Bizimle iletişime geçiniz

Politika

İnfaz indiriminde eşitsizlik, ayrımcılık var: Düşünceye af yok

AKP ve MHP’nin ortak hazırladığı af teklifi, siyasi ve düşünce suçundan cezaevinde bulunanlar kapsam dışı bırakılıyor. Adli suçları işleyen kadın, hamile, çocuk ve 65 yaşına geçenlere infaz erteleme, 4 yıla kadar denetimli serbestlik getiriliyor. Düşünce suçlusu ise yararlandırılmıyor.

BOLD – İnfaz yasası başta olmak üzere 11 yasada değişiklik içeren 70 maddelik teklif Meclis’e sunuldu. İttifak ortağı MHP’nin de imza attığı düzenlemede cinsel suçlar, uyuşturucu suçları, kadına şiddet, adam öldürme ve terör suçları kapsam dışı tutuldu. Eşitlik ilkesinin gözetilmediği teklifte siyasi tutuklu ve hükümlüler, twit attığı, yazı yazdığı, sohbete katıldığı, banka hesabı açtığı ya da sendikaya üye olduğu gerekçesiyle terör örgütü üyeliğinden ceza alanlar kapsam dışı bırakıldı.

Teklifle adli suçlarda koşullu salıverilme oranı 3’te 2’den 1/2’ye indiriliyor. Ayrıca denetimli serbestlik süresi 1 yıldan 3 yıla çıkarılıyor. 10 yıl hapis cezası alan bir hükümlünün cezası 5 yıla indirilirken, 2 yıl ceza çektikten sonra denetimli serbestlikle tahliye edilecek.

MHP’nin gündeme getirdiği ancak AKP’nin itirazları sonrasında rafa kalkan infaz yasası Kovid-19 salgını nedeniyle yeniden raftan indirildi. AKP ve MHP’nin birlikte hazırladığı 70 madelik teklif, dün TBMM Başkanlığı’na sunuldu. TBMM Genel Kurulu’na salı günü gelmesi beklenen tekliften 90 bin hükümlünün yararlanması öngörülüyor. Düzenlemede, cinsel suçlar, uyuşturucu suçları, kasten adam öldürme, kadına karşı şiddet ve terör suçları kapsam dışı bırakıldı.

YARI YARIYA İNDİRİLDİ

Teklifle, cezaevlerinde geçirilmesi gereken süre yarı yarıya kısalıyor. Koşullu salıverme oranı 2/3’ten 1/2’ye indiriliyor. Buna göre 10 yıl ceza alan bir hükümlünün cezası 5 yıla indiriliyor. Ancak bu ceza indiriminden terör suçları, uyuşturucu ticareti, cinsel istismar suçları ve kasten adam öldürme suçu kapsam dışı bırakılıyor. Kasten öldürme suçu da 2/3 oranında, diğer suçlar yönünden de 3/4’lük koşullu salıverme oranının uygulanmasına ise devam edilecek.

DENETİMLİ SERBESTLİK 3 YILA ÇIKTI

Teklife eklenen geçici maddeyle terör suçları, cinsel saldırı suçu, uyuşturucu ticareti, özel hayatın gizliliği ve kasten öldürme suçları dışındaki denetimli serbestlik uygulaması da 3 yıla çıkarıldı. Teklifte, 2016’da yapılan düzenlemeyle 2 yıllık denetimli serbestlikten yararlananlar ek olarak 1 yıldan da yararlanabilecek.

65 YAŞ ÜSTÜ KRİTERİ

Teklifte, denetimli serbestlik süresi 0-6 yaş grubu çocuğu olan kadınlar ve 70 yaşını bitirmiş hükümlüler için 4 yıl uygulanması öngörülüyor. Ağır hastalık halinde ise 65 yaşın üstündeki hükümlüler de Adalet Bakanlığı’nın belirlediği tam teşekküllü hastaneler ve Adli Tıp raporuyla cezalarını denetimli serbestlikte geçirebilecek. Terör suçundan yatanlar bu değişiklikten yararlanamayacak.

BİR GÜNE 3 GÜN

Teklif, çocuk hükümlülerini de kapsama alıyor. Buna göre, belirli bir tarihten önce suç işleyen çocuk hükümlülerin 15 yaşına kadar cezaevinde kaldığı 1 gün 3 gün olarak sayılıyor. Çocuk hükümlünün 18 yaşını dolduruncaya kadar cezaevinde kaldığı 1 gün ise 2 gün kabul edilecek. Teklifte, “denetimli serbestlik uygulamasındaki cezasızlık algısının ortadan kaldırılması” da öngörülüyor. Bütün hapis bir yıllık sabit bir denetimli serbestlik süresi uygulaması teklifle “koşullu salıverilme süresine kadar cezaevinde geçirmesi gereken sürenin 5’te 4’ünü dolduranlar” için geçerli kılınıyor. Buna göre cezanın 5’te 4’ünü doldurmayanlar denetimli serbestlikten yararlanamayacak, bir ay ceza alan hükümlüler de kısa süre de olsa cezaevinde kalacak.

EV HAPSİ GELİYOR

Hapis cezalarının hafta sonu ve geceleyin ceza infaz kurumunda kalmak suretiyle infaz edilebilmesine ilişkin 6 aylık sınır da teklifle kasıtlı suçlar bakımından 1 yıl 6 aya, ölüme neden olma hariç taksirli suçlar bakımından ise 3 yıla çıkarılıyor. Kadınlar ve yaşlılar için de “konutta infaz” usulü uygulanıyor. Ancak bu uygulamada hapis cezalarının sınırı artılıyor. Buna göre, kadın, çocuk veya 65 yaşını bitirmiş kişiler 1 yıl, 70 yaşını bitirenler 2 yıl, 75 yaşını bitirenler 4 yıla kadar cezalarını evlerinde çekebilecek. 5 yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olan hasta veya engelli hükümlüler, Adli Tıp Kurumu raporuna bağlı olarak cezalarını konutlarında infaz edebilecek. Yeni doğum yapan ve toplam 3 yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan kadın hükümlüler de yine cezalarını konutunda infaz edebilecek. Diğer yandan, hamile kadınların cezası bir buçuk yıl ertelenebilecek. Düzenlemede terör suçları kapsam dışı bırakıldı.

SUÇLAR ARTIRILIYOR

Yaralama suçunun canavarca his saiki ile (örneğin kezzap atmak suretiyle) işlenmesi durumunda verilecek azami ceza 13 yıl 6 aydan 18 yıla çıkarılacak. Örgüt kuran ve yönetenlerin cezaları ile tefecilik yapanların cezaları artırılacak.

TEKLİFE VİRÜS AYARI

Yeni tip Koronavirüs salgını ile ilgili teklifte geçici madde bulunuyor. Buna göre salgın nedeniyle açık cezaevlerinde bulunan hükümlüler 31 Mayıs’a kadar izinli sayılacak ve bu kişiler cezalarını evde çekebilecek. Bu süre gerektiğinde Adalet Bakanlığı’nca 2 kez uzatılabilecek. Böylece bu hükümlüler en fazla 6 aya kadar cezalarını konutta çekebilecek.

6 AYDA BİR İYİ HAL İNCELEMESİ

Teklifte, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesine ilişkin esaslar da yeniden belirleniyor. Buna göre, hükümlüler ceza infaz kurumlarında bulunduğu tüm aşamalarda, en geç 6 ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacak. 10 yılın üzerinde olan cezalarla, terör ve kasten öldürme gibi önemli suçlardan mahkum olanların tahliyesine Cumhuriyet savcısının başkanlık edeceği bir kurul karar verecek.

İşlemediği suçtan 24 yıldır tutuklu Özkan 85’inde korona riskine rağmen tahliye edilmedi

Politika

MSB’nin tehdidinin ardından savcılar CHP’li Başarır için harekete geçti

Tank Palet Fabrikasının Katarlılara satılmasıyla ilgili açıklamaları yüzünden, MSB’nin hedefi olan CHP’li Mahir Başarır hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.

BOLD – CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Habertürk’te katıldığı bir programda Tank Palet Fabrikasının yüzde 49’unun Katarlılara satılmasıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Başarır’ın açıklamalarına sosyal medyada AKP’li hesaplar tepki gösterdi.

RESEN SORUŞTURMA

AKP’li hesapların ardından Milli Savunma Bakanlığından da (MSB), Başarır’ın ifadelerin ardından tehdit gibi açıklama geldi. Başarır hakkında dava açılacağının işaretinin verildiği MSB’ye ait sosyal medya hesabından: “Hesabının hukuk çerçevesinde sorulacağını, konunun takipçisi olacağımızı herkesin bilmesini istiyoruz” paylaşımı yapıldı.

MSB’nin paylaşımının ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti. Başsavcılıktan yapılan açıklamada: “Katıldığı bir TV programında ‘Türk ordusu satılmış’ diyen 27. dönem Milletvekili Ali Mahir Başarır hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca TCK’nın 301. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ve devletin askeri teşkilatını alenen aşağılama suçlarından resen soruşturma başlatılmıştır” denildi.

Sunday Times Erdoğan’ın reform söylemlerinin ardındaki Biden gerçeğini yazdı

Okumaya devam et

Politika

Demirtaş: Silah ve şiddet yöntemini benimsemiyorum

Halen cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan problemlere karşı “demokratik siyaset” çıkışı geldi. Barışçıl yollara inandığının altını çizen Demirtaş “Silah ve şiddet yöntemini de benimsemediğim, doğru bulmadığım için demokratik siyaset yolunu tercih etmiş bir siyasetçiyim. Demokratik siyaset, şiddetin alternatifi ve panzehridir.” dedi.

BOLD – Selahattin Demirtaş, tutuklu olduğu Edirne Cezaevinde, 45 kişi tarafında sorulan 45 soruyu cevapladı. 1+1 Forum’un sitesinde yayınlanan soru- cevaplarda Demirtaş’ın demokratik siyaset vurgusu ön plana çıktı.

Oda TV’den Barış Terkoğlu, “PKK ile ilişkili olmakla suçlanarak yargılanıyorsunuz. Öte yandan azımsanmayacak sayıdaki kimi destekçilerinize göre siz PKK’ya ya da Kandil’e karşı tavrınızın kurbanı oldunuz. Bunlardan hangisi doğru? Demirtaş PKK’nın ya da Kandil’in vitrini mi, yoksa panzehri mi?” diye sordu. Demirtaş ise:

DEMİRTAŞ: PKK ÜYESİ YA DA YÖNETİCİSİ DEĞİLİM

“Ben PKK üyesi veya yöneticisi olsaydım bunu en azından mahkemede asla gizlemezdim. Neysem oyum. Saklayacak, gizleyecek hiçbir şeyim yok. Yasadışı bir faaliyetim yok. Zaten hakkımda öyle bir iddia da yok. Twitter hesabımda açıkladığım ve mahkemede hepsi de çürütülen birkaç somut iddia dışında, iddianamelerin tamamı kamuoyunun duyduğu, bildiği konuşmalarımla doludur. Savcılar bu konuşmalarımdan yola çıkarak PKK kurucusu ve yöneticisi olduğumu iddia edip dava açtılar. Bu da beni PKK yöneticisi yapmaz. Ben siyasetçiyim ve HDP dışındaki hiçbir örgütsel yapıya bağlı ya da tabi değilim. Silah ve şiddet yöntemini de benimsemediğim, doğru bulmadığım için demokratik siyaset yolunu tercih etmiş bir siyasetçiyim. Demokratik siyaset, şiddetin alternatifi ve panzehridir. Tüm sorunların barışçıl siyasi yollarla çözülmesi gerektiğine inandığım için de HDP’de siyaset yapıyorum.” dedi.

“OYALAMA VE ALDATMAYA DÖNÜK SÖZDE REFORM GİRİŞİMİ”

Gazeteci Erdal Er’in “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışınızdan sonra Erdoğan’ın yakın çevresine “bana ihanet ettiler” dediği, bu nedenle size kişisel husumet beslediği, bunun sonucu olarak hapiste olduğunuz söyleniyor. Bu iddiaya yorumunuz nedir? Sizin Erdoğan’la kişisel bir sorununuz var mı? Çözüm için siyasi rakibiniz Erdoğan’la el sıkışır mısınız? AKP ile HDP yan yana gelebilir mi?” diye sordu. Kendisinin siyasi rehine olduğuna vurgu yapan Demirtaş “İçeride olmamızın nedeni de partimizin her konudaki duruşunu savunmamızdır. Erdoğan ile nasıl bir kişisel sorunum olabilir ki? Ben bir siyasi rehine olarak hapisteyim. Kurumsal ve radikal demokratik adımlar cesaretle atılırsa kaos durumundan çıkış mümkün olabilir. Benim ve arkadaşlarımın şahsi özgürlüğünden çok, toplumun özgürlüğünün ve Türkiye’nin demokrasisinin gelişmesi önemlidir.” diyerek cevap verdi.

AKP’nin reform çıkışını “oyalama ve aldatmaya dönük sözde reform girişimi” diye tanımlayan Demirtaş “Samimi ve somut demokratik adımları, HDP dahil tüm partilerin destekleyebileceğini düşündüğünü ifade eden Demirtaş, şöyle devam etti: “Reform ve demokrasi adımlarını isimler üzerinden değil, genel ilkeler ve toplumun yararı üzerinden tartışmak yararlı olur. Oyalama ve aldatmaya dönük sözde reform girişimleri ise mevcut krizi derinleştirmekten başka işe yaramaz. Şu andaki sorunları ve krizi yaratan biz değiliz, ama çözüm konusunda kendimizi sorumlu hissederiz. Yeter ki ciddiyeti ve samimiyeti görelim. Bu düşüncelerim, iktidarından muhalefetine tüm partilere yöneliktir. Ve elbette demokratik reformların siyasi muhatabı kurumsal olarak partimiz HDP’dir.” ifadelerin kullandı.

‘ZULMÜN BÜYÜĞÜ DIŞARDA TOPLUMA YAPILIYOR’

Agos Gazetesi Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan’ın “Siyasi bir rehine olduğunuz su götürmez bir gerçek olduğuna göre, iktidarın sizi bu kadar uzun süre siyasi bir rehine olarak tutmasını nasıl açıklıyorsunuz?” yönündeki sorusuna ise Demirtaş, “İçeride benim gibi binlerce siyasi rehine var, ben yalnız değilim. Bu yapılanlar Kürt siyasetine diz çöktürme operasyonlarının bir parçasıdır. Zulmün büyüğü dışarıda tüm topluma yapılıyor.” cevabını verdi.

“MUHALEFET LİDERLERİ SEÇİMDE ISRAR ETMELİ”

Yazar Yıldırım Türker’in “Bugün ana muhalefet lideri olarak Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsaydınız ilk olarak ne yapardınız?” yönündeki sorusuna ise Demirtaş, kendini herhangi birinin yerine koyarak soruyu cevaplamamın doğru olmayacağını belirterek, “Ama ben muhalefet liderlerinin demokrasi, insan hakları gibi temel konularda birlikte hareket edebileceklerini düşünüyorum. Mesela kadın cinayetine dair bir duruşmayı, Çorlu tren faciası duruşmasını, siyasetçilerin ve gazetecilerin duruşmalarını genel başkanlar birlikte izleyemez mi? Katledilen bir kadının tabutunu bütün genel başkanlar birlikte taşıyarak en yüksek düzeyde hassasiyet yaratamazlar mı? Haksız yere işten çıkarılan emekçileri, Sakarya’da saldırıya uğrayan, Van’da helikopterden atılan Kürt ailelerini birlikte ziyaret edemezler mi? Daha birçok şey yapılabilir. Bu hem baskıyı frenler ve cinayetlerin önüne geçilmesine yardımcı olur hem de toplumda geleceğe dair demokrasi adına umutları çoğaltır. Sözlerden çok, bu tür adımlar anlamlı ve etkili olur gibime geliyor.” cevabını verdi.

Demirtaş, maddeler halinde hükümete çözüm önerileri sunmanın pek anlamlı gelmediğine işaret ederek, “Sanki sunulan önerileri hükümet tamamıyla yerine getirse her şey düzelecekmiş gibi bir algı oluşmasına yol açabilir. Bence muhalefet liderleri her konuşmalarında erken seçimde ısrar etmeli. Çünkü bu iktidarın yarattığı rejim değişmeden hiçbir şey değişmez.” dedi.

Okumaya devam et

Politika

AKP’li Siverek Belediye Başkanı da affını istedi

Sağlık sorunlarını gerekçe gösterip affını isteyen damat Berat Albayrak’tan sonra AKP’de sağlık gerekçeli istifalar sürüyor. AKP’li Siverek Belediye Başkanı Şehmus Aydın da sağlık sorunları gerekçesiyle görevinden istifa etti.

BOLD – Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi Belediye Başkanı Şehmus Aydın, sağlık sorunları gerekçesiyle görevinden istifa etti. Aydın’ın İstifası işleme konurken, belediye meclisi 10 gün içerisinde yeni başkanı seçecek.

BELEDİYE MECLİSİ YENİ BAŞKANI SEÇMEK İÇİN TOPLANACAK

Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, Siverek Belediye Başkanı Şehmus Aydın’ın sağlık sorunlarını gerekçe göstererek görevinden ayrılmak için dilekçesini kendilerine sunduğunu belirtti. İstifa dilekçesinin işleme alındığını aktaran Erin, “Konuyla ilgili İçişleri Bakanlığımızın da bilgileri var. Bundan sonraki süreçte belediye başkanı istifasını verdiği için 1. başkan vekili süreç tamamlanıncaya kadar vekaleten belediye başkanlığına bakacak. Meclisi Belediye Kanunu’na göre 10 gün içerisinde toplantıya davet edeceğiz. Meclis kendi içerisinde belediye başkanı seçimini gerçekleştirecek” dedi.

Koronavirüs vaka sayısı 30 bini geçti

Okumaya devam et

Popular