanız size çok minnettar olacağım. Kimse toplumun beklentilerini duymuyor. Herkes kendi menfaatlerinin peşine takılmış durumda.” ifadelerini kullandı.

“OKUYABİLMEK İÇİN GÜNDE 120 KM YOL GİDİP GELİYORDUM”

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu olan Hüseyin Kaya, mektubunda büyüdüğü köyü ve ne şartlarda ilkokulu ve liseyi tamamladığını da anlattı:

“Ben Urfa’nın ücra bir köyünde ilkokul eğitimimi tamamladım. Sonra imkanlar olmayınca 4 yıl okula gitmedim. Taşımalı eğitim çıkınca okuyayım dedim kendi kendime. Ama yaş ilerlemişti. Okullar kabul etmiyordu. Zorla kendimi taşımalı eğitim yapan bir okula yazdırdım. Gündüzleri gidiş-geliş 120 km okula gider. Geceleri çobanlık yapardım. İki yılım öyle geçti. 7. sınıftan itibaren devletin yatılı okulunda okudum. Eskişehir’de bir lise kazandım. İmkan olmayınca gidemedim. Urfa’da liseyi okudum, çok zor şartlar altında. Baraka evde kaldım. Köyden ekmek gelirse 60 km uzaklıkta, köy postası ile o zaman karnımızı doyururduk. Fırından ekmek alacak gücümüz yoktu.”

“ŞİMDİDEN HAYATA KÜSLER”

Kullanmadığı Bylock programı nedeniyle tutuklu olduklarını ifade eden Hüseyin Kaya (35), 15 Temmuz’dan sonra çalıştığı özel kurum tarafından da işten atıldığını vurguladı. Kaya, 2012-2014 yılları arasında özel bir dershanede çalıştığı ve orada SGK kaydı bulunduğu için hiçbir kurumun iş başvurusunu kabul etmediğini sözlerine ekledi.

Hüseyin Kaya’nın fotoğrafın arkasına yazdığı not: “Çocuklar bıraktığımızda böyleydiler. Şimdi hem büyümüş hem de şimdiden hayata küsler.”

HÜSEYİN KAYA’NIN 8 MART 2020’DE YAZDIĞI MEKTUBUN ORİJİNALİ

Sümeyye ve Sarenur Kaya.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Mehmet Ali ilk yaşına hem annesiz hem babasız girdi

25 gün önce tutuklanan Yasemin-Fatih Çetinkaya’nın oğlu Mehmet Ali, 1. yaşına annesinden babasından ayrı girdi. Çetinkaya çiftinin kızları Zeynep Nesrin’in (6) de kalbi delik.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Anne ve babası bir gün arayla tutuklanıp Diyarbakır Cezaevine gönderilen Mehmet Ali Çetinkaya bugün 1. yaşına girdi. Geçtiğimiz günlerde milletvekilliği düşürülen ve bir gece yarısı tutuklanan HDP Milletvekili Leyla Güven, yan koğuşunda bulunan Yasemin Çetinkaya’nın yaşadıklarına tanık olmuş ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’na durumu haber verince bir aile dramı daha gün yüzüne çıkmıştı.

Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan Çetinkaya çifti, 6 yaşında kalbi delik bir kızları, daha bir yaşını doldurmamış anne sütü ile beslenen bebekleri olmasına rağmen Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 3 ve 4 Haziran’da peş peşe tutuklandı. Yasemin Çetinkaya bir hafta sonra cezaevinde virüs kaptı ve Diyarbakır’daki Gazi Yaşargil Hastanesi’nde karantinaya alındı.

KIZININ KALBİ DELİK

Olaydan 13 Haziran’da haberdar olan HDP milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu , “Şu işe bak!? Yasemin Çetinkaya, 10 ay bebek, 6 yaş kalbi delik çocuk annesi, Diyarbakır’da tutuklu Covid 19 (+), Gazi Yaşargil Hastanesinde karantinada. 2 çocuk Konya’ya götürüldü. Avukat itiraz etti, yasal sınır geçti, 8. gün Hakim hala karar vermedi! Ne insafsızlık?” ifadeleriyle Çetinkaya çiftinin ve çocuklarının durumunu duyurdu.

İkinci testi negatif çıkan Yasemin Çetinkaya 14 Haziran’da tekrar hapse gönderildi. İki çocuk da şimdi annesinden kilometrelerce uzakta. Artık mama ile beslenen Mehmet Ali’ye ve Zeynep Nesrin’e Konya’daki akrabaları bakıyor. Avukatının verdiği bilgiye göre hem çocuklarından ayrı kalan hem de hastanede ve cezaevinde karantina süreci yaşayan Yasemin Çetinkaya’nın psikolojisi çökmüş durumda.

6 yaşındaki Zeynep Nesrin ve Mehmet Ali, 25 gündür anne babalarından ayrı.

ANNE KURAN, BABA COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

4 Haziran’da tutuklanan Fatih Çetinkaya (38), 2011-2014 yılları arasındaki Diyarbakır Sur’daki FEM derhanelerinde coğrafya öğretmeni olarak çalıştı. 2018’de ihraç edilen Kuran öğretmeni Yasemin Çetinkaya ise en son Yenişehir Berat Kuran Kursunda görev yapıyordu.

Tanık ifadeleri gerekçe gösterilerek tutuklanan Fatih Çetinkaya’ya Bank Asya’daki maaş hesabı, yurt dışına gidip gelme nedenleri, sohbetlere katılıp katılmadığı gibi sorular yöneltildi. Aynı sorulara cevap veren iki çocuk sahibi Yasemin Çetinkaya örgüt üyesi olmak iddiasıyla yargılanıyor.

“ZULMEN TUTUKLU YARGILANIYORLAR”

Ailenin durumunu yakından takip eden Gergerlioğlu, en son yaptığı açıklamada “Kadın çok zor durumda bebekler anneden ayrı bir durumda bu insanlar adli kontrol ile tutuksuz yargılanabilir ama zulmen tutuklu bir şekilde yargılanıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Yasemin-Fatih Çetinkaya’nın ikinci duruşması 5 Eylül 2020’de Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek.

MEHMET ALİ ÇETİNKAYA’NIN DOĞUM BELGESİ

Fatih Çetinkaya, çocukları Mehmet Ali ve Zeynep Nesrin ile.

Okumaya devam et

Popular