Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Terkoğlu’ndan tutuklama için “çete kararı” göndermesi

Tutuklanan Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu’nun kararın ardından “Bugün bir çetenin bizi susturma kararı yüzümüze okundu ama susmayacağız” demesi dikkat çekti.

BOLD – Cumhuriyet gazetesi yazarı ve Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu ve gazeteci Hülya Kılınç dün sabah gözaltına alınmalarının ardından, çıkarıldıkları Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce gece saatlerinde tutuklandılar. Barış Terkoğlu kararın ardından, “Bugün bir çetenin bizi susturma kararı yüzümüze okundu ama susmayacağız” dedi.

GÖZALTINA ALINMADAN ÇOK DAHA ÖNCE SANIK OLACAĞIMI BİLİYORDUM

Tutuklanarak cezaevine gönderilen Terkoğlu, mahkemede yaptığı savunmada şunları söyledi: “Bahse konu haber içeriği ile ilgili üzerime atılı suçu kabul etmiyorum burada hukuki bir yargılama olduğunu varsayarak savcılık aşamasında bir savunma yaptım. Ben bu soruşturmada evimden alındığım andan çok daha öncesinde burada sanık olarak bulunacağımı biliyordum. Bunu avukatıma da önceden haber verdim. Üstelik burada şüpheli olmamın bu haber ile ilgisi olduğunu da düşünmüyorum, bu haber beni burada bu mahkemelerde sanık yapabilmek için üretilmiş bir bahanedir.

“İKTİDAR İÇİNDEKİ DEŞİFRE ETTİĞİMİZ ÇETELER BİZİ HEDEF GÖSTERDİ”

Bugün de daha dün bu haber girmeden çok daha önce günlerdir iktidar içindeki bizim deşifre ettiğimiz çeteler bizi hedef gösterdi, yargılanmamızı defalarca dile getirdiler, hakkımızda mahkeme kararları verdiler, yetmedi TV ekranından Almanya’daki Kızılordu örgütü gibi önce hapse atılıp sonra hapiste infaz edilmemiz gerektiğini söylediler, bütün bunlar olurken memleketin bir tane savcısı bir tane yargı mensubu çıkıp bir yurttaşını korumak için adım atmadı, bu haber sadece hakkımda verilmiş olan cezalandırmanın yargı aracı kalınarak yargı yapılarak üstüme bindirilmiş halidir. O gün nasıl o yargılamayı hazırladılarsa bugün de bu yargılamayı hazırladılar.

BU ÜLKEDE HİÇ KİMSENİN HUKUK GÜVENLİĞİ YOKTUR

Herkes şunu bilmelidir ki bir ülkede benim gibi sade bir yurttaşın hukuk güvenliği yoksa hiç kimsenin hukuk güvenliği yoktur. Benim bu mahkemeye çıkarılma nedenim bir tane haberdir. Burada savunma yapmaya zorlanmamın nedeni bir gazetecinin hassasiyet ile hazırladığı haberi yayınlayan kurumun haber müdürü olmamdır. Ben gazeteciliği sorgulamaları bu hale dönüştüren kimselerden öğrenmedim. Nasıl gazetecilik yapılacağını bu iddianame gibi taleplerden mahkeme kararı gibi sevk yazılarından öğrenecek değilim. Bugün bu talebe konu olan MİT kanunu bu adliye salonundaki bazı yargı mensuplarının bilmediğine eminim.

ONLAR KENDİLERİNE NE EMREDİLİRSE ONU YAPARLAR

Daha birkaç hafta öncesinde bu adliyeden hatta bu iddianame gibi talebi yazan savcıdan 7 Şubat kumpası iddianamesi çıktı. O iddianame gösteriyor ki adliye önünde, emniyet önünde, MİT’çilerin kimlik bilgilerini alıp yaptıkları operasyon bilgilerini alıp devletin onlara verdiği görev bilgilerini alıp kendi gazetelerinde basanlardan bir kısmı da iktidar medyası imi, o iktidar medyası bugün bizim burada her türlü cezayı almamız için kampanya yapıyor. Onları suçlamıyorum. Çünkü onlar kendilerine ne emredilirse onu yaparlar. Ancak ben bunu yapmadım.

YAYINLANAN HABERİN MİT KANUNU İLE BİR İLGİSİ YOK

Bugün benim haber müdürü olduğum sitede yayınlanan haberin MİT kanunu ile herhangi bir ilgisi yoktur. Benim yargılandığım bu haber vatanından çok uzakta şehit olmuş bir MİT’çinin şahadetinin ardından kendisine yapılan cenaze töreninin haberleştirmekten ibarettir. Bu haberin hali hazırda şehit olmuş bir yurttaşımızın görevi ile gizli görevi ile sırları ile ne ilgisi vardır? Buna ilişkin bir tek cümle gösterebilir misiniz? Ayrıca aynı gün benim haber müdürü olduğum sitede başka bir toprakta şehit olmuş askerlerin de haberleri yapıldı.

CENAZE TÖRENİNE HERKES KATILDI

Bir MİT mensubunun kimliği açıklanmış, şehit düştüğü söylenmiş, bizzat Cumhurbaşkanı şehit düştüğü memleketi söylemiş. Bu cenaze töreni nasıl devletin gizli kalması gereken istihbaratı bilgisi olabilir? Üstelik bu haberi yayınlayan gazeteciler ismi belli olduğu halde MİT mensubunun soyadını karalamışlar. Türkiye’nin büyük şehirlerinden birinde belediye başkanının siyasi parti yöneticilerinin, orada yaşayan bütün vatandaşlarının katıldığı bir cenaze töreni devletin nasıl gizli kalması gereken bir bilgisi olabilir?

TEZGAHI KURAN ÇETEYE TESLİM OLMAYACAĞIZ

Burada çok açık bir şey var. 9 sene önce bu salonda, ‘kurt kuzuyu yemeye karar verdiyse sizin yapacağınız hiçbir şey yoktur’ demiştim. Bugün iktidarın içerisindeki çeteler bizi yargı eli ile yemeye karar verdiyse bugün yapacak hiçbir şeyimiz olmayabilir. Ama emin olun buradaki çığlığımız, yarınki çığlığımız, vereceğimiz mücadele bu duvarları da yıkacaktır. Bizden yazdıklarımızdan, çizdiklerimizden, gazeteciliğimizden, yazarlığımızdan vazgeçmemizi ülkenin içinde suça bulaşmış yapılanmalar ile daha fazla uğraşmamamızı bekliyorlarsa daha çok beklerler. Gerekirse betona gömüleceğiz, ama bize bir haber bahanesi ile bu tezgahı kuran çeteye teslim olmayacağız. Gerekirse bir daha güneş yüzü görmeyeceğiz. Yargıyı kendi hesaplarına meze eden yapılanmalar ile mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.

2 aylık hamile kadın 2 gündür gözaltında tutuluyor

Gündem

Eşi ve iki çocuğunu depremde kaybetti

İzmir Seferihisar’da meydana gelen depremde, İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Nuri Seha Yüksel’in eşi ve iki çocuğu, enkaz altında kalarak yaşamını yitirdi.

BOLD – İzmir’in Seferihisar açıklarında 6.8 büyüklüğündeki deprem meydana geldi. Deprem, Seferihisar’ın yanı sıra kent merkezi ve çevre ilçelerde yoğun olarak hissedildi.

ÇÖKEN BİNADA YAŞAMLARINI YİTİRDİLER

Manavkuyu semtinde çöken binadan, Tabip Odası Genel Sekreteri Yüksel’in eşi ile kızı Dila ve oğlunun cansız bedenleri çıkarıldı. Türk Tabipleri Birliği (TTB), Yüksel’in eşi ve iki çocuğunun yaşamını yitirdiği sosyal medyadan şöyle duyurdu: “Bugün meydana gelen depremde İzmir Tabip Odası genel sekreteri arkadaşımızın Eşi ve 2 çocuğunu yitirdiğimizi üzüntü ile öğrendik. Acımız tarifsiz. Hepimizin başısağolsun. Depremde yakınlarını kaybeden acılı ailelere başsağlığı ve sabır, yaralananlara iyilik diliyoruz.”

 

Depremde ölenlerin sayısı 20’ye yükseldi

Okumaya devam et

Gündem

Depremde ölenlerin sayısı 20’ye yükseldi

İzmir’in Seferihisar açıklarında meydana gelen ve birçok ilde hissedilen 6.8 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 20’ye, yaralıların sayısı ise 786’ya yükseldi.

BOLD – İzmir’in Seferihisar açıklarında 6.8 büyüklüğündeki depremde bazı binalar yıkılırken çok sayıda binada hasar meydana geldi. AFAD, depremde 1’i boğulma olmak üzere 20 kişinin hayatını kaybettiğini, 786 kişinin yaralandığını bildirdi.

BİRÇOK İLDE HİSSEDİLDİ, ARTÇILAR SÜRÜYOR

Deprem İzmir’in yanı sıra Aydın, Muğla, Manisa, Denizli, Çanakkale, Bursa, İstanbul, Uşak, Kütahya, Bursa, Yalova, Tekirdağ ve Edirne’de de hissedildi. Depremle birlikte vatandaşlar yakınlarına bilgi vermek isteyince, operatörlerde yoğunluk oluştu. AFAD, İzmir’de yaşanan 6,6 büyüklüğündeki depremin ardından bölgede, 23’ü 4’ün üzerinde 196 artçı sarsıntı yaşandığını bildirdi.

YARALI SAYISI 786’YA YÜKSELDİ

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), merkez üssü İzmir’in Seferihisar açıkları olan depremde 1’i boğulma olmak üzere 20 kişinin hayatını kaybettiğini, 786 kişinin yaralandığını bildirdi.

 

Journalist Post yayında

Okumaya devam et

Gündem

İzmir’e araç girişine kısıtlama getirildi

6.8 büyüklüğünde depremin yaşandığı İzmir’e araç girişlerine sınırlama getirildi. Kontrollü olarak sağlanan kente girişlerde, ambulans, arama-kurtarma ve yardım araçlarına öncelik veriliyor.

BOLD – Yaşanan depremin ardından İzmir’e girişler kontrollü olarak sağlanıyor, ambulans, arama-kurtarma ve yardım araçlarına öncelik veriliyor.

Merkez üssü Seferihisar ilçesi açıkları olan 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından kente girişler kısıtlandı. İzmir’e girişler kontrollü olarak sağlanırken, ambulans, arama-kurtarma ve yardım araçlarına öncelik veriliyor. Kentten çıkışlarda ise herhangi bir kısıtlama uygulanmıyor.

Journalist Post yayında

Okumaya devam et

Popular