Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

“Bana ve eşime 4 yıl boyunca virüs muamelesi yaptılar”

Cezaevinde ölüme sürüklenen Cemil Dilber’in vefatının üzerinden bir yıl geçti. Acılı eşi, bir yıl sonra konuşmaya karar verdi. Yaşadıklarını BOLD’a anlattı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Ziraat mühendisi Cemil Dilber, 22 Mart 2019’da Dinar Cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Hapse girmeden önce kalbine 4 stent takılmıştı. 6 ayrı ilaç kullanıyordu. 2,5 yıllık süre içinde cezaevinde gün geçtikçe eridi. Eşi Ayşe Dilber, “Her ziyarete gittiğimde onu biraz daha erimiş görüyordum.” diyor.

KAPALI GÖRÜŞTE YERE YIĞILDI

11 Mart 2019’da eşi ve kızıyla yaptığı kapalı görüş sırasında “Arkama bir ağrı girdi” dedi ve yere yığıldı. Mosmor olmuştu. Kriz geçiriyordu. Afyon Devlet Hastanesine kaldırıldı. Anjiyo yaptılar ve bir gün bile hastanede kalmasına izin verilmeden hapse geri gönderildi.

Eşi izin alıp cezaevine koştu. İki gardiyan gelip “Eşiniz gelemeyecek durumda. Arkadaşları bakıyor.” dediler. Cemil Dilber o gece tekrar fenalaştı. Adam ölüyor diye acil butonuna defalarca basan koğuş arkadaşlarını gardiyanlar “Bir daha basarsanız size görüş yasağı veririz.” diye tehdit etti. Ölümünden sonra sırf bu yüzden arkadaşlarına kantin yasağı verilecekti.

HASTANE KAPISINDA SİLAH DOĞRULTTULAR

O akşam Cemil Dilber’in durumunun ciddiyeti anlaşılınca bu kez Afyon ParkHayat Hastanesine götürüldü. Ayşe Dilber, yoğun bakıma yanına gittiğinde kapıda 8 asker, bir çavuş, bir de polis görünce şok oldu. Askerler silahlarını iki gözü iki çeşme kadına doğrultup giremezsin dediler. Cemil Dilber ise parmağını kıpırdatamayacak olduğu halde yatağa kelepçeliydi.

4 YIL VİRÜS MUAMELESİ YAPTILAR

Dilber, görüş izni için savcıya gitti, “fetö ise kimse gelmesin” diyen savcının kapısından eli boş döndü.

“Eşim tacizci olsaydı, adam öldürseydi izin vereceklerdi… 30 sene Türkiye Cumhuriyetine hizmet etti benim eşim. Herkes sırtını döndü. Bana ve eşimi 4 yıl virüs muamelesi yaptılar. Kapıdan çıkamıyordum. Cezaevi, avukat ve market arasında yaşadık. Şimdi herkes pişman tabi ama iş işten geçti.” diye haykırıyor acılı eş.

Cemaat soruşturmaları kapsamında 20 Ekim 2016’da tutuklanan Cemil Dilber (57), 8 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası Anayasa Mahkemesindeydi.

AİLESİNİ SADECE 4 GÜN GÖREBİLDİ

Doktorlar hastanın kalbe giden ana damarının yırtıldığını söylediler. Ameliyat olması gerekiyordu. Başında bekleyen komutan, hastanede mahkum odası olmadığı için Dilber’i götürmeye kalktı, ama doktor izin vermedi. Son günlerini yaşayan hasta tutuklu bir gün sonra ameliyat edildi. 11 gün gözlem altında tutulan Cemil Dilber’e ailesini görebilmesi için sadece 4 gün izin verildi, bir dizi engel çıkartılarak. Ayşe Dilber eşiyle son kez ölümünden bir gün önce konuşabildi.

“BEN ÇÜRÜYORUM, BENİM BİR SUÇUM YOK”

Ayşe Dilber: “Eşim her ay savcılığa dilekçe yazmış, ben burada çürüyorum, benim hiçbir suçum yok, diye. Revire çıkmak için çok bekledi. Cezaevinde o kadar zayıfladı ki, 3 dişi düştü. Yollarda, cezaevi aracının içinde kelepçeli çok zor oluyor diye yaptırmadı, bizi buraya hayvan gibi teptiler, derdi. Her gittiğimde hasta olduğunu söylüyordu. O bir tavuk bile kesemez. Öyle merhametliydi. Kapımıza geleni çevirmezdi. Başarı belgeleri evimin birinci katında kolilerle dolu. Zulüm ya zulüm, zulüm yaptılar eşime. Her şeyimiz yarım kaldı.” diyor.

Cezaevinde ölüme sürüklenen eşine yapılanları bir yıl içine gömen 30 yıllık hayat arkadaşı Ayşe Dilber’in acısı hala çok taze. Kendisiyle bir yılda birkaç kez görüştük. Her seferinde sanki eşini bugün kaybetmiş gibiydi. Ölüm yıldönümü için tekrar aradığımda aşağıda izleyeceğiniz 8 dakikalık videoyu çekip gönderdi ve yaşadıklarını yine gözyaşlarıyla anlattı…

Eşimi göstermediler, tacizci olsaydı, adam öldürseydi izin vereceklerdi!

Cezaevinde ölüme sürüklenen Cemil Dilber’in vefatının üzerinden bir yıl geçti. Acısı dün gibi taze olan eşi Ayşe Dilber: “Bana ve eşimi 4 yıl virüs muamelesi yaptılar. Şimdi herkes pişman tabi ama iş işten geçti.”Ziraat mühendisi Cemil Dilber, 22 Mart 2019’da Dinar Cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Hapse girmeden önce kalbine 4 stent takılmıştı. Günde 5-6 tane ilaç kullanıyordu. 2,5 yıllık süre içinde cezaevinde gün geçtikçe eridi. Eşi Ayşe Dilber, “Her ziyarete gittiğimde onu biraz daha erimiş görüyordum.” diyor.KAPALI GÖRÜŞTE YERE YIĞILDI11 Mart 2019’da eşi ve kızıyla yaptığı kapalı görüş sırasında “Arkama bir ağrı girdi” dedi ve yere yığıldı. Mosmor olmuştu. Kriz geçiriyordu. Afyon ParkHayat Hastanesine kaldırıldı. Anjiyo yaptılar ve bir gün bile hastanede kalmasına izin verilmeden hapse gönderildi.Eşi izin alıp cezaevine koştu. İki gardiyan gelip “Eşiniz gelemeyecek durumda. Arkadaşları bakıyor.” dediler. Cemil Dilber o gece tekrar fenalaştı. Adam ölüyor diye acil butonuna defalarca basan koğuş arkadaşlarını gardiyanlar “Bir daha basarsanız size görüş yasağı veririz.” diye tehdit etti. Ölümünden sonra sırf bu yüzden arkadaşlarına kantin yasağı verilecekti.HASTANE KAPISINDA SİLAH DOĞRUTTULARO akşam Cemil Dilber’in durumunun ciddiyeti anlaşılınca tekrar hastaneye götürüldü. Ayşe Dilber, yoğun bakıma yanına gittiğinde kapıda 8 asker, bir çavuş, bir de polis görünce şok oldu. Askerler silahlarını iki gözü iki çeşme kadına doğrultup giremezsin dediler. Cemil Dilber ise parmağını kıpırdatamayacak olduğu halde yatağa kelepçeliydi.4 YIL VİRÜS MUAMELESİ YAPTILARDilber, görüş izin için savcıya gitti, “fetö ise kimse gelmesin” diyen savcı beyin kapısından eli boş döndü. “Eşim tacizci olsaydı, adam öldürseydi izin vereceklerdi… 30 sene Türkiye Cumhuriyetine hizmet etti benim eşim. Herkes sırtını döndü. Bana ve eşimi 4 yıl virüs muamelesi yaptılar. Kapıdan çıkamıyordum. Cezaevi, avukat ve market arasında yaşadık. Şimdi herkes pişman tabi ama iş işten geçti.” diye haykırıyor acılı eş.Cemaat soruşturmaları kapsamında 20 Ekim 2016’da tutuklanan Cemil Dilber (57), 8 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası Anayasa Mahkemesi’ndeydi.AİLESİNİ SADECE 4 GÜN GÖREBİLDİDoktorlar hastanın kalbe giden ana damarının yırtıldığını söylediler. Ameliyat olması gerekiyordu. Başında bekleyen komutan, hastanede mahkum odası olmadığı için Dilber’i götürmeye kalktı, ama doktor izin vermedi. Son günlerini yaşayan hasta tutuklu bir gün sonra ameliyat edildi. 11 gün gözlem altında tutulan Cemil Dilber’e ailesini görebilmesi için sadece 4 gün izin verildi. O da zorluklarla, binbir uğraşla. Ayşe Dilber eşiyle son kez ölümünden bir gün önce konuşabildi.“BEN ÇÜRÜYORUM, BENİM BİR SUÇUM YOK”Ayşe Dilber: “Eşim her ay savcılığa dilekçe yazmış, ben burada çürüyorum, benim hiçbir suçum yok, diye. Revire çıkmak için çok bekledi. Cezaevinde o kadar zayıfladı ki, 3 dişi düştü. Yollarda, cezaevi aracının içinde kelepçeli çok zor oluyor diye yaptırmadı, bizi buraya hayvan gibi teptiler, derdi. Her gittiğimde hasta olduğunu söylüyordu. O bir tavuk bile kesemez. Öyle merhametliydi. Kapımıza geleni çevirmezdi. Başarı belgeleri evimin birinci katında kolilerle dolu. Zulüm ya zulüm, zulüm yaptılar eşime. Her şeyimiz yarım kaldı.” diyor.Cezaevinde ölüme sürüklenen eşine yapılanları bir yıl içine gömen 30 yıllık hayat arkadaşı Ayşe Dilber’in acısı hala çok taze. Kendisiyle bir yılda birkaç kez görüştük. Her seferinde sanki eşini bugün kaybetmiş gibiydi. Ölüm yıldönümü için tekrar aradığımda aşağıda izleyeceğiniz 8 dakikalık videoyu çekip gönderdi ve yaşadıklarını yine gözyaşlarıyla anlattı…

Gepostet von Bold Medya am Montag, 30. März 2020

Uşaklı Cemil Dilber ve Ayşe Dilber çiftinin 17 yıl sonra dünyaya gelen Azra Nur (12) adında bir kızları bulunuyor. Dilber, anne-kız, uzun süre eşinin ceketine sarılıp uyuduklarını söylüyor.

Ayşe Dilber, eşinin eşyalarını mahkeme kararıyla cezaevinden aldı. Gelen poşetin içinden artık iyice beyazlaşmış bir iki parça kıyafet, iğne-iplik, ilaçları ve Kuran-ı Kerim çıktı.

Otizmli Hamza Tarık’ın annesinden feryat: Çok çaresizim, eşimi serbest bırakın!

BOLD ÖZEL

Görevden uzaklaştırma, gözaltı, sürgün… Kanser hastası öğretmen yoğun bakımda

Beş ay önce cilt kanserine yakalanan Türkçe öğretmeni Ömer Günerigök, tedavi gördüğü hastanede bu akşam üzeri yoğun bakıma kaldırıldı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Yaşadığı sıkıntılar nedeniyle Şubat 2020’de cilt kanserine yakalanan Türkçe öğretmeni Ömer Günerigök’ün durumu ağırlaştı. Doktorların “Bugün kaybedebiliriz, yoğun bakıma da alabiliriz.” dediği Ömer Günerigök, 26 Mart 2020’den bu yana Erzurum Atatürk Üniversitesi Hastanesinde tedavi görüyor.

KPSS’DE DERECE YAPTI, ÖĞRETMEN OLDU, HUKUK DA OKUYORDU

2015 yılında girdiği KPSS sınavında Türkiye 12. olan Ömer Günerigök (31) aynı yıl memleketi Bingöl’ün Çavuşlar Köyüne öğretmen olarak atandı. 15 Temmuz’dan sonra önce görevinden uzaklaştırıldı. Üç ay geçmeden iade edildi ama başka bir okula sürgün edildi. Daha sonra gözaltına alınan Ömer Günerigök, Cemaat soruşturmaları kapsamında hakkında açılan davadan geçen yaz beraat etti. Ancak sıkıntıları bitmedi. Abisi tutukluydu. Kuzeni, gazeteci Hamza Günerigök de 4 yıldır hapiste.

Ailece zor günler geçiren Ömer Günerigök bir yandan öğretmenliğe devam ediyor, bir yandan ikinci üniversitesini okuyordu. Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. sınıfta olan Günerigök, şubat ayında sınavlara girmek üzere Erzurum’a gittiğinde hastalığı ortaya çıktı.

Ömer Günerigök, 5 Haziran 2020, Erzurum Atatürk Üniversitesi Hastanesi.

YAŞADIĞI SIKINTILAR AĞIR GELDİ

Bold Medya’ya konuşan Ömer Günerigök’ün abisi Gıyasettin Günerigök, “Kardeşim Milli Eğitim Bakanlığında Türkçe öğretmeniydi. Memleketimiz Bingöl’de görev yapıyordu. Önce açığa aldılar. Üç ay geçmeden iade edildi. Okulunu değiştirdiler. Birkaç ay sonra gözaltına alındı. Bir hafta nezarette kaldı. Mahkemesi devam ediyordu. Sonra beraat etti. Yaşadıkları sıkıntılar ağır geldi. Şimdi hayatta kalma mücadelesi veriyor. Doktorlar durumunun kötüye gittiğini ve son günlerini yaşadığını söylüyor. Ve biz hiçbir şey yapamıyoruz. Son isteği abisini görebilmek.” dedi.

BELİNDEKİ KEMİK KIRILDI

Kardeşinin başarılı bir öğretmen ve öğrenci olduğunu söyleyen Gıyasettin Günerigök, “KPSS’de Türkiye 12. oldu. Ayrıca Erzurum’da Hukuk okuyordu. Görevine devam ediyordu. En son Erzurum’a sınavlara geldiği zaman, sanırım şubat ayıydı, hastalığı ortaya çıktı. Ondan sonra bir türlü toparlanamadı. Memlekete götürdük. Hastalığı en son belindeki kemiği kırdı. Malatya’da ameliyat ettiler. Tekrar kötü olunca Erzurum’a getirdim.” ifadelerini kullandı.

SON İSTEĞİ TUTUKLU ABİSİNİ GÖREBİLMEK

Ölüm döşeğindeki Ömer Günerigök’ün son isteği ise tutuklu abisi Taner Günerigök’ü görebilmek. Dört yıldır Elazığ Cezaevinde tutuklu olan polis memuru Taner Günerigök, kardeşini görebilmek için dilekçe yazdı ama henüz cevap verilmedi. Cemaat soruşturmaları kapsamında Ağustos 2016’da tutuklanan Taner Günerigök, 10 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay tarafından da onaylandı.

Taner Günerigök, 4 yıldır Elazığ Cezaevinde tutuklu.,

ÖMER GÜNERİGÖK’ÜN RAPORLARI

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Silivri’de bir koğuş daha komple Kovid 19

Silivri’de tutuklu Polis Akademisi öğretim üyesi Şükrü Tuğrul Özşöngül’ün testi pozitif çıktı. 8 Nolu’daki C35 koğuşundaki tutukluların durum iyi değil.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD – Silivri Cezaevinde Kovid 19 salgını yayılmaya devam ediyor. Tutuklu yakınlarından alınan bilgilere göre Silivri kampüsünde bulunan 8 Nolu Cezaevindeki C35 koğuşunda kalanların tamamı hastalığa yakalanmış durumda.

“HERKESE TEST YAPAMAYIZ 4 KİŞİ SEÇİN”

Koğuşta durumu ağırlaşan 3 kişinin hastaneye sevkedildiği ve testlerinin pozitif çıktığı belirtiliyor. Gelişmenin ardından koğuşta kalan 40 kişi test talep ederken, cezaevi yönetimi “Aranızdan 4 kişi seçin, herkese test yapamayız” cevabı verdi. 4 kişiye yapılan testte ikisi negatif, ikisi pozitif çıktı. Negatif çıkanlar ayrı bir hücreye alındı.

HÜCRE TEHDİDİ

Hastaneye gitmek isteyenlere ise “Hastaneye gidenleri dönüşte hücreye alırız, ona göre talep edin” denildiği, hücreye alınmak istemeyenler bu sebeple hastalık belirtilerine rağmen taleplerini geri çektikleri öğrenildi.

Koğuşta kalanların tamamının ateş, koku ve tat kaybı ile halsizlik yaşadığı belirtiliyor. Silivri Cezaevinde kapalı görüşler yeniden başlarken sözkonusu koğuşun kapalı görüşlerinin iptal edildiği belirtiliyor.

KORONA RİSK GRUBUNDAKİ ÖZŞENGÜL’ÜN TESTİ DE POZİTİF

Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Polis Akademisi öğretim üyesi Şükrü Tuğrul Özşengül’ün testinin de pozitif çıktığı öğrenildi. Daha önce açık kalp ameliyatı olan, yüksek tansiyon hastası Özşengül, birinci derece risk grubunda. Özşengül’ün hastaneye sevkinin yapılıp yapılmadığı bilinmiyor.

İkinci Ahmet Burhan vakası: Baba tutuklu, çocuk beyin kanseri, anne yalnız ve çaresiz…

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

İkinci Ahmet Burhan vakası: Baba tutuklu, çocuk beyin kanseri, anne yalnız ve çaresiz…

İkinci bir Ahmet Burhan vakası Manisa’da yaşanıyor. Bir yıl önce beyin kanseri teşhisi konulan Selman Çalışkan, küçücük bedeniyle hem hastalığa hem de babasızlığa direnmeye çalışıyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 37 aydır Manisa T Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Rasim Çalışkan’ın 6 yaşındaki oğlu Selman Çalışkan’a bir yıl önce beyin kanseri teşhisi konuldu. Beyninde 5 cm büyüklüğünde tümör tespit edilen Selman, 28 Haziran 2019’da İzmir Atatürk Hastanesinde ameliyat edildi. Beyinciğin üzerinde, denge merkezinde çok küçük bir parça alınabildi. Selman o parça alındıktan sonra felç oldu. Sol kolu sol bacağı hiç oynamıyor, annesinin aldığı yürüteç ile yürümeye çalışıyor. Yüzünün de yarısı felç. Sıvı bir şey içemiyor, ağzının kenarından akıyor.

TEDAVİ İKİ YIL DAHA SÜRECEK

Manisa’da yaşayan Çalışkan ailesi, kemoterapi, radyoterapi ve fizik tedavisi için bir yıldır Manisa’dan İzmir’e eş-dostun arabasıyla, yardımıyla gidip geliyor. Ameliyattan sonra 30 gün ışın tedavisi gören Selman, eş zamanlı olarak kemoterapi hapı kullandı. Teşhisten 6-7 ay sonra tekrar film çekildi. Doktorlar tümörde, küçülme değil, büyümenin olduğunu söyledi. İlaç değişikliği yaptılar. Küba’dan damardan yapılan bir ilaç getirttiler. 3 aylık ilacın toplam fiyatı 78 bin lira. Selman’ın bu tedavisi iki yıl, yani 104 hafta daha devam edecek.

Önceki gün oğlu ile birlikte yine İzmir’de hastanede olduklarını söyleyen anne Çalışkan “Ayağından damar yolu açıldı. Yarım saat kadar ilaç verdiler. Ayaktaki damar hassaslıktan patladı, şişmeye başladı. Tekrar çıkardılar, elinden açtılar. Bu sabah altından beri cayır cayır yanıyor. Her kemoterapi sonrası 3 gün ateşi devam ediyor.” dedi.

Emine Çalışkan, ilacın yan etkisinin çok olduğunu ve oğlunun damarlarını yaktığını söylüyor.

“YÜZDE 17 YAŞAMA ŞANSI VAR”

Emine Çalışkan, Doktorların “Oğlunuzun yüzde 17 yaşama şansı var” raporunu eline aldıktan sonra yıkılmış durumda. Eli kolu bağlı bir şekilde bekliyor. Eşinin ve oğlunun tek başına mücadelesini, hapisten takip etmek zorunda kalan, her telefon görüşünde “Artık dayanacak gücüm kalmadı” diyen bir annenin çaresizliği karşısında bir şey yapamayan Rasim Çalışkan sesini duyurmak için son çareyi HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazmakta buldu.

4. EVRE KANSER

Rasim Çalışkan, 1 Mayıs 2020’de yazdığı mektubunda “Eşim hasta olan oğluma refakat etmek zorunda olduğundan işini bırakmak durumunda kaldı. Oğlum yaklaşık 2 hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra tedavisinin devamı için İzmir Tepecik Hastanesine nakledildi. Ameliyattan iki ay sonra tedavisinin evde devam etmesi uygun bulunup 4. evre (son aşama) kanser hastası olarak taburcu edildi.”

OĞLUNU SADECE BİR KEZ GÖREBİLDİ

Rasim Çalışkan, oğlunun bu zorlu hastalık sürecinde sadece bir kez yanında olabildi ve onu sadece bir kez kucağına alabildi, 5 Ağustos 2019.

Rasim Çalışkan’a bu süreçte oğlunu görmesine 1 kez izin verildi. Ameliyattan sonra savcılık izniyle evinin kapısına kadar elleri kelepçeli götürülen Çalışkan sadece 5 saat oğlunun yanında kalabildi. Çalışkan mektubunda çocuğunun hastalığından dolayı ceza infaz ertelemesi için Manisa 3. ve 4. Ağır Ceza Mahkemesine 4 kez dilekçe yazdığını ve hepsinin reddedildiğini söylüyor. En son yazdığı dilekçelere ise henüz cevap verilmediğini belirtiyor:

BÜTÜN DİLEKÇELERİ REDDEDİLDİ

“Yeni infaz kanununda belki bizi sevindiren gelişmeler olur diye bekledim ama olmadı. 14 Nisan 2020’de Manisa İnfaz Hakimliğine hem oğlumun hastalığını hem de koronavirüs tedbirlerini içeren bir dilekçe yazdım. Daha önce defaatle sunduğum raporlara atıfta bulunarak infazımın evde tamamlanmasını istedim, henüz cevap gelmedi. 6 Nisan 2020’de Cumhurbaşkanına mektup yazdım, henüz cevap gelmedi.”

HER HAFTA MANİSA’DAN İZMİR’E

Rasim Çalışkan mektubunda eşinin ve oğlunun tedavi sürecinde yaşadıkları ‘yol’ sıkıntısını ise şöyle anlattı:

“Taburcu olduktan sonra oğlum ve ona refakat eden eşim 2 ay boyunca radyoterapi tedavisi almak için özel araçla her gün Manisa’dan İzmir’e gidip geldiler. Radyoterapi seanslarından sonra yaklaşık 6 ay süren kemoterapi tedavisi için her hafta yine özel araçla Manisa’dan İzmir’e gidip geldiler. Şu anda da tedavisi tam 2 yıl sürecek. Kendi aracımız yok, eşim araç kullanmayı bilmiyor. Bu tedaviler boyunca her defasında eşim bir tanıdık veya bir komşumuza rica ederek aracıyla hastaneye götürmesini istedi? Taşıma suyla değirmen ne kadar döner ki?”

15 Temmuz 2013 doğumlu Selman Çalışkan’ın 6. yaşına girdiği doğum günü.

“EŞİM KALP VE PSİKOLOJİK İLAÇLAR KULLANIYOR”

3 yıldır eşinden ayrı olan, bu zaman zarfında evin hem annesi hem babası olan eşinin çok yıprandığını ifade eden Rasim Çalışkan sözlerini şöyle tamamladı: “… herhangi bir maddi geliri bulunmayan, biri ağır hasta üç çocukla hayatın zorluklarıyla boğuşan, çocuğunun tedavisi için her hafta bir tanıdık veya komşuya yüz suyu döken, kendisi hem psikolojik hem kalp ilaçları kullanan, buna rağmen onurlu ve namuslu bir hayat sürmek için çabalayan bir anne daha ne kadar bu zorlukların üstesinden gelebilir ki!

“ÇARESİZ VE YALNIZIM”

3 yıldır cezaevinde olan, başvurduğu resmi kurumlardan ret cevabı alan bir baba olarak, elimden bir şey gelmediğinden çaresiz ve yalnızım. Daha başka ne yapmam gerektiğini de bilmiyorum, affınıza sığınarak, vicdanınıza güvenerek derdimi size açtım. Çaresizliğimin çaresi, sessiz çığlığımın sesi olmanızı talep ediyorum. Yaralı eşim ve hasta oğlum vicdan sahibi bir gönlün yardımını bekliyorlar.”

KHK’LI EDEBİYAT ÖĞRETMENİ

672 sayılı KHK ile ihraç edilen Rasim Çalışkan Cemaat soruşturmaları kapsamında 17 Mayıs 2017’de tutuklandı. 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Çalışkan’ın dosyası Yargıtay’da bulunuyor. En son bir imam hatip lisesinde görev yapan Çalışkan 17 yıllık öğretmendi.

RASİM ÇALIŞKAN’IN ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ 1 MAYIS 2020 TARİHLİ MEKTUP

Selman hastalandığı ilk dönemlerde.

Okumaya devam et

Popular