Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

15 Temmuz Ahırı’nda tutulan askerlerden biri ilk kez konuştu

15 Temmuz’un sembol fotoğraflarından biri ahırda çıplak halde kelepçelenmiş askerlerdi. Çok tartışılan fotoğraftaki askerlerden biri ilk kez konuştu, yaşananları anlattı…

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL – Mutlu Gülerce, Kara Harp Okulu mezunu kursiyer bir teğmendi. 15 Temmuz sonrası gözaltına alındı, tutuklandı ve mesleğinden ihraç edildi. 15 Temmuz’un sembol fotoğraflarından biri olan “ahırdaki çıplak askerler” fotoğrafındaki ters kelepçeli askerlerden biriydi.

ORADA NELER YAŞANDI

O fotoğrafın nerede çekildiği, orada neler yaşandığı ilk kez ortaya çıkıyor.

15 Temmuz sonrası tutuklanan kursiyer jandarma teğmen Mutlu Gülerce, uzun süren sessizliğinin ardından konuşmaya karar verdi. Saadet Partili Avukat Ali Aktaş’ın fotoğrafı paylaşıp “Darbeci eşekleri ahıra kapatmışlar” tweetinin çok konuşulması üzerine Mutlu Gülerce ilk kez konuştu.

Eski asker Mutlu Gülerce’nin anlatımıyla o ahırda yaşananlar:

KESİNLİKLE SİLAH KULLANMADIK

“Kara Harp Okulu 2015 mezunuyum. Sınıfım Jandarma 15 Temmuz’da Ankara Beytepe’deki Jandarma Sınıf Okulundaydık. Eğitim görürken 15 Temmuz gecesinde, gece eğitimi şeklinde başlayıp, daha sonra terör saldırısı şeklinde ilerleyen bir durum oldu bizde de. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde pek çok yerde olduğu gibi.

Jandarma Okullar Komutanlığı davasında yargılanıyorum ben. Bu davada yargılanan herhangi bir subay ya da rütbeli kesinlikle birlik dışına çıkmamış ve kesinlikle silah kullanmamış insanlar.
O gecenin sabahında Veli Tire albay isimli asker ya da asker görünümlü şahıs, yanında bir ekip, bizim eğitim gördüğümüz yerin bir amfisi vardı bizi oraya emirle toparladılar. Gece okulda olan ve olmayan komutanlarımız var. Bizim kursiyer olduğumuzu ifademizi alıp bırakacaklarını söylüyorlardı.

TOKAT YEDİLER HAKARETE UĞRADILAR

Yaklaşık 250 civarı kursiyer var belki 10 tane de rütbeli. Ankara Belediyesinin araçlarına, bir iki de askeri servise bindirilerek Ankara’da bulunan Gaffar Okkan Atlı Spor Tesisleri’ne götürüldük. Plastik kelepçe, koli bandı, ip artık ne buldularsa ellerimizi arkadan kelepçelediler.

Atlı Spor Tesisi’ne gelince artık meselenin bizim düşündüğümüz boyutun çok ötesinde olduğunu gördük. Çünkü kapıdan girer girmez bariz küfürler hakaretler başladı. Otobüsümüzü bir yerde durdurdular, bakıyoruz bizden önceki gelen otobüsteki rütbelilerin rütbelerini söküyorlar kamuflajlarını söküyorlar, sadece iç çamaşırlarıyla kalıyorlar.

Ne yazık ki sadece rütbeli olduğu için komutanlarımızdan tokat yiyeni, hakarete uğrayanları gördük. Kendi servisimde bir arkadaşım, hiçbir şey yapmamasına rağmen bir polis dışarıdan ona küfrediyordu. O da sadece o küfre tepki gösterdi, servisimize gelinip arkadaşımıza tokat atıldı, küfür edildi.

İÇ ÇAMAŞIRIMIZ KALANA KADAR SOYULDUK

Daha sonra biz de iç çamaşırlarımız kalana kadar soyundurulduk. Özel eşyalarımız, cüzdanlar, telefonlar herhangi biçimde resmi kayıtla alınmadı. Hepsi bir çöp poşetine toplandı. Hakaretler eşliğinde, zor kullanarak, o resmin çekildiği yere geldik.

Orası atların koşturulduğu alan. Oraya biz gelmeden önce yaklaşık 200’e yakın asker getirilmişti. Biz de 250’ye yakın kişi geldik. 400’ü aşkın kalabalık oldu sonlara doğru.
Girdiğimizde insanlar dizüstü çöktürülmüş, duvarlara bakacak şekilde ters kelepçeli. Küfür edeni mi ararsınız, başka kötü muamele edeni mi. Gelene hakaret ediliyor aşağılanıyor.

36 SAAT AÇ TUTULDUK HORTUMLA SULANDIK

Orada 36 saat kaldık. Tüm bu süre boyunca herhangi biçimde yiyecek verilmedi. Sadece bir hortum getirilmişti. Oradan su ihtiyacı karşılanıyor. Sıraya geçiyorsun. Onun için de belli süre lazım. Polisin biri elinde hortum tutmuş, su sürekli akıyor, içiyorsun, kafasına göre, tamam, diyor polis. Kızıyor kendine göre, su yok deyip vermiyor, götürüyor hortumu. Orada hem açlık hem de susuzluktan bayılanlar oldu.

Ortam çok gergin. Askerlere küfür ediliyor, polisler resimlerini çekiyorlar. Bugün o ahırdaki resim denilen resmin ortaya çıkma sebebi de oradaki polislerden biri aracılığıyla medyaya düşmüştür. Daha sonrasında Ali Aktaş gibi insanlar da kayıt altına almış.

BAYILANLARA HİÇBİR MÜDAHALE YAPILMADI

Ayağa kalkmak yasak, konuşmak yasak, sürekli sıraya geçirip sayıyorlar. Hem psikolojik hem fizyolojik baskı var. Ara ara gelip tokat atıyorlar. Gerilimi sürekli en üst seviyeye çıkarmaya çalışıyorlar. Birkaç kişinin orada o an için psikolojik eşiği aşıldı ve sinir krizi geçirenler, bayılanlar oldu arkadaşlarımdan. Ama hiçbir ilk yardım ya da herhangi bir sağlık müdahalesi yapılmasını bırakın, neyin var bile denmedi. Bayılan orada kendine gelene kadar durdu.

TUVALETİ ORADAKİ DUVARA YAPTIRDILAR

Tuvalet ihtiyacını, bulunduğumuz yerin bir köşesine gönderiyorlardı, gidin oraya yapın diye. Bazen bulunduğumuz alanın dışına çıkartıp oranın duvarına yaptırıyorlardı aceleyle. Büyük tuvaletleri, orada birkaç tuvaletin bulunduğu yere çıplak ayakla kelepçeli götürüp getiriyorlardı.

RÜTBELİLERİ TEKLİ AT BARINAKLARINA ALMIŞLAR

Biz atların koşturulduğu alanda tutuluyorduk. Diğer rütbeli olanlardan mesela, bir tane atın girdiği alana sokmuşlar adamı, ne yapıyorlar, nasıl muamele ediyorlar onları düşünün artık. Küfür dayak, işkence ediliyor. O şekilde vardı. Bulunduğumuz alanda en yüksek binbaşı ve albay vardı. 15 Temmuz’daki en trajik yer değildi ama saydığım hak ihlalleri oldu.

İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ TOPLAMA ALANLARI

Sonra bizi otobüslere alıp Polis Akademisinin spor salonuna götürdüler. 4 gün de Polis Akademisinin spor salonunda kaldık. Küçük ekmek ve küçük reçelden oluşan öğünler veriliyordu. Sonra da Sincan Cezaevinin içinde toplanma alanı yapmışlar oraya götürüldük. Bir hafta boyunca çıplak sadece iç çamaşırımızla tutulduk.

YARALI KOMUTANA TEDAVİ YAPILMADI

Sincan’daki toplama alanı da etrafı muşambalarla çevrilmiş, üstü açık bir yer. Çok geniş bir alandı. En kötü polisleri getirmişler. Sürekli hakaret, “gelsin sizi peygamberiniz kurtarsın” gibi şeyler söylüyorlardı. Sıra sıra bizi tutuyorlardı.

Orada birkaç yerinden kurşun yarası almış bir komutanımız vardı. Sadece yaraları sarılmış, orada hiçbir tedavi yapılmadan Allah’a emanet duruyordu.

Sürekli çıplak haldeydik ve çok soğuktu. Rahatsızlanan arkadaşlar oldu. Böbrek rahatsızlığı olan bir komutanımız vardı, çok kötü oldu. Hem ahırda hem Sincan’da çok üşüdük. 10’lu halkalar yapıyorduk Sincan’da ki soğuktan korunabilelim. Ahır, Polis Akademisi ve Sincan toplama yerinde hep ters kelepçeliydik.

HAKİM SUÇSUZ OLDUĞUNUZU BİLİYORUM DEDİ

Sonrasında mahkemeye çıkartıldık. Kursiyer olarak bizim derdimizi daha rahat anlatmamız gerekiyor. Emir komuta zinciri içerisinde olarak. Bizim gibi birlik dışına çıkmayan arkadaşlardan ilk 20 kişiyi saldı hakim. Ama sonra tutuklama sayısı düşük olacağı için herhalde baskı geldi. Sonra biz girdik mahkemeye, hakim ‘herkesin tutuklanmasına kara verdim’ dedi. Hakim 50 yaşlarında biriydi, hafif arkasını döndü, ‘suçsuz olduğunuzu biliyorum ama yapacak bir şey yok şu an’ dedi.

Daha sonra tutuklanınca da Sincan Cezaevi’ne gönderildik. 9 ay 10 gün kaldım cezaevinde.

NE DARBECİYİM NE DE EŞEK!

Oraya götürülen kursiyer teğmenler olarak biz birlik dışına çıkmadık, hiçbir biçimde kimseye karşı silah kullanmadık. O resimdeki askerlerden biriyim ama Ali Aktaş’ın söylediği şekilde ne darbeciyim ne de eşeğim. Ben ve arkadaşlarımın çok hakkı ihlal edildi, hepimiz masumuz.

BOLD ÖZEL

Sıvı yağda ithalatçı firmaya 7 milyon dolar, yerli çiftçiye 4 lira

aycicek yagi,

Zam üstüne zam gelen sıvı yağ fiyatlarında ‘bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’ dedirten karar alındı. 5 bin ton Ayçiçek yağı ithalatı için bir firmaya 7 milyon dolar veren AKP hükumeti, 2 milyondan fazla çiftçiye sadece 4 TL gübre desteği artışı yaptı.

BOLD ÖZEL – Fiyat artışlarıyla 5 litresi 85 liraya ulaşan Ayçiçek yağı fiyatlarındaki yanlış tarım politikalarının faturası çiftçi ve vatandaşa çıkıyor. Zamları durdurmak için PTT’nin ucuz yağ satışı başlamadan çöktü. Tenekesi 57,90 liraya vatandaşa satılması planlanan yağ yeterli olmadığı için stoklar tükendi.

BİR FİRMAYA 7 MİLYON DOLAR

Bunun üzerine Toprak Mahsulleri Ofisi tarihinde ilk kez sıvı yağ ithalat ihalesi yaptı. 18 Şubat’taki 25 bin ton ithal ham ayçiçeği yağı ihalesini Yayla Agro kazandı. Firma 5 bin tonluk yağın tonunu Trakya Limanı’na 1.394 dolara teslim edecek. Çiftçinin kara gün dostu TMO, firmaya toplamda 6 milyon 970 bin dolar ödeyecek.

MAZOT DESTEĞİ ARTMADI

Yurtdışından getirilen Ayçiçek yağında bunlar yaşanırken, Resmi Gazete’de yerli çiftçiye yapılan tarım destekleriyle ilgili bir değişiklik yayımlandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan imzasıyla çiftçinin yağlık Ayçiçek üretimi için verilecek destek sadece 4 TL arttırıldı. Dekar başına yağlık Ayçiçek üretimine yapılan 26 liralık mazot desteği ise aynı kaldı.

Erdoğan imzasıyla yayımlanan karara göre buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikalede dekar başına mazot desteği 19 lira, gübre desteği 16 lira olmak üzere 35 TL olarak belirlendi.

DESTEKLER 1 YIL GECİKMELİ ÖDENİYOR, ÇİFTÇİ İCRALIK

2 milyondan fazla çiftçiye 2020 yılında tarımsal destekler verilmedi. 2019 yılından kalan destek ödemeleri yapıldı. Son kararla 2020 destekleri bir yıl gecikmeli olarak bu yıl ödenecek. Borç batağındaki çiftçiler icra sebebiyle traktör ve tarlasını satmak zorunda kalıyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tutuklu imam Ahmet Kaptan 3 ayda 22 kilo verdi: Ayakta duramıyor!

Üç yıldır Balıkesir Kepsut L Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan emekli imam Ahmet Kaptan’a kronik gastrit teşhisi konuldu. Üç ay içinde 22 kilo kaybeden Kaptan ayakta duramayacak kadar hasta ve bakıma muhtaç.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

İki abisi mide kanseri tedavisi gören hasta mahpus Ahmet Kaptan, 8 aydır cezaevinde mide sorunuyla mücadele ediyor. 3,5 ay önce doktora götürülen ve kronik gastrist teşhisi konulan Kaptan, yemek yiyemediği için 22 kilo kaybetti. Mide biyopsisi sonuçları temiz çıkan Kaptan, hala cezaevinde zor günler geçiriyor. 54 kiloya düşen Kaptan 43 kişilik koğuşta yaşıyor ve tüm ihtiyaçlarını koğuş arkadaşlarının yardımıyla giderebiliyor. Koğuş sayımlarına görevlilerin yardımıyla inebilen Ahmet Kaptan’ın ayakta duramadığı, yemek yiyemediği ve sürekli istifra ettiği belirtiliyor.

“GÖRÜNCE ŞOK OLDUM, KEMİKLERİ ÇIKMIŞ, GÖZLERİ ÇUKURLAŞMIŞ”

Kapalı görüşte eşinin halini görünce şok olduklarını söyleyen Hatice Kaptan, “Görüşe gittim, şok oldum, kızım ağlamaktan perişan oldu, ben yanında ağlayamadım, dışarıda ağladım, kemikleri çıkmış, gözleri çukurlaşmış. Sesi çıkmıyor. Konuşacak takati yoktu. Bir şey yapamıyoruz. Oğlum savcılığa dilekçe verdi. Ben hastaneye gider- gelirsem yolda ölürüm, dedi. Durumu o derece kötü” ifadelerini kullandı.

“RESMEN KURUMUŞ, AYAKTA DURAMIYOR”

Eşinin yemek yiyemediğini belirten Hatice Kaptan, “İki yudum süt, bir iki kaşık da yoğurt yiyebiliyorum, kesinlikle başka bir şey yiyemiyorum, dedi. 76 kilo olan adam resmen kurumuş. Ayakta duramıyor. İleri derecede gastriti var. Ama bu kadar perişan eder mi? Kardeşleri mide kanseri. Biyopsi sonucu temiz çıktı ama durumu hala kötü. Bugün telefon görüşümüz vardı, sesi çıkmıyor. Ne yedin diye sordum, zorla yarım yumurta yiyebilmiş. Hiç uyuyamadığını söyledi. Yediklerini sürekli istifra ediyor.” diye konuştu.

“BAKILMASI LAZIM Kİ DÜZELSİN”

Cezaevinde doğru dürüst yemek de verilmediğini ifade eden Kaptan, “Doğru dürüst yemek gelmiyormuş zaten. Bakılacak ki düzelsin… Evde bakılır hiç değilse, ev hapsi verseler. Orada kim bakacak. Geçen gün sayıma gelmişler, yataktan kalkamamış, görevliler kaldırmış. Namazı hiç bırakmayan adam namaz kılamıyorum, banyoya giremiyorum, ayakta duramıyorum, diyor.” dedi. Mide koruyucu, vitamin ve depresyon hapı kullanan Ahmet Kaptan’a şekeri çıktığı için bir de şeker ilacı verildiği belirtildi.

Cemaat soruşturmaları kapsamında 3 yıl önce tutuklanan emekli imam Ahmet Kaptan (65), tanık ifadelerine dayanılarak 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Uzun yıllar Edremit’te imamlık yapan Ahmet Kaptan kendisi gidip ifade verdiği halde tutuklandı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

Ahmet Kaptan

Bu kaçıncı ölüm: Tutuklu öğretmen koronavirüsten hayatını kaybetti

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Saray koronavirüs haritasını da değiştirdi

Koronavirüs yasaklarının sona erdiği şehirleri belirleyen haritanın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki toplantının ardından değiştiği ortaya çıktı. Hasta sayısına göre sarı kategoride yer alan Uşak, Diyarbakır, Şanlıurfa gibi şehirler maviye boyandı.

BOLD ÖZEL – Kovid-19 vakalarını gizlediği ortaya çıkan AKP hükumetinin, normalleşme haritasını da değiştirdiği ortaya çıktı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 100 binde 10’un altında vaka görülen şehirlerin mavi kategoride yer alacağını duyurmuştu. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki kabine toplantısının ardından Uşak mavi kategorideki iller arasına eklendi.

10 GÜN ÖNCE BAŞKA ŞİMDİ BAŞKA

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 10 gün önce yaptığı açıklamada Kovid-19 yasaklarının kaldırılacağı illerin risk haritasına göre belirleneceğini açıkladı. Şehirler vaka sayısına göre dört renge ayrıldı. Yüz binde 10’un altında vaka görülen illerin mavi (düşük riskli), yüz binde 11-35 arası vaka olan illerin sarı (orta riskli), yüz binde 36-100 arası vakası bulunan illerin turuncu (yüksek riskli), yüz binde 100’ün üstünde vaka seyri görülen illerin ise kırmızı (yüksek riskli) olarak belirlendi.

İKİ HARİTA BİRBİRİNİ YALANLADI

Ancak Sağlık Bakanlığı’nın 20-26 Şubat haftası ‘İllere Göre Haftalık Vaka Sayısı Haritası’ 100 binde 10’un altında vaka görülen mavi renkli ve düşük riskli il sayısının sadece dört olduğunu gösteriyor. Normalleşmenin başlaması gereken bu iller Mardin, Şırnak, Batman, Hakkari. Yine Sağlık Bakanlığı’nın 20-26 Şubat tarihli ‘İllere Göre Risk Durumu Haritasında’ ise sarı kategoride yer alan 100 binde 20 vakaya kadar olan şehirler de maviye boyandı.

100 binde 10’un altında vaka görülen şehirler mavi kategoride yer alıyor.

UŞAK SONRADAN EKLENDİ

Seçim haritasını andıran normalleşme haritasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki iller mavi kategoride yer alıyor. En az aşılamanın yapıldığı bu iller düşük riskli olarak dikkat çekiyor. Uşak ise 100 binde 18,40 vaka görülmesine rağmen mavi kategoriye yerleştirildi. Yine Diyarbakır, Şanlıurfa, Diyarbakır, Bitlis, Muş, Siirt, Bingöl, Ağrı, Iğdır 100 binde 10’un üzerinde vaka görülmesine ve sarı kategoride bulunmasına rağmen maviye boyandı.

BAKAN KOCA AÇIKLAYAMADI

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, haritadaki değişiklikleri, “Bilim Kurulumuz, illerin risk kategorilerini belirlemede 100.000 nüfusa düşen haftalık vaka sayısı ile birlikte yapılan PCR testlerinin pozitiflik oranı, yoğun bakım doluluk oranı ve entübe hasta artışını dikkate aldı. Kademeli normalleşmek elimizde.” sözleriyle açıklamaya çalıştı. Ancak illere göre yoğun bakım hasta sayısı, test pozitiflik oranı sayılarını vermedi.

SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN KATEGORİLERİ
  • Mavi: Yüz binde 10’un altında vaka görülen iller düşük riskli.
  • Sarı: Yüz binde 11-35 arası vaka olan iller orta riskli.
  • Turuncu: Yüz binde 36-100 arası vakası bulunan iller yüksek riskli.
  • Kırmızı: Yüz binde 100’ün üstünde vaka seyri görülen iller ise çok yüksek riskli.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0