Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Ölüm orucu eylemine zorla müdahale edilen Grup Yorum üyelerinin saat saat yaşadıkları…

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, ölüm orucundaki Grup Yorum üyeleri Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’in zorla evden alınması sonrası yaşadıklarını sosyal medya hesabından paylaştı.

BOLD Ölüm orucundaki Grup Yorum üyeleri Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’in bulunduğu evin sabaha karşı 2-3 sıralarında basıldığını söyleyen Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı ve adli tıp uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, saat saat yaşananları Twitter hesabından paylaştı.

CEZAEVİNDEN EMİR GELDİĞİNE DAİR BOCALAYARAK YANIT VERDİ

Fincancı, “Refakatçilerinin gözaltına alındığını, anne babaların çocuklarının nereye götürüldüğünü bilmediklerini, hastane hastane dolaşmaya başladıklarını öğrendik. Ortada kolluk ve hastane güvenliği dışında muhatap yoktu. Emniyet müdürü olduğunu söyleyen kişiye insanları buraya hangi yetkiyle getirdiklerini, yazılı bir belge, gözaltı veya tutuklama kararı olup olmadığını sordum. Yoksa bunun zorla alıkoyma suçu olduğunu ifade ettim. Cezaevinden emir geldiğine dair ve biraz da şaşırarak ve bocalayarak yanıt verdi” ifadelerini kullandı.

KURUM VE KİŞİLERİN SORUMLULUĞUNA DİKKAT ÇEKTİ

Açlık grevinin hukuki boyutu ile bu konuda ilgili kurum ve kişilerin sorumluluğunun önemli olduğuna dikkat çeken Fincancı, zorla müdahalede yaşanan gelişmeler sırasında bir öğrencisinin kendisini tanımazdan geldiğini söyledi.

ÖRNEĞİ GÖRÜLMEMİŞ BİR SULH HUKUK MAHKEMESİ KARARI

Zorla müdahaleye yönelik karar için “örneği görülmemiş bir Sağlık Bakanlığı davası ve Sulh Hukuk Mahkemesi kararı” yorumunu yapan Fincancı, “Mahkemenin kararı incelendiğinde; kimin tarafından yapıldığı anlaşılmayan dış gözleme dayalı bir metnin dava dilekçesi olarak sunulduğu, dava dilekçesinin içeriğinde bilimsel bir dayanağı olmayan genel bir gözlemin ve müvekkillerin tavrına dair anlatımın yer aldığı, sonuç kısmında sosyal medya üzerinden kaos ortamı oluşturulmaya çalışıldığı şeklinde bir suçlama ve davalıların yaşam haklarını korumakla yükümlü bakanlık adına tedbiren karar verilmesinin talep edildiği, Hükmün ise TMK’nın 432. maddesi atfı ile kamu güvenli̇ği̇ ve zorunlu yatışı talep edilenin istikbali açısından zorunlu yatışa izin verilmesi gerektiği şeklinde kurulduğu görülmektedir” dedi.

HEM HAK ARAMA ÇABASI HEM ÖZNE OLMA İRADESİ SEBEBİYLE

Prof. Dr. Fincancı konuyla ilgili şunları yazdı:

“Açlık grevleri, zorla müdahale, hekim ve sağlık çalışanlarının sorumluluğu, Türkiye’nin imzalayıp Resmi Gazete’de yayınlayarak iç hukukuna kattığı sözleşmeler üzerine bir dizi yazacağım. Bu bilgileri hem meslektaşlarım hem de toplumun hak arama çabasıyla özne olma iradesine katkı olması amacıyla paylaşmak istiyorum.”

TARİH BOYUNCA KARŞIMIZA ÇIKMIŞ VE ÇIKMAKTADIR

“Açlık grevleri ya da ölüm oruçları insanların seslerini duyurmakta zorlandıklarını, hak arama çabalarının dirençle karşılaştığını düşündükleri koşullarda başvurdukları bir eylem biçimi olarak tarih boyunca dünyanın pek çok yerinde karşımıza çıkmış ve çıkmaktadır. Biz sağlık çalışanları için ise oldukça zorlu bir süreçtir. Yaşatmak üzere eğitim almış bir meslek grubunun ciddi sağlık sorunları, sakatlıklar ve ölümle sonuçlanabilecek bir durumu yansız ve yüksüz izleme zorunluluğu hepimizi çok yıpratır.”

MUSTAFA KOÇAK VE GRUP YORUM ÜYELERİNE MÜDAHALE ZORUNLU KILDI

“Buna rağmen insanın özgür iradesi ve kendisi ile ilgili karar verme hakkına, özerkliğine saygı ilkesi böylesi durumlara ilişkin tutum belgeleri geliştirilmesine ve zaman içinde etik ilkelerin bildirgelere ve toplumsal sözleşmelere evrilmesine ışık tutmuştur. Bu uzun diziyi açlık grevi/ölüm orucunun 250-260’lı günlerinde olan Mustafa Koçak ile Grup Yorum elemanları Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’e yönelik etik ve hukuk dışı müdahale haberleri üzerine yazmak zorunda kaldım.”

SONLANDIRMA SÜRECİNE DAİR KILAVUZLAR BULUNMAKTA

“İnsan Hakları Vakfı ve İnsan Hakları Derneği gönüllüsü bir insan hakları eylemcisi olarak 30 yılı aşkın süredir açlık grevlerini bağımsız gözlemci sıfatıyla izlemek zorunda kalan, bu alanda bilimsel çalışmalara katkı sunmuş hekim kimliğim ile uyarma ödevim var. Açlık grevlerinin izlenmesi ve sonlandırma süreçlerine ilişkin Türk Tabipleri Birliği gönüllüsü hekimlerin emeği ile hazırlanmış yetkin kılavuzlar bulunmaktadır.”

YETKİLİLERE İLETME İÇİN RANDEVU ALMAYA ÇALIŞIYORDUK

“Bir yanda sağlık çalışanları önce zarar verme ilkesi ile izlerken, diğer yanda da hak talepleri insan hakları savunucularınca duyurularak sonlandırma için çözüm aranır. Bizler de insan hakları mücadelesi kapsamında Grup Yorum’un konser yasaklarının kaldırılması, Mustafa Koçak’ın adil yargılanma taleplerini yetkililere iletmeye, görüşme için randevu almaya çalışıyorduk uzun zamandır.”

YETKİLİLERİN ÇÖZÜM ODAKLI OLMADIKLARINI ÖĞRENDİK

“Bu talepleri duyurmaya çalıştığımızı, iyi niyetli bir adım atıldığında açlık grevini sonlandırmalarını da açlık grevcileri ile paylaşmış, olumlu yanıt almıştık. Oysa yetkililerin çözüm odaklı bir yaklaşımı olmadığını 11 Mart sabaha karşı gelen haberle anlamaya başladık. Sabaha karşı 2-3 sıralarında Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’in kaldıkları ev basılarak ambulansla alındıklarını, refakatçilerinin gözaltına alındığını, anne babaların çocuklarının nereye götürüldüğünü bilmediklerini, hastane hastane dolaşmaya başladıklarını öğrendik.”

UZAMIŞ AÇLIĞIN ETKİLERİNİ AŞAN DÜZEYDE OLDUKLARINI GÖRDÜK

“İstanbul Tabip Odası gönüllüsü hekimler, öğrencilerimiz ve Çağdaş Hukukçular Derneği ile Halkın Hukuk Bürosu avukatları aracılığıyla saatler sonra Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi bilgisine ulaşıldı. Sabah 11 sıralarında hastaneye ulaşıp hastane güvenliği ve polis grubunu hekim, öğretim üyesi ve İnsan Hakları Başkanı kimliklerimle aşarak odaya girdiğimde Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’in uzamış açlığın etkilerini aşan düzeyde çok yorgun ve halsiz olduklarını gözledim.”

BİRİ BEYAZ ÖNLÜKLÜ 2 KİŞİ KENDİLERİNİ TANITMADI

“Su, tuz, şeker ve B vitaminine ancak o saatte yakınlarının getirebilmesi üzerine ulaştıklarını öğrendim. O sırada odaya gelen ve hekim olduklarını düşündüğüm biri beyaz önlüklü 2 kişi işlemlerin yapıldığını, 13’de heyet toplanacağını, düzenli bilgilendireceklerini söyledi. Hekim olduklarını düşünüyorum, dedim çünkü ben hekim olduğumu söyleyip kendimi tanıtmış olsam da, onlar ne yazık ki deontolojiye uymayan bir tutumla kendilerini tanıtmadılar.”

ZORLA ALIKOYMA SUÇU OLDUĞUNU İFADE ETTİM

“Kendisini emniyet müdürü olarak tanıtan sivil giyimli bir kişi, çok sayıda sivil polis ve hastane güvenliği, kaygıyla gelen yakınlarını engellemeye çalışırken, kendilerinin de kalabalık olarak orada bulunup tüm hastalar için risk ve stres kaynağı olduklarını anlattım. Ortada kolluk ve hastane güvenliği dışında muhatap yoktu. Emniyet müdürü olduğunu söyleyen kişiye insanları buraya hangi yetkiyle getirdiklerini, yazılı bir belge, gözaltı veya tutuklama kararı olup olmadığını sordum. Yoksa bunun zorla alıkoyma suçu olduğunu ifade ettim.”

SAAT 13:00 DENİLMİŞ ANCAK SONRA 15:00’E ÇEKİLMİŞTİ

“Cezaevinden emir geldiğine dair ve biraz da şaşırarak ve bocalayarak yanıt verdi. Heyet denilip duruyor, ancak sağlık çalışanları ortada görünmüyordu. Saat 13 denmiş, sonra bu 15’e çekilmişti.Bu arada açlık grevcilerine ilk geldiklerinde psikiyatri konsültasyonu yapılmış, öğrendiğimize göre bilinci açık, yerinde ve uygun iletişim kurabilen iki açlık grevcisinin de karar verme yeterliliği olduğu, özgür iradeleri ile bu eylemi sürdürdükleri rapor edilmişti.”

AVUKATLARDAN 7 KİŞİLİK HEYETİN GELDİĞİNİ ÖĞRENDİK

“Sonra da her ikisine de tedavi ve beslenmeyi kabul etmediklerine dair yazılı formlar kendi el yazılarıyla doldurtulup imzalatılmıştı. Saat 15.30’da 7 kişilik bir heyetin geldiği ve ikisi ile görüştüklerini yanlarındaki avukatlardan öğrendik. Bu uzun ve yorucu tweet dizisini hala okumayı sürdürenlere teşekkür ederim. Bunları kayıt düşmek adına paylaşıyorum.”

ÖĞRENCİM GÖZLERİNİ HEMEN KAÇIRDI

“Heyetin gelip gittiğini de öğrenince İnsan Hakları Derneği olarak çalıştığımız ambulans firmasını arayıp iki ambulans çağırdım. Yakınları eşyalarını topladı. Çıkış hazırlığı yapmaya başladık çünkü her ikisi de çok huzursuzlanmıştı. Onları da böylece yatıştırmaya çalışıyorduk. Ambulanslar geldi. Saat artık 16.30’a gelmişti. Koridorda kolluk sayısı çok artmış, aralarına üniformalılar da katılmış, bir hemşire bankosu koridorun ortasına çekilerek bariyer oluşturulmuştu. Paramedikler ve sedyelerle odaya yöneldiğimde kolluk tarafından durduruldum. Heyet kararı gelmeden çıkamayacaklarını söylediler. Heyet nerede sorusu yanıtsızdı. O sırada koridordan geçen iki sağlık çalışanından biri ile kısa bir göz temasımız oldu, tıp fakültesindeki öğrencilerimizden biriydi. Hemen gözlerini kaçırdı.”

HASTA MAHREMİYETİNİ İHLAL ETTİKLERİNİ SÖYLEDİM

“Heyetleriniz nerede toplanır” diye seslenince dönüp ellerini kaldırarak, ‘Burada çalışmıyorum hocam’ yanıtını verdiğinde içim burkularak beni tanıdığını ama o koşullarda tanımazdan gelmeyi seçtiğini anladım. Saat 17 civarında toplandıkları yeri bulduk, gittiğimizde kendimi tanıtıp başhekimle görüşmek istediğimi söyledim. Toplantıda olduğunu söyleyen hastane güvenliğine haber vermesi gerektiğini ilettim. İçeri gitti. Biz beklerken hastane güvenlik amiri ve kolluk görevlileri de geldi. Üç avukat ile birlikte bekliyorduk. Avukatlara gitmelerini söylediler. Onlar reddetti, beni yalnız bırakmayacaklarını belirttiler. Tam o sırada içeriden biri kolluğu çağırarak evrakı almalarını istedi. Heyet raporu düşüncesiyle, hasta mahremiyetini ihlal ettiklerini, hasta belgelerinin kolluğa verilemeyeceğini söyleyerek müdahale ettim.”

KAOS ORTAMI OLUŞTURMAYA YÖNELİK BİR İDDİA VAR

“Apar topar uzaklaştılar. Bölüme gittiğimizde belgenin örneği görülmemiş bir Sağlık Bakanlığı davası ve Sulh Hukuk Mahkemesi kararı olduğunu öğrendik. Mahkemenin kararı incelendiğinde; kimin tarafından yapıldığı anlaşılmayan dış gözleme dayalı bir metnin dava dilekçesi olarak sunulduğu, dava dilekçesinin içeriğinde bilimsel bir dayanağı olmayan genel bir gözlemin ve müvekkillerin tavrına dair anlatımın yer aldığı, sonuç kısmında sosyal medya üzerinden kaos ortamı oluşturulmaya çalışıldığı şeklinde bir suçlama ve davalıların yaşam haklarını korumakla yükümlü bakanlık adına tedbiren karar verilmesinin talep edildiği, Hükmün ise TMK’nın 432. maddesi atfı ile kamu güvenli̇ği̇ ve zorunlu yatışı talep edilenin istikbali açısından zorunlu yatışa izin verilmesi gerektiği şeklinde kurulduğu görülmektedir.”

AVUKATLAR AYRINTILI İTİRAZ HAZIRLADI AMA REDDEDİLDİ

“TMK 432 içeriği itibarıyla sorunlu ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı bir düzenlemedir. Türkiye’nin 2003 yılında Resmi Gazetede yayınlayarak bir iç hukuk metnine dönüştürdüğü Avrupa Biyo tıp Sözleşmesi 5. Madde hiç kimseye isteği dışında zorla tedavi yapılamayacağını açıkça belirtmektedir. Elbette böyle bir hukuk dışı uygulamaya kapı açan Sağlık Bakanlığı ve hastanenin ilgili sağlık çalışanları bu suça ortak olmuş, etik ilkeler ve deontolojiyi hiçe saymıştır. Avukatlar ayrıntılı bir itiraz hazırladılar, ancak hızla itiraz da reddedildi.”

MUSTAFA KOÇAK’A ZORLA MÜDAHALE EDİLMİŞ

“Çözüm odaklı olmayan tutum o gün öğle saatlerinde İzmir Valiliğinin Grup Yorum’a destek amacıyla yapılacak konseri yasaklamasıyla kendisini iyice açığa vurdu. Mustafa Koçak ile ilgili gelen haber ise bugün tutulduğu cezaevinin kampüs hastanesine yatırıldığı ve orada zorla müdahale edildiği şeklindeydi. Avukatlarına ise yasak getirilmiş durumda.”

KENDİ ÖZGÜR İRADELERİYLE SONLANDIRMA YOLU AÇILMALIYDI

“Dünya Tabipler Birliği Malta Bildirgesine aykırı zorla besleme etik ihlal olmasının yanı sıra Avrupa Biyotıp Sözleşmesi uyarınca yasaya da aykırıdır. Bu uygulamalar, mahkeme ve sağlık çalışanlarını açıktan araçsallaştırmak Türkiye tarihinde bir ilktir. Bu sorunun insan onuruna yaraşır tek çözümü talepleri hızla değerlendirmek, insanların kendi özgür iradeleri ile açlık grevlerini sonlandırmalarının yolunu açmak olmalıdır.”

ZORLA ALIKOYMA AÇLIK GREVİNDEKİLERİN SAĞLIĞINI OLUMSUZ ETKİLER

“Zorla alıkoyma, zorla müdahale uygulamaları açlık grevindeki kişilerin sağlık durumunu daha da kötüleştirecek etkiler gösterir. Önceki açlık grevlerinde gizlice gerçekleştirilen bu tür uygulamalardan sakatlanarak çıkmış pek çok açlık grevcisi bulunmaktadır.”

KOVİD-19’SUZ VE İNSANCA YAŞAYACAĞIMIZ GÜNLERİMİZ OLSUN

“Bu diziyi sonuna kadar okuma sabrını gösteren herkese çok teşekkür ederim. Kovid-19’suz ve insanca yaşayacağımız günlerimiz olsun! Son olarak bu diziye İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı eklenmeli, çözümün adresi olarak. Açlık grevleri Sağlık Bakanlığı davacı kılınıp, güvenlik odaklı bir anlayış ile çözülemez. Toplumda daha fazla örselenme yaratır. Bu böyle bilinmelidir.”

İran’da koronavirüsten ölenlerin sayısı 611’e çıktı

Gündem

TTB’den Sağlık Bakanlığı genelgesine tepki: Kabul edilemez

Türk Tabipleri Birliği (TTB), koronavirüs salgını nedeniyle sağlık çalışanlarının atama, izin, emeklilik ve istifa taleplerinin kabul edilmeyeceğinin bildirilmesinin ardından bir açıklama yaptı.

BOLD – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca imzalı 81 il valiliğine gönderilen genelgeyle sağlık çalışanlarının, özel durumlar hariç izin, atama, istifa ve emeklilik hakları askıya alındı. Sosyal medyada gündem olan karar, insanlık dışı yorumlarına neden oldu.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), koronavirüs salgını nedeniyle sağlık çalışanlarının haklarının ellerinden alınmasının ardından bir açıklama yaptı.

Açıklamada sağlık çalışanlarının düzenli teste tabi tutulmadan canlarının tehlikeye atıldığının altı çizilerek şu ifadeler kullanıldı: “Pandeminin 8. ayında Kovid-19 Meslek Hastalığı Sayılmazken, Sağlıkçılara düzenli test yapılmazken; Sağlık Çalışanlarının izin ve istifalarının engellenmesi kabul edilemez.”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın imzası ile 81 ilin valiliğine gönderilen genelgede koronavirüs salgını sürecinde kamu sağlık hizmetinin etkin ve kesintisiz şekilde sürmesi gerekçesiyle yapılan düzenlemeler kamuoyuyla paylaşıldı. Bakanlık, koronavirüs salgını nedeniyle sağlık çalışanlarının istifalarının kabul edilmeyeceğini açıkladı, malulen emeklilikler dışında emeklilik işlemleri de askıya aldığını duyurdu. Öte yandan evlilik, ölüm, analık, hastalık ve refakat gibi yasal mazeret izinleri hariç Bakanlık merkez ve taşra teşkilatında çalışan bütün personelin ikinci bir emre kadar yıllık izinleri durduruldu.

Sağlık çalışanlarına atama, istifa, izin ve emeklilik yasaklandı

 

Okumaya devam et

Gündem

Sağlık çalışanlarına atama, istifa, izin ve emeklilik yasaklandı

Sağlık Bakanından yayınlanan genelge ile malulen ve yaş haddinden emekli olanlar dışında, sağlık çalışanına atama, emeklilik, istifa ve izin hakkı kullandırılmayacağı duyuruldu.

BOLD – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın imzalı 81 il valiliğine gönderilen genelgede koronavirüs salgını sürecinde kamu sağlık hizmetinin etkin ve kesintisiz şekilde sürmesi için yapılan düzenlemeler bildirildi. Buna göre; merkez taşra teşkilatında görevli bütün personelin, her ne sebeple olursa olsun bu süreçte görevinden çekilme (istifa) talebi kabul edilmeyecek. Yaş haddinden emekli olacaklar ile malulen emekli olacakların ayrılışları yapılarak kapsam dışındakilere yönelik emeklilik işlemi tesis edilmeyecek. Sağlık hizmetinde görevli sağlık işçilerinin, re’sen emeklilik işlemleri ile malulen emeklilik işlemleri yapılıp işten ayrılmaları sağlanacak, bunun haricinde ayrılmak isteyenlere müsaade edilmeyecek.

ATAMALAR DURDURULDU

Eşinin emekliye ayrılmasından kaynaklı atama, öğrenim durumuna dayalı atama, alt ve üst hizmet bölgelerine atama ile karşılıklı yer değiştirme ve engelli durumundan yapılacak atamalar ikinci bir duyuruya kadar durduruldu. Sağlık tesislerinde görevdeyken başka kamu kurum ve kuruluşlarına atama talep edip de ataması yapılan personelin, ayrılışı yapılmayacak. Başka kamu kurum ve kuruluşlarına atama talep eden personele bu süreçte muvafakat verilmeyecek. Kamu hizmetinde ihtiyaç duyulan durumlarda Bakanlık tarafından zorunlu olarak iller arası geçici görevlendirilen personelin derhal ayrılışının yapılarak görevlendirildiği yere gitmesi sağlanacak.

YILLIK İZİNLER ASKIDA

Bakanlık, merkez ve taşra teşkilatında çalışan bütün personelin ikinci bir emre kadar yıllık izinlerini durdurdu. Evlilik, ölüm, analık, hastalık ve refakat gibi yasal mazeret izinleri uygulamadan hariç tutuldu. Yıllık iznini kullanmakta olan personel ise mezkur izinlerini kullanmaya devam edecek. Çalışan eşlerin her ikisinin de Sağlık Bakanlığı çalışanı olması halinde, kamu sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğine yönelik gerekli tedbirleri alınması kaydıyla okul öncesi ve ilköğretimde çocuğu bulunan çalışanların yıllık izin talepleri, kadın çalışana öncelik verilmek kaydıyla kurum amirlerince değerlendirilerek hizmeti aksatmayacak şekilde planlama yapılacak.

ÜCRETSİZ İZİN DE KALDIRILDI

Radyoaktif ışınlarla çalışan personele verilmekle yükümlü olunan bir aylık sağlık izni kurum amirlerinin uygun göreceği zamanda kullandırılacak. Personele kurum amirlerince takdir edilmek kaydıyla idari izin verilmesine devam edilecek. Doğum sonrası analık iznine müteakip alınan ücretsiz izinler ve talep edilen ücretsiz izinler ile sendikalarda yönetici pozisyonundan dolayı ücretsiz izin talep edenlerin talepleri karşılanacak, bunlar dışındaki personele ücretsiz izin verilmeyecek. Daha önce yürürlüğe konulan ‘Kovid- 19 Kapsamında Kamu Çalışanlarına Yönelik Tedbirler’ konulu genelgenin uygulanmasına devam edilirken, hamile personele hamileliğinin 24’üncü haftasından 32’inci haftasına kadar izin verilmesi uygulamasına devam edilecek.

NE DE OLSA SAĞLIKÇININ HAKKI ÖDENMEZ

Yayınlanan genelge sağlık çalışanlarının tepkisini çekti. Sağlık Bakanlığının kararı sosyal medyada kısa sürede ‘Sağlık çalışanının canı yok mu’ etiketiyle gündemin ilk sırasına yerleşti. Yusuf Şahin adlı sağlık çalışanı en az alımın pandemi döneminde alındığını söyleyerek, “Atama sözü ver atama yapma, en az bütçeyi Sağlık Bakanlığı alsın, ek ödemelerini yatırma, motivasyonunu yerle bir et sonra da sağlık çalışanının tüm haklarını elinden al. Ne de olsa sağlıkçının hakkı ödenemez lafı var” diyerek tepkisini dile getirdi.

Yeni Zelanda Başbakanı Ardern pandemiyle mücadeleye destek için maaşını indirdi

Okumaya devam et

Gündem

ABD Konsolosluğundaki Cemaat davasında karar

Cemaat soruşturmaları kapsamında yargılanan ABD İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Nazmi Mete Cantürk, 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.

BOLD – İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada sanık ABD İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Nazmi Mete Cantürk ve birlikte yargılandığı ailesi hazır bulundu. Cantürk yaptığı savunmada, “Türkçe olimpiyatlarına katılmadım, Bylock kullanmadım, Zaman gazetesi için yapılan protestolara katılmadım, Fethullah Gülen ile hiçbir zaman görüşmedim, kendisiyle tanışmadım. Hakkındaki suçlamaları kabul etmiyorum, beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı. Aynı davada yargılanan Cantürk’ün eşi Sevim Cantürk ve kızı Kevser İrem Cantürk de aynı savunmayı yaparak beraatlerini istedi.

Savunmalar sonrası verilen aranın ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Sanıklar Kevser İrem ve Sevim Cantürk’ün delil yetersizliğinden beraatine karar veren mahkeme, Nazmi Mete Cantürk hakkında ise, “Bilerek ve isteyerek yardım” suçundan 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası verdi.

1 dolardan tutuklanan ABD Konsolosluk çalışanına tahliye

 

Okumaya devam et

Popular