Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Prof. Ferhat Kentel korona sonrası dünya sisteminin değişeceğini düşünüyor

Korona sonrası toplumsal ilişkilerin de devlet sisteminin de değişebileceği yönünde analizler var. Prof. Kentel’e göre bu otoriterleşme yönünde olacak.

BOLD – Salgın küresel ekonomik sisteme de büyük darbe vurmuş durumda. Borsalarda sert düşüşler yaşanırken, Kanada, İngiltere, Fransa, Almanya gibi birçok ülke faizleri indirme yoluna gidip, açıkladıkları ekonomik paketlerle ekonomilerindeki yangını söndürme telaşında. Salgından en çok etkilenen ülkelerde, sağlık sistemi çökme tehlikesi ile karşı karşıya.

Prof. Dr. Ferhat Kentel, her geçen gün yıkıcı etkilileri artan salgınla birlikte krize giren kapitalist sistem ile toplum-birey ilişkisini MA’ya değerlendirdi.

Kapitalizmin “krizleri fırsata çevirme alışkanlığı” olduğunu vurgulayan Kentel, şunları söyledi: “Tüm dünyada belirsizlik, korku ve güvensizlik karşısında serpilmiş olan otoriter popülist, milliyetçi ve ırkçı akımlar, tam da bu kapitalizmin yeniden üretilebilmesi için mükemmel bir altyapı oluşturmuştu. Bugünkü salgın ve korkusu vasıtasıyla muhteşem bir totaliter kontrolün sağlanmasının da önü açılmış oldu. Kapitalizmin, sınıflar arasındaki farkın can yakıcı hale geldiği bir zamanda, sistemin sorgulanması da beklenebilir bir şeydi. Bu sorgulama ihtimal ve imkânlarına karşılık, koronavirüs vesilesiyle kapitalizm yeni bir yapılanmaya girecek gibi görünüyor. Totaliter rejimler ya da kapitalizmin totaliter yollarla yeniden üretilmesi için mükemmel bir fırsat veriyor.”

DÜNYA DAHA OTORİTER OLABİLİR

Prof. Dr. Kentel, salgının iktidarlara yurttaşları üzerinde hiç olmadığı kadar bir kontrol sağlama imkanı sunduğunun altını çizerek, küresel korkularla üreyen, ancak ulusal ölçeklerde sağlanan totaliter kontrolün küresel bir kontrolü de beraberinde getirdiğini kaydetti. Kentel, “Başka bir ifadeyle küresel bir sorun, ulusal önlemler vasıtasıyla sadece salgına dair olmayan bir küresel korku ikliminin, güvensizliğin yerleşmesini sağladı. Bu güvensizlik çok daha büyük totaliter kontrol ve manipülasyon imkân ve tekniklerinin de düşünülmesine, harekete geçirilmesine zemin hazırlıyor. Yani sistemin çöküşü değil ama sistemin var olmak için, içine aldığı yeni bir iktidar teknolojisinden ‘taktiklerden’ bahsedebiliriz. Artık ‘genelleşmiş’ korkular ve tehditler konusunda bırakın itiraz etmeyi, soru sormak bile çok cesaret isteyecek” diye belirtti.

Bu tehlike nedeniyle geleceğe dönük öngörülerin ihtiyatlı olduğuna dikkat çeken Kentel, birbirine taban tabana zıt ve hiç umulmayan sonuçların ortaya çıkabileceğini ifade etti. Kentel, “Önümüzdeki dönem; kapitalizmin daha totaliter versiyonları ve onun yaratacağı felaketler ile özgürlük ve adalet talep eden toplumsal hareketlerin sağlayacakları göreli olarak dengeli bir toplumsal yapı arasındaki bir yelpazede şekillenecek” dedi.

YENİ TOPLUMSAL RİTÜELLER ORTAYA ÇIKABİLİR

Kentel, bununla birlikte haftalar boyunca evlerine kapanmış insanların, özellikle çocukların edinmiş oldukları yeni sosyalizasyon, başkalarıyla yakınlaşma teknikleri ve ritüelleriyle birlikte başka tür toplumsallıkların ortaya çıkabileceğini de kaydetti. Yine hayatımızda zaten çok önemli bir yere sahip olmuş olan dijital medyanın her şeyin bir simülasyonuna dönüşebileceğini belirten Kentel, diğer taraftan büyük çoğunluklar evlerinde “yalnız bireyler” olmuşken, onların boş bıraktıkları kamusal alanlar, sokaklar ve iktidar alanların bazı muktedirlerin çok daha rahat at oynattıkları yerler haline gelebileceğini kaydetti.

Sıradan insanların bu yeni durumlarda bile, bin yılların birikiminden gelen tecrübelerine, yapma yollarına, var olma tekniklerine bağlı olarak, üretecekleri yeni toplumsal ilişkiler söz konusu olabileceğini söyleyen Kentel, son olarak “Hannah Arendt’ten aktararak söyleyecek olursam evet, insanlar çok şiddet ürettiler, savaşlar yaptılar, öldürdüler ama bu öldürme çabası, yaşama arzusundan hiçbir zaman daha güçlü olmadı” sözlerini sarf etti.

Analiz

4 maaşlı ‘hiç’: İbrahim Kalın kimdir

Dört ayrı yerden maaş alan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın ‘Hiç oldum’ türküsü sosyal medyayı salladı. Top sakaldan İslamcı bıyığa evrilen İbrahim Kalın kimdir?

BOLD ANALİZ – Söz ve müziği kendisine ait ‘Hiç oldum’ türküsünü YouTube üzerinden paylaşan Kalın, bu eser için sanatçı Erkan Oğur ile ortak çalıştı. Söylediği türkü ve aldığı maaşlarla gündem olan Kalın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hiç vazgeçmediği bir isim. Erdoğan Başbakanlığı döneminde Kalın’ı önce danışmanı, sonra başdanışmanı son olarak Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı yaptı.

HEP SARAY’IN A TAKIMINDA

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde A takımında yer alan Kalın, Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğüne getirildi. Kalın ayrıca, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu başkan vekilliği ve Cumhurbaşkanlığı başdanışmanlık görevini yürütüyor. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki üç ayrı görev için ayrı maaş alıp almadığı ise bilinmiyor.

TODAYS ZAMAN’DA YAZILAR YAZDI

Erzurumlu bir ailenin çocuğu olarak 1971 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Kalın, İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’nde 1992 yılında lisans eğitimini tamamladı. Yüksek lisans tahsilini Malezya’da yaptı. George Washington Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezinde akademik araştırmalar yaptı. College of the Holy Cross, Georgetown Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi’nde dersler verdi. Hizmet Hareketi’nin kapatılan İngilizce yayın yapan gazetesi Todays Zaman’da yazılar yazdı.

AKP’NİN DÜŞÜNCE KURULUŞU SETA’NIN KURUCUSU

2005-2009 yılları arasında Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı kurucu başkanlığı yapan Kalın, AKP’nin düşünce kuruluşu olarak hizmet verdi. Avrupa ve ABD’nin Türkiye ile kurduğu kritik temaslarda hep ilk görüşen isim olan Kalın, Erdoğan’ın sağ kolu olunca top sakallı imajından İslamcı bıyığa evrildi.

TÜRKSAT, İKİ ÜNİVERSİTE VE CUMHURBAŞKANLIĞINDAN MAAŞ

Saz çalan Kalın, aynı zamanda tasavvuf alanında kitaplar yazdı. Akıl ve Erdem, Varlık ve İdrak, Ben, Öteki ve Ötesi: İslam-Batı İlişkileri Tarihine Giriş adlı çalışmaları bulunan Kalın’ın aldığı maaşlar ise hayatıyla ters düştü.  Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda üç ayrı sıfatı bulunan Kalın, TÜRKSAT Yönetim Kurulu üyesi olarak da maaş alıyor. Ahmet Yesevi Üniversitesi mütevelli heyeti üyeliğinden de evine maaş giren Kalın, dersler verdiği İbn-i Haldun Üniversitesi’nde de maaş alıyor.

 

Okumaya devam et

Analiz

Kanada’dan ambargo kararı Türkiye savunmasını nasıl etkileyecek?

Kanada’nın, Türkiye’ye yönelik savunma alanındaki ihracat izinlerini iptal etmesi, Türkiye’nin insansız hava aracı sistemleri başta olmak üzere savunma alanındaki üretimlerinde çok sayıda negatif etkiye neden oldu.

BOLD – Kanada Hükumeti, Dağlık Karabağ başta olmak üzere Suriye ve Libya’daki askeri çatışmalarda Türkiye’nin Kanada teknolojisini kullandığı ve üçüncü ülkelere aktardığı iddialarına yönelik soruşturmayı tamamladı ve Türkiye’ye askeri mal ve teknoloji ihracat izinlerini iptal etti. TM’den Cevheri Güven’in haberine göre karar, Türkiye’nin gelişen İHA sanayisine büyük darbe anlamına geliyor ancak Türkiye’nin Kanada’dan ithal ettiği askeri teknoloji bununla sınırlı değil. Uçak motorlarından elektronik harp sistemlerine kadar pek çok alanda sorunlar başladı.

TÜRK DRONLARININ EN HAYATİ PARÇASI

Türkiye, son dönemde silahlı insansız hava araçlarını; Suriye, Libya ve Dağlık Karabağ’da kullandı ve çatışmanın yönünü değiştiren etkili sonuçlar aldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’a ait Baykar firmasının ve kamuya ait TUSAŞ’ın ürettiği silahlı insansız hava araçları, Kanadalı yapımcı Wescam’in elektro-optik (EO) ve kızılötesi (IR) kamera sistemlerini kullanıyor. Yüksek teknoloji ürünü optik sistemler, Baykar tarafından üretilen Bayraktar TB2 İHA‘larda kullanılırken TUSAŞ’ta ise ANKA İHA‘larda söz konusu sistemleri kullanıyor.

Kamuya ait bir şirket olan TUSAŞ’ın ürettiği ANKA serisi silahlı ve silahsız İHA’lar, istihbarat yeteneği de içeren daha kabiliyetli ve pahalı araçlar olduğu için Türkiye dışındaki çatışmalarda kullanılmadı. Ancak Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’a ait BAYKAR firmasının ürettiği silahlı dronlar, ülkenin girdiği tüm çatışmalarda kullanılıyor.

Kanadalı görüntüleme sistemleri firması Wescam’a ait MX-15D optik sistemi hem Anka hem de Baykar’a ait TB2’de kullanılıyor. Sistem hem yüksek kaliteli EO/IR görüntü aktarımı sağlıyor hem de hedefi otomatik olarak takip edip hedefleme sürecini yönetiyor. Wescam ürünleri hali hazırda Türkiye’nin ithal edebileceği en kaliteli sistem olarak biliniyor.

Baykar, daha fazla silah taşıma ve menzil kapasitesine sahip test aşamasındaki Akıncı tipi İHA’larda da Wescam sistemlerini kullanıyor. Ambargonun uzun sürmesi durumunda Akıncı projesinde büyük aksama olacak.

Türkiye, kendi görüntüleme sistemini geliştirebilmek için diğer bir kamu şirketi olan ASELSAN’ı görevlendirdi. ASELSAN’ın geliştirdiği CATS elektro optik kamera, Wescam ürünlerine göre daha ağır, daha düşük çözünürlüğe sahip ve hedefleme aşamasında da dezavantajları bulunuyor.

Silahlı ve silahsız dronlar Türkiye için aynı zamanda önemli bir ihracat kalemi. Baykar, TB2 silahlı dronlarını Azerbaycan’a sattı. Kanada, bu durumun “Türkiye tarafından verilen son kullanım güvencelerine” aykırı olduğunu belirtse de Azerbaycan tarafı satışı doğruluyor. Azerbaycan hükümeti resmi askeri geçit törenlerinde TB2 dronlarını sergilemekten çekinmiyor.

Baykar, Ukrayna, Suudi Arabistan ve Pakistan’la da satış görüşmeleri yaptığını duyurmuştu ancak Kanada’nın aldığı son karar bu satışların tamamını bloke etti.

4 ADET BOMBARDİER HANGARDA BEKLİYOR

Kanada ambargosunun etkilediği bir diğer alan da Hava SOJ (Stand Off Jammer) Projesi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu elektronik harp özel görev uçaklarının tedarikiyle ilgili proje kapsamında Türkiye geçtiğimiz yıl 4 adet Kanada yapımı Bombardier Global 6000 tipi uçak teslim aldı.

Kanada uçakları teslim etti ancak, Dağlık Karabağ savaşı sonrası Ekim 2020’den beri sürdürdüğü soruşturma nedeniyle bu konuda da işbirliğini durdurdu. Kanada, soruşturmayla birlikte başlayan kısıtlamalar ve ardından gelen iptal nedeniyle uçaklar için gerekli eğitim ve bilgi transferini sağlamadı. Elektronik harp için son derece değerli olan ve Hava Kuvvetlerinin ısrarla istediği dört adet uçak hangarda bekletiliyor.

MİLGEM’E HELİKOPTER PLATFORMU VERİLMİYOR

Türkiye’nin savaş gemisi üretme programı olan MİLGEM de Kanada’nın getirdiği kısıtlamalardan etkilenen başka bir üretim bandı. Hem Türk Deniz Kuvvetleri hem de Pakistan Donanması için korvet ve fırkateyn üretilen projede Kanada, helikopter platformu tedarikçisiydi ancak bu süreç de durduruldu.

EĞİTİM UÇAĞI MOTORU SATIŞI DURDURULDU

Türkiye’nin Kanada’dan aldığı bir diğer önemli ürün; Hürkuş eğitim uçaklarında kullanılan motor.  Pratt & Whitney Canada tarafından üretilen PT6 motorlar, sivil ve askeri uçaklarda yaygın olarak kullanılıyor. Motor tedariki de Kanada’nın aldığı ihracat izinlerinin iptali kapsamında durduruldu.

Okumaya devam et

Analiz

Bitcoin’de Erdoğan etkisi: Yüzde 10 vergi geliyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gece yarısı kararlarıyla yaşanan şoklar yatırımcıyı kripto para Bitcoin’e yönlendirdi. Naci Ağbal’ın görevden alınmasının ardından Türkiye’de 23 milyar lira değerinde kripto para işlemi yapıldı. AKP, Bitcoin’den yüzde 10 stopaj vergisi için kolları sıvadı.

BOLD ANALİZ – 3 Ocak 2009’da tedavüle çıkan Bitcoin, ilk kripto para birimi. Bitcoin’in fiyatı bugün 62 bin doları geçerek tarihindeki en yüksek seviyeye çıktı. Türkiye’de 5 milyondan fazla kişi kripto para borsalarında alım-satım yaparken, Erdoğan’ın 20 ayda 4 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası başkanını görevden alması Bitcoin çılgınlığını tetikledi.

YATIRIMCI KRİPTO PARAYA YÖNELDİ

The Guardian gazetesi, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ı görevden almasının kripto paralara etkisini değerlendirdi. ‘Türkiye’deki ekonomik çalkantı Bitcoin çılgınlığını tetikledi’ başlığı taşıyan analizde, “Merkez Bankası’na iki yıldan kısa süre içinde dördüncü bir başkan atandığı ve TL’nin 2018’deki döviz krizinden bu yana değerinin yarısını kaybetti. Yatırımcılar kripto para birimine yöneldi” denildi.

2020’DE 1 MİLYAR 2021’DE 23 MİLYARLIK İŞLEM

Erdoğan’ın kararının ardından Türkiye’de enflasyonun son 6 ayın en yüksek seviyesine yükseldiğine işaret eden gazete, ekonomik karmaşadan etkilenmek istemeyen yatırımcıların Bitcoin aldığına vurgu yaptı. Bitcoin’den kazanmak isteyenlerin ilk birkaç günde 23 milyar lira değerinde kripto para işlemi yaptığına vurgu yapıldı. 2020’nin aynı zaman diliminde ise sadece 1 milyar liralık kripto para işlemi yapıldığına vurgu yapıldı.

GOOGLE’DA ARAMA REKOR SEVİYEDE

Naci Ağbal’ın görevden alınma kararından önce Google’da kripto para birimi aramalarının zirveyi gördüğüne de dikkat çekildi. Dijital para alanını düzenlemek veya vergilendirmek için herhangi bir hamle yapmadığı belirtildi. Ancak AKP hükumeti, paranın ve kazancın olduğu her yere el attığı gibi kripto paralarla ilgili hazırlıklarını tamamladı.

60 BİN LİRALIK KRİPTO PARAYA BLOKE

The Guardian’ın haberinin yayınlandığı saatlerde Türkiye’de ilk defa bir kripto paraya haciz konuldu. İstanbul 14’üncü İcra Dairesi’nin kararına göre 60 bin Türk Lirası değerindeki kripto para hesabı bloke edildi. Karar uygulamaya geçerse borcu olanlar dijital para cüzdanlarını vergi dairelerine teslim etmek zorunda kalacak.

YÜZDE 10 VERGİ GELİYOR

Maliye ve Hazine Bakanlığı bünyesinde Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) da kripto para borsalarına tebliğ ettiği bilgi formu kripto paradan alınacak muhtemel verginin ayak sesleri olarak yorumlandı. Ekonomi yazarı Turhan Bozkurt YouTube kanalında “SPK’nın kripto paraları menkul kıymet olarak kabul etmesi hâlinde hisse senedi alım-satım kazancında olduğu gibi kaynağından yüzde 10 stopaj (Gelir Vergisi tevkifatı) alınacak. Kripto para işlem platformlarına “aracı kurum izni” verilecek ve platform kullanıcı adına yüzde 10 stopaj uygulayacak. Böylece kripto para işlem platformları vergilendirmede aracı olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

 

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0