Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Gergerlioğlu: “Cezaevleri hastalıkların yayılması için uygun!”

Adalet Bakanlığı’nın cezaevlerindeki koronavirüs tedbirlerini sorgulayan HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, konuyla ilgili soru önergesi ve kanun teklifi verdi. Cezaevlerinin hastalıkların yayılabileceği ortamlar haline geldiğini kaydetti.

BOLD – HDP Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, koronavirüsün cezaevlerini tehdit etmesi sebebiyle bir dizi girişimde bulundu.

SORU ÖNERGESİ, TOPLANTI TALEPLİ DİLEKÇE, KANUN TEKLİFİ

Adalet Bakanına Soru Önergesi, Hükümlü ve Tutuklu Hakları Komisyonuna acil toplantı talepli dilekçe ve TBMM Başkanlığına Hasta Mahpuslar ve Hamile/yeni doğum yapmış annelerin infazlarının derhal 1 yıl ertelenmesi için kanun teklifi verdi.

YETERSİZLİKLER KOMİSYON RAPORLARINA YANSIDI

Gergerlioğlu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun Elazığ, Diyarbakır, Bakırköy ve Silivri Cezaevleri’ne yaptığı ziyaretlerde sağlık şartlarındaki yetersizliklerin raporlarla tespit edildiğini belirterek şunları ifade etti:

8 KİŞİLİK KOĞUŞLARDA 30-40 KİŞİ KALINIYOR

“Cezaevleri bırakın virüsle mücadeleyi mevcut bir hastalık varsa daha hızlı yayılması için uygun ortamlar haline dönüşmüştür. Bugün cezaevleri 8 kişilik koğuşlarda 30 ila 40 kişinin kalmak zorunda olduğu sağlıksız alanlardır.”

Söz konusu raporlara yansıyan ilgili cezaevlerinin sağlık açısından durumu şu şekilde:

HEKİMLE DÖNÜŞÜMLÜ GELİYOR TEDAVİ 4-5 AY BEKLENİYOR

Elazığ Ceza İnfaz Kurumları: “Revire haftada bir ancak çıkılabildiği, bazı dönemlerde revire çıkmanın daha uzun süreleri bulabildiği, hastaneye yapılan sevklerin ayları bulabildiği, sağlık hizmetinden hızlı ve yeterli şekilde faydanılmadığı, kronik rahatsızlığı bulunanların hastane sevklerinin düzenli aralıklarla yapılmadığı, diş doktoruna dahi gidilemediği, diş hekimlerinin dönüşümlü gelmesinden dolayı diş tedavisi için 4-5 ay kadar beklendiği…”

DIŞ HASTANE SEVKLERİ BİRKAÇ AYI BULABİLİYOR

Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumları: “Sağlık konusunda ciddi sorunlar yaşandığı, yeteri katar sağlık personelinin bulunmaması nedeniyle gerek revire çıkışların gerek dış hastane sevklerinin çoğunlukla ihtiyaç duyulan zamanlarda gerçekleştirilemediği, özellikle dış hastane sevklerinin kimi durumlarda birkaç ayı bulabildiği…”

KRONİK HASTALARIN TEDAVİSİ DÜZENLİ YAPILMIYOR

Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumları: “Hastaneye sevklerde sorunlar yaşandığı, hastane sevklerinin bazı durumlarda 3 ila 4 ayı bulabildiği, revire çıkmada problemlerin olduğu, muayene ve tedavilerin kelepçeli yapılmasının rahatsızlık verici olduğu ve insan onuru ile bağdaşmadığı, kronik hastalığı bulunanların tedavilerinin düzenli olarak yapılmadığı…”

PERSONEL AZLIĞI CİDDİ SORUNLARA YOL AÇIYOR

Silivri Ceza İnfaz Kurumları: “Başta diş muayenesi ve tedavileri sağlık konusunda ciddi sorunların yaşandığı, kurum revirine ve kampüs içinde bulunan Devlet Hastanesine gidişte dış hastanelere sevke göre nispeten daha az sıkıntı yaşanmakla sorunlar yaşandığı, özellikle dış hastanelere sevk gerektiği durumlarda sevke nezaret edecek personel (jandarma personeli) sayısındaki belirgin azalmanın da etkisiyle ciddi sorunlar yaşandığı,

KELEPÇE UYGULAMASI KAMPÜS İÇİNDE DAHİ YAPILIYOR

Hastane sevklerinde çift kelepçe (zincir) uygulamasının yapıldığı hatta bu uygulamanın kampüs içerisinde yer alan hastaneye götürülürken dahi uygulandığı, kampüs içinde bu uygulamanın yapılmasının izah edilebilir bir tarafının olmadığı, bu uygulamaya tepki olarak sevkin reddedilmesi nedeniyle ciddi sağlık sorunlarının yaşandığı ve bu sorunun ivedilikle çözüme kavuşturulması gerektiği…”

BAKAN GÜL’ÜN CEVAPLAMASI İSTEMLİ SORULAR DA AYNI KONUDA

HDP’li vekilin Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e yönelik soruları ise şöyle:

1. Herhangi bir cezaevinde koronavirüs vakasına rastlanılmış mıdır? Böyle bir vaka yaşanmışsa hangi cezaevlerinde yaşanmıştır, hastaların son durumu nasıldır?

2. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun alt komisyonu olan Hükümlü ve Tutuklu Alt Komisyonunun raporları göz önüne alındığında cezaevlerinde yaşanacak herhangi bir salgınla mücadele edilebilecek bir cezaevi sağlık sistemi var mıdır?

3. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun alt komisyonu olan Hükümlü ve Tutuklu Alt Komisyonunun raporlarında belirtilen bazı durumlarda hastane sevklerinin 3-4 ayı bulabildiği ifadesi doğrultusunda kuluçka süresi 14 gün olan bir virüs salgını ile nasıl mücadele edilecektir?

4. Bazı semptomlarının nezle ve griple karıştırıldığı göz önüne alındığında koronavirüsle etkin mücadelede cezaevlerinde hangi önlemler alınmıştır?

5. Mahpusların ifadelerinde belirttiği üzere cezaevi revirine bile gitmek haftalar alırken virüs tahlilleri nerede ve nasıl yapılacaktır?

6. Kelepçeli muayene uygulaması devam etmekte midir? Eğer bu uygulama devam ederse kelepçeli muayene sebebiyle haklı olarak bu uygulamayı reddeden mahpusların ve koğuşlarındaki diğer mahpusların sağlığı nasıl korunacaktır?

7. Doğru ve tarafsız bir bilgiye erişim için TBMM Hükümlü ve Tutuklu Alt Komisyonu cezaevlerindeki sürecin koordinasyonuna dahil edilecek midir?

8. Ağır hasta mahpuslar ve hamile/yeni doğum yapmış anneler cezaevinde kalmaya devam edecek midir? Bu yurttaşların tahliyesi için yapılan çalışmalar var mıdır?

9. Cezaevlerinden tarafımıza ulaşan en büyük şikayetlerden biri de yemeklerin kalitesizliğidir. Bu bağlamda cezaevindeki yemekler mahpusların bağışıklık sistemlerini güçlendirmesi için tekrar düzenlenecek midir?

10. Adliyedeki devlet görevlileri, avukatlar ve yurttaşların sağlığı ve mahkemeye çıkamamak suretiyle mağduriyet yaşamaması için hangi önlemler alınacaktır.

11. Mevcut salgın tehdidi de göz önüne alındığında hükumetinizin sürekli gündemde tuttuğu kapsamı genişletilmiş ‘Yargı Affı’ TBMM gündemine gelecek midir?

Koronavirüs toplantısından ‘yurt dışındaki Türkler’le ilgili kararlar çıktı

Gündem

Yıldız Gül’ü katlettiler: Boğazı kesildi sürünerek yardım istedi

İstanbul Esenler’de ağaçlık alanda boğazından bıçaklanan 38 yaşındaki Yıldız Gül, sürünerek yardım istedi. Çevredekilerin yardımıyla hastaneye kaldırılan kadın kurtarılamadı.

BOLD – Olay, Esenler Mahmutbey Yolu, Sultangazi istikametinde dün akşam saat 20.00 sıralarında meydana geldi. Yol kenarındaki ağaçlık alanda bıçaklanan 38 yaşındaki Yıldız Gül ağır yaralandı. Yaralı kadın sürünerek yola kadar ulaştı. Kadını gören sürücüler yardım için durdu. Olay yerine ambulans ve polis çağrıldı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri boğazından bıçaklanan kadına ilk müdahaleyi yaparak hastaneye kaldırdı. Yıldız Gül, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Olay yerine gelen polis ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemi alarak inceleme yaptı. Polis ekipleri saatlerce hem yeşillik alanda hem de yol kenarında detaylı çalışma yaptı. Polis, çevredekilerden bilgi alırken, güvenlik kameralarını da inceleme altına aldığı öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma çok yönlü sürdürülüyor.

Okumaya devam et

Gündem

Ankesörden sonra şimdi de sabit telefon: 47 eski askeri öğrenci hakkında gözaltı kararı

15 Temmuz bahanesiyle eski askeri öğrencilere yönelik oluşturulan mağduriyetlerin ardı arkası kesilmiyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 47 eski askeri öğrenci hakkında gözaltı kararı verildi. Savcılık, kontörlü sabit telefon üzerinden yapılan görüşmeleri dosyaya delil diye koydu.  

BOLD – Hizmet hareketine yönelik 15 Temmuz bahanesiyle yapılan operasyonlar sürüyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, hizmet hareketi mensubu iddiasıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na yönelik başlatılan soruşturma kapsamında, 47 eski askeri öğrenci hakkında gözaltı kararı verildi.

SORUŞTURMA NEDENİ KONTÖRLÜ SABİT TELEFON İLE GÖRÜŞMEK

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, Terör Suçları Soruşturma Bürosunca, Kara Kuvvetleri Komutanlığı mahrem hizmetler yapılanmasıyla irtibatı olduğu anlaşıldığı ve kontörlü sabit telefon üzerinden sivil imamlarıyla iletişim sağladıkları öne sürülen şüpheliler hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi. Açıklamada, daha önce ilişiği kesilmiş 47 askeri öğrenci hakkında Ankara merkezli 17 ilde gözaltı kararı verildiği bildirildi. Şüphelilerin yakalanmasına yönelik işlemlere Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince devam ediliyor.

THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı ayda 17 maaş alıyor

Okumaya devam et

Gündem

Türkiye’nin davası: Biber gazıyla öldürülen Metin Öğretmen’in davası 10 yıl sonra başlıyor

Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı sırasında Artvin Hopa’ya yaptığı ziyaret öncesi protesto eylemlerinde polisin sıktığı biber gazı nedeniyle hayata veda eden öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümüne ilişkin dava, 10 yıl sonra başlıyor. Oğul Lokumcu, “Bu dava Hopa’nın ve Türkiye’nin davası” diyor.

BOLD – Artvin Hopa’da 31 Mayıs 2011’de dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’a yönelik protestoyu engellemek için polisin sıktığı biber gazı eğitimci Metin Lokumcu’nun ölümüne neden oldu. Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre Lokumcu’nun oğlu Ulaş Lokumcu, babasının en büyük hayalinin insanca yaşam olduğunu söyledi. Lokumcu, “Bu dava Hopa’nın ve Türkiye’nin davası. Artık biber gazından insanlar ölmesin. Davayı kazanırsak biber gazının bir silah olduğunu gösterebiliriz ve belki içeriğini değiştirebiliriz” dedi. Lokumcu, babasının ölümünün ardından Lokumcu soyadının Rize’de fişlendiğini de söyledi. Dava güvenlik gerekçesiyle Hopa’dan Trabzon’a kaçırılmıştı. Ulaş Lokumcu, Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek davaya katılım çağrısında bulundu.

KAMU GÜVENLİĞİ BAHANESİ

Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın 31 Mayıs 2011 günü Hopa’da yapacağı miting öncesi HES’lere karşı eylem yapan gruba çok sert müdahale edilmiş, olaylar sırasında polisin sıktığı biber gazı nedeniyle fenalaşan Metin Lokumcu yaşamını yitirmişti. Dönemin Artvin İl Emniyet Müdürü Muhsin Armağan ve Hopa İlçe Emniyet Müdürü’nün de aralarında bulunduğu 13 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşması, 24 Aralık 2020 tarihinde Hopa’da görülecekti. Ancak duruşmaya saatler kala, dava “kamu güvenliği” gerekçesiyle Trabzon Asliye Ceza Mahkemesine taşındı.

BİBER GAZI KİMYASAL BİR SİLAH

Yarınki duruşma öncesi konuşan Ulaş Lokumcu, “2020’ye kadar resmen dava yok sayıldı. Sanki araştırma yapılmamış, herhangi bir bulgu bulunmamış gibi.. Hukuki mücadelemiz 10 yıldır devam ediyor. 10 yıl sonra ilk duruşmanın görülecek olması buruk bir sevinç yarattı. Amacımız, biber gazının bir kimyasal silah olduğu ve insanları öldürebileceğini ispatlamak. Elimizde bilimsel kanıt da var” dedi. Davanın Türkiye’de emsal olmasını istediklerini anlatan Lokumcu, “Destek olmak isteyen herkesi oraya bekliyoruz. Emri verenlerin daha yukarıda olduğunu biliyoruz. Onların da yargılanmasını istiyoruz. Babam emekli bir öğretmendi. Geleceğe güzel nesiller yetiştirmek istiyordu. Duyarlı insanlar yetiştirmek istiyordu. Hayali bu topraklarda insanca yaşamdı” diye konuştu.

BUNLAR İLK RAPORLAR

Dava avukatlarından Meriç Eyüboğlu, Türk Tabipleri Birliği ve Adli Tıp Genel Kurulu’nun 2012 tarihli raporlarıyla Lokumcu’nun ölümü ile kullanılan kimyasal gazlar arasında somut bir ilişki tespit edildiğini anımsattı. Eyüp-oğlu, “Bunlar aynı zamanda, gaz kullanımına, bu gazların öldürücülüğüne ilişkin ilk raporlar. Toplumsal olaylarda kimyasal gaz kullanımının yasaklanmasına ilişkin özellikle Gezi’den sonra yükselen talepler zamanla azalmıştı. Metin Lokumcu davası, bu talebin yeniden gündeme getirmesi açısından önemli” dedi. Davanın Trabzon’a taşınmasını değerlendiren Eyüboğlu, “Bu bir devlet geleneği. Bu davaya Hopalıların sahip çıkması, toplum tarafından sahiplenilmesi engellenmek isteniyor. Ayrıca cezasızlıkla sonuçlanacak bir süreci başlatmış oluyorlar. Ama Fizan’da da olsa bu davaya giderdik. Görev savma kabilinden bir iddianameyle karşı karşıyayız. Görev savma kabilinden bir yargılama olmaması için her türlü hukuki hazırlığı yaptık” diye konuştu.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0