Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Kemal Kılıçdaroğlu: Topuğunuz kıçınızda Putin’e koşuyorsunuz

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, İdlib’deki gelişmelerle ilgili Putin’le görüşmeye hazırlanan Erdoğan’a tepki gösterdi. “Hani sen başkomutandın? Vurulan senin askerin. Benim askerimi vuran her devlet benim düşmanımdır. Topuğunuz kıçınızda Putin’e koşuyorsunuz” dedi.

BOLD – Partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “26 Şubat 2006’da Erdoğan Üsküdar’da konuşuyor. ‘Biz orta Doğu’da Kuzey Afrika projesinin eş başkanıyız. Biz orada görev ifa ediyoruz. Böyle bir görev seçilerek verilmiştir.’ Sana bu görevi kim verdi? Sana Büyük Orta Doğu Projesi’nin eş başkanlık görevini kim verdi?” diye sordu.

Meclis’teki CHP grup toplantısı bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunarak başladı.

Toplantıda konuşan Kılıçdaroğlu’nun açıklamasının önemli başlıkları şöyle:

SAVRULAN BİR TÜRKİYE GERÇEĞİYLE KARŞI KARŞIYAYIM

“Bu grup toplantısı benim için de zor olan bir grup toplantısı. Meseleyi nasıl anlatacaksınız? Neler söyleyeceksiniz? Hepimizin yüreği kanıyor. Hepimiz ciddi bir gelecek endişesi yaşıyoruz. Samimi inancımı söyleyeyim, Türkiye iyi yönetilemiyor. Savrulan bir Türkiye gerçeği ile karşı karşıyayım. Ne söyleyeceksiniz! Yapılması gereken çok şeyi yapmaya çalıştık aslında. Egemen güçlerin bu ülkeden nasıl kovulduğunu acaba bu ülkeyi yönetenler biliyorlar mı? Egemen güçlerin bu bölgede taşeronluğuna soyunmak en büyük tehlikedir dedik. Dilimizde tüy bitti, yanlış yapıyorsunuz dedik. Komşumuz bir ülkenin rejimini değiştirmek için özel bir çaba harcıyorsunuz. Sana ne be kardeşim.

DEVLET AKLINDAN SÖZ EDEMEZSİNİZ

Barış içinde yaşayalım. Arzumuz budur bizim. Bir Mehmetçik’in tek bir tırnağı bile Suriye’den, İdlib’den, Libya’dan da değerlidir dedik. Çünkü biz kendi bölgemizde yangın istemiyoruz. Komşuda yangın istemiyoruz. Apartmanda otururken komşuda yangın çıkarsa evinde bir kova su ile koşacaksın. Biz bidon benziniyle gittik. Çünkü öyle talimat verdiler. Siz egemen güçlerin taşeronluğunu yapıyorsunuz deyince kızıyorlar. Doğruyu dinlemeye tahammül etmiyorlar. Liyakati bir devlette yok etmişseniz orada devlet aklından söz edemezsiniz. Böyle bir devletin geleceği felaketlerle doludur.

KİM ORTADOĞU’YA GİR DEDİ?

Büyük devlet hadiseler karşısında aklı selim düşünebilendir deniyor. Doğru. Ne oldu da bundan vazgeçti? Kim seni telkin etti, yönlendirdi? Kim Orta Doğu’ya gir dedi? Onun cevabını da Erdoğan verdi, 2017’de ‘Biz Özgür Suriye Ordusu’nu ey Amerika seninle Beraber kurduk ya. Bunun adımını senden önceki Obama yönetimiyle kurduk’ diyor. Özgür Suriye Ordusu’nu Amerika’nın telkiniyle hangi gerekçeyle kurarsınız? Orta Doğu’nun parçalanması kimin işine yarıyor? Akıl var akıl! Aklını kiraya vermeyeceksin. Devleti yönetiyorsan devlet aklının ferasetini unutmayacaksın, Arap dünyasını, Orta Doğu’yu bileceksin. O dünyada suya giderken nasıl kandırıldığını bileceksin. Dünya kadar tarihte örnekleri var. Orta Doğu’yu anlamak istiyorsan Rıfkı Atay’ı okuyacaksın.

SEN ARAYACAKSIN, BİLGİ VERECEKSİN

Birinci, ikinci gün kimse yok, üçüncü gün Sayın Erdoğan İstanbul’da bir toplantı yaptı. Bazıları Ak Partinin eski İstanbul milletvekilleri. İlk kez çıkıyor. 33 şehidimiz var ilk kez televizyona çıkıyor ve açıklama yapacak. Ekonomiden bahsetti, başarılarından bahsetti, işsizliği nasıl engelleyeceğinden bahsetti. Tabii doğal olarak bir de benden bahsetti. Kılıçdaroğlu beni aramadı’ Sen arayacaksın, bilgi vereceksin. Bu bir cumhurbaşkanı tarafsız olmazsa memleketi yönetemez, bunu gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı bir devletin sigortasıdır. Sigortası yok Türkiye Büyük Millet Meclisinin.

NASIL BÖYLE KONUŞURSUN?

Erdoğan açıklamasını duyunca gerçekten çok üzüldüm. İnsanda biraz ahlak olur, vicdan olur ya. Nasıl böyle konuşursun. Bari cümleyi açarken, baş sağlığı dile ya. Nasıl bir yönetim anlayışıdır, nasıl bir kibirdir insan olarak anlamakta zorlanıyorum. Biraz vicdan, ahlak lazım, biraz adalet, hukuk, insana saygı lazım .’Şehitler tepesi boş kalmayacak’ diye açıklama yaptı. Arif Nihat Asya’nın bir şiiri. Çok güzel bir şiir aslında. Şehitler tepesi zaten boş değil ki. O tepede yüz binlerce şehit var. O tepede dalgalanan bayrağımız var. Sen öyle bir pozisyon alıyorsun ki neden ben buraya daha fazla şehit defnetmiyorum, o tepe asla boş kalmayacak, sürekli şehitler gelecek diyor. İnsanda biraz vicdan olur. O gece on binlerce anne uyumadı. Çocuğu Suriye’de olan, Irak’ta olan annelerin dramını bu saray sosyetesi biliyor mu acaba ya! Asker yolu gözlerim diye bir türkümüz var, bunlar asker yolu gözlemenin ne anlama geldiğini biliyorlar mı! On binlerce gelin, on binlerce anne, on binlerce baba o gece sabaha kadar uyumadı. Ama o gece bu memleketin Cumhurbaşkanı yoktu. O gece bu memleketin bakanları yoktu. Özellikle de Milli Savunma Bakanı yoktu. Neredeydiler o gece? Devletten bir kişi vardı Hatay Valisi. Ben bunları söylemeyip de ne söyleyeceğim! Söylemeyip de kahramanlık edebiyatı mı yapacağım!

20 TEMMUZ’DAN SONRA EMİR KOMUTA ZİNCİRİ YOK

Bir anne bir yüzbaşının annesi bunları dile getirmezsen hakkımı helal etmem sana diyor. Yaralılarla konuştum, milletvekillerimiz konuştu, yaşanan tabloyu anlatmak istemiyorum. Ama, nerede bu ülkenin genel kurmay başkanı derken bir gerçeğin de altını çizmek isterim. Orduda bir hiyerarşi vardır. Orduda asla ve asla emir tartışılmaz, yerine getirilir. Mete Han’dan bu yana Türk ordusunun emir ve komuta zinciri bozulmuştur. İlk kez 20 Temmuz sivil darbesinden sonra ordunun emir ve zincir komuta yetkisi yoktur. Yaşanan perişanlık devlet aklının kaybolmasıdır.

MEYDAN OKUR, ONLAR GELİR TAK VURURLAR

Milletin önüne çıkıp bir açıklama yapmadılar. Ben herkese sormak isterim. Ordumuza büyük bir kumpas kurulmuş, onlarca şehidimiz var. Beyler sarayda oturuyorlar. Bir Allah’ın kulu çıkıp millete bilgi vermiyor. Beyefendi Kılıçdaroğlu beni neden aramıyor diyor. Ben seni niye arayayım ya, millet seni bekliyor. O gece çıkmadılar ertesi gün de çıkmadılar. İki gün sonra da genel kurmay başkanı başsağlığı için bir tweet attı. Yeni öğrenmiş herhalde. Bütün bu tablo, Türkiye’nin iyi yönetilmediğini gösteriyor. Üçüncü gün ancak medyanın önüne çıkıyorsun. Çıkıyorsun yine şehitlerden söz etmiyorsun. Ekonomiden, işsizlikten söz ediyorsun, sanki Türkiye’de hiçbir şey olmamış, 34 askerimiz şehit olmuş bu da çok önemli bir şey değil. Bunlar mı Türkiye’nin çıkarlarını savunacaklar. Emperyal güçlerin maşası olanlar Türkiye’yi düzlüğe çıkaramazlar. Putin’e Merkel’e Trump’a telefon eder, meydan okur. Onlar gelir tak tak tak vururlar. Koşa koşa ayaklarına gider. Hani sen başkomutandın? Vurulan senin askerin. Benim askerimi vuran her devlet benim düşmanımdır. Topuğunuz kıçınızda Putin’e koşuyorsunuz.

SARAY’IN ÇOCUKLARI ORADA MI?

Şehitler tepesi boş kalmayacak. Daha çok gelirse o kadar memnun kalacak beyefendi. Şehitler tepesi zaten boş değil. Bu ülkenin her karış toprağında şehitler var. Adamın haberi yok bundan. Bu devletin nasıl kurulduğundan haberi yok bu insanın. Siz oturursunuz 34 şehidimiz olur sarayınızda oturursunuz, çayınızı içersiniz. İdlib’de neler olduğunu telefonla dinlersiniz. Milletin önüne çıkmaya utanırsınız, üç gün sonra çıkarsınız hedefiniz Kılıçdaroğlu. Feriştahınız gelse bizi deviremez. Sizin çocuklarınız beş tepede, saraylarda oturacak da keyif çatacaklar bu ülkenin fakir fukaranın çocuğunu şehitler tepesine layık göreceksin. Sen git. Elinden tutan mı var! Kahramanlık edebiyatı yapıyorsun. Hangi milletvekilinin çocuğu İdlib’de, hangi para babasının çocukları Suriye’de? Kimin çocukları orada? Saray sosyetesinin çocukları orada mı? Hepsi bedelli yaptılar. Erdoğan gidiyorsun bazı yerlere, öl de ölelim diye slogan atıyorlardı. Gönder oraya. Ama yapmıyorsun? Seni kefenle karşılayanlar vardı niye göndermiyorsun oraya?

ACİZLİK İÇİNDE NE SÖYLEDİĞİNİ BİLMEYEN GARİP BİR ADAM

Şu açıklamayı yapıyor; Bay Kemal şehadet nedir bilmeyen bir kişi. İnanıyorum ki CHP’ye gönül veren vatandaşların onun peşinden gitmeyeceklerdir” diyor. Çanakkale ile İdlib’i kıyaslamak gibi bir şey olabilir mi. Çanakkale vatan toprağı ya burası. Sen İdlib’le Çanakkale’yi bir tutuyorsan vay bu memleketin haline. Nasıl bir cehalettir anlamakta zorlanıyorum. Emin olun eğer Çanakkale ile Suriye’de bir yeri beraber tutacaksan o yerin adı Süleyman Şah Türbesi’dir. Sen Süleyman Şah Türbesi’ni IŞİD terör örgütünden kaçırmadın mı? Bayrağını indirmedin mi? Bana gelip Çanakkale örneğini veriyorsun. Bu beceriksizliğe bakın ya. Acizlik içinde ne söylediğini bilmeyen garip bir adam.

KOŞA KOŞA PUTİN’E GİDİYORSUN MECLİSE GELMİYORSUN

O gece TBMM Başkanı’na da söyledim. Hemen toplanmamız lazım. ‘Hayır toplanmayalım. Sanki olağanüstü bir olay olmuş gibi o intiba ortaya çıkar’ Zaten olağanüstü olay oldu. Biz cumartesi acil toplanalım diyoruz ne gerek var diyorlar. Ben milletime soruyorum ya bunlarca vicdan, ahlak var mı? Şehadette bahsediyorlar, sen şehadetten anlar mısın? Asker yolu gözleyen bir annenin dramını anlar mısın sen? Meclis bunları konuşup görüşmeyecekse neyi konuşacak. Trump’a, Putin’e, Merkel’e bilgi veriyorsun, gazi meclisine bilgi vermiyorsun? Niye. Milletvekillerinin yüzüne bakmaktan utanıyorsun ondan mı acaba? Bizim milletin önünde soramadığımız sorularımız var. Kapalı oturumda bunlara cevap vereceksin. Koşa koşa Putin’e gidiyorsun 600 milletvekili var buraya gelmiyorsun.

Erdoğan’ın Putin’e sormasını istediği sorular olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şu soruları sıraladı:

“Sayın Putin birliklerimizin yerini sizlere bildirmemize rağmen askerlerimiz niye şehit ettiniz?  İlk saldırının ardından uyarmamıza rağmen neden ikinci kez askerlerimizi vurdunuz?  Yaralıların ve şehitlerin Türkiye’ye getirilmesi için uçaklara neden izin vermediniz?  Sayın Putin savaş hukukunda yaralıları vuran ambulanslar vurulmaz. Siz yaralılarımızı almaya gelen ambulansları bile neden vurdunuz? ”

AİHM 15 Temmuz sonrası tutuklanan hakimin başvurusunda ihlal kararı verdi: Bylock makul delil değil

 

Politika

Perinçek’in sırrı ortaya çıktı: Öcalan en geç 2024’te çıkacak!

Doğu Perinçek’in “Türk devleti kısa zaman sonra Abdullah Öcalan’ı çıkartacak ‘Silahları bırakın, biz yanlış yaptık’ dedirtecek” sözlerinin ardından ilginç bir iddia gündeme geldi. Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın AİHM’in 2010 yılındaki kararı gereği en geç 2024 yılında tahliyesinin gündeme gelebileceği iddia edildi.

BOLD – Korkusuz gazetesi yazarı Ahmet Takan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin(AİHM) 2010 yılında verdiği karara dikkat çekerek, Abdullah Öcalan’ın 2024 yılında tahliye edileceğini iddia etti.

Takan’ın yazısında Eski Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun bu konudaki açıklamasına yer verildi. Eminağaoğlu, “Öcalan’ın şu tabloda da 2024 yılında umut hakkı nedeniyle koşullu salıverilmesi açıkça ortada” dedi. Takan ise yazısını, “Biz, TRT’ye çıkarılacak diye anlamıştık… Demek ki; Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, “Öcalan çıkarılacak” diye boşa konuşmamış!” diyerek bitirdi.

Ahmet Takan’a konuşan Ömer Faruk Eminağaoğlu, Öcalan’ın 15 Şubat 1999 yılında ceza aldığına dikkat çekerek, 2024 yılında Abdullah Öcalan’ın tahliye olabileceğini ileri sürdü.

EN GEÇ 15 ŞUBAT 2024’TE ÇIKACAK

Takan’ın yazısına göre Eminağaoğlu, Öcalan’ın tahliyesiyle ilgili şu iddialarda bulundu: ” Öcalan, aldığı cezadan sonra, AİHM’e başvurduğunda, AİHM 2 ‘nci Dairesi 2014 yılında oybirliği ile aldığı kararda, Öcalan hakkında da mahkûm olduğu ceza nedeniyle koşullu salıverme hakkı tanınmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine de karar verdi. Türkiye’nin bu konuda yaptığı itiraz aynı yıl AİHM Büyük Dairesi tarafından reddedildi. Cezaevinde suç işleyen Öcalan hakkında, bu konularda işlem yapılmadığı için Türkiye’de, AİHM kararını gözetince umut hakkı nedeniyle Öcalan’ın 15 Şubat 1999 tarihinde yakalandığını esas aldığımızda, Öcalan’ın en geç 15 Şubat 2024 tarihinde koşullu salıverilmesi gündeme gelecek.”

Namlunun ucundaki KHK’lının polisten isteği: Çocuk uyanmasın lütfen!

Okumaya devam et

Politika

Devlet Bahçeli’nin Meclis kürsüsünde ‘pasta’ ile imtihanı

Askıda ekmek kampanyasına yönelik eleştirilere cevap veren Devlet Bahçeli, prompter metninin dışına çıkınca kürsüde dili dolandı. Milletvekillerinin desteğiyle ‘pasta’ sözcüğünü dile getirebilen Bahçeli, “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” sözüne atıfta bulundu.

BOLD – MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu. Geçen haftalarda öncüsü olduğu askıda ekmek kampanyasına yönelik eleştirilere cevap veren Bahçeli, prompter metninin dışına çıktı. Eski Fransa Kraliçesi Marie Antoinette’nin “Ekmek bulamazlarsa pasta yesinler” sözüne atıfta bulunmak istedi. Bahçeli, kullanacağı sözleri unutunca, ön sıralarda bulunan milletvekillerinden yardım aldı.

ABD’deki başkanlık seçimlerine de değinen Bahçeli, “Biden’ın iktidarı devirme açıklaması son derece uyanık olmamızı gerektirmektedir” dedi. Cumhurbaşkanlığı sistemini savunan Bahçeli, grup toplantısında şunları söyledi:

BUNLARIN AHI GİTMİŞ VAHI KALMIŞTIR

Güçlendirilmiş Parlamenter sistem amaçlayanların ne istedikleri ortadadır. Ne CHP, ne HDP, ne de İYİ Parti aziz Türk milletine bir gelecek vaat edemeyecektir. Bunların ahı gitmiş, vahı kalmıştır. Cumhur İttifakı 7 düvele direnmektedir. Zillet siyaseti ise vurgun yemiş, bu masalın sonuna karmaşık ihtilaflarla gelmiştir. Ha TKP, ha HDP, ha CHP… Bunlar arasında ne fark vardır? Türkiye’yi sokakta teslim almayı hedefleyen, terörist Demirtaş’ı aynı üslupla öven bunlar değil midir? Birlikte anayasa yazmaya hazırlanan bunlar değil midir? HDP’yi MHP’ye tercih edecek kadar zıvanadan çıkan bunlar değil midir?

HELE BİR SOKAĞA ÇIKSINLAR

Siyaseti sokağa havale edenlerin sonu meçhuldür. Biden’ın iktidarı devirme açıklaması son derece uyanık olmamızı gerektirmektedir. Bazı alçak kalem sahipleri ve yorumcuları ateşle oynamaktadır. Sözde Kürt meselesi şeffaf bir şekilde çözülmeliymiş. Hele bir çıksınlar da sokağa görsünler dünyanın kaç bucak olacağını. Türkiye Cumhuriyeti sokakta bulunmadı, sokakta bırakılmayacak, sokak serserilerine teslim edilmeyecektir.

ASKIDA EKMEK

Biz ekmek dedikçe, ekmeksizler saldırıyor. Meğer ekmeğe düşman kesilmişler. Zilletin yüksek voltajına çarpılanlara sesleniyorum; ne de olsa ekmek derdiniz yok, işleriniz tıkırınızda. Salgın döneminde bütün ekonomiler sallanırken, haksız şekilde Türkiye’yi kötü göstermeye girişecek kadar millet muhalifisiniz. Askıda ekmek vardır ama sokakta adım atacak yeriniz yoktur. Ekmeğe de vatana da sahip çıkacağız. Vatandaşlarımızın çorbası kaynayacaktır. Aç ve açıkta kim varsa bizim meselemizdir. Aşımız paylaşacağız, ekmeğimizi bölüşeceğiz.

MACRON SİYASİ ŞİZOFREN

Fransa’da sergilenen ambargolar derinden yaralamaktadır. İslam’ı yeniden yapılandıracaklarını söyleyen Fransa Cumhurbaşkanı taşeronluğa soyunmuştur. Akli melekelerini kaybetmiş, mesele yapacak başka işi yok mudur? Bu siyasi şizofren hangi hakla İslam’ı yapılandırmaktan bahsetmiştir. Bütün insanlığın kurtuluşu İslam’dan geçer. Dinin sahibi Allah’tır, Macron’un sahibi kimdir? İnanıyorum ki Macron’un düşeceği günler yakındır.

ABD’YE KUŞKUMUZ YOĞUNLAŞTI

Hatay’ın İskenderun ilçesinde dün akşam meydana gelen menfur olay olukça düşündürücüdür. Anlaşılmaktadır ki kokuşmuş bedenine bomba saran hain kendini patlatmıştır. ABD Büyükelçiliği’nin vatandaşlarına yönelik güvenlik uyarısından sonra bu terör olayının çıkması kuşkularımızı yoğunlaştırmıştır. ABD Büyükelçiliği sahip olduğu bilgileri Türkiye ile paylaşmadıysa büyük bir skandala imza atmıştır. Nezaketsiz ve art niyetli durum söz konusudur.”

Namlunun ucundaki KHK’lının polisten isteği: Çocuk uyanmasın lütfen!

Okumaya devam et

Politika

Ali Babacan’dan Berat Albayrak’a ‘bakkal çırağı’ eleştirisi

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ekonomi yönetimini eleştirdi. “Ekonomide öyle hatalar yapılıyor ki bırakın uzun yıllar iş hayatında olmayı, ortaokul ve lise yıllarında bir bakkalın yanında iki aylık çıraklık yapanlar bu hataları yapmaz” dedi.

BOLD – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Karar TV’de yükselen dolar kuru ve ekonomiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

GAZIN PİYASAYA ETKİSİ SIFIR

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘müjde’ diye açıkladığı Karadeniz’deki doğalgaz keşfi için de Babacan “Hem bir ülke hem de bir bakan kurtarılmaya çalışılıyor. Ama piyasaya etkisi sıfır. Çünkü 120 milyar doları harcamışsınız, 120 milyar dolarlık gaz bulsanız kim güvenir” ifadelerini kullandı.

BAKKAL ÇIRAĞI YAPMAZ

İnşaat sektörünün büyük rantı nedeniyle çok cazip bir hale geldiğini, sanayicinin bile üretmekten ziyade inşaata yatırım yapmaya başladığını kaydeden Babacan “Döviz kaynakları, inşaat sektörüne aktarıldı. Fakat inşaat çok az döviz getirisi sağlar. Bu işin çok basit bir mantığı var. Döviz kaynakları yine döviz getirisi yatırımlara ayrılmalıydı. Ekonomiyi yönetenler, öyle hatalar yapıyor ki iki aylık bir bakkal çırağı bunların yaptığı hatayı yapmaz” dedi.

S-400 AÇIKLAMASI: KAYBET-KAYBET

ABD ile Türkiye ilişkilerini bozan S-400 savunma sistemleriyle ilgili de konuşan Babacan, şöyle konuştu: “ABD yıllarca bize Patriot vermedi. Bunun üzerine şahsi bir inatlaşma ile S-400’ler alındı. Fakat S-400’ler kurulamadı bile çünkü yaptırımlardan korkuldu. F-35 projesi de sonlandırılırdı ki bu hava savunmasında bizim için ciddi zafiyet oluşturacak. Hem kullanılmayan S-400’le milyar dolarlar verdik hem de F-35’ten çıktığımız için milyarlarca dolar zarar ettik. Kaybet-kaybet yani…”

İHALELER ÜÇ BEŞ ŞİRKETE VERİLİYOR

Kamu ihalelerinde pek çok yanlış işler yapıldığını kaydeden Babacan, şunları dile getirdi: “Şu anda kamu ihaleleri açık yapılmıyor. Belirli 2-3 şirket var, bunlardan ihale için sadece teklif isteniyor. O teklifler de zaten hazırlanmadan önce arka odalarda ya da başka ofislerde nasıl yapılacağı düzenlenmiş oluyor. Artık öyle kamu ihaleleri için yarış falan yok ortada. Büyük projelerde yok böyle bir şey.”

BÜYÜK İNSAFSIZLIK

Gençlerin işsizlik ve özgürlük sorunu olduğunu belirten Babacan, “Liseli gençler yanımıza gelip, ‘Başımıza iş gelir diye sosyal medya kullanmaya korkuyoruz’ diyorlar. Bu memleketi bu duruma düşürmek büyük insafsızlık” değerlendirmesi yaptı.

BEYİNLERİNDEN GEÇEN YÜZDE KAÇI ŞAHSİ MESELE

Yeni Ekonomik Programda Devlet Malzeme Ofisiyle ilgili değişikliğin yer aldığını belirten Babacan, büyük projelerin hepsinin “istisna maddesiyle” yürüdüğünü ifade etti. Babacan, şunları söyledi:

“Normalde açık ihale yapılması lazım. Önceden belirlenmiş üç şirkete ‘teklifi yaz gönder’ deniliyor. Zaten arka odalarda düzenlenmiş durumda. Kamuda ihale, yarışma kalmadı. Yeni Ekonomik Program’ın yapısal reformlar kısmında başka hiçbir dert yokmuş gibi, ‘Devlet Malzeme Ofisi (DMO) uluslararası çapta devletin merkezi satın alma birimi haline getirilecektir’ yazmışlar. Çünkü DMO’nun kanununda diyor ki, ‘yaptığı bütün alımlar ihale yasasından istisnadır’. DMO satın alırken hiçbir şeye tabi değil. Kamu ihale yasasından tamamen istisna. İstedikleri malı, istedikleri fiyattan, istedikleri yerden alacaklar. Bütün devlete dağıtımı oradan yapacaklar. Bunu ikinci önemli reform maddesi olarak yazıyorlar. Bu kadar olmaz. Beyinlerinden geçen işlerin yüzde kaçı memleket meselesi, yüzde kaçı şahsi mesele?”

AKP döneminin hukukçularını veterinerler yetiştiriyor

Okumaya devam et

Popular