Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cumartesi Anneleri: Evlere düşen ateşi en iyi biz biliyoruz

Yayımlanmış

on

779 haftadır kaybedilen yakınlarını bulmak için bir araya gelen Cumartesi Anneleri, İdlip’te hayatını kaybeden 36 askerin ailelerine sabır diledi: “Evlere düşen ateşi en iyi biz biliyoruz.”

BOLD – İçişleri Bakanlığı tarafından Galatasaray Meydanı’ndaki oturma eylemleri yasaklanan Cumartesi Anneleri, 779’ncu hafta eylemlerinde adalet talepleri için bir araya geldi. İdlip’te hayatını kaybeden 36 askerin ailelerine sabır dileyen Cumartesi Anneleri, “Evlere düşen ateşi en iyi biz biliyoruz” dedi.

HESAP SORACAK SİYASİ İRADE NEREDE?

Gazete Duvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre bu haftaki açıklamayı kayıp yakını Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak yaptı. Ocak, “779 haftadır Anayasa’nın da güvencesinde olan hak arama özgürlüğümüzü tüm engellemelere rağmen kullanarak soruyoruz: Güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan sevdiklerimiz nerede? Kaybedilen sevdiklerimizin akıbetini açığa çıkartacak, adli ve sorumlulardan hesap soracak adli ve siyasi irade nerede?” dedi.

KAYBEDEN, EMİR VEREN, GÖZ YUMAN HERKES CEZALANDIRILSIN

Gözaltında kayıpların sorumlularının hukuk karşısına çıkması gerektiğini belirten Ocak, “779 haftadır devleti yönetenlere sesleniyoruz: Gözaltında kaybetme suçuna katılanlar, emir verenler, suçun işlenmesine göz yumanlar dahil olmak üzere suçun tüm odaklarının soruşturulması ve cezalandırılmasını sağlama sorumluluğunuzu yerine getirin. Toplumsal barışın ve adil bir yaşamın sağlanabilmesi için toplumun, adaletin doğru şekilde tecelli edeceğine güvenmesi gerekir. Bu nedenle bizim adalet içinde yaşama talebimiz aynı zamanda toplumsal bir taleptir. Bu talep derhal karşılanmalı” dedi.

BU ADALET YARIN SİZE DE LAZIM OLACAK

İstanbul’da 23 yaşında iken kaybedilen Cüneyt Aydınlar’ın amcası Recep Aydınlar ise “23 yaşında bir evladın kaybedilmesinin ne olduğunu, nasıl bir acı olduğunu çok iyi biliyoruz. Ne yazık ki bu ülkede genç insanlarımızı koruyamıyoruz. Gayrettepe Siyasi Şube Müdürlüğü Cüneyt’i kaybetti. Biz şu anda adaletin peşindeyiz. Bugün biz burada adalet arıyoruz. Bu adalet yarın size de lazım olacak. Bu ülke anlamsız bir şekilde gençlerini yitiriyor. Başka ailelere acı düşmesini istemiyoruz” dedi.

Şehidin iki kardeşi de KHK’lı asker çıktı: Bir dönem damgalayıp attınız şimdi hangi yüzle taziyeye gideceksiniz!

Gündem

İzmir’de 6.8’lik deprem: 5 bina yıkıldı, 4 ölü var, balıkçılardan haber yok…

Yayımlanmış

on

İzmir 6.8 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. 5 binanın yıkıldığı, 4 kişinin öldüğü, 120 kişinin de yaralandığı açıklandı. Seferihisar açıklarındaki balıkçılardan ise haber alınamıyor.

BOLD – AFAD, merkez üssü Ege Denizi’nin İzmir Seferihisar açıkları olan 6.6 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı. Sarsıntı İstanbul ve Bursa dahil tüm Marmara’da hissedildi. Kandilli Rasathanesi depremin büyüklüğünün 6.8 olduğunu duyurdu.

Bir binanın yıkılma anı kameraya böyle yansıdı:

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “5 bina yıkıldı. Tüm ekiplerimizle yaraları hızlıca saracağız” ifadelerini kullandı. AFAD, depremde 4 kişinin hayatını kaybettiği, 120 kişinin de yaralandığı açıklandı.

Deprem İzmir’in yanı sıra Aydın, Muğla, Manisa, Denizli, Çanakkale, Bursa, İstanbul, Uşak, Kütahya, Bursa, Yalova, Tekirdağ ve Edirne’de de hissedildi. Depremle birlikte vatandaşlar yakınlarına bilgi vermek isteyince, operatörlerde yoğunluk oluştu. Hastaneler, itfaiye, polis ve sağlık ekipleri, alarm durumuna geçti.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Tunç Soyer, sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. Soyer, şu ifadeleri kullandı: “Az önce yaşanan deprem nedeniyle tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Can ve mal kaybının olmamasını umut ediyorum. Gelişmeleri takip ediyoruz. Afet ekiplerimiz hazır.”

Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığının internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Seferihisar açıkları Ege Denizi’nde 14.51’de meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremin ardından, saat 15.01 itibarıyla büyüklükleri 4,1 ila 4,8 arasında değişen 6 artçı sarsıntı yaşandı.

Deprem nedeniyle Seferihisar’da tekneler sürüklenirken, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin yaptığı açıklamada, açıkta olan balıkçılardan haber alınamadığını duyurdu.

Okumaya devam et

Gündem

İmitasyon çantanın perde arkası

Yayımlanmış

on

Emine Erdoğan’ın kullandığı imitasyon çantalar Kapalıçarşı’da Dericiler Han’da üretiliyor. Fiyatı 50 bin TL olan imitasyon çantalar ise emeklilik yıllarını Kapalıçarşı’daki imitasyonculara çalışarak geçiren Louis Vuitton’un baş tasarımcısı Yorgo Anastiadis’in elinden çıkıyor. 

BOLD – İktidar partisine yakınlığıyla bilinen Hürriyet gazetesi Hande Fırat bugünkü köşe yazısında Emine Erdoğan’ın kullandığı Hermes çantanın orijinal değil, imitasyon olduğunu yazdı. İmitasyon çanların perde arkasını Jurnal Türkiye’den Onur Dalar kaleme aldı.

Dalar’ın iddiasına göre Hande Fırat’ın yazdığı çantalar da hiç ucuz değil. Emine Erdoğan’ın Kapalıçarşı’daki bir dükkandan aldığı imitasyon çantaların fiyatı 50 bin TL. Gerçekleri ise 100 bin TL’ye satılıyor. Dalar yazısında çantaları İstanbul’da yaşayan Louis Vuitton’un baş tasarımcısı Yorgo Anastiadis’in hazırladığını söyledi. İmitasyon çantacılar ile Erdoğan ailesi arasındaki ilişkilere de yazısında yer verdi.

“Kapalıçarşı’daki imitasyon çantacılar Erdoğan ailesine neden küstü? 2011 yılında Kapalıçarşı’ya neden sahtecilik operasyonu yapıldı? İmitasyon çantalara servet dökerken neden orjinale geçtiler?” sorularına cevap veren Onur Dalar’ın yazısı şöyle:

İMİTASYON ÇANTACILAR ERDOĞAN AİLESİNE TEPKİLİ

“Emine Erdoğan’ın pahalı çantalarının izini Kapalıçarşı’da sürmeye 1 sene önce başlamıştım. Hatta konu tekrardan gündeme gelince 5 Temmuz’da Erdoğan ailesinin ismini geçirmeden konuyu not düşmek için sosyal medyaya yazmıştım. Hande Fırat bugün Emine Erdoğan’ın çantalarının bir kısmının imitasyon olduğunu iddia etti. Büyük ihtimalle bu ekonomik kriz ortamında Emine Erdoğan’a pahalı çantaları yüzünden gelen tepkileri yumuşatmak istedi ve ısmarlama bir yazı yazdı. Ben de bir süreliğine rafa kaldırdığım konuyu artık yazmamın zamanının geldiğini düşündüm.

Kapalıçarşı’dan ulaştığım imitasyon çantacılar Hande Fırat’ın bugün yazdığını bana 1 sene önce söylemişlerdi. Ama o imitasyon çantacılar Erdoğan ailesine tepkililerdi, ‘bize sahip çıkmadılar’ diyorlardı. Neden, diyeceksiniz. Anlatmak için biraz daha eskiye gitmemiz gerekiyor. Hermes, Louis Vuitton gibi markaların Türkiye pazarına girmek üzere olduğu yıllara…

ÇANTAS USTASI LOUIS VUITTON’UN EMEKLİ BAŞ ÇANTACISI

Kapalıçarşı’da imitasyon yani çakma olarak bilinen çantalar, Dericiler Çarşısı’nda satılır. Ama bu çantacılar öyle basit çantacılar değildir. 2011 yılında Kapalıçarşı’ya yapılan operasyonda yakalanan bir çanta ustası Fransız Louis Vuitton’un emekli baş çanta ustası Yorgo Anastiadis çıkmıştı. Kendisi emeklilik yıllarını Kapalıçarşı’daki imitasyonculara çalışarak geçiriyordu. Neden ihtiyacı olsun? Çünkü imitasyon piyasasında çok büyük paralar dönüyor. Hande Fırat’ın yazdığı gibi öyle çok masrafsız şeyler değiller… 100 bin liralık bir çantanın imitasyonu 50 bin liraya satılıyor. Ustaları orjinal, kullanılan malzemeler orjinal, kesimler orjinal… Sadece çantanın üstündeki logo imistasyon!

2011 yılındaki operasyon öncesi yapılan telefon görüşmeleri bahsettiğim usta Yorgo Anastiadis’e Rahmi Koç’u yakını Azize Taylan tarafından özel olarak teşekkür edildiğini gösteriyor. Piyasanın ne kadar büyük olduğunu siz düşünün! Peki o operasyon neden yapıldı? Türkiye’de her köşe başında Alışveriş Merkezi açılmaya başladığı sırada, söz konusu olan yabancı çanta markaları da Türkiye pazarına hızlı bir giriş yapmak istedi. Bunun için sektörde müthiş bir piyasa payı olan imitasyon çantanın önüne geçmeleri gerekiyordu. Ve bir şekilde düğmeye basıldı. 2011 yılının Nisan ayının bir sabahında Kapalıçarşı’da imitasyon çanta yapan dükkanların sahipleri, patronları, kalfaları hatta çırakları bir sabah operasyonu ile gözaltına alındı.

İMİTASYON ÇANTA OPERASYONU

Yapılan operasyon sonrası Kapalıçarşı çalışan kişiler 4 gün gözaltında kaldılar. Sultanahmet Adliyesi’ne çıkarıldıktan sonra patronlar tutuklandı. 6 ay ve 1 sene arası hapis yattılar. Bunları o operasyonda gözaltına alınan bir kalfadan öğrendim. Kendisi o sırada Kapalıçarşı’nın en meşhur çantacısında çalışıyordu. Bahsettiğim eski usta Yorgo’nun çalıştığı dükkan… Çalışanları zor durumda bırakmamak için o dükkanın ismini vermiyorum, ama bilenler iyi bilir. O kalfa operasyon sırasında patronlarının tutuklanmamak için çok hatırlı kişileri araya sokmaya çalıştıklarını ama cevap alamadıklarını söyledi. Kim olduklarını sorduğumda ‘Abi benden duymuş olma ama Emine Erdoğan’a kadar yanımda aradılar’ dedi. Devamında Emine Erdoğan’ın kendi dükkanlarından kendisine ve milletvekili eşlerine düzenli olarak çanta aldığını söyledi.

O kalfa devamında operasyonun nedenlerini de anlattı. Zaten bir sır değil, operasyonun sebebinin yabancı markaların AKP hükümetine yaptığı baskı olduğunu biliyordu. Yabancı markalar Türkiye’de AVM’lere ve zengin semtlerine yeni mağazalar açarken; AKP hükümeti Emine Erdoğan’ın da çantalarını aldığı Kapalıçarşı esnafına operasyon çekiyordu.

Kalfanın anlattığına göre Erdoğanlar imitasyon çantaya bir servet döktüler. Bülent Ersoy gibi isimleri geride bırakarak dükkanın en gözde müşterisi oldular. Ama patronları operasyondan sonra Erdoğan ailesine çok ‘sitemde’ bulunmuş. Yılların gözde müşterisi dükkanın patronunun telefonlarını bile açmamıştı. Hatta konuştuğum o çantacılardan bir çoğu yabancı markaların Türkiye pazarına girişte ‘hava parası’ olarak bazı hatIrı sayılır kişilere uygun fiyatlarda çantalar verildiğini de söyledi! O kadarını bilemiyorum, bu da bir iddia…

Operasyon sonrası Kapalıçarşı’nın imitasyon çantacılarına baskı devam etti. Gelirleri büyük oranda azaldı. O kalfa 1 sene sonra işi bırakmış. Emine Erdoğan, diğer müdavim siyasetçi eşleri, magazin ünlüleri Kapalıçarşı’dan ayağını kesmiş. Halen imitasyon çanta satılmaya devam ediyor ancak artık yabancı markaların Türkiye mağazaları daha gözde… İşte Hande Fırat’ın yazdığı Emine Erdoğan’ın imitasyon çanta macerasının arka planı…”

Okumaya devam et

Gündem

Altaylı’dan Fırat’a zor soru: “Çakma demek için niye yıllarca bekledin”

Yayımlanmış

on

Emine Erdoğan’ın kullandığı ünlü Fransız markası Hermes çantanın imitasyon olduğunu yazan gazeteci Hande Fırat’a bir tepki de Fatih Altaylı’dan geldi.

BOLD – Pahalı çantalarıyla sürekli gündeme gelen Emine Erdoğan ve kullandığı Hermes çanta, Recep Tayyip Erdoğan’ın Fransız mallarını boykot çağrısı sonrası sonrası yeniden gündeme gelmişti. İktidara yakınlığıyla tanınan Hürriyet gazetesi yazarı Hande Fırat, bugünkü yazısında Emine Erdoğan’ın çantasının imitasyon olduğunu yazdı. Çantanın gerçek değil çakma olduğunu ilk kez köşesine taşıyan Hande Fırat’a Habertürk yazarı Fatih Altaylı “Hanımefendi o çantaların çakma olduğunu yazmak için niye yıllarca bekledi!” diye sordu.

Altaylı’nın yazısı şu şekilde:

“Hürriyet Ankara Temsilcisi Hande Fırat, Cumhurbaşkanımızın eşinin kullandığı Fransız markalı çantaların “çakma” olduğunu yazmış. Yani Türkiye’de üretilen sahte çantalar. Çanta uzmanı değilim. Çakma mıdır, değil midir anlamam! Ama merak ettiğin şudur: Hande Fırat hanımefendi o çantaların çakma olduğunu yazmak için niye yıllarca bekledi! Ya da daha önce “Bu çantalar çakma” deseydi ne olurdu acaba!”

Okumaya devam et

Popular