Bizimle iletişime geçiniz

Kültür

Mad Max 5’ten haberler var

Tüm zamanların en popüler post-apokaliptik serisi Mad Max de koronavirüs salgınından etkilendi.

BOLD– Klasik üçlemenin ardından 2015’te izleyiciyle buluşan 4. filmden sonra merakla beklenen devam yapımının önümüzdeki yıl planlanan çekimleri covid-19 salgını yüzünden tehlikeye girdi.

ÇILGIN MAX’E YENİ BİR SOLUK
1979 (Mad Max), 1981 (Warrior) ve 1984 (Beyond The Thunder) tarihlerinde seyirciyle buluşan ve Çılgın Max rolünde Mel Gibson’u izlediğimiz üçlemeden sonra 2015 yılında bu sefer Tom Hardy’yi başrolde izlediğimiz Mad Max: Fury Road gelmişti. Fury Road o kadar başarılı bulunmuştu ki En İyi Film dalında Oscar adayı bile olmuştu.

Charlize Theron ve Anna Taylor Joy

FURIOSA FİLMİ BAŞKA BAHARA KALDI
Bu başarı ve gişe rakamları sebebiyle devam filmine kesin gözüyle bakılıyordu. Hatta yeni bir üçleme bile konuşulmaktaydı. Daha sonra gelen bilgiler Fury Road’da Charlize Theron’un canlandırdığı ve serinin hayranlarınca çok beğenilen Furiosa karakterine odaklanacak bir spin-off çekileceği yönünde oldu. Hatta Furiosa’nın gençlik yıllarına odaklanacak bu yapımda Anna Taylor Joy’un oynayacağı bile konuşuldu.

İlk Mad Max Mel Gibson ve yeni seride Max’e hayat veren Tom Hardy

Fakat serinin yaratıcısı George Miller ve Warner Bross arasındaki anlaşmazlıklar takvimi geciktirdi. Yine de yılmayan Miller’ın oyuncu görüşmeleri yaptığı hatta Anna Taylor Joy’la anlaştığı basına yansımıştı. 2021’de başlamasına neredeyse kesin gözüyle bakılan çekimleri bu sefer de koronavirüs salgını vurdu.

Yönetmen George Miller(ortada) Max’i oynayan iki oyuncu Gibson ve Hardy ile

BAŞROL OYUNCUSU KORONAVİRÜSE YAKALANDI
Bu yaz, Thomas Calvert McClary’nin 1954 tarihli fantastik romanı Three Thousand Years of Longing’i İdris Elba ve Tilda Swinton ile sinemaya uyarlamaya hazırlanan George Miller, covid-19 pandemisi yüzünden çekimleri belirsiz bir tarihe erteledi. Filmin başrol oyuncusu İdris Elba’nın koronavirüse yakalandığı geçtiğimiz günlerde medyaya yansımıştı.

Çekim aşamasına gelmiş bu filmin ertelenmesi ise henüz proje safhasında olan Mad Max’in yeni filmini mecburen ileri bir tarihe bırakmış oluyor.

Kültür

56 yapımlık Cannes Film Festivali seçkisi açıklandı

Koronavirüs salgını sebebiyle fiziki olarak gerçekleştirilemeyecek olan sinemanın en saygın organizasyonlarından Cannes Film Festivali’nde yer alacak filmler açıklandı.

BOLD– Bu yıl 73. kez yapılacak olan Cannes Film Festivali’ne seçilen yapımlar daha küçük kapsamlı festivallerde “Cannes 2020” etiketiyle gösterilecek. Bu etiketi taşıyacak ve Venedik, Toronto, New York, San Sebastian gibi festivallerde seyirciyle buluşacak Cannes seçkisi 56 filmden oluşuyor.

Festivalle ilgili duyuru sosyal mesafe gözetilerek düzenlenen bir toplantıyla online olarak yapıldı

BU YIL ÖDÜL YOK

Koronavirüs kapsamındaki tedbirler yüzünden düzenlenemeyen Cannes Film Festivali’nde jüri ve oylama olmayacak, dolayısıyla başta büyük ödül olan “Altın Palmiye” olmak üzere herhangi bir kategoride ödül de verilmeyecek.

Ünlü Yönetmen Spike Lee

Normal şartlarda bu yıl jüri başkanlığını yürütmesi beklenen ünlü yönetmen Spike Lee’ye gelecek yıl için aynı görevin teklif edileceği de gelen bilgiler arasında. Şu an gösterilen ve önümüzdeki aylarda gösterilmesi beklenen filmler arasından belirlenen 56 filmlik seçkisi ise şöyle:

CANNES 2020 RESMİ SEÇKİSİ

THE FRENCH DISPATCH – Wes Anderson

ÉTÉ 85 – François Ozon

ASA GA KURU (True Mothers) – Naomi Kawase

LOVERS ROCK – Steve McQueen

MANGROVE – Steve McQueen

DRUK (Another Round) – Thomas Vinterberg

ADN (DNA) – Maïwenn

LAST WORDS – Jonathan Nossiter

HEAVEN: TO THE LAND OF HAPPINESS -Hong Sang-Soo

EL OLVIDO QUE SEREMOS (Forgotten we’ll be) – Fernando Trueba

PENINSULA – YEON Sang-Ho

IN THE DUSK (Au crépuscule) – Sharunas BARTAS

DES HOMMES (Home Front) – Lucas BELVAUX –

THE REAL THING – Kôji Fukada

PASSION SIMPLE – Danielle Arbid

A GOOD MAN – Marie Castille Mention-Schaar

LES CHOSES QU’ON DIT, LES CHOSES QU’ON FAIT – Emmanuel Mouret

SOUAD – Ayten Amin

LIMBO – Ben Sharrock

ROUGE (Red Soil) – Farid Bentoumi

SWEAT – Magnus Von Horn

TEDDY – Ludovic et Zoran Boukherma

FEBRUARY (Février) by Kamen Kalev

AMMONITE – Francis Lee

UN MÉDECIN DE NUIT – Elie Wajeman

ENFANT TERRIBLE – Oskar Roehler

NADIA, BUTTERFLY – Pascal Plante

HERE WE ARE – Nir Bergman

SEPTET: THE STORY OF HONG KONG – Ann Hui, Johnnie TO, Tsui Hark, Sammo Hung, Yuen Woo-Ping et Patrick Tam

FALLING – Viggo Mortensen

PLEASURE – Ninja Thyberg

SLALOM – Charlène Favier

CASA DE ANTIGUIDADES (Memory House) – Joao Paulo Miranda Maria

BROKEN KEYS (Fausse note) – Jimmy Keyrouz

IBRAHIM – Samir Guesmi

BEGINNING (Au commencement) – Déa Kulumbegashvili

GAGARINE – Fanny Liatard et Jérémy Trouilh

16 PRINTEMPS – Suzanne Lindon

VAURIEN – Peter Dourountzis

GARÇON CHIFFON – Nicolas Maury

SI LE VENT TOMBE (Should the Wind Fall) – Nora Martirosyan

JOHN AND THE HOLE – Pascual Sisto

STRIDING INTO THE WIND (Courir au gré du vent) – WEI Shujun

THE DEATH OF CINEMA AND MY FATHER TOO (La Mort du cinéma et de mon père aussi) – Dani Rosenberg

EN ROUTE POUR LE MILLIARD (The Billion Road) – Dieudo Hamadi

THE TRUFFLE HUNTERS – Michael Dweck et Gregory Kershaw

9 JOURS A RAQQA – Xavier de Lauzanne

ANTOINETTE DANS LES CÉVÈNNES – Caroline Vignal

LES DEUX ALFRED – Bruno Podalydès

UN TRIOMPHE (The big hit) – Emmanuel Courcol

L’ORIGINE DU MONDE – Laurent Lafitte

LE DISCOURS – Laurent Tirard

AYA TO MAJO (Earwig and the Witch) – Gorô Miyazaki

FLEE – Jonas Poher Rasmussen

JOSEP – Aurel

SOUL – Pete Docter

Okumaya devam et

Kültür

Irkçılık konulu Just Mercy filmi erişime açıldı

Başrollerini Michael B. Jordan ve Jamie Foxx’un üstlendiği, gerçek bir hikayeye dayanan ve Amerika’daki ırkçılığı ele alan Just Mercy filmi, izleyicilerin erişimine açıldı.

BOLD– Gösterildiği dönemde oldukça beğenilen 2019 yapımı Just Mercy, George Floyd’un polis şiddeti sonucu hayatını kaybetmesi üzerine yeniden gündem oldu. ABD’de devam ırkçılık protestolarına destek amacıyla yapımcılar tarafından herkesin indirebileceği şekilde çevrimiçi erişime açıldı. Warner Bros. tarafından yapılan açıklamada, filmin haziran ayı boyunca ABD’de VOD platformlarında ücretsiz izlenebileceği duyuruldu.

KENDİNİ MASUMLARA ADAYAN BİR AVUKAT

Michael B. Jordan, Jamie Foxx, Rob Morgan, Tim Blake Nelson, Rafe Spall, Karan Kendrick ve Brie Larson’ın gibi oyuncuların rol aldığı film, kendini haksız yere hapse giren siyahları kurtarmaya adayan yetenekli Bryan Stevenson’ın gerçek hikâyesine odaklanıyor. Filmdeki en dikkat çekici mağdur öyküsü ise üzerine atılı cinayet işlendiği sırada, etrafında pek çok tanığın olduğu bir barbekü partisinde bulunmasına rağmen bir türlü suçsuzluğunu kanıtlayamayan ve işlemediği bir cinayet yüzünden kısa bir yargılanma sürecinin ardından ölüm cezasına çarptırılan Walter McMillian‘a ait.

Filmde mücadelesi anlatılan Bryan Stevenson(ayakta) ve beyaz perdede kendisini canlandıran Michael B. Jordan

Filmde avukat Michael B. Jordan tarafından canlandırılan Bryan Stevenson isimli avukat, kuruculuğunu yaptığı “Eşit Adalet Girişimi” (Equal Justice Initiative) üzerinden siyahlara yönelik ırkçı tutumla mücadele etmeyi sürdürüyor.

Okumaya devam et

Gündem

Kitlesel hareketleri konu alan isyan filmleri

ABD’nin Minneapolis kentinde yaşanan faşist polis vahşetinin ardından başlayan eylemler, kitlesel hareketlerin gücünü bir kez daha gündeme getirdi.

BOLD– George Floyd isimli 45 yaşındaki siyahi Amerikalı polis tarafından sokakta kaçak sigara sattığı gerekçesiyle kelepçelendi ve boğazına bastırılarak öldürüldü. Floyd’un son anlarını yaşarken söylediği “I can’t breathe!” (nefes alamıyorum) sözleri ABD’de yeni bir kitlesel protestonun fitilini ateşledi.

Afro-Amerikalılar polis şiddetini “Sıra bende mi?” diyerek protesto ediyor.

NEFES ALAMAYAN ABD Mİ?

2014’te de benzeri bir olayda Eric Garner isimli bir siyahi New York’ta hayatını kaybetmesi henüz hafızalarda yerini korurken yaşanan Floyd cinayetinin yarattığı kitlesel hareket büyüyor. ABD’de 25 kentte sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Amerika daha önce de siyah öfkeye şahit oldu. Ama aklı başında insanları korkutan asıl şey Beyaz Saray’da faşizan eğilimleri olan ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan saatli bir bombanın oturuyor oluşu.

Kitlesel hareketler yedinci sanatın da her zaman gündeminde olmuştur. Halkların özgürlük ve hak arayışını beyaz perdeye taşıyan on filmi sizler için derledik. İyi seyirler, sağlıkla kalın…

ÜLKE VE ÖZGÜRLÜK/ LAND AND FREEDOM

I Daniel Blake, The Navigators, Sorry Wes Missed You gibi harika işlere imza atan Ken Loach’ın yönettiği “Land and Fredoom” bizleri İspanya Sivil Savaşı’na götürüp güzel bir aşk hikayesine tanık ediyor. Genç ve işsiz bir komünist parti üyesi olan David nişanlısını da terk edip savaş mağduru İspanya’ya gönüllü olarak gitmeye karar verir. Ordunun gözde elemanlarından biri haline gelir ve Blanca isimli bir anarşiste aşık olur. Birlikte eşitlik ve özgürlük için savaşırlar. Ta ki bir gün asıl düşmanın karşı tarafta değil, yakınlarında bir yerde olduğunu anlayana dek.

KIZGIN FIRINLARIN SAATİ/ LA HORA DE LOS HORNOS

Fernando E. Solanas’ın ilk eseri olan 4 saat 20 dakika uzunluğundaki Kızgın Fırınların Saati üç bölümden oluşur: Birinci bölüm, “Şiddet ve Özgürlük” adı altında, Arjantin’in toplumsal, tarihsel, coğrafik ve kültürel değişik yönlerini anlatır. Bu bölüm Che Guevera’ya ve Latin Amerika’nın kurtuluşu için ölenlere ithaf edilir. “Devrim için Eylem” adlı ikinci bölüm, Juan Peron’un ilk on yılını (1945-1955) anlatan “Peronizmin Tarihi” (20 dakika) ve Peronizm sonrası dönemi anlatan “Direniş” (100 dakika) olmak üzere iki alt bölümden oluşur. Son bölüm ise, birinci bölümle aynı adı taşır, “Şiddet ve Özgürlük”, ve 45 dakika sürer. Bu son bölümde, iki röportaj gösterilir ve birkaç mektup okunur.

CEZAYİR SAVAŞI/ LA BATTAGLİA Dİ ALGERİ

Uzun yıllar boyunca Fransa’nın sömürgesi olarak varlığını sürdüren Cezayir’in bağımsızlığını kazanış hikayesini anlatan film 1954 ve 1957 yılları arasındaki mücadele döneminde geçiyor. Casbah kalesinin bölmelerinde başlayan özgürlük hareketi zamanla tüm şehre yayıldığında sivil savaş patlak verir. Bir zaman sonra şiddetini artırdığında ise Fransız ordusu, terör örgütü olarak adlandırdığı, Cezayir direniş hareketi FLN’nin peşine düşerek üyelerini yok etmeye başlar. Bu savaş yıllara yayılarak insanlık tarihinin en kanlı özgürlük mücadelelerinden birine dönüşür.

GANDHI

İngiliz yönetimine karşı “Pasif Direniş”i örgütleyen Mahatma Gandhi’nin hayatından bir kesit anlatan film, en iyi biyografik çalışmalardan biri olarak kabul ediliyor. 11 dalda aday olduğu Oscar ödüllerinden “en iyi film” ve “en iyi yönetmen” dahil tam 8 ödülle döndü. Gandhi rolünde sinema tarihinin en iyi performanslarından birine imza atan usta oyuncu Ben Kingsley ise “en iyi erkek oyuncu” dalında heykelciğe uzandı. Cenaze sahnesinde yaklaşık 300.000 kişinin yer almasıyla da bir film sahnesinde yer alan en kalabalık insan sayısı rekorunu da elinde bulunduran film, çarpıcı sahneleriyle hafızalardan silinmeyecek bir yapıt.

PROTESTO/ LE HAINE

Protesto, şiddetli bir isyanda rol alan 3 gencin hikâyesini anlatıyor. Paris’in gettolarında hararetli saatler yaşanmaktadır. Grup halinde dolaşan yerel gençlerle, çevreyi kuşatan polisler arasında nefret dolu bakışlardan oluşan bir gerilim vardır. Mahallenin gençlerinden Abdel, polis soruşturması sırasında benzetildiği için hastanede ölüm döşeğinde yatmaktadır. Gencin arkadaşları ise başıboş dolaşmaktadırlar. İçlerinden Vinz, Abdel’in ölmesi durumunda bir polis vurmaya yemin eder.

KANLI PAZAR/ BLOODY SUNDAY

Paul Greengrass’ın yönettiği 2002 yapımı İngiliz filmi, 1972’de Kuzey İrlanda’nın Derry kentinde 26 göstericinin İngiliz askerleri tarafından vurulması, 13’ünün ölmesi ile sonuçlanan Kanlı Pazar’ı anlatıyor.

MALCOLM X

Amerikan tarihinin en önemli insan hakları savunucularından Malcolm X’in yaşamını beyaz perdeye aktaran filmi Spike Lee yönetiyor. Babası ırkçı örgüt Klu Klux Klan tarafından öldürülen Malcolm’un günübirlik ve gamsız yaşadığı hayatı hapse girmesiyle bölünür. Hapiste İslam’la tanışan Malcolm dışarı çıktığında özgürlük için mücadele eden ve kitleleri peşinden sürükleyen bir isme dönüşür. Ancak, bu mücadelede hiç kolay değildir ve en büyük tehlikeler bazen en yakında olanlardan kaynaklanmaktadır.

BİR TAKSİ ŞOFÖRÜ/TAEKSİ WOONJUNSA

Güney Kore’nin Gwangju kentinde 18-27 Mayıs 1980 tarihleri arasında darbe yönetimine karşı gerçekleşen ve güvenlik kuvvetleri ile paramiliter güçlerin hedef alarak ateş açmları sonucu çoğu üniversite öğrencisi yaklaşık 240 kişinin hayatını kaybettiği protesto gösterilerini konu alan film, bir taksi şoförünün etrafında şekillenir. Kızına bakmaktan başka derdi olmayan kurnaz ve paragöz taksi şoförü, Batılı bir gazeteciyi çok iyi bir ücret karşılığında kendisini isyan bölgesine götürmesini kabul eder. Sonrasında yaşadıkları ise hayatlarını ve dünyaya bakışlarını kökten değiştirecektir.

GREV/STRIKE- DIE HELDIN VON DANZIG

Polonya’da Dayanışma Hareketi kahramanı Anna Wlastzavsky’yi anlatan film, Volker Schloendorff tarafından yönetildi. İşine kararlılıkla bağlı olan Anna’nın bir iftira yüzünden boşta kalınca başlattığı direniş önce iş yerine sonra kente ve en sonunda tüm Polonya’ya yayılır.

MANDELA ÖZGÜRLÜĞE GİDEN UZUN YOL

Dünyaya ilham vermiş, bir liderin etkileyici gerçek hayat hikayesi. Filmde Nelson Mandela´yı Idris Elba oynuyor. 5 Aralık 2013 tarihinde hayata gözlerini yuman, Güney Afrika´nın efsaneleşen özgürlük savunucusu Nelson Mandela´nın yaşamını kronolojik biçimde takip eden film, Mandela’nın bir taşra kasabasındaki çocukluğundan başlayarak, Güney Afrika´nın demokratik seçimlerle iş başına gelen ilk başkanı olmasına kadar geçen sürecini sinemaya taşıyor.

Okumaya devam et

Popular