Bizimle iletişime geçiniz

Medya

Koronavirüs korkusundan mahkemeye gelemeyen Gülben Ergen’e zorla getirilme uyarısı

Yaptığı bir paylaşım yüzünden eski eşi Erhan Çelik ile mahkemelik olan Gülben Ergen, koronavirüs korkusu nedeniyle uçağa binmediği için mahkemeye gitmedi.

BOLD – Sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda kullandığı ‘namussuz’ ifadesi yüzünden eski eşi tarafından mahkemeye verilen Gülben Ergen, Ankara’da olduğu için bugünkü duruşmaya katılamadı. Erhan Çelik’e ‘alenen hakaret’ ettiği iddiasıyla 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanan şarkıcıyı ve davacı Çelik’i avukatları temsil etti.

DURUŞMAYA GELMEK İSTEDİ

İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmada söz alan sanık Gülben Ergen’in avukatı Emek Emre, müvekkilinin Ankara’da bulunduğunu, koronavirüsü tehlikesi sebebiyle uçağa binemediğini ve İstanbul’a gelmediğini belirterek, “Müvekkilim de esasen yargıcın huzurunda beyanda bulunmak istemektedir. Bir sonraki celse hazır olacaktır” dedi. Müvekkilinin şikayete konu tek bir paylaşımının olduğunu aktaran avukat, soruşturma savcılığınca istemesine rağmen kolluk güçlerinin, şikayet üzerine emniyette ifade veren Gülben Ergen’e “Namussuz’ ifadesini kime yönelik kullandığı’ sorusunu yöneltmediklerini ve müvekkilinin savunma hakkına halel geldiğini söyledi.

‘NAMUSSUZ’ İFADESİ GENELE YÖNELİK

Gülben Ergen’in kendisine isnat edilen olguyu bilmeden ifadesinde, “kesici aletle saatlerce bekleme” ifadesini müştekiye hitaben söylediğini belirttiğini anlatan avukat, “Bu husus doğru olmakla beraber herhangi bir hakaret içermemektedir. ‘Namussuz’ ifadesi, namus adı altında kadına el kaldıran genele yönelik bir ifadedir. Kesinlikle müştekinin şahsına ithafen söylenmemiştir. Zaten bu husus sorulmuş olsaydı müvekkil de bunun cevabını verecekti” diye konuştu. Avukat Emek Emre, soruşturma aşamasında müvekkilimin savunma hakkına halel getirilmesi nedeniyle müvekkilinin sorgusunun yapılmadan beraatine karar verilmesini talep etti.

ÇELİK DE KATILMADI

Diyecekleri sorulan müşteki Erhan Çelik’in avukatı ise, müvekkilinin babası rahmetli olduğu için duruşmaya katılamadığını ve şikayetlerinin devam ettiğini belirterek, davaya katılma talebinde bulundu.

ZORLA GETİRİLME UYARISI

Gülben Ergen’in emniyette verdiği ifade konusunda bilgi sahibi olduğunu belirten müşteki avukatı, “Gülben Ergen, beyanlarında açık açık geçmişte yaşadığı ve karalama kampanyası haline getirerek kimi suçlamalara muhatap ettiği müvekkilimi kast ederek, ‘Başından geçen bir olayı kendisini sevenlerle paylaşmak ihtiyacı hissettiğini’ açıkça ifade ederek suçu ikrar etmiştir. Bu nedenle sanığın ifadesinin alınmadan beraat kararı verilmesi talebinin reddine ve ayrıca zorla getirilmesine karar verilsin” dedi. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanığın cep telefonuna duruşma gününü mesaj gönderilmesine ve gelmemesi durumunda hakkında zorla getirilme kararı verileceği uyarısının da yapılmasına hükmetti. Sanık Ergen dinlenildikten sonra müşteki Çelik’in dinlenilip dinlenilmeyeceğine karar verileceğini vurgulayan mahkeme, duruşmayı erteledi.

ŞARKICININ ARACINI ÇİZEN ÇELİK MAHKUM EDİLMİŞTİ

Müşteki Erhan Çelik’in, 23 Eylül 2017’de şüpheli Gülben Ergen’in ikametine giderek, şarkıcıya ait araca zarar vermiş ve Gülben Ergen’in şikayeti üzerine açılan davada mahkum edilmişti.

NAMUSUZ İFADESİNE ALINDI

Emine Bulut cinayeti sonrası Gülben Ergen’in 23 Ağustos 2019 günü konuyla ilgili paylaşımı, kendisini kastettiği gerekçesiyle Erhan Çelik tarafından dava edilmişti. Ergen paylaşımında, “Konut dokunulmazlığını ihlal’ hafif gelir, ‘ne var canım arabasını çizmişse’ derler. Ama o kesici aletle saatlerce neden beklediğinin bir önemi yoktur. Gevşek gevşek gülümseyerek..Namus namus diye dilinden düşürmeyen namussuzlar” ifadelerini kullanmıştı.

Dava ile ilgili hazırlanan iddianamede Ergen’in müştekiye söylediği sözlerin müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olduğu ve “hakaret” suçunun yasal unsurlarının oluştuğu dile getirilerek, Gülben Ergen’in “alenen hakaret” suçundan 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Can Ataklı’ya Cumhurbaşkanına hakaretten soruşturma

 

Okumaya devam et
Reklamlar

Medya

Japonya’nın paketi 998 milyar, Türkiye’nin 15 milyar dolar olunca insan çok şaşırıyor

Koronavirüsle mücadele paketlerinin ülke yönetiminin yeterliliği ve yetersizliği konusunda bilgi verdiğini savunan Fatih Portakal, Türkiye’de açıklanan paketin kendisini şaşırttığını söyledi.

BOLD- Sosyal medya hesabından ülkelerin koronavirüsle mücadele kapsamında açıkladığı paketlere değinen gazeteci Fatih Portakal Japonya ile Türkiye’de açıklanan rakamları karşılaştırdı. Rakamların ülke yönetiminin yeterliliği ve yetersizliği konusunda bilgi verdiğini savunan Portakal, Türkiye’de açıklanan paketin kendisini şaşırttığını söyledi.

Portakal paylaşımında, ”Salgın belası devlet yönetimlerinin yeterlilik veya yetersizlik anlamında güçlerini de ortaya çıkardı. Mesela yönetimlerin halka yönelik ekonomik destek paketleri. Son Japonya açıkladı 988 milyar dolar. Türkiye’nin paketi 15 milyar dolar olunca insan çok şaşırıyor” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu: Hazine tamtakır, iktidar böyle devam ederse ekonomik ve sosyal buhran olur

Okumaya devam et

Medya

CNN Türk muhabiri koronavirüs olan kuzeni için yardım çağrısı yaptı

Genç kuzeninin koronavirüse yakalanarak hastalığı ağır geçirdiğini söyleyen CNN Türk muhabiri Ceylan Sever, uygulanacak kök hücre tedavisi için sosyal medyadan yardım istedi.

BOLD- CNN Türk muhabiri Ceylan Sever sosyal medya hesabından kuzeninin koronavirüse yakalandığını duyurdu. Sever, kuzeninin durumunun ağırlaştığını ve tedavi için virüsü yenen bir kişiye ihtiyaç olduğunu belirterek sosyal medyadan yardım çağrısında bulundu.

ATEŞİ HİÇ DÜŞMEDİ

Sever sosyal medya hesabından hasta kuzeni için yaptığı çağrıda, “Kuzenime covid-19 teşhisi kondu. 27 yaşında 1.90 boyunda neredeyse 100 kilo dağ gibi adam.Hiçbir kronik rahatsızlığı yok.Ama nedense çok ağır geçiriyor. İlk günler ateşi düşmedi, ilaçları hep kustu.En son öksürürken kan gelmeye başladı. Yoğun bakıma aldılar. 2. gün entube ettiler” dedi

KÖK HÜCRE NAKLİ

Kuzeninin tedaviye bir türlü cevap vermediğini söyleyen Sever, “Doktorlar, ‘İyileşmiş ve üzerinden 15 gün geçen eski bir covid-19 hastası gerekiyor’ dediler. Kanından aldıkları antikorla kök hücre nakli yapacaklarmış. Lütfen bu kriterlere uyan biri varsa yardımcı olsun, lütfen” diye konuştu.

HER ŞEYİ YAPMAYA HAZIRIZ

Yardım etmek isteyenlerin masraflarını karşılamaya hazır olduklarının altını çizen Sever, “İstanbul’dayız, tedavisi burada yapılıyor. Ancak eğer yardımcı olabilecek biri varsa ve şehir dışı onun için sorun olmayacaksa tüm imkanlarımızı seferber ederiz. Getir götürür ne gerekirse yaparız. Bakın daha çok genç,önünde bir sürü zaman var,hayalleri var. Her şeyi yapmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

 

 

Görünmeyen mağdurlar: Gündelik temizlikçiler açlığa mahkum

Okumaya devam et

Medya

Mehmet Altan: Ölçü hukuk değil, siyasi yamyamlık

Gazeteci-yazar Mehmet Altan, abisi Ahmet Altan’ın 4 yıldır içeride tutulmasının hukuki dayanağı bulunmadığını, bunun adının siyasi yamyamlıktan başka bir şey olmadığını yazdı.

BOLD – Bugünlerde tüm tutuklu yakınlarını tedirgin eden koronavirüsü karşısında cezaevlerinin tehdit altında olduğunu belirten Mehmet Altan, “Azrail’le akit yapmış olan bir katil virüs kol geziyor. Kapasitesini çok fazla aşmış hapishaneler ve ileri yaşta olanlar büyük bir tehdit altında. Hapishanedeki yaşlı insanlar ise iki kere yaşam tehdidi ile karşı karşıya.” dedi.

70 YAŞINDAKİ AHMET ALTAN’I AZRAİL’E TESLİM ETME ÇABASI

Mehmet Altan, p24 sitesinde yayınlanan “Ahmet Altan’ın arşivdeki dosyası” başlıklı yazısında Altan’ın gözaltına alındığı günden bugüne hakkında her türlü algı operasyonu yapıldığını belirterek, konuşulmayan tek şeyin arşivdeki dosyasının içeriği olduğunu belirtti.

Mehmet Altan, abisine 10,5 yıl ceza verilmesinin tek nedeninin yazdığı 3 yazı olduğunu, dosyasının en son hâlini inceleyen Anayasa Mahkemesi Başkanı, Başkan vekili ve üç diğer hukukçu üyenin Altan’ın suçsuz yere tutuklandığını, hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini kayda geçirdiğini bir kez daha hatırlattı.

SESSİZCE İZLİYORLAR

Tüm hukuksuzlukların hukuk fakültelerinin ve hukukçuların gözü önünde meydana geldiğini yazan Altan, “Sessizce izliyorlar. Çünkü ölçü hukuk değil, ölçü siyaset. Siyasi yamyamlık… Hukuku yok sayan siyasi yamyamlık ve bunun amigoluğu bu topraklara maalesef yabancı değil… Siyasi yamyamlık, hukuku konuşturmadan 70 yaşında ve dört yıldır Silivri’deki Ahmet Altan’ı Azrail’e teslim etmek çabası içinde” ifadelerini kulandı.

MEHMET ALTAN’IN YAZISININ TAMAMI

Gözaltına alındığı 10 Eylül 2016 yılından beri Ahmet Altan için her türlü algı operasyonu yapıldı.

Varakpârelerde, söylemediği söz söylenmiş gibi, yazmadığı yazı yazılmış gibi sunuldu.

Siyasallaşmış mahkemeler tekzip müessesini işletmedi.

Varakpâreler yetmezmiş gibi televizyonlardaki mâlum zevat, Ahmet Altan’ın 2012 yılında ayrıldığı Taraf gazetesi manşetleri üzerinden utanmadan hem savcı, hem hâkim oldular, mahkeme kurup hüküm verdiler.

Arsız ve salyalı saldırganlıkları da cabası.

Ama bu düzmece programların hiçbirine, Silivri’de hücresinde savunmasız tutulan Ahmet Altan’ın avukatı çağrılmadı, programa bağlanma isteği ise hep reddedildi.

Müptezel hayâsızlığın merkezi trolleşmeden ise söz etmeye bile gerek yok.

Bunların hepsi hukukun geri dönmesini beklemek üzere, büyük bir soğukkanlılıkla hukuk adına not edildi, arşivlendi.
Bugün çok farklı bir durum var. Azrail’le akit yapmış olan bir katil virüs kol geziyor.

Kapasitesini çok fazla aşmış hapishaneler ve ileri yaşta olanlar büyük bir tehdit altında. Hapishanedeki yaşlı insanlar ise iki kere yaşam tehdidi ile karşı karşıya.

Yeni İnfaz Yasa Tasarısı’nın vicdan, hukuk ve demokratikleşmeyi içermeyeceği anlaşılıyor.

Bugüne kadar söz edilmeyen tek şey, Ahmet Altan’ın Yargıtay’da arşivde bekleyen dosyasının içeriği.

Otoriter rejim hukuk devletinin temel niteliği olan ‘hukuk güvencesini’ yok etti. Anayasa’ya ve Türk Ceza Kanunu’na göre suç sayılmayan her şey suç sayıldı. Cebir ve şiddet ile ilişkisi olmayan insanlar ‘işlemedikleri suçlar’ için savunma yaptılar.

Ahmet Altan da ‘suç olmayan suçlarla’ suçlandı. Nitekim dosyasının en son hâlini inceleyen Anayasa Mahkemesi Başkanı, Başkan vekili ve üç diğer hukukçu üye Ahmet Altan’ın temel, suçsuz yere tutuklandığını, hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini kayda geçirdi.

Herkesin sessizlikle geçiştirdiği ‘suç olmayan’ suçlamalara geri dönüp Yargıtay’da epeydir arşivde bekleyen dosyadan temel ‘suç delilini’ aynen alıyorum:

12/05/2016 tarihli “Mutlak Korku” başlıklı, 14/06/2016 tarihli “Ezip Geçmek” başlıklı ve 10/07/2016 tarihli “Montezuma” başlıklı köşe yazılarını kaleme alan…

Ahmet Altan, yazıyı ve düşünceyi ‘terör’ suçu hâline getiren 220/7. maddesinden suçlandı. Düşünceyi ifade etmek, yazı yazmak, ‘Hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte silahlı terör örgütüne yardım etmek’ suçu sayıldı. Ve aynı suçtan suçlanan emniyet müdürleri, valiler iki yıl cezaya çarptırılırken bu üç yazı nedeniyle Ahmet Altan 10.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Ahmet Altan’a zulüm etmek için çıldırmış olanların söz etmek istemediği hukuksal tablo bu. Siyaseten düşman kabul ettiğini hukuksuz olarak cezalandırma çıldırması.

Onun için suçlandığı dosyadan söz etmiyorlar, edilmesini de engelliyorlar. Hukuksal güçsüzlüğün ve haksızlığın siyasal barbarlığa dönüştüğü bir canavarlıkla karşı karşıyayız.

Hukuken asla olmayacak bir çaba içinde olmak, hukuk sistematiğini de hukukun o muhteşem mantığını da hiç beklenmeyen düzeylerde bile dinamitliyor…

Dosyada, hukuken hiçbir karşılığı olmayan ama yarın bir gün başkaları için kuvvetli bir iddianame hâline gelebilecek gerekçelere rastlıyorsunuz:

Mesela:

…nihai amacı anayasal düzeni değiştirmek olarak belirginleşen ve bu maksatla Devletin silahlı kuvvetlerine sızan mensuplarınca silahlı bir kalkışma/darbe gerçekleştirme ihtimalinin kuvvetle muhtemel olarak görüldüğü bir dönemde…

Madem böyle bir ihtimal vardı, neden önlenmedi…

Mesela:

… örgütün, anayasal düzene karşı icra edeceği kalkışma öncesindeki sürece mutad siyasi muhalefet görüntüsü vermeye çalışmak

‘Mutad siyasi muhalefet’ nedir?

‘Mutad siyasi muhalefet görüntüsü vermeye çalışmak’ ne demek?

Aradaki farkı kim, neye göre, nasıl anlıyor ve bu suçlamanın yasalardaki suç maddesi ne? Böyle bir suç hangi yasanın hangi maddesinde yazılı?

Ve hukuken hiçbir karşılığı olmayan bu gerekçeler ‘subut bulan eylem’ sayılıyor.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi de arkasına aldığı bu rüzgâr ile üç yazıya 10.5 yıl hapis cezası veriyor.

Hükümle beraber verilen tahliye sonrasında yargı tarihinde rastlanmayan bir ilk oluyor ve hükme tahliye yönünden itiraz ediliyor.

Başkan’ı hemen bu itiraz sonrası ve verilecek karar öncesinde atanan İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yeniden tutuklamaya dönüştürülüyor.

Skandal çünkü  savcının hükümle verilen tahliye kararına karşı böyle bir itiraz yetkisi yok.

Skandal çünkü mahkeme hükümle dosyadan el çeker ve bu hükmü ancak Yargıtay irdeleyebilir. Ne hükmü veren mahkeme ne de yan mahkemesi olan ilk derece mahkemesi dönüp o hükme dokunamaz.

Bunlar herkesin gözü önünde yaşandı.

Hukuk fakültelerinin ve hukukçuların gözü önünde oldu ve değişik örneklerle olmaya da devam ediyor.

Sessizce izliyorlar. Çünkü ölçü hukuk değil, ölçü siyaset.

Siyasi yamyamlık…

Hukuku yok sayan siyasi yamyamlık ve bunun amigoluğu bu topraklara maalesef yabancı değil…

Şimdi siyasi yamyamlık, hukuku konuşturmadan konuyu gargaraya getirerek 70 yaşında ve dört yıldır Silivri’deki Ahmet Altan’ı Azrail’e teslim etmek çabası içinde.

Bu sessizliğe ortak olmamak için bu yazıyı yazıyorum ve eğer hâlâ bir vicdan ve onun somut ifadesi olan hukuk var ise diye de hukuksal durumu yeniden duyuruyorum.

Almanya’da yaşayan KHK’lı nükleer tıpçı, korona çalışması nedeniyle ABD’den davet aldı

Okumaya devam et

Popular