Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Kuveyt, ülkeye gelen Türkiye dahil 10 ülke vatandaşından sağlık raporu isteyecek

Koronavirüs salgınında 56 vaka görülen Kuveyt, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 10 ülkeden gelen yolculardan girişte sağlık raporu isteme kararı aldı.

BOLD – Kuveyt Sivil Havacılık Dairesi, 10 ülkeden seyahat eden yabancı ülke vatandaşlarından, koronavirüs taşımadıklarına dair sağlık raporu isteneceğini açıkladı.

8 Mart’ta yürürlüğe girecek yeni kural Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Suriye, Lübnan, Mısır, Bangladeş, Sri Lanka ve Filipinler’den Kuveyt’e giden yolcuları kapsayacak.

Açıklamaya göre sağlık raporları bu 10 ülkedeki Kuveyt büyükelçiliklerinin onayladığı hastanelerden ve tıp merkezlerinden alınabilecek. Kuveyt’in temsilciğinin bulunmadığı ülkelerde ise verilen raporların ülkenin en üst sağlık makamlarınca onaylanması gerekiyor.

Sivil Havacılık Dairesi açıklamasına göre Kuveyt, sağlık raporu sunamayan yolcuları geldikleri uçakla geri gönderecek. Ülke, geri yolculukların mali sorumluluğunu da almayacak. Bu kurala uymayan havayolu şirketleri ise para cezasına çarptırılacak.

Yeni uygulamanı tek istisnası ise Kuveyt vatandaşları olacak. Ülkeye girmek isteyen vatandaşlar havaalanında hükümetin başlattığı sağlık kontrollerinden geçirilecek.

Koronavirüslü yolcu nedeniyle THY’nin Singapur uçağı İstanbul’a yolcusuz geri gönderildi

Dünya

Tayyip Erdoğan’dan Suriye’ye yeni operasyon iması

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de “tüm teröristler belirlediğimiz hattın dışına çıkartılmazsa, ihtiyaç duyduğumuz her an harekete geçmek için meşru nedenlerimiz var” dedi. Bu arada Esad rejiminin İdlib’e saldırılarında 2 sivil hayatını kaybetti.

BOLD –  AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Meclisi Grubu toplantısı konuşmasında gerekirse Suriye’ye yine operasyon düzenlenebileceği mesajı verdi.

Erdoğan, Hatay’ın İskederun ilçesindeki canlı bomba eylemini anımsatarak, bunun Suriye’ye yönelik operasyonların ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösterdiğini söyledi.

Erdoğan,”Suriye sınırımız boyunca kontrolümüz altında bulunmayan yerlerdeki terör örgütü varlığının ve ülkemize yönelik tehditlerinin, bize verilen tüm sözlere rağmen artarak sürdüğünü görüyoruz. Şayet bize verilen sözler tutularak buralardaki tüm teröristler belirlediğimiz hattın dışına çıkarılmazsa ihtiyaç duyduğumuz her an harekete geçmek için meşru sebebe sahip olduğumuzu bir kez daha tekrarlıyorum” şeklinde konuştu.

Rusya’nın İdlib’de Suriye Milli Ordusu güçlerinin eğitim merkezine yönelik saldırısını da eleştiren Erdoğan, “Rusya’nın İdlib bölgesindeki Suriye Milli Ordusu güçlerinin eğitim merkezine yönelik saldırısı bölgede kalıcı barış ve huzurun istenmediğinin işaretidir” dedi.

İDLİB’E YÖNELİK REJİM SALDIRISINDA 2 SİVİL ÖLDÜ

Suriye’de Esad rejimi ve İran destekli grupların, İdlib gerginliği azaltma bölgesine düzenlediği saldırılarda 2 sivil yaşamını yitirdi, 10 sivil yaralandı.

İdlib’de Türkiye ve Rusya arasında 5 Mart’ta Moskova’da yapılan bir mutabakat çerçevesinde ateşkes sağlanmıştı. Ancak geçtiğimiz gün Rus savaş uçakları Türkiye’nin desteklediği Suriye Milli Ordusu’na bağlı Feylaku’ş Şam grubunun eğitim kampını havadan vurmuştu.

Saldırıda 78 Feylaku’ş Şam mensubu hayatını kaybetmiş, 100’e yakın kişi de yaralanmıştı. Saldırı, ateşkesten beri gerçekleşen en büyük çatışma olarak kayıtlara geçti.

Rus savaş uçakları İdlib’de Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu güçlerini vurdu: Onlarca ölü

Okumaya devam et

Dünya

İngiltere Dışişleri Bakanı’ndan Fransa’ya destek Türkiye’ye NATO uyarısı

İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, NATO üyesi ülkeleri ifade özgürlüğü ve hoşgörü değerleri konusunda omuz omuza durmaya çağırdı. Raab’ın mesajı, Fransa ile artan geriliminin ardından Türkiye’ye yönelik üstü kapalı bir eleştiri olarak yorumlandı.

BOLD – İngiltere Dışişleri Bakanı Raab, Türkiye’nin Fransa mallarını boykot çağrısına karşın NATO müttefiklerinin ifade özgürlüğü ve değerlere karşı anlayış konusunda omuz omuza durması gerektiğini söyledi.

Dominic Raab, “İngiltere, öğretmen Samuel Paty’nin öldürülmesi karşısında Fransa halkıyla dayanışma halindedir. Terörizm hiçbir şekilde ve asla haklı gösterilemez” dedi.

Raab Türkiye ile Fransa arasında karşılıklı boykot çağrıları ile ilgili kriz konusunda da, “NATO müttefikleri ve daha geniş kapsamda uluslararası toplum ortak değerlere anlayış ve ifade özgürlüğü konusunda omuz omuza durmalıdır. Teröristlere bizleri bölebilmeleri için imkan vermemeliyiz” ifadelerini kullandı.

Fransa’da Hz. Muhammed ile ilgili karikatürleri öğrencilerine gösteren öğretmen Samuel Paty’nin başının kesilerek öldürülmesinin ardından, Macron’un karikatürler,n gösterilmeye devam edileceğini açıklaması sonrası AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı hakkında “Macron denilen zatın İslamla, Müslümanlar’la derdi nedir? Macron’un zihinsel noktada bir tedaviye ihtiyacı var” demiş ardından da Fransız mallarını boykot çağrısı yapmıştı.

Fransa’nın ifade özgürlüğü olarak savunduğu karikatürleri, İslam dünyası dini hassasiyetlere saygısızlık olarak değerlendirmiş ve tepki göstermişti. Tepkiler birçok ülkede Fransız ürünlerinin boykot edilmesine neden olmuştu.

İki NATO müttefiki Türkiye ile Fransa bir süredir Doğu Akdeniz ve Libya başta olmak üzere bir çok konuda anlaşmazlık içinde.

Fransız basınından boykot yorumu: Erdoğan’ın amacı dikkati ekonomiden başka yere çevirmek

Okumaya devam et

Dünya

İşkenceden sorumlu devlet görevlileri için delil avı başladı

Tutuklu Avukatlar İnisiyatifi, kötü muamele ve işkenceye maruz bırakılan Türk avukatlar için harekete geçti. Türkiye’de iktidarın hedefi olan yüzlerce isim adına delil toplayan inisiyatif, faillerin Birleşik Krallık tarafından yargılanmaları için hazırlık yapıyor.

BOLD – İnsan hakları örgütü Tutuklu Avukatlar İnisiyatifi (The Arrested Lawyers Initiative – ALI) sorumluları, Türk hapishanelerinde tutuklu bulunan hakim ve avukatların uğradıkları işkence ve kötü muameleler hakkında delil topluyor. İngiliz The Guardian’dan Owen Bowcott’un haberine göre inisiyatif, 15 Temmuz 2016’dan bugüne kadar hükumetin talimatları doğrultusunda hareket etmeyen neredeyse bütün baro başkanlarının cezai soruşturmaların bir parçası olan uydurma suçlamalar nedeniyle yakalandıklarını ve tutuklandıklarını belirtiyor.

2 BİN 278 YIL HAPİS CEZASI

ALI’a göre en az bin 500 avukat hakkında iddianame düzenlendi. 600 avukat halen yargılanmayı bekliyor. 441 avukat ise toplam 2 bin 278 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

İnisiyatif, tutuklananlardan pek çoğunun işkence, hücre hapsi, sağlık hizmetlerinin ve avukata erişimlerin engellenmesi muamelelerine maruz kaldığını vurguluyor. Bunlardan bir kısmının da tutukluluk sırasında hayatlarını kaybettiklerine dikkat çekiyor.

İki İngiliz avukat, Kevin Dent QC ve Michael Polak, bu yıl yürürlüğe giren Birleşik Krallık Küresel Haklar Yaptırımları’nda yer alan yeni yetkilerin kullanımını sağlayacağını belirterek İngiliz Dışişleri Bakanlığına verilmek üzere bir başvuru hazırlıyor.

Sözü edilen tedbirler kendi vatandaşlarına karşı işlenmiş olsa bile, Birleşik Krallık sınırları dışında ciddi insan hakları ihlalleri işleyen kişilerin cezalandırılmalarını öngörüyor.

RUS AVUKAT SERGEI MAGNİTSKY

Küresel İnsan Hakları Yaptırımları Kanunu 2020 (Global Human Rights Sanctions Regulations 2020) altında yapılan düzenleme ABD’nin Magnitsky Kanunu’nu örnek alıyor. Adı geçen yasal düzenleme, ABD yetkililerine bir yolsuzluğu ortaya çıkardıktan sonra 2009 yılında bir Moskova hapishanesinde dövülerek öldürülen Rus avukat Sergei Magnitsky’nin ölümünden sorumlu oldukları iddia edilen Rus devlet görevlileri hakkında cezalandırıcı yaptırımlar uygulamalarının yolunu açtı.

Sergei Magnitsky

Geçen temmuzda, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Dominic Raab, ‘en bilindik insan hakları ihlal ve suistimallerinde’ dahli bulunan 49 kişi ve kuruluş hakkında ilk “Magnitsky tipi” yaptırımların uygulandığını duyurdu.

Dominic Raab

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükûmetinin 15 Temmuz’un ardından toplu tutuklama dalgalarını başlatmasından beri Türkiye’deki şartlar yaygın biçimde kınanıyor. ALI’ın özellikle altını çizdiği bir olayda iddialara göre Türk avukat Erdem Semih Yıldız’a Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde işkence edildi.

Erdem Semih Yıldız

Tutuklu bulunanlar arasında Amnesty International Turkiye’nin direktörü İdil Eser ve yazar Ahmet Altan da bulunuyor. İnsan hakları avukatı Ebru Timtik, adil yargılamadan yoksun bırakılmasını protesto etmek için başlattığı açlık grevi sonucunda Ağustos ayında hayatını kaybetti.

Ebru Timtik

ONLARA BORCUMUZ VAR!

Türkiye’de yaşananlarla ilgili endişelerini belirtenler arasında tecrübeli İngiliz avukatlar da bulunuyor. İngiltere ve Galler’de faaliyet gösteren avukatları temsil eden İngiliz Barosu’nun (The Law Society) Başkanı David Green, şunları dile getiriyor:

“Türkiye’de sadece işlerini yaptıkları için binlerce avukatın adli kovuşturma tehdidiyle karşı karşıya bulunmaları rezil bir durum. Risk ve tehlikeyle yüz yüze olup işlerini yapmaya devam eden insanlara hayranlık duymalıyız. Onlar için ses çıkarma borcumuz var.”

Londra’daki Gresham Koleji’nde bu hafta yaptığı bir konuşmada Prof. Thomas Grant QC, Türkiye’deki avukatların sadece temsil ettikleri kişiler nedeniyle hedef olduklarını belirtti. Terör ile ilgili suçlar nedeniyle kovuşturmaya uğrayan kişileri temsil eden avukatların kendilerinin terör örgütüne yardımdan gözaltına alındıklarını söyledi.

HANGİ ŞARTLARDA CEZA ALIYORLAR?

İngiliz mahkemeleri, iade taleplerinin siyasi saiklerle yapıldıklarına inandıkları durumlarda veya hapishanelerin kalabalık oldukları ve güvenli olmadıkları gerekçeleriyle sanıkları Türkiye’ye iade etmeyi reddediyor. Küresel İnsan Hakları Yaptırımları Kanunu’na göre, yabancı bir devletin görevlilerinin fiilleri eğer kişilerin öldürülmeleri, işkence, zalimane insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye maruz bırakılmaları veya onları kölelik ve zorla çalıştırmaya zorlama niteliğinde ise bu kişiler yaptırımla cezalandırılabiliyor.

Bir Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı sözcüsü de yaşananlarla ilgili şunları vurguluyor:

“Türk hükûmetinin 2016 darbe teşebbüsünün faillerine karşı yargısal adımlar atmak hakki ancak alınan tedbirlerin Türkiye’nin uluslararası insan hakları yükümlülükleriyle orantılı ve uyumlu olması gerekiyor. Biz insan hakları ile ilgili endişelerimizi mutat olarak Türk makamlarına belirtiyoruz ve Dışişleri bakanı Temmuz ayında Türk meslektaşı ile yaptığı bir toplantıda aynısını yaptı.”

 

Okumaya devam et

Popular