Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Esenler metrosunda belindeki silahını aldığı polisi böyle vurdu

Mesai bitimi eve dönen polis memuru tren beklediği sırada arkadan yaklaşan saldırgana silahını kaptırdı. Çıkan arbedede saldırgan silahını aldığı polisi bacağından vurdu.

BOLD – Esenler Otogarının içerisinde yer alan metro istasyonunda saat 23.00 sıralarında ilginç bir olay yaşandı. Otogarda görevli adı açıklanmayan bir polis memurunun, mesai bitimi istasyonda tren beklediği sırada arkasından yaklaşan bir kişi belindeki silahı aldı.

BACAĞINDAN VURDU

Durumu fark eden polis memuru adama müdahale etmek istedi. Silahı vermek istemeyen saldırgan polisi bacağından vurdu. Yaralanan polis memuru ve çevredekiler saldırgandan uzaklaşmaya çalışırken, saldırganda raylara atlayarak kayıplara karıştı. Olay güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.

İZİNE RASTLANMADI

İhbar üzerine emniyet ekipleri, polisi silahı ile yaralayarak kaçan saldırganı arama çalışmalarına başladı. Polis ve bekçiler istasyon çevresi ve raylarda şüpheliyi aradı. Şüphelinin izine rastlanmazken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Polisi kendi silahıyla vurup kaçan saldırganın kim olduğu ve neden böyle bir eylem gerçekleştirdiği henüz bilinmiyor.

Sağlık Bakanının gazeteciye cevabı trolleri aratmadı: ‘Sizi iyi görünce zahmet vermedik :)’

 

Okumaya devam et
Reklamlar

Gündem

Erkek sağlık çalışanı, otobüs şoförüne hemşire olduğunu inandıramadı

İstanbul’da bir erkek hemşire, bindiği otobüsten “erkekten hemşire olmaz” denilerek zorla indirildi. Diğer yolcuların yanında rencide edilen sağlık çalışanı, durumu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Beyaz Masa’ya ileterek şikayetçi oldu.

BOLD – İstanbul’da görev yapan hemşire Tolgahan Karadaş, bindiği bir otobüsten, “erkekten hemşire mi olur?” denilerek indirildiğini öne sürdü. Karadaş, durumu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Beyaz Masayı arayarak şoförden şikayetçi oldu.

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA GETİRİLEN HAKTAN YARARLANMAK İSTEDİ

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hemşire olarak görev yapan Tolgahan Karadaş, dün akşam saatlerinde mesai bitiminin ardından hastaneden çıkarak Alibeyköy’e geldi. Burada evinin ihtiyaçlarını karşılayan Tolgahan Karadaş, durağa yaklaştığı sırada duran özel halk otobüsüne bindi. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile sağlık çalışanlarına verilen toplu taşıma araçlarından ücretsiz faydalanma hakkını kullanmak isteyen Karadaş kimliğini gösterdi.

RENCİDE OLAN HEMŞİRE ŞOFÖRDEN ŞİKAYETÇİ OLDU

Kimliğini ibraz etmesine rağmen Karadaş’a inanmayan otobüs şoförü, “Erkekten hemşire mi olur?” diyerek kedisini kandırmaya çalıştığını öne sürdüğü Karataş’ın otobüsten inmesini istedi. Şoförün tepkisi ve söylemleri karşısında otobüsten inmek zorunda kalan Karadaş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Beyaz Masayı arayarak şoförden şikayetçi oldu.

“Wuhan’da koronavirüs ölümlerinin yarısı gizlendi”

 

 

Okumaya devam et

Gündem

Yardım yerine bağış çağrısı yapınca vatandaş “#Hükümetİstifa” dedi

Koronavirüsle mücadele kapsamında birçok ülke vatandaşlarına destek açıklaması yaparken, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın vatandaştan bağış talep etmesi tepkilere yol açtı. Vatandaşlar sosyal medyadan hükumeti istifaya çağırdıkları #Hükümetİstifa etiketi zirveye oturdu.

BOLD – Dünyada birçok devlet koronavirüsün ekonomide meydana getirdiği tahribata karşı vatandaşlarına yardımda bulunurken, Türkiye’nin maddi yardım yerine zor durumdaki vatandaşlardan bağış talep etmesi büyük tepki çekti. Twitter’da #Hükümetİstifa etiketi birinci sıraya yerleşti.

ERDOĞAN BAĞIŞ KAMPANYASI BAŞLATMIŞTI

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dünkü kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Biz Bize Yeteriz Türkiyem Kampanyası’na bir yardım hesabı açıldı. Kısa mesaj numaraları üzerinden de bağış yapılabilecek. Amacımız yevmiye ile geçimini sürdüren kesimler başta olmak üzere, alınan tedbirlerden dolayı mağdur olan dar gelirli vatandaşlarımıza yardım sağlamaktır. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımızı belirleyip bu yardımları kendilerine süreceğiz. Muhtarlarımızı da devreye alarak kampanyada toplanan paraları en doğru şekilde yerine ulaşmasını temin edecek. Kampanyayı şahsım olarak 7 aylık maaşımı bağışlayarak açıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

TEPKİLER BUGÜN DE DEVAM EDİYOR

Erdoğan’ın açıklaması ardından sosyal medyada büyük tepki oluşurken, tepkiler bugün de devam ediyor. Twitter’de açılan #Hükümetİstifa etiketine binlerce tweet atıldı. #Hükümetİstifa etiketi, Türkiye gündeminin birinci sırasında yer aldı. Twitter’da Türkiye’nin gündemindeki ilk 20 konusunda da söz konusu bağış kampanyası #ŞarkıSözleriniİBANlaDeğiştir, #Terslik, #IBANIM gibi çeşitli başlıklarla tartışılıyor.

“Wuhan’da koronavirüs ölümlerinin yarısı gizlendi”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Bana ve eşime 4 yıl boyunca virüs muamelesi yaptılar”

Cezaevinde ölüme sürüklenen Cemil Dilber’in vefatının üzerinden bir yıl geçti. Acılı eşi, bir yıl sonra konuşmaya karar verdi. Yaşadıklarını BOLD’a anlattı..

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Ziraat mühendisi Cemil Dilber, 22 Mart 2019’da Dinar Cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Hapse girmeden önce kalbine 4 stent takılmıştı. 6 ayrı ilaç kullanıyordu. 2,5 yıllık süre içinde cezaevinde gün geçtikçe eridi. Eşi Ayşe Dilber, “Her ziyarete gittiğimde onu biraz daha erimiş görüyordum.” diyor.

KAPALI GÖRÜŞTE YERE YIĞILDI

11 Mart 2019’da eşi ve kızıyla yaptığı kapalı görüş sırasında “Arkama bir ağrı girdi” dedi ve yere yığıldı. Mosmor olmuştu. Kriz geçiriyordu. Afyon ParkHayat Hastanesine kaldırıldı. Anjiyo yaptılar ve bir gün bile hastanede kalmasına izin verilmeden hapse geri gönderildi.

Eşi izin alıp cezaevine koştu. İki gardiyan gelip “Eşiniz gelemeyecek durumda. Arkadaşları bakıyor.” dediler. Cemil Dilber o gece tekrar fenalaştı. Adam ölüyor diye acil butonuna defalarca basan koğuş arkadaşlarını gardiyanlar “Bir daha basarsanız size görüş yasağı veririz.” diye tehdit etti. Ölümünden sonra sırf bu yüzden arkadaşlarına kantin yasağı verilecekti.

HASTANE KAPISINDA SİLAH DOĞRUTTULAR

O akşam Cemil Dilber’in durumunun ciddiyeti anlaşılınca tekrar hastaneye götürüldü. Ayşe Dilber, yoğun bakıma yanına gittiğinde kapıda 8 asker, bir çavuş, bir de polis görünce şok oldu. Askerler silahlarını iki gözü iki çeşme kadına doğrultup giremezsin dediler. Cemil Dilber ise parmağını kıpırdatamayacak olduğu halde yatağa kelepçeliydi.

4 YIL VİRÜS MUAMELESİ YAPTILAR

Dilber, görüş izni için savcıya gitti, “fetö ise kimse gelmesin” diyen savcının kapısından eli boş döndü.

“Eşim tacizci olsaydı, adam öldürseydi izin vereceklerdi… 30 sene Türkiye Cumhuriyetine hizmet etti benim eşim. Herkes sırtını döndü. Bana ve eşimi 4 yıl virüs muamelesi yaptılar. Kapıdan çıkamıyordum. Cezaevi, avukat ve market arasında yaşadık. Şimdi herkes pişman tabi ama iş işten geçti.” diye haykırıyor acılı eş.

Cemaat soruşturmaları kapsamında 20 Ekim 2016’da tutuklanan Cemil Dilber (57), 8 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası Anayasa Mahkemesi’ndeydi.

AİLESİNİ SADECE 4 GÜN GÖREBİLDİ

Doktorlar hastanın kalbe giden ana damarının yırtıldığını söylediler. Ameliyat olması gerekiyordu. Başında bekleyen komutan, hastanede mahkum odası olmadığı için Dilber’i götürmeye kalktı, ama doktor izin vermedi. Son günlerini yaşayan hasta tutuklu bir gün sonra ameliyat edildi. 11 gün gözlem altında tutulan Cemil Dilber’e ailesini görebilmesi için sadece 4 gün izin verildi, bir dizi engel çıkartılarak. Ayşe Dilber eşiyle son kez ölümünden bir gün önce konuşabildi.

“BEN ÇÜRÜYORUM, BENİM BİR SUÇUM YOK”

Ayşe Dilber: “Eşim her ay savcılığa dilekçe yazmış, ben burada çürüyorum, benim hiçbir suçum yok, diye. Revire çıkmak için çok bekledi. Cezaevinde o kadar zayıfladı ki, 3 dişi düştü. Yollarda, cezaevi aracının içinde kelepçeli çok zor oluyor diye yaptırmadı, bizi buraya hayvan gibi teptiler, derdi. Her gittiğimde hasta olduğunu söylüyordu. O bir tavuk bile kesemez. Öyle merhametliydi. Kapımıza geleni çevirmezdi. Başarı belgeleri evimin birinci katında kolilerle dolu. Zulüm ya zulüm, zulüm yaptılar eşime. Her şeyimiz yarım kaldı.” diyor.

Cezaevinde ölüme sürüklenen eşine yapılanları bir yıl içine gömen 30 yıllık hayat arkadaşı Ayşe Dilber’in acısı hala çok taze. Kendisiyle bir yılda birkaç kez görüştük. Her seferinde sanki eşini bugün kaybetmiş gibiydi. Ölüm yıldönümü için tekrar aradığımda aşağıda izleyeceğiniz 8 dakikalık videoyu çekip gönderdi ve yaşadıklarını yine gözyaşlarıyla anlattı…

Eşimi göstermediler, tacizci olsaydı, adam öldürseydi izin vereceklerdi!

Ziraat mühendisi Cemil Dilber, 22 Mart 2019'da Dinar Cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Hapse girmeden önce kalbine 4 stent takılmıştı. Günde 5-6 tane ilaç kullanıyordu. 2,5 yıllık süre içinde cezaevinde gün geçtikçe eridi. Eşi Ayşe Dilber, "Her ziyarete gittiğimde onu biraz daha erimiş görüyordum." diyor. 11 Mart 2019'da eşi ve kızıyla yaptığı kapalı görüş sırasında "Arkama bir ağrı girdi" dedi ve yere yığıldı. Mosmor olmuştu. Kriz geçiriyordu. Afyon ParkHayat Hastanesine kaldırıldı. Anjiyo yaptılar ve bi gün bile hastanede kalmasına izin verilmeden hapse gönderildi.Ertesi gün tekrar fenalaştı. Acil butonuna defalarca basan koğuş arkadaşlarını gardiyanlar "Bir daha basarsanız size görüş yasağı veririz" diye tehdit etti. Ölümünden sonra sırf bu yüzden kantin yasağı verilecekti. O akşam Cemil Dilber'in durumunun ciddiyeti anlaşılınca tekrar hastaneye götürüldü. Ayşe Dilber, yoğun bakıma yanına gittiğinde kapıda 8 asker, bir çavuş, bir de polis görünce şok oldu. Askerler silahlarını iki gözü iki çeşme kadına doğrultup giremezsin dediler. Cemil Dilber ise parmağını kıpırdatamayacak olduğu halde yatağa kelepçeliydi. Dilber, görüş izin için savcıya gitti, "fetö ise kimse gelmesin" diyen savcı beyin kapısından eli boş döndü. "Eşim tacizci olsaydı, adam öldürseydi izin vereceklerdi… 30 sene Türkiye Cumhuriyetine hizmet etti." diye haykırıyor acılı eş. Doktorlar hastanın kalbe giden ana damarının yırtıldığını söylediler. Ameliyat olması gerekiyordu. Başında bekleyen komutan, hastanede mahkum odası olmadığı için Dilber'i götürmeye kalktı, ama doktor izin vermedi. Son günlerini yaşayan hasta tutuklu bir gün sonra ameliyat edildi. 11 gün hastanede kalan Cemil Dilber'e ailesini görebilmesi için sadece 4 gün izin verildi. O da zorluklarla, binbir uğraşla. Ayşe Dilber eşiyle son kez ölümünden bir gün önce konuşabildi. Cezaevinde ölüme sürüklenen eşine yapılanları bir yıldır içine gömen 30 yıllık hayat arkadaşı Ayşe Dilber'in acısı hala çok taze. Kendisiyle bir yıl içinde birkaç kez görüştük. Her seferinde sanki eşini bugün kaybetmiş gibiydi. Ölüm yıldönümü için tekrar aradığımda aşağıda izleyeceğiniz videoyu çekip gönderdi ve yaşadıklarını yine gözyaşlarıyla anlattı…

Gepostet von Bold Medya am Montag, 30. März 2020

Uşaklı Cemil Dilber ve Ayşe Dilber çiftinin 17 yıl sonra dünyaya gelen Azra Nur (12) adında bir kızları bulunuyor. Dilber, anne-kız, uzun süre eşinin ceketine sarılıp uyuduklarını söylüyor.

Ayşe Dilber, eşinin eşyalarını mahkeme kararıyla cezaevinden aldı. Gelen poşetin içinden artık iyice beyazlaşmış bir iki parça kıyafet, iğne-iplik ve Kuran-ı Kerim çıktı.

Otizmli Hamza Tarık’ın annesinden feryat: Çok çaresizim, eşimi serbest bırakın!

Okumaya devam et

Popular