Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

“Salgından sonra ekonomik kriz gelecek”

Koronavirüs salgını sürecinde dahi hükumetin ‘biz’ ve ‘onlar’ yaklaşımını sürdürdüğünü dile getiren KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, ekonomik kriz ikazı da yaptı: “Salgın sonrası gelecek.”

BOLD – KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, hükumetin koronavirüs (Kovid-19) salgının oluşturduğu krizi toplumla ilişki açısından fırsata dönüştürebileceğini ama uygulamalara bakıldığında bunu geri çevirdiğinin anlaşıldığını kaydetti.

SALGIN SONRASI KÜRESEL EKONOMİK KRİZ VAR

Süreçte işletmelerin kapandığına ve piyasada talep daralması yaşandığına dikkat çeken Ağırdır, şu an yaşanan sağlık krizi sonrası ekonomik krizin baş göstereceğini vurguladı.

“Hepimiz şimdiden şunu anlamış durumdayız ki sağlık krizi atlatıldığı andan itibaren bu bütün dünyada ekonomik bir krize dönüşecek” dedi.

YAYILIMA DAİR HALA BİR VERİ BULUNMUYOR

Salgının yaygınlığına dair hala bir veri bulunmadığını belirtip “Söylemlerden ülkeye yayıldığını anlayabiliyoruz. Bugün akşama kadar bile 5-10 bin hanede araştırma yapılıp yayılmaya ilişkin fotoğraf elde edilebilir” ifadelerini kullandı.

İKTİDAR ‘BİZ’ VE ‘ONLAR’ AYRIMINI SÜRDÜRÜYOR

HDP’li 8 belediyeye atanan kayyımlara ve yeni yargı paketinde siyasi mahkumlara yönelik tutuma atıf yaparak “Ne yazık ki böylesine küresel bir krizle baş başa iken bile hala ‘biz’ ve ‘onlar’ ayrımının devam ettiği anlaşılıyor.

SİYASİ KİMLİK ÜZERİNDEN YÖNETMEDE ISRARCILAR

Halbuki hükumet salgını fırsat görebilir ve toplumun bütün kesimleri ile ilişki kurarak, topluma karşı ‘biz’ duygusunu güçlendiren bir politika izleyebilirdi. Ama görüyoruz ve anlıyoruz ki siyasi kimlik üzerinden ülkeyi yönetmek konusunda ısrarcılar” diye konuştu.

SERMAYEDEN YANA POZİSYON ALMA DEVAM EDİYOR

İktidarın tercihlerini toplumsal mutabakat üretme yerine siyasi anlayışı üzerinden yürüttüğünü kaydederek “Bu sadece siyasi kimlikler üzerinden değil, ekonomik kararlarda da sermayeden yana pozisyon alış devam ediyor” eleştirisini dillendirdi.

Almanya’da iyileşen hasta sayısında rekora gidiliyor

Gündem

‘Düştü’ diyerek böyle ağlamıştı! Meğer sevgilisini döverek öldürmüş

Antalya’da polise, birlikte yaşadığı sevgilisi Hatice Şimşek’in düşerek hareketsiz şekilde yerde yattığı ihbarında bulunan Gökhan Ç.’nin genç kadını öldürdüğü anlaşıldı.

BOLD- Antalya, Muratpaşa ilçesine bağlı Konuksever Mahallesi 798 Sokak’ta dün yaşanan olayda, Gökhan Ç. (31), saat 15.30 sıralarında polisi arayarak, sevgilisi Hatice Şimşek’in (30) evde hareketsiz yattığını bildirdi.

İhbar üzerine adrese gelen polis ve sağlık ekipleri, Hatice Şimşek’in yaşamını yitirdiğini belirledi. Yapılan incelemede vücudunda morluklar olduğu tespit edilen Şimşek’in cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Antalya Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

BALKONDA GÖZYAŞI DÖKTÜ

Polislerin incelemesi sürerken, Gökhan Ç., sevgilisiyle birlikte yaşadığı evin balkonunda gözyaşı dökerken objektiflere yansımıştı. İfade vermek için karakola giden Gökhan Ç. ilk ifadesinde “Alkollüydük, düştü” dedi.

SORGUDA İTİRAF ETTİ

Çeşitli suçlardan 11 kaydı olduğu ortaya çıkan Gökhan Ç. çelişkili ifadesinin ardından sorguya alındı. Şüpheli olarak sorgulanan Gökhan Ç.’nin “Alkollüydük. Gece kavga ettik, dövdüm. Uyandığımda hareketsiz yattığını ve öldüğünü fark ettim. Bir yakınımı aradım. Ondan sonra da polisi aradım” dediği ortaya çıktı.

ŞİKAYETÇİ OLMAYINCA POLİSLER GERİ GİTTİ

Apartman sakinleri gece boyunca kavga eden çift için polis çağırdıklarını fakat Hatice Şimşek’in şikayetçi olmaması üzerine işlem yapmadan ayrıldıklarını söyledi.

Şüpheli Gökhan Ç.’nin polis merkezindeki işlemlerinin ardından savcılığa sevk edilmesi bekleniyor.

 

Ben 2 çocuk annesi Seyhan Önem öldürülmekten korktuğum için 1 aydır evden çıkamıyorum

Okumaya devam et

Gündem

Cezaevleri için harcanan para 6 bakanlığın bütçesinden daha fazla

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, 2019 yılında cezaevleri için 6 milyar 993 milyon 138 bin lira ayrıldığını açıkladı.

BOLD – CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’de cezaevleri için harcanan paranın Meclis, Anayasa Mahkemesi ve 6 bakanlığın bütçesinden daha fazla olduğunu söyledi. Tanrıkulu, “Sorduğum soru önergesine Adalet Bakanlığı cevap verdi. Cezaevlerine harcanan para 7 milyardan fazla. 6 bakanlığın bütçesinden çok daha fazla para cezaevlerine harcanıyor şu anda. Bu da bir devletin Türkiye’yi nasıl cezaevine dönüştürdüğünü, hukuktan, demokrasiden uzaklaştırdığının başka bir kanıtı.” dedi.

TBMM, AYM VE YARGITAY’IN BÜTÇELERİ

Cezaevleri için 2019 yılında ayrılan para birçok kuruma ayrılan bütçeyi geçti. 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı’na 2 milyar 818 milyon 899 bin lira, TBMM’ye 1 milyar 748 milyon 982 bin lira, Anayasa Mahkemesi’ne 69 milyon 959 bin lira, Yargıtay’a 595 milyon 593 bin lira, Sayıştay’a 367 milyon 378 bin lira, Milli İstihbarat Teşkilatı’na 2 milyar 157 milyon 761 bin lira bütçe ayrıldı.

Ayrıca cezaevlerinin bütçesi 6 bakanlığı da aştı. Dışişleri Bakanlığı’nın 4 milyar 635 bin 760 lira, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın 2 milyar 44 milyon 280 bin lira, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 4 milyar 168 milyon 578 bin lira, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2 milyar 544 milyon 238 bin lira, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2 milyar 573 milyon 286 bin lira, Ticaret Bakanlığı’nın 5 milyar 689 milyon 948 bin lira bütçe verildi.

“ADLİYELERDE ADALET DEĞİL, RÜŞVET VE YOLSUZLUK KOKULARI”

Diyarbakır’da meydana gelen bir nitelikli dolandırıcılık olayını takip ettiğini söyleyen Tanrıkulu, adliyelerde rüşvet ve yolsuzluk kokuları geldiğini de ifade etti. Dosyada gizlilik kararı olduğunu belirten Tanrıkulu, “Birçok kamu görevlisinin parasının bir kuyumcuda battığı bilgisi var. Adliye mensuplarının para yatırdığı konusunda bilgi var. Hep şunu ifade etmiştim. Bir adliye mensubu, bir savcı, bir hakim, nasıl olur da parasını kayıt dışı bir biçimde bir kuyumcuya verir ve buradan bir gelir elde etmeye çalışır. Eğer bu bir kara para değilse… Rüşvet, görevi kötüye kullanmadan elde edilen bir para değilse neden kayıt dışı olarak tutulur?” dedi.

Adalet Bakanlığı’na seslenen Tanrıkulu, kamuoyuna bilgilendirme yapmak zorunda olduğunu hatırlattı:

“Bununla ilgili olarak kamuoyunu aydınlatıcı bir bilgilendirme yapmak durumundasınız. Çünkü insanların özellikle iş adamlarının yersiz iddialarla gözaltına alındığını, daha sonra da rüşvet veya diğer vaatlerle serbest bırakıldıklarını Diyarbakır’daki bütün iş adamları biliyor. Böyle berbat bir durumla karşı karşıyayız. Adliyelerinizde adalet değil, rüşvet ve yolsuzluk kokusu geliyor.”

Mustafa Varank ‘yerli ve milli elektronik kelepçe’yi gururla tanıttı

Okumaya devam et

Gündem

Ensar Vakfı da İstanbul Sözleşmesine karşı

Ensar Vakfı, İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen, kadına karşı her türlü şiddetin önlenmesi amacıyla imzalanan, Avrupa Konseyi Sözleşmesine bazı maddelerinden dolayı karşı olduğunu açıkladı.

BOLD- Kurucuları arasında AKP’li üst düzey isimlerin de bulunduğu, kamuoyunun taciz skandalıyla tanıdığı, Ensar Vakfı da İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen, kadına karşı her türlü şiddetin önlenmesi amacıyla imzalanan, Avrupa Konseyi Sözleşmesinin bazı maddelerine karşı olduğunu açıkladı.

BİRLİKTE YAŞAMA ‘AİLE’ KABUL EDİLEMEZ

İstanbul Sözleşmesinin 3. maddesinde yer alan, aile kavramının içine birlikte yaşayan bireylerin de dahil edilmesinden rahatsız olduklarını açıklayan vakıf yönetimi, ”Binlerce yıla dayanan Anadolu kültürüyle yoğrulmuş bu topraklarda ’aile’ olmanın temelinde evlilik bulunmaktadır. Evliliğe dayanmayan aile kavramının kabul edilmesi mümkün değildir.

İSLAM’DA SÖZ KONUSU OLAMAZ

Vakıf, sözleşmenin 4. maddesinde geçen ’cinsel yönelim’ ifadelerine de karşı olduklarını şu sözlerle açıkladı, ”Şiddete karşı hazırlanmış bir sözleşmede bireyi tanımlayacak en iyi ifade ’insan’ olmalıydı. Toplumun tepki gösterdiği, dinimiz tarafından yasaklanmış tercihlere zımnen müsamaha gösterilecek bir oluşum içerisinde olamayız. İstanbul Sözleşmesi’ni tek cümleyle özetlemek gerekirse: Bir taraftan kadına karşı şiddetin engellenmesi istenirken, diğer taraftan kadın ve erkek dışındaki cinsel yönelimlere bir uluslararası sözleşmede atıfta bulunulmuştur. Bilinmelidir ki kadına yönelik her türlü şiddet kırmızı çizgimizdir. İnsanların birbirlerine Allah’ın emaneti olarak değerlendirildiği yüce dinimiz İslam’a göre aksi bir düşünce içerisinde olmamız da söz konusu olamaz.”

TOPLUMSAL FAYDA SAĞLAMIYOR

Sözleşmenin toplumsal bir fayda sağlamayacağına inanıldığını belirtildiği açıklamanın devamında, ”İstanbul Sözleşmesine karşıtlık üzerinden kadına şiddet meselesinin de gözardı edilmemesi gerektiğinin farkındayız. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek toplumsal sorunu çözecek, kendi iç dinamiklerimize dayalı, milli ve manevi değerlerimizin yoğurduğu aile kavramını her zeminde kutsayacak ve koruyacak, kadına yönelik şiddeti önleyecek yeni çalışmalar yapılmalıdır. Bu konuda atılacak adımları destekleyeceğimizi, toplumun değer yargılarını göz önünde bulunduracak ve onların taleplerinin değerlendirecek düzenlemelerin yanında olacağımızı ifade etmek isteriz” ifadeleri kullanıldı.

2016 yılında, Karaman’daki AKP’li üst düzey isimlerin kurucuları arasında yer aldığı, Ensar Vakfına ait evlere giden erkek öğrencilerin şikayeti üzerine, yıllar içerisinde 45 erkek öğrencinin tacize uğradığı ortaya çıkmıştı.

Ben 2 çocuk annesi Seyhan Önem öldürülmekten korktuğum için 1 aydır evden çıkamıyorum

Okumaya devam et

Popular