Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Artık dayanamıyorum anne!

Yoğun bakım çalışanı Pervin Kaçar, intihar eğiliminde olan tutuklu kızı Yasemin Aladağ’ın yaşadığı acıları gözyaşları içinde anlattı…

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Cezaevinde intihar eğiliminde olan birçok kadın bulunuyor. Özellikle çocuklarından, ailelerinden hukuksuz bir şekilde ayrılan annelerin hapiste psikolojisi bozuldu. 10 aydır Kütahya Cezaevinde tutuklu olan Yasemin Aladağ, son görüşte annesi Pervin Kaçar’a “Beynimin bir tarafında hep bir ses var. At kendini aşağı, at kendini aşağı, öl kurtul, artık dayanamıyorum anne” dedi.

Bursa’da özel bir hastanenin yoğun bakım servisinde hasta bakıcı olarak görev yapan Pervin Kaçar, kızı ve damadı tutuklanınca işi gücü bırakmak zorunda kalmış bir sağlık emekçisi. 27 aydır Torunu Yavuz Mahir’e (3) bakıyor. Hapisteki kızına ve damadına yetişmeye çalışıyor.

Anne, kız, torun, bütün aile psikolojik destek alıyorlar. Göründüğü psikiyatr Yasemin Aladağ’ın ilacının dozunu artırmış. Oğlu Yavuz Mahir’in sağlığı da annesinden farklı değil. Annesinden ayrıldığı ilk günlerde konuşmayı bırakan ve kimsenin kendisine dokunmasını istemeyen Yavuz Mahir, her gün anne babasının fotoğrafını eline alıp öpüyor. Görüşlerde ise halini görenler gözyaşlarını tutamıyor.

Tek çocuk sahibi olan Pervin Kaçar (47), son görüşte yaşadıklarını gözyaşlarıyla Bold Medya’ya anlattı:

Pervin Kaçar, Yasemin Aladağ, babası ve eşi Kadir Aladağ ile birlikte Kütahya Cezaevinde bir görüş gününde. Pervin Kaçar, son görüşte korona salgını nedeniyle ateşlerinin ölçüldüğünü söyledi, gardiyanların da maske taktığını belirtti.

DEMİR KAPILARA VURUYOR

“Yeni evlenmişlerdi. Yavuz Mahir dünyaya geldi. 15 aylıkken baba alındı. Düşünün evlilikleri ne kadar sürdü. Görüşe gittiğimizde bir koğuş var. Orada toplanıyoruz. Anneyi babayı bekliyoruz. Orası da basık bir yer. Cam yok. Çocuk orayı hiç istemiyor. Demir kapılara vuruyor, kendini yerlere atıyor. Buraya girmeyeceğim diye ağlıyor. Üst kata gidelim diyor.

Önce annesini getirdiler. Onu görür görmez sustu, göğsüne sindi. Anne anne diye ağlarken uyuyakaldı. Bizim arkamızdaki insanlar Yavuz Mahir’in o halini görüp çok ağladılar. Yaşlı amcalar ağladı. Sonra babası geldi. Babasını, Yavuz Mahir 15 aylıkken aldılar. Annesini 2,5 yaşındayken. Aklı eriyordu. Anne alınmadan konuşmalara başlamıştı.

O GÜNDEN BERİ YAŞAMIYORUM, BENİ ÖLDÜRDÜLER

Kızımı içeri aldıkları günden itibaren ben yaşıyor muyum, hayır (ağlıyor). Beni öldürdüler. Benim tek çocuğum vardı biliyor musunuz, başka yok. Çok özür dilerim. Sonra Yavuz Mahir konuşmamaya başladı. Kimseyi kendine dokundurmadı. Biri dokunsa feryat figan ediyordu. O 3,5 ayı size anlatamam. Bu çocukların ne günahı var. Hayatımı zindana çevirdiler. Hem maddi hem manevi yönden yıktılar. Dosyasını görseniz elle avuçla tutulur hiçbir şey yok. Bu vebali nasıl ödeyecekler bilmiyorum.

ANNESİNİN ÖPMEDİĞİ YERİ KALMADI

Bir önceki ay açık görüşe gittiğimizde annesinin öpmediğimiz yeri kalmadı. Düşünebiliyor musunuz? Anne baba var, hayattalar ama çocuklar yetim ve öksüz muamelesine maruz kaldılar. Sinekten, tavuktan korkan kızımı terörist yaptılar. Önce eşini tutukladılar. İşimi gücümü bıraktım. 17 ay onunla yaşadım. Bursa’da özel bir hastanede yoğun bakımda hasta bakıcı olarak çalışıyordum.

KAPIDA 7 POLİS BEKLİYORDU

Onlar karı-koca Kütahya’da okudular üniversiteyi. Orada evlendiler. Eşi girdikten 17 ay sonra kızım gözaltına alındı. Çarşıya gitmiştik o gün. Faturalar vardı, yatıralım diye. O gün öyle durgundu ki… Eşimin nefesini ensemde hissettim anne, dedi. Yüreğimden bir şeyler koptu dedi. O kadar değişik bir ruh hali. Eve geldik. Apartmana girdik. Asansöre bastık, kapının önünde 7 polis bizi bekliyor. Öyle kaldım kitlendim. Kızımla yüz yüze bakıştık, o gün geldi herhalde dedik.

“OĞLUMU ÖPERSEM, ONDAN AYRILAMAM”

Onun kapıdan çıkışını unutamam. Yasemin, Yavuz Mahir’in öpecek misin dedim. Öpersem anne dayanamam, sakın bana yaklaştırma dedi. Gidiş o gidiş. 10 ay oldu. Nisanda 29 yaşına girecek kızım. Torunum bana düşkün bir çocuktu, annesini görünce beni itiyor artık. Ne yaparsam yapayım annesinin yerini dolduramıyorum.

PSİKİYATRİSTE GİDİYOR, İLAÇ KULLANIYOR

Aklım gece gündüz hep çocuğumla. Yedi mi, içti mi, şu an orada ne yapıyor. Psikiyatriste gidiyor. İlaç kullanıyor. Doktor dozunu atırdı. Dünkü görüşte nasıl oldun diye sordum. ‘Beynimin bir tarafında hep bir ses var. At kendini aşağı, at kendini aşağı, öl kurtul, diyor. Bunu yapmayacağım belki ama bir ses hep beni teşvik ediyor’ dedi. Doktor bunlar çok normal, hayatın alt üst olmuş demiş.

Kızım çok sessiz sakindir. Kendi kabuğuna çekilir, derdini anlatmayan bir yapıya sahip. Herkesin içinde oturup ağlamaz. Sıkıntılı bir dönemde de ağlamaz. Böyle bir şey yapar mı bilmiyorum, o anki ruh hali nasıl olur, nasıl davranır… Korkuları, kaygılar var. Yavuz Mahir bir daha bana anne diyecek mi diye düşünüyor, üzülüyor.

‘Gözaltında kaldığım gece isim vereceksin diye beni öyle bir mengeneye aldılar ki, o günü asla unutmam’ dedi. O günden beri ilaç kullanıyor. Hakim de isim ver demiş. Kızım ben kimseye iftira atamam, kimsenin gözyaşları üzerine mutluluğumu kuramam anne, ben terörist değilim, dedi. Hakim firarisin demiş. Oysa evdeydik, çocuğu doktora bile götürüyordu.

KOĞUŞTA OĞLUNUN BİBERONUNU KOKLUYOR

Mahir’i de psikoloğa götürdüm. Doktor çocuğun hayatı allak bullak olmuş, dedi. Ne yapacağımı, nasıl davranacağımı da şaşırdım. Görüşlerde anneyi gördükten sonra yemek yememeye başladı. 3 yaşından sonra farklı etkileri ortaya çıkıyor yaşadığı travmanın. O da öfkesini, kırgınlığını, kızgınlığını o şekilde ifade ediyor.

Oğlunu bir iki gün yanına aldı. Demir kapıların gürültüsünden korkuyor, durmuyor. O yüzden geri aldım. Ama bu sefer Yasemin çok zorlanıyor, dayanamıyor. Orada oğlunun biberonunu koklayıp duruyor. İyi bir evliliği vardı kızımın. Öyle bir ortamdan çıkıp bu sıkıntıları yaşadılar.

ONU OKUTMAK İÇİN 7/24 NÖBET TUTTUM

Yavuz Mahir ilk günlerde her yerde annesini aradı. Bu sabah resimlerine bakıyor, sonra onları öpüyor. Benim de canım yanıyor. Yaşadığımız şey basit değil. Kolumu kanadımı kırdılar. Ben onu ne zorluklarla okuttum. Çok başarılı bir çocuktu. Hastanede 7/24 nöbet yaptım, ona harçlık göndereyim diye. Yatak yüzü görmedim. Ayakları üstünde dursun, okusun dedim. Ziyan etmedim ben onu ama ziyan ettiler çocuğumu.”

Yavuz Mahir, her sabah olduğu gibi bu sabah da anne babasının fotoğrafını eline alıp öpüyor.

ANNE-BABA AYNI CEZAEVİNDE

Özel bir yurtta idarecilik yaptıkları için Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Yasemin – Kadir Aladağ çiftinin dosyaları Yargıtay tarafından onaylandı. Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesi anneye 7 yıl 6 ay, babaya 8 yıl 9 ay hapis cezası verdi. Dumlupınar Üniversitesi Kamu Yönetiminden mezun olan Yasemin Aladağ, cezaevinde Açıköğretim’de Sosyoloji, eşi ise Gastroloji okuyor. En son sınavda karı-koca ilk 10’a girdiler.

Yasemin-Kadir Aladağ çifti, Kütahya Cezaevinde tutuklu.

Yavuz Mahir annesiyle birlikte, tutuklanmadan önce.

Dört tıp öğrencisi iki aydır Elazığ’da tutuklu: Terörist damgası vurdular

BOLD ÖZEL

5 yaşındaki Sami’nin anneannesi feryat etti: “Elazığ Cezaevinde korona çıktı, torunuma bir şey olursa hesabını kim verecek?”

5 yaşındaki Sami Karakoç, korona vaka sayısının çok yüksek olduğu Elazığ Cezaevinden 7 aydır çıkamıyor. Üç senedir 3 torununa bakan anneanne Safiye Öner, aynı cezaevinde tutuklu olan kızı, damadı ve torunu için yetkililerden yardım istedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Cezaevlerindeki korona vakaları her geçen gün aileleri daha çok endişelendiriyor. Özellikle Elazığ Cezaevinde son zamanlarda çok fazla tutuklunun testi pozitif çıktı. Komple karantinaya alınan koğuşlar var. Üç yıldır Elazığ Cezaevinde bulunan astım hastası Mustafa Karakoç’un (40) kaldığı 23 kişilik B4 koğuşundaki herkesin korona olduğu ve testleri pozitif çıkan 3 mahpusun B5 koğuşuna alındığı iddia ediliyor. Aynı cezaevinde annesiyle birlikte kalan Sami’nin durumu ise Karakoç ailesini daha da panikletmiş durumda. Dışarı çıksa ayrı, kalsa ayrı dert.

HAPİSTE MAHSUR KALDI

Üç çocuk sahibi Nermin-Mustafa Karakoç çifti, 1 Şubat 2018’de tutuklanıp Elazığ Cezaevine gönderildi. Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Karakoç çifti 10’ar yıl hapis cezasına çarptırıldı. Nermin Karakoç’un (37) dosyası Yargıtay tarafından onaylandı. Mustafa Karakoç’un cezasını ise İstinaf Mahkemesi bozdu. 16 Ekim 2020’de tekrar mahkemeye çıkacak. Marmara Üniversitesi moda tasarım mezunu olan Nermin Karakoç en son Kayseri’de yurt müdiresi olarak görev yaptığı için, edebiyat öğretmeni eşi Mustafa Karakoç ise dershanelerde görev çalıştığı için örgüt üyesi olmakla itham ediliyor. Nermin Karakoç, cezaevinde de Açıköğretim Fakültesi ilahiyat bölümünü bitirdi.

Annesi hapse girdiğinde 3 yaşında olan en küçük oğulları Sami, 7 ay öncesine kadar dönüşümlü olarak cezaevine girip çıkıyordu. 15 gün annesinin, 15 gün anneannesinin yanında kalıyordu. 7 aydır ise, Türkiye’de Mart 2020’de başlayan korona salgını nedeniyle hapiste mahsur kaldı.

“ANNEANNE BENİ BURADAN KURTAR”

Annesi ve dedesi defalarca dilekçe yazıp Sami’yi dışarı çıkartmak istediklerini söyleseler de taleplerine bugüne kadar olumlu cevap verilmedi. ‘Genelge gelmedi’ denilerek geçiştirildi. Her telefon görüşünde Sami’nin “Anneanne beni kurtar buradan” diye feryat ettiğini ifade eden 65 yaşındaki Safiye Öner, torununun ve astım hastası damadının başına bir şey gelirse bunun hesabını kim verecek diye soruyor.

İki arada bir derede kaldığını da ifade eden Öner, “Yanıma alsam çocuk burada dışarı çıkmak istiyor. Damadım sen evde onu zaptedemezsin diyor. Dışarıda salgın var. Ben çıkamıyorum. Cezaevinde kalsa orası da tehlikeli. Ne yapacağımızı şaşırdık.” dedi.

Anne ve babasıyla aynı cezaevinde kalan Sami, Kasım 2020’de 6 yaşına girecek. Cezaevlerinde Karakoç ailesi gibi tutuklu olan birçok çekirdek aile var.

“BİRÇOK DEFA HASTANEYE GÖTÜRÜLDÜ”

Damadının sağlık durumunu 21 Eylül 2020 Pazartesi günü öğrendiğini söyleyen Safiye Öner, “Pazartesi günü kızımın telefon günüydü. Aradı konuştuk. Mustafa’nın koğuşu korona olmuş, dedi. Damadımla ben görüşmüyorum, karı-koca aynı yerde oldukları için onlar iç görüş yapıyorlar. O gün aynı zamanda damadımın kapalı görüşü vardı. Torunlarımı götürdüm. Sami’nin dışında 13 ve 11 yaşında iki torunum daha var. Dışarıda torunları beklerken o esnada kızım aradı. Damadım grip olmuş, ayrıca tat ve koku alamadığını söylemiş. Bu süreçte çok kilo kaybetti. Damadıma test yapıldığına dair e-Nabız’da henüz bir belge yok ama belirtileri var. Kızımın karşı koğuşundaki bir kadında da korona çıkmış.” ifadelerini kullandı.

“HUKUKA, ADALETE YAKIŞIYOR MU?”

Kızının koğuşunda Sami gibi başka çocukların da olduğunu vurgulayan anneanne, “O çocuklar korona olursa ne olacak? Bu riski kim göze alıyor? Hukuk nerede, bu adalet nerede? Öldüğü zaman haber veriyorlar, gelin ölünüzü alın diye, olur mu öyle bir şey. Hukuka, adalete, Türkiye’ye yakışıyor mu bu? Bu böyle nereye kadar sürecek?” diye konuştu.

5 yıl önce bel fıtığından ameliyat olan ve iyileşen Mustafa Karakoç’un hapis sürecinde ağrılarının tekrar başladığı belirtiliyor ve MR için birçok defa hastaneye götürüldüğü e-Nabız sitemindeki belgelerinde görülüyor.

“ÇOK DOLUYUM, KAÇ SENEDİR CEZAEVİ KAPILARINDA NELER ÇEKTİK”

Torunlarının anne-baba hasreti çektiğini belirten Safiye Öner çok dolmuş. Kaç senedir cezaevi kapılarında torunlarıyla birlikte ağlaştıklarını söylerken kendini tutamıyor. Kızının ve damadının haksız yere tutuklandığını ifade eden Öner “Suçları ne ki bu kadar ceza verdiler? Ne yapmış benim çocuklarım? Torunlarıma ben ne kadar iyi baksam da anne-babalarını istiyorlar. Onların her ihtiyaçlarına yetişemiyorum. Dışarı çıkamıyorum, yasaklar var.” dedi.

71 yaşındaki eşinin ve kendisinin hastalıklarından da bahseden anneanne şöyle devam etti:

“Ben şeker, kalp, tansiyon hastasıyım. Beyimde böbrek yetmezliği var. Parkinson da oldu. Bu üç yıl içinde üzüntüden biz neler çektik, çektik. Çok doluyum. Torunlarım da benimle birlikte çekti. Bu zaman onların gözyaşı dökecek zamanları mıdır, kalem tutacakları yerde, anne-baba yanlarında yok.”

Annesiyle koğuşun avlusunda top oynayan Sami Karakoç, son açıklanan resmi rakamlara göre Türkiye cezaevlerinde bulunan 0-6 yaş arası 780 bebek ve çocuktan sadece biri.

Bir akademisyen 42 aydır 7 metrekarelik hücrede yaşıyor

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Enes Kanter harika oynadı, Boston Celtics seriye tutundu

Doğu Konferansı Final Serisinin 5.maçında 12 sayı geriye düşen Boston Celtics Enes Kanter’in 2.çeyrekte oyuna girmesi ve harika oyunuyla ayağa kalktı, maçıda 121-108 kazanarak seride durumu 3-2’ye getirdi.

MUHAMMET ALİ TOKSOY – BOLD ÖZEL

NBA’de Doğu Konferansında Miami Heat ile Boston Celtics arasında oynanan Final Serisinin 5.maçına Enes Kanter damga vurdu. Miami Heat’in kazanması durumunda elenecek olan Boston Celtics maça oldukça tutuk başladı. 9’da bir gibi çok düşük bir isabet yüzdesi ile üçlük atan ve ribaundlarda problem yaşayan Boston Celtics 12 sayı geriye düştü. Morallerin bozulduğu anda Koç Stevens, geçen maçta hiç süre vermediği Enes Kanter’i oyuna aldı. Maça girdikten sonra, 24 saniye içinde 4 sayı bulan yıldız oyuncumuz farkı sekize indirerek Boston’un tekrar oyuna ortak olmasını sağladı.

KOÇ STEVENS; KANTER BİZİ OYUNDA TUTTU

Pota altında oldukça etkili olan Enes Kanter’i savunmakta zorlanan Miami savunması, dış şutlara yardıma gidemeyince, Boston’un şutörleri daha rahat pozisyonlarda kullandıkları 3 sayılık atışlarında isbet yüzdelerini arttırdı. Bu dakikalarda Enes Kanter ismi Twitter’da trend topic oldu. ABD sıralamasında 3, Dünya genelinde ise 5.sıraya kadar yükseldi. Enes Kanter 10 dakika süre aldığı maçı 8 sayı, 4 ribaund ve 2 asistle tamamladı. Maç sonrasında Koç Stevens; Enes Kanter’in 2.çeyrekteki performansı bizi oyunda tuttu ve devre arasında maçı kazanmamız için bize şans verdi diyerek oyuncusuna övgüde bulundu.

NBA YAZARLARI ÖVDÜ, S SPORT SANSÜR UYGULADI

Maç sırasında ve sonrasında NBA spikerleri ve yazarları Enes Kanter’in maçı çeviren oyunculardan birisi olduğunu ifade ederek, Brad Stevens’ın Ona daha fazla süre vermesi gerektiğini yazdı. Maçın yıldızı Jayson Tatum’da basın toplantısında Enes Kanter’e övgülerde bulundu; ‘Takım arkadaşlarım bu maçta yürekten mücadelede etti ve çok çaba gösterdi. Özellikle de Enes. Ne zaman oynayacağını asla bilmez ama oyuna girdiği anda büyük bir çaba gösterir ve bize büyük bir enerji verir. Buna her zaman hazırdır.’ Maçı yayınlayan S Sport kanalı spikeri Uğur Ozan Sulak ve yorumcusu İnan Özdemir ise sansür uygulamasına devam ederek Enes Kanter’in mükemmel performansını yine görmezden geldiler.

3.çeyrekte Miami Heat’i parkeden silen Boston Celtics, bu çeyrekte tam 41 sayı buldu. 4.çeyrekte kontrollü oyununu devam ettiren Boston Celtics maçı  121-108 gibi farklı bir skorla kazanarak seriyi 3-2’ye getirdi. Boston Celtics’de Jayson Tatum 31 sayı 10 ribaund, 8 asist ile oynarken, Jaylen Brown 28 sayı ile takımına katkı yaptı. Miami Heat’in önceki maçta 37 sayı atarak rekor kıran çaylak yıldızı Tyler Herro, bu karşılaşmada 14 sayıda kaldı. Goran Dragic 23 sayı ile Miami’nin en skorer oyuncusu oldu. Serinin 6.maçı 28 Eylül Pazartesi günü saat 02:30’da (tsi) oynanacak.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Erdoğan ile ringe çıkan Boksör!

 Sosyal medya üzerinden AKP’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sert ifadelerle eleştiren Avrupa Şampiyonu Boksör Ünsal Arık, BOLD Medya’ya konuştu.  

 BOLD – Ünlü Türk Boksör Ünsal Arık, Almanya’da yayın yapan gazetelere verdiği röportajda Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’nin (DİTİB) Almanya’daki faaliyetlerini eleştirdiği için kurşunlu mektup ile tehdit edilmişti.  

Sosyal medya üzerinden AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve AKP hükümetinin faaliyetlerini de sert ifadelerle eleştirdiği gerekçesiyle AKP ve Erdoğan fanatikleri tarafından sürekli hakarete uğrayan Ünsal Arık, yaşadıklarını BOLD Medya’nın YouTube kanalında anlattı.  

Okumaya devam et

Popular