Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

İsmail Saymaz’ın başlattığı tartışmaya bakış: Cemaat okulları başarılı mıydı?

İsmail Saymaz, Gülen Hareketi okullarının bilim adamı yetiştiremediğini yazınca tartışma başladı. Gerçekten öyle mi? Dünya bilim olimpiyatları arşivinden bakmak mümkün..

MUHAMMET ALİ TOKSOY

BOLD ÖZEL – Gazeteci İsmail Saymaz, İsviçre’de ziyaret ettiği bir okuldan fotoğraflar paylaşarak hayranlığını dile getirdi ve ‘bu tür okullar neden bizim ülkemizde yok’ siteminde bulundu.

Gazeteci Adem Yavuz Arslan Türkiye’de bu okullardan yüzlerce olduğunu ancak OHAL sonrasında hukuksuz bir şekilde yağmalanıp imam hatiplere çevrildiğini, ve bunu İsmail Saymaz’ın da alkışladığını yazdı.

İsmail Saymaz, Adem Yavuz Arslan’ın twitine cevap olarak, Gülen Hareketi’nin açmış olduğu okullardan bilim adamı çıkmadığını yazdı.

Peki gerçekten Gülen Hareketi okulları başarısız mıydı, bilimsel alanda varlık gösteremiyor muydu? Ya da İsmail Saymaz’ın dediği gibi soruları çalarak mı başarılı görünüyordu?
Gülen Hareketi okulları OHAL döneminden önce Türkiye’de oldukça ilgi gören okullardı. Okulların başarı derecesini anlayabilmek için Türkiye içinden değil uluslararası örneklere bakmak daha objektif bir sonuç veriyor.

Liselerden bilim insanı çok extrem örnekler dışında çıkmasa da geleceğin bilim insanlarının keşfedildiği, teşvik edildiği ve ilk temel çalışmaların yapıldığı yerler oluyor. Türkiye’de geleceğin bilim insanlarını keşfetme çabalarından TÜBİTAK sorumlu ve TÜBİTAK bunu; Ulusal Bilim Olimpiyatları düzenleyerek yapıyor. TÜBİTAK Ulusal Bilim Olimpiyatları’nda Gülen okullarının binlerce madalyası var ancak İsmail Saymaz bu büyük başarıları ‘soru çalma’ iddiasına bağlayabileceği için, Uluslararası Bilim Olimpiyatları’na bakmak daha sağlıklı sonuçlar verebilir.

TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI MADALYA HASRETİ

Uluslararası Bilim Olimpiyatlarının ilki 1959 yılında Romanya’da düzenlendi. Uluslararası bir heyete sahip olan Bilim Olimpiyatları her yıl farklı ülkelerde düzenleniyor. 1970’lerin sonundan itibaren Bilim Olimpiyatlarına katılan Türkiye, az sayıda bronz ve gümüş madalya kazansa da, “altın madalya”ya ulaşamamıştı. Takvimler 1993 yılını gösterdiğinde Yamanlar Koleji’nde eğitim gören bir öğrenci fizik dalında, Türkiye’ye Uluslararası Bilim Olimpiyatlarında ilk “altın madalya”sını kazandırdı. Bu başarı gerçekten çok değerli olduğu için TÜBİTAK tarafından yayınlanan Bilim ve Teknik Dergisi o ay yayınlanan sayısında öğrenciyi kapağına taşıdı, başarısına ve okuluna geniş yer ayırdı. Yamanlar’ın KHK’yla kapatıldığını hatırlatalım..

Bu Altın Madalya ile birlikte öğrencilere güven geldi. Bir sonraki yıl, Yamanlar Koleji öğrencisi aynı başarıyı tekrarladı ve Türkiye’nin ikinci altın madalyayı kazanmasını sağladı.
Türkiye’nin Uluslararası Biyoloji Olimpiyatında ilk altın madalyasını getiren öğrenci ise İstanbul Fatih Koleji’nden oldu 1996 yılında.

1997 yılının yaz aylarında ise başka bir ilk gerçekleşti. İzmir Yamanlar Koleji’nde okuyan bir başka öğrenci, Uluslararası Kimya Olimpiyatları’nda Türkiye’ye ilk kez altın madalya getirdi.
Takvimler 1999 yılını gösterdiğinde ise, bir başka büyük başarıya imza attı Gülen Hareketi Okulları. 41.si düzenlenen ve 40 yıl boyunca Türkiye’nin altın madalya kazanamadığı Uluslararası Matematik Olimpiyatlarında, Yamanlar Koleji’nden bir öğrenci zirveye ulaşarak Türkiye’ye bu alanda ilk altın madalyayı kazandırdı.

Ankara Samanyolu Koleji’nde okuyan bir başka öğrenci ise Uluslararası Bilgisayar Olimpiyatlarında ülkemize ikinci Altın Madalyasını getirdi.

ALTIN KIZ

Uluslararası Bilim Olimpiyatlarındaki ilk altın madalyaların gelmesinden sonra Türkiye için bu alanda belki de tek eksik kalmıştı. 2006 yılına kadar Olimpiyatlarda elde edilen tüm Altın Madalyaları erkek öğrenciler kazanmıştı. 2006 Uluslararası Bilim Olimpiyatlarında ilk kez bir Türkiyeli kız öğrenci altın madalya kazanarak Türkiye’yi gururlandırdı. Kimya dalında Türkiye’ye altın madalya getiren “altın kız” Yamanlar Koleji öğrencisiydi.

Ülkemiz artık Altın Madalya’lara alışmış, her alanda elde edilen ilk ALTIN madalyaların ardından, sistemli, planlı çalışmalarıyla Uluslararası Olimpiyatlara katılan Bilim Milli Takımında yer alan öğrencilerin neredeyse tamamı madalya alarak ülkemize dönmeye başlamıştı. Okulların kapatıldığı 2016 yılına kadar ülkemizin elde ettiği 500 küsür madalyanın yaklaşık %90’ını Hizmet Hareketi okulları Türkiye’ye getirdi.

Günümüzde Hizmet Hareketi okullarından mezun yüzlerce öğrenci; Silikon Vadisi, NASA, Microsoft gibi kurumların yanında M.I.T. gibi dünyanın en iyi üniversitelerinde görev yapıyorlar.
Gülen Hareketi’nin eğitim faaliyetleri uzun yıllardır Türkiye’de baskı altında. Türkiye’nin askeri darbenin eşiğinden döndüğü 28 Şubat 1998’de okullar yüzlerce müfettişle sıkı denetime alınmıştı. Gülen, okulların Türkiye için son derece önemli olduğunu, eğitime devam etmeleri koşuluyla isterlerse devlete devredebileceklerini belirtmişti.

Erdoğan ise Gülen Hareketi’nin eğitim faaliyetlerini 2012 yılından itibaren hedef aldı. Önce dershaneler kapatıldı ardından çok sayıda okula kayyım atama yoluyla el konuldu. 15 Temmuz’un ardından ilan edilen OHAL döneminde ise tüm okullar kapatıldı. Okulların çoğu İmam Hatip Lisesi’ne çevrildi.

ARTIK O HABERLER YOK

Yerel ve uluslararası medya Yamanlar, Fatih, Samanyolu gibi kolejlerin bilim olimpiyatlarında elde ettiği üstün başarıları haber yapıyordu. Artık birincilik haberlerine Türk medyasında eskisi kadar rastlanmıyor.

İhlas Haber Ajansının geçtiği bir başarı haberi. Dünya Fizik Olimpiyatlarında birinci olan bir Yamanlar Öğrencisi..

BOLD ÖZEL

Sütünü lavaboya sağan tutuklu anne: Doğum yaparken komutan ‘kapıyı açın’ dedi

Eşi yüzünden rehine alındı. Hamileyken tutuklandı. Tutukluyken doğum yaptı. Kendisine refakat eden komutan doğum sırasında doğumhanede olmak istedi. Bebeği prematüre doğdu. Altı gün boyunca bebeğini göremedi, sütünü lavaboya sağmak zorunda kaldı. Onca acıdan sonra hukuk mücadelesini kazandı ve beraatını aldı.

BOLD – Yıllarca doğuda tarih öğretmenliği yapan Özlem Meci’nin hayatı da 15 Temmuz gecesi kabusa döndü. Polis, 1 Kasım 2016 tarihinde Özlem Meci’nin eşini gözaltına almak için evlerine baskın yaptı. Ancak Özlem Hanım’ın eşi şehir dışındaydı. Polis evi aradı. Suçlamaları destekleyen delil bulamayan polis, evdeki düdüklü tencerenin kullanım kılavuzunun yer aldığı CD’den delil üretmeye çalıştı. Polislerin bu tavrı Özlem Hanım’ı korkuttu. Yıllarca Ardahanlılara hizmet eden Meci, İzmir’e ailesinin yanına taşınmak zorunda kaldı.

HAKİM EŞİNE ULAŞAMAYINCA ÖZLEM HANIM’I REHİNE ALDI

Polis Meci ailesine bu kez İzmir’de baskın yaptı. Özlem Meci’nin eşi evde yoktu. Ardahan Savcılığının talebi üzerine polis, Özlem Hanım’ı rehine aldı. Yaşadığı trajedinin şokuyla mahkeme heyetinin karşısına çıkan Özlem Hanım, hamile olduğunu anlatmak istedi ama dinleyen olmadı. Hakim,“Seni eşinden dolayı tutukluyorum.” diyerek cezaevine gönderdi.

KOMUTAN DOĞUM ANINDA DOĞUMHANEYE GİRMEK İSTEDİ

İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürülen Özlem Hanım için demir parmaklıklar arkasındaki hayat başladı. Yatak verilmeyen Özlem Hanım, bir ay boyunca yerde yattı. Yaşadığı sıkıntılar Özlem Meci’nin hamileliğini de olumsuz etkiledi. Meci erken doğum için hastaneye kaldırıldı. Ancak kendisine refakat eden komutanın doğum sırasında doğumhanede olma ısrarı Özlem Meci için doğumu daha da zorlaştırdı. Doktor ve hemşirenin komutan ile kavga ettiğini anlatan Meci “ Doktor ve ebe çok sinirlendiler. Komutan ile kavga ettiler. Kapıyı kapattılar. Doğum boyunca gardiyan yanımda kaldı. Bir komutan iki asker hemen kapının başında beklediler. Çok zor bir doğumdu.” dedi.

BEBEĞİNİ GÖREMEDİ, SÜTÜNÜ LAVABOYA DÖKTÜ

Meci oğlu Murat’ı kucaklamak için beklerken, ciğerlerine su dolan Murat başka bir hastaneye sevk edildi. Özlem Hanım ise cezaevinin yolunu tuttu. Bebeğini göremeyen Özlem Hanım, sütünü de lavaboya döktü. Oğlunun ölümden döndüğünü anlatan Meci, “Murat doğduktan sonra ebe hemen fark etti. Bu çocukta sıkıntı var diye. Çünkü beni emmedi. Ağlamıyordu kolay kolay. Morarmaya başladı. Onu başka hastaneye sevk ettiler. Cezaevinde abim sütü almaya geldiğinde süt yok diyorlar. Hastaneden de saklıyorlar. Sarılığa yakalanmış yüksek oranda” ifadelerini kullandı.

SOSYAL MEDYADA GÜNDEM OLUNCA KIRMIZI HALIDA KARŞILADILAR

Meci oğlunu görmek için mücadele etti ama cezaevi yönetimi taleplerine hep olumsuz cevap verdi. Ailesi Özlem Hanım’ın dramını sosyal medyaya taşıdı. İnsanlık dışı uygulama sosyal medyada gündem olunca cezaevi Özlem Meci’yi doğumdan altı gün sonra apar topar hastaneye gönderdi. Annesine ve anne sütüne kavuşan minik Murat ise kısa sürede taburcu oldu.

Skandal sosyal medyada gündem olunca cezaevi yönetimi, annesi ile birlikte Murat’ı kırmızı halıda karşıladı. Cezaevi müdürünün sahte bir samimiyet ile kendisini karşıladığını anlatan Meci “Müdür hemen cezaevi fotoğrafçısını çağırdı. Gülerek bir mutluluk pozu vermemi istedi.” dedi.

YARGI BERAAT VERDİ AMA…

Özlem Meci bir yıl cezaevinde kaldı. Bu süre boyunca eşini görmedi. Kızı Sinem ise kimi zaman cezaevinde annesi ile kimi zaman da dışarıda babaannesi ile kaldı. Minik Murat babası ile tanıştığında 9 aylıktı. Özlem Hanım, onca acının ardından önce tahliye oldu ardından da beraatını aldı. Ama yargılama devam ederken artık nefes alamadığı öz vatanını terk etmek mecburiyetinde bırakıldı.

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Devlet bu ‘Yorum’u hiç sevmedi!

Konser vermesi yasaklanan, solistleri ve müzisyenleri gözaltına alınan Türkiye’nin protest müzik grubu Grup Yorum’un koro üyeleri de gözaltına alınmaya başlandı. Devletle geçmişten beri sorunlar yaşayan grup, bugünlerde hiçbir dönemde görmediği baskıyla karşı karşıya.

BOLD – İstanbul’daki İdil Kültür Merkezi, sosyalist sanatçıların buluşma merkezi. Çevresinde sürekli polis aracı görebileceğiniz merkez, son günlerde ardı ardına polis baskınlarına sahne oluyor. İdil Kültür Merkezinin en önemli parçası Grup Yorum.

Protest müzik yapan grup, sosyalizme ilişkin mesajlarla dolu şarkıları ve marşlarıyla Türkiye’de farklı bir siyasi yelpazenin temsilcisi. Geçmişte açık hava konserlerine on binlerin katıldığı Grup Yorum’un, son beş yıldır konser vermesi yasak. Kapalı alanda konser verme girişimleri de polis engellemeleri nedeniyle gerçekleşemedi.

29 Eylül sabahı İdil Kültür Merkezi yine polis operasyonuyla güne uyandı. Polislerin elinde; Grup Yorum üyeleri ve avukatların da bulunduğu 120 kişiye yönelik gözaltı kararı vardı.

Grup Yorum Üyesi Seher Adıgüzel ve Ali Aracı da gözaltına alınanlar arasında.

Grup Yorum, bir gün önce yine polis operasyonuna maruz kalmıştı. Grup Yorum’un resmi Twitter hesabından yapılan açıklamaya göre grup üyeleri Barış Yüksel, Eren Erdem, Özgürcan Elbiz gözaltına alındı. Grup Yorum korosu üyeleri İdil Kayıkçı, Cenk Turan, Emrah Uludağ, Metin Kaleli ve Yaşar Coşkun Karadağ da gözaltına alınan diğer isimler oldu.

28 Eylül’deki operasyon Grup Yorum için diğerlerinden farklıydı. Bugüne kadar solistleri ve müzisyenleri gözaltına alınan Grubun ilk kez koro üyeleri de gözaltına alınmaya başlandı.

Şuan tutuklu durumdaki; Dilan Ekin, Emel Yeşilırmak, Tuğçe Tayyar’la birlikte Grup Yorum’un 13 üyesi gözaltında ya da tutuklu durumda.

İKİ ÜYESİ AÇLIK GREVİNDE ÖLDÜ

Grup Yorum, çıkardığı albümlerden daha çok açık hava konserlerine önem veriyor. Grubun konserleri, gençler için siyasi duruşlarını gösterdikleri bir arena aynı zamanda. 15 Temmuz’dan sonra toplumun her kesimi üzerine artan baskıdan Grup Yorum da payını aldı.

Grubun konser başvuruları güvenlik gerekçesiyle reddedildi. Yasakları protesto etmek için izinsiz düzenlemek istedikleri konserler öncesinde polis, izleyicilerin konser alanına girmesine izin vermedi ve grup üyeleri gözaltına alındılar.

Grup Yorum’un solisti Helin Bölek ve bas gitaristi İbrahim Gökçek, konser yasaklarını protesto etmek için açlık grevi yaptı.

Helin Bölek, açlık grevinin 288. gününde 3 Nisan 2020’de hayatını kaybetti. İbrahim Gökçek ise 7 Mayıs 2020’de ölüm orucunun 323’üncü gününde öldü.

Konser yasakları iki ölüme rağmen kaldırılmadı. Grup Yorum son konserini 4 yıl önce verebilmişti.

İbrahim Gökçek, ölüm orucunun son günlerinde Evrensel gazetesine verdiği demeçte, “Bu ülkede hakkını arayanlar, muhalifler, özgür ve demokratik bir ülke düşleyenler ne yaşadıysa, onların şarkılarını söyleyen bizler de aynısını yaşadık: Gözaltına alındık, tutuklandık, konserlerimiz yasaklandı, polis kültür merkezimizi bastı, enstrümanlarımızı parçaladı” demişti.

OPERASYONLAR YAYILIYOR

Grup Yorum ve İdil Kültür Merkezi’ne yönelik operasyonlar son aylarda Türkiyeli sosyalistlere doğru yayılıyor.

Akademisyen Nuriye Gülmen ve Acun Karadağ  yaklaşık üç aydır tutuklu. İkili, 15 Temmuz’dan sonra kamudaki görevlerinden ihraç edilen 150 bin çalışan için başlattıkları eylemlerle sembolleşmiş iki isim.

“İşimizi geri istiyoruz” eylemleri, Nuriye Gülmen ve Acun Karadağ’ın Ankara’da her gün yaptıkları eylemlerle yayıldı. Gülmen, eylemleri yayılınca tutuklandı.  Gülmen cezaevinde açlık grevinde ağır sağlık sorunları yaşadı. Gülmen’in serbest bırakılması için başlatılan inisiyatif sonucunda açlık grevinin 324’üncü gününde serbest bırakıldı. Gülmen uzun bir tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu.

Acun Karadağ ve Nuriye Gülmen’in üç ay önce tekrar tutuklanması sonrası sosyalistlere karşı operasyon yayıldı. Tutuklananları savunan Halkın Hukuk Bürosu Avukatları da tutuklanmaya başladı.

Halkın Hukuk Bürosu’ndan yapılan açıklamada; gözaltına alınan kişilerle ilgili 24 saat boyunca avukatla görüşme yasağı getirildiği, bu durumun işkence ve kötü muamele iddialarını güçlendirdiği belirtildi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Meral Akşener’i bitirin” emri

Meral Akşener ve İyi Partinin yok edilmesi için talimat verildi. Akşener, AKP’li Bülent Turhan’ın ağzından kaçırdığı planı yakaladı. Erdoğan’ın verdiği talimat 28 Şubatçıların DYP’yi bitirirken kullandıkları stratejinin aynısı. Akşener’in karşı hamlesi ise beklenmedik şekilde oldu. BOLD

Okumaya devam et

Popular