Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

“Elçi cinayetini perdeleme girişimi için hazırlanan iddianame iade edilmeli”

Diyarbakır Barosu, Tahir Elçi cinayeti iddianamesinin mahkeme tarafından iade edilmesini istedi. Baro, 2 polisin soruşturmasının iddianameye eklenmesini, “Elçi cinayetini perdeleme girişimi” olarak yorumladı.

BOLD – Diyarbakır Barosu, Tahir Elçi cinayetine ilişkin 3’ü polis 4 şüpheli hakkında hazırlanan iddianameye tepki gösterdi. Baro yaptığı yazılı açıklamada, Elçi cinayetinin yaşandığı gün yaşamını yitiren 2 polis hakkında soruşturmalar ayrı yürütülürken aynı iddianamede birleştirilmesinin Elçi cinayetini perdeleme girişimi olduğunu belirtti.

Diyarbakır Barosu’nun iddianameye dair açıklaması şu şekilde:

KAYITSIZ VE GÖNÜLSÜZ

Cinayetten hemen sonra olay yerinde titizlikle yapılması gereken inceleme yapılmamış, deliller toplanmamış, bunun neticesi olarak Tahir Elçi’nin ölümüne yol açan mermi çekirdeği de bulunmamıştı. Soruşturma mercii, olayın meydana geldiği günden bu güne kadar soruşturma konusunda kayıtsız ve gönülsüz bir tutum sergilemiştir. Nihayet olay yerindeki görüntülerden de açıkça anlaşılacağı üzere yoğun suç şüphesi altında olan polis memurlarını koruyan ve cezasızlık politikasının devamı yönünde tercihte bulunmuştur. Hazırlanan iddianame hukuk tekniği açısından son derece sorunludur. Şöyle ki; olay mahallinde bulunan ve Tahir Elçi’nin öldürüldüğü yere göre en net atış açısına sahip olan polis memurları şüpheli olarak belirtilmiştir. Aynı şekilde olay sırasında iki polis memurunu öldürdükten sonra olay mahallinden koşarak geçen ve Elçi’nin öldürüldüğü yere doğru herhangi bir atışları tespit edilemeyen örgüt mensupları da bu cinayetten sorumlu tutulmaktadır. Bu iki olayın tek bir iddianame üzerinden hazırlanılması Tahir Elçi’nin faillerini aklama niyeti taşıdığını, Tahir Elçi cinayetinin üstünün örtülmeye çalışıldığını ve davanın cezasızlık ile sonuçlandırılabileceğine ilişkin derin bir endişe uyandırmıştır.

OLAY İKİ AŞAMALI

Elçi’nin öldürülmesi ile sonuçlanan olay iki aşamalıdır. İlki; iki polis memurunu öldüren ve birini de yaralayan örgüt mensuplarının sorumlu olduğu olaydır. İkincisi ise Tahir Elçi’nin öldürülmesi ile sonuçlanan olaydır. İki olay arasında bir nedensellik bağı bulunmakla birlikte, sonuç açısından tümüyle birbirinden bağımsızdır. Buna rağmen iki olayın aynı iddianamede düzenlenmiş olması, kast dereceleri farklı olsa da hem örgüt mensubunun, hem de olay yerinde bulunan üç polis memurunun Elçi’nin ölümünden sorumlu tutulmaları, ciddi bir hukuksal hataya ve mantıksal tutarsızlığa işaret etmektedir. Örgüt mensuplarının işlediği suçlar açısından elbette ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmelidir. İtirazımız, bu soruşturma ve kovuşturmanın Tahir Elçi cinayetini perdeleyecek şekilde bu soruşturmaya ve iddianameye dahil edilmesidir. Nitekim olay tarihinden bugüne kadar her iki olaya ait soruşturmanın bağımsız bir şekilde yürütüldüğüne dikkat çekmek isteriz.

HUKUKSAL ZEMİNİ YOK

Bu durumda beklentimiz ve talebimiz mahkemenin hukuksal ve mantıksal zemini olmayan bu iddianameyi iade etmesidir. Yargı mercilerinin tutumu her ne olursa olsun, Tahir Elçi cinayetinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması ve faillerin cezalandırılması için mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Bu cinayetin üstünü örtemeyeceksiniz!

Gündem

İHD’den iktidara uyarı: Cezaevindeki hastalardan ve ölümlerden sorumlusunuz

Hasta tutukluların durumu, KHK’lı polis Mustafa Kabakçıoğlu’nun beyaz bir sandalyede ve cezaevindeki karantina koğuşunda tek başına vefat etmesi ile bir kez daha gündeme geldi. İnsan Hakları Derneği (İHD) ise Dünya Hasta Hakları Günü’nde tüm tutuklu hastaların tahliye edilmesi çağrısında bulundu. İktidara ise sorumluluk uyarısı yaptı.

BOLD – İHD’nin 2020’nin başlarında yayınladığı listeye göre cezaevlerinde 591’i ağır olmak üzere bin 564 tutuklu hasta vardı. Ancak aradan geçen zamanda koronavirüsün de etkisiyle tablo çok daha ağır bir hal aldı. Bu duruma dikkat çeken İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü İlhan Öngör, Dünya Hasta Hakları Günü’nde tutuklu hastaların tahliye edilmesi için hükümete seslendi.

İHD: TUTUKLU HASTALARI TAHLİYE EDİN

Adalet Bakanlığı’nın gerçek hasta sayısını açıklamadığını vurgulayan Öngör, tutuklu hasta konusunun sadece hukuki değil aynı zamanda vicdani ve ahlaki boyutu ile ele alınması gerektiğini belirtti. AKP’nin problemi çözme yaklaşımında olmadığını belirten Öngör, “Ancak; bu konuda yetkili kurum olan Adalet Bakanlığı ve hükümet, kamuoyunun tüm bu duyarlı seslenişine karşı sessiz kalıp; duyarsız kalmayı tercih etmiştir. Özellikle hasta mahpuslar sorununun siyasi sonuçları açısından kar ve zarar mantığı ile hükümet tarafından yaklaşılmasının sorunun daha da derinleşmesine ve yaşam hakkının ihlaline sebep olmaktadır” dedi.

ÖLÜM DÖŞEĞİNDE TAHLİYEYE TEPKİ

Hasta tutukların “cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen tahliye edilmediğini ve tedavilerinin yapılmadığını belirten Öngör, insanlık dışı muamelelere dikkat çekti.  “Hastaneye gitmeleri için günlerce bekletilmekte yahut gittiklerinde elleri veya ayakları kelepçeli bir şekilde muayene edilmektedirler. Gerekli tıbbi desteği alamayan ve tedavisi yapılmayan hasta mahpusların sağlık durumları gittikçe daha da kötüleşmekte, artık ölüm sınırına geldiğinde tahliye edilebilmektedirler. Ki; birçok hasta mahpus artık ölüm eşiğine geldiğinde tahliye edilmiş ve maalesef tahliye edildikten bir kaç gün sonra yaşamını yitirmişlerdir” ifadelerini kullandı.

Tutuklu hastalar konusunda Adalet Bakanlığı’nın asli sorumlu olduğuna dikkat çeken Öngör, mevcut uygulamalara dikkat çekti ve “Adalet Bakanlığı’ının görevi, hasta mahpusun ölüm eşiğine gelene kadar mahpusun cezaevinde kalmasını değil, hasta mahpusun iyileşmesini sağlayacak tıbbi desteği ve tedaviyi sağlamaktır. Ancak; ilgisizlik ve yeterli gerekli tedavinin yapılmaması hasta mahpusun hastalığını daha da ilerletmekte ve ölümüne sebep olmaktadır. Bu nedenle bu tür benzer ölümlerde birinci dereceden Adalet Bakanlığın pozitif sorumluluğu mevcut olup, koruma yükümlülüğünün ihlalidir” dedi.

Okumaya devam et

Gündem

İntihar eden genç öldü, yakınları polislere ve sağlıkçılara saldırdı

Ankara’daki intiharda ölen genç değil, yakınlarının çıkardığı olaylar gündem oldu. Ölüm haberi üzerine hastaneye giden gencin yakınları sağlık ekipleri ve polislere saldırdı. Hastaneyi taş yağmuruna tuttu.

BOLD – Ankara Keçiören’den gece 01:00 sıralarında intihar haberi geldi. Yüksek bir yerden kendini atan genç Gülhane Askeri Eğitim ve Araştırma (GATA) Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak yaşam mücadelesini hastanede kaybetti.

İntihar haberi üzerine gencin yakınları hastanenin bahçesinde toplanmaya başladılar. Ölüm haberinin gelmesiyle de ortalık bir anda karıştı. Hastaneye gelenler, intihar eden gençle ilgilenmedikleri bahanesi ile sağlık emekçilerine ve polis ekiplerine saldırdı. İhbar üzerine olay yerine giden emniyet ekiplerine de zorluk çıkaran kalabalık, hastane bahçesinden polislere taş atmaya başladı.

Olayların devam etmesi üzerine hastaneye çevik kuvvet ekipleri sevk edildi ve 20 kişi gözaltına alındı. Saldırı sırasında 3 polis memuru hafif şekilde yaralanırken 3 ekip otomobili de zarar gördü. Gözaltına alınan kalabalık grup emniyete götürülürken, polisin hastane bahçesinde bir süre geniş önlem aldı.

Okumaya devam et

Gündem

Kayseri’ye 101 milyon liralık Erdoğan faturası

Millet bahçelerinin faturası kabarıyor. Şimdiye kadar millet bahçeleri için 1 milyar 700 milyon liraya yakın para harcandı. Kayseri’de yapılacak yeni bahçe için ise en az 101 milyon lira daha harcanacak. Kayseri’deki yeni bahçenin adı ise daha şimdiden Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi olarak belirlendi.

BOLD – Millet bahçeleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en büyük seçim vaatlerinden biriydi. Ne var ki, millet bahçelerinin millete faturası da ağır oldu. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, 2 Eylül’de yaptığı açıklamada tamamlanan ve uygulama aşamasında olan 46 millet bahçesinin toplam maliyetinin 1 milyar 688 milyon lira olduğunu açıklamıştı. Bu açıklamadan sonra şimdi de Kayseri’de yapılacak 101 milyon liralık yeni millet bahçesi gündeme geldi.

MİLLET BAHÇELERİNE DEV BÜTÇE

Kayseri’ye Türkiye’nin en büyük millet bahçelerinden biri yapılacak.1 milyon 260 bin metrekarelik alana inşa edilecek millet bahçesinin adı Recep Tayyip Erdoğan olacak. Erdoğan bahçesinin 100 milyon 900 bin liraya mal olması planlanıyor.

KAYSERİLİYE 101 MİLYON TL’LİK FATURA

11 Eylül’de sözleşmesi imzalanan parkta biyolojik gölet, etkinlik çayırı, sosyal buluşma alanları, koşu ve bisiklet parkurları, 10 çocuk bahçesi, üç millet kıraathanesi, kaykay pisti ile drone maket uçak pisti, çiçek bahçeleri ve pist bisikleti yarışları için veledrom da olacak.

Kayseri’deki Erdoğan millet bahçesinin 21 Mart 2022’de açılması planlanıyor. Böylece millet bahçelerine harcanan para resmi rakamlara göre 1 milyar 788 milyon TL’yi aşacak.

Okumaya devam et

Popular