Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Yunanistan, ‘sığınmacıları yıldırmak’ için mültecilere mali yardımları kesiyor

Yunanistan, ülkeye gelen sığınmacıları yıldırmak için mültecilere yardımları kesme kararı aldı. Bu arada Almanya, Türkiye-Yunanistan sınırına polis desteğini arttırmaya hazırlanıyor.

BOLD – Yunanistan’ın göçmenlerden sorumlu bakanı Notis Mitarakis, Yunanistan’da ağırlanan ve iltica başvuruları kabul edilen mültecilere yapılan mali yardımın kesileceğini açıkladı.

Mitarakis, Türkiye’den Yunanistan’a geçmek isteyen binlerce sığınmacıyı yıldırmak amacıyla oylanan bu düzenlemenin Mart ayı içinde yürürlüğe gireceğini belirtti.

Mitarakis, “Mültecilere yapılan her türlü mali yardımlar kesilecek. Mülteciler kendi hayatlarını kazanmaları için bundan böyle kendilerine bir iş bulmalıdır” dedi.

Mülteci statüsünde bulunan sığınmacıların kendilerine verilen banka kartlarıyla ATM’lerden her ay 90 euro para çekme hakkı bulunuyordu.

Ayrıca aile fertleri sayısına göre, 162 ile 630 euro kira teşviği, bir kereye mahsus 440 ile 1.490 euro arası kaparo parası ödeniyordu.

Yunanistan’ın mültecilere yaptığı bu mali yardımlar, BM ve AB fonları tarafından karşılandığı için, Bakan Mitarakis’in mültecilere yapılan mali yardımların kesileceği açıklamasının AB ve BM’nin mülteciler mevzuatı ile ne denli örtüştüğüne henüz bir açıklık getirilmedi.

ALMANYA’DA YUNANİSTAN’A POLİS DESTEĞİ

Almanya’nın eyaletlerinden Kuzey Ren-Vestfalya (KRV), Yunanistan-Türkiye sınırının güvenliğine katkıda bulunmak için bölgede görev yapan polis sayısını artırmayı hedefliyor.

KRV Eyalet Başbakanı Armin Laschet, konuyu Berlin’de bir araya geleceği Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile görüşecek. Hazırlanan plana göre Laschet, Türkiye sınırında görev yapan Alman polis sayısını kısa vadede altıdan 12’ye çıkarmayı, daha sonra da bu sayıyı birkaç misli artırmayı istiyor. İlgili planın polis desteğinin yanında insani yardımların da artırılmasını öngördüğü öne sürülüyor.

“SIĞINMACILARIN SIRTINDAN SİYASET”

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) genel başkan adaylarından ve bu göreve seçilmesi halinde olası Almanya başbakan adaylarından biri olan Laschet, daha önce yaptığı açıklamada Almanya’ya yönelik, 2015 yılında yaşanan türden kitlesel bir göç olayının tekrarlanmasına izin verilemeyeceğini dile getirmişti.

Türkiye’yi de sert bir dille eleştiren Laschet, “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, sığınmacıların sırtından siyaset yapması kabul edilemez” dedi. Türkiye’deki sığınmacıların entegrasyonu ve bakımı için Avrupa’nın yardımda bulunmaya hazır olduğunu kaydeden Laschet, ancak aynı Avrupa’nın şantajlara da boyun eğmeyeceğini söyledi.

Berlin’deki 8 Mart etkinliğinde cezaevindeki kadınlar ve Cumartesi Anneleri vurgusu!

Dünya

Kötü muamele ve işkenceden sorumlu devlet görevlileri hakkında delil topluyorlar

Tutuklu Avukatlar İnisiyatifi, kötü muamele ve işkenceye maruz bırakılan Türk avukatlar için harekete geçti. Türkiye’de iktidarın hedefi olan yüzlerce isim adına delil toplayan inisiyatif, faillerin Birleşik Krallık tarafından yargılanmaları için hazırlık yapıyor.

BOLD – İnsan hakları örgütü Tutuklu Avukatlar İnisiyatifi (The Arrested Lawyers Initiative – ALI) sorumluları, Türk hapishanelerinde tutuklu bulunan hakim ve avukatların uğradıkları işkence ve kötü muameleler hakkında delil topluyor. İngiliz The Guardian’dan Owen Bowcott’un haberine göre inisiyatif, 15 Temmuz 2016’dan bugüne kadar hükumetin talimatları doğrultusunda hareket etmeyen neredeyse bütün baro başkanlarının cezai soruşturmaların bir parçası olan uydurma suçlamalar nedeniyle yakalandıklarını ve tutuklandıklarını belirtiyor.

2 BİN 278 YIL HAPİS CEZASI

ALI’a göre en az bin 500 avukat hakkında iddianame düzenlendi. 600 avukat halen yargılanmayı bekliyor. 441 avukat ise toplam 2 bin 278 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

İnisiyatif, tutuklananlardan pek çoğunun işkence, hücre hapsi, sağlık hizmetlerinin ve avukata erişimlerin engellenmesi muamelelerine maruz kaldığını vurguluyor. Bunlardan bir kısmının da tutukluluk sırasında hayatlarını kaybettiklerine dikkat çekiyor.

İki İngiliz avukat, Kevin Dent QC ve Michael Polak, bu yıl yürürlüğe giren Birleşik Krallık Küresel Haklar Yaptırımları’nda yer alan yeni yetkilerin kullanımını sağlayacağını belirterek İngiliz Dışişleri Bakanlığına verilmek üzere bir başvuru hazırlıyor.

Sözü edilen tedbirler kendi vatandaşlarına karşı işlenmiş olsa bile, Birleşik Krallık sınırları dışında ciddi insan hakları ihlalleri işleyen kişilerin cezalandırılmalarını öngörüyor.

RUS AVUKAT SERGEI MAGNİTSKY

Küresel İnsan Hakları Yaptırımları Kanunu 2020 (Global Human Rights Sanctions Regulations 2020) altında yapılan düzenleme ABD’nin Magnitsky Kanunu’nu örnek alıyor. Adı geçen yasal düzenleme, ABD yetkililerine bir yolsuzluğu ortaya çıkardıktan sonra 2009 yılında bir Moskova hapishanesinde dövülerek öldürülen Rus avukat Sergei Magnitsky’nin ölümünden sorumlu oldukları iddia edilen Rus devlet görevlileri hakkında cezalandırıcı yaptırımlar uygulamalarının yolunu açtı.

Sergei Magnitsky

Geçen temmuzda, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Dominic Raab, ‘en bilindik insan hakları ihlal ve suistimallerinde’ dahli bulunan 49 kişi ve kuruluş hakkında ilk “Magnitsky tipi” yaptırımların uygulandığını duyurdu.

Dominic Raab

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükûmetinin 15 Temmuz’un ardından toplu tutuklama dalgalarını başlatmasından beri Türkiye’deki şartlar yaygın biçimde kınanıyor. ALI’ın özellikle altını çizdiği bir olayda iddialara göre Türk avukat Erdem Semih Yıldız’a Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde işkence edildi.

Erdem Semih Yıldız

Tutuklu bulunanlar arasında Amnesty International Turkiye’nin direktörü İdil Eser ve yazar Ahmet Altan da bulunuyor. İnsan hakları avukatı Ebru Timtik, adil yargılamadan yoksun bırakılmasını protesto etmek için başlattığı açlık grevi sonucunda Ağustos ayında hayatını kaybetti.

Ebru Timtik

ONLARA BORCUMUZ VAR!

Türkiye’de yaşananlarla ilgili endişelerini belirtenler arasında tecrübeli İngiliz avukatlar da bulunuyor. İngiltere ve Galler’de faaliyet gösteren avukatları temsil eden İngiliz Barosu’nun (The Law Society) Başkanı David Green, şunları dile getiriyor:

“Türkiye’de sadece işlerini yaptıkları için binlerce avukatın adli kovuşturma tehdidiyle karşı karşıya bulunmaları rezil bir durum. Risk ve tehlikeyle yüz yüze olup işlerini yapmaya devam eden insanlara hayranlık duymalıyız. Onlar için ses çıkarma borcumuz var.”

Londra’daki Gresham Koleji’nde bu hafta yaptığı bir konuşmada Prof. Thomas Grant QC, Türkiye’deki avukatların sadece temsil ettikleri kişiler nedeniyle hedef olduklarını belirtti. Terör ile ilgili suçlar nedeniyle kovuşturmaya uğrayan kişileri temsil eden avukatların kendilerinin terör örgütüne yardımdan gözaltına alındıklarını söyledi.

HANGİ ŞARTLARDA CEZA ALIYORLAR?

İngiliz mahkemeleri, iade taleplerinin siyasi saiklerle yapıldıklarına inandıkları durumlarda veya hapishanelerin kalabalık oldukları ve güvenli olmadıkları gerekçeleriyle sanıkları Türkiye’ye iade etmeyi reddediyor. Küresel İnsan Hakları Yaptırımları Kanunu’na göre, yabancı bir devletin görevlilerinin fiilleri eğer kişilerin öldürülmeleri, işkence, zalimane insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye maruz bırakılmaları veya onları kölelik ve zorla çalıştırmaya zorlama niteliğinde ise bu kişiler yaptırımla cezalandırılabiliyor.

Bir Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı sözcüsü de yaşananlarla ilgili şunları vurguluyor:

“Türk hükûmetinin 2016 darbe teşebbüsünün faillerine karşı yargısal adımlar atmak hakki ancak alınan tedbirlerin Türkiye’nin uluslararası insan hakları yükümlülükleriyle orantılı ve uyumlu olması gerekiyor. Biz insan hakları ile ilgili endişelerimizi mutat olarak Türk makamlarına belirtiyoruz ve Dışişleri bakanı Temmuz ayında Türk meslektaşı ile yaptığı bir toplantıda aynısını yaptı.”

 

Okumaya devam et

Dünya

AİHM Azerbaycan’ın Ermenistan’a karşı geçici tedbir talebini incelemeyi kabul etti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’da süren çatışmalara ilişkin Ermenistan’a karşı geçici tedbir uygulanması konusundaki talebini incelemeyi kabul etti.

BOLD – AİHM’den yapılan yazılı açılamaya göre, Azerbaycan, mahkemeden Ermenistan’ın kamuya açık alan, mezar ve diğer sivil yerleşimlere karşı düzenlediği füze saldırılarına son vermesini istedi.

Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan’ın topraklarındaki “suç güçlerine” askeri, siyasi ve maddi destek vermemesi, askerlerini, askeri teçhizatları ve gerçekte paralı asker olan “gönüllü kişileri” ile yurt dışında yaşayan Ermeni asıllı kişileri Azerbaycan topraklarına göndermemesi talep edildi.

Azerbaycan, kendi topraklarında yasa dışı şekilde bulunan Ermeni askerlerin ve savaşçılarının da geri çekilmesini ve Erivan yönetiminin Azerbaycan’a yönelik nefret politikasını sonlandırmasını istedi.

AİHM, Azerbaycan’ın geçici tedbir taleplerini yakında inceleyecek.

AİHM, Ermenistan’ın başvurusu üzerinde Türkiye ve Azerbaycan için de geçici tedbir kararı almıştı.

GEÇİCİ TEDBİR MADDESİ

AİHM İçtüzüğü’nün 39’uncu maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf herhangi bir devlet hakkında geçici tedbir alabilmesine olanak veriyor. Geçici tedbir kararı, yalnızca “telafisi mümkün olmayan hasar riskinin yakın olduğu” durumlarda geçerli olan acil durum tedbirleri olarak tanımlanıyor.

AİHM, 30 Eylül’de de Ermenistan’ın Azerbaycan’a geçici tedbir uygulanması yolunda yaptığı başvuruyu kabul etmişti. Daha sonra Erivan yönetimi, Ankara’nın da çatışmalara katıldığını iddia ederek 4 Ekim’de AİHM’e Türkiye için benzer talepte bulundu ve bu talep de mahkeme tarafından kabul edildi.

ERMENİSTAN’IN SALDIRILARINDA 69 AZERBAYCANLI SİVİL ÖLDÜ

Azerbaycan Başsavcılığı, 27 Eylül’den 28 Ekim’e kadar Ermenistan’ın saldırılarının neden olduğu can kayıplarını açıkladı.

Ermenistan’ın, Azerbaycan yerleşim birimlerine top ve füzelerle düzenlediği saldırılarda bugüne kadar 69 sivil hayatını kaybetti, 322 sivil yaralandı.

Ermenistan’ın saldırılarında 2 bin 338 ev, 92 apartman ve 415 kamu binası kullanılamaz hale geldi.

AİHM’den Azerbaycan’a geçici tedbir kararı

AİHM Dağlık Karabağ’da Türkiye için ‘geçici tedbir’ kararı aldı

Okumaya devam et

Dünya

Kıbrıs’ta liderlerin görüşmesi öncesi İngiltere’den Doğu Akdeniz’de gövde gösterisi

Birleşmiş Milletler (BM), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) yeni Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Güney Kıbrıslı mevkidaşı Nikos Anastasiadis’in 3 Kasım’da tanışma toplantısında bir araya geleceğini bildirdi. Bu arada İngiliz donanması bölgede gövde gösterisi yaptı.

BOLD – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 18 Ekim’deki seçimleri kazanarak Cumhurbaşkanlığına seçilen Ersin Tatar ile Güney Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis’in 3 Kasım’da ikili bir görüşme için ilk kez bir araya geleceği açıklandı.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar’ın ofisinden yapılan açıklamada, iki liderin 3 Kasım tarihinde saat 19’da ilk buluşmalarını gerçekleştirecekleri ve iki tarafın da görüşmeye katılacaklarını teyit ettikleri bildirildi.

Gayriresmi görüşmenin Kıbrıs Özel Temsilcisinin Yeşil Hat olarak da adlandırılan ara bölgedeki resmi konutunda gerçekleşeceği kaydedildi.

Güney Kıbrıs lideri Nikos Anastasiadis, Kuzey Kıbrıs’taki seçimler sonrasında Tatar’a tebrik mesajı göndererek en kısa süre içinde bir tanışma toplantısında bir araya gelmeyi arzu ettiğini belirtmişti.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Ada’nın yeniden birleşmesi hedefiyle müzakerelere yeniden başlanması çağrısına da atıfta bulunan Anastasiadis, Tatar’ı bu girişimi desteklemeye çağırmıştı.

Ada’da taraflar arasında İsviçre’de yürütülen son görüşmeler 2017 yılında başarısızlığa uğrayarak sonlandırılmıştı.

KKKTC’de seçim öncesi Tatar’ın Yeşil Hat’ta yer alan ve 46 yıldır kapalı olan Maraş bölgesini sivil kullanıma açması taraflar arasındaki gerginliği tırmandırmıştı.

İNGİLTERE’DEN DOĞU AKDENİZ’DE GÜÇ GÖSTERİSİ

Bu arada İngiltere, Kıbrıs’ta şimdiye kadar giriştiği en kapsamlı deniz tatbikatıyla Doğu Akdeniz’de güç gösterisi yaptı.

İngiltere’nin amfibi hücum gemisi HMS Albion ve üç savaş gemisiyle katıldığı tatbikatta Güney Kıbrıs Sahil Güvenlik tekneleri ve helikopterleri ile Fransız Jean Bart fırkateyni de yer aldı.

Tatbikat, İngiltere’nin bölgede şimdiye kadar gerçekleştirdiği en büyük askeri girişim olarak kayıtlara geçti.

Kıbrıs, 1960’ta İngiltere’den bağımsızlığını kazanmıştı. Türkiye ve Yunanistan ile birlikte Kıbrıs’ta garantör devletlerden biri olan İngiltere’nin Ada’da iki askeri üssü bulunuyor.

İngiliz donanmasının Güney Kıbrıs ve Fransa ile ortak tatbikatının bölgede Türkiye ile gerilimin tırmandığı döneme denk gelmesi dikkat çekti.

Limasol açıklarındaki tatbikatın ana bölümünde Güney Kıbrıs özel kuvvetleri ve İngiliz donanma güçleri, senaryoya göre kaçırılmış bir gemiye helikopterlerden indirme yaptı. İndirme işlemine Sahil Güvenlik’e bağlı sürat tekneleri, gemi etrafında yaptıkları manevralarla eşlik etti.

400 mürettebatı bulunan 20 bin 400 ton ağırlığındaki HMS-Albion amfibi hücum gemisi, askerlerin hızlı bir şekilde karaya çıkarılmasını sağlayan özelliklere sahip. HMS Albion, Kraliyet Donanması’nın 1915’te Birinci Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Boğazı’na yönelik saldırıda kullandığı zırhlıyla aynı adı taşıyor.

Ankara Anlaşmasının süresi doluyor: Türk vatandaşlarının vize başvurusu 31 Aralık’ta sona erecek

Okumaya devam et

Popular